CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından yaptığı konuşmada, “merkez medya ve bazı markaları boykot edin” çağrısını yineledi.

Bu çağrı, Türkiye’de siyasi gerilimlerin perakendeye nasıl yansıdığını yeniden gündeme taşıdı.
Ama aslında bu sahne, geçmişte de birçok ülkede benzer şekillerde yaşandı. Ve her defasında tüketicinin tepkisi, yalnızca sosyal medyada değil, kasada da kendini gösterdi. Türkiye’deki mevcut etki elbetteki şu anda tahmin edilemez ama bu yazımızda geçmişten bugüne dünyaki siyasi boykotları bir gözden geçirelim.
Hatırlayalım…
- 2023’te Bud Light, bir kampanya nedeniyle haftalar içinde satış listesinin zirvesinden düştü.
- 2024’te Starbucks, küresel krizin tam ortasında tüketicinin hedefi oldu.
- 2020’de Goya Foods, bir açıklamayla ikiye bölündü—kimi boykot etti, kimi destek için raflara koştu.
- 2018 Fas boykotunda, su ve süt gibi temel ürünlerdeki düşüşler, dev markaları zor kararlarla baş başa bıraktı.
Bu örnekler şunu gösteriyor:
Tüketici, bugün yalnızca alışveriş yapan değil, aynı zamanda sesini duyuran, etki yaratan ve hatta şirket politikalarını şekillendiren bir güç.
Peki bu gücün etkisi ne kadar büyük?
Markalar bu krizlerden nasıl etkilenir ve geçmişte etkilendi?
Ve perakende sektörü için bu tablo ne anlama geliyor?
Dünyadan örneklerle, siyasi sebeplerle doğan tüketici tepkilerinin sektörel yansımalarını, isimler ve rakamlarla inceleyelim.
Bud Light vakası
2023’te ABD’li bira markası Bud Light, sosyal medya influencer’ı Dylan Mulvaney ile gerçekleştirdiği bir kampanya sonrası beklenmedik bir boykotun merkezine oturdu. Geleneksel kitle ile markanın kapsayıcı mesajları arasında bir çatışma doğdu. Sonuçlar çarpıcıydı:
- Satışlarda %26’ya varan düşüş
- Marka, 20 yıl sonra “ABD’nin en çok satan birası” unvanını kaybetti
- Anheuser-Busch’un ABD gelirinde %10’dan fazla düşüş yaşandı
Küresel krizlerin etkisi: Starbucks örneği
2024 yılında İsrail-Filistin çatışmalarının ardından birçok küresel marka gibi Starbucks da sosyal medyada gündeme oturdu. Şirketin İsrail ile bağdaştırılan tutumları, başta Türkiye ve bazı Arap ülkeleri olmak üzere birçok pazarda boykot çağrılarına yol açtı. Bu süreçte:
- Starbucks’ın piyasa değeri yaklaşık %20 geriledi
- Satış kaybının 11 milyar doları aştığı raporlandı
- CEO değişimiyle sonuçlanan kurumsal bir dönüşüm süreci başladı
Fiyat değil, duruş: 2018 Fas boykotu
Siyasi bir bağlamın yanı sıra tüketici refleksinin başka bir örneği, 2018’de Fas’ta yaşandı. Sidi Ali, Afriquia Gaz ve Centrale Danone gibi markalar, yüksek fiyatlar ve tekelleşme algısı nedeniyle boykot edildi. Centrale Danone’un satışları %27 düştü, şirket net zarar açıkladı ve piyasadaki konumunu gözden geçirmek zorunda kaldı.
Goya Foods deneyimi
Her boykot, hedeflenen etkiyi yaratmayabilir. Goya Foods’un 2020’de yaşadığı süreçte, CEO’nun siyasi bir lidere desteğini açıklamasının ardından boykot çağrıları yükseldi. Ancak bu kez, karşıt görüşteki tüketiciler “buycott” başlatarak ürünü desteklemek için satın almaya yöneldi. Satışlar %22 arttı.
Perakende için dersler ne?
Tüketicinin politik ve toplumsal hassasiyetlerini yakından izlemek artık bir “risk yönetimi” meselesi değil, markalaşmanın ayrılmaz bir parçası. Boykotlar; yalnızca satışları değil, mağaza trafiğini, marka iş birliklerini ve yatırım planlarını doğrudan etkileyebiliyor. Özellikle dijital çağda kriz yönetimi ve kurumsal duruş, sadece iletişim departmanının değil, tüm perakende stratejisinin konusu haline geliyor.
