Nike hissedarları, şirketin iklim hedeflerine nasıl ulaşacağını daha ayrıntılı açıklamasını isteyen öneriyi reddetti. Teklif, Nike’ın emisyon azaltım planlarının uygulanmasına ilişkin yatırımcılara daha fazla şeffaflık sağlamasını talep ederken, şirketin 11. büyük hissedarı konumundaki Norveç Varlık Fonu da öneriye destek verdi.
Nike, 2030’a kadar kendi operasyonlarından kaynaklanan karbon emisyonlarını yüzde 65, tedarik zinciri emisyonlarını ise yüzde 30 azaltmayı hedefliyor. Şirketin 2024 mali yılı güncellemesine göre tedarik zincirindeki emisyonlar, 2015 baz yılına kıyasla yüzde 11 gerilemiş durumda. Ancak öneriyi sunan Green Century Capital Management, mevcut ilerlemenin uzun vadeli hedeflere nasıl ulaşılacağı konusunda yatırımcılar için yeterli görünürlük sağlamadığını savunuyor.
Sürdürülebilirlikte Hedef Koymak Yetmiyor
Nike yönetimi ise öneriye karşı çıkarak sera gazı emisyonlarını azaltma konusunda kararlı olduğunu ve hedefler ile raporlama yöntemlerinin belirlenmesinde yönetimin en doğru konumda bulunduğunu belirtti. Hissedarların öneriyi reddetmesi, şirketin sürdürülebilirlik stratejisinin yatırımcılar tarafından tamamen sorgulanmadığı anlamına gelmese de iklim hedeflerinin kendisinden çok, bu hedeflere ulaşma yolunun ne kadar şeffaf olduğu konusundaki tartışmayı öne çıkarıyor.
Nike’ın sürdürülebilirlik raporlaması da son dönemde daha fazla inceleme altında. Şirketin 2024 etki raporunda geri dönüştürülmüş polyester ve kauçuk kullanımı ile tedarikçilerin yenilenebilir enerjiye geçişini destekleyen çalışmalar öne çıkarken, sonraki açıklamalarda emisyon ve atık verilerine daha fazla ağırlık verildi.
Perakendede Sürdürülebilirlik Yatırımcı Gündemine Taşınıyor

Nike örneği, büyük perakende ve moda şirketlerinde sürdürülebilirliğin artık yalnızca marka iletişiminin bir parçası olmadığını gösteriyor. Yatırımcılar için asıl soru, şirketin ne hedeflediğinden çok bu hedefleri hangi operasyonel adımlarla ve hangi ölçülebilir sonuçlarla gerçekleştireceği haline geliyor.
Özellikle küresel tedarik zincirlerine sahip markalarda emisyonların önemli bölümünün şirketin doğrudan operasyonlarının dışında oluşması, sürdürülebilirlik performansını daha karmaşık hale getiriyor. Tedarikçiler, üretim tesisleri, enerji kaynakları ve malzeme tercihleri bu nedenle markaların iklim stratejisinin doğrudan bir parçasına dönüşüyor.
Nike hisselerinin yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 40 değer kaybettiği bir dönemde yaşanan bu gelişme, sürdürülebilirlik gündeminin şirketin genel performansından bağımsız değerlendirilemeyeceğini de düşündürüyor. Hissedarların aynı toplantıda şirketin yönetici ücretlendirme tekliflerini onaylaması ise yatırımcıların şirket performansı, yönetim ve sürdürülebilirlik konularını ayrı başlıklar altında değerlendirdiğini ortaya koyuyor.
Perakende açısından bakıldığında Nike örneğinin verdiği mesaj net: Sürdürülebilirlik hedefleri artık yalnızca açıklanmak değil, ölçülebilir bir yol haritası ve yatırımcıya güven verecek düzeyde şeffaflıkla desteklenmek zorunda.




