Aydınlatma sektöründe faaliyet gösteren Zenit LED, enerji verimliliği odaklı ürün geliştirme stratejisini yeni nesil LED çözümleriyle güçlendiriyor. Şirket, Ar-Ge yatırımları sayesinde geliştirdiği Intense ve Quatro serilerinde mevcut çözümlere kıyasla yüzde 35’e varan enerji tasarrufu sağladığını açıklarken, daha yüksek ışık verimini daha düşük enerji tüketimiyle sunmayı hedefliyor.
Zenit, aydınlatma konusunda sektörel ve ürün çeşitliliğini artırırken, sürdürülebilirlik ve yenilikçilik tarafında da liderliğini sürdürüyor. Zenit LED CEO’su Rıza Demir, “Sürdürülebilir bir dünya için enerji verimliliği odaklı Ar-Ge yatırımlarımız ve sürekli takip ettiğimiz teknolojik gelişmeler, üretici kimliğimiz ile desteklememiz sonucunda bizleri motive ediyor. Bu doğrultuda her geçen gün daha yüksek lümen değerlerini daha düşük enerji tüketimi ile mümkün kılabiliyoruz.” diyor.
Enerji Tasarrufu, Perakendede Operasyonel Maliyetlerin Önemli Bir Parçası Haline Geliyor
Özellikle zincir marketler, AVM’ler ve büyük ölçekli mağazalar için aydınlatma sistemleri önemli bir operasyonel gider kalemi oluşturuyor. Zenit LED, yalnızca LED çip teknolojisine değil; kablo yapısı, PCB kalitesi, lens tasarımı ve güç kaynaklarına kadar tüm bileşenleri birlikte optimize ederek daha yüksek lümen değerlerine ulaşmayı amaçlıyor. Bu yaklaşım, enerji tüketimini azaltırken ürün ömrünü uzatmayı ve bakım maliyetlerini düşürmeyi de hedefliyor.
Şirket, daha düşük ısı üreten aydınlatma sistemlerinin yalnızca elektrik tüketimini azaltmadığını, aynı zamanda mağazalardaki soğutma sistemlerinin daha verimli çalışmasına da katkı sağladığını belirtiyor. Böylece enerji verimliliği yalnızca aydınlatma tarafında değil, mağaza operasyonunun genelinde maliyet avantajı oluşturabiliyor.
Perakendede sürdürülebilirlik yatırımları artık yalnızca çevresel hedeflerle sınırlı değil. Enerji maliyetlerinin yükseldiği bir dönemde verimli aydınlatma çözümleri, işletmeler için hem operasyonel tasarruf sağlayan hem de karbon ayak izini azaltan stratejik yatırımlar arasında öne çıkıyor. Özellikle çok şubeli perakende zincirlerinde bu tür teknolojilerin etkisi, ölçek büyüdükçe daha görünür hale geliyor.
“GÖRÜLMEYEN MALİYETLER DÜŞÜNDÜĞÜMÜZDEN ÇOK DAHA FAZLA” KIYAS TABLOSU
Volkswagen, Polonya’nın Poznań kentindeki üretim tesisinde sürdürülebilirlik yaklaşımını farklı bir uygulamayla hayata geçirdi. Şirket, güneş enerjisi santralindeki otların bakımında çim biçme makineleri yerine yaklaşık 100 koyundan oluşan bir sürü kullanmaya başladı. Bu sayede hem güneş panellerinin verimliliği korunuyor hem de yakıt tüketimi, gürültü ve karbon emisyonu azaltılıyor.
Sürdürülebilirlikte Doğa ile Teknolojiyi Birleştiren Model
Volkswagen‘in 31 binden fazla güneş panelinden oluşan 18,3 megavat kapasiteli enerji santrali, fabrikanın yıllık elektrik ihtiyacının yaklaşık dörtte birini karşılıyor. Güneş panellerinin altında büyüyen otların doğal yollarla kontrol edilmesi ise yalnızca bakım maliyetlerini düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda “agrivoltaik” olarak adlandırılan, tarım ile yenilenebilir enerji üretimini aynı alanda buluşturan yeni nesil bir yaklaşımı da destekliyor.
Şirket, Poznań Yaşam Bilimleri Üniversitesi ile birlikte yürüttüğü araştırmalarda güneş panellerinin oluşturduğu gölgenin hayvan refahına etkisini, biyolojik çeşitliliği, toprak yapısını ve mikroiklim üzerindeki sonuçlarını da inceliyor. Böylece proje, operasyonel bir çözüm olmanın ötesine geçerek sürdürülebilir üretim modellerine yönelik bilimsel veriler üretmeyi amaçlıyor.
Perakende ve üretim sektöründe sürdürülebilirlik artık yalnızca karbon emisyonunu azaltmaya odaklanmıyor. Şirketler, operasyonel verimliliği artırırken doğal ekosistemleri destekleyen çözümleri de süreçlerine entegre ediyor. Volkswagen’in uygulaması, bazı durumlarda en yenilikçi çözümün yeni bir teknoloji geliştirmek yerine doğanın kendi döngüsünden yararlanmak olabileceğini gösteren dikkat çekici örneklerden biri olarak öne çıkıyor.
KPMG’nin “Perakendede Yapay Zekâ Kullanımı: Stratejiden Mağaza Operasyonlarına Küresel Dersler” raporu, yapay zekânın perakende sektöründe pilot uygulamaların ötesine geçerek stratejik dönüşümün temel unsurlarından biri haline geldiğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, tüketici ve perakende sektöründeki CEO’ların yüzde 64’ü yapay zekâyı en önemli yatırım öncelikleri arasında gösterirken, yüzde 73’ü önümüzdeki 12 ayda yapay zekâya toplam bütçelerinin yüzde 10 ila yüzde 20’sini ayırmayı planlıyor.
KPMG, “Perakendede Yapay Zekâ Kullanımı: Stratejiden Mağaza Operasyonlarına Küresel Dersler” raporunu yayımladı. Rapor, yapay zekânın perakende sektöründe yalnızca operasyonel süreçleri destekleyen bir teknoloji olmaktan çıkarak, müşteri deneyiminden tedarik zincirine, çalışan yetkinliklerinden karar alma süreçlerine kadar iş yapış biçimlerini yeniden şekillendiren stratejik bir dönüşüm alanına dönüştüğünü ortaya koyuyor. Aynı zamanda, yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilir değer yaratabilmesi için güven, yönetişim ve insan odaklı dönüşümün kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Rapora göre, tüketici ve perakende sektöründeki CEO’ların yüzde 64’ü yapay zekâyı en önemli yatırım öncelikleri arasında değerlendirirken, yüzde 73’ü gelecek 12 ay içerisinde yapay zekâ yatırımlarına toplam bütçelerinin yüzde 10 ila yüzde 20’sini ayırmayı planlıyor. Ayrıca yöneticilerin yüzde 82’si, yapay zekâyı iş akış süreçlerine entegre eden şirketlerin rekabet avantajı elde edeceğine inanıyor. Bunun yanında, yapay zekâ kullanım senaryolarını ölçeklendiren şirket oranının 2025’te yüzde 42’den 2026’da yüzde 74’e ulaşmasının beklendiği belirtiliyor.
Yapay zekâ operasyonel verimlilikte yeni fırsatlar sunuyor
Rapor, yapay zekânın en somut katkılarının operasyonel verimlilik alanında görüldüğünü ortaya koyuyor. Yapay zekâ destekli talep tahminleme sistemleri stok planlamasını daha doğru hale getirirken, rota optimizasyonu, depo yönetimi, sipariş hazırlama ve fiyatlandırma gibi süreçlerde de şirketlerin daha hızlı ve isabetli kararlar almasını sağlıyor. KPMG’nin 2025 yılında yayımladığı bir diğer raporu olan Tüketici ve Perakende CEO Görünümü araştırmasına göre ise yapay zekâ yatırımlarının en önemli faydaları arasında verimlilik ve üretkenlik artışı (yüzde 17), karar alma ve veri analizi yetkinliklerinin güçlenmesi (yüzde 17), kârlılık artışı (yüzde 13) ve müşteri deneyiminin geliştirilmesi (yüzde 13) öne çıkıyor.
Yapay zekâya güven net bir yönetişimden geçiyor
Rapor, yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte güven ve etik kullanımın şirketler açısından stratejik önem kazandığını vurguluyor. KPMG 2025 Tüketici ve Perakende CEO Görünümü araştırmasına göre yöneticilerin yüzde 56’sı etik riskleri yapay zekâya ilişkin en kritik risk konuları arasında gösterirken, KPMG ve Melbourne Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen bir başka küresel araştırmada katılımcıların yüzde 46’sı yapay zekâya güvenmediğini, yüzde 61’i bu konuda herhangi bir eğitim almadığını ve yüzde 48’i ise sınırlı bilgiye sahip olduğunu belirtiyor. Rapora göre şirketlerin rekabet avantajı sağlayabilmesi için yalnızca teknolojiye değil; şeffaf, açıklanabilir ve güvenilir yapay zekâ yönetişimine de yatırım yapması gerekiyor.
Perakende sektörü ajan tabanlı yapay zekâ dönemine hazırlanıyor
Rapor, önümüzdeki dönemde perakende sektöründeki en önemli dönüşüm alanlarından birinin ajan tabanlı yapay zekâ olacağına dikkat çekiyor. Buna göre şirketlerin yalnızca insan müşterileri değil, gelecekte satın alma süreçlerinde aktif rol üstlenecek yapay zekâ ajanlarını da dikkate alarak veri altyapılarını, API yapılarını ve performans göstergelerini yeniden tasarlamaları gerekecek. Bu yeni yapının şöyle şekillenmesi bekleniyor:
Değeri yeniden tanımlamak: Artık iki farklı müşteri var. İnsan ve yapay zekâ ajanı. Biri deneyimi önemser, diğeri veri ve hız odaklıdır. Bu nedenle “değer” kavramını her iki taraf için ayrı ayrı tanımlanmalı. API hızı, veri kalitesi ve sürtünmesiz işlem deneyimi öncelik haline gelir.
Yeni bir performans ölçüm sisteminin kurulması: Geleneksel metrikler bu yeni yapıyı ölçmekte yetersiz kalıyor. Şirketler, “ajan dönüşüm oranı”, “API erişilebilirliği” ve üçüncü taraf platformlardaki “güven skoru” gibi yeni KPI’lar geliştirmelidir.
Önce makineler için tasarlama: Dijital varlıklar artık sadece insanlar için değil, yapay zekâ ajanları için de tasarlanmalı. Hızlı, sade ve iyi dokümante edilmiş API’ler öncelik kazanır. Zamanla web siteleri ana kanal değil, ikincil arayüz haline gelebilir.
Verinin bir ürün gibi yönetilmesi: Veri artık sadece iç kullanım için bir kaynak değil, dış sistemlere sunulan bir üründür. Ürün, stok ve fiyat verileri gerçek zamanlı, doğru ve makine tarafından okunabilir şekilde sunulmazsa, markanın görünürlüğü azalır.
Makineler arası dünyada güveni inşa etmek: Güven artık sadece insanlarla ilgili değil. Yapay zekâ sistemleri, diğer sistemlerle şeffaf ve adil şekilde etkileşim kurabilmeli. Bu noktada, açıklanabilir yapay zekâ (XAI) yatırımları kritik hale gelir.
Yeni bir rol, “makine müşteri stratejisti”: Şirketlerin, yapay zekâ ajanlarıyla etkileşimi yönetecek yeni bir role ihtiyacı var. Bu kişi, markanın bu yeni ekosistemde nasıl konumlanacağını ve rekabet edeceğini belirler.
“Perakende sektöründe yapay zekâ stratejik bir dönüşüm aracı haline geliyor”
Bu değişimi değerlendiren KPMG Birleşme ve Satın Alma Hizmetleri Lideri, Tüketici Ürünleri ve Perakende Sektör Lideri Özge İlhan Acar, “Türkiye perakende pazarı; yüksek enflasyon, hızla değişen tüketici davranışları ve yoğun rekabet ortamıyla, birçok gelişmiş pazara kıyasla çok daha yüksek bir operasyonel çeviklik gerektiriyor. Sektörle gerçekleştirdiğimiz temaslar, yapay zekâ yatırımlarının Türkiye’de ağırlıklı olarak fiyatlama, müşteri analitiği ve tedarik zinciri optimizasyonu gibi doğrudan kârlılığa dokunan alanlarda yoğunlaştığını gösteriyor. Ancak sektör içerisindeki asıl ayrışma, yapay zekâyı belirli kullanım alanlarında test eden şirketlerle, onu karar alma mekanizmalarına ve iş modeline entegre edebilen şirketler arasında yaşanıyor. Perakende sektöründe yapay zekâ artık yalnızca verimlilik sağlayan bir teknoloji olmaktan çıkarak şirketlerin rekabet gücünü, müşteri deneyimini ve büyüme stratejilerini yeniden şekillendiren stratejik bir dönüşüm aracı haline geliyor. Bu dönüşümden sürdürülebilir değer yaratabilmek ise teknoloji yatırımlarının yanında güçlü veri altyapısı ve güvenilir yönetişim mekanizmalarının kurulduğu, çalışanları dönüşümün merkezine yerleştirildiği bütüncül bir yaklaşımla mümkün. Önümüzdeki dönemde rekabette öne çıkacak şirketler, yapay zekâya yatırım yapanlar değil, yapay zekâyı kurumsal karar alma süreçlerinin ayrılmaz bir parçası haline getirerek onu ölçeklenebilir büyüme, çeviklik ve müşteri değeri yaratan somut bir yetkinliğe dönüştürebilenler olacak.” dedi.
Türkiye’nin lider turizm teknolojileri şirketlerinden Protel Holding’in yeni CEO’su 1 Temmuz itibarıyla Cenk Temiz oldu. Finansal teknolojiler, ödeme sistemleri ve dijital dönüşüm alanlarında 25 yılı aşkın deneyime sahip Temiz, yeni görevinde şirketin büyüme ve teknoloji odaklı dönüşüm stratejilerine liderlik edecek.
Cenk Temiz liderliğinde Protel Holding’in teknoloji alanındaki öncü konumunu daha da güçlendirmesi, yeni nesil turizm teknolojilerine yatırım yapması, bulut ve yapay zeka yatırımlarını hızlandırması, stratejik iş ortaklıklarını geliştirmesi ve müşterilerine sunduğu katma değeri artırması hedefleniyor. Bununla birlikte şirket, Türkiye’deki güçlü konumunu uluslararası pazarlara taşıyarak otelcilik ve restoran sektörünün dijital dönüşümüne dünya çapında yön veren teknoloji şirketleri arasında yer almayı amaçlıyor.
Türkiye’nin ulusal ödeme yöntemi TROY’un kuruluş ve ülke genelinde yaygınlaştırılması sürecine liderlik eden Temiz, sistemin güçlü ve uluslararası kabul gören bir ödeme altyapısı haline gelmesinde önemli rol üstlendi. Son olarak Kuveyt’in ulusal ödeme kuruluşu KNET’te CEO Danışmanı olarak görev yapan Temiz; anlık ödeme sistemleri, ulusal kart şeması, yapay zekâ odaklı dönüşüm, veri analitiği ve ödeme altyapısının modernizasyonuna yönelik stratejik projelerde görev aldı.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Protel Holding CEO’su Cenk Temiz şunları söyledi: ”Turizm sektörü, dijital dönüşümün en hızlı yaşandığı sektörlerden biri haline geldi. Yapay zeka, bulut teknolojileri, veri analitiği ve entegre dijital çözümler, sektörün geleceğini yeniden şekillendiriyor. 35 yılı aşkın tecrübesiyle Protel, Türkiye’de oluşturduğu güçlü marka, teknoloji altyapısı ve müşteri güveni sayesinde bu dönüşümün en önemli oyuncularından biri konumunda. Bu güçlü temelin üzerine inşa ederek, ekibimiz ve iş ortaklarımızla birlikte inovasyonu hızlandırmayı, müşterilerimize daha yüksek katma değer sunmayı ve Protel’i uluslararası pazarlarda çok daha güçlü bir oyuncu haline getirmeyi hedefliyoruz. Türkiye’de elde ettiğimiz başarıyı küresel ölçekte büyüterek, dünyanın farklı pazarlarında tercih edilen bir turizm teknolojileri markası olacağımıza inanıyorum.”
Boyner, Yuvam Dünya Derneği ve Warner Bros. Discovery tarafından yürütülen “Ağaçlar Fısıldıyor” projesi, Boyner’in Warner Bros. Discovery Global Consumer Products (WBDGCP) ile hayata geçirdiği Discovery Expedition kapsül koleksiyonuyla günlük yaşama taşınıyor. Doğa ile olan bağımızı yeniden hatırlatan ve doğa okuryazarlığını güçlendirmeyi hedefleyen proje kapsamında tasarlanan Discovery Expedition “Ağaçlar Fısıldıyor” kapsül koleksiyonu, seçili Boyner’lerde ve boyner.com.tr’de yerini aldı.
“Ağaçlar Fısıldıyor” projesi, ağaçların görünmeyen iletişim ağlarından ilham alarak doğayı anlamanın, korumanın ve onunla yeniden bağ kurmanın önemine dikkat çekiyor. Projenin Çanakkale’de yürütülen saha eğitimleri ve farkındalık çalışmaları devam ederken, koleksiyon bu hikâyeyi günlük yaşamın bir parçası haline getiriyor. Discovery Expedition’ın şehir yaşamıyla doğayı buluşturan yaklaşımıyla tasarlanan koleksiyon, doğadan ilham alan grafik desenleri ve doğal renk tonlarıyla öne çıkıyor.
Köklere uzanan bir hikaye!
Sınırlı sayıda hazırlanan “Ağaçlar Fısıldıyor” kapsül koleksiyonu, farklı grafik ve renk seçeneklerine sahip yedi tasarımdan oluşuyor. Tişörtlerinin yanı sıra şapkanın da yer aldığı koleksiyonda gri, hardal, kahve ve beyaz renkleri öne çıkıyor. Doğadan ilham alan tasarımlar; ormanın görünmeyen yaşam ağını, kökler aracılığıyla kurduğu iletişimi ve ekosistemlerin sürdürülebilirliğini sağlayan karşılıklı bağlılığı simgeliyor.
“Koleksiyon, doğayla kurulan bağı bizlere yeniden hatırlatıyor”
Boyner Büyük Mağazacılık Ürün ve Kategori Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Orçun Kızıldağ, koleksiyona ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Discovery Expedition’ın keşif ruhundan ilham alarak, doğayı anlamaya ve orman ekosistemlerinin görünmeyen bağlarını fark etmeye odaklandığımız ‘Ağaçlar Fısıldıyor’ projesiyle 7’den 70’e herkese güçlü bir mesaj vermek istiyoruz Ormanları korumak, yalnızca ortaya çıkan tahribatı gidermeye çalışmak değil, riskleri önceden gören, doğayı anlayan ve onunla daha bilinçli bir ilişki kuran bir yaklaşımı gerektiriyor. Bu farkındalığı kazanan herkesin, doğayı daha iyi anlayarak onu korumaya yönelik daha bilinçli adımlar atabileceğine inanıyoruz. Çanakkale’nin Bigalı ve Behramlı köylerinde başlattığımız saha eğitimleriyle bu etkiyi büyütürken, Discovery Expedition ile hazırladığımız koleksiyonla bu farkındalığı gündelik yaşama taşımayı hedefledik. Ortaya çıkan koleksiyon, yalnızca bir ürün seçkisi değil; doğayla kurulan ilişkinin giyilebilir bir ifadesi olarak konumlanıyor. Her parça, doğayla kurulan bu bağı bize yeniden hatırlatıyor. Herkesi bu sessiz ama güçlü hikâyenin bir parçası olmaya herkesi davet ediyoruz.”
Seçili Noktalarda ve Boyner Online’da
“Ağaçlar Fısıldıyor” koleksiyonu, İstanbul’da Boyner İstinyePark, Boyner Akasya, Boyner Cadde, Boyner Cevahir, Boyner Forum Marmara ve Boyner MarmaraPark’ta satışa sunuldu. Koleksiyon İstanbul dışında ise Ankara Ankamall, Antalya Migros, Balıkesir Burda10, Bursa Korupark, Çanakkale Burda17, İstinyePark İzmir, İzmir Karşıyaka Hilltown, Bodrum Midtown ve Forum Trabzon mağazalarında doğa severlerle buluştu. Koleksiyon ayrıca Boyner Online aracılığıyla tüm Türkiye’ye ulaşıyor.
Boyner herkesi Discovery Expedition “Ağaçlar Fısıldıyor” koleksiyonu ile doğanın gizli dilini keşfetmeye davet ediyor.
Penti, Bodrum Yalıkavak’ta hayata geçirdiği Penti Summer Club konseptiyle fiziksel perakendeyi mağaza sınırlarının dışına taşıyor. Plaj koleksiyonunun sergilendiği pop-up mağaza, markaya özel tasarlanan şezlonglar, şemsiyeler ve deneyim alanlarıyla birlikte kurgulanan konsept, ziyaretçilere alışverişten öte bir yaz deneyimi sunmayı hedefliyor. Summer Club, yaz sezonu boyunca hizmet vermeye devam edecek.
Deneyim Ekonomisi Moda Perakendesinde Daha Fazla Yer Buluyor
Moda markaları artık yalnızca AVM’lerde veya caddelerde mağaza açmakla yetinmiyor. Tüketicinin zaman geçirdiği yaşam alanlarına taşınan markalar, ürünlerini doğal kullanım ortamında deneyimletirken duygusal bağ kurmayı da amaçlıyor. Penti’nin Summer Club konsepti de bu dönüşümün Türkiye’deki güncel örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Pop-up mağaza ile plaj deneyimini bir araya getiren marka, alışverişi yaz yaşam tarzının doğal bir parçasına dönüştürüyor.
Perakendede rekabet giderek daha fazla deneyim üzerinden şekilleniyor. Özellikle moda ve yaşam tarzı markaları için fiziksel alanlar artık yalnızca satış noktası değil; sosyal medya görünürlüğünü artıran, marka algısını güçlendiren ve tüketiciyi markayla daha uzun süre etkileşimde tutan deneyim platformlarına dönüşüyor. Penti’nin bu konsepti de mağazanın ötesine geçen perakende anlayışının dikkat çekici örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.
Gap Türkiye, global mağaza konseptini yansıtan yeni nesil mağaza anlayışını Vadistanbul’da hayata geçirdi. Marka, modern tasarım dili, sade mağaza kurgusu ve ürün kategorilerini daha görünür hale getiren yerleşim planıyla alışveriş deneyimini yeniden şekillendiriyor. Böylece mağaza, yalnızca ürün satılan bir alan olmanın ötesine geçerek müşterilerin koleksiyonları daha kolay keşfedebildiği deneyim odaklı bir yapıya dönüşüyor.
Mağaza Tasarımı Marka Deneyiminin Bir Parçası Haline Geliyor
Yeni konseptte ferah iç mekân tasarımı, geniş dolaşım alanları ve kategori bazlı ürün yerleşimi ön plana çıkıyor. Denim koleksiyonlarından günlük temel parçalara, ikonik fleece ürünlerinden sezon koleksiyonlarına kadar farklı ürün grupları kendi hikâyelerini anlatabilecek şekilde konumlandırılıyor. Böylece müşterilerin mağaza içinde daha sezgisel hareket etmesi ve ürünleri daha rahat keşfetmesi hedefleniyor.
Perakendede mağaza tasarımı artık yalnızca estetik bir tercih değil, müşteri deneyimini doğrudan etkileyen stratejik bir unsur olarak öne çıkıyor. Global markalar, dijital alışverişle rekabet edebilmek için fiziksel mağazalarını daha ilham verici, daha kolay gezilebilir ve marka kimliğini daha güçlü yansıtan deneyim alanlarına dönüştürüyor. Gap’in yeni mağaza konsepti de bu dönüşümün Türkiye’deki güncel örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Fast Retailing güçlü finansal sonuçlar açıklayıp küresel büyümesini sürdürürken, Uniqlo bu kez Fransa’daki çalışan eylemleriyle gündemde. Ülkedeki mağazaların yaklaşık dörtte biri, çalışanların ücret artışı ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle düzenlenen grev nedeniyle faaliyetlerini durdurdu. Sendikalar, artan iş yüküne rağmen ücretlerin aynı seviyede kaldığını ve mağaza ekiplerinin ciddi operasyonel baskı altında çalıştığını savunuyor.
Kârlı Büyüme, Çalışan Deneyimiyle Desteklenmediğinde Baskı Oluşturabiliyor
Uniqlo son dönemde Avrupa ve Kuzey Amerika’daki büyümesini hızlandırırken, Fransa operasyonları da bu stratejinin önemli parçalarından biri haline geldi. Ancak çalışan temsilcileri, artan sipariş hazırlama süreçleri, personel eksikliği ve yoğun operasyon temposunun mağaza ekipleri üzerindeki yükü artırdığını belirtiyor. Grev çağrısının yaklaşık 30 mağazanın bulunduğu Fransa ağının dörtte birini etkilemesi, operasyonel verimlilik kadar çalışan memnuniyetinin de büyüme stratejisinin önemli bir parçası olduğunu gösteriyor.
Perakendede mağaza deneyimini yalnızca müşteri değil, çalışan da şekillendiriyor. Özellikle hızlı büyüyen uluslararası markalarda sürdürülebilir başarı; yeni mağaza açılışları kadar çalışan bağlılığı, ücret politikası ve operasyonel iş yükü dengesini kurabilmeye de bağlı hale geliyor.
Çilek’in Pazarlama Grup Başkanı / Global CMO’su Ertan Şensoy oldu.
Çilek, üst yönetim kadrosunda yeni bir atama gerçekleştirdi. Ertan Şensoy, şirketin Pazarlama Grup Başkanı / Global CMO’su olarak göreve başladı.
Yeni görevinde Şensoy; global marka yönetimi, müşteri deneyimi, dijital pazarlama, perakende pazarlama, e-ticaret ve CRM süreçlerinin yanı sıra kategori yönetimi, ürün portföyü stratejisi, yeni ürün geliştirme, fiyatlandırma ve ticari büyüme alanlarından sorumlu olacak. Ayrıca pazarlama ve ticari fonksiyonların koordinasyonunu yürüterek şirketin uluslararası büyüme hedeflerine yönelik çalışmalara liderlik edecek.
18 yılı aşkın kariyerinde FMCG, perakende ve teknoloji sektörlerinde görev alan Şensoy, daha önce Coca-Cola, Danone, Ülker, Huawei ve Vivo’da marka yönetimi, ticari strateji, müşteri deneyimi ve büyüme odaklı çeşitli pozisyonlarda bulundu.
Çilek, söz konusu atamayla birlikte marka yönetimi, ürün stratejisi, müşteri deneyimi ve ticari süreçleri daha entegre bir yapıda yönetmeyi; uluslararası pazarlardaki büyüme çalışmalarını desteklemeyi hedefliyor.
Lidl, Hollanda ve Belçika’daki online mağazasını kullanan müşterileri etkileyen bir veri güvenliği ihlali yaşandığını açıkladı. Şirketin verdiği bilgiye göre, dış hizmet sağlayıcılarından birinde meydana gelen siber güvenlik olayı sonucunda bazı müşteri verilerine yetkisiz erişim sağlandı. Olayın ardından etkilenen müşteriler e-posta yoluyla bilgilendirilirken, ilgili veri koruma otoritelerine de resmi bildirim yapıldı.
Lidl’e göre saldırıda isim, telefon numarası, e-posta adresi, doğum tarihi ve müşteri numarası gibi kişisel bilgiler ele geçirildi. Buna karşın şifreler, teslimat adresleri, banka bilgileri ve ödeme verilerinin ihlalden etkilenmediği belirtildi. Şirket, şu ana kadar çalınan verilerin kötüye kullanıldığına dair bir bulgu bulunmadığını açıklarken, müşterileri olası kimlik avı (phishing) girişimlerine karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı.
Perakendede Siber Güvenlik Artık Operasyonel Bir Konu
Lidl, güvenlik açığının online mağaza altyapısını destekleyen harici bir BT hizmet sağlayıcısında meydana geldiğini ve olayın tespit edilmesinin ardından ilgili sistemlere erişimin kapatıldığını açıkladı. Şirket ayrıca olayın kapsamını belirlemek amacıyla adli bilişim uzmanlarıyla çalışıldığını ve soruşturmanın sürdüğünü duyurdu.
Bu olay, perakendecilerin yalnızca kendi sistemlerinden değil, birlikte çalıştıkları teknoloji ve hizmet sağlayıcılarından kaynaklanan riskleri de yönetmek zorunda olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Dijital ekosistem büyüdükçe üçüncü taraf iş ortakları, siber güvenlik zincirinin en kritik halkalarından biri haline geliyor.
Müşteri Güveni Dijital Perakendenin En Değerli Varlığı
E-ticaretin büyümesiyle birlikte müşteri verisi, perakendeciler için en stratejik varlıklardan biri haline geldi. Ancak veri güvenliğinde yaşanan tek bir ihlal bile yalnızca yasal süreçleri değil, müşteri sadakatini ve marka algısını da doğrudan etkileyebiliyor.
Lidl örneği, dijital perakendede rekabet avantajının artık yalnızca hızlı teslimat veya fiyatla değil; veri güvenliği, tedarikçi yönetimi ve müşteri güvenini sürdürebilecek güçlü teknoloji altyapısıyla da belirlendiğini gösteriyor.