Boston Danışma Grubu’nun yaptığı araştırmaya göre perakendecilerin sadece beşte birden azı sürdürülebilirlik hedeflerini takip ediyor.
Anketin gösterdiği üzere 37 global dev perakendecinin yine %20’den azı emisyonlarını Paris Anlaşmasında belirlenen global sıcaklık derecesini 1.5 dereceye çekme hedefi için gerekli şekilde hareket ediyor.
Şirket, “Perakendede Sürdürülebilirlik Mümkün – Ama Alınacak Yol Var” adlı raporu için düzenlediği anketi dünya çapında süper market, moda ve ev eşyaları pazarında ve yıllık satışları 1 ile 500 Milyar Dolar arası olan perakendecileri inceledi. Bu raporu da Dünya Perakende Kongresi sırasında yayınladı.
Her ne kadar perakendeciler arasında sürdürülebilirliğin yaygın bir rekabet elementi olduğu ortaya çıksa da, anket gösteriyor ki perakendecilerin azimli hedefleri ile sürdürülebilirlik konusunda gösterdikleri ilerleme arasında bir uyuşmazlık mevcut.
Araştırılan şirketlerin bir elin parmaklarını geçmeyecek kadarı sürdürülebilirliğin şirketlerinin anahtar stratejilerinden, karar süreçlerindeki faktörlerden veya sahiplendikleri değerlerden biri olduğunu iddia edebilecek kadar politikayı benimsiyor.
Sürdürülebilirlik hedefleri gerçekten hayata geçirilmiyor
Şirketlerin %20’den azı güncel olarak 2015’te Paris Anlaşmasında belirlenen 3 kapsamlı emisyon hedeflerinin belirttiği değerlere sahipler.

Nitekim araştırma iyimserliğe de yer olduğunu gösteriyor. Ankete katılan perakendecilerin neredeyse tamamı sürdürülebilirlik girişimlerinin önümüzdeki 5 ila 10 sene içerisinde ürün değerlerini belirleyen anahtar faktörlerden olacağını ifade ederken katılımcıların yarısı da şirketlerinin “neye mal olursa olsun” sürdürülebilirlik hedeflerini yakalamak için yatırım yapacağına inandıklarını ifade ediyor.
Dünya Perakende Kongresi Başkanı Ian McGarrigle‘a göre: “Endüstri gittikçe daha büyük sürdürülebilirlik hedeflerinde doğru yönelirken özellikle odaklanmamız gereken şeyin mükemmeliyetten ziyade ilerleme olması oldukça kritik.”
Boston Danışma grubu genel müdürü ve partneri Shalini Unnikrishnan araştırmanın eş yazarlığını da yaparken, “Sürdürülebilirliğe ulaşma ve kısıtlamalar koyma yolunda mükemmeli talep etme gibi bir eğilimimiz olması son derece doğal olmasına rağmen bizim tarafımızda oldukça büyük bir hata olur.” diyor.
