Ana Sayfa Blog Sayfa 12

Valentino’nun Gelirleri %15 Geriledi, Şirket Zarara Geçti

İtalyan lüks moda markası Valentino, 2025 mali yılında hem satışlarında hem de kârlılığında sert bir gerileme yaşadı. Şirketin gelirleri bir önceki yıla göre yüzde 15 düşerek 1,12 milyar euroya gerilerken, 2024 yılında 31 milyon euro olan faaliyet kârı 2025’te 103 milyon euro zarara dönüştü. Küresel lüks tüketim pazarındaki yavaşlama, özellikle Japonya ve Asya-Pasifik bölgelerindeki zayıf talep, şirketin finansal performansını olumsuz etkiledi.

Valentino’nun net borcu da artışını sürdürdü. IFRS 16 standartlarına göre net borç 1,13 milyar euroya yükselirken, kira yükümlülükleri hariç hesaplanan net borç ise 377 milyon eurodan 472 milyon euroya çıktı. Şirketin hissedarları, finansal yapıyı desteklemek amacıyla 2025 yılında 100 milyon euroluk sermaye enjeksiyonu gerçekleştirirken, 2026 yılı için de ek finansman taahhüdünde bulundu.

Lüks Tüketimdeki Yavaşlama Valentino’yu da Etkiledi

Valentino’nun satışları tüm bölgelerde gerilerken en sert düşüş Japonya ve Asya-Pasifik pazarlarında yaşandı. Ürün kategorileri incelendiğinde moda takıları ve parfüm segmenti daha dirençli bir performans sergilerken, deri ürünleri ve ayakkabı kategorilerinde satışlar zayıfladı. Kadın hazır giyim kategorisinin toplam ciro içindeki payı da doğrudan işletilen mağazalardaki düşük performans nedeniyle yüzde 25’ten yüzde 24’e geriledi.

Şirket, mevcut dönemde maliyet kontrolünü sürdürmeyi, operasyonel süreçleri daha verimli hale getirmeyi ve marka değerini korumaya odaklanacağını açıkladı. Valentino’nun çoğunluk hissesi Katar destekli Mayhoola’ya ait olurken, Kering şirketin yüzde 30’una sahip bulunuyor ve ilerleyen yıllarda kalan hisseleri satın alma opsiyonunu elinde bulunduruyor.

Lüks moda sektöründe talep normalleşmesinin beklenenden daha yavaş ilerlemesi, yalnızca Valentino’yu değil sektör genelindeki birçok markayı etkiliyor. Valentino’nun sonuçları, yaratıcı dönüşüm ve marka yatırımlarının tek başına yeterli olmadığını; operasyonel verimlilik, finansal dayanıklılık ve bölgesel talep dengesinin lüks perakendede yeniden kritik rekabet unsurları haline geldiğini gösteriyor.

Alibaba, Pentagon’un Kara Liste Kararına Karşı Dava Açtı

Çinli teknoloji ve e-ticaret devi Alibaba, ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) şirketi “Çin ordusuyla bağlantılı şirketler” listesine dahil etmesine karşı dava açtı. Şirket, Kaliforniya’daki federal mahkemeye sunduğu başvuruda, söz konusu kararın hukuki ve fiili hiçbir dayanağı olmadığını savunarak kara listeden çıkarılmasını talep etti.

Alibaba, Pentagon’un haziran ayında güncellediği listede “Çin savunma sanayisine katkı sağlayan” şirketlerden biri olarak gösterildi. Şirket ise bağımsız bir yönetim kurulu tarafından yönetildiğini, faaliyetlerinin perakende, lojistik ve kurumsal teknoloji hizmetlerine odaklandığını, askeri kurumlarla herhangi bir bağlantısının bulunmadığını belirtiyor.

Kara Liste Kararı Ticari İlişkileri de Etkileyebilir

ABD’de yürürlüğe giren düzenlemeler kapsamında Pentagon’un bu listesinde yer alan şirketlerle doğrudan sözleşme yapılması artık mümkün değil. 2027’den itibaren ise ABD Savunma Bakanlığı’nın üçüncü taraflar üzerinden de bu şirketlerin ürün ve hizmetlerini satın almasının önüne geçilecek. Listeye alınmak doğrudan yaptırım anlamına gelmese de şirketlerin itibarı ve ticari ilişkileri üzerinde önemli etkiler yaratabiliyor.

Alibaba, dava dilekçesinde bu kararın ABD’deki iş ortakları nezdinde şirketin itibarına zarar verdiğini ve Çin pazarına açılmak isteyen Amerikan şirketleriyle yürüttüğü ticari ilişkileri olumsuz etkilediğini savundu. Şirket, “Çin askeri şirketi” olarak tanımlanmasının gerçeği yansıtmadığını belirterek kararın iptalini istiyor.

Alibaba’nın açtığı dava, son dönemde ABD ile Çin arasında teknoloji ve ulusal güvenlik ekseninde artan gerilimin yeni bir halkasını oluşturuyor. Aynı listeye bu ay Baidu, BYD ve WuXi AppTec gibi Çin’in önde gelen şirketleri de eklenirken, WuXi AppTec de benzer gerekçelerle Pentagon’a karşı hukuki süreç başlatmıştı.

Golden Goose’un Çoğunluk Hissedarı Değişti

İtalyan lüks moda markası Golden Goose, sahiplik yapısında önemli bir değişikliğe gitti. Uluslararası yatırım şirketi HSG, şirketin çoğunluk hissesini devralırken, Singapur merkezli yatırım şirketi Temasek ve iştiraki True Light Capital azınlık hissedar olarak ortaklık yapısına katıldı. Golden Goose’un mevcut yatırımcısı Permira ise şirkette stratejik azınlık hissedarı olarak kalmaya devam edecek.

Şirket, yeni ortaklık yapısının Golden Goose’un uluslararası büyümesini hızlandıracağını, aynı zamanda markanın İtalyan zanaatkârlığına dayanan kimliğini koruyacağını belirtti. Finansal detaylar açıklanmazken, piyasa kaynakları işlemin şirketi yaklaşık 2,5 milyar euro değerlediğini ifade ediyor.

Yönetim Değişmiyor, Büyüme Hedefi Korunuyor

Golden Goose’un CEO’su Silvio Campara görevine devam edecek. Eski Gucci CEO’su Marco Bizzarri ise şirketin Yönetim Kurulu Başkanı (Non-Executive Chairman) olarak göreve başladı.

Silvio Campara, HSG ve Temasek’in uluslararası markaları büyütme konusundaki deneyiminin Golden Goose’un yeni büyüme dönemine katkı sağlayacağını belirtti. HSG ise Golden Goose’un lüks, yaşam tarzı ve spor giyimi bir araya getiren güçlü konumuna dikkat çekerek, markanın küresel büyüme potansiyeline inandıklarını ifade etti.

Golden Goose, son yıllarda doğrudan tüketiciye satış (DTC) stratejisini güçlendirerek büyümesini sürdürdü. Şirket, 2024 yılında 655 milyon euro ciroya ulaşırken, dünya genelindeki mağaza sayısını 227’ye çıkardı. Yeni yatırımcı yapısıyla birlikte markanın özellikle uluslararası pazarlardaki büyümesini hızlandırması hedefleniyor.

Meta, Daha Uygun Fiyatlı Kendi Yapay Zekâ Gözlüklerini Tanıttı

Meta, yapay zekâ yarışında giyilebilir teknolojilere yönelik yatırımlarını derinleştirerek kendi tasarladığı yeni Meta Glasses serisini tanıttı. Şirketin Ray-Ban ve Oakley ile birlikte geliştirdiği modellerden farklı olarak tamamen Meta imzası taşıyan yeni gözlükler 299 dolardan başlayan fiyatlarla satışa sunulacak. Böylece yeni modeller, 379 dolardan başlayan Ray-Ban Meta gözlüklerinden daha düşük bir fiyat seviyesinde konumlanıyor.

Meta Teknoloji Direktörü Andrew Bosworth, farklı fiyat seviyelerinde ürün sunmanın daha fazla kullanıcıya ulaşmak açısından önemli olduğunu belirterek, yeni modellerin tüketicilere daha fazla seçenek sunmayı amaçladığını söyledi.

Meta, Akıllı Gözlükleri Daha Geniş Kitlelere Ulaştırmak İstiyor

meta gozlukk

Yeni Meta Glasses serisi üç farklı tasarımdan oluşuyor. Adventurer isimli küçük çerçeveli modelin yanı sıra daha büyük ve yuvarlak hatlara sahip Fury modeli ile Kylie Jenner iş birliğiyle geliştirilen oval tasarımlı Meta Glasses by Kylie seçeneği bulunuyor.

Gözlükler, müzik çalma, dil çevirisi yapma ve kameralar aracılığıyla çevreyi analiz ederek soruları yanıtlama gibi özellikler sunuyor. Şirketin yeni Muse Spark yapay zekâ modeli sayesinde sistemin görsellerden detay çıkarma ve kullanıcı tercihlerini hatırlama yeteneklerinin geliştirildiği belirtiliyor.

Rekabet Kızışırken Meta Liderliğini Korumaya Çalışıyor

IDC verilerine göre akıllı gözlük sevkiyatları 2026’nın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 167 artış gösterdi. Meta ise yüzde 69,2 pazar payıyla segmentte lider konumda bulunuyor. Şirket CEO’su Mark Zuckerberg, günlük aktif kullanıcı sayısının son bir yılda üç katına çıktığını açıklamıştı.

Ancak Meta önümüzdeki dönemde daha güçlü rakiplerle karşılaşacak. Google ve Samsung, benzer özelliklere sahip yapay zekâ gözlüklerini yıl sonuna doğru piyasaya sürmeye hazırlanırken, OpenAI da kendi donanım ürünü üzerinde çalışıyor.

Pew Research verilerine göre ABD’de yetişkinlerin yüzde 44’ü ChatGPT kullanırken, Gemini kullanıcı oranı yüzde 24, Meta AI kullanıcı oranı ise yüzde 14 seviyesinde bulunuyor. Bu nedenle Meta, akıllı gözlükleri yalnızca yeni bir donanım kategorisi olarak değil, aynı zamanda yapay zekâ asistanını daha fazla kullanıcıya ulaştıracak bir platform olarak görüyor.

Şirket, gözlük takmak istemeyen kullanıcılar için farklı yapay zekâ cihazları geliştirme ihtimalini de araştırdığını belirtiyor.

Walmart’ın CTV Hamlesi, Perakende Medyada Ölçek Arayışını Gösteriyor

Walmart, connected TV (CTV) reklamcılığı alanındaki varlığını güçlendirmek amacıyla Fransa merkezli Vibe.co’yu satın almak için anlaşmaya vardı. Wall Street Journal’ın haberine göre işlemin toplam değeri 1,4 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bunun 1,2 milyar dolarlık kısmı nakit ödeme olarak gerçekleşirken, yaklaşık 180 milyon dolar da işlemin tamamlanmasının ardından Vibe.co’nun üst düzey yöneticilerine ödenecek.

Küçük ve orta ölçekli işletmeler ile orta ölçekli markalara odaklanan Vibe.co, connected TV reklamlarını daha erişilebilir hale getiren self servis bir platform sunuyor. Şirket; kampanya yönetimi, reklam teknolojileri ve performans odaklı optimizasyon araçlarıyla reklamverenlerin premium CTV envanterine daha verimli erişmesini sağlıyor.

Walmart Connect ile Entegre Edilecek

Walmart, Vibe.co platformunu 2021 yılında hayata geçirdiği Walmart Connect perakende medya ağına entegre etmeyi planlıyor. Walmart Connect, YouTube yayınları, connected TV kanalları ve şirketin 2024 sonunda satın aldığı Vizio platformundaki reklam alanları dahil olmak üzere farklı video ortamlarında reklamverenlere erişim imkânı sunuyor.

Şirket, Vibe.co satın almasının özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, orta ölçekli markalar ve Walmart’ın üçüncü taraf pazaryeri satıcıları arasında connected TV reklamlarının kullanımını yaygınlaştırmasını hedefliyor.

Walmart Connect ABD Genel Müdürü ve Kıdemli Başkan Yardımcısı Ryan Mayward, şirketin ticaret medyasını her ölçekteki reklamveren için daha erişilebilir, ölçülebilir ve kolay kullanılabilir hale getirmeye odaklandığını belirtti. Mayward, Vibe.co’nun yayın platformlarındaki reklamcılığı basitleştiren yapısının Walmart’ın ticaret kabiliyetleriyle birleşerek markaların kampanya performansını daha iyi ölçmesine yardımcı olacağını ifade etti.

Vibe.co Ekibi Walmart’a Katılacak

Satın alma işleminin tamamlanmasının ardından Vibe.co CEO’su ve kurucu ortağı Arthur Querou, CTO ve kurucu ortak Franck Tetzlaff ile şirket ekibinin Walmart Connect bünyesine katılması bekleniyor.

Arthur Querou, Vibe.co’nun performans ve e-ticaret odaklı pazarlamacılar için sosyal medya reklamları kadar hızlı, ölçülebilir ve sonuç odaklı bir streaming TV reklam platformu oluşturmak amacıyla kurulduğunu belirterek, Walmart çatısı altında bu vizyonu daha hızlı ölçeklendirme fırsatı bulacaklarını söyledi.

Taraflar, işlemin 2027 mali yılının sonuna kadar tamamlanmasını bekliyor. Walmart, satın almanın daha önce açıkladığı 2027 mali yılı satış ve faaliyet kârı hedeflerinde herhangi bir değişikliğe yol açmasını beklemiyor.

Tüketici Güveni Son İki Yılın En Yüksek Seviyesine Çıktı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayına ilişkin tüketici güven endeksi verilerini açıkladı. TÜİK ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası iş birliğiyle yürütülen Tüketici Eğilim Anketi sonuçlarına göre, mayıs ayında 85,8 olan tüketici güven endeksi haziranda yüzde 2,5 artarak 87,9 seviyesine yükseldi.

Böylece tüketici güveni, Mayıs 2023’te görülen 91,1 seviyesinden bu yana en yüksek düzeyine ulaşmış oldu.

Hanehalkının Maddi Durum Beklentisi Güçlendi

hanehalki

Mevcut dönemde hanenin maddi durumu endeksi, haziran ayında aylık bazda yüzde 4,5 artarak 69,2’den 72,3’e yükseldi. Gelecek 12 aylık döneme ilişkin hanenin maddi durum beklentisi endeksi ise mayıs ayındaki 87,9 seviyesinden yüzde 1,9 artışla 89,5’e çıktı.

Gelecek 12 aya ilişkin genel ekonomik durum beklentisi endeksi de yükseliş gösterdi. Mayıs ayında 81,4 olan endeks, haziranda yüzde 3,1 artarak 83,9 seviyesinde gerçekleşti.

Aynı dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesini ölçen endeks de 104,5’ten 105,9’a yükseldi. Böylece tüketicilerin önümüzdeki dönemde harcama eğilimlerine ilişkin beklentilerinde de iyileşme görüldü.

Tüketici güvenindeki yükseliş, özellikle hanehalkının maddi durumuna ve gelecek döneme ilişkin beklentilerindeki toparlanmanın devam ettiğine işaret ediyor. Dayanıklı tüketim harcamalarına yönelik eğilimin artması ise perakende sektörü açısından yakından takip edilen göstergeler arasında yer alıyor.

ETİ’de Önemli Atama: Güçlü Bir İsim Dahil Oldu

Türkiye’nin önde gelen gıda şirketlerinden ETİ, üst yönetim kadrosuna güçlü bir ismi daha dahil etti. Finans alanında 20 yılı aşkın deneyime sahip olan Burak Berber, 17 Haziran 2026 itibarıyla ETİ Global İcra Kurulu’nda “Finans Başkanı” (CFO) olarak göreve başladı.

Kariyeri boyunca Petrol Ofisi, Credin ve PwC gibi önde gelen kurumlarda üst düzey finans ve yönetim rollerinde görev alan Berber, stratejik finans yönetimi, büyüme planlaması ve kurumsal dönüşüm alanlarında önemli başarılara imza attı. Burak Berber, son görev yeri Petrol Ofisi’nde ise CFO ve CEO Danışmanlığı görevini üstlendi. Yeni görevinde Burak Berber; şirketin tüm finansal süreçlerinin yönetiminden, mali stratejilerin belirlenmesinden, risk yönetimi, yatırım planlamaları ve sürdürülebilir büyüme hedeflerinin desteklenmesinden sorumlu olacak.

Perakendeciler, Ürünlerini Satmak İçin Yapay Zekâya İhtiyaç Duyduğu Araçları Nasıl Entegre Ediyor ?

Google’ın Universal Commerce Protocol (UCP) platformunu Avustralya’da kullanıma açmasıyla birlikte The Iconic, Kogan, Bunnings, Adore Beauty ve Petbarn gibi perakendeciler yeni nesil yapay zekâ destekli alışveriş altyapısına dahil olan ilk şirketler arasında yer aldı. UCP, Gemini ve Google Search üzerinden ürün keşfi, ödeme ve satın alma süreçlerinin tek bir deneyim içinde gerçekleşmesini mümkün kılıyor.

The Iconic Teknoloji ve Ürün Direktörü Adam Cox’a göre bu dönüşüm, yalnızca teknik bir entegrasyondan ibaret değil. Tüketicilerin ürün arama biçimi değişiyor ve perakendecilerin de buna uyum sağlaması gerekiyor. Bir yıl önce kullanıcılar “koşu ayakkabısı” veya “resmi elbise” gibi anahtar kelimeler kullanırken, bugün “Pazar gününe kadar teslim edilebilecek bir kış düğünü kombini bul” ya da “uzun mesafe koşuları için en iyi ayakkabıları karşılaştır” gibi daha bağlamsal ve doğal sorgular tercih ediyor. Bu değişim, ürün verilerinin ve dijital keşif süreçlerinin yeniden yapılandırılmasını gerektiriyor.

Yapay Zekâ Yeni Bir Alışveriş Kanalı Oluşturuyor

The Iconic, ilk aşamada kendi markaları olan AERE, Atmos&Here ve Dazie ürünlerini Google’ın ticaret altyapısına bağlıyor. Kullanıcılar, sohbet tabanlı yapay zekâ ortamlarında ürünleri keşfedebiliyor ve Google Pay üzerinden tek ürün satın alma işlemini tamamlayabiliyor.

Bununla birlikte şirket, müşteri ilişkisini elinde tutmaya devam ediyor. Arama, keşif ve ödeme Google üzerinden gerçekleşse de teslimat, müşteri hizmetleri, iade süreçleri ve sadakat programı The Iconic tarafından yönetiliyor. Adam Cox, müşteri deneyiminin kontrolünü kaybetmeden yeni erişim kanallarına açılmanın önemli olduğunu vurguluyor.

The Iconic, moda kategorisinde stok, beden, fiyat ve teslimat bilgilerinin sürekli değişmesi nedeniyle kontrollü bir geçiş stratejisi izliyor. Şirkete göre Google’da görülen bilgiler ile gerçek stok durumu arasında yaşanabilecek herhangi bir uyumsuzluk müşteri deneyiminde sürtünmeye neden olabilir. Bu nedenle uygulama aşamasında doğruluk ve tutarlılık öncelikli konular arasında yer alıyor.

Google’ın UCP hamlesi, çevrim içi alışveriş mimarisinin yeniden şekillendiğine işaret ediyor. Adam Cox’a göre erken adapte olmak tek başına rekabet avantajı sağlamayacak. Ancak yapay zekâ destekli alışveriş ortamlarında müşterilerin nasıl davrandığını erken öğrenen ve buna göre hareket eden perakendeciler, yeni dönemin kurallarını belirleme fırsatı yakalayabilir.

Puma’daki Satış Endişeleri Analistleri Neden Tedirgin Ediyor?

Puma hisseleri, şirketin ikinci çeyrek satış performansına ilişkin artan endişeler nedeniyle baskı altına girdi. Analistler, markanın satış gelişimine ilişkin görünümün beklentilerin altında kalabileceğine işaret ederken, hisse senedi gün içinde sert düşüş yaşadı.

Son dönemde yeni yönetim altında yeniden yapılanma sürecine giren Alman spor giyim devi, marka ivmesini yeniden güçlendirmeye çalışıyor. Ancak piyasa tarafında, bu dönüşümün beklenenden daha uzun sürebileceğine yönelik kaygılar öne çıkıyor.

Yeniden Yapılanma Süreci Yakından İzleniyor

Puma, 2026 yılını bir geçiş dönemi olarak tanımlarken, envanter seviyelerini normalleştirme, dağıtım ağını yeniden yapılandırma ve marka algısını güçlendirme hedefleri doğrultusunda hareket ediyor. Şirket özellikle futbol, koşu ve antrenman kategorilerine daha fazla odaklanmayı planlıyor.

Bununla birlikte analistler, ikinci çeyrek satış performansına ilişkin beklentilerin zayıfladığını ve toparlanma sürecinin zaman alabileceğini düşünüyor. Bu durum yatırımcıların temkinli davranmasına neden olurken, hisseler üzerinde de baskı oluşturuyor.

Puma son dönemde envanter temizliği, maliyet kontrolü ve organizasyonel dönüşüm adımlarıyla yeniden büyüme zemini oluşturmaya çalışıyor. Ancak analistlere göre markanın yeniden ivme kazanabilmesi için satış performansında daha güçlü sinyaller görülmesi gerekiyor.

Türkiye’nin Genç Yetenek Karnesi Açıklandı: Güçlü Kültür Fark Yaratıyor

İş dünyasının geleceğini şekillendiren genç yeteneklerin beklentileri yeniden tanımlanıyor. Great Place To Work® Türkiye tarafından açıklanan Best Workplaces for Young Talents™ 2026 Listesi, genç çalışanların deneyimlerini merkeze alarak onların güven duyduğu, gelişim fırsatı bulduğu ve potansiyellerini ortaya koyabildiği organizasyonları görünür kılıyor. Çalışanların Trust Index® anketinde yer alan 60’tan fazla ifadeyi değerlendirerek paylaştığı iş yeri deneyimlerinden elde edilen bulgular, genç yetenekleri cezbeden unsurların yalnızca kariyer fırsatları değil; güçlü bir kurum kültürü, adalet duygusu ve aidiyet hissi olduğunu ortaya koyuyor.

İş dünyasında genç yetenekleri çekmek artık tek başına bir başarı göstergesi değil. Asıl fark, onların kendilerini güvende hissettikleri, gelişim fırsatı buldukları ve potansiyellerini ortaya koyabildikleri bir çalışma deneyimi yaratabilmekte yatıyor. Çünkü genç çalışanlar artık yalnızca bir iş değil, kendilerine değer veren, gelişimlerini destekleyen ve aidiyet hissedebilecekleri bir çalışma deneyimi arıyor.

Great Place To Work® Türkiye tarafından açıklanan Best Workplaces for Young Talents™ 2026 Listesi, genç çalışanların deneyimlerini merkeze alarak bu alanda öne çıkan organizasyonları görünür kılıyor. Trust Index® araştırmasında yer alan 60’tan fazla ifade üzerinden yapılan değerlendirmeler ise genç yeteneklerin bir iş yerini değerlendirirken ücret ve yan haklardan çok güvene, aidiyete, adalete ve güçlü bir kurum kültürüne önem verdiğini ortaya koyuyor.

Harika İş Yerinin Şifresi: Kültür

İş dünyasında genç yetenekleri çekmenin yolları uzun yıllardır tartışılıyor. Ancak araştırma sonuçları gösteriyor ki genç çalışanlar için bir organizasyonu “harika bir iş yeri” yapan unsur, ücret ve yan haklardan önce iş yeri kültürü ve insan ilişkilerinin kalitesi. Korelasyon analizine göre çalışanların birbirini önemsemesi, kendilerini özgürce ifade edebilmesi ve işe severek gelmesi, genç çalışan deneyimini şekillendiren en güçlü faktörler arasında yer alıyor.

Bu tablo, güçlü bir çalışan deneyiminin temelinde güvene dayalı ilişkilerin, aidiyet duygusunun ve samimi bir çalışma ortamının bulunduğunu ortaya koyuyor. Bununla birlikte adalet algısı da genç yeteneklerin organizasyonları değerlendirme biçiminde kritik bir rol oynuyor. Yaşa bakılmaksızın eşit davranılması ve herhangi bir sorun karşısında sürecin adil şekilde yönetileceğine duyulan güven, çalışan deneyimini doğrudan etkileyen unsurlar arasında öne çıkıyor. Best Workplaces for Young Talents™ 2026 araştırma sonuçları, kapsayıcılık ve eşitlik uygulamalarının yalnızca kurumsal değerlerin bir parçası olmadığını; çalışan bağlılığını ve genç yeteneklerin organizasyonla kurduğu bağı doğrudan güçlendiren stratejik bir unsur olduğunu gösteriyor.

Genç Çalışan Deneyiminde 30 Puanlık Fark

Best Workplaces for Young Talents™ 2026 araştırması, genç çalışan deneyiminin organizasyonlar arasında ne kadar farklılaşabildiğini ortaya koyuyor. Verilere göre, listede yer alan şirketlerde “harika iş yeri” algısı %83 seviyesine ulaşırken, diğer şirketlerde bu oran %53’te kalıyor. Ortaya çıkan 30 puanlık fark, genç çalışan deneyiminin tesadüfi uygulamalarla değil, bilinçli olarak inşa edilen kurum kültürleriyle şekillendiğini gösteriyor.

Nitekim analizler, genç çalışanların yaptıkları işten gurur duymalarının, ürettikleri değeri anlamlı bulmalarının ve topluma katkı sağladıklarını hissetmelerinin organizasyonla kurdukları bağı güçlendirdiğini gösteriyor. Bununla birlikte gelişim fırsatları ve çalışan deneyiminin sürdürülebilirliği, organizasyonların önümüzdeki dönemde daha fazla odaklanması gereken alanlar arasında yer alıyor.

Araştırma sonuçları, genç yetenekleri çekmenin tek başına yeterli olmadığını; onları elde tutabilmenin, geliştirebilmenin ve organizasyonun geleceğinin bir parçası haline getirebilmenin güçlü bir çalışan deneyiminden geçtiğini ortaya koyuyor. Güvenin, aidiyetin ve adaletin kurum kültürünün ayrılmaz bir parçası haline geldiği organizasyonlar ise geleceğin iş gücü nezdinde belirgin şekilde ayrışıyor.