ABD merkezli gelişmelerin küresel etkisi bir kez daha perakende sektörünü sınarken, özellikle Türkiye gibi ithalata bağımlı pazarlarda bu dalgalanmanın etkisi daha da hissedilir hale geliyor. Ulusal Perakende Federasyonu’nun (NRF) açıklamalarına göre, perakendeciler ABD’de artan vergiler nedeniyle aylardır ithalatlarını öne çekmiş durumda. Ancak bu ön alımların ardından, Mayıs ayı itibarıyla ve takip eden dönemlerde kargo seviyelerinde ciddi düşüşler yaşanması bekleniyor. Yılın ikinci yarısında ithalat hacimlerinin dramatik biçimde azalacağı ve toplamda %15’ten fazla bir gerileme olacağı öngörülüyor.
Envanter Bolluğu Fayda mı, Yük mü?

Pandemi sonrası dönemde tedarik zincirlerinde yaşanan sarsıntılar, perakendecileri stok fazlası oluşturmaya yöneltti. Ancak bu strateji, şimdilerde ters tepiyor. Doğru ürün yerine yanlış ürünlerin stoklanması, mağaza raflarında gerçek talebi karşılamayan envanter birikimine neden oluyor. BDO tarafından yapılan ve büyük ölçekli 100 perakende CFO’sunu kapsayan bir ankette, yalnızca %22’si envanter pozisyonlarının sağlıklı olduğunu belirtti. Geri kalanlar ya yüksek talep gören ürünlerde stok yetersizliği yaşıyor ya da düşük talep gören ürünlerde aşırı stokla karşı karşıya.
NRF Başkan Yardımcısı Jonathan Gold’un açıklamasına göre, perakendeciler bir süredir vergilerden etkilenmemek için ürün alımlarını öne çekti. Ancak artık bu stoklara bir süre güvenmek ve sonraki adımlarını dikkatle planlamak zorundalar.
Tedarik Zincirinde Yeni Dönüşüm: Kaynak Ülkeler Değişiyor
Tedarik zinciri stratejilerinde bir diğer dikkat çeken gelişme ise, perakendecilerin yüksek vergili ülkelerden daha düşük vergili üretim merkezlerine yönelmeye başlaması. Çin bu konuda hâlâ önemli bir kaynak olsa da, birçok firma üretim hatlarını Vietnam, Hindistan ve Tayland gibi ülkelere kaydırıyor. Ancak bu dönüşüm kısa vadede tamamlanabilecek bir süreç değil. Büyük perakende devleri bu geçişte daha fazla esnekliğe sahipken, küçük ve orta ölçekli işletmeler daha kırılgan bir yapıya sahip.
Örneğin Amazon’un yaz sezonu için Çin’den sipariş ettiği plaj ürünlerini iptal ettiği ve Walmart’ın tedarikçilere uygulanan vergilerin etkisini dengelemeye çalışmasının ardından Çinli yetkililerden tepki aldığı bildiriliyor. Bu örnekler, sadece global firmalar için değil, Türkiye gibi pazarlarda faaliyet gösteren yerli zincirler için de uyarı niteliğinde.
KOBİ’lerde Baskı Daha Yüksek
100 milyon ila 1 milyar dolar arasında yıllık gelir elde eden firmaları kapsayan bir Pymnts Intelligence araştırmasına göre, bu segmentteki firmaların %80’i belirli ürünlerde tedarik sıkıntısı ve gecikme bekliyor. Ayrıca %65’i, tedarik zinciri yeniden yapılanması nedeniyle maliyetlerin arttığını bildiriyor. Hammaddelerde artan maliyetlerle birlikte bu şirketler, ürün fiyatlarını doğrudan artırmak yerine öncelikle mevcut tedarikçilerle daha iyi fiyatlar için pazarlık yapmayı tercih ediyor. Ancak %45’i bu artışların sonunda tüketiciye yansıyacağının farkında.
Bu şirketlerin %35’i tedarikçi ağlarını çeşitlendirmeyi, aynı oranda firma ise alternatif malzeme ve üretim kaynaklarına yönelmeyi planlıyor. %30’u ise daha yüksek kâr marjı sunan ürün kategorilerine geçiş yapmayı değerlendiriyor.
“Hemen Harekete Geçin” Uyarısı
Boston Consulting Group’un küresel perakende sektörü lideri Nate Shenck, bu sürecin sadece geçici bir dalgalanma olmadığını, kalıcı yapısal değişiklikleri de beraberinde getireceğini belirtiyor. Shenck’e göre, perakendecilerin zaman kaybetmeden harekete geçmesi gerekiyor. Şirketlere, finans, pazarlama, tedarik zinciri ve satış ekiplerinden oluşan çapraz fonksiyonlu bir kriz masası kurmaları ve olası senaryolara göre hazırlıklı olmaları tavsiye ediliyor.
Envanter kırılganlığını ürün bazında analiz etmek, belirsizlik karşısında senaryolar oluşturmak ve bu planlara göre hızlı tepki verebilmek yeni dönemin olmazsa olmazları arasında.
Veriye Yatırımın Zamanı
Shenck’in en çok vurguladığı nokta ise, talep tahminiyle arz planlamasını birleştirecek veri altyapılarına yatırım yapılması gerektiği. Bu sayede hem kısa vadede belirsizliklere yanıt verebilecek hem de uzun vadede operasyonel verimliliği artıracak sistemler kurulabilecek.
Bu dönüşümün etkileri birkaç ayda hissedilmeyecek. Shenck, pandemi dönemindekinden daha uzun bir geçiş süreci bekliyor ve özellikle tüketiciye en yakın noktadaki perakendecilerin bu sürece hızlı adapte olması gerektiğini söylüyor.
Türkiye’deki Perakendeciler Ne Öğrenebilir?
Her ne kadar bu gelişmeler ABD merkezli olsa da, küresel tedarik zincirleri iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle Türkiye’deki perakendeciler için de bazı önemli çıkarımlar söz konusu. Özellikle ithalata dayalı ürün kategorilerinde faaliyet gösteren markalar, bu gelişmeleri yakından takip etmeli.
Doğru ürün planlaması, alternatif tedarik ağı arayışları ve fiyatlandırma stratejilerinde daha esnek bir yapıya geçmek, benzer bir belirsizlik dönemine karşı hazırlıklı olmak adına önemli hale geliyor.
Shenck’in şu sözleri, coğrafyadan bağımsız şekilde tüm perakendeciler için geçerli bir uyarı niteliğinde:
“Perakendeciler iki temel şey yaparak başarılı olurlar: Tüketici talebini anlamak ve bunu maliyet etkin bir şekilde karşılamak.”
