1970 yılından bu yana Türkiye moda perakendesinde istikrarlı bir yolculuk sürdüren Gusto, zamansız tasarım anlayışı ve yerli üretim yaklaşımıyla sektörde kendine özgü bir konum oluşturuyor.
55 yıllık bu köklü markanın bugününü ve geleceğini, değişen perakende dinamiklerini ve omnichannel stratejilerini markanın 3. Kuşak yöneticisi Gusto COO’su Emir Mete ile konuştuk.
1970’ten bu yana faaliyet gösteren bir marka olarak Gusto’nun bugün Türkiye moda perakendesindeki konumunu nasıl tanımlıyorsunuz? 55 yıllık bu yolculukta sizi ayakta tutan temel perakende stratejileri neler oldu?
Gusto, bugün Türkiye moda perakendesinde erişilebilir premium segmentte, kalite ve güven üzerine inşa edilmiş güçlü bir marka konumuna sahip. 55 yıl boyunca ayakta kalabilmemizin en temel nedeni, modayı geçici bir tüketim alanı değil, uzun soluklu bir ilişki olarak görmemiz oldu.
Biz hiçbir zaman sadece sezonluk trendlerin peşinden koşmadık. Müşterimizi dinleyen, onun hayatına gerçekten dokunan ürünler geliştirmeyi önceliklendirdik. Zamansız tasarım anlayışı, güçlü kalıp bilgisi ve perakendede istikrar; Gusto’nun temel yapı taşlarını oluşturdu. Bugün hâlâ bu yaklaşımın karşılığını görüyoruz.
Türkiye’de moda perakendesi son yıllarda ciddi bir dönüşüm geçiriyor. Değişen tüketici beklentileri ve ekonomik koşullar, Gusto’nun mağaza ve kanal stratejisini nasıl etkiledi?

Türkiye’de tüketici artık çok daha bilinçli. Sadece fiyat değil; ürünün değeri, kullanım ömrü ve markanın duruşu sorgulanıyor. Bu dönüşüm, Gusto olarak bizi daha odaklı ve daha disiplinli bir perakende modeline yönlendirdi.
Mağazacılıkta nicelikten çok nitelik, kanallarda ise ayrışmadan çok entegrasyon ön plana çıktı. Bugün her mağazamızı; bulunduğu lokasyon, müşteri profili ve metrekare verimliliği açısından detaylı şekilde ele alıyoruz. Aynı zamanda online ve offline kanalların birbiriyle uyumlu ilerlemesine büyük önem veriyoruz.
Gusto’nun %100 yerli üretim yaklaşımı ve zamansız tasarım anlayışı, operasyonel yapı ve maliyet yönetimi açısından nasıl bir model ortaya koyuyor? Bu tercihlerin perakende tarafında avantajları ve zorlukları neler?
%100 yerli üretim, Gusto’nun DNA’sında yer alan stratejik bir tercih. Bu yapı bize hız, esneklik ve kalite kontrolü sağlıyor. Ürün geliştirmeden mağazaya kadar olan süreci yakından yönetebiliyoruz. Zamansız tasarım anlayışı ise perakende tarafında önemli bir denge unsuru yaratıyor. Sezon baskısının azaldığı, ürünlerin daha uzun süre raflarda kalabildiği bir yapı söz konusu. Elbette yerli üretimin maliyet baskıları var; ancak biz kısa vadeli avantajlar yerine uzun vadeli marka güvenini tercih ediyoruz. Bu da perakendede sürdürülebilir bir model oluşturuyor.
Bugün mağazacılık tarafında nasıl bir yapılanma içindesiniz? Fiziksel mağaza deneyimini güçlendirmek adına hangi alanlara yatırım yapıyorsunuz?
Bugün mağazacılığı yalnızca satış yapılan bir alan olarak değil, marka deneyiminin yaşandığı bir temas noktası olarak ele alıyoruz. Bu nedenle mağaza yatırımlarımızda sadelik, netlik ve fonksiyonellik ön planda. Ürünün doğru sunumu, beden çeşitliliğinin rahatça deneyimlenmesi ve satış ekibinin müşteriye rehberlik eden bir rol üstlenmesi bizim için çok önemli.
Aynı zamanda teknolojiyi, mağaza içi operasyonları kolaylaştıran ve müşteri deneyimini destekleyen bir unsur olarak konumlandırıyoruz.
Omnichannel perakende artık sektörün temel gündemlerinden biri. Gusto’nun online ve offline kanallar arasındaki dengesi nasıl şekilleniyor? Bu iki kanalın birbirini beslediğini düşünüyor musunuz?
Biz online ve offline kanalları birbirinden bağımsız değil, birbirini tamamlayan yapılar olarak görüyoruz. Müşteri bugün ürünü online’da keşfedip mağazada deneyimleyebiliyor ya da mağazada gördüğü ürünü online’dan satın alabiliyor.Bu nedenle fiyatlama, stok yönetimi ve iletişim dili tüm kanallarda tutarlı ilerliyor. Omnichannel yaklaşım bizim için bir tercih değil, günümüz perakendesinin doğal bir gerekliliği.
55.yılda Seda Bakan ile yapılan iş birliğini perakende perspektifinden nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu tür marka yüzü iş birlikleri mağaza trafiği ve marka algısında nasıl bir etki yaratıyor?

55.yıl iş birliğini, sadece bir reklam çalışması olarak değil; marka değerlerini temsil eden bir birliktelik olarak ele aldık. Seda Bakan, Gusto’nun zamansız, güçlü ve modern kadın kimliğiyle doğal bir uyum içindeydi. Perakende tarafında bu iş birliğinin mağaza trafiğine ve marka algısına net bir katkısı oldu. Doğru isimle yapılan iş birlikleri, yalnızca görünürlük değil, güven ve samimiyet de kazandırıyor.
Önümüzdeki dönemde Gusto’nun büyüme planında hangi başlıklar öne çıkıyor? Yeni mağaza yatırımları, yeni pazarlar ya da farklı perakende modelleri gündeminizde mi?
Önümüzdeki dönemde Gusto’nun büyüme stratejisi, sağlıklı ve kontrollü büyümeyle birlikte marka gücünü derinleştirmeye odaklanıyor. Bugün önceliğimiz; mevcut mağazalarımızın verimliliğini artırmak, ürün ve mağaza deneyimini daha da güçlendirmek. Yeni mağaza yatırımlarında seçici davranıyoruz. Lokasyon, müşteri profili ve uzun vadeli potansiyel bizim için belirleyici kriterler. Bunun yanında online kanalın hem Türkiye’de hem de yurt dışında daha güçlü bir yapıya kavuşması, büyüme planımızın önemli bir parçası. Farklı perakende modelleri tarafında ise temkinli ilerliyoruz. Gusto’nun DNA’sına uymayan hızlı ya da kontrolsüz modellerden özellikle kaçınıyoruz. Amacımız; köklü geçmişimizden aldığımız güçle, sürdürülebilir, kârlı ve uzun vadeli bir büyüme sağlamak.
