Decathlon, bisiklet leasing modelini “re-lease” adıyla yeni bir aşamaya taşıyor. İlk leasing sözleşmesi sona eren bisikletler, teknik kontrolden geçirilip gerekli onarımları yapıldıktan sonra yeniden leasing kapsamında müşterilere sunuluyor. Böylece daha önce yalnızca yeni bisiklet üzerinden ilerleyen model, yenilenmiş ürünlerin ikinci bir kullanım döngüsünü de kapsıyor.
Decathlon’da Döngüsellik Satıştan Leasinge Uzandı

Decathlon’un Mechelen’deki Circular Hub tesisinde iade edilen bisikletler teknik kontrolden geçiriliyor, gerekli onarımlar yapılıyor ve yeniden test ediliyor. Her bisiklet otomatik olarak ikinci leasing dönemine alınmıyor; yalnızca teknik açıdan uygun bulunan modeller yeniden kullanıma sunuluyor. Bu süreç, güvenlik ve ürün kalitesini korumak açısından modelin önemli bir parçası.
Re-lease ile tüketiciye sunulan fiyat avantajı da dikkat çekiyor. Decathlon, yenilenmiş leasing modellerinin yeni bisikletlere kıyasla yüzde 60’a kadar daha düşük fiyatla sunulabileceğini belirtiyor. İki yıllık garanti de yenilenmiş modellerin ikinci el ürün algısından farklı, kontrollü bir alternatif olarak konumlandırılmasına yardımcı oluyor.
Bu yaklaşım, döngüsel ekonominin yalnızca “ürünü geri almak ve yeniden satmak” aşamasında kalmadığını gösteriyor. Ürün, ilk müşteriden sonra yeniden kiralanarak aynı perakende ekosistemi içerisinde ikinci bir ticari döngüye sokuluyor.
Leasing Büyüdükçe Yeni Bir İkinci El Stoku Oluşuyor
Re-lease modelinin arkasındaki önemli dinamik ise bisiklet leasinginin hızla büyümesi. Decathlon’un verdiği verilere göre bu yıl yeni leasing sözleşmelerinin sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 71, leasing gelirleri ise yüzde 81 arttı. Şirket 2026 sonuna kadar 1.500 leasing bisikleti satmayı hedefliyor ve leasing faaliyetinin 2030’a kadar yıllık ortalama yüzde 65 büyümesini bekliyor.
Bu büyüme aynı zamanda gelecekte geri dönecek büyük bir ürün havuzu anlamına geliyor. İlk leasing döneminde düzenli bakım gören ve çoğunlukla daha yüksek fiyatlı modellerden oluşan bisikletlerin bir bölümü, sözleşme sona erdiğinde hâlâ uzun bir kullanım ömrüne sahip oluyor.
Dolayısıyla Decathlon burada yalnızca ikinci el ürün satmıyor; ilk satıştan sonra ortaya çıkan ürün değerini yeniden gelir üreten bir modele bağlıyor.
Yeni Perakende Modeli: Ürünün İlk Sahibi Son Kullanıcı Olmak Zorunda Değil

Decathlon’un yaklaşımı, perakendede ürün yaşam döngüsünün yeniden düşünülmesine yönelik daha geniş bir eğilimin parçası. Şirket zaten geri alım, tamir, yenileme ve ikinci el satış gibi farklı modeller kullanıyor; Avrupa Komisyonu’na sunduğu ilerleme raporunda 2024 itibarıyla 22 ülkede geri alım hizmeti bulunduğunu ve 150’den fazla ürün kategorisinin kapsandığını belirtiyor.
Re-lease ise bu yapıya farklı bir halka ekliyor: Ürün satılmadan önce bile birden fazla kullanım döngüsünün ekonomik değeri planlanıyor.
Türkiye’de özellikle elektrikli bisiklet, spor ekipmanları ve yüksek fiyatlı dayanıklı ürünlerde benzer modeller için alan oluşabilir. Buradaki kritik soru yalnızca “ikinci el ürün satabilir miyiz?” değil; ürünün bakımını, geri alımını, yenilemesini ve yeniden satışını baştan tasarlayarak ürünün toplam yaşam döngüsünden kaç kez değer üretilebileceği.
Decathlon’un re-lease modeli bu nedenle basit bir ikinci el uygulamasından çok, leasing ile döngüsel ekonomiyi aynı ticari modelde birleştiren yeni bir perakende katmanı oluşturuyor.
