AVM’lerde rekabet artık yalnızca daha fazla ziyaretçi çekmek veya daha yüksek ciro elde etmek üzerinden şekillenmiyor. Tüketicinin alışveriş davranışı değiştikçe, AVM’lerin de ziyaretçiye sunduğu değer yeniden tanımlanıyor. Bugün bir AVM için önemli olan yalnızca kaç kişinin kapısından girdiği değil; o ziyaretin ne kadar değer ürettiği, tüketicinin neden geldiği ve bir sonraki ziyaret için nasıl bir neden yaratıldığı.
Türkiye’de AVM ziyaretçi trafiğinin son dönemde yatay seyretmesi de bu dönüşümü daha görünür hale getiriyor. AYD ve Akademetre Research iş birliğiyle hazırlanan Temmuz 2026 verilerine göre AVM ziyaretçi sayısı geçen yılın aynı ayına göre değişmedi. Buna karşın metrekare verimlilik endeksi nominal olarak yüzde 25,2 arttı. Ancak aynı dönemde yıllık enflasyonun yüzde 31,75 olması, metrekare başına cironun reel olarak yaklaşık yüzde 5 gerilediğini gösteriyor. Yani AVM’lerde ciro nominal olarak büyürken, ziyaretçi trafiğinde aynı ölçekte bir artış görülmüyor. Bu tablo, AVM’lerin önündeki yeni soruyu ortaya koyuyor: Ziyaretçiyi yalnızca AVM’ye getirmek yeterli mi, yoksa ziyaretin kendisini daha değerli hale getirmek mi gerekiyor?
Ziyaretçi Geliyor, Ama Ne İçin?

Tüketicinin AVM’ye geliş nedeni artık yalnızca alışveriş değil. Bir kahve içmek, yemek yemek, sinemaya gitmek, çocuklarla vakit geçirmek, arkadaşlarla buluşmak, spor yapmak ya da bir etkinliğe katılmak da AVM ziyaretinin parçası haline geliyor.
Bunun ekonomik karşılığı da AVM verilerinde görülüyor. Temmuz 2026’da “Eğlence ve Hobi” kategorisi yıllık bazda nominal yüzde 57,9 büyüdü. Enflasyondan arındırıldığında ise yaklaşık yüzde 20’lik reel büyümeye işaret etti. AYD’nin değerlendirmesinde bu performans, tüketicinin AVM’leri yalnızca alışveriş noktası olarak değil, sosyalleşme ve deneyim alanı olarak kullanmaya devam etmesiyle ilişkilendiriliyor.
Bu aslında AVM’lerin geleceğine ilişkin önemli bir ipucu veriyor. Tüketici zorunlu olmayan harcamalarda daha seçici davranırken, deneyim değeri yüksek alanlar farklılaşabiliyor. Haziran ayında da “Eğlence ve Hobi” kategorisinin yıllık bazda yüzde 26,5 büyümesi, bu eğilimin yalnızca tek bir aya özgü olmadığını gösteriyor. Dolayısıyla AVM’nin yeni değer önerisi yalnızca “burada kaç mağaza var?” sorusuyla açıklanamıyor. “Burada ne yapabilirim?” sorusu giderek daha önemli hale geliyor.
Yeni Rekabet: Tüketicinin Zamanı

AVM’lerin rekabet ettiği alan da genişliyor. Artık karşılarında yalnızca diğer AVM’ler veya e-ticaret siteleri yok. Restoranlar, kafeler, spor salonları, kültür-sanat etkinlikleri, eğlence merkezleri, seyahat ve hatta evde geçirilen zaman da tüketicinin sınırlı zamanından pay alıyor. Bu nedenle AVM’ler için yeni rekabet alanlarından biri zaman. Uluslararası perakende gayrimenkul piyasasında da benzer bir değişim görülüyor. JLL, 2026 perakende değerlendirmesinde fiziksel perakendenin giderek daha fazla “transactional” olmaktan çıkıp deneyim odaklı hale geldiğine dikkat çekiyor. Markalar, yüksek maliyetleri karşılayabilmek için fiziksel alanlarda daha güçlü ve akılda kalıcı deneyimler yaratmaya yöneliyor.
AVM açısından bakıldığında bunun anlamı açık: Tüketiciye yalnızca alışveriş yapacağı bir alan sunmak artık yeterli olmayabilir. Onu oraya getirecek, içeride tutacak ve tekrar gelmesini sağlayacak farklı nedenlerin aynı ekosistem içinde bulunması gerekiyor. Bu nedenle gastronomi, eğlence, spor, kültür-sanat ve etkinlik alanları artık AVM’lerin “yan hizmetleri” olarak görülmemeli. Bunlar, ziyaret deneyiminin kendisini oluşturan unsurlar haline geliyor.
“Daha Uzun Kalsın” Yeterli Bir Strateji Değil

Burada AVM’ler açısından önemli bir ayrım var. Ziyaretçinin AVM’de daha uzun zaman geçirmesi tek başına başarı göstergesi değil. Çünkü üç saatlik bir ziyaretin üç saati de değerli bir deneyime dönüşmeyebilir. Mesele ziyaretçiyi fiziksel olarak içeride tutmak değil, orada kalmak istemesini sağlamak. Bu fark, yeni nesil AVM tasarımının neden yalnızca mağaza karmasına bakmadığını da açıklıyor.
Örneğin İstanbul’da 2026’da açılan XPZONE, Emaar Square Mall içerisinde oyun, spor ve teknolojiyi bir araya getiren deneyim odaklı bir eğlence merkezi olarak konumlandırıldı. Merkez; çocuk, genç, aile ve kurumsal gruplara farklı kullanım senaryoları sunarken, deneyimleri sürekli güncellenebilen bir yapı üzerine kuruyor. Bu tür konseptlerin AVM açısından değeri yalnızca yeni bir kiralama alanı yaratmak değil. Ziyaretçiye AVM’ye gelmek için alışveriş dışında bir neden sunmak.
Dünyadaki gelişmeler de aynı yönde ilerliyor. JLL’nin 2026 tarihli eğlence ve alışveriş merkezleri analizinde, takip edilen 20 eğlence konseptinde 2025 yılında toplam 217 milyon ziyaret gerçekleştiği ve ortalama ziyaret süresinin 140 dakika olduğu belirtiliyor. Bu veriler, eğlence alanlarının alışveriş merkezleri için yalnızca ek bir aktivite değil, ziyaretin kendisini taşıyan önemli bir çekim unsuru haline gelebildiğini gösteriyor.
AVM’nin Marka Karması Da Değişiyor

Bu dönüşüm, AVM’lerin kiracı seçimlerini de doğrudan etkiliyor. Geçmişte güçlü bir AVM denildiğinde akla öncelikle güçlü moda markaları, büyük anchor mağazalar ve geniş bir alışveriş alternatifi geliyordu. Bugün ise marka karmasının yanında gastronomi, eğlence, deneyim ve sosyal alanların birbirini nasıl tamamladığı da önem kazanıyor.
Çünkü ziyaretçinin AVM’de geçirdiği zamanın tamamı mağaza içerisinde geçmek zorunda değil. Bir restoran, bir sinema, bir spor alanı veya bir etkinlik, ziyaretin toplam süresini ve niteliğini etkileyebiliyor. Bu noktada AVM yönetimi de yalnızca metrekare kiralayan bir yapı olmaktan çıkıyor; farklı markaların ve deneyimlerin bir arada çalıştığı bir ekosistemi yönetmeye başlıyor. Bu değişim aynı zamanda AVM’lerin kendilerini nasıl konumlandırdığını da etkiliyor. “Alışveriş merkezi” ifadesinin yerini giderek “yaşam alanı”, “destinasyon” veya “deneyim merkezi” gibi tanımların alması tesadüf değil.
Veri Artık Sadece Ziyaretçiyi Saymak İçin Kullanılmıyor
AVM’lerin dönüşümünde bir başka önemli başlık ise veri. Ziyaretçi trafiğinin nerede yoğunlaştığını, hangi alanların daha fazla kullanıldığını, hangi etkinliklerin ziyaretçi çektiğini ve hangi marka kategorilerinin birbirini desteklediğini anlamak, AVM yönetiminin gelecekteki kararlarında daha fazla rol oynayacak. Uluslararası AVM sektöründe de ziyaretçi davranışı, yaya trafiği ve kullanıcı tercihleri üzerinden daha kişiselleştirilmiş ve veri odaklı stratejilere yönelim dikkat çekiyor. ICSC, 2026 değerlendirmesinde karma kullanımlı ve perakende destinasyonlarında ziyaretçi davranışına ilişkin verilerin giderek daha fazla kullanılmasına dikkat çekiyor. Ancak asıl zorluğun bu verileri sahada gerçekten hissedilen bir deneyime dönüştürmek olduğunu vurguluyor. Bu da AVM’ler için yeni bir dönemin başladığını gösteriyor. Artık yalnızca “kaç kişi geldi?” sorusunun yanıtını bilmek yeterli değil.
Kim geldi? Neden geldi? Nerede zaman geçirdi? Neye ilgi gösterdi? Tekrar gelmesini sağlayacak ne sunulabilir? Geleceğin AVM stratejileri bu soruların etrafında şekillenecek.
AVM’nin Geleceği: Daha Fazla Mağaza Değil, Daha Fazla Neden

Türkiye’de AVM’ler hâlâ fiziksel perakendenin en güçlü temas noktalarından biri. Ancak tüketicinin alışveriş için dijital kanallara daha fazla başvurduğu bir ortamda, fiziksel alanın değerini yeniden anlatması gerekiyor. Bunun yolu da mağaza sayısını artırmaktan çok, ziyaretçiye farklı nedenlerle tekrar tekrar gelebileceği bir alan yaratmaktan geçiyor. Bir gün yeni bir restoran için, başka bir gün bir konser veya etkinlik için, başka bir gün alışveriş için… AVM’nin ziyaret nedeni değişebilir. Önemli olan, tüketicinin hayatında tek bir ihtiyaca değil, farklı ihtiyaçlara karşılık verebilecek bir yere dönüşebilmesi.
Bu nedenle geleceğin AVM’sinde en değerli metriklerden biri belki de yalnızca ziyaretçi sayısı olmayacak. Asıl mesele, ziyaretçinin AVM’ye ayırdığı zamanı ne kadar değerli bir deneyime dönüştürebildiği olacak. Çünkü tüketici artık yalnızca alışveriş yapabileceği bir yer aramıyor. Gitmek için bir nedeni, kalmak için bir bahanesi ve yeniden gelmek için yeni bir keşfi olan bir yer arıyor.
