Rekabet Kurulu, Uber Technologies’in Getir Perakende Lojistik A.Ş.’nin belirli faaliyetlerini devralmasına onay verdi. Kararla birlikte Uber, Getir’in çevrimiçi yemek siparişi ve hızlı tüketim ürünlerinin çevrimiçi sipariş ve dağıtım faaliyetlerinin kontrolünü üstlenecek.
Kurul, işlemi Uber’in sunduğu taahhütleri dikkate alarak uygun bulurken, şirketin Türkiye’ye toplam 500 milyon dolarlık yatırım yapmayı taahhüt ettiği açıklandı.
500 Milyon Dolarlık Yatırım Taahhüdü
Rekabet Kurumu’na göre yatırımın, yüksek nitelikli iş gücünün desteklenmesine katkı sağlaması, yerli mühendislik kapasitesinin gelişimini desteklemesi ve Türkiye’nin dijital teknoloji ekosistemini güçlendirmesi bekleniyor.
Bu yatırımın, teslimat ve teknoloji alanlarında yeni büyüme fırsatları yaratabileceği değerlendiriliyor.
Getir’in İki Faaliyet Alanı Uber’e Geçiyor
İşlem kapsamında Uber, Getir’in çevrimiçi yemek siparişi ve teslimat hizmetleri ile hızlı tüketim ürünlerinin çevrimiçi sipariş ve dağıtım operasyonlarında tek kontrol sahibi olacak.
Böylece şirket, Türkiye’de hızlı ticaret ve teslimat ekosistemindeki varlığını daha da güçlendirmiş olacak.
Teslimat Pazarında Yeni Bir Dönem Başlıyor
Uber’in Getir hamlesi, platform ekonomilerinde ölçek ve teknoloji yatırımlarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
Teslimat ve hızlı ticaret pazarında rekabet giderek daha fazla veri, mühendislik kapasitesi ve operasyonel ölçek etrafında şekillenirken, bu işlem Türkiye’deki dijital perakende ekosistemi açısından önemli gelişmelerden biri olarak öne çıkıyor.
Rekabet Kurumu’nun işleme ilişkin gerekçeli kararının önümüzdeki günlerde yayımlanması bekleniyor.
Amerika’nın üçüncü büyük pizza markası Little Caesars’ın Türkiye Temsilcisi Dinçerler Group oluyor. Gloria Jean’s Coffees, SuperCoff ve Magnolia Bakery markalarıyla tüketiciye ulaşan Mehmet Dinçerler liderliğindeki grubun Little Caesars ile görüşmelerini tamamlamak üzere olduğu ve bu ay içinde anlaşmayı açıklayacağı ifade ediliyor.
Dinçerler Group, Gloria Jean’s Coffees’i 2012’de devralarak 240 şubeye taşıdı. New York’un ikonik markası Magnolia Bakery‘yi 2022’de Türkiye’ye getiren grup, kısa bir süre önce de SuperCoff markasıyla Berlin’de mağazalaşmaya başladı. Dinçerler Group şimdi de pizzacı olmaya hazırlanıyor. Mehmet Dinçerler’in liderliğindeki grubun uzun süredir fast food sektörüne gireceğine dair iddialar gerçeğe dönüşüyor.
Türkiye’ye 1996’da Çelebi Getirdi
Sektör kulislerine göre grup bu alandaki ilk adımını uluslararası pizza markası Little Caesars’ın Türkiye temsilciliği ile atacak. Tarafların görüşmeleri tamamlamak üzere olduğu ve son detaylar üzerinde çalıştığı ifade ediliyor. Anlaşmanın ise bu ay içinde açıklanması bekleniyor.
Little Caesars, 1996 yılında Çelebi ile Türkiye pazarına girdi. Çelebi’nin gıda sektöründeki önemli atılımlarından biri olan Little Caesars, Türkiye’de 170 noktada ve online yemek platformlarında tüketicilere hizmet veriyor.
Sadece ABD Cirosu 5 Milyar Dolar
Little Caesars, 1959’da Amerika Birleşik Devletleri, Detroit’te kuruldu. Günümüzde 6 bine yakın restoranı ile hizmet veren Little Caesars’ın sadece ABD cirosu 5 milyar doları buluyor. Şirketin kuruluş hikayesi oldukça ilginç.
Marian Ilitch, bir tanışma randevusunda Michael Ilitch ile buluştu. Bu buluşma önce evliliğe sonra dev bir pizza şirketinin kuruluşuna vesile oldu.
Marian, Mike ile üçüncü çocukları doğana kadar tam zamanlı bir anne olarak yaşadı. Çift daha sonra aile birikimlerini kendi işlerini kurmak için yatırdı ve Michigan’ın Garden City kentinde tek bir Little Caesars pizza dükkanını açtı.
Aile Şirketinden Üçüncü Büyük Pizza Şirketine
Karı koca, tek bir aile işletmesi olan Little Caesars pizza dükkanını dünya çapında 27’den fazla ülke ve bölgede faaliyet gösteren Amerika’nın en büyük üçüncü pizza şirketine dönüştürdü.
Bugün 93 yaşında olan Marian Ilitch, Forbes’ın açıkladığı listeye göre ABD’nin en zengin iş kadınlarından. Ilitch Holdings’in başında olanMarian Ilitch’in ve ailesinin net servetinin 7.6 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.
Amazon, 13 yıl boyunca zirvede kalan Walmart’ı geride bırakarak gelir bazında Amerika’nın en büyük şirketi konumuna yükseldi. Şirket, 2025 mali yılında yaklaşık 717 milyar dolarlık gelir elde ederken, Walmart’ın geliri 713 milyardolar seviyesinde gerçekleşti. Böylece Amazon, Fortune 500 listesinin yeni lideri oldu.
Bu değişim, yalnızca iki şirket arasındaki sıralama değişikliğinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Aynı zamanda perakendenin geçirdiği dönüşümün de önemli bir göstergesi olarak görülüyor.
Amazon’un Büyümesinin Arkasında Çeşitlendirilmiş İş Modeli Var
Amazon’un büyümesi yalnızca e-ticaretten kaynaklanmıyor.
Şirketin gelirlerinin önemli bir bölümü;
Amazon Web Services (AWS)
Reklam hizmetleri
Üçüncü taraf satıcı servisleri
Prime üyelik ekosistemi
Lojistik ve teslimat operasyonları
gibi farklı iş alanlarından geliyor. Özellikle AWS, Amazon’un büyümesinde önemli rol oynayan alanlardan biri olmaya devam ediyor.
Walmart Fiziksel Mağaza Gücünü Koruyor
Gelir sıralamasında ikinci sıraya gerileyen Walmart ise fiziksel mağaza ağı, market operasyonları ve aynı gün teslimat yatırımlarıyla güçlü konumunu sürdürüyor. Şirket son yıllarda e-ticaret, reklam ve üyelik hizmetlerine yaptığı yatırımlarla dijital dönüşümünü hızlandırırken, geleneksel perakende ile teknoloji odaklı modeller arasındaki sınırlar da giderek bulanıklaşıyor.
Perakendenin Liderliği Yeniden Tanımlanıyor
Amazon’un zirveye yükselmesi, perakende sektöründe liderlik kavramının yeniden şekillendiğini gösteriyor. Bir dönem mağaza sayısı ve fiziksel büyüklükle ölçülen rekabet, bugün teknoloji altyapısı, veri, lojistik ve platform ekonomileri etrafında şekilleniyor. Artık perakendenin en büyük oyuncuları yalnızca ürün satan şirketler değil; aynı zamanda teknoloji, medya ve hizmet ekosistemleri oluşturan platformlar haline geliyor.
CarrefourSA, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı Ar-Ge Merkezi’nin açılışını gerçekleştirerek teknoloji ve inovasyon alanındaki yatırımlarını yeni bir aşamaya taşıdı. Şirket, bu merkezle birlikte yapay zekâ, veri analitiği ve müşteri deneyimi alanlarında geliştirdiği çözümleri daha da hızlandırmayı hedefliyor.
77 ilde 1.250’den fazla mağazası ve yaklaşık 15 bin kişilik ekosistemiyle faaliyet gösteren CarrefourSA, dijital dönüşümü büyüme stratejisinin merkezine yerleştiriyor.
Yapay Zekâ Projeleri Hız Kazanıyor
CarrefourSA, 2025 yılında 49 yapay zekâ destekli projeyi hayata geçirirken, 2026’nın ilk altı ayında 20 yeni projeyi devreye aldı.
Akıllı Raf Yönetimi, Akıllı Rota Planlama, Engelsiz E-Ticaret ve CRM Agent projeleri üzerinde çalışmalar devam ederken, bugüne kadar yaklaşık 70 teknoloji ve yapay zekâ projesi aktif kullanıma alındı.
Retail AI, Finans Chatbot, Smart Partner Bayilik Portalı ve Trend Analizi çözümleri şirketin öne çıkan uygulamaları arasında yer alıyor.
Üniversiteler ve Teknoloji Şirketleriyle İş Birliği Yapılıyor
CarrefourSA Ar-Ge Merkezi’nde görev yapan 28 araştırmacı, 5 üniversite ve 18 teknoloji şirketiyle ortak çalışmalar yürütüyor.
Merkez bugüne kadar 11 bilimsel yayın, 7 patent başvurusu ve 7 endüstriyel tasarım tesciline imza attı. Ayrıca TÜBİTAK destekli projeler kapsamında akıllı teslimat sistemleri, talep tahminleme çözümleri ve görüntü işleme teknolojileri geliştiriliyor.
Dijital Dönüşümün Merkezi Olacak
CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu, Ar-Ge Merkezi’nin şirketin dijital dönüşüm yolculuğunda önemli bir rol üstleneceğini belirterek, merkezin otonom çözümlerden kişiselleştirilmiş müşteri deneyimine kadar birçok alanda dönüşümün merkezi olacağını ifade etti.
Perakendede Rekabet Giderek Teknolojiye Kayıyor
Artan rekabet, değişen müşteri beklentileri ve operasyonel verimlilik ihtiyacı, perakendecileri teknoloji yatırımlarını hızlandırmaya yönlendiriyor.
CarrefourSA’nın Ar-Ge Merkezi yatırımı, perakendede rekabetin yalnızca mağaza sayısı veya ürün çeşitliliğiyle değil; yapay zekâ, veri ve inovasyon kapasitesiyle şekillendiği yeni dönemin önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Perakendeci yılın il 6 ayında özellikle adet büyümelerinde önemli sorunlar yaşıyor. Yabancı müşterinin pazardan çekilmedi, üzerine Türk müşterinin de harcamalarının bir kısmını yurt dışına yönlendirmesi sektörü bir hayli zorluyor. Mağaza yatırımları tarafı da bu durumdan oldukça etkileniyor.
Her hafta sektörden gelen bildirimlerle derlediğimiz Haftanın Mağaza Açılışları serimizin yeni sayısı ile sizlerleyiz.
Zsa Zsa Zsu, ikinci yaşını “Born to Be Zsa Zsa Zsu” söylemiyle kutluyor. İki yıl önce yaşam alanlarını dönüştürmek için renklerin, yaratıcılığın ve özgür ruhun izinden yola çıkan Zsa Zsa Zsu, bugün yalnızca bir ev dekorasyonu markası değil; ilham veren bir yaşam stili dünyası olarak yolculuğunu sürdürüyor. İkinci yaşını “Born to Be Zsa Zsa Zsu” söylemiyle kutlayan marka, hayatı daha coşkulu, yaratıcı ve özgür yaşamayı seçen herkes için ilham dolu bir dünya sunuyor.
Kurulduğu günden bu yana yaşam alanlarına neşe, coşku ve yaratıcılık katan Zsa Zsa Zsu; renkleri yalnızca estetik bir tercih değil, bir ifade biçimi olarak yorumluyor. Cesur desenleri, eşsiz koleksiyonları, özgün tasarım dili ve pozitif yaşam yaklaşımıyla Zsa Zsa Zsu, kısa sürede kendi topluluğunu yaratarak Türkiye’nin dikkat çeken tasarım ve yaşam stili markalarından biri haline geldi.
Zsa Zsa Zsu CEO’su Gökhan Sezer, markanın iki yıllık yolculuğunu şu sözlerle özetledi: “Zsa Zsa Zsu, biraz hayatın sesini açmak gibi aslında. Markayı kurarken her şeyden önce insanların yaşamına dokunan bir dünya yaratmak istedik. Mağazalarımıza girdiklerinde, zsazsazsu.com.tr’de gezdiklerinde daha özgür, daha canlı ve daha yaratıcı hissetsinler istedik. Çünkü bizim için büyümek, mağaza sayısından çok insanların hayatına renk ve ilham katabilmek anlamına geliyor.
Bugün 8 şehirdeki 19 mağazamız, Zsa Zsa Zsu House ve Zsa Zsa Zsu Café gibi deneyim alanlarımızla markamızı bir alışveriş noktasının ötesine taşıyoruz. Tasarım, gastronomi, zanaat, sanat ve keşif duygusunu aynı dünyanın içinde buluşturuyoruz. El işçiliğini ve üretimin ruhunu markamızın merkezinde tutarken, insanların yeniden ilham almak isteyeceği bir yaşam stili yaratmaya devam ediyoruz.
Zsa Zsa Zsu, yeni bir şey keşfettiğinizde hissettiğiniz o ilk heyecan üzerine kuruldu. Ve biz, büyüdükçe o heyecanı kaybetmeyen bir marka olmaya çalışıyoruz.”
Zsa Zsa Zsu’nun 2030 Vizyonu
2030 vizyonu doğrultusunda Zsa Zsa Zsu, uluslararası büyümesini hızlandırarak KSA, USA, UAE, MENA, CIS ve Avrupa’yı öncelikli pazarlar arasında konumlandırıyor. Bu stratejik genişleme planı kapsamında marka, 2030 yılına kadar 235 mağazaya ulaşmayı hedefliyor. Bu hedefin 90’ı Türkiye’de, 145’i yurt dışında ve bunun 50’si MENA bölgesinde konumlanacak şekilde planlanıyor. Zsa Zsa Zsu, 2026 yılının sonuna kadar 13 yeni mağaza daha açarak toplam mağaza sayısını 32’ye çıkarmayı hedefliyor. Önümüzdeki 5 yıl içinde ise marka, seçili şehirlerde derinleşerek global ayak izini sürdürülebilir ve dengeli bir büyüme modeliyle genişletmeyi amaçlıyor.
DeFacto, “Doğa, Dönüşüm ve Değer” ekseninde şekillendirdiği 2025 Entegre Raporu’nu yayımladı. Şirket; iklim geçiş planından yapay zekâ yatırımlarına, sürdürülebilir ürün hedeflerinden kapsayıcılık politikalarına kadar birçok alanda attığı adımlarla DeFacto 5.0 vizyonunu hayata geçiriyor.
Şirket, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir konu değil, teknoloji, veri ve insan odaklı dönüşümü kapsayan stratejik bir alan olarak konumlandırıyor.
DeFacto CEO’su İhsan Ateş, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “DeFacto olarak sürdürülebilirliği, geleceği yeniden tasarlamak için güçlü bir fırsat olarak görüyoruz. Triple-D stratejimiz ve DeFacto 5.0 vizyonumuzla iş modelimizi; teknoloji, veri, sürdürülebilirlik ve insan odağı etrafında bütüncül biçimde dönüştürüyoruz. Geçtiğimiz yıl sürdürülebilirlik yönetimimiz açısından önemli bir eşiği daha geride bıraktık. Öncelikli konularımızı belirleme yaklaşımımızı daha kapsamlı bir çifte önemlilik analizine taşıyarak yalnızca ‘neyi önceliklendiriyoruz?’ sorusuna değil, ‘nasıl bir etki yaratıyoruz?’ sorusuna da yanıt aradık. İlk kez etki, risk ve fırsat çerçevesini sistematik biçimde kurarak karar alma süreçlerimizi daha şeffaf, ölçülebilir ve yönetişim açısından daha olgun bir yapıya taşıdık. Yapay zekâyı çalışanlarımızın iş kalitesini artıran, karar alma süreçlerini hızlandıran ve müşteri deneyimini kişiselleştiren güçlü bir ortak olarak konumlandırıyoruz. 2025 yılında dijitalleşmeye yaptığımız 377 milyon TL’lik yatırım ve bir önceki yıla göre yüzde 53’lük artış, bu dönüşüme verdiğimiz önemin somut göstergelerinden biri. İklim Geçiş Planımızdan sürdürülebilir ürün yol haritamıza, dijitalleşme yatırımlarımızdan deneyim mağazacılığına uzanan bu dönüşümle, Türkiye tekstil perakende sektöründe daha şeffaf, daha sorumlu ve daha yenilikçi bir değer zinciri oluşturmak için çalışmaya devam edeceğiz.”
“Sürdürülebilirliği geleceğin şirketini bugünden tasarlayan stratejik bir pusula olarak görüyoruz”
DeFacto Global Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam’ da yaptığı açıklamada, “DeFacto’da sürdürülebilirliği, bugünün iş sonuçlarını yönetmenin ötesinde, geleceğin şirketini bugünden tasarlayan stratejik bir pusula olarak görüyoruz. Bu anlayışla sürdürülebilirlik hedeflerimizi yalnızca rapor dönemlerinde izlenen göstergeler olarak değil; karar alma süreçlerimize, OKR sistemimize, yöneticilerimizin hedef kartlarına ve iş birimlerimizin önceliklerine yön veren bir dönüşüm alanı olarak konumlandırıyoruz. Çifte önemlilik analizimizi 214 iç ve dış paydaşımızın katılımıyla gerçekleştirerek öncelikli konularımızı etki, risk ve fırsat boyutlarıyla değerlendirdik. İklimden sorumlu tedarik zincirine, kapsayıcılıktan dijitalleşmeye uzanan tüm alanlarda daha ölçülebilir, daha şeffaf ve daha yönetilebilir bir sürdürülebilirlik yaklaşımıyla ilerliyoruz. Daha sorumlu, daha dirençli ve daha kapsayıcı bir değer zinciri oluşturmak için tüm paydaşlarımızla birlikte çalışmayı sürdüreceğiz” dedi.
DeFacto’dan Erişilebilir Raporlama Yaklaşımı
DeFacto, 2025 Entegre Raporu’nu erişilebilirlik yaklaşımı doğrultusunda sesli kitap formatında da yayınlayacak. Böylece şirket, sürdürülebilirlik performansını yalnızca şeffaf ve ölçülebilir biçimde paylaşmakla kalmayıp, rapora erişimi daha kapsayıcı bir deneyime dönüştürecek. Bu adım, DeFacto’nun kapsayıcılığı hem iş yapış biçiminde hem de paydaş iletişiminde güçlendirme yaklaşımının önemli bir yansıması olacak.
DeFacto, İklim Geçiş Planı ile Sektöründe Bir İlke İmza Attı
DeFacto’nun 2025 Entegre Raporu’nda öne çıkan başlıklardan biri, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında hazırlanan İklim Geçiş Planı oldu. Türkiye tekstil perakende sektöründe bir ilk olarak hayata geçirilen plan, Paris Anlaşması’nın 1,5°C hedefiyle uyumlu ve SBTi onaylı hedefler doğrultusunda oluşturulan azaltım stratejisini ortaya koyuyor.
DeFacto, Triple-D stratejisinin Doğa başlığı altında enerji yönetimi ve verimliliği çalışmalarını daha sistematik bir yapıya taşıyor. Şirket, 2025 yılında toplam enerji tüketimini bir önceki yıla göre yüzde 46 oranında azalttı. Enerji izleme sistemi kapsamında yurt içinde 120, yurt dışında ise 20 mağazayı sürece dahil eden DeFacto, bu çalışmalarla toplam 346.260 kWh/yıl enerji tasarrufu elde etti.
CDP İklim Değişikliği Skoru A- Seviyesine Taşındı
DeFacto, CDP’ye yaptığı iklim raporlamasıyla da uluslararası ölçekte güçlü bir performans ortaya koydu. Şirket, 2024 yılında B seviyesinde olan CDP iklim değişikliği skorunu 2025 yılında A- seviyesine taşıdı. CDP kapsamında yanıt verdiği 16 farklı kategorinin 12’sinde liderlik seviyesini temsil eden A veya A- notu alan DeFacto, iklim değişikliğiyle mücadele, emisyon yönetimi, şeffaf raporlama ve değer zinciri etkileşimi alanlarındaki çalışmalarını küresel standartlarla uyumlu şekilde güçlendirdi.
DeFacto, aynı zamanda CDP SEA değerlendirmesinde A skoru elde ederek tedarik zinciri etkileşimi ve sürdürülebilirlik yönetimi alanındaki performansını da uluslararası ölçekte görünür kıldı.
2030 ‘ da %90 Sürdürülebilir Ürün Oranı Hedefi
DeFacto, sürdürülebilir ürün yönetimi alanındaki dönüşümünü de kararlılıkla sürdürüyor. 2030 yılında sürdürülebilir ürün oranını yüzde 90’a çıkarma hedefiyle ürün geliştirme, malzeme seçimi ve tedarik süreçlerini yeniden yapılandırıyor. Better Cotton Initiative kaynaklı pamuk kullanımını da toplam pamuk tüketiminin yüzde 15’ine ulaştıran şirket, 2027 yılında bu oranı yüzde 50’ye çıkarmayı hedefliyor.
Müşteri Deneyimi ve Dijitalleşme Dönüşümün Merkezinde Yer Alıyor
Triple-D stratejisinin Dönüşüm başlığı kapsamında DeFacto, müşteri deneyimi, dijitalleşme, kapsayıcılık ve operasyonel gelişim alanlarında güçlü adımlar attı. Şirket, global mağazalarında 60.000’den fazla müşterisiyle birebir görüşerek ürün yelpazesini ve hizmet kalitesini geliştirmek üzere değerli içgörüler elde etti. 2025 yılında alınan 273.467 müşteri geri bildiriminin tamamı çözüme kavuşturularak müşteri memnuniyetinin sürekli gelişimi desteklendi.
Dijitalleşme ve inovasyon süreçlerini de hızlandıran DeFacto, yıl içerisinde toplam 168 yazılım geliştirme projesini tamamladı. Şirket, 407 projelik portföyü kapsamında dijitalleşme, süreç iyileştirme ve inovasyon alanındaki çalışmalarını sürdürdü.
DeFacto’nun Dönüşüm Yolculuğunda Güçlü Bir Kaldıraç: Yapay zekâ
DeFacto, yapay zekâyı çalışan deneyimini geliştiren, karar alma süreçlerini hızlandıran, müşteri deneyimini kişiselleştiren ve operasyonel verimliliği artıran stratejik bir araç olarak konumlandırıyor. Bu kapsamda 244 gönüllü çalışandan oluşan AI Pioneers topluluğunu hayata geçiren şirket, Google iş birliğiyle 11 farklı yapay zekâ aracını iş süreçlerine entegre etti. 2025 yılında dijitalleşme yatırımlarını yaklaşık 377 milyon TL’ye çıkaran DeFacto, bu alandaki yatırımlarını bir önceki yıla göre yüzde 53 artırdı.
Dünyanın En Büyük DeFacto Mağazası Deneyim Odaklı Perakendeciliğin Örneği Oldu
DeFacto, müşteri deneyimi tarafında da mağazacılığı yeniden tanımlayan adımlar attı. Adana’da 4.000 m²’yi aşan alanıyla hayata geçirilen ve dünyanın en büyük DeFacto mağazası olma özelliğini taşıyan deneyim mağazası; yapay zekâ destekli deneyim alanları, hologram teknolojisi, DeFactoFIT stüdyosu ve Your Design alanıyla klasik mağazacılık anlayışının ötesine geçen yeni bir temas noktası sundu.
Kadın Yönetici Oranı Yüzde 43’e Ulaştı
DeFacto, insan odaklı dönüşüm yaklaşımı kapsamında kapsayıcılık ve fırsat eşitliği alanındaki çalışmalarını da güçlendirdi. Şirket, kadın yönetici oranını yüzde 30’dan yüzde 43’e taşırken, 2026 yılında bu oranı yüzde 45’e çıkarmayı hedefliyor. Bugün DeFacto çalışanlarının yüzde 62’sini, yeni işe alımlarının ise yüzde 68’ini kadınlar oluşturuyor.
Şirket, STEM rollerindeki kadın çalışan oranını da geçtiğimiz yıla göre yüzde 2 artırdı. Toplam kadın çalışan oranını yüzde 1 artıran DeFacto, kapsayıcılığı yalnızca insan kaynakları politikalarının değil, kültürel ve organizasyonel dönüşümünün de önemli bir parçası olarak ele alıyor.
DeFacto 5.0 vizyonu kapsamında kültürel ve organizasyonel dönüşümünü yeni bir olgunluk seviyesine taşıyan şirket, çevik metodoloji, yapay zekâ entegrasyonu ve müşteri deneyimini birbirini besleyen bir yapı olarak ele alıyor. 11 ana fonksiyonda yapısal dönüşümünü tamamlayan DeFacto’nun bu yaklaşımı, Brandon Hall Group tarafından “En İyi Kurumsal Kültür Dönüşümü” kategorisinde Altın Ödül ile takdir edildi.
Londra’dan doğan ve kısa sürede global bir fenomene dönüşen Burger & Lobster, Türkiye’deki ilk lokasyonunu YKT Global çatısı altındaki YKT Gıda yatırımıyla İstanbul’da açmaya hazırlanıyor.
2011 yılında Londra’da kurulan Burger & Lobster, kısa sürede dünya çapında güçlü bir marka haline geldi. Bugün Londra, Brighton, New York, Jakarta, Doha, Kuveyt ve Bangkok gibi önemli şehirlerde faaliyet gösteren marka; yüksek kalite standartları, güçlü operasyon yapısı ve misafir deneyimi ile sektörde önemli bir konuma sahip.
Burger &Lobster, gastronomi dünyasında alışılmış kalıpları yeniden tanımlamaya geliyor. İstanbul’da Zorlu Center’da açılacak restoran, markanın dünya genelindeki 21. şubesi ve Avrupa’daki ilk restoranı olması ile büyüme yolculuğunda önemli bir adımı temsil ediyor. Burger & Lobster’ın Türkiye’deki büyüme planı ise tek bir lokasyonla sınırlı kalmıyor. YKT Gıda, İstanbul’da kısa vadeli hedefleriyle markanın Türkiye’deki güçlü ve sürdürülebilir yapılanmasının temelini oluşturmayı planlıyor.
Basit Menü, Güçlü Deneyim
Uzun yıllardır “özel gün yemeği” olarak görülen istakoz, Burger & Lobster ile birlikte daha ulaşılabilir, daha sık deneyimlenen günlük yaşama taşınan bir deneyime dönüşüyor. Burger & Lobster’ın çıkış noktası oldukça yalın: Az seçenek, yüksek kalite ve güçlü bir deneyim. Menüde karmaşa yok; Burger ve Istakoz.
Ancak Burger & Lobster’ı farklı kılan, yalnızca sunduğu ürünler değil. Burger & Lobster, Zorlu Center’da açacağı restoranında “feel-good dining” felsefesiyle rahat, sıcak ve tekrar tekrar gelmek isteyeceğiniz bir atmosfer sunuyor.
İstanbul’un dinamik gastronomi sahnesine güçlü bir giriş yapmaya hazırlanan Burger & Lobster, global gücünü yerel ritimle buluşturarak kısa sürede şehrin en çok konuşulan adreslerinden biri olmayı hedefliyor.
Fransa genelinde ücretler ve satın alma gücü nedeniyle yaşanan grevlerin ardından Decathlon, çalışanlarını kapsayan yeni bir hisse programı açıkladı. Şirket CEO’su Javier Lopez Segovia tarafından duyurulan “Decathlon Seed” programı kapsamında, uygun çalışanlara ortalama 2.000 euro değerinde ücretsiz hisse verilecek.
Şirket, bu adımla çalışanların şirketin büyümesinden daha fazla pay almasını ve uzun vadeli bağlılığın güçlenmesini hedefliyor.
Hedef 90 Bin Çalışan Hisse Payı
Halihazırda yaklaşık 56 bin Decathlon çalışanı şirket hissedarı konumunda bulunuyor. Yeni programla birlikte bu sayının 103 bin kişilik küresel iş gücünün yaklaşık 90 binine ulaşması hedefleniyor.
Programa, duyuru tarihinde en az üç aydır şirkette çalışan ve 2029 yılına kadar iş sözleşmesini sürdüren çalışanlar dahil olabilecek. Hisseler üç yıllık bir sürenin sonunda hak edilecek.
Sendikalar İkna Olmuş Değil
Şirketin hisse planı, haziran başında Fransa genelinde düzenlenen grevlerin hemen ardından geldi. Çalışanlar, şirketin geçen yıl net kârını %16 artırmasına rağmen maaşların artan yaşam maliyetlerini karşılamakta yetersiz kaldığını savunuyordu.
Sendikalar ise yeni hisse programına temkinli yaklaşıyor. Çalışanların bugün yaşadığı satın alma gücü sorunlarına üç yıl sonra hak edilecek hisselerin çözüm olmayacağını belirten sendika temsilcileri, programı daha çok bir iletişim hamlesi olarak değerlendiriyor.
Çalışan Ortaklığı Perakendede Yeniden Gündemde
Decathlon’un hamlesi, perakende sektöründe çalışan bağlılığını güçlendirmek için hisse sahipliği modellerinin yeniden öne çıktığını gösteriyor.
Artan maliyet baskısı, ücret talepleri ve yetenek savaşının yoğunlaştığı bir dönemde şirketler, çalışanları yalnızca maaşla değil, uzun vadeli değer paylaşımıyla da motive etmeye çalışıyor. Decathlon’un yeni programı da çalışanları şirketin geleceğine ortak etme stratejisinin son örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarını açıkladığı, her yıl merakla beklenen İSO İlk 500 listesi 2025 yılı sonuçlarıyla yayımlandı. PLAT Derneği üyeleri bu yıl listede sayılarını ve toplam cirolarını artırarak, sanayideki güçlü duruşlarını bir kez daha ortaya koydu. Farklı sektörlerde faaliyet gösteren 29 üye, toplamda 547 milyar 265 milyon 527 bin 269 TL ciro ile bu prestijli listede yerini aldı.
Geçtiğimiz yıl 28 üyesiyle listede yer alan PLAT Derneği, bu yıl hem üye sayısını hem de toplam ciro büyüklüğünü yükselterek istikrarlı büyümesini sürdürdü. Bu tablo, üyelerimizin Türkiye ekonomisine ve üretimin sürdürülebilir gelişimine sağladığı katkının somut bir göstergesi oldu.
PLAT Derneği Yönetim Kurulu Başkanı M. İmer ÖZER, üyelerin bu başarısını şöyle değerlendirdi:
“Üyelerimizin İSO İlk 500 listesindeki sayısını ve toplam cirosunu artırması, üretimin ve sanayinin ülkemiz ekonomisindeki belirleyici rolünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Üretim, ekonomik kalkınmamızın en sağlam temelidir; bu güçlü sonuçlar da üretime ve sanayiye yatırım yapmanın değerini bizlere yeniden hatırlatıyor. PLAT Derneği olarak üyelerimizin başarısından gurur duyuyor, onları içtenlikle tebrik ediyor ve ülkemizin kalkınmasına katkı sağlayacak her girişimi desteklemeye devam edeceğimizi vurgulamak isterim.”
İSO İlk 500 listesine giren tüm üyelerimizi tebrik ediyor, başarılarının artarak devamını diliyoruz.