Ana Sayfa Blog Sayfa 4

Samsung’dan Rekor Kâr: Yapay Zekâ Talebi Büyüyor, Piyasa Beklentileri Yükseliyor

Samsung Electronics, yapay zekâ çiplerine yönelik küresel talebin etkisiyle 2026’nın üçüncü çeyreğinde tarihinin en yüksek çeyreklik faaliyet kârını açıkladı. Şirketin öncü finansal sonuçlarına göre faaliyet kârı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 782 artarak 107,4 trilyon Kore wonuna (yaklaşık 80,2 milyar dolar) ulaştı. Gelirin ise yıllık yüzde 127 artışla 195 trilyon won seviyesinde gerçekleştiği bildirildi. Ancak rekor sonuçlara rağmen Samsung hisselerinin yüzde 0,7 gerilemesi, teknoloji sektöründe finansal performans kadar piyasa beklentilerinin de belirleyici olduğunu gösterdi.

Yapay Zekâ Çipleri Büyümenin Motoru Oldu

img 5672

Samsung’un güçlü performansında, özellikle yapay zekâ sistemlerinde kullanılan bellek çiplerine yönelik talep etkili oldu. Yapay zekâ modellerinin gelişmesi ve daha karmaşık görevleri yerine getiren sistemlerin yaygınlaşması, yüksek kapasiteli bellek ihtiyacını artırıyor. Tek bir soruya yanıt veren sohbet robotlarından farklı olarak birden fazla adımı planlayıp uygulayabilen yapay zekâ ajanları da daha fazla bellek ve işlem kapasitesi gerektirebiliyor.

Bu gelişme, yarı iletken sektöründe büyümenin yalnızca yeni yapay zekâ modelleri geliştiren şirketlerle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Bu modelleri çalıştıran veri merkezleri ve donanım altyapısını sağlayan üreticiler de artan talepten yararlanıyor. Samsung’un yanı sıra bellek üreticilerinin uzun vadeli tedarik anlaşmalarına yönelmesi, sektörde gelecekteki talebi güvence altına alma çabasının güçlendiğine işaret ediyor.

Samsung, eylül ayında Fransız yapay zekâ girişimi Mistral AI ile de stratejik ortaklık kurduğunu duyurmuştu. İş birliği kapsamında Mistral AI modellerinin Samsung’un yarı iletken operasyonlarına entegre edilmesi planlanıyor. Bu adım, şirketin yalnızca donanım üretimindeki konumunu güçlendirmekle kalmayıp yapay zekâ ekosistemindeki rolünü de genişletme arayışını gösteriyor.

Rekor Kâr Neden Hisse Fiyatını Yükseltmedi?

Samsung’un açıkladığı rakamlar güçlü bir büyümeye işaret etse de hisse fiyatındaki gerileme, finansal sonuçların yatırımcı beklentilerinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini hatırlatıyor. Piyasalar yalnızca bir şirketin ne kadar kâr ettiğine değil, açıklanan sonucun önceden oluşan beklentileri karşılayıp karşılamadığına da bakıyor. Yapay zekâ sektöründe büyüme beklentilerinin çok yüksek olması, rekor finansal sonuçların bile yatırımcılar açısından yeterli bulunmamasına yol açabiliyor.

Burada bir başka önemli unsur da büyümenin sürdürülebilirliği. Bellek çiplerine yönelik talep güçlü seyrederken üreticilerin bu talebi ne kadar süre karşılayabileceği, fiyatların nasıl şekilleneceği ve yatırımların kârlılığa nasıl yansıyacağı önemini koruyor. Samsung’un ayrıntılı üçüncü çeyrek bilançosu açıklandığında, farklı iş birimlerinin performansı ve bellek operasyonlarının sonuçlara katkısı daha net değerlendirilebilecek.

Samsung’un rekoru, yapay zekâ büyümesinin arkasında yalnızca yazılım ve uygulamaların değil, bu sistemleri mümkün kılan donanım altyapısının da bulunduğunu gösteriyor. Ancak şirketler için asıl sınav, artan talebi yüksek kârlılığa dönüştürürken piyasanın yükselen beklentilerini karşılayabilmek olacak.

Pierre Cardin’in 75 Yıllık Mirasina Yeni Bir Konsept

1950’de Paris’te kurulan Maison Pierre Cardin’in modayı daha geniş kitlelerle buluşturan öncü vizyonu, yeni nesil mağazacılık anlayışıyla yeniden yorumlanıyor. Kalite, güven ve zamansız şıklıkla özdeşleşen marka, Merkez Ankara’da hayata geçirdiği CADRE konseptiyle 75 yıllık tasarım mirasını yalın, zarif ve çağdaş bir deneyimle buluşturuyor.

Pierre Cardin, yenilenen mağaza konseptini Merkez Ankara AVM’de hayata geçirerek yeni dünyasını moda severlerle buluşturuyor. Mağaza, yalın ve zarif mimarisi, konforu odağına alan kurgusu ve ürünü öne çıkaran tasarım yaklaşımıyla Pierre Cardin’in mağazacılık anlayışına yeni bir boyut kazandırıyor.

Mağazanın yeni konsepti CADRE, Fransızca’da “çerçeve” anlamına gelen adıyla, bir sanat eserini çevreleyen çerçeve gibi Pierre Cardin’in yenilenen dünyasını içine alan, tanımlayan ve yansıtan özgün bir mimari yaklaşım sunuyor. 300 metrekare büyüklüğündeki Pierre Cardin Merkez Ankara mağazası, markanın Türkiye genelindeki 117’inci, Ankara’daki 8’inci mağazası olarak hizmet verecek.

Ürüne Alan Açan Sade Tasarım

Yeni Pierre Cardin mağaza konsepti; sadelik, konfor, netlik ve ürüne odaklanma düşüncesi etrafında şekilleniyor. Minimal ve kübik sergileme üniteleri, ürünlerin daha net algılanmasını sağlarken, iç vitrinler ve aksesuar alanları farklı koleksiyonların keşfedilmesine olanak tanıyor. Şeffaf hacimlerin hafifliği ve dengeli malzeme kullanımı ise koleksiyonların rahatça keşfedilebildiği bütüncül bir mağaza deneyimi oluşturuyor.

Yenilenmiş konseptiyle Pierre Cardin Merkez Ankara mağazası, 2026-2027 Sonbahar-Kış kadın ve erkek koleksiyonunu moda tutkunlarıyla buluşturuyor. Takım elbise, ceket, pantolon ve smokin kategorilerinin yanı sıra ayakkabı, çanta, kravat, mendil ve aksesuar grupları; dış giyim, casual, smart casual ve basic ürün seçenekleriyle birlikte sunuluyor.

Nike, Patagonia ve Under Armour Mikrofiber Kirliliğine Karşı Birleşiyor

Nike, Patagonia ve Under Armour, tekstil üretiminin çevresel etkilerini azaltmak amacıyla yeni bir sektör ittifakına katıldı. The Nature Conservancy (TNC) öncülüğünde kurulan Microfiber Action Alliance, tekstil üretimi ve ürün yaşam döngüsü boyunca çevreye yayılan mikrofiberleri azaltacak bilim temelli çözümlerin geliştirilmesini ve yaygınlaştırılmasını hedefliyor. Lululemon, Cotopaxi ve REI Co-op’un da kurucu üyeleri arasında yer aldığı girişim, markaların kendi tedarik zincirlerinde uygulamalar geliştirmesini ve elde edilen sonuçları sektörün geri kalanıyla paylaşmasını amaçlıyor.

Çevresel Etki, Ürün Mağazaya Ulaşmadan Başlıyor

reciclaje calzado 1200

Mikrofiberler; tekstil ürünlerinin üretimi, kullanımı ve yıkanması sırasında kumaşlardan ayrılan küçük lif parçacıkları. Polyester gibi sentetik malzemelerden kaynaklanan mikrofiberler, mikroplastik kirliliğinin önemli bileşenleri arasında yer alıyor. Bununla birlikte pamuk ve yün gibi doğal lifler de özellikle boya, yumuşatıcı ve diğer kimyasal işlemler sonrasında çevreye parçacık bırakabiliyor. Doğaya yayıldıktan sonra toplanmaları ve ayrıştırılmaları zor olduğu için kirliliği kaynağında önlemek önem kazanıyor.

Yeni ittifakın odak noktalarından biri, sorunu yalnızca tüketicilerin çamaşır yıkama alışkanlıkları üzerinden ele almamak. Tekstil üretimindeki yıkama, boyama ve apre gibi işlemler de lif salımına katkıda bulunabiliyor. Bu nedenle girişim, tedarik zincirlerinde kirliliğin hangi aşamalarda oluştuğunu belirlemeyi, farklı müdahaleleri test etmeyi ve işe yarayan çözümleri daha geniş ölçekte uygulamayı hedefliyor.

Sürdürülebilirlik, Ürün Tasarımının Bir Parçası Haline Geliyor

chinadyeing

İttifakın dikkat çeken yönlerinden biri, araştırma sonuçlarını uygulamaya dönüştürmeye odaklanması. Katılımcı markalar kendi tedarik zincirlerinde farklı yöntemleri değerlendirecek, elde edilen verileri paylaşacak ve başarılı uygulamaların sektörde yaygınlaşmasına katkı sağlayacak. Under Armour da lif salımını azaltan kumaş ve ürün tasarımlarının geliştirme sürecinin en başından itibaren dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. Böylece mikrofiber salımının yalnızca üretim tamamlandıktan sonra ölçülen bir çevresel gösterge değil, tasarım ve mühendislik kararlarının bir parçası olarak ele alınması hedefleniyor.

Bu yaklaşım, özellikle performans odaklı spor giyim markaları açısından önemli. Sentetik lifler esneklik, dayanıklılık ve ter yönetimi gibi özellikler sağladığı için ürünlerde yaygın biçimde kullanılıyor. Dolayısıyla çözüm, bütün sentetik malzemeleri ortadan kaldırmaktan çok, ürünlerin işlevsel özelliklerini korurken çevreye yayılan lif miktarını azaltabilecek üretim yöntemleri geliştirmekten geçiyor.

Perakende ve moda sektörü açısından bu iş birliği, sürdürülebilirlik çalışmalarının marka iletişiminin ötesine geçerek ürün geliştirme ve tedarik zinciri süreçlerine yerleştiğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde markaların çevresel etkileri azaltma performansı, yalnızca hangi malzemeleri kullandıklarıyla değil, üretim sırasında oluşan kirliliği nasıl yönettikleriyle de değerlendirilebilir.

Tekstil sektöründe sürdürülebilirlik, yalnızca daha iyi malzeme seçmekle değil, ürünün tasarımından üretimine kadar çevresel etkinin nasıl azaltıldığıyla da şekilleniyor. Nike, Patagonia ve Under Armour’ın katıldığı bu ittifakın etkisi, geliştirilen çözümlerin kaç markaya ve üretim tesisine uygulanabildiğiyle ölçülecek.

Perakende Satışlar ve Ciro Endeksi Ağustos Ayında Yükseldi

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ağustos ayında perakende satış hacmi yıllık bazda yüzde 10,1 oranında arttı. Sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörlerinin toplam cirosu yüzde 31,8 yükseldi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı ağustos ayına ilişkin ticaret satış hacmi ve ciro endekslerini açıkladı. Veriler ticaret ve hizmet sektörlerindeki hareketliliği ortaya koydu.

Perakende satışlarda yıllık yüzde 10,1 artış

Ticaret satış hacmi, ağustos ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,6 oranında artış gösterdi. Bu dönemde perakende satış hacmindeki büyüme dikkat çekti. Perakende satışlarda yıllık artış yüzde 10,1 olarak kaydedildi. Buna karşın bazı sektörlerde daralma yaşandı. Motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin toptan ve perakende ticareti ile onarımı satış hacmi yıllık bazda yüzde 11,2 azaldı. Aynı dönemde toptan ticaret satış hacminde de yüzde 1,9 oranında düşüş görüldü.

Aylık verilere bakıldığında ticaret satış hacminin yüzde 0,2 arttığı belirlendi. Perakende satış hacmi ise bir önceki aya göre yüzde 1,4 oranında yükseliş kaydetti. Motorlu kara taşıtları ve motosiklet grubunda aylık bazda yüzde 1’lik bir azalma yaşandı. Toptan ticaret satış hacmi de aylık bazda yüzde 0,2 geriledi.

Toplam ciro yüzde 31,8 yükseldi

TÜİK’in açıkladığı ciro endeksleri de ağustos ayında genel bir yükseliş trendine işaret etti. Sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında ciro endeksi yıllık bazda yüzde 31,8 arttı. Alt sektörlerin yıllık performansı incelendiğinde en yüksek artış hizmet sektöründe yaşandı. Hizmet sektörü ciro endeksi yüzde 33,6 oranında büyüme gösterdi. Bunu yüzde 32,6 artışla sanayi sektörü ve yüzde 32,5 artışla ticaret sektörü takip etti. İnşaat ciro endeksi ise yıllık yüzde 19,2 yükseldi.

Toplam ciro endeksindeki aylık artış ise yüzde 3 olarak gerçekleşti. Sektörel bazda ticaret ciro endeksi aylık yüzde 4,3 artarak öne çıktı. Ağustos ayında sanayi sektörü cirosu aylık yüzde 2,2 artış gösterdi. Hizmet sektörü cirosu ise yüzde 2,6 oranında yükseldi. Bu dönemde aylık bazda daralan tek sektör yüzde 3,7’lik düşüşle inşaat oldu.

Amazon’un Radarında Decart: Yapay Zekâ Girişimine 7 Milyar Dolarlık Teklif

Amazon’un, yapay zekâ girişimi Decart’ı yaklaşık 7 milyar dolarlık bir anlaşmayla satın almak için görüşmeler yürüttüğü bildiriliyor. Wall Street Journal’ın haberine göre anlaşmanın kısa sürede sonuçlanması gündemde olsa da henüz kesinleşmiş bir karar bulunmuyor. Farklı çipler üzerinde yapay zekâ modellerinin çalışmasını kolaylaştıran yazılımlar geliştiren Decart, mayıs ayında tamamlanan yatırım turunda yaklaşık 4 milyar dolar değerlemeye ulaşmıştı. Olası satın alma, Amazon’un yapay zekâ alanındaki altyapı yatırımlarını genişletme stratejisinin önemli bir adımı olabilir.

Rekabetin Yeni Alanı: Yapay Zekânın Çalıştığı Altyapı

img 2020

2023 yılında Dean ve Orian Leitersdorf kardeşler ile Moshe Shalev tarafından kurulan Decart, yapay zekâ modellerinin farklı çipler üzerinde daha verimli çalışmasını sağlayan teknolojiler geliştiriyor. Şirket aynı zamanda gerçek dünyayı simüle edebilen üç boyutlu yapay zekâ modelleri üzerinde çalışıyor. Mayıs ayında Radical Ventures liderliğindeki yatırım turunda 300 milyon dolar fon toplayan girişimin yatırımcıları arasında Nvidia da yer alıyor.

Amazon’un Decart’a yönelik ilgisi, yapay zekâ rekabetinin yalnızca daha güçlü modeller geliştirmekten ibaret olmadığını gösteriyor. Bu modellerin farklı donanımlarda çalışabilmesi, işlem kaynaklarının verimli kullanılması ve uygulamaların ölçeklenebilmesi de kritik önem taşıyor. Bu alandaki teknolojiler, yapay zekâ hizmetlerinin geliştirilmesi ve işletilmesi için gereken altyapının önemli bir parçasını oluşturuyor.

Decart için gündeme gelen yaklaşık 7 milyar dolarlık bedel, şirketin mayıs ayındaki 4 milyar dolarlık değerlemesinin yüzde 75 üzerinde. Bu fark, yapay zekâ altyapısına yönelik teknolojilerin büyük teknoloji şirketleri açısından taşıdığı stratejik değeri ortaya koyuyor. Ancak görüşmelerin henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle satın almanın gerçekleşeceği veya hangi koşullarda tamamlanacağı belirsizliğini koruyor.

Perakende İçin Neden Önemli?

Amazon’un yapay zekâ altyapısına yönelik olası yatırımı, perakende sektöründeki dönüşüm açısından da izlenmesi gereken bir gelişme. Yapay zekâ teknolojileri; talep tahmini, stok yönetimi, kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimleri ve lojistik operasyonlar gibi farklı alanlarda kullanılıyor. Bu uygulamaların daha geniş ölçekte hayata geçirilmesi, modellerin performansı kadar onları çalıştıran altyapının maliyetine ve verimliliğine de bağlı.

Amazon’un Decart gibi altyapı odaklı bir girişimi satın alması, gerçekleşmesi halinde şirketin yalnızca müşteriye sunulan yapay zekâ özelliklerine değil, bu özellikleri destekleyen teknolojik katmana da yatırım yaptığını gösterecek. Bu yaklaşım, perakendede yapay zekâ kullanımının geleceğinin yalnızca uygulama geliştirme becerisiyle değil, teknolojiyi ölçekli ve verimli biçimde çalıştırabilme kapasitesiyle de şekilleneceğine işaret ediyor.

Yapay zekâ yarışında avantaj, yalnızca daha iyi modeller geliştirenlerde değil, bu modelleri daha verimli ve geniş ölçekte çalıştırabilen şirketlerde de oluşabilir. Amazon–Decart görüşmeleri, teknoloji yatırımlarının perakendenin geleceğini belirleyen görünmez altyapılara doğru genişlediğini gösteren bir örnek olarak öne çıkıyor.

Migros’tan Türkiye’nin Yerli Hayvan Varlığını Güçlendirecek Yatırım

Migros, Türkiye’de et ırkı damızlık hayvan varlığının artırılması amacıyla Aydın’ın Koçarlı ilçesinde 10 bin baş kapasiteye ulaşabilen et ırkı damızlık hayvan çiftliği kurdu. Bugüne kadar doğan 600 buzağıyla büyüyen Migros Et Irkı Damızlık Hayvan Çiftliği; verimliliği ve dayanıklılığı yüksek ırklar yetiştirilmesi, teknolojik sürü yönetimi ve yerel üreticiden yem tedarikiyle Türkiye’nin kırmızı et üretim kapasitesinin gelişmesine ve arz güvenliğinin güçlenmesine katkı sağlıyor.

Migros, et ırkı damızlık hayvan yetiştiriciliğini desteklemek, yerli besilik hayvan varlığını artırmak ve kırmızı et üretiminde sürdürülebilir büyümeye katkı sağlamak amacıyla “Migros Et Irkı Damızlık Hayvan Çiftliği”ni hizmete açtı. 10 bin büyükbaş hayvan kapasitesine ulaşabilen çiftlik, Türkiye’de et ırkı damızlık hayvan varlığının artırılmasına yönelik uzun vadeli bir üretim modeli ortaya koyuyor.

Angus ve Hereford et ırkı anaç sığırlardan ilk dönemde 600 buzağı elde edildi

Migros Et Irkı Damızlık Hayvan Çiftliği’ne ilk etapta 3 bin 600 adet Angus ve Hereford et ırkı anaç sığır getirilerek verimliliği ve dayanıklılığı yüksek ırklar için üretime başlandı. Damızlık hayvanlardan ilk dönemde 600 buzağı doğumu gerçekleşti. Çiftlikte gebe hayvan sayısı hızla artırılarak yıllık 5.000 adet buzağı üretimi kapasitesiyle sürdürülebilir bir yapı oluşturuluyor.

140 bin metrekarelik operasyon alanında modern üretim altyapısı

Toplam 140 bin metrekarelik operasyon alanı üzerine kurulan 9 Milyon Euro değerindeki tesiste, 36 bin metrekarelik yarı açık alanda 14 ahır, kapalı revir, 12 bin ton kapasiteli silaj depolama alanı, 5 bin metrekarelik kaba yem deposu ve 4 bin ton kapasiteli yer altı sıvı gübre tahliye merkezi bulunuyor. Migros Et Irkı Damızlık Hayvan Çiftliği, şu an için 1 milyar TL değerinde hayvan ve yem stoğu ile faaliyetini sürdürüyor. Çiftlikte, hayvanların yaşına, gelişim ve fizyolojik ihtiyaçlarına uygun kaba ve yoğun yemler tam otomasyonlu sistemlerle hazırlanıyor. Konusunda uzman veteriner hekimler, zooteknistler, ziraat mühendisleri ve veteriner teknikerlerden oluşan ekip tarafından hayvanların gelişimi, adaptasyon ve genetik ıslah süreçleri kayıtlı yetiştiricilik sistemleriyle yönetiliyor. Çiftlikte tüm et ırkı damızlık hayvanlar sektörde bir ilk olarak Büyükbaş Hayvan Hayat Sigortası güvencesi altında.

Yerli üretim ve bölgesel ekonomiye katkı

Migros Et Irkı Damızlık Hayvan Çiftliği aynı zamanda bölgesel ekonomiye de güçlü bir katkı sunuyor. Çiftliğin yem ihtiyacında kullanılan sezonluk bitkiler çevredeki çiftçilerden tedarik edilerek yerel üreticilere düzenli ve öngörülebilir bir pazar oluşturuluyor. Böylece yatırımın yarattığı ekonomik değer çiftlik sınırlarının ötesine taşınıyor. Meyve suyu üreticilerinden meyve posaları alınarak sıfır atık yaklaşımı ile döngüsel ekonomiye katkı sağlanıyor.

Ekmel Baydur: “Mevcut hayvan varlığından ürün elde eden yapımıza yeni anaçların Türkiye’de yetişmesini esas alan uzun vadeli bir üretim modeli ekledik”

Migros Grubu Pazarlama İcra Kurulu Üyesi Ekmel Baydur; “Migros olarak,  yılda 40 bin ton dana ve kuzu etini müşterilerimizle buluşturuyor, Türkiye’nin dört bir yanındaki yetiştiricilerimizden yılda yaklaşık 600 bin küçükbaş ve 100 bin büyükbaş hayvan tedarik ediyoruz.  Besi çiftliğimiz ve MİGET et üretim işletmemizin yanında, bu zincirin ilk adımına katkı sağlayan damızlık hayvan çiftliğimizi hayata geçirdik. Mevcut hayvan varlığından ürün elde eden yapıya, et ırkı damızlık hayvanların Türkiye’de çoğalmasını ve yeni anaçların burada yetişmesini esas alan uzun vadeli bir üretim modeli ekledik. Ölçeği, teknolojisi ve uçtan uca izlenebilirliğiyle bu yatırımın kırmızı et üretiminde Türkiye’ye kalıcı bir değer sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

n11’in Yeni CEO’su Seydi Eren Ünlü Oldu

Uluslararası yatırım holdingi DMSF Holding, n11’in üst yönetim yapısındaki değişiklikleri ve Seydi Eren Ünlü’nün şirketin yeni CEO’su olarak atandığını duyurdu. Daha önce n11’de Satış Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüten Ünlü, profesyonel kariyerinde yeni bir sayfa açmak üzere görevinden ayrılan Nihal Dindar Akın’dan koltuğu devralarak 12 Ekim 2026 itibarıyla yeni görevine başlayacak. Nihal Dindar Akın, dört yıl boyunca şirketin dönüşümüne liderlik etmişti.

DMSF Holding Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Yönetim Kurulu olarak, Sayın Nihal Dindar Akın’a son dört yılda sergilediği liderlik ve sunduğu değerli katkılar için teşekkürlerimizi sunuyoruz. Kendisinin liderliğinde şirketimiz; Türkiye e-ticaret pazarındaki konumunu güçlendiren ve gelecekteki büyümesi için sağlam bir temel oluşturan kapsamlı bir stratejik, ticari, operasyonel ve teknolojik dönüşüm sürecini tamamladı. DMSF Holding Yönetim Kurulu olarak, şirketi zorlu dönemlerden geçirerek n11’i bir sonraki gelişim aşamasına hazırlama yolunda gösterdiği emeğe büyük değer veriyoruz.”

5 Yılda 1 Milyar Dolarlık Yatırım ve 5 Kat Büyüme Hedefi

Önümüzdeki beş yıllık dönemde iş hacmini beş katına çıkarmayı ve toplam yatırımlarını 1 milyar dolara ulaştırmayı hedefleyen n11, yeni gelişim aşamasında depolama tesisleriyle kendi altyapısını geliştirmek, ihracatı artırmak ve son kullanıcıya en iyi hizmeti sunmak gibi iddialı hedefler doğrultusunda ilerleyecek.

n11’in üst yönetim yapısındaki bu değişim ile şirketin stratejik önceliklerini kararlılıkla sürdürmesini desteklemesi ve bir sonraki büyüme evresini hızlandırması amaçlanıyor.

Dinamik Fiyatlandırma Tüketici Güvenini Zedeliyor mu? Perakendede Şeffaflık Sınavı

Yapay zekâ ve dijital teknolojiler, perakendecilerin fiyat belirleme süreçlerini dönüştürürken tüketicilerin bu uygulamalara yönelik şüpheleri de artıyor. Dinamik fiyatlandırma ve kişiselleştirilmiş fiyat uygulamalarının tüketiciler tarafından giderek daha olumsuz algılandığına dikkat çekiyor. McDonald’s ve Walmart çevresinde yaşanan son tartışmalar ise fiyatların nasıl belirlendiği, müşteri verilerinin hangi amaçlarla kullanıldığı ve dijital raf etiketlerinin fiyat değişikliklerini kolaylaştırıp kolaylaştırmayacağı gibi soruları yeniden gündeme getiriyor.

Dinamik Fiyatlandırma ile Kişiselleştirilmiş Fiyat Aynı Şey Değil

dinamik fiyatlandirma

Dinamik fiyatlandırma, talep, stok durumu, rekabet ve operasyonel koşullar gibi değişkenlere bağlı olarak fiyatların güncellenmesini ifade ediyor. Kişiselleştirilmiş fiyatlandırma ise müşterinin kişisel verileri veya davranışları üzerinden farklı fiyatlar belirlenmesi anlamına gelebiliyor. Sadakat programları kapsamında sunulan kişiye özel indirimler de bu tartışmanın bir parçası olsa da her kişiselleştirilmiş teklif, müşteriye özel fiyat belirleme uygulamasıyla aynı değil.

Bu ayrım, perakendecilerin tüketici güvenini koruması açısından kritik. Bir ürünün talep veya maliyet koşullarına göre fiyatının değişmesi ile aynı ürünün iki müşteriye farklı kişisel özellikleri nedeniyle farklı fiyatlardan sunulması, tüketici tarafından aynı şekilde değerlendirilmiyor. Özellikle fiyat farkının nedenini açıklayamayan müşteriler, uygulamanın kendilerine karşı kullanıldığını düşünebiliyor.

ABD’de Walmart’ın dijital raf etiketleri üzerinden dinamik fiyatlandırma yapabileceğine ilişkin tartışmalar bu endişeyi görünür hale getirdi. Şirket yönetimi, dinamik fiyatlandırma uygulamayacağını açıklarken dijital etiketlerin temel işlevini fiyat güncellemelerini daha verimli hale getirmek olarak konumlandırdı. McDonald’s da Reuters’ın gündeme taşıdığı yapay zekâ destekli fiyat önerileriyle ilgili tartışmada, söz konusu aracın menü fiyatlarını doğrudan belirlemediğini savundu. Bu örnekler, teknolojinin kullanım amacı ile tüketicinin teknolojiye yüklediği anlam arasında önemli bir fark oluşabildiğini gösteriyor.

Teknolojik Verimlilik, Güven Olmadan Yeterli Değil

dinamik fiyatlandirma nedir yontemleri nelerdir 359255

Dijital raf etiketleri, fiyat değişikliklerini hızlandırma, etiketleme iş yükünü azaltma ve mağaza operasyonlarını kolaylaştırma potansiyeli taşıyor. Yapay zekâ destekli fiyat analizleri de talep tahmini, stok yönetimi ve kampanya planlamasında perakendecilere yardımcı olabiliyor. Ancak bu teknolojilerin operasyonel fayda sağlaması, tüketicilerin onları otomatik olarak olumlu karşılayacağı anlamına gelmiyor.

Tüketicinin temel endişesi çoğu zaman fiyatın değişmesi değil, bu değişimin hangi kurallara göre yapıldığını bilmemesi. Özellikle kişisel verilerin fiyatlandırma kararlarında kullanıldığı düşüncesi, müşteride kendisine diğer tüketicilerden daha yüksek fiyat uygulanabileceği kaygısını yaratabiliyor. Bu nedenle perakendecilerin yalnızca fiyatları doğru belirlemesi değil, fiyatlandırma politikalarını anlaşılır biçimde açıklaması da önem kazanıyor.

Burada sadakat programları ile kişiselleştirilmiş fiyatlandırma arasındaki ayrımın açıkça anlatılması gerekiyor. Her müşteriye aynı temel fiyatı sunup sadakat üyelerine belirli indirimler vermek ile müşterinin ödeme isteğine göre farklı fiyat belirlemek aynı uygulama değil. Bu farkın iletişimde netleştirilmesi, teknolojinin yarattığı belirsizliği azaltabilir.

Perakendeciler İçin Yeni Öncelik: Fiyatın Nasıl Belirlendiğini Açıklamak

Fiyatlandırma, tüketicinin marka algısını doğrudan etkileyen unsurlardan biri. Özellikle gıda ve temel tüketim ürünlerinde müşteriler fiyat karşılaştırmalarını daha sık yaparken, kendilerine adil davranılmadığını düşündüklerinde markaya yönelik güvenlerini de sorgulayabiliyor. Bu nedenle kısa vadeli gelir artışı sağlayabilecek bir fiyatlandırma uygulamasının uzun vadede müşteri ilişkilerine zarar verme ihtimali göz ardı edilmemeli.

Türkiye’deki perakendeciler açısından da dijital raf etiketleri, yapay zekâ destekli fiyat analizleri ve kişiselleştirilmiş kampanyalar yaygınlaştıkça bu konu önem kazanacak. Teknolojiyi yalnızca fiyat güncelleme hızını artırmak için değil, fiyat doğruluğunu sağlamak ve kampanya koşullarını daha anlaşılır hale getirmek için kullanmak mümkün. Bununla birlikte tüketicinin fiyat değişikliklerini takip edebilmesi, kişisel verilerin hangi amaçlarla kullanıldığını bilmesi ve fiyatlandırma politikalarının tutarlı olması güven açısından belirleyici olacak.

Perakendede fiyatlandırma teknolojilerinin başarısı, yalnızca doğru fiyatı ne kadar hızlı belirlediğiyle değil, tüketicinin bu fiyatı ne kadar adil ve anlaşılır bulduğuyla da ölçülecek. Yapay zekâ ve otomasyon fiyat yönetimini kolaylaştırabilir; ancak tüketici güvenini korumak için şeffaflık ve hesap verebilirlik de bu dönüşümün ayrılmaz parçaları olmalı.

Estée Lauder’dan Üretimde Su Tasarrufu Hamlesi: Yıllık 25 Milyon Litre Hedefi

The Estée Lauder Companies, Belçika’nın Oevel kentindeki üretim kampüsünde su tüketimini azaltmak amacıyla 5,7 milyon avroluk yatırım yapıyor. Proje kapsamında arıtılmış su sistemleri geliştirilecek, ekipman temizliğinde kullanılan suyun yeniden değerlendirilmesi sağlanacak ve atık su belirli üretim süreçlerinde kullanılmak üzere arıtılacak. Şirket, bu uygulamalarla yılda yaklaşık 25 milyon litre su tasarrufu sağlamayı hedefliyor.

Üretimde Su Verimliliği Yeniden Tanımlanıyor

Yatırımın temel hedeflerinden biri, üretim miktarı başına tüketilen suyu önemli ölçüde düşürmek. Estée Lauder, mevcut durumda kilogram ürün başına 9,3 litre olan su tüketimini 3,6 litreye indirmeyi planlıyor. Bu, ürün başına su yoğunluğunda yaklaşık yüzde 61’lik bir azalma anlamına geliyor. Proje aynı zamanda tesiste dışarıdan sağlanan tatlı suya olan bağımlılığı azaltmayı ve atık su deşarjını sınırlandırmayı amaçlıyor.

Uygulama, suyun üretim sürecinde tek seferlik bir kaynak olarak kullanılmasından ziyade, mümkün olan alanlarda yeniden değerlendirilmesine dayanıyor. Ekipman temizliği ve sanitizasyon gibi işlemlerde suyun geri kazanılması, arıtılmış suyun uygun operasyonlarda yeniden kullanılmasıyla desteklenecek. Böylece tasarruf, yalnızca tüketimi azaltmaya değil, üretim süreçleri boyunca suyun dolaşımını daha verimli yönetmeye odaklanıyor.

Oevel kampüsü, bu uygulamalar için pilot tesis olarak konumlandırılıyor. Burada elde edilecek sonuçların, şirketin diğer üretim tesislerinde benzer projelerin hayata geçirilmesine yol göstermesi bekleniyor. Estée Lauder’ın son on yılda Oevel’e üretim, lojistik, biyoteknoloji, otomasyon ve sürdürülebilirlik alanlarında 150 milyon avronun üzerinde yatırım yapmış olması da tesisin şirketin uzun vadeli dönüşüm planındaki yerini gösteriyor.

Sürdürülebilirlik, Operasyonel Verimlilikle Birleşiyor

Su yatırımı, Estée Lauder’ın üretim altyapısını modernleştirme programının bir parçası. Şirket, kampüste otomasyon, yapay zekâ, dijital üretim ve lojistik süreçlerini de geliştiriyor. Bu yaklaşım, sürdürülebilirliği üretim faaliyetlerinden ayrı bir hedef olarak değil, operasyonel verimlilik ve kaynak yönetimiyle birlikte ele alıyor.

Kozmetik üretiminde su; formülasyon, ekipman temizliği ve hijyen süreçleri açısından kritik bir kaynak. Bu nedenle tüketimin azaltılması, yalnızca çevresel etkiyi sınırlamakla kalmayıp kaynak kullanımının daha kontrollü yönetilmesine de katkı sağlayabilir. Ancak uygulamaların başka tesislere aktarılabilmesi için üretim süreçleri, su kalitesi gereksinimleri ve yerel altyapı koşullarının da dikkate alınması gerekiyor.

Estée Lauder’ın yaklaşımı, üretimde sürdürülebilirlik yatırımlarının ölçülebilir operasyonel hedeflerle desteklenmesinin önemini ortaya koyuyor. Üretimde rekabet gücü, yalnızca daha fazla ürün üretmekle değil, aynı üretimi daha az kaynak kullanarak ve süreçleri daha verimli yöneterek gerçekleştirebilmekle de şekilleniyor.

D&R’dan İki Yeni Mağaza

D&R, mağaza ağına İstanbul ve Mersin’de iki yeni adres ekledi. Mersin Palm City mağazası 16 Eylül’de, Florentia Village mağazası ise 17 Eylül’de kapılarını kültür sanat severlere açtı. Böylece D&R’ın Türkiye genelinde 53 ildeki toplam mağaza sayısı 192’ye ulaştı.

Kültür, sanat ve eğlence dünyasının buluşma noktası D&R, Türkiye genelindeki mağaza yatırımlarına iki yeni adres daha ekledi. Marka, 16 Eylül’de Mersin Palm City AVM’deki mağazasını, 17 Eylül’de ise Florentia Village’daki mağazasını ziyaretçilerle buluşturdu.

Mersin Palm City, D&R’ın kentteki beşinci mağazası olurken; Florentia Village da markanın İstanbul’daki elli yedinci mağazası oldu. Böylece D&R, Türkiye genelinde 53 ilde toplam 192 satış noktasında müşterilerini ağırlamaya devam edecek.

D&R Genel Müdürü Hakan Kayaman, yeni mağaza yatırımlarına ilişkin şunları söyledi:

dr yeni magaza gorsel 2 155227642

“Biz her D&R mağazasını yalnızca ürünlerin sergilendiği bir satış noktası değil; özenle oluşturulmuş bir kürasyon, deneyim ve keşif alanı olarak tasarlıyoruz. Kitap, müzik, film, oyun ve hobiyi aynı çatı altında buluşturan D&R, dokuz kategoride ortalama 250 bin üründen oluşan büyük bir kültür envanterini yönetiyor. Bu envanterin yaklaşık yüzde 80’ini kitaplar oluştururken, Türkiye’nin en geniş plak ve müzik arşivlerinden birini de ziyaretçilerimizle buluşturuyoruz. Mersin Palm City ve Florentia Village mağazalarımızla amacımız yalnızca mağaza ağımızı büyütmek değil; farklı yaşlardan ve ilgi alanlarından daha fazla insan için kültürle karşılaşabilecekleri yeni alanlar açmak.”