“Bu yazı, Bi’Sektör Dergi İlkbahar 2025 sayısında yayınlanmıştır. Bi’Sektör Dergi’yi incelemek için burayı ziyaret edebilirsiniz.”
İlham Ol, Bi’Sektör Dergi’nin üst düzey yöneticileri, kariyerlerinin farklı aşamalarındaki perakende profesyonelleriyle buluşturduğu özel bir köşe. Bu bölümde, sektörün deneyimli liderleri kendi kariyer yolculuklarını, karşılaştıkları zorlukları ve dönüm noktalarını paylaşarak, sektörde ilerlemek isteyen yöneticilere rehberlik ediyor.
Bu sayımızda, Karaca International Genel Müdürü Ömer Barbaros Yiş ile bir araya geldik. Yönetici kimliğinin ötesinde, uluslararası arenada edindiği tecrübelerle kariyerini nasıl şekillendirdiğini, en zor anlarda nasıl motivasyon bulduğunu ve ekibiyle nasıl bir liderlik yaklaşımı benimsediğini konuştuk. Kendi kariyer yolculuğundan süzülen içgörülerle, perakende sektöründeki yöneticilere ilham verecek değerli paylaşımlarını sizler için derledik.
İlham Ol bölümümüzün bu ayki konuğu, Karaca International Genel Müdürü Ömer Barbaros Yiş. Kendisiyle kariyer yolculuğunun dönüm noktalarını, liderlik anlayışını ve iş hayatında karşılaştığı zorlukları aşma yöntemlerini konuştuk.
Bugün bir genel müdür olarak başarılarınızla tanınıyorsunuz, ama biz hikâyenin başına dönelim. Genel müdürlük koltuğuna oturana kadar hayatınızda sizi en çok şekillendiren dönüm noktası neydi? O anı yaşarken bunun kariyerinizde bu kadar önemli olacağını düşünüyor muydunuz?
Kariyer yolunda birçok inişli ve çıkışlı zamanlar yaşıyoruz. İnsan bir yola girdiğinde bunun sonu nereye varır noktasında çok da nokta atışı tahmin yapamıyor.
O yeni yolda yaşadıklarınız sizin bir sonraki durağınızı şekillendiriyor. Benim için dönüm noktası 2010 yılında Türkiye’deki kariyerimi bırakıp yurt dışında başladığım danışmanlık tecrübem oldu. Yaklaşık 30 ülkede proje yapma ve iş geliştirme faaliyetlerinde bulunma imkanı elde ettim. Birçok milletten değerli insanla beraber çalışma imkanı buldum. Birçok büyük şirketin CEO’larıyla tanışma, onların beklentilerini anlayarak onlara en iyi çözümleri sunmak için çalışmak bana çok öğretti. 3 senede 10 senelik deneyim elde ettim diyebilirim. Orada öğrendiklerim sonraki görevlerimde de bana çok yardımcı oldu.
Herkes başarı hikayelerini anlatmayı sever ama biz zor zamanları da merak ediyoruz. Hiç ‘Ben bu işi bırakıyorum, bu kadarı fazla’ dediğiniz bir an oldu mu? O anı nasıl atlattınız?
Her işimde oldu diyebilirim. Özellikle insan tüm iyi niyetiyle inanılmaz emek verdiğinde ama bu emeği çeşitli nedenlerle göz ardı edilip elde ettiği kazanımlar itibarsızlaştırılmaya çalıştığında artık yeter dediğiniz zamanlar oluyor.
Ben de bunu sıklıkla yaşadım. Ama sonra kendime hep şu cümleyi fısıldadım. Sen yaptıklarınla en başta kendine değer katıyorsun. Tecrübe çantanı doldur ve yola devam et. Sonrasında da tüm öğrenimlerimi hiçbir şey saklamadan ve tüm açıklıkla herkesle paylaşmaya başladım.
Bu beni her zaman motive ediyor. Kim benim için ne der asla önceliğim değil. Kendime ve kendime kattıklarımla insanlara ne katabilirim tamamen buna konsantre şekilde iş hayatıma devam ediyorum.
Bir lider olarak ekibinizle bir günlüğüne yer değiştirecek olsanız, hangi pozisyonda çalışmayı tercih ederdiniz? Neden?

Ben ekip arkadaşlarıma hep şunu diyorum. Ekibinize bir kişi daha eklendi, o da benim. Ben her ekibin bir takım üyesi gibi çalışmaya gayret gösteriyorum. Asla kapalı kapılar ardında üst seviyeden yöneten biri olmadım. O açıdan nasıl her biri benim için eşitse şu bölüm diyemem. Zamanımı ayırıp her pozisyonda onlarla beraber olmayı tercih ederdim.
Bugünkü Ömer Barbaros Yiş’e, kariyerinizin en başındaki kendinizden bir mektup gelse, ne yazmasını isterdiniz? Genç bir profesyonel olarak, o mektup size ne öğretebilirdi?
Asla hep ben deme, ne biliyorsan ve ne kazanıyorsan cömertlikle paylaş, ben oldum deme, öğrenme iştahın hiç bitmesin. Geriye insanlığın kalacak, kazandıkların değil.
O mektup bana her zaman önce insana değer vermenin önemini anlatırdı.
Hiç bir projeye tüm kalbinizi koyduğunuz ama sonuçta istediğiniz gibi gitmeyen bir deneyim yaşadınız mı? Peki, o deneyimden bugün liderlik anlamında kazandığınız en önemli ders neydi?
Bazen çok istemenize rağmen sonuçlar istediğiniz gibi olmayabiliyor. Sadece sizin ne istediğiniz değil, o anki konjonktürün getirdikleri gibi birçok etken işin gidişatını etkileyebiliyor.
Benim en önemli öğrendiğim ders asla vazgeçmemek. Hep deniyorum. Bazen çok denememe rağmen hala olmuyorsa dur demeyi de bilmek lazım.
Kaynaklar sonsuz değil çünkü. Ama niyet iyiyse, işin içinde emek varsa bereket de muhakkak geliyor.
Türk perakendesi, rekabetin yüksek olduğu, hızlı değişimlere ayak uydurmayı gerektiren ve zaman zaman oldukça zorlu bir sektör. Pek çok açıdan fırsatlarla dolu olduğu kadar, yöneticiler için ciddi sorumluluklar da barındırıyor.
Bugün bu yazıyı okuyan perakende sektöründeki yöneticilere, bulunduğunuz noktadan söylemek istediğiniz en önemli şey ne olurdu? Onlara ilham verecek bir mesajınız var mı?

Çok ünlü bir söz var. Perakende detaydır.
Perakende ekip işi. Zorluklarla mücadele edilmek isteniyorsa da bu ancak iyi bir ekiple mümkün. Bunun için de ekiplerin gelişimi çok önemli. Liderlere en büyük tavsiyem ekipleriyle omuz omuza çalışmaları.
Bu hem ekiplerin gelişimi için, hem de ortak amaçla beraber ilerleme ruhunu yaşatmak için çok değerli.
Tüm detayları beraber değerlendirip, beraber öğrenip, beraber gelişmek ve hem başarıyı hem başarısızlığı beraber sahiplenebilmeyi bilmek lazım.
O açıdan işi kapalı kapılar ardında değil, açık gönüllerle beraber yürütmek çok önemli. Bunun karşısında hiçbir zorluk dayanamaz.
