Perakende sektörü, ürün odaklı yapıdan deneyim ve uzmanlık odaklı bir dönüşüm geçiriyor. Tüketiciler artık yalnızca kaliteyi değil, markaların sunduğu deneyimi ve güven duygusunu da önemsiyor.
Yeni İnci, 60 yılı aşkın üretim tecrübesi, 40 ülkeye ulaşan ihracat ağı ve deneyim odaklı mağazacılık yatırımlarıyla dönüşümünü sürdürüyor.
Marka, ulaşılabilir kalite anlayışını kategori genişlemesi, cadde mağazacılığı ve yeni nesil mağaza konseptleriyle destekleyerek iç giyimin ötesinde bir yaşam tarzı ve konfor markası olmayı hedefliyor.
Yeni İnci Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Atakan ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; kalite-fiyat dengesini, küresel büyüme stratejisini, deneyim mağazacılığını, kategori genişlemesini ve iç giyim sektörünün geleceğini konuştuk.
Perakendede son dönemde fiyat odaklı tüketimin güçlenmesine rağmen tüketicilerin kalite beklentisinden vazgeçmediğini görüyoruz. İç giyim gibi rekabetin yoğun olduğu bir kategoride, kalite-fiyat dengesini korumak markalar açısından nasıl bir önem taşıyor? Yeni İnci bu dengeyi nasıl yönetiyor?

İç giyim, insan tenine doğrudan temas eden ve doğası gereği hem sağlık hem de yüksek konfor gerektiren, perakendenin en hassas kategorilerinden biri. Dolayısıyla ekonomik konjonktür ne olursa olsun, tüketicinin bu kategoride kaliteden ödün vermesi çok zor. Rekabetin bu kadar yoğun olduğu bir pazarda kalite-fiyat dengesini koruyamayan markaların kalıcı olması mümkün değil.
Yeni İnci olarak biz bu dengeyi “ulaşılabilir kalite” felsefesiyle yönetiyoruz. 60 yılın getirdiği üretim tecrübemiz ve güçlü tedarik zincirimiz sayesinde ham madde tedariğinden son ürüne kadar tüm süreçte ölçek ekonomisinin avantajlarını kullanıyoruz. Tasarımdan üretime her aşamayı kendi bünyemizde optimize ederek, maliyet verimliliğini fiyatlarımıza yansıtıyoruz. Tüketicimiz biliyor ki, Yeni İnci’den aldığı bir ürün uzun ömürlüdür, formunu kaybetmez ve sağlığa zararlı hiçbir materyal barındırmaz. Kaliteden ödün vermeden rasyonel fiyat politikamızı sürdürmek, sadık müşteri kitlemizin bize olan güveninin en büyük teminatıdır.
Türk hazır giyim ve tekstil sektöründe markalaşma artık yalnızca üretim gücüyle değil, tasarım, hız ve global erişim kapasitesiyle de ölçülüyor. Yeni İnci’nin bugün 40 ülkeye ulaşan yapısına baktığınızda, uluslararası pazarlarda Türk markalarının rekabet avantajını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türk tekstil ve hazır giyim sektörü, geçmişteki “fason üretici” kimliğini çoktan geride bıraktı. Bugün dünya genelinde tasarım gücü yüksek, trendleri belirleyen ve lojistik hızıyla fark yaratan bir konumdayız. Yeni İnci olarak biz de üretim gücümüzü tasarım inovasyonu ve küresel vizyonumuzla birleştirerek bugün 40 ülkeye ihracat gerçekleştiren küresel bir yapıya ulaştık.
Uluslararası pazarlarda Türk markalarının en büyük avantajı, Avrupa standartlarında yüksek kaliteli tasarımı, coğrafi yakınlığın getirdiği hız ve esneklikle sunabilmesidir. Biz Yeni İnci olarak, farklı coğrafyaların ve kültürlerin beden tipolojilerine, kalıp alışkanlıklarına ve tasarım tercihlerine hızla adapte olabilen çok esnek bir Ar-Ge ve tasarım ekibine sahibiz. Küresel pazardaki rekabet gücümüz, sadece bir ürünü ihraç etmekten değil, o pazardaki tüketicinin ihtiyacını en hızlı ve en doğru estetikle karşılayabilme kabiliyetimizden geliyor.
Birçok perakende markasının AVM yatırımlarını gözden geçirerek yeniden cadde mağazacılığına yöneldiğini görüyoruz. Sizce bu dönüşümün arkasındaki temel dinamikler neler? Yeni İnci’nin cadde mağazacılığı odağını artırma kararında hangi faktörler etkili oldu?
Perakendede çok ciddi bir tüketici davranışı değişimi yaşanıyor. AVM’ler uzun yıllar boyunca sundukları konforla öne çıksa da günümüz tüketicisi artık daha hızlı, daha pratik ve “açık havada” sosyalleşebileceği alışveriş deneyimlerini tercih ediyor. Yüksek işletme maliyetleri, çalışma saatlerinin katılığı ve tüketicinin caddelerin o kendine has, organik ruhunu özlemesi perakendeyi yeniden sokaklara taşıdı.
Yeni İnci olarak bizim cadde mağazacılığına olan odağımızı artırmamızda hem bu sektörel dönüşüm hem de doğrudan tüketiciye dokunma arzumuz etkili oldu. Cadde mağazaları, markamızın kimliğini ve ruhunu herhangi bir sınırlandırma olmadan sergileyebildiğimiz özgür alanlar sunuyor. Müşterimizle daha samimi, daha lokal ve ayak üstü uğranabilecek kadar hayatın içinde bir bağ kurmamızı sağlıyor. Stratejik lokasyonlarda açtığımız ve açacağımız cadde mağazalarıyla hem marka görünürlüğümüzü pekiştiriyor hem de alışverişi bir zorunluluktan ziyade keyifli bir cadde yürüyüşünün parçası haline getiriyoruz.
Fiziksel mağazaların yalnızca satış noktası değil, marka deneyiminin yaşandığı alanlara dönüştüğü bir dönemdeyiz. Eminönü’nde açmayı planladığınız deneyim mağazasıyla müşterilere nasıl bir değer sunmayı hedefliyorsunuz? Bu yatırımın marka algısına nasıl katkı sağlayacağını düşünüyorsunuz?
Eminönü projesi bizim için sadece ticari bir yatırım değil, Yeni İnci’nin vizyonunu ve perakendeye getirdiği yeni soluğu temsil eden çok prestijli bir adım. Eminönü, İstanbul’un, ticaretin ve tekstil tarihinin kalbi. Bu kadar köklü bir lokasyonda, geleneksel ticaretin tam ortasında modern bir “deneyim mağazası” açmak başlı başına heyecan verici.
Tüketiciler artık karmaşık ve sıkışık alışveriş alanları yerine daha ferah, organize ve odaklanmış alanları tercih ediyor. Biz de Eminönü deneyim mağazamızda “katlı kategori” konseptini hayata geçiriyoruz. Mağazamızın her katını tamamen bağımsız bir kategoriye (iç giyim, çorap, ev giyimi/seamless vb.) adayarak, her katta o ürün grubunun kendine has dünyasını ve zenginliğini sergileyeceğiz. Müşterilerimiz bir kata adım attığında, o kategoriye dair aradığı her şeyi başka hiçbir ürünle dikkatleri dağılmadan, derinlemesine ve konforla inceleyebilecek.
Alışverişi katlar arasında tematik bir yolculuğa dönüştüren bu model, hem süreci çok daha pratik hale getirecek hem de Yeni İnci’nin ürün çeşitliliğindeki gücünü ve kategorilerdeki uzmanlığını en net şekilde gözler önüne serecek. Bu yatırım, Yeni İnci’nin köklü geçmişini geleceğin perakende trendleriyle harmanlayarak marka algımızı çok daha yenilikçi, uzman ve tüketici odaklı bir noktaya taşıyacak.
İç giyimden sonra çorap kategorisine giriş yapmanız, tüketicinin tek bir markadan daha geniş ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir strateji olarak da okunabilir. Sizce perakendede kategori genişlemesi markalar için nasıl bir büyüme fırsatı yaratıyor?
Günümüz dünyasında zaman en değerli sermaye. Tüketici, güvendiği ve kalitesinden emin olduğu bir markanın çatısı altında, birbiriyle ilişkili diğer ihtiyaçlarını da tek seferde çözmek istiyor. İç giyimdeki uzmanlığımızı çorap kategorisine taşımamız, tamamen bu tüketici içgörüsünün ve pazar talebinin bir sonucu.
Kategori genişlemesi, eğer markanın ana DNA’sıyla uyumluysa, muazzam bir büyüme ve sadakat fırsatı yaratır. İç giyim ve çorap, birbirini tamamlayan, aynı sepeti büyüten ikiz kategoriler. Bu hamleyle hem mevcut müşterilerimizin yaşam boyu değerini artırıyoruz hem de markamıza yeni tüketici segmentleri kazandırıyoruz. Yeni İnci kalitesini çorap kategorisinde de gören tüketicimizle olan bağımız daha da derinleşiyor. Bu tür stratejik genişlemeler markayı sadece bir “ürün markası” olmaktan çıkarıp, bütünsel bir “yaşam tarzı ve konfor markası” haline getiriyor.
Üretim kapasitesini artıran, ihracat ağını genişleten ve yeni mağazacılık modellerine yatırım yapan markaların öne çıktığı bir dönemdeyiz. Önümüzdeki birkaç yıl içinde hem iç giyim sektöründe hem de perakende tarafında hangi dönüşümlerin belirleyici olacağını düşünüyorsunuz? Yeni İnci bu geleceğe nasıl hazırlanıyor?
Gelecek birkaç yılın perakende şifreleri; sürdürülebilirlik, dikişsiz/seamless teknolojiler, akıllı tekstiller önemini arttıracak. İç giyimde artık sadece şıklık yetmiyor, fonksiyonellik, vücut pozitifliği, her beden tipine uygun kusursuz kalıplar ve gün boyu yokmuş gibi hissettiren dikişsiz teknolojiler ön planda. Tüketici artık çevreye duyarlı, sürdürülebilir üretim süreçlerinden çıkan ürünleri talep ediyor.
Yeni İnci olarak biz bu geleceğe dünün başarılarına yaslanarak değil, sürekli yatırım yaparak hazırlanıyoruz. Üretim tesislerimizde teknolojik dönüşümü ve otomasyonu önceliklendirerek kapasitemizi ve hızımızı artırıyoruz. Ar-Ge merkezimizde sürdürülebilir ve geri dönüştürülebilir ipliklerle üretilen koleksiyonlar, tenle bütünleşen dikişsiz (seamless) ve lazer kesim serilerimiz üzerine aralıksız çalışıyoruz. 40 olan ihracat ülke sayımızı artırarak küresel ağımızı genişletirken, Eminönü gibi deneyim odaklı fiziksel mağazalarımızla dijital kanallarımızı tam entegre hale getiriyoruz. Özetle Yeni İnci, üretimiyle güçlü, tasarımıyla yenilikçi, mağazacılığıyla deneyim odaklı yapısını koruyarak geleceğin perakende dünyasında da öncü rolünü sürdürmeye hazır.
