Ana Sayfa Blog Sayfa 13

Denge Arayışı: Hilton’un 2027 Trend Araştırması, Türkiye’deki Seyahat Severlerin Mükemmellik Yerine İyi Hissettiren Deneyimlere Neden Yöneldiğini Ortaya Koyuyor

  • Hilton’un 2027 Trend Araştırması, küresel seyahat severlerin iyi seyahat kavramını yeniden tanımlarken büyük bir davranış değişikliğini de ortaya koyuyor. Tatilciler, esnekliğe ve eve döndükten sonra da yaşamlarını zenginleştirmeye devam eden deneyimlere öncelik veriyor.
hilton tulum riviera maya all inclusive resort bikes
  • Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 14 binden fazla seyahat severle gerçekleştirilen küresel bir araştırmaya dayanan rapor, 2027 yılında seyahatlerin nasıl planlanacağını, rezerve edileceğini ve yaşanacağını şekillendirecek eğilimleri inceliyor.
  • 2027’de Türk seyahat severlerin tercihlerine yön veren trendler; Seyahatte Güven Denklemi, Kişisel Gelişim Odaklı Seyahatler, Yeniden Tanımlanan İyi Yaşam ve Mikro Seyahat Karşıtı Yaklaşım olarak sıralanıyor. Bu trendler; güvenilir uzmanlığa, kişisel gelişime, doğa odaklı iyi yaşama ve daha uzun, esnek seyahat deneyimlerine yönelik artan talebi yansıtıyor.

TÜRKİYE, 29 EYLÜL 2026 – Seyahat severlerin önümüzdeki yıl mükemmellik arayışını bir kenara bırakarak kişisel gelişime, esnekliğe ve keşfe odaklanması bekleniyor. Hilton’un yeni yayımlanan 2027 Trend Araştırması: Denge Arayışı: Seyahat Severlerin 2027’de Yenilenme ve Denge Kurma Beklentileri verilerine göre tatilciler; yenilenmelerine, yeni bakış açıları kazanmalarına ve ayırdıkları zamanı en verimli şekilde değerlendirmelerine yardımcı olan seyahatlere öncelik veriyor.

zemi miches punta cana all inclusive resort curio collection by hilton guest room balcony selfie

Hilton’un Morning Consult iş birliğiyle 14 ülkede 14 binden fazla seyahat severle yaptığı kapsamlı küresel araştırmaya dayanan 2027 Trend Araştırması, önümüzdeki yıl seyahat dünyasına yön verecek temel eğilimleri göz önüne seriyor.

Hilton EMEA Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Başkanı Simon Vincent CBE, araştırmayla ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor: “Seyahat severler artık dışarıda geçirdikleri zamanı çok daha nitelikli kılmaya odaklanıyor. Herkese uyan tek bir ‘mükemmel tatil’ anlayışının peşinden koşmak yerine, kendi ilgi alanlarını ve önceliklerini yansıtan deneyimler arıyorlar. İster yeni bir rotayı keşfetmek, ister sevdikleriyle yeniden bağ kurmak, isterse de sadece zihnini dinlendirmek istesinler; bizim işimiz konuklarımızın her seyahatten en yüksek verimi almasına yardımcı olmak. Hilton; lüks kaçamaklardan şehir merkezindeki konsept otellere, aile dostu tesislerden uzun süreli konaklama markalarına uzanan geniş portföyüyle seyahat severlere tam da ihtiyaç duydukları esnekliği ve seçenekleri sunuyor.”

Seyahatte güven denklemi: İnsan uzmanlığı fark yaratıyor

zemi miches punta cana all inclusive resort curio collection by hilton firepit

Yapay zeka destekli seyahat planlamasının yaygınlaştığı bu dönemde güven, en belirleyici unsur haline geliyor. Tatilciler dijital araçlar, kişisel tavsiyeler ve sadakat programları arasında mekik dokurken seyahatin farklı aşamalarında bunlardan farklı şekillerde yararlanıyor. Yapay zekanın keşif sürecini hızlandırdığı, insan uzmanlığının güven sağladığı ve sadakat programlarının deneyimi doğruladığı bu tablo, yeni bir “Seyahatte Güven Denklemi” oluşturuyor.


Türkiye’de yapay zekaya duyulan güven, kritik seyahat kararları alınırken belirgin bir rol oynuyor.

  • Otelleri seçerken yapay zeka araçlarını insan bağıyla eş değer gören Türk seyahat severlerin %20’si bu kararda en çok yapay zekaya güveniyor. Bu oran aile üyelerine duyulan güvenle (%20) baş başa kalırken, arkadaş tavsiyelerini (%15) geride bırakıyor.

Kişisel gelişim odaklı seyahatler: İnsanı değiştiren yolculuklar

reykjavik consulate hotel curio collection by hilton sauna

Seyahat, günlük hayata verilen bir aradan ziyade kişisel gelişim için bir kaldıraç olarak görülüyor. Türk seyahat severler için kişisel gelişim arayışı; kendisiyle baş başa kalıp kişisel değerlendirme yapabilmek, yenileyici iyi yaşam ve seyahatin başarısını ölçmede otel deneyiminin kendisiyle doğrudan ilişkilendiriliyor.

  • Önümüzdeki 12 ay içinde tek başına seyahat etmeyi planlayan Türk seyahat severlerin %39’u “kişisel gelişim ve kendini değerlendirmeye zaman ayırmayı” en büyük çekim noktası olarak belirtiyor. Türkiye bu oranla Kore (%34) ve Hindistan’ı (%33) geride bırakarak küresel listede ilk sırada yer alıyor. Ayrıca %51’lik bir kesim “dinlenmek ve enerji toplamak” için tek başına seyahati tercih ederken, Türkiye bu alanda Japonya’nın (%55) ardından dünyada ikinci sırada geliyor.
  • İyi bir tatilin göstergeleri tanımlandığında, Türk katılımcıların %58’i “eve daha dinlenmiş ve yenilenmiş dönmeyi” vurguluyor. Türkiye bu oranla Kore ile liderliği paylaşırken Japonya’yı (%65) takip ediyor. Öte yandan %40’lık bir kesim “harika bir otelde konaklamayı” başarılı bir seyahatin temel göstergesi olarak görüyor ve Türkiye’yi İngiltere (%43), Suudi Arabistan (%41) ve Japonya ile (%41) birlikte otel odaklı ülkeler arasına taşıyor.

Yeniden tanımlanan iyi yaşam: Yeni tazelenme kaynağı doğa

zemi miches punta cana all inclusive resort curio collection by hilton pottery class

Daha dengeli bir yaşam arayışındaki seyahat severler, doğanın kadim reçetelerine geri dönüyor. Türk seyahat severler, zindeliklerini artırmak, yenilenmek; kendileriyle, çevreleriyle ve sevdikleriyle daha derin bağlar kurmak için dijital ve analog dünyayı bir arada kullanıyor.


Türk seyahat severlerin %50’si temiz havanın ve açık havada vakit geçirmenin dinlenmek için elzem olduğunu belirtiyor. Türkiye bu oranla Brezilya (%54) ve Kolombiya’nın (%52) ardından beşinci sırada yer alıyor. Ayrıca %40’lık bir kesim sinir sistemlerini yatıştıracak ve bedenlerini sakinleştirecek deneyimleri aktif olarak aradığını ifade ediyor.

  • Türkiye’deki katılımcıların %34’ü seyahatleri sırasında su odaklı iyi yaşam deneyimlerine (havuz, kaplıca, soğuk su banyoları vb.) katılmaya daha yatkın olduğunu belirtiyor ve Türkiye’yi bu alanda küresel çapta en yüksek altıncı pazar yapıyor.
  • Türkiye’de rezervasyon kararını en çok etkileyen ilk üç tesis olanağı; açık hava dinlenme alanları, manzaralı çatı/sonsuzluk havuzları ve derin dinlenme/uyku alanları olarak öne çıkıyor. Türk tatilcilerin rezervasyon kararlarını doğrudan etkileyen unsurlar arasında açık hava dinlenme alanları (%45), tesis içi havuz (%36) ve su odaklı terapiler sunan spa alanları (%31) başı çekiyor.

Mikro seyahat karşıtı yaklaşım: Uzun seyahat trendi

Dünya genelinde seyahat severler daha kısa ama daha sık tatil formatlarını benimserken, Türk tatilciler tam tersi bir rota çizerek uzun süreli seyahat akımına öncülük ediyor.

  • Küresel ölçekte seyahat sıklığını artırmayı planlayanların üçte biri bunu kısa ve uzun seyahatlerin bir karışımıyla yapmayı hedefliyor. Ancak önümüzdeki 12 ayda seyahat sıklığını artırmayı planlayanlar arasında Türkiye (%54), uzun seyahat tercihiyle dünyada liderliği göğüslüyor. Türk seyahat severler, hızlı hafta sonu kaçamakları yerine evden uzakta geçirdikleri süreyi en üst düzeye çıkarmak için uzun seyahatlere öncelik veriyor.

Türkiye’ye dair öne çıkan diğer bulgular

  • Küresel ölçekte seyahat kaygısının en yaygın nedeni maddi kısıtlamalar olurken, Türkiye’de “mükemmel aile tatilini oluşturma konusundaki sosyal baskı” (%33), finansal kısıtlamaları geride bırakarak temel stres kaynağı haline geliyor.
  • Türk tatilcilerin %50’si seyahat rezervasyonu yaparken karar süreçlerini yönlendiren en önemli unsurun “fiyat ve kalite dengesi” olduğunu vurguluyor.
  • Türkiye’deki seyahat severlerin %43’ü sabahlarını kolaylaştırmak adına ücretsiz kahvaltı sunan otelleri tercih ettiğini belirtiyor.
  • Yeni ufuklar arayışındaki Türk seyahat severlerin %47’si, daha önce ne kendilerinin ne de aile ve arkadaşlarının deneyimlediği keşfedilmemiş rotaları ziyaret etmeyi tercih ediyor.

2027 seyahat trendleri hakkında daha fazla bilgi edinmek ve raporun tamamını incelemek için https://stories.hilton.com/2027-trends adresini, bir sonraki seyahatinizi planlamak için Hilton.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Metodoloji

Bu çalışma; Hilton adına Morning Consult tarafından 18 Mayıs – 1 Haziran 2026 tarihleri arasında ABD, Meksika, Brezilya, Kolombiya, İngiltere, Almanya, Türkiye, BAE, Suudi Arabistan, Avustralya, Çin, Hindistan, Japonya ve Kore’de önümüzdeki 12 ay içinde seyahat etmeyi planlayan 18 yaş üzeri toplam 14.744 kişiyle gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarını yansıtmaktadır. Genel hata payı %1 seviyesindeyken, tekil pazarlar için hata payı ortalama %3 civarında gerçekleşebilir.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Hilton 2027 Trend Raporu hangi veriler doğrultusunda hazırlandı?

Rapor, Hilton ve Morning Consult iş birliğiyle aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 14 ülkede 14 binden fazla seyahat severle yapılan küresel araştırmaya dayanıyor.

Seyahatte “Büyük Dengeleme” ne anlama geliyor?

“Denge Arayışı”, daha dengeli ve bilinçli seyahat anlayışına geçişi simgeliyor. Tatilciler “mükemmel tatil” peşinde koşmak yerine; esnekliğe, anlamlı deneyimlere, güvenilir uzmanlığa ve eve döndükten sonra da devam eden iyi yaşam odaklı tercihlere yöneliyor.

Evidea’nın Pazarlama Direktörü İrem Aydın Oldu

Ev ve yaşam sektörünün lider markalarından Evidea’da üst düzey bir atama gerçekleşti. FMCG ve perakende sektöründe 14 yılı aşkın deneyime sahip olan İrem Aydın, Evidea Pazarlama Direktörü olarak göreve başladı.

Ev yaşam sektörünün yenilikçi markalarından Evidea, pazarlama ve büyüme vizyonunu daha da ileriye taşımak üzere üst düzey kadrosunu deneyimli bir isimle güçlendirdi. Yeni görevi kapsamında İrem Aydın, markanın pazarlama ve iletişim stratejilerinin yanı sıra büyüme, CRM, dijital pazarlama, sosyal medya, müşteri deneyimi ve kurumsal iletişim fonksiyonlarının tamamına liderlik edecek.

Kariyeri boyunca tüketici odaklı markalarda üstlendiği sorumluluklarla geleneksel marka yönetimini dijital dönüşüm, veri ve müşteri deneyimiyle bütünleştiren Aydın, perakende ve ev yaşam sektörünün önde gelen markalarında kritik yöneticilik görevleri yürüttü. Aydın, FLO Ayakkabıcılık, Bella Maison ve English Home bünyesinde 360 derece marka iletişimi, e-ticaret, medya, müşteri sadakati ve yeni müşteri kazanımı süreçlerini başarıyla yönetti.

Son dönemde yapay zekanın pazarlama süreçlerine entegrasyonu, AI destekli kreatif üretim modelleri ve kişiselleştirme teknolojilerine odaklanan Aydın, Evidea bünyesinde yeni nesil bir pazarlama yaklaşımını hayata geçirmeyi hedefliyor. Deneyimli yönetici, Evidea’da marka gücü ile ticari büyümeyi aynı strateji altında buluşturan müşteri, veri, teknoloji ve yapay zeka odağında bütünsel bir büyüme vizyonuna liderlik edecek.

Güzellik Perakendesinde Yeni Rekabet: Pazaryerleri, Sosyal Medya Ve Yapay Zekâ Dengeleri Değiştiriyor

Güzellik kategorisinde tüketicinin ürünü keşfetme ve satın alma biçimi hızla parçalanıyor. Avustralya’da online güzellik pazarının 2030’a kadar %47 büyüyerek 2,2 milyar dolara ulaşması beklenirken, pazaryerlerinin büyümesi geleneksel uzman güzellik perakendecileriyle arasındaki farkı daraltıyor. 2025’in son çeyreğinde pazaryerlerindeki güzellik satışları yaklaşık 200 milyon dolara ulaşırken, Mecca, Sephora, Adore Beauty ve Chemist Warehouse’un toplamı 199,3 milyon dolar seviyesinde kaldı.

Bu tablo, güzellik perakendesinde rekabetin artık yalnızca mağaza veya web sitesi üzerinden yaşanmadığını gösteriyor. Amazon’un Avustralya’daki online güzellik ve kişisel bakım satışları yıllık 66,7 milyon dolar artarak online pazar payını %19,9’a çıkardı. Araştırmaya göre online güzellik tüketicilerinin %71’i önümüzdeki yıl Amazon’dan alışveriş yapmayı düşünüyor; ürününü bulamayan tüketicilerin %43’ü ise başka bir markaya geçmeye açık. Tüketici açısından marka ile kanal arasındaki sınırlar giderek daha az belirleyici hale geliyor.

Güzellikte Keşif Artık Mağazadan Önce Başlıyor

dijital kadinlarin guzelliklerini taclandiracak ilk miss ai yarismasi duzenleniyor

Güzellik kategorisini diğer birçok perakende alanından ayıran noktalardan biri, satın alma kararının yoğun biçimde içerikle şekillenmesi. Araştırmaya göre güzellik tüketicilerinin yaklaşık yarısı bir içerik üreticisinin önerisi sonrasında satın almaya daha yatkın. Instagram ve Facebook’un her biri tüketicilerin %47’sinin ürün değerlendirmesini veya satın alma kararını etkilerken YouTube ve TikTok da önemli keşif kanalları olarak öne çıkıyor.

Ancak burada dikkat çekici olan, ürünün sosyal medyada keşfedilmesiyle satın almanın aynı platformda gerçekleşmek zorunda olmaması. Sosyal medyadan ürün keşfeden güzellik tüketicilerinin %39’u satın alma için perakendeci veya marka web sitesini tercih ediyor; %32’si ise Amazon’a yöneliyor. Tüketici TikTok’ta ürünü görebiliyor, Google üzerinden araştırabiliyor ve satın alma işlemini bambaşka bir kanalda tamamlayabiliyor.

Bu durum güzellik markaları açısından yalnızca sosyal medya yatırımı yapmayı yeterli olmaktan çıkarıyor. Ürünün farklı kanallarda bulunabilir olması, doğru içerikle anlatılması, güvenilir ürün bilgisinin sunulması ve satın alma aşamasında erişilebilir olması aynı müşteri yolculuğunun parçaları haline geliyor. Perakendecinin kontrol ettiği tek bir satış kanalı yerine, tüketicinin farklı temas noktalarından oluşan bir keşif ağı ortaya çıkıyor.

Yapay Zekâ Bu Keşif Ağının Yeni Katmanı Olabilir

unnamed

Araştırmanın dikkat çeken bir diğer bulgusu yapay zekânın güzellik alışverişine giderek daha fazla dahil olması. Güzellik tüketicilerinin %38’i ürünleri online bulmak için yapay zekâ araçlarını geçen yıla göre daha fazla kullandığını belirtirken, %27’si ChatGPT veya benzeri bir asistanı ürün araştırmak ya da satın almak için kullandığını söylüyor. AI tarafından oluşturulan önerilere güvenenlerin oranının %55 olması da bu kanaldaki tüketici kabulünün yükseldiğine işaret ediyor.

Bu değişim, güzellik sektöründe “ürünü Google’da bulundurmak” kadar “ürünün yapay zekâ tarafından doğru şekilde önerilebilmesini sağlamak” gibi yeni bir görünürlük alanı oluşturabilir. Ürün özellikleri, içerik bilgileri, kullanım alanları ve güvenilir kaynaklar ne kadar düzenli ve erişilebilir olursa, markanın farklı dijital temas noktalarında değerlendirilme ihtimali de o ölçüde artabilir.

Türkiye açısından da güzellik kategorisi bu dönüşümün yakından izlenebileceği alanlardan biri. Pazaryerleri, uzman güzellik perakendecileri, marka siteleri, sosyal medya ve içerik üreticileri zaten aynı tüketici yolculuğunun farklı parçalarını oluşturuyor. Buna yapay zekâ destekli ürün araştırmasının eklenmesiyle birlikte rekabetin yalnızca “ürünü nerede satıyorsun?” değil, “tüketici ürünü aradığında seni nerede ve nasıl buluyor?” sorusu üzerinden şekillenmesi mümkün görünüyor.

Güzellik perakendesinde yeni rekabet, rafın veya web sitesinin ötesinde; tüketicinin ürünü ilk kez gördüğü andan satın alma kararına kadar uzanan tüm keşif zincirinde yaşanıyor.

Perakendede Yeni Veri Kaynağı: Müşteriye Sormak Kararları Nasıl Değiştiriyor?

Perakendede yapay zekâ, perakende medyası ve büyük veri yatırımları gündemin merkezindeyken, bazı şirketler daha doğrudan bir yönteme yöneliyor: müşteriye ne istediğini sormak. Sam’s Club’ın 200 binden fazla üyeden oluşan Member’s Mark Community yapısı, ürünlerden ambalajlara, mağaza deneyiminden teslimat tercihlerine kadar farklı konularda düzenli geri bildirim topluyor. Sam’s Club yöneticisi Myron Frazier, bu topluluğun yalnızca araştırma yapmak için değil, doğrudan ticari ve operasyonel kararları şekillendirmek için kullanıldığını belirtiyor.

Bu yaklaşım, klasik anket modelinden farklı bir noktaya işaret ediyor. Tek seferlik araştırmalar yerine aynı müşterilerle farklı dönemlerde yeniden iletişim kurulması, alınan kararların sonrasında geri bildirim toplanmasına da olanak tanıyor. 7-Eleven’ın 300 binden fazla üyeye ulaşan The Brainfreeze Collective’i ve Kroger’ın araştırma paneli de benzer modeller kullanıyor. Walmart’ın Customer Spark Community yapısında üyeliklerin bir önceki yıla göre %168 arttığı aktarılıyor. Böylece müşteri verisi yalnızca pazarlama içgörüsü olmaktan çıkıp ürün geliştirme ve mağaza operasyonlarının girdilerinden biri haline geliyor.

Müşteri Verisi Araştırmadan Karar Mekanizmasına Dönüşüyor

musteri hizmetleri

Sam’s Club örneğinde bunun somut karşılığı ürün seçimlerinde görülüyor. Şirket, yaz döneminde planlanan yaban mersinli kurabiye yerine müşterilerden gelen geri bildirim doğrultusunda çilekli shortcake aromalı ürüne yöneldi. Tatil dönemi yemek paketinde ise müşterilerin başlangıç ürünü, ekstra tatlı ve hindi yerine alternatif protein seçenekleri istediği görülünce paket içeriği yeniden düzenlendi. Bu örnekler, müşteri araştırmasının yalnızca “müşteri ne düşünüyor?” sorusuna cevap vermekle kalmayıp “hangi ürünü raflara koymalıyız?” sorusuna da bağlanabildiğini gösteriyor.

Burada verinin değerini artıran unsur, topluluğun büyüklüğünden çok sürekliliği. Aynı tüketici grubuyla farklı dönemlerde iletişim kurulması, belirli bir ürün veya hizmet değişikliğinin sonrasında nasıl karşılandığını takip etmeyi mümkün kılıyor. 7-Eleven da topluluğunda çok aşamalı araştırmaların yanı sıra video geri bildirimlerinden yararlanarak tüketicilerin yalnızca söylediklerini değil, seçimlerinin arkasındaki motivasyonları anlamaya çalışıyor. Perakendeci açısından bu yapı, müşteriyi araştırmanın konusu olmaktan çıkarıp karar sürecinin düzenli bir parçası haline getiriyor.

Türkiye’de Perakendeciler Müşteriye Ne Kadar Soru Soruyor?

Bu model Türkiye’de özellikle hızlı tüketim ürünleri, gıda, hazır yemek, market ve mağaza deneyimi tarafında karşılık bulabilecek bir yaklaşım sunuyor. Ürün çeşidi, ambalaj, kampanya, teslimat, mağaza içi hizmetler veya yeni konseptler konusunda müşteriden düzenli geri bildirim alınması, şirketlerin yalnızca geçmiş satış verilerine bakarak karar vermesinin önüne geçebilir. Özellikle sadakat programları üzerinden zaten geniş müşteri tabanlarına ulaşabilen perakendeciler için burada önemli bir altyapı bulunuyor.

Ancak müşteri topluluğunun değer yaratabilmesi, yalnızca yüksek katılımcı sayısına bağlı değil. Doğru müşterinin seçilmesi, geri bildirimin ticari karara dönüşmesi ve verilen geri bildirimin gerçekten sonuç üretmesi kritik. Sam’s Club örneğinin dikkat çekici tarafı da burada: müşteriye soru sormak, ancak alınan cevap ürünün, hizmetin veya mağaza deneyiminin gerçekten değişmesine yol açıyorsa anlam kazanıyor.

Perakendede veri kullanımı giderek daha gelişmiş hale gelirken, bazen en değerli içgörü en karmaşık sistemlerden değil, doğrudan müşteriden gelen basit bir cevaptan çıkabiliyor.

Yıldız Holding Yönetim Kurulu’na İki Yeni İsim

Yıldız Holding, sürdürülebilir büyüme hedefleri ve çok boyutlu kurumsal yönetim anlayışı doğrultusunda Yönetim Kurulu kadrosunu iki yeni üyeyle güçlendirdi. Yapay zekâ, inovasyon ve dijital dönüşüm alanındaki çalışmalarıyla tanınan Dr. R. Erdem Erkul ile uluslararası finans, kurumsal yönetişim ve aile şirketleri uzmanı Neslihan Tonbul, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi olarak göreve başladı.

Küresel ölçekte faaliyet gösteren Türkiye’nin öncü gıda ve perakende gruplarından Yıldız Holding, en üst karar organı olan Yönetim Kurulu’na farklı uzmanlık alanlarından iki yetkin ismi dahil etti. Holdingin sürdürülebilir büyüme vizyonuna teknoloji, dijitalleşme ve uluslararası sermaye piyasaları perspektifi kazandıracak atamalar kapsamında; Dr. R. Erdem Erkul ve Neslihan Tonbul şirketin yönetim kademesindeki yerini aldı.

Atamalara ilişkin memnuniyetini dile getiren Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, kurum içindeki çeşitlilik ve kapsayıcılık kültürüne dikkat çekti:

“Yıldız Holding’de farklı alanlardan gelen bilgi ve uzmanlığın Yönetim Kurulumuzun çalışmalarına katkısını önemsiyoruz. Erdem Bey ve Neslihan Hanım’ın farklı sektör ve coğrafyalarda edindikleri birikimin Yönetim Kurulumuza farklı bakış açıları kazandıracağına inanıyorum. Kendilerine aramıza hoş geldiniz diyor, yeni görevlerinde başarılar diliyorum.”

Yıldız Holding Yönetim Kurulu’na katılan Dr. R. Erdem Erkul, teknoloji ekosistemindeki girişimci, yönetici ve akademisyen kimliğiyle öne çıkıyor. Lisans eğitimini işletme, yüksek lisansını kamu yönetimi alanında yapan Erkul, doktorasını Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Yönetim Bilimi ve e-Devlet üzerine tamamladı.

Massachusetts Üniversitesi bünyesindeki Ulusal Dijital Yönetişim Merkezi’nde (NCDG) araştırmacı olarak bulunan Erkul, Harvard Kennedy School ve London School of Economics’te (LSE) inovasyon, kamu politikaları ve yıkıcı teknolojiler üzerine eğitimler aldı.

Yemeksepeti’ne Yeni CEO

Esra Ünlüaslan, 28 Eylül 2026 tarihi itibarıyla Yemeksepeti CEO’su olarak göreve başladı. Kariyeri boyunca e-ticaret, distribütörlük, finans ve danışmanlık alanlarında strateji, büyüme ve dönüşüm çalışmalarına liderlik eden Ünlüaslan, kapsamlı deneyim ve birikimini Yemeksepeti’ne taşıyacak.

Esra Ünlüaslan, Türkiye’de online yemek siparişinin öncüsü ve en sevilen markası olan Yemeksepeti’nin 25 yıllık birikiminden güç alarak şirketin yeni büyüme döneminde hizmet kalitesini ve kullanıcı deneyimini daha da ileriye taşımaya odaklanacak. Yemeksepeti’ne katılmadan önce Amazon Türkiye’de pazaryeri satış, ihracat ve teslimat deneyimi alanlarında genel müdür olarak görev yapan Ünlüaslan, pazaryerindeki satıcı tabanının ve ürün çeşitliliğinin büyütülmesine ve işin kârlılığa ulaşmasına liderlik etti. Amazon Türkiye, bu dönemde teslimat hızı bakımından Amazon’un Avrupa operasyonları arasında ilk sıraya yükseldi.

Kariyerine Goldman Sachs’ın New York ofisinde döviz piyasaları analisti olarak başlayan Ünlüaslan, ardından Boston Consulting Group’ta yönetim danışmanlığı yaptı. CPF Türkiye’de strateji genel müdürlüğü ve Borusan Cat Türkiye’de strateji, büyüme ve inovasyon direktörlüğü görevleri üstlenerek farklı sektörlerdeki liderlik deneyimini geliştirdi.

“Sevilen bir markayı yeni fırsatlara taşıyacağız”

Yeni görevine ilişkin değerlendirmede bulunan Yemeksepeti CEO’su Esra Ünlüaslan, şunları söyledi:

“Yemeksepeti’ne tarihinin böylesine önemli bir dönemecinde katıldığım için çok mutluyum. Türkiye’de milyonlarca insanın günlük hayatının bir parçası olan, sevilen ve dijital yenilikleriyle tanınan bir markaya liderlik edecek olmak benim için büyük bir heyecan. Önceliğimiz, kullanıcılarımızın ihtiyaçlarını daha iyi anlayarak onlara her siparişte güvenilir, kolay ve sorunsuz bir deneyim sunmak olacak. Aynı zamanda kurye iş ortaklarımızdan restoranlara, marketlerden diğer iş ortaklarımıza uzanan ekosistemimizin platformla birlikte sürdürülebilir şekilde büyümesini desteklemeyi hedefliyoruz. Yemeksepeti’nin güçlü ve yetkin ekibiyle, sağlam temellerimizden güç alarak yeni fırsatları değerlendirecek, inovasyonu hızlandıracak ve Türkiye genelindeki kullanıcılarımız ve iş ortaklarımız için daha fazla değer yaratacağız.”

Worcester Polytechnic Institute’ta ekonomi ve endüstri mühendisliği alanlarında lisans eğitimini tamamlayan Esra Ünlüaslan, MIT Sloan School of Management’ta MBA, Harvard Kennedy School’da ise uluslararası kalkınma alanında kamu yönetimi yüksek lisansı yaptı. Boğaziçi Üniversitesi’nde yönetim bilimleri alanında doktorasını tamamladı.

Migros Bilim Ateşböceği Öğrenim Birimi, Deprem Bölgesindeki Çocuklarla Buluşuyor

Migros’un, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) iş birliğiyle 6 Şubat depremlerinin hemen ardından hayata geçirdiği Migros Bilim Ateşböceği Öğrenim Birimi, dördüncü yılında da deprem bölgesindeki çocuklarla buluşmaya devam ediyor. Proje kapsamında bugüne kadar Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay’da 3.000’i aşkın çocuk, bilim, deney ve keşif odaklı eğitim etkinliklerine katıldı.

Depremden etkilenen çocukların eğitim süreçlerini desteklemek amacıyla 6 Şubat depremlerinin hemen ardından yola çıkan Migros Bilim Ateşböceği Öğrenim Birimi, 2026-2027 eğitim öğretim yılında da bölgedeki çocukların eğitim yolculuğuna eşlik edecek. Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay’da ilkokul ve ortaokul düzeyindeki altı okulda faaliyet gösteren Öğrenim Birimi bölgede bugüne kadar 3.000’i aşkın çocuğa ulaştı. Yaklaşık 37 bin saat etkinlik gerçekleştiren Ateşböceği, çocukları nitelikli eğitimle buluşturmaya ve onların öğrenme yolculuklarına eşlik etmeye devam ediyor.

Bilimle düşünen ve çözüm üreten kuşaklar için

Bilim Ateşböceği Programı, 2. sınıftan 8. sınıfa kadar olan çocukların bilime karşı merak geliştirmelerini ve olumlu tutum kazanmalarını desteklemeyi amaçlıyor. Çocuklar için özel olarak tasarlanan program; zengin eğitim materyalleri, yenilikçi deneyler ve uygulamalı etkinliklerle eğlenceli, yaratıcı ve katılımcı bir öğrenme ortamı sunuyor. Program, çocukların yaratıcılık, analitik düşünme, problem çözme ve deney yapma becerilerinin gelişimine katkıda bulunuyor.

“Migros Bilim Ateşböceği Öğrenim Birimi bölgeye yönelik uzun vadeli sorumluluğumuzun somut bir göstergesi”

Migros Gıda Dışı Pazarlama Direktörü Tamer Gülsaç, proje hakkında şunları söyledi:

“Depremin ardından bölgedeki ihtiyaçlara yalnızca kısa vadeli çözümlerle değil, kalıcı ve sürdürülebilir çalışmalarla karşılık vermeyi hedefledik. Çocukların eğitim yolculuğunun kesintiye uğramaması, bilime ve öğrenmeye duydukları merakın desteklenmesi bu yaklaşımımızın en önemli parçalarından biri oldu. 2023 yılında tedarikçilerimizle bir araya gelerek hayata geçirdiğimiz İyilik Kataloğu’ndaki ürünlerin satışından elde edilen kaynaklarla başlattığımız Bilim Ateşböceği Öğrenim Birimi, Migros İyi Gelecek Planımız kapsamında eğitim ve fırsat eşitliğine katkılarımızı somutlaştıran, dayanışmanın gücünü ortaya koyan anlamlı bir adım oldu. TEGV iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz bu anlamlı projenin dördüncü yılında da Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay’daki çocuklarla buluşmasından büyük mutluluk duyuyoruz. Bugüne kadar 3.000’i aşkın çocuğa ulaşmış olmamız, bölgeye yönelik uzun vadeli sorumluluğumuzun somut bir göstergesi. Çocukların potansiyellerini keşfedebilecekleri öğrenme ortamlarına erişimlerini desteklemeyi ve eğitim yolculuklarında yanlarında olmayı sürdüreceğiz.”

Perakendenin Görünmeyen Altyapı Sorunu: Mağazalardaki Eski Telefon Hatları

Perakende mağazalarının büyük bölümü bugün gerçek zamanlı stok sistemleri, dijital ödeme altyapıları, bağlı çalışan cihazları ve merkezi sadakat programlarıyla çalışıyor. Ancak mağazaların arka planında, kritik bazı sistemler hâlâ bakır telefon hatları ve POTS altyapısına bağlı olabilir. Özellikle yangın alarm panelleri, hırsız alarm sistemleri, asansör acil durum telefonları ve faks gibi ekipmanlar, yıllar önce kurulmuş analog bağlantılar üzerinden çalışmaya devam ediyor.

Bu altyapının sorunu yalnızca teknolojinin eski olması değil. Telekom operatörleri yatırımlarını fiber, kablosuz ve IP tabanlı ağlara kaydırırken bakır altyapının emekliliği hızlanıyor. Ulusal ölçekte yüzlerce veya binlerce mağaza yöneten perakendeciler açısından ise bu geçiş tek bir tarihte gerçekleşmiyor; farklı lokasyonlarda farklı operatörlerden gelen bildirimler, artan hat maliyetleri ve bakım zorlukları ortaya çıkabiliyor. Dolayısıyla bakır hatların kapanması, BT departmanının teknik bir projesinden çok mağaza operasyonlarını ilgilendiren bir altyapı yönetimi konusuna dönüşüyor.

Mağazanın Teknoloji Envanterinde Görünmeyen Hatlar

copper telephone lines

Buradaki ilk sorun, perakendecinin hangi analog hatların hâlâ aktif olduğunu tam olarak bilmemesi. Büyük mağaza ağlarında farklı dönemlerde yapılan yatırımlar, satın almalar ve farklı operatörlerle çalışılması nedeniyle aynı şirketin yüzlerce lokasyonunda farklı altyapılar bulunabiliyor. Bir mağazadaki kullanılmayan faks hattı ile yangın panelini bağlayan telefon hattının aynı öncelik seviyesinde değerlendirilmesi ise operasyonel açıdan mümkün değil.

Bu nedenle dönüşümün ilk aşaması, her analog hattın hangi ekipmana bağlı olduğunun ve operasyon açısından ne kadar kritik olduğunun ortaya çıkarılması. Yangın ve güvenlik sistemleri, asansör acil durum telefonları gibi bağlantılar doğrudan mağazanın güvenliği ve mevzuat gereklilikleriyle ilişkiliyken, artık kullanılmayan bir hat farklı bir öncelik taşıyor. Bu ayrım yapılmadan gerçekleştirilecek toplu kapatma veya dönüşüm, teknik maliyetin ötesinde operasyonel risk yaratabilir.

Üstelik sorun yalnızca hatların değiştirilmesiyle de bitmiyor. Yeni bağlantının mağazadaki mevcut ekipmanla uyumlu olması, yeterli hücresel kapsama bulunması, elektrik kesintilerine karşı yedek güç sağlanması ve bağlantının ana iletişim yolu kesildiğinde çalışmaya devam edebilmesi gerekiyor. Özellikle yüzlerce mağazalık yapılarda bu kontrollerin her lokasyonda tekrarlanabilir bir standart haline getirilmesi önem kazanıyor.

Eski Hatlardan Portföy Yönetimine

Kaynakta verilen JCPenney örneği, konunun ölçeğini ortaya koyuyor. Şirketin ABD eyaletleri ve Porto Riko’daki 660 mağazasında yaklaşık 5.000 POTS hattı bulunuyordu; bunların arasında alarm ve asansör gibi doğrudan dijital telefon sistemlerine taşınamayacak özel bağlantılar da yer alıyordu. MetTel’in aktardığı dönüşüm kapsamında bu 5.000’den fazla telefon ve alarm hattı dönüştürülürken, ağ görünürlüğünün artırılması ve yıllık telekomünikasyon maliyetlerinde milyonlarca dolarlık tasarruf hedeflendi.

Buradaki asıl çıkarım, perakendecilerin bu tür dönüşümleri mağaza mağaza ve yalnızca operatör bildirimleri geldikçe yönetmek yerine tüm mağaza portföyü üzerinden planlamasının daha anlamlı olması. Hatların envantere alınması, kritik sistemlerin önceliklendirilmesi, yeni teknolojinin test edilmesi ve kurulumların dalgalar halinde gerçekleştirilmesi; zamanlama ve maliyet üzerinde daha fazla kontrol sağlayabilir. Aynı zamanda şirketin farklı mağazalarda hangi bağlantıları kullandığını merkezi olarak görebilmesi, daha önce dağınık halde bulunan telekom altyapısını yönetilebilir bir varlığa dönüştürebilir.

Türkiye’de de benzer bir soru özellikle geniş mağaza ağına sahip perakendeciler için önem taşıyor: Mağazaların dijital dönüşümü yalnızca müşterinin gördüğü sistemlerden mi ibaret, yoksa mağazanın arkasındaki görünmeyen altyapı da aynı hızda yenileniyor mu? POS, stok, sadakat ve mobil uygulama yatırımları kadar yangın, güvenlik ve acil durum sistemlerinin bağlantı altyapısının da izlenebilir olması, fiziksel mağazanın operasyonel sürekliliği açısından önem taşıyor.

Perakende son yıllarda mağazanın ön yüzünü dijitalleştirirken, arka plandaki altyapıların bir bölümünü olduğu gibi bırakmış durumda. Bakır telefon hatlarının sona ermesi, bu görünmeyen katmanın da mağaza teknolojisi stratejisinin içine alınması gerektiğini gösteren somut bir örnek.

Lidl’in Uluslararası Operasyonlarında Rekor Kâr: İndirim Modeli Ölçekle Birlikte Güçleniyor

Lidl’in uluslararası operasyonları, 28 Şubat 2026’da sona eren 2025/26 mali yılında satış ve kârlılık tarafında yeni bir seviyeye ulaştı. Uluslararası operasyonların cirosu %8,34 artarak 102,6 milyar euroya yükselirken, EBIT 4 milyar eurodan 4,4 milyar euroya, net kâr ise 2,3 milyar eurodan 2,7 milyar euroya çıktı. Bu operasyonlar, Almanya ve Fransa gibi bazı büyük pazarlar hariç olmak üzere Lidl’in toplam gelirlerinin yaklaşık %70’ini temsil ediyor.

Sonuçların dikkat çeken tarafı, Lidl’in maliyet baskılarının devam ettiği bir dönemde kârlılığını da artırabilmesi. RetailDetail’ın aktardığı verilere göre şirketin brüt kâr marjı gerilemesine rağmen EBIT ve net kâr yükseldi. Bu tablo, Lidl’in düşük fiyat stratejisini yalnızca satış hacmiyle değil, operasyonel verimlilik ve maliyet kontrolüyle desteklediğini gösteriyor.

Düşük Fiyatın Arkasında Ölçeklenen Bir Operasyon Var

Lidl’in uluslararası büyümesi artık yalnızca yeni mağaza açılışlarıyla açıklanabilecek bir noktada değil. Eylül 2026’da şirket dünya genelinde 13 bin mağaza eşiğini geçti ve 32 ülkede faaliyet gösteriyor. Bu ölçek, satın alma gücünden lojistiğe, özel markalı ürünlerden mağaza operasyonlarına kadar birçok alanda ortak sistemlerin kullanılmasını mümkün kılıyor.

Burada indirim modelinin temel avantajı daha görünür hale geliyor. Tüketiciye daha düşük fiyat sunmak, tek başına düşük marjla çalışmak anlamına gelmiyor; ürün çeşidinin kontrollü tutulması, private label ağırlığı, mağaza formatının standardizasyonu ve tedarik zincirinin ölçeklenmesi maliyet yapısının önemli parçalarını oluşturuyor. Lidl’in sonuçları, “ucuz fiyat” ile “düşük maliyetli operasyon” arasındaki farkı ortaya koyuyor.

Perakendede Rekabet Fiyattan Önce Sistemde Başlıyor

lidl bulgaristan

Lidl’in uluslararası performansı, Avrupa gıda perakendesinde “değer” rekabetinin nasıl farklılaştığını da gösteriyor. Tüketicinin fiyat hassasiyeti yüksek olsa da, bunu sürdürülebilir biçimde karşılayabilmek için satın alma, lojistik, stok, mağaza ağı ve ürün stratejisinin aynı model içinde çalışması gerekiyor. Lidl’in daha önceki dönemlerinde de uluslararası büyümenin önemli bölümünün yeni mağaza açılışlarından geldiği görülürken, şirket bugün daha geniş bir operasyonel ölçek üzerinden büyüme yaratıyor.

Türkiye açısından bakıldığında burada önemli soru, indirim formatının büyüyüp büyümeyeceğinden çok hangi operasyonel sistemle ölçeklenebileceği. Gıda perakendesinde fiyat rekabeti yoğunlaşırken satın alma gücü, özel marka oranı, lojistik verimliliği ve mağaza başına üretkenlik daha belirleyici hale geliyor. Lidl’in performansı, yalnızca daha düşük fiyat sunan bir formatın değil, düşük fiyatı mümkün kılan bütünsel bir işletme modelinin uzun vadede nasıl değer üretebildiğine dair önemli bir örnek sunuyor.

Lidl’in rekor kârı, indirim perakendesinde asıl rekabetin raf fiyatından önce operasyonun nasıl tasarlandığı konusunda yaşandığını gösteriyor.

Atelier Rebul’e Yeni Global CMO

Atelier Rebul, global marka yapılanmasında üst düzey bir atamayla gündeme geldi. Zeynep Yenigün Turay, markanın Global Chief Marketing Officer pozisyonuna getirildi. Yeni görev kapsamında Turay’ın pazarlama stratejileri, marka iletişimi ve uluslararası büyüme çalışmalarına liderlik etmesi bekleniyor.

İstanbul merkezli parfüm markasının 130 yıllık geçmişi, yeni dönemin önemli odak noktalarından biri olacak. Turay’ın görev alanı yalnızca pazarlama faaliyetleriyle sınırlı kalmayacak; markanın farklı coğrafyalardaki konumlandırması ve global ölçekte büyüme stratejisi de yeni sorumlulukları arasında yer alacak.

Zeynep Yenigün Turay’ın yeni görev alanı

Turay, Atelier Rebul’de markanın küresel pazarlama yaklaşımının geliştirilmesinden sorumlu olacak. Marka iletişiminin yanı sıra müşteriyle kurulan bağın güçlendirilmesi ve Atelier Rebul’ün uluslararası pazarlardaki görünürlüğünün artırılması da yeni dönemin temel başlıkları arasında bulunuyor.

Yeni görevinde İstanbul’dan doğan parfüm markasının kültürel kimliğini koruyarak farklı pazarlarda daha güçlü bir marka deneyimi oluşturmayı hedefleyen Turay, uzun yıllara dayanan marka mirasının global ölçekte değerlendirilmesine odaklanacak.

Global pazarlama deneyimi dikkat çekiyor

Zeynep Yenigün Turay, Atelier Rebul öncesinde Ipekyol Group bünyesinde Global CMO olarak görev yaptı. 2025 yılında üstlendiği bu pozisyonda Ipekyol, Twist, Machka ve Ipekyol&Co markalarının pazarlama, iletişim, müşteri deneyimi, dijital dönüşüm, kurumsal iletişim ve uluslararası genişleme süreçlerinde sorumluluk aldı.

Turay’ın kariyer geçmişinde Deloitte, Coca-Cola İçecek ve Diageo Türkiye gibi farklı sektörlerden şirketler de bulunuyor. Diageo döneminde Mey Diageo’nun uluslararası pazarlarındaki pazarlama faaliyetlerinde görev alan Turay, farklı ülkelerde marka yönetimi ve pazarlama çalışmalarına ilişkin deneyim kazandı.

Atelier Rebul’deki yeni pozisyonuyla birlikte bu uluslararası deneyimini parfüm ve kişisel bakım kategorisindeki bir Türk markasının global büyüme hedeflerine taşımaya hazırlanıyor. Yeni yapılanmanın, markanın uluslararası pazarlardaki konumunu güçlendirme ve İstanbul çıkışlı marka hikâyesini daha geniş kitlelere ulaştırma hedefi açısından önem taşıması bekleniyor.