Tradist Kurucu ve CEO’su Sabri Can Acarsoy, global markaların Türkiye pazarında sürdürülebilir büyüme elde edebilmesi için yerel tüketici beklentilerinin, doğru kanal stratejisinin ve marka konumlandırmasının önemine dikkat çekiyor. Herschel, Allbirds, XD Design, Crosley ve Sunnylife gibi markaları portföyünde buluşturan Tradist, fiziksel perakende ve e-ticareti birlikte ele alarak lifestyle kategorilerinde büyümeyi hedefliyor.
Tüketicilerin tasarım, fonksiyonellik, deneyim ve fiyat arasındaki dengeye daha fazla önem verdiği bir dönemde Tradist, temsil ettiği markaların global kimliklerini korurken Türkiye pazarına uygun stratejiler geliştiriyor. Şirket, 2026 sonunda online satışların toplam satışlar içindeki payını yüzde 40’a çıkarmayı ve Türkiye’de yüzde 50’nin üzerinde ciro büyümesi elde etmeyi hedefliyor.
Bi’Sektör olarak Sabri Can Acarsoy ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; global markaların Türkiye pazarına giriş ve büyüme stratejilerini, değişen lifestyle tüketici eğilimlerini, fiziksel mağazalar ile e-ticaretin birbirini tamamlayan rolünü ve Türkiye’nin bölgesel büyüme merkezi olma potansiyelini ele aldık.
Bir global markanın Türkiye’ye gelmesiyle iş bitmiyor; asıl mesele markanın burada doğru tüketiciyle, doğru kanalda ve doğru değer önerisiyle buluşması. Tradist, bir markanın Türkiye’ye girişinden büyüme aşamasına kadar hangi noktaları yeniden kurguluyor?

Türkiye’ye global bir markayı getirmek, bizim açımızdan operasyonel bir distribütörlük sürecinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Bir markanın globalde başarılı olması, aynı başarıyı Türkiye’de otomatik olarak göstereceği anlamına gelmiyor. Burada tüketici alışkanlıklarını, fiyat hassasiyetini, rekabet ortamını, kanal yapısını ve markanın hedef kitlesinin beklentilerini doğru okumak gerekiyor.
Tradist olarak ilk aşamada markanın global DNA’sını ve temel değer önerisini korurken, Türkiye pazarındaki karşılığını doğru şekilde oluşturuyoruz. Hangi ürünlerin önceliklendirileceğinden fiyatlandırmaya, ürün gamının lokal ihtiyaçlara göre şekillendirilmesinden iletişim diline ve satış kanallarının belirlenmesine kadar bütün süreci birlikte ele alıyoruz.
Burada kanal stratejisi de kritik bir rol oynuyor. Lüks departman mağazaları, spor perakende zincirleri, duty-free noktaları, bayi ağı, B2B platformları ve e-ticaret kanallarının her birinin farklı bir tüketici profili ve satın alma motivasyonu bulunuyor. Dolayısıyla markayı her kanalda aynı şekilde konumlandırmak yerine, kanalın rolünü ve tüketiciyle kuracağı ilişkiyi ayrı ayrı değerlendiriyoruz.
Bunun yanında markanın Türkiye’de büyüme sürecinde veriyi ve tüketici geri bildirimlerini sürekli takip ediyoruz. Hangi ürünlerin daha fazla ilgi gördüğü, tüketicinin hangi fiyat ve ürün segmentlerine yöneldiği, online ve fiziksel kanallardaki davranış farklılıkları gibi veriler bize sonraki adımlar için önemli bir yol haritası sunuyor. Dolayısıyla Tradist’in rolünü markayı Türkiye’ye getirmekten ziyade, markanın burada sürdürülebilir bir büyüme modeli oluşturmasını sağlamak olarak tanımlıyoruz.
Herschel, Allbirds, XD Design, Crosley ve Sunnylife gibi markalar aynı çatı altında farklı ihtiyaçlara ve yaşam tarzlarına dokunuyor. Bu portföyü yönetirken Türkiye tüketicisinde ortaklaşan hangi yeni lifestyle eğilimlerini gözlemliyorsunuz?

Markalarımız farklı kategorilerde konumlansa da Türkiye tüketicisinde ortaklaşan bazı önemli davranış değişimleri görüyoruz. Bunların başında tüketicinin artık yalnızca ürünün kendisine değil, ürünün hayatına kattığı değere bakması geliyor.
Tasarım, fonksiyonellik ve deneyim artık birbirinden ayrı değerlendirilmiyor. Örneğin bir çanta yalnızca taşıma işleviyle değil; tasarımı, kullanım kolaylığı, güvenliği ve kişinin yaşam tarzına uyumu üzerinden değerlendiriliyor. Benzer şekilde bir pikap yalnızca müzik dinleme aracı olmaktan çıkıp yaşam alanının bir parçasına, dekoratif ve kültürel bir objeye dönüşebiliyor.
Bir diğer önemli eğilim ise tüketicinin daha seçici hale gelmesi. Özellikle genç ve dijital dünyayla yoğun etkileşim içinde olan tüketiciler, satın almadan önce ürün hakkında daha fazla araştırma yapıyor, farklı markaları karşılaştırıyor ve markanın hikâyesine de bakıyor. Sürdürülebilirlik, tasarım, kalite ve fiyat arasındaki denge bu noktada daha fazla önem kazanıyor.
Aynı zamanda lifestyle kategorilerinde sınırların giderek ortadan kalktığını görüyoruz. Seyahat, şehir yaşamı, müzik, spor, outdoor ve kişisel stil gibi alanlar birbirinden bağımsız değil. Tüketici bütün bu alanları kendi yaşam biçiminin parçaları olarak değerlendiriyor. Bizim portföyümüzün farklı kategorilere yayılması da aslında bu dönüşümü yakından gözlemlememizi sağlıyor.
Lifestyle ürünlerinde mağaza artık yalnızca satış noktası değil, markanın dünyasının fiziksel olarak deneyimlendiği bir temas alanı. Tradist, temsil ettiği markalar için fiziksel mağaza, e-ticaret ve farklı satış kanallarının rollerini nasıl ayrıştırıyor ve birbirine nasıl bağlıyor?

Bugün perakendede online ve offline ayrımının giderek ortadan kalktığını görüyoruz. Tüketici markayla tek bir kanaldan ilişki kurmuyor. Bir ürünü sosyal medyada keşfedebiliyor, e-ticaret sitesinde araştırabiliyor, fiziksel mağazada deneyimleyebiliyor ve sonrasında online olarak satın alabiliyor. Bu nedenle biz kanalları birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan temas noktaları olarak görüyoruz.
Fiziksel mağazaların burada çok önemli bir rolü var. Özellikle lifestyle kategorilerinde ürünün tasarımını, malzeme kalitesini ve kullanım deneyimini fiziksel olarak görmek satın alma kararını etkileyebiliyor. Mağazayı yalnızca ürünün satıldığı bir alan değil, tüketicinin markanın dünyasını deneyimlediği bir temas noktası olarak ele alıyoruz.
E-ticaret tarafında ise erişilebilirlik, hız ve ürün çeşitliliği ön plana çıkıyor. Bu nedenle online kanalları yalnızca bir satış platformu olarak değil, tüketici davranışlarını anlamamızı sağlayan önemli bir veri kaynağı olarak da değerlendiriyoruz.
2026’da bu alan bizim için özellikle önemli. Herschel ve Allbirds’ün Türkiye operasyonlarına özel e-ticaret sitelerini devreye alma çalışmalarımız bu stratejinin önemli bir parçası. Geçtiğimiz yıl satışlarımızın yaklaşık yüzde 20’sini online kanallardan gerçekleştirirken, 2026 sonunda bu payı yüzde 40 seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. Buradaki amacımız fiziksel perakendeyi azaltmak değil; tüm kanalların aynı marka deneyiminin farklı parçaları olarak çalışmasını sağlamak.
Global bir markanın Türkiye’de başarılı olması, global kimliğini korurken lokal tüketici alışkanlıklarını okuyabilmesine de bağlı. Tradist, global marka standartları ile Türkiye’ye özgü tüketici beklentileri arasında nasıl bir denge kuruyor?

Bizim için burada temel prensip, markanın global kimliğini değiştirmek değil, bu kimliğin Türkiye’de doğru karşılık bulmasını sağlamak. Çünkü bir markayı global yapan temel değerlerinden uzaklaştırarak lokalize etmek, uzun vadede markanın bütünlüğüne zarar verebilir.
Bu nedenle önce markanın DNA’sını çok net şekilde tanımlıyoruz. Tasarım dili, kalite anlayışı, sürdürülebilirlik yaklaşımı, hedef kitlesi ve marka vaadi bizim için korunması gereken temel unsurlar. Bunun üzerine Türkiye’deki tüketici alışkanlıklarını ve pazar koşullarını ekliyoruz.
Örneğin ürün gamında hangi modellerin ve renklerin öne çıkarılacağı, hangi fiyat segmentlerinin daha fazla karşılık bulduğu, hangi satış kanallarının kullanılacağı veya iletişimde hangi tüketici içgörülerinin öne çıkarılacağı lokal pazar dinamiklerine göre şekillenebiliyor.
Burada Tradist’in bölgesel deneyimi de önemli bir avantaj sağlıyor. Türkiye dışında Kazakistan, Azerbaycan, Özbekistan, Gürcistan, Moldova ve Kırgızistan gibi pazarlarda da faaliyet gösteriyoruz. Bu bize farklı tüketici davranışlarını aynı anda gözlemleme ve global bir markanın farklı pazarlarda nasıl konumlandırılabileceğine dair geniş bir perspektif kazandırıyor.
Dolayısıyla yaklaşımımızı “global ya da lokal” şeklinde değil, global marka değerlerini koruyarak lokal tüketiciyi doğru okumak şeklinde tanımlıyoruz.
Türkiye’de premium tüketici artık yalnızca “premium” etiketiyle ikna olmuyor; ürünün tasarımı, kullanım deneyimi, hikâyesi ve fiyatının birlikte anlamlı olması gerekiyor. Bu değişim, Tradist’in marka seçimi ve konumlandırma yaklaşımını nasıl etkiliyor?

Tüketicinin premium algısının önemli ölçüde değiştiğini düşünüyoruz. Geçmişte premium kavramı daha çok yüksek fiyat, marka bilinirliği veya statü üzerinden değerlendirilebilirken bugün tüketici bu fiyatın karşılığında ne aldığını çok daha fazla sorguluyor.
Bizim marka seçimimizde de bu nedenle yalnızca marka bilinirliğine veya ticari potansiyeline bakmıyoruz. Ürünün gerçekten bir ihtiyaca cevap verip vermediği, tasarımının ve fonksiyonelliğinin birbirini tamamlayıp tamamlamadığı, markanın kendine özgü bir hikâyesinin olup olmadığı ve tüketiciyle uzun vadeli bir bağ kurabilme potansiyeli bizim için önemli kriterler.
Özellikle lifestyle kategorilerinde tüketicinin ürünü kendi yaşam biçiminin bir parçası olarak görmesini önemsiyoruz. Bir ürünün sadece işlevsel olması yeterli değil; estetik açıdan da karşılık bulması, kullanım deneyimi sunması ve tüketiciye bir değer ifade etmesi gerekiyor.
Bu nedenle portföyümüze baktığımızda Herschel, Allbirds, XD Design, Crosley ve Sunnylife’ın birbirinden farklı kategorilerde faaliyet göstermesine rağmen ortak bir noktada buluştuğunu görüyoruz: Her biri yalnızca bir ürün sunmuyor, belirli bir yaşam tarzını ve deneyimi temsil ediyor. Tradist olarak da uzun vadede değer yaratabilecek markalarla çalışmaya odaklanıyoruz.
Tradist’in yedi farklı ülkedeki operasyonu, distribütörlük modelini Türkiye sınırlarının ötesine taşıyan bir yapı ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye’yi bölgesel bir büyüme merkezi olarak değerlendirdiğinizde, hangi lifestyle kategorilerinin ve yeni perakende modellerinin öne çıkacağını düşünüyorsunuz?

Türkiye’nin coğrafi konumu, genç ve dijital tüketici profili, gelişen e-ticaret ekosistemi ve güçlü perakende altyapısı, ülkeyi yalnızca kendi iç pazarı açısından değil, bölgesel büyüme açısından da önemli bir merkez haline getiriyor.
Biz Tradist olarak da bu potansiyeli yalnızca Türkiye’de satış yapmak üzerinden değerlendirmiyoruz. Türkiye’de oluşturduğumuz marka ve kanal altyapısını çevre pazarlara taşıyabileceğimiz bir bölgesel yapı kurmaya odaklanıyoruz. Bugün Kazakistan, Azerbaycan, Özbekistan, Gürcistan, Moldova ve Kırgızistan’ın da aralarında bulunduğu ülkelerde faaliyet göstermemiz bu yaklaşımın bir parçası.
Lifestyle tarafında ise önümüzdeki dönemde özellikle seyahat ve mobil yaşam, outdoor, kişisel aksesuarlar, sürdürülebilir ürünler, teknolojiyle birleşen günlük kullanım ürünleri ve evde deneyim alanlarının büyümeye devam edeceğini düşünüyoruz. Tüketicinin çalışma, seyahat etme, sosyalleşme ve evde vakit geçirme biçimleri değiştikçe bu alanların birbirleriyle kesiştiği yeni ürün kategorileri de ortaya çıkıyor.
Perakende tarafında ise omnichannel yapının daha da güçleneceğini görüyoruz. Fiziksel mağazalar marka deneyimi ve güven yaratmaya devam ederken, e-ticaret erişim ve hız açısından önemini artıracak. Bunun yanında pazar yerleri, markaya özel e-ticaret siteleri, sosyal ticaret ve farklı B2B platformları da satış ekosisteminin daha önemli parçaları haline gelecek.
Tradist olarak önümüzdeki dönemde hedefimiz, yalnızca daha fazla marka ve ürün sunmak değil; Türkiye merkezli, farklı pazarlara erişebilen güçlü bir lifestyle dağıtım ve e-ticaret ağı oluşturmak. 2026’da Türkiye’de yüzde 50’nin üzerinde ciro büyümesi ve 150 bin adedin üzerinde satış hacmi hedeflerken, aynı zamanda yurt dışı operasyonlarımızı ve bölgedeki online varlığımızı da güçlendirmeye odaklanıyoruz.
