Perakende teknolojileri ve veri odaklı pazarlama, markaların müşteriyle kurduğu ilişkiyi yeniden şekillendiriyor. Sadakat programlarından Retail Media’ya, yapay zekâ destekli kişiselleştirmeden davranış analitiğine kadar uzanan bu dönüşüm, perakendede rekabetin kurallarını da değiştiriyor.
11 yıldır geliştirdiği veri odaklı ekosistem ve 21 milyon kullanıcıya ulaşan platformuyla Hopi, perakendede müşteri teknolojileri alanında önemli bir rol üstleniyor. Veri derinliği, retail media vizyonu ve geleceğin pazarlama teknolojilerine ilişkin yaklaşımını, Hopi CEO’su Elif Ateşok Şatıroğlu ile Bi’Sektör Dergi Yaz 2026 sayısında konuştuk.
Hopi, perakende verisini, müşteri davranışını ve markalarla iletişimi bir araya getiren bir modelle yıllardır faaliyet gösteriyor. Bugün baktığımızda ise sektörün “veri odaklı pazarlama” ve “retail media” gibi kavramları daha yoğun konuştuğunu görüyoruz. Bu dönüşümü nasıl okuyorsunuz?
Perakende dünyasında veri odaklı pazarlama ve retail media bugün daha yüksek sesle konuşuluyor olabilir; ancak Hopi olarak biz bu dönüşümün temellerini aslında yıllar önce attık. Kurulduğumuz günden bu yana odağımız, perakende verisini yalnızca raporlayan değil, müşteri davranışını gerçek zamanlı anlayarak markalar için aksiyona dönüştüren bir model kurmak oldu.
Bizi sektördeki diğer oyunculardan ayıran en kritik unsur da fatura ürün detayına kadar inebilen veri derinliğimiz. Hopi olarak 11 yıldır sistemimiz üzerinden geçen her işlemden ürün bazlı fatura detayı topluyor; multi-sektör yapımız sayesinde 30 farklı sektörde; kategori, ürün, renk ve beden gibi en alt kırılımlarda veriyi analiz edebiliyoruz. Bu düzeyde bir veri seti, müşteriyi 360 derece anlayabilmemizi sağlarken; veri odaklı pazarlamanın temelini de anlamlı içgörüyü aksiyona dönüştürebilme kabiliyetimizle bu derinlik üzerine inşa ediyoruz.
21 milyon kullanıcı ekosistemimizden beslenen çoklu sektör alışveriş ve etkileşim verisi sayesinde, müşterinin yolculuğunu kampanya anlarının ötesinde bütünsel olarak okuyabiliyor; markalarla iletişimi de bu içgörüler üzerinden yeniden kurgulayabiliyoruz. Bugün sektörün retail media olarak tanımladığı alanı biz, müşteri teknolojilerinin doğal bir uzantısı olarak görüyoruz. Doğru zamanda, doğru müşteriye, doğru değer önerisiyle ulaşabilmek; yalnızca medya satın alma değil, müşteriyi derinlemesine anlayabilme kabiliyeti gerektiriyor. Çünkü perakendede başarı artık yalnızca faturanın toplam rakamında değil, o faturanın içindeki davranış kodlarını çözümleyebilmekte yatıyor. Bu derinlik sayesinde bir müşterinin sadece alışveriş yaptığını değil; o alışverişte hangi renk ve bedeni tercih ettiğini, bu tercihin diğer sektörlerdeki harcama alışkanlıklarıyla nasıl örtüştüğünü görebiliyor; markaların bu kullanıcıya genel kampanyalar yerine, doğrudan bu tercihlere karşılık gelen ürün ve tekliflerle ulaşmasını sağlıyoruz.
Hopi’nin hedefi de tam olarak bu yaklaşımı ölçekleyerek markalar için kalıcı bir değer alanına dönüştürmek. Perakende verisini anlamlandıran, müşteri karar anlarını sahiplenen ve markalara ölçülebilir büyüme alanları açan bir ekosistem inşa etmek. Bu yaklaşım, sadakati kampanya yoğunluğundan çıkarıp öngörü temelli bir deneyim modeline taşırken; perakendede pazarlama yatırımlarının da çok daha verimli ve sürdürülebilir hale gelmesini sağlıyor.
Sadakat programları uzun süre kampanya ve puan mekanikleri üzerinden ilerledi. Hopi ise daha en başından veri ve kişiselleştirme odağında bir yapı kurdu. Bugün geldiğimiz noktada sadakat kavramı sizce nasıl değişti? Hopi bu dönüşümün neresinde duruyor?
Sadakat kavramı artık bir ödül sistemi olmanın ötesine geçerek bir değer ilişkisine dönüştü. Günümüzde tüketici tek bir markaya bağlı kalmak yerine, gerçekten değer gördüğü ve güvendiği markalarla ilişki kurmaya açık. Biz Hopi’yi sadece bir sadakat programı değil, bir müşteri teknolojileri şirketi olarak konumlandırıyoruz.

Hopi olarak bu dönüşümün merkezinde yer alıyoruz. Çünkü kullanıcı davranışlarını yalnızca tek bir kategori içinde değil, 30’dan fazla sektördeki alışveriş ve etkileşimleriyle birlikte okuyabiliyor; müşteriyi tekil anlar üzerinden değil, müşteri yaşam döngüsünü uçtan uca modelleyerek bütünsel olarak ele alıyoruz. Bu sayede segment bazlı hedefler belirleyerek; markalar için satış artışı, churn azaltma veya yeni müşteri kazanımı gibi farklı iş hedeflerine yönelik aksiyonlar kurgulayabiliyoruz. Pazarlama kararlarını sezgiye değil; davranışsal örüntülere ve öngörü temelli içgörülere dayandırıyoruz.
Örneğin erkek giyim sektöründe, veri temelli segmentasyon ve doğru zamanlama kurgusuyla hayata geçirdiğimiz aksiyonlar sonucunda dönüşüm oranında %64 artış, marka farkındalığında %84 yükseliş ve yeni müşteri oranında %58 seviyesine ulaşıldı.
Benzer şekilde ev dekorasyon sektöründe churn riskindeki müşteri kitlesine yönelik geliştirdiğimiz yaşam döngüsü kurgusu ile churn segmentinin ciro içindeki payı %19 artarken, online dönüşüm oranı 2,1 kat yükseldi ve kampanya sepet ortalaması %18 arttı.
Bu sonuçlar, sadakatin yalnızca kampanya anında değil, doğru kurgulanmış bir yaşam döngüsü yönetimiyle sürdürülebilir büyümeye dönüştüğünü net bir şekilde ortaya koyuyor.
Perakende verisinin medya ve reklam teknolojileriyle birleşmesi son dönemin en çok konuşulan başlıklarından biri. Oysa Hopi bu kesişimde uzun süredir aktif bir rol oynuyor. Bu yapının bugün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Markalar bu dönüşümü yeterince doğru okuyabiliyor mu?
Perakende verisinin reklam teknolojileriyle birleşmesi, pazarlamanın doğal evrimi. Çünkü markalar artık yalnızca görünür olmak değil, gerçekten satın alma ihtimali yüksek müşteriye ulaşmak istiyor. Hopi olarak bu kesişimde aktif rol oynuyoruz. 21 milyon kullanıcının verisiyle 9,2 milyon müşterinin çoklu sektör davranışı üzerinden 3.500’den fazla mikro segment oluşturabiliyoruz. Bu derinlikteki bir veri seti, markalara sadece geçmişi değil, geleceği de okuyabilecekleri bir perspektif sunuyor.
Buradaki en kritik fark, hedeflemenin yalnızca demografik kırılımlar üzerinden değil, doğrudan ürün ve davranış verisi üzerinden yapılabilmesi. Bugün birçok platformda hedefleme; yaş, cinsiyet ya da lokasyon gibi parametrelerle sınırlı kalırken, Hopi’de ürün ve fatura detayı seviyesindeki veri sayesinde belirli bir ürüne veya kategoriye gerçek eğilimi olan kullanıcıları doğrudan tespit edebiliyoruz. Örneğin bir marka belirli bir kitleyi demografik olarak hedeflemek yerine, o ürünü satın alma ihtimali yüksek kullanıcı segmentine Hopi’de ulaşabiliyor. Bu da iletişimin çok daha dar ama çok daha doğru bir kitleye gitmesini sağlarken, pazarlama yatırımlarının maaliyetini azaltmanın yanında, verimliliğini anlamlı şekilde artırıyor.
Bugün ürün ve fatura detayına kadar inen veri derinliğimiz sayesinde markalara çok daha doğru hedefleme imkanları sunabiliyoruz. Örneğin belirli bir kategoride düzenli alışveriş yapan ancak son dönemde frekansı düşen kullanıcı segmentlerine yönelik kurguladığımız iletişimlerle yeniden etkileşim yaratabiliyor; bu etkileşimin mağaza trafiğine ve satışa etkisini uçtan uca ölçebiliyoruz. Bu da retail media’yı bir medya alanı olmaktan çıkarıp performans odaklı bir büyüme kanalına dönüştürüyor.
Markaların önemli bir kısmı bu dönüşümü fark etmiş durumda; ancak veri derinliği ve ölçümleme kabiliyeti yeterince gelişmediğinde retail media yalnızca yeni bir reklam envanteri gibi algılanabiliyor. Oysa gerçek değer, davranış verisiyle entegre edildiğinde ortaya çıkıyor. Hopi olarak reklam teknolojileri tarafını güçlü bir gelişim alanı görüyoruz. Sahip olduğumuz ürün ve fatura detayı seviyesindeki veri derinliği sayesinde, markalara çok daha doğru ve davranış temelli hedefleme imkanları sunmayı hedefliyoruz. Bu yıl odağımız, verimizle daha gelişmiş reklam hizmetleri sunma kabiliyetimizi güçlendirmek ve bu yapıyı daha geniş bir ekosisteme açmak olacak. Bu doğrultuda yeni yatırımlar üzerinde çalışıyoruz.
Bu yaklaşım, Hopi’nin yalnızca sadakat ya da ödeme aracı olmanın ötesine geçerek, veri ve teknoloji odaklı bir büyüme platformu olarak konumunu güçlendirmesini sağlayacak.
Markalar için artık yalnızca erişim değil, yapılan yatırımın gerçek müşteri davranışına etkisini görmek kritik hale geldi. Hopi uzun süredir kampanya performansını ve müşteri etkisini ölçebilen bir yapı sunuyor. Bugün markaların ölçümleme tarafındaki beklentileri nasıl değişti?
Bugün markalar için erişim ve etkileşim gibi klasik metrikler tek başına yeterli değil. Yapılan pazarlama yatırımının gerçekten müşteri davranışını değiştirip değiştirmediğini görmek çok daha kritik hale geldi. Bu nedenle ölçümleme tarafında beklenti, medya performansından iş sonucuna uzanan daha bütünsel bir bakış açısına doğru evriliyor.
Hopi olarak uzun süredir segment bazlı kampanyalarda A/B testleriyle bu etkiyi ölçebilen bir yapı sunuyoruz. Örneğin lokasyon bazlı gerçek zamanlı iletişim senaryolarında, kampanya mesajı alan ve almayan müşteri gruplarını karşılaştırarak mağaza ziyareti ve sepet büyüklüğü üzerindeki farkı net şekilde ortaya koyabiliyoruz. Bu yaklaşım markaların pazarlama bütçelerini daha rasyonel yönetmesine ve yatırımın geri dönüşünü somut verilerle görmesine imkan tanıyor.
Son dönemde markaların sadece satış değil, aynı zamanda marka sağlığı ve algı ölçümü konularına da daha fazla odaklandığını görüyoruz. Hopi’nin bu alandaki yaklaşımı nedir? Veri ve içgörü tarafında markalara nasıl bir perspektif sunuyorsunuz?
Hopi olarak uygulama içi anketlerimiz üzerinden yaptığımız analizler, tüketicinin yeni yıla psikolojik olarak daha umutlu girdiğini gösterse de bu iyimserliğin harcama davranışına aynı ölçüde yansımadığını ortaya koyuyor. Artık kullanıcılar “Bu gerçekten değer mi?”, “Şimdi almak doğru mu?” gibi soruları çok daha fazla soruyor. Bu da marka sağlığının ve algının, tüketicinin zihnindeki “değer” tanımıyla her zamankinden daha güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu gösteriyor.
Hopi olarak bu alanda en büyük gücümüz, hızla ulaşabildiğimiz ve kendini rahatça ifade eden geniş kullanıcı kitlemiz ile gerçek zamanlı veri akışını bir araya getirebilmemiz. Uygulama içi anket yetkinliğimiz sayesinde binlerce kullanıcıya günler içinde ulaşabiliyoruz. Ipsos Türkiye ile kurduğumuz stratejik iş birliği de tam bu noktada doğdu. Hopi’nin hızlı erişim ve derin veri gücünü, Ipsos’un köklü araştırma metodolojisiyle birleştirerek yalnızca veri toplayan değil, veriyi anlamlandıran yeni bir içgörü standardı oluşturduk.
Bu iş birliğinin en kritik farkı, kullanıcı beyanını gerçek alışveriş davranışıyla birlikte değerlendirebilmemiz. Anket sonuçlarını Hopi’nin ürün ve işlem seviyesine kadar inebilen veri altyapısıyla birleştirerek markalara yalnızca “ne söylendiğini” değil, bunun davranışa nasıl yansıdığını da gösterebiliyoruz. Bu yaklaşım, marka sağlığı çalışmalarını aylar sonra gelen durağan raporlardan çıkarıp, anlık kararları besleyen yaşayan bir veri yapısına dönüştürüyor.
Son olarak hem perakende hem de reklam teknolojileri tarafındaki gelişmelere baktığınızda, önümüzdeki dönemde markalar için gerçekten fark yaratacak alanlar sizce neler olacak?
Önümüzdeki dönemde fark yaratacak en kritik alan, bilinçli tüketim kodlarına uygun stratejiler geliştirmek olacak. Tüketici artık sadece bakıp geçmiyor; girdiği mağazada daha fazla vakit geçiriyor ve markayla daha derin bir bağ kurmak istiyor. Burada önemli nokta müşteriyi anlamak için Yalnızca beyana dayalı klasik yöntemler artık tek başına yeterli değil. Çünkü tüketici her zaman söylediği gibi davranmayabiliyor. Biz de Hopi’de uzun süredir şunu görüyoruz: Elimizde çok güçlü bir davranış verisi var, ancak bu veriyi doğru metodolojiyle yorumlamak içgörünün gerçek değerini ortaya çıkarıyor. Bu noktada fark yaratan, beyan ile davranışı aynı anda okuyabilmek.
Hopi’nin en büyük gücü, hızla ulaşabildiği ve kendini rahatça ifade eden geniş bir kullanıcı kitlesi. Gerçek zamanlı veri akışı ve uygulama içi erişim kabiliyetimiz sayesinde, tüketiciye davranışın gerçekleştiği anda temas edebiliyor; beyan ile davranışı bir araya getirerek çok daha derin ve aksiyona dönüşen içgörüler üretebiliyoruz.
Bununla birlikte, yapay zekanın operasyonel bir yetkinlik olarak kullanılması önemli bir fark yaratacak. Bizim geliştirdiğimiz Hopi Asistan gibi projelerle, mağazadaki fiziksel danışmanlık deneyimini dijital dünyaya taşıyarak kişiselleştirilmiş deneyimi daha proaktif ve erişilebilir hale getiriyoruz.
Bir diğer belirleyici alan ise retail media’nın ve bu alandaki veri kullanımının performans odaklı bir yaklaşımdan çıkarak full-funnel bir yapıya evrilmesi olacak.
Artık retail media, yalnızca satış ve dönüşüm odaklı bir kanal olmanın ötesine geçip, müşteri yolculuğunun tamamını kapsayan bir deneyim alanına dönüştüğünde gerçek gücünü ortaya koyacak.
Hopi olarak biz de bu dönüşüme yönelik altyapımızı güçlendiriyor ve markalara daha gelişmiş, uçtan uca kurgulanmış retail media çözümleri sunmaya hazırlanıyoruz. Veri derinliğimizi daha gelişmiş reklam teknolojileriyle birleştirerek, bu alanda yeni hizmetleri çok yakında devreye almayı hedefliyoruz.
Veri derinliği olan oyuncular; markalara yalnızca erişim değil, farkındalıktan satın almaya kadar tüm süreçte ölçülebilir etki sunarak pazarlama yatırımlarının daha stratejik ve verimli şekilde yeniden dağıtılmasında önemli rol oynayacak.
