Fransız lüks devi Kering, 2024 yılına damga vuran zorlayıcı dönemin ardından 2025’e de beklenen performansla başlayamadı. Gucci, Balenciaga ve Saint Laurent gibi prestijli markalara sahip grup, özellikle Çin ve Avrupa’daki talep daralması ve Gucci’nin marka gücündeki zayıflama nedeniyle gelirlerinde önemli kayıplar yaşıyor.
Gucci’de Düşüş Sürüyor

Kering’in 2025 yılının ilk yarısında toplam satışları geçen yılın aynı dönemine göre %10 azalarak 8.1 milyar euroya geriledi. Bu düşüşün ana sebebi olarak grubun amiral gemisi Gucci gösteriliyor. Markanın satışları bu süreçte %18 düşüşle 4.2 milyar euroya indi. Çin’deki yavaşlayan tüketici talebi ve markanın yeniden konumlandırma çabaları, bu düşüşte etkili oldu.
Grup, 2023’te Gucci için yeni kreatif direktör Sabato De Sarno’nun atanmasıyla yeniden bir çıkış hedeflemişti. Ancak De Sarno’nun ilk koleksiyonlarının etkisinin sınırlı kalması, yeniden yapılanma sürecinin kısa vadede sonuç vermediğini gösteriyor.
Lüks Tüketimde Küresel Yavaşlama
Kering’in sorunları yalnızca Gucci ile sınırlı değil. Saint Laurent’in satışları %6, Bottega Veneta’nın ise %4 geriledi. Bu da, lüks modada genel bir talep yavaşlamasının sinyallerini veriyor. Özellikle Avrupa’da turist harcamalarının azalması ve Çin pazarındaki belirsizlikler, tüm segmenti baskı altında bırakıyor.
CEO François-Henri Pinault yaptığı açıklamada, “2024 zor bir yıldı, 2025 de farklı olmayacak. Ancak marka yeniden konumlandırmalarımız ve yatırım hamlelerimizle uzun vadeli büyümeyi yeniden inşa edeceğiz.” dedi.
Yatırımlar Artıyor, Karlılık Düşüyor
Kering, zorlayıcı ekonomik koşullara rağmen mağaza yatırımları ve pazarlama harcamalarını artırmayı sürdürüyor. Ancak bu durum, grubun kârlılığına yansıyor. 2025 ilk yarı net kârı %58 düşüşle 451 milyon euroya geriledi. Faaliyet kâr marjı ise %12.7 olarak açıklandı (2024 ilk yarı: %21.3).
Şirketin CFO’su Armelle Poulou, bu düşüşü “bilinçli stratejik yatırımların doğal sonucu” olarak yorumlarken, önümüzdeki dönem için “sürdürülebilir ama kademeli toparlanma” beklentisi içinde olduklarını belirtti.
Kering’in yaşadığı bu dönüşüm süreci, lüks markaların yalnızca estetik ve mirasa değil, aynı zamanda stratejik çevikliğe de ne kadar ihtiyaç duyduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Çin ve Avrupa gibi olgun pazarlarda değişen tüketici davranışları, markaların pazarlama, ürün ve deneyim stratejilerini yeniden kurgulamasını zorunlu kılıyor.
