Ana Sayfa Blog Sayfa 3

Costco Dijital Büyümesini Hızlandırdı: Online Satışlar Yüzde 20’nin Üzerinde Arttı

Costco, haziran ayı satış sonuçlarıyla güçlü büyümesini sürdürdü. Şirketin beş haftalık dönemdeki net satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,6 artarak 29,24 milyar dolara ulaştı. Yılın ilk 44 haftasında ise toplam satışlar 250,4 milyar dolara yükselirken, yıllık büyüme oranı yüzde 10,1 olarak gerçekleşti. Güçlü performansın ardından şirket yönetim kurulu hisse başına 1,47 dolar temettü dağıtma kararı aldı.

Haziran ayında toplam karşılaştırılabilir mağaza satışları yüzde 8,8 artarken, ABD operasyonları yüzde 10,6 büyüdü. En dikkat çekici performans ise dijital kanaldan geldi. Dijital karşılaştırılabilir satışlar yüzde 20,9 artış göstererek Costco’nun çok kanallı büyüme stratejisinin ivmesini koruduğunu ortaya koydu.

Fiziksel Mağaza Gücü Dijital Kanalla Destekleniyor

Costco’nun büyümesi yalnızca e-ticaretten değil, mağaza performansından da beslenmeye devam ediyor. ABD’de Orta Batı, Güneydoğu ve Kuzeydoğu bölgeleri en yüksek satış artışını kaydederken; mücevher, ev yaşam ürünleri ve büyük ev aletleri en güçlü performans gösteren kategoriler arasında yer aldı. Gıda tarafında ise dondurulmuş ürünler, şekerleme ve temel gıda kategorileri büyümeye katkı sağladı.

Şirket ayrıca akaryakıt fiyatlarının etkisi hariç tutulduğunda da güçlü bir büyüme sergiledi. Ortalama sepet tutarı yüzde 3,3 artarken, bu durum tüketicilerin Costco’da daha yüksek harcama yapmaya devam ettiğini gösteriyor.

Üyelik Modeli ve Dijitalleşme Birlikte Güçleniyor

Costco bugün dünya genelinde 933 mağazayla faaliyet gösteriyor. Şirket, fiziksel mağaza ağını büyütürken aynı zamanda e-ticaret yatırımlarını hızlandırarak üyelik modelini dijital kanallarla daha güçlü destekliyor. Özellikle online satışlardaki çift haneli büyüme, mağaza odaklı iş modelinin dijital deneyimle birlikte geliştiğini ortaya koyuyor.

Costco’nun son performansı, perakendede sürdürülebilir büyümenin yalnızca yeni mağaza açılışlarıyla değil; güçlü üyelik modeli, yüksek müşteri sadakati ve dijital kanalları fiziksel operasyonlarla entegre edebilen çok kanallı stratejilerle desteklendiğini gösteriyor.

Migros, Yapay Zekâ Asistanı MAYA AI ile Alışveriş Alışkanlıklarını Dönüştürüyor

Migros, müşterilerinin alışveriş deneyimini kolaylaştıracak yapay zekâ alışveriş asistanı MAYA AI’ı hayata geçirdi.

Robotik toplama sistemlerinden, hazır sepet algoritmaları ve lojistik süreç yönetimine kadar pek çok alanda yapay zekâyı iş süreçlerinin merkezine alan Migros, müşterilerinin alışveriş deneyimini kolaylaştıracak yapay zekâ alışveriş asistanı MAYA AI’ı hayata geçirdi. MAYA AI, müşterilerin taleplerini anlayarak kişiye özel alışveriş sepetleri hazırlıyor, kampanyaları öneriyor ve ürünleri doğrudan sepete ekleyebiliyor. OpenAI iş birliğiyle sektörde bir ilk olarak ChatGPT’ye entegre olan Migros, sektörde yeni bir dönemin kapısını aralıyor.

Migros, yapay zekâ teknolojilerine yönelik yatırımlarına bir yenisini daha ekleyerek yeni nesil alışveriş asistanı “MAYA AI” yapay zekâ uygulamasını devreye aldı. Yapay zekâ teknolojilerinin küresel öncüsü OpenAI iş birliği ile geliştirdiği yeni nesil alışveriş asistanı, müşterilerinin alışveriş deneyimini hiper kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüştürüyor. 

Ayrıca Migros, ChatGPT içerisine doğrudan entegre olan ilk gıda perakende şirketi olarak  sektörde bir ilke imza attı. Kullanıcılar, ChatGPT ekranının sol tarafında yer alan uygulamalar sekmesinden Migros’u seçerek doğrudan sohbet ekranı üzerinden ürün arama, sepete ekleme yapabiliyor. Bu asistan kişiye özel menü önerilerinden bu menülerin malzemelerine kadar tüm süreci yönetirken, beğenilen ürünleri de doğrudan alışveriş sepetine ekleyebiliyor ve pişirme tarifleri veriyor.

Youtube linki:  https://www.youtube.com/embed/q9eJynduIAA?si=dAk1jsl8PTgO8tAj

İhtiyaçları en avantajlı fiyat ve kampanya seçeneklerine göre listeliyor


MAYA AI, müşterilerin günlük konuşma dilindeki karmaşık komutları kolayca anlıyor. Kullanıcılar, “protein ağırlıklı kahvaltı sepeti hazırla” ya da “geçen haftaki siparişimi tekrarla” gibi taleplerini asistana doğrudan iletebiliyor. Bu taleplere anında yanıt veren akıllı alışveriş asistanı, ilgili sonuçları en avantajlı fiyat ve kampanya seçeneklerine göre listeleyebiliyor. Aynı zamanda müşterilerin geçmiş alışveriş alışkanlıklarını analiz ederek kişiselleştirilmiş öneriler sunuyor ve bitmeye yakın ürünleri hatırlatarak sepetin yenilenmesini sağlıyor. MAYA AI, bugün yazılı diyalog formatında sunduğu bu gelişmiş asistan deneyimine yakın zamanda sesli komut özelliğini de eklemeye hazırlanıyor.

“Yapay zekâyı müşteri deneyiminin merkezine taşıyoruz”


Yapay zekânın sektörel dinamikleri yeniden tanımlayacağını belirten Migros One CEO’su Orçun Onat; “Biz yapay zekâyı yalnızca operasyonel verimlilik sağlayan bir araç değil, müşteri deneyimini kökten dönüştüren stratejik bir unsur olarak ele alıyoruz. Mevcut durumda hazır sepetten robotik toplamaya, lojistik optimizasyonundan verimliliği artıran şirket için uygulamalara kadar bu teknolojiyi operasyonlarımızın her aşamasında yoğun şekilde kullanıyoruz. Şimdi bu güçlü kasımızı MAYA AI hiper kişiselleştirilmiş deneyime dönüştürüyoruz. Müşterilerilerimizin MAYA AI ile alışveriş yolculuğunu çok daha kişiye özel hale getiriyoruz. Uygulamanın ilk sonuçlarına göre MAYA AI üzerinden ürün arayan kullanıcılarımızın yüzde 60’ı önerilen ürünleri sepetine ekliyor. Tüm bunlar, yapay zekânın alışveriş alışkanlıklarımızı ne kadar hızlı biçimde kolaylaştırdığını net bir şekilde gösteriyor”dedi.

Levi’s Dünya Kupası Viralliği 3. Çeyrekte Yükselebilir

Levi Strauss, 2026 mali yılının ikinci çeyreğinde beklentilerin üzerinde bir performans sergilerken, gözler şimdi Dünya Kupası döneminde büyük ses getiren pazarlama kampanyasının üçüncü çeyrek satışlarına olası etkisine çevrildi. Şirketin geliri yıllık bazda yüzde 8 artarak 1,6 milyar dolara, net kârı ise yaklaşık yüzde 30 artışla 87 milyon doların üzerine çıktı. Özellikle doğrudan tüketiciye satış (DTC) kanalındaki büyüme ve toptan satış performansı sonuçları destekledi.

Doğrudan tüketiciye satışlar ikinci çeyrekte yüzde 11 büyürken, toplam cironun yüzde 51’ini oluşturdu. Toptan satış gelirleri ise yüzde 5 arttı. Şirket, aktif giyim markası Beyond Yoga’da da güçlü büyümesini sürdürerek gelirlerini yüzde 16 artırdı ve mağaza yatırımlarını genişletme kararı aldı.

Dünya Kupası Pazarlaması Milyarlarca Görüntülenmeye Ulaştı

levis is now using this wrapped logo as their instagram v0 f322r7bs0b7h1

Levi’s‘in çeyrek boyunca en dikkat çeken hamlelerinden biri ise FIFA Dünya Kupası sırasında gerçekleştirdiği viral marka kampanyası oldu. FIFA’nın sponsorluk kuralları nedeniyle Levi’s Stadium’un logosu geçici olarak kapatılırken, marka bunu yaratıcı bir pazarlama fırsatına dönüştürdü. Logo tamamen gizlenmek yerine tanınabilir şekilde kapatıldı ve aynı konsept küresel mağazalar ile sosyal medya hesaplarında da uygulandı.

CEO Michelle Gass, kampanyanın kısa sürede 1 milyardan fazla medya gösterimine ulaştığını ve şirket tarihinin en çok görüntülenen sosyal medya çalışması haline geldiğini açıkladı. Analistler, Dünya Kupası kısıtlamalarının sona ermesiyle birlikte bu yüksek görünürlüğün üçüncü çeyrek satışlarına olumlu katkı sağlayabileceğini değerlendiriyor.

Levi’s Büyümeyi Artık Marka Gücüyle Birlikte DTC’den Besliyor

Şirket yönetimi, Levi’s’in yalnızca denim markası değil, doğrudan tüketiciye odaklanan yaşam tarzı markasına dönüşümünün meyvelerini toplamaya başladığını vurguluyor. Kuzey Amerika’da hem mağaza hem de toptan satış kanalında büyümenin sürmesi, bu stratejinin finansal sonuçlara yansımaya başladığını gösteriyor.

Öte yandan Beyond Yoga da Levi’s için yeni büyüme motorlarından biri olmaya devam ediyor. Şirket, daha büyük mağaza konseptleri üzerinde çalışırken erkek koleksiyonlarını genişleterek aktif yaşam kategorisindeki payını artırmayı hedefliyor.

Levi’s’in son performansı, güçlü ürün kadar doğru zamanlanmış pazarlama, doğrudan tüketiciye satış modeli ve marka görünürlüğünün birlikte yönetildiğinde perakendede sürdürülebilir büyümeyi destekleyen önemli kaldıraçlar haline geldiğini gösteriyor.

Inditex Geleceğin Büyüme Planını Açıkladı: Mağaza, Yapay Zekâ ve İnsan Odağa Alındı

Inditex, 2026 Genel Kurulu’nda yalnızca finansal sonuçlarını onaylamakla kalmadı; önümüzdeki döneme yön verecek büyüme stratejisini de paylaştı. Şirket CEO’su Óscar García Maceiras, grubun geleceğini şekillendirecek 10 temel büyüme alanını açıklarken, mağaza yatırımları, lojistik, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve çalışan deneyiminin şirketin öncelikleri arasında yer aldığını vurguladı. Toplantıda tüm gündem maddeleri kabul edilirken, yönetim kurulunda da yeni atamalar onaylandı.

Şirket, 2026 yılı için yaklaşık 2,3 milyar euroluk yatırım bütçesi ayırırken, bu kaynağın büyük bölümünü mağaza modernizasyonu, lojistik altyapısı ve dijital dönüşüm projelerine yönlendirecek. Aynı zamanda Bershka, Massimo Dutti, Lefties ve Zara Home gibi markaların yeni ülkelere açılmasıyla küresel büyüme planı da hız kazanacak.

Mağaza Hâlâ Stratejinin Merkezinde

inditex yeni baskan

Inditex yönetimi, fiziksel mağazaların dijital kanallarla birlikte büyümenin temel unsuru olmaya devam edeceğini belirtiyor. Şirket son yıllarda mağaza sayısını optimize ederken daha büyük, daha verimli ve teknoloji destekli lokasyonlara yatırım yapıyor. Yapay zekâ ve RFID tabanlı otomasyonun özellikle lojistik operasyonlarında daha yoğun kullanılacağı ifade edilirken, mağazaların da müşteri deneyimini güçlendiren çok kanallı yapının önemli bir parçası olmayı sürdüreceği vurgulandı.

Toplantıda öne çıkan başlıklardan biri de insan kaynağı oldu. Yönetim, 160 binden fazla çalışanı şirketin en önemli rekabet avantajlarından biri olarak tanımlarken, mağaza çalışanlarına yönelik performans teşviklerinin uluslararası pazarlara da yaygınlaştırılacağını açıkladı. Ancak genel kurulda söz alan İspanyol mağaza çalışanı temsilcileri, yeni toplu iş sözleşmesine ilişkin ücret ve çalışma koşulları konusunda endişelerini dile getirdi. Yönetim ise mevcut çalışma koşullarının sektör ortalamasının üzerinde olduğunu ve çalışan temsilcileriyle diyaloğun süreceğini belirtti.

Perakendede Rekabet Artık Sadece Ürünle Kazanılmıyor

Inditex’in açıkladığı yol haritası, küresel moda perakendesinde rekabetin yalnızca koleksiyonlar üzerinden değil; operasyonel verimlilik, lojistik kapasite, yapay zekâ yatırımları ve çalışan deneyimi üzerinden şekillendiğini gösteriyor. Şirketin büyüme planında mağaza yatırımlarıyla dijital dönüşümün birlikte ilerlemesi, fiziksel perakendenin hâlâ stratejik önemini koruduğunu ortaya koyuyor.

Perakende sektöründe sürdürülebilir büyüme artık daha fazla mağaza açmaktan çok, mağaza, teknoloji ve insan kaynağını aynı strateji altında yönetebilen şirketlerin rekabet avantajı elde ettiği yeni bir döneme işaret ediyor.

Küresel Şirketlerin Yarısı Büyük Bir Tedarik Zinciri Krizine Üç Hafta Dayanabiliyor

Küresel tedarik zincirlerinde yaşanabilecek büyük bir kesintinin, şirketlerin operasyonlarını beklenenden çok daha kısa sürede etkileyebileceği ortaya çıktı. Tedarik zinciri ve satın alma danışmanlığı şirketi Proxima’nın yayımladığı Global Supply Chain Resilience Outlook araştırmasına göre, dünya genelindeki CEO’ların yüzde 51’i, büyük bir tedarik zinciri şoku yaşanması halinde şirketlerinin üç hafta içinde operasyonel aksaklıklarla karşılaşacağını düşünüyor.

perakende tedarik zinciri

Birleşik Krallık, ABD, Almanya, Avustralya ve Singapur’da yıllık 500 milyon doların üzerinde ciroya sahip 500’den fazla şirket yöneticisiyle gerçekleştirilen araştırma, şirketlerin artık maliyetten çok tedarik sürekliliğini önceliklendirdiğini gösteriyor. Katılımcıların yüzde 72’si, tedarik zincirinin güvence altına alınması için tedarikçi maliyetlerinde yüzde 10’un üzerinde artışı kabul edebileceğini belirtirken, ortalama kabul edilen maliyet artışı yüzde 17,3 seviyesinde gerçekleşti.

Dayanıklılık, Rekabet Avantajına Dönüşüyor

Araştırma, tedarik zincirindeki kırılganlığın şirket gelirleri üzerindeki etkisini de ortaya koyuyor. CEO’ların yüzde 56’sı, en önemli üç tedarikçisinin yalnızca iki hafta boyunca faaliyet gösterememesi halinde gelirlerinin yüzde 11 ila 20’sinin risk altına gireceğini ifade ediyor. Katılımcıların dörtte biri ise bu oranın yüzde 40’a kadar çıkabileceğini öngörüyor.

Öte yandan siber güvenlik de tedarik zincirinin en kritik risk alanlarından biri haline gelmiş durumda. Araştırmaya göre şirketlerin yüzde 45’i, son iki yıl içinde tedarikçilerine yönelik bir siber saldırı nedeniyle operasyonel aksama yaşadı. Buna rağmen kritik tedarikçilerindeki siber riskleri gerçek zamanlı takip edebilen şirketlerin oranı yalnızca yüzde 35 seviyesinde kalıyor.

Yapay Zekâ Risk Yönetiminin Merkezine Yerleşiyor

img 2800

Şirketler tedarik zincirini daha öngörülebilir hale getirmek için yapay zekâ yatırımlarını da hızlandırıyor. CEO’ların yüzde 51’i, yapay zekânın tedarikçi risklerinin izlenmesinde somut fayda sağladığını belirtirken; veri kalitesi, yetkin insan kaynağı eksikliği ve yatırımın geri dönüşüne yönelik belirsizlikler teknolojinin yaygınlaşmasının önündeki temel engeller olarak görülüyor.

Araştırma, perakende ve üretim şirketleri açısından rekabetin artık yalnızca maliyet yönetimiyle değil, tedarik zincirinin dayanıklılığıyla da şekillendiğini gösteriyor. Jeopolitik gelişmeler, iklim kaynaklı riskler, ticaret politikaları ve siber tehditlerin arttığı mevcut ortamda, operasyonel sürekliliği sağlayabilen şirketlerin uzun vadede önemli bir rekabet avantajı elde etmesi bekleniyor.

Gucci Beauty’de Yeni Dönem: L’Oréal ile 50 Yıllık Stratejik Ortaklık

Kering, lüks moda markası Gucci’nin güzellik operasyonlarında önemli bir değişikliğe gidiyor. Şirket, Gucci Beauty’nin küresel lisans hakları için L’Oréal ile 50 yıllık özel bir anlaşma imzaladığını duyurdu. Normalde 2028’de sona erecek olan Coty lisansı ise tarafların anlaşmasıyla bir yıl erkene çekilerek 2027 ortasında sona erecek.

Geçiş süreci kapsamında Coty’ye mevcut lisans haklarının erken sona erdirilmesi karşılığında yaklaşık 400 milyon dolar ödeme yapılacak. Bu tutarın 250 milyon doları 2026’da, 150 milyon dolara kadar olan bölümü ise 2027’de ödenecek. Ayrıca seçili stokların satın alınması da anlaşmaya dahil edilirken, L’Oréal geçiş maliyetlerinin yaklaşık yüzde 70’ini üstlenecek.

Kering, Gucci Beauty’yi Daha Hızlı Yeniden Konumlandırmak İstiyor

1783509542074

Gucci son yıllarda moda tarafında yeniden yapılanma sürecinden geçerken, güzellik kategorisi markanın büyüme potansiyeli taşıyan en önemli iş alanlarından biri olarak öne çıkıyor. L’Oréal’in küresel Ar-Ge, inovasyon ve dağıtım gücü, Gucci Beauty’nin uluslararası pazarlardaki büyümesini hızlandırmayı hedefliyor.

Kering CEO’su Luca de Meo da anlaşmanın hem Gucci hem L’Oréal hem de Coty için değer yarattığını belirterek, yeni dönemin planlanandan bir yıl önce başlamasının markanın gelecekteki büyüme stratejisine katkı sağlayacağını ifade etti.

Lüks Güzellikte Rekabet Daha da Güçleniyor

Lüks moda markaları için parfüm ve kozmetik kategorileri artık yalnızca lisans geliri sağlayan alanlar değil, marka algısını güçlendiren ve yüksek kârlılık sunan stratejik iş kolları haline geliyor. Bu nedenle moda evleri, güzellik operasyonlarını yönetecek iş ortaklarını seçerken yalnızca üretim kapasitesini değil; inovasyon, küresel dağıtım ağı ve premium marka yönetimi yetkinliklerini de önceliklendiriyor.

Gucci’nin L’Oréal ile yaptığı bu uzun vadeli anlaşma, lüks moda ile güzellik sektörleri arasındaki entegrasyonun daha da güçleneceğini gösterirken, küresel kozmetik pazarındaki rekabetin de yeni bir boyuta taşındığına işaret ediyor.

TikTok’ta Viral Olan Zara Pantolonu Düşme Vakalarıyla Gündemde

Zara’nın geniş paça ve dökümlü pantolon modeli, bu kez tasarımıyla değil, TikTok’ta başlattığı tartışmayla gündeme geldi. #deadlyzarapants (ölümcül Zara pantolonu) etiketi altında paylaşılan videolarda kullanıcılar, pantolonun paçasına basarak düştüklerini ve bazı durumlarda hafif yaralanmalar yaşadıklarını aktarıyor. Kısa sürede binlerce paylaşıma ulaşan içerikler, ürün güvenliği ve marka sorumluluğu konusunda yeni bir tartışma başlattı.

Yaklaşık 23 euro fiyatla satışa sunulan ve farklı renk seçenekleri bulunan pantolon, özellikle uzun ve hafif yapısı nedeniyle yürürken paçasına basılabildiği gerekçesiyle eleştiriliyor. Kullanıcılar hastane bekleme salonlarından paylaşımlar yaparken, bazı videolarda güvenlik kamerasına yansıyan düşme görüntüleri de yer alıyor. Sosyal medyada oluşan viral etki, ürünün kendisinden çok kullanıcı deneyiminin konuşulmasına neden oldu.

Viral İçerikler Marka Algısını Doğrudan Etkiliyor

viral

Hukuki açıdan bakıldığında uzmanlar, uzun paçalı pantolonların oluşturduğu riskin “açık ve öngörülebilir” bir durum olduğunu, bu nedenle tek başına ürünün kusurlu sayılmasının zor olduğunu belirtiyor. Ancak üretim hatası, etikette belirtilenden farklı ölçüler ya da tüketiciyi yanıltabilecek pazarlama mesajları gibi durumlarda markanın sorumluluğu gündeme gelebiliyor.

Buna karşın yaşanan olay, hukuki boyutundan çok sosyal medya etkisiyle dikkat çekiyor. Birkaç kullanıcı deneyimi kısa sürede küresel bir tartışmaya dönüşerek ürünün algısını değiştirebiliyor ve markaların kriz yönetimini farklı bir noktaya taşıyor.

Perakendede Ürün Deneyimi Artık Sosyal Medyada Test Ediliyor

Perakendede ürün başarısı artık yalnızca tasarım veya satış rakamlarıyla ölçülmüyor. Tüketicilerin sosyal medya üzerinden paylaştığı gerçek kullanım deneyimleri, ürünün itibarı üzerinde doğrudan belirleyici hale geliyor. Özellikle TikTok gibi platformlarda başlayan viral içerikler, milyonlarca kişiye ulaşarak markaların iletişim stratejilerini etkileyebiliyor.

Zara örneği, perakendede ürün tasarımının yalnızca estetik değil, kullanım deneyimi ve güvenlik açısından da değerlendirildiği yeni dönemin dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Otomobil Pazarı İlk Yarıyı Reel Değer Kaybıyla Kapattı


Türkiye’nin otomobil dikeyindeki ilk online ilan platformu arabam.com, haziran ayının ikinci el ilan verilerine dayanarak hazırladığı analizi paylaştı ve yılın ilk 6 ayını değerlendirdi. İlan fiyatları baz alınarak oluşturulan arabam.com Aylık Fiyat Endeksi’ne göre, mayıs ayında 913.190 TL olan ilan fiyatları haziran ayında ortalama 914.918 TL oldu. Enflasyondan arındırılmış reel fiyatlar bir önceki aya göre %0,79 düşüş gösterdi.

arabam.com CEO’su Önder Oğuzhan, konuyla ilgili “2026’nın ilk yarısında otomotiv sektörü ekonomik gelişmeler, yatırım tercihleri ve sıfır araç tarafındaki kampanyaların etkisiyle temkinli bir seyir izledi. Yılın ilk aylarında dönemsel hareketlilik görülürken, bayram ve tatil dönemlerinde pazarda beklenen hareketlilik daha sınırlı kaldı. Haziran ayında ise ikinci el otomobil piyasasında durağanlık devam etti.

haziran fiyat degisimleri

Haziranda sıfır araç tarafındaki agresif kampanyalar, özellikle 0-5 yaş aralığındaki ikinci el araçlara olan talebi yavaşlattı. Liste fiyatlarının altına inen sıfır kilometre araçlar karşısında ikinci el satıcıları istedikleri fiyat seviyelerine ulaşmakta zorlanırken, alıcıların önemli bir bölümü sıfır araç kampanyalarına yöneldi. arabam.com verileri, kurumsal satıcıların araçları aldıkları maliyetlerin altına düşmemek için fiyat indirimlerinde daha temkinli davrandığını; bireysel satıcıların ise daha hızlı satış yapmak amacıyla fiyatlarını daha fazla aşağı yönlü revize ettiğini gösteriyor. Nitekim haziran ayında bireysel ilanlarda fiyatı düşen ilanların oranı, kurumsal ilanlara kıyasla %17,08 daha yüksek gerçekleşti.

haziran arac ilanlarinin fiyat dagilimi



Enflasyondan arındırılmış verilere baktığımızda ise yılın başından bu yana ikinci el otomobil fiyatlarında reel düşüş eğilimi devam ediyor. Bununla birlikte, temmuz ayının ilk haftasında da piyasadaki durağanlığın sürdüğünü gözlemliyoruz. Mevcut görünüm, yaz aylarının otomotiv pazarında beklenenin altında bir hareketlilikle geçebileceğini düşündürüyor.” açıklamasında bulundu.

26 yıldır 2. el otomobil piyasasının nabzını tutan arabam.com’un haziran ayı ilanlarında diğer trendler ise şöyle gelişti:

İlanlarda en çok görülen marka ve modeller

en cok ilan verilen 10 marka

Haziran ayında arabam.com ilanlarında en çok görülen markalar sırasıyla Renault, Fiat, Volkswagen, Ford, Opel, Hyundai, Peugeot, Toyota, Citroen ve BMW oldu. Model bazında bakıldığında ise haziran ayında ilanlarda en çok bulunan otomobil modelleri sırasıyla Clio, Megane, Egea, Astra, Corolla, Focus, Passat, Civic, Corsa ve Polo oldu.

1.000.000 TL altı araç ilanları ağırlığını koruyor


arabam.com verilerine göre, haziran ayında 600.000 TL’ye kadar olan araçların ilan oranı %33 olurken, 600.001-1.000.000 TL aralığındaki araçlar %26, 1.000.001-1.400.000 aralığındakiler %18, 1.400.001-1.700.000 TL aralığındakiler %9, 1.700.000 TL ve üzerindekiler ise %13 oranında pay aldı.

İlanlardaki yaş aralıkları


Haziran ayında 5 yaşa kadar olan araçların ilan oranı, 1 puan gerileyerek %24,5 olarak gerçekleşti. 6-9 yaş aralığındaki araçların oranı %16,1 olurken, 10-15 yaş aralığındaki araçların oranı %30,1 oldu. 16-20 yaş aralığındaki araçların oranı %11,8 olarak kaydedildi. 20yaş ve üzerindeki araçların ilan oranı ise %17,5 olarak kaydedildi.

Yakıt tipine göre araçların ilan oranları


arabam.com’da ilana giren araçlar yakıt tipine göre incelendiğinde, haziran ayında benzinli araçların ilan oranı %30,5 olarak gerçekleşti. Dizel araçların ilan oranı ise bir önceki aya göre 1,5 puan azalarak %45,8’e
geriledi. Elektrikli araçların ilan oranı %1,6, hibrit araçların ilan oranı %2,4 olarak kaydedildi. LPG’li araçların ilan oranı ise bir önceki aya göre 1,8 puan artarak %19,7’ye yükseldi.

arabam.com hakkında

Türkiye’nin otomobil piyasasında ilk online ilan platformu arabam.com, 2000 yılında kuruldu. Şirket, 2016 yılında Sigortam.net, Kariyer.net gibi sektörünün lideri pek çok şirketi portföyünde bulunduran iLab bünyesine katıldı. İnternetten araç almayı ve satmayı çok daha güvenilir, kolay ve konforlu kılmak üzere tüm sistemini mükemmelleştirme misyonuyla çalışan arabam.com ekibi, her ay yeni fonksiyonlarla kullanıcılarının deneyimini iyileştirmeyi amaçlıyor. Araç ilanı vermek isteyen veya araç almak isteyenler iOS ve Android cihazlar için hazırlanan arabam.com mobil uygulaması ile her an, her yerden işlemlerini yapabiliyor.

Karaca Giyim, İletişim Yapılanmasını Güçlendiriyor

Karaca Giyim, büyüme stratejisi doğrultusunda kurumsal ve pazarlama iletişimi süreçlerini tek çatı altında topluyor. Şirket, bu kapsamda Kurumsal ve Pazarlama İletişimi Direktörlüğü görevine, iletişim ve marka yönetimi alanında 25 yılı aşkın deneyime sahip Vildan Yıldırım’ı atadı.

Yıldırım, yeni görevinde Karaca Giyim’in kurumsal iletişim ve pazarlama iletişimi stratejilerinin oluşturulması ve uygulanmasına liderlik edecek. Marka konumlandırması, kurumsal itibar yönetimi, tüketici iletişimi, medya ilişkileri, dijital iletişim, etkinlik yönetimi ve iç iletişim süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla yönetecek. Ayrıca, markanın 110 yılı aşkın mirasını geleceğe taşıyacak iletişim vizyonunun oluşturulmasında da aktif rol üstlenecek.

İletişim ve Marka Yönetimi Aynı Çatı Altında Toplanıyor

Son dönemde mağazalaşma yatırımlarını hızlandıran, kadın ve erkek koleksiyonlarını genişleten Karaca Giyim, iletişim organizasyonunu da yeniden yapılandırıyor. Pazarlama ve kurumsal iletişim fonksiyonlarının tek merkezden yönetilmesiyle birlikte markanın hem tüketiciyle kurduğu bağın güçlendirilmesi hem de tüm iletişim faaliyetlerinde daha bütüncül bir yaklaşım benimsenmesi hedefleniyor.

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü mezunu olan Vildan Yıldırım, kariyeri boyunca hazır giyim, perakende, teknoloji ve medya sektörlerinde kurumsal iletişim, pazarlama iletişimi, marka yönetimi, etkinlik ve sponsorluk alanlarında üst düzey görevlerde bulundu. Son olarak pazarlama, kurumsal iletişim ve iç iletişim süreçlerinden sorumlu üst düzey yönetici olarak görev yapan Yıldırım, 2024 yılından bu yana Kurumsal İletişimciler Derneği (KİD) üyesi olarak da çalışmalarını sürdürüyor.

Perakendede Büyüme Artık Güçlü İletişim Stratejileriyle Destekleniyor

Perakende sektöründe rekabet yalnızca mağaza yatırımları ve ürün çeşitliliğiyle sınırlı kalmıyor. Marka algısı, kurumsal itibar ve müşteriyle kurulan sürdürülebilir iletişim de büyüme stratejilerinin önemli bir parçası haline geliyor.

Karaca Giyim’in bu ataması, iletişim fonksiyonunu operasyonel bir destek alanı olmaktan çıkarıp stratejik büyümenin temel unsurlarından biri olarak konumlandırdığını gösteriyor. Özellikle köklü markalar için tutarlı marka yönetimi ve entegre iletişim yaklaşımı, müşteri deneyimi ve uzun vadeli marka değerini güçlendiren önemli rekabet avantajları arasında yer alıyor.

Estée Lauder Dönüşümü Hızlandırıyor: Yeniden Yapılanma Bütçesi 1,75 Milyar Dolara Çıktı

Küresel kozmetik devi Estée Lauder, devam eden yeniden yapılanma programının maliyetini bir kez daha artırdı. Şirket, operasyonel dönüşüm planı kapsamında toplam yeniden yapılanma bütçesini 1,75 milyar dolara yükseltirken, artışın temel nedenleri arasında iş gücü azaltımı, organizasyonel yeniden yapılanma ve operasyonların sadeleştirilmesi yer alıyor.

Yeni revizyonla birlikte yeniden yapılanma maliyeti önceki tahminlerin üzerine çıkarken, şirket bu yatırımla operasyonel verimliliğini artırmayı ve uzun vadeli büyümesini destekleyecek daha çevik bir organizasyon yapısı oluşturmayı hedefliyor. Program kapsamında çalışan sayısının azaltılması, bazı kurumsal fonksiyonların yeniden yapılandırılması, satış organizasyonunun sadeleştirilmesi ve dijital altyapının güçlendirilmesine yönelik yatırımlar devam ediyor.

Güzellik Perakendesinde Verimlilik Öncelik Haline Geliyor

Estée Lauder’in yürüttüğü dönüşüm yalnızca maliyet azaltmaya yönelik bir program olarak değerlendirilmiyor. Şirket, elde edeceği tasarrufu dijitalleşme, ürün inovasyonu ve tüketiciyle doğrudan temas kuran alanlara yönlendirmeyi planlıyor. Böylece operasyonel yapının sadeleştirilmesiyle birlikte pazara daha hızlı ürün sunabilen ve değişen tüketici beklentilerine daha esnek yanıt verebilen bir organizasyon oluşturulması hedefleniyor.

Son dönemde özellikle prestij kozmetik pazarında talebin yavaşlaması, Çin pazarındaki zayıf performans ve seyahat perakendesindeki dalgalanmalar, küresel güzellik markalarını operasyonlarını yeniden gözden geçirmeye yöneltiyor. Estée Lauder’in attığı adım da bu dönüşümün en dikkat çeken örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Perakendede Rekabet Artık Organizasyon Yapısını da Dönüştürüyor

Son yıllarda birçok küresel perakende ve tüketici markası büyümeyi yalnızca yeni mağaza yatırımlarıyla değil, organizasyonel verimlilik projeleriyle desteklemeye çalışıyor. Dijitalleşme, yapay zekâ uygulamaları, tedarik zinciri optimizasyonu ve daha yalın organizasyon modelleri şirketlerin yatırım öncelikleri arasında yer alıyor.

Estée Lauder’in yeniden yapılanma programı da bu eğilimin güzellik perakendesindeki yansıması olarak değerlendirilebilir. Artan maliyetler kısa vadede finansallar üzerinde baskı oluştursa da şirket, uzun vadede daha güçlü marjlar ve sürdürülebilir büyüme için operasyonel altyapısını yeniden şekillendiriyor.

Küresel perakendede rekabet artık yalnızca tüketiciye sunulan ürünlerle değil, şirketlerin perde arkasındaki operasyonel yapılarıyla da belirleniyor. Estée Lauder’in artırdığı yeniden yapılanma yatırımı, önümüzdeki dönemde güzellik perakendesinde verimlilik, dijitalleşme ve organizasyonel dönüşümün rekabet avantajı yaratmaya devam edeceğini gösteriyor.