Avrupa tekstil ve hazır giyim sektörü, Shein ve Temu gibi ultra-fast fashion platformlarının yarattığı fiyat baskısına karşı daha sert önlemler talep ediyor. Sektör temsilcileri, 150 euro altındaki gönderiler için uygulanan mevcut düzenlemelerin ve 3 euroluk gümrük ücretinin yeterli olmadığını savunurken, paket başına yaklaşık 10 euroluk ek bir işlem ve denetim bedeli gündeme getiriliyor.
Bu talep yalnızca yeni bir maliyet önerisi olarak görülmemeli. Avrupa’daki geleneksel perakendeciler açısından asıl mesele, çok düşük fiyatlarla ve yüksek adetli küçük paketlerle çalışan bir iş modelinin, fiziksel mağazalar ve Avrupa merkezli markalar karşısında yarattığı rekabet avantajının yeniden dengelenmesi.
Ultra-Fast Fashion Modelinin Maliyeti Tartışılıyor
Avrupa Birliği, 1 Temmuz 2026 itibarıyla 150 euro altındaki düşük değerli e-ticaret gönderilerinde daha önceki gümrük muafiyetini kaldırarak paketlere geçici olarak 3 euroluk bir gümrük ücreti getirdi. Bu düzenlemenin arkasındaki temel gerekçelerden biri, Çin merkezli platformlardan Avrupa’ya ulaşan düşük fiyatlı ürünlerin oluşturduğu rekabet ve denetim yükünü azaltmak. 2024’te AB’ye günde yaklaşık 12 milyon düşük değerli paket ulaştığı belirtiliyor.
Ancak Avrupa tekstil sektörü, 3 euroluk bedeli yeterli görmüyor. Euratex ve Fransız sektör kuruluşları, ürünlerin kontrolü ve piyasa gözetimi gibi maliyetleri karşılamak amacıyla paket başına yaklaşık 10 euroluk ek bir işlem bedeli talep ediyor. Dolayısıyla tartışma artık yalnızca “Shein ve Temu vergilendirilmeli mi?” sorusundan çıkıp, Avrupa perakendesinde rekabet koşullarının nasıl yeniden kurulacağı noktasına geliyor.
Burada önemli olan nokta, maliyetin kimin tarafından üstlenileceği. Ek ücretler doğrudan tüketiciye yansıtılırsa Shein ve Temu’nun düşük fiyat avantajı belirli ölçüde zayıflayabilir. Platformların maliyeti kendi marjlarından karşılaması durumunda ise bu kez ultra-fast fashion modelinin ekonomik yapısı üzerinde baskı oluşabilir. Her iki senaryoda da Avrupa’daki yerleşik perakendeciler için fiyat rekabetinin yeniden şekillenmesi mümkün.
Türkiye İçin Asıl Soru: Rekabet Nasıl Dengelenecek?

Bu gelişmenin Türkiye açısından da doğrudan bir karşılığı bulunuyor. Türkiye’de 1 Şubat 2026 itibarıyla yurt dışı e-ticaret platformlarından gelen ürünlerde 30 euroya kadar olan gönderiler için uygulanan basitleştirilmiş gümrük beyannamesi kaldırıldı ve ürünlerin genel ithalat prosedürlerine tabi olması kararlaştırıldı.
Bu değişiklik sonrasında Temu, Türkiye pazarına yeniden girerken farklı bir model kurarak resmi ithalatçı yapısına geçti; vergilerin alışveriş sırasında tahsil edilmesi ve gümrük işlemlerinin şirket tarafından yürütülmesi gibi bir yapı oluşturdu.
Bu nedenle Avrupa’daki 10 euroluk ek ücret tartışması Türkiye için birebir uygulanacak bir modelden çok, perakendede aynı sorunun farklı araçlarla nasıl ele alındığını gösteren bir örnek olarak okunabilir. Türkiye’deki yerli markalar açısından kritik konu yalnızca Shein veya Temu’nun ürün fiyatı değil; ithalat maliyetleri, ürün güvenliği, vergilendirme, teslimat hızı ve tüketicinin toplam alışveriş maliyeti arasındaki dengenin nasıl kurulacağı.
Öte yandan düzenlemelerin tüketici davranışını nasıl değiştireceği de önemli. Düşük fiyat avantajı azaldıkça tüketici daha fazla yerli seçeneğe yönelebilir; ancak fiyat farkı hâlâ yüksek kalırsa platformların lojistik, yerel stok ve resmi ithalat modellerine yatırım yaparak rekabet avantajlarını korumaları mümkün. Nitekim Shein ve Temu üzerindeki düzenleyici baskının artması, platformların yalnızca düşük fiyat üzerinden değil, yerel operasyon, lojistik ve daha geniş bir perakende ekosistemi üzerinden büyüme arayışını da güçlendirebilir.
Avrupa’daki tartışmanın Türkiye için verdiği mesaj ise oldukça net: Ultra-fast fashion ile rekabet yalnızca daha düşük fiyat sunarak değil, fiyatın arkasındaki maliyet yapısının ve rekabet koşullarının yeniden tanımlanmasıyla şekillenecek. Önümüzdeki dönemde asıl belirleyici olan, düzenlemelerin tüketicinin alışveriş tercihlerine ve yerli perakendecilerin rekabet gücüne ne ölçüde yansıyacağı olacak.
