Hepimizin bildiği üzere, koronavirüs sürecinde karantinaya giren girmeyen herkes sürekli sosyal medya ve gündemi takip eder durumda. Hal böyle olunca internet kullanım trafiği de zirve yapmış durumda.
Veriler böyle olunca, koronavirüse karşı olan algı ile ilgili en önemli kaynaklardan biri de sosyal medya oldu haliyle. Gelin sosyal medya ve dijital kanallarda bu süre içerisinde nasıl bir algı yaratmışız hep birlikte inceleyelim.

Türkiye’de Koronavirüs hakkındaki sosyal medya paylaşımlarının;
- %38,7’sinin olumlu (Devlete olan güven ve Türkiye’nin salgını atlatacağına dair inanç)
- %29,4’ünün olumsuz (Devletin zamanında tedbir almadığı ile ilgili paylaşımlar ve ekonomik & sosyal belirsizlik)
- %31,9’unun nötr (gerekli tedbirlerin alınması gerektiğinin ve evde kalınmasının doğru olduğunun belirtilmesi) olduğunu görmekteyiz.
- Paylaşım yapanların %69’u erkek, %31’i kadındır.
Bu dönemdeki etkileşimlerde en çok geçen kelimeler aşağıdaki şekilde gerçekleşmiştir:

Vaka sayılarının artışı ile birlikte, koronavirüs hakkında konuşulanların da paralellikle artış gösterdiği görülmektedir.
Şuana dek sosyal medyada en çok kullanılan etiketler
- #EvdeKal
- #ciddiyealın
- #birlikteyeneceğiz gibi birlik ve uyarı mesajı içerek etiketler oldu.

Devlet Kurumlarına Güveniyor muyuz?
Devletin kurum, kuruluş veya kişilerinden gelen paylaşımlara olan güven %37,3’ü bunlara güvenirken, %32,4’ü olumsuz değerlendiriyor yani güvenmiyor, %30,3’ü de nötr olduğunu yani emin olmadığını belirtiyor.

Güvenen Kitle Neler Söylüyor ?
%37,3’ü oluşturan ve bu açıklamalara güvendiğini belirten kitlenin yorumları aşağıdaki gibi :
- Devletin kurumlarına güvenin olduğu,
- Sağlık Bakanlığı tarafından alınan önlemlerin yerinde olduğu,
- Bar, restoran, kafe gibi mekanların kapatılmasının oldukça olumlu karşılandığı,
- Sağlık Bakanlığı’nın süreci açık bir şekilde yönettiği,
- Dr. Fahrettin Koca’nın bu süreçte çok çalıştığının belirtildiği,
- Sağlık Bakanı’nın vakaları açıklarken zorlandığını belirten kişilerin onun duyarlı olduğuna inandıkları görülüyor.
- Ancak, 11-14 Mart datası ile karşılaştırıldığında, 15-20 Mart tarih aralığında devlete olan güven iletilerinde düşüş yaşandığı (11-14 Mart olumlu ileti oranı %45 iken, 15-20 Mart’ta bu oran %37’ye düşmüştür) gözleniyor
Güvenmeyen Kitle Neler Söylüyor?
%32,4’ü oluşturan ve bu açıklamalara güvenmediğini belirten kitlenin yorumları aşağıdaki gibi:
- Ekonomik süreçlerle ilgili belirsizlik ve güvensizlik paylaşımlarının olduğu,
- Vaka sayılarının yükselmesi ile Ekonomi Bakanlığı’nın açıklamalarına daha fazla dikkat edildiği,
- Bu süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı ekonomi paketinin yetersiz bulunduğu,
- Bu süreçte işini kaybeden ya da işsiz olanlarla ilgili hiçbir ekonomik güvence verilmediğinin düşünüldüğü,
- Cezaevlerindeki mahkumların risk taşıdığı ve tahliye sürecinin gözden geçirilmesi gerektiği ile ilgili paylaşımların yapıldığı,
- Diyanet İşleri Başkanlığı’na olan güvenin sorgulandığı,
- Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ın Koronavirüs nedeniyle hayatını kaybettiğinin gazeteci Saygı Öztürk tarafından açıklanmasının, devlete olan güveni sorgulattığı görülüyor.
Duygu Durumumuz Nasıl?
Aslın bakarsanız araştırma sonuçlarına göre duygu durumumuzu en iyi anlatan kelime hiç şüphesi ‘tedirgin’ olabilir. Paylaşımlardan çıkan analizlere göre duygu durumumuzla ilgili veriler aşağıdaki gibi :
- Türkiye’nin süreci iyi yönettiğine dair olumlu algının azaldığı,
- Vakaların artması ve evden çıkan kişilerin fazlalığının, halktaki endişe düzeyini artırırken, umut seviyesinde düşüşe sebep olduğu,
- Önlemlerin yeterince ve zamanında alınmadığından şüphe edildiği,
- Umreden dönenlerin birçoğunun Türkiye’de karantinaya alınmadığını belirten kişilerin korku/kaygı içerikli iletileri,
- Halkın yeterince bilinçli olmadığını söyleyen kişilerin bu durumdan oldukça rahatsız olduğu,
- Korona ile ilgili esprili içeriklerin yüksek etkileşim aldığı, insanların bu zor dönemlerde gülmeye ihtiyaç duydukları,
- Sağlık çalışanları başta olmak üzere, çalışmak zorunda kalan kişilere minnet ve endişe duygularının iletilerde kendine sıkça yer bulduğu,
- #birlikteyeneceğiz ile birlik beraberlik mesajlarının verildiği gözleniyor
Ekonomik Olarak Kaygılıyız
Dönemin en büyük belirsizliklerinden biri hiç şüphesiz ekonomi. Ekonomik olarak, hem ülke ekonomisi hem de bireysel ekonomi anlamında, ciddi kaygılar besliyoruz. Ekonomik gelişmelerle ilgili en fazla yaptığımız yorumlar aşağıdaki gibi :
- Bu süreçte yaşanan ekonomik kaygının, artmasından duyulan endişe kadar konuşulduğu,
- Bu durumla ilgili devletin önlem almasının ve halkı bilgilendirmesinin önemli olduğu,
- Ürünlerde fahiş fiyat uygulaması ile ilgili Ticaret Bakanlığı’nın tedbirlerine ihtiyaç olduğu,
- Bu süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı ekonomi paketinin yetersiz bulunduğu; insanlara ekonomik güvence verilmediğinin belirtildiği,
- Ücretli çalışanların ücretlerinin ödenmesi, kredi borçlarının ertelenmesi, kiraların bir süreliğine ödenmemesi gibi düzenlemelerin istendiği,
- Kargo ve online satışlarda artışa bağlı olarak da tedarikle ilgili sıkıntıların baş gösterdiği,
- Film, dijital oyun, telekonferans sağlayıcılar, e-ticaret ve ilaç gibi sektörlere talebin dramatik bir şekilde arttığı görülüyor.
Bu dönemde olmasını istediğimiz gelişmeler kadar sonlanmasını istediğimiz gelişmeler de hiç olmadığı kadar fazla aslına bakarsanız. Elbette salgının sonlanması başta olmak üzere, insanların düşüncesizliğinin, uzman olmayan kişilerce yapılan sağlık açıklamalarının ve bu kaos ortamının sonlanmasını isteyen çok büyük bir kitle olduğu görülüyor. Ne diyelim umudumuzu kaybetmeden zorunlu olmadıkça evde kalmak yapabileceğimiz en iyi önlem.
Raporun devamına buradan erişebilirsiniz.
