Ana Sayfa Blog Sayfa 5

Perakendede Yeni Büyüme Alanı: Engelli Tüketiciler Markalar İçin Neden Stratejik Hale Geliyor?

Perakendede erişilebilirlik uzun yıllar boyunca daha çok sosyal sorumluluk ve yasal uyum çerçevesinde ele alındı. Ancak Disability:IN ve American Institutes for Research (AIR) tarafından yayımlanan yeni araştırma, engelli tüketicilerin yalnızca kapsayıcılık açısından değil, aynı zamanda önemli bir ekonomik potansiyel sunduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre ABD’deki engelli tüketici pazarı bugün 675 milyar dolar büyüklüğe ulaşırken, bu rakam 2018’de ölçülen 490 milyar dolarlık seviyeye göre dikkat çekici bir büyümeye işaret ediyor.

Rapor, engelli bireylerin iş gücüne katılımındaki artışın satın alma gücünü de yukarı taşıdığına dikkat çekiyor. Ortalama yıllık harcanabilir gelir 40 bin dolar seviyesinde bulunurken, engelli bireylerin toplam yıllık isteğe bağlı harcama potansiyeli 107 milyar dolara ulaşıyor. Araştırmacılar, bu büyüklüğe rağmen birçok markanın ürün geliştirme, mağaza deneyimi ve dijital hizmetler konusunda engelli tüketicileri hâlâ yeterince odağına almadığını belirtiyor.

Erişilebilirlik Rekabet Avantajına Dönüşüyor

Araştırmanın öne çıkardığı en önemli noktalardan biri, erişilebilirlik için geliştirilen birçok ürünün zamanla çok daha geniş tüketici kitleleri tarafından benimsenmesi oldu. Sesli kitaplar, elektrikli diş fırçaları, televizyon altyazıları ve sesli komut teknolojileri bunun en bilinen örnekleri arasında yer alıyor. Başlangıçta belirli bir ihtiyaca yönelik geliştirilen bu çözümler, zaman içinde günlük yaşamın standart parçalarına dönüşerek daha geniş pazarlarda değer yaratmayı başardı.

Rapora göre benzer yaklaşım bugün perakende için de önemli fırsatlar sunuyor. Fiziksel mağazalarda daha erişilebilir tasarımlar, dijital kanallarda kapsayıcı kullanıcı deneyimleri ve herkes tarafından rahat kullanılabilecek ürünler geliştirmek yalnızca engelli bireyleri değil, yaşlanan nüfus, çocuklu aileler ve kullanım kolaylığı arayan tüketicileri de kapsayan daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşılmasını sağlayabiliyor.

Kapsayıcı Tasarım Yeni Nesil Perakendenin Parçası Olabilir

2022 perakende

Araştırmacılar, markaların engelli tüketicilere yönelik çözümleri niş projeler olarak görmek yerine, ana ürün geliştirme ve müşteri deneyimi stratejisinin bir parçası haline getirmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım yalnızca müşteri memnuniyetini artırmakla kalmıyor; marka algısını güçlendirirken yeni gelir alanları da oluşturabiliyor.

Özellikle dijital perakendenin büyüdüğü bir dönemde erişilebilir e-ticaret altyapıları, kolay kullanılabilen mobil uygulamalar ve kapsayıcı mağaza deneyimleri markaların rekabet gücünü doğrudan etkileyen unsurlar arasında öne çıkıyor. Araştırma, erişilebilirliğin artık yalnızca uyum gerekliliği değil, ticari büyümeyi destekleyen stratejik bir yatırım alanı haline geldiğini gösteriyor.

Perakendede rekabet giderek daha fazla müşteri deneyimi üzerinden şekillenirken, erişilebilirlik de bu deneyimin temel bileşenlerinden biri olmaya aday görünüyor. Engelli tüketicilere yönelik geliştirilen çözümler yalnızca belirli bir müşteri grubuna değil, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir bir perakende modeline kapı aralayabilir.

Trendyol 2025 Sosyoekonomik Etki Raporu Yayımlandı

E-ticaret platformları artık yalnızca satış yapılan dijital kanallar değil, üretimden lojistiğe, ihracattan istihdama kadar uzanan geniş bir ekonomik ekosistemin merkezinde yer alıyor. Trendyol’un KPMG Türkiye danışmanlığında hazırlanan 2025 Sosyoekonomik Etki Raporu, platform ekonomisinin Türkiye’ye sağladığı ekonomik katkıyı somut verilerle ortaya koydu.

Rapora göre Trendyol’un gerçekleştirdiği her 1 TL’lik ekonomik faaliyet, Türkiye ekonomisinde 6,94 TL’lik toplam ekonomik etki oluşturuyor. Platform, 2025 yılında 40 milyondan fazla müşteriye hizmet verirken, 1 milyarın üzerinde ürün satışı gerçekleştirdi. Günlük aktif kullanıcı sayısı 20 milyonu aşarken, 250 binden fazla iş ortağı platform üzerinden faaliyet gösterdi.

Bu ekonomik etkinin yalnızca e-ticaret satışlarından ibaret olmadığı belirtiliyor. Trendyol; üretim, imalat, lojistik, taşımacılık, teknoloji, finansal hizmetler ve depo operasyonlarını kapsayan geniş bir değer zinciri oluşturarak birçok sektörde istihdam ve gelir yaratıyor. Toplam ekonomik etkinin sektörlere dağılımında perakende ticaret %11 ile ilk sırada yer alırken, tekstil ve giyim sektörü %6 payla ikinci sırada bulunuyor.

Platformun istihdam etkisinde ise perakende ticaretin ardından gıda ve içecek, kara taşımacılığı ve tarım sektörleri öne çıkıyor. Satıcı dağılımı incelendiğinde Marmara Bölgesi %50, İç Anadolu %15, Ege Bölgesi ise %13 pay alırken, veriler e-ticaret faaliyetlerinin yalnızca büyük şehirlerle sınırlı kalmadığını gösteriyor.

Trendyol, KOBİ’lerin Küresel Pazarlara Açılmasını Destekleyen Yatırımlarını da Sürdürüyor

erdem inan bi sektor

Yapay zekâ destekli büyük dil modeli (LLM) sayesinde satıcılar ürün açıklamalarını onlarca farklı dilde oluşturabiliyor, uluslararası müşterilerden gelen sorular ise anlık olarak çevrilebiliyor. Platform ayrıca 2024, 2025 ve 2026 yıllarında üst üste üç kez TİM tarafından “E-İhracat Şampiyonu” seçildi.

Rapor, sosyal etki tarafında da dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. Trendyol üzerinden aktif satış yapan 50 binden fazla kadın girişimci dijital ekonomiye katılırken, Dolap platformu aracılığıyla 250 binden fazla kadın ek gelir elde etti. Şirket ayrıca Yarının Köyleri, Dijital Usta, Sepette İyilik Hareketi ve Trendyol Sanat gibi projelerle dijital dönüşüm ve sosyal kalkınmayı desteklemeye devam ediyor.

Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, platformun oluşturduğu ekonomik etkinin yalnızca dijital ticaretle sınırlı olmadığını belirterek, üretimden lojistiğe kadar birçok sektörde katma değer oluşturduklarını ve Anadolu’daki üreticilerin küresel pazarlara erişimini kolaylaştırdıklarını ifade etti.

Platform ekonomisinin yeni rekabet alanı artık yalnızca işlem hacmi değil, oluşturduğu ekonomik ekosistemin büyüklüğü. Trendyol’un paylaştığı veriler, e-ticaret platformlarının perakendenin ötesinde üretim, ihracat ve istihdamı da şekillendiren stratejik oyunculara dönüştüğünü gösteriyor.

Yapay Zekâ Yatırımları Enflasyon Baskısına Karşı Küresel Ekonomiyi Destekliyor

Visa Business and Economic Insights tarafından yayımlanan 2026 yıl ortası Küresel Ekonomik Görünüm raporu, yapay zekâ ve dijital altyapı yatırımlarının küresel büyümenin en önemli itici gücü haline geldiğini ortaya koydu. Rapora göre 2026 yılında küresel ekonominin %2,4 büyümesi beklenirken, bu performansın arkasında şirketlerin yapay zekâ, temiz enerji ve tedarik zinciri yatırımlarında son 15 yılın en güçlü yatırım döngüsünü başlatması yer alıyor.

Visa ekonomistleri, şirketlerin yapay zekâ yatırımlarını hızla artırmasına rağmen verimlilik kazanımlarının henüz finansal sonuçlara tam olarak yansımadığını belirtiyor. Bunun temel nedeni ise işletmelerin hâlâ altyapı kurma, süreçlerini yeniden tasarlama ve çalışanlarını yeni teknolojilere adapte etme aşamasında olması. Rapora göre yapay zekânın gerçek verimlilik etkisinin, yazılım ve dijital dönüşüm yatırımlarının olgunlaşmasıyla birlikte önümüzdeki yıllarda daha belirgin hale gelmesi bekleniyor.

Dijital Ticaret Perakendecilerin Fiyatlama Gücünü Azaltıyor

dtc perakende

Raporda perakende sektörü açısından dikkat çeken bir diğer gelişme ise dijital ticaretin küçük şehirlerde de hızla yaygınlaşması oldu. Visa’nın yaklaşık 600 şehirde gerçekleştirdiği analiz, çevrim içi alışverişin büyük metropollerin dışına taşındığını ve tüketicilerin fiyat karşılaştırmasını her zamankinden daha kolay yapabildiğini gösteriyor.

Bu dönüşüm, müşteri sadakatini zayıflatırken perakendecilerin fiyat artırma gücünü de sınırlandırıyor. Tüketicilerin farklı platformları kolayca karşılaştırabilmesi nedeniyle markalar artık yalnızca fiyatla rekabet edemiyor. Bunun yerine sadakat programları, kişiselleştirilmiş teklifler, perakende medya yatırımları ve veri odaklı müşteri deneyimi rekabetin temel unsurları haline geliyor.

Rapor ayrıca enerji maliyetlerindeki artışa rağmen tüketici harcamalarının güçlü kalmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Visa’ya göre tüketiciler harcamalarını tamamen kısmak yerine bütçelerini yeniden şekillendiriyor ve daha bilinçli alışveriş davranışı sergiliyor.

Perakendede yeni rekabet yalnızca yapay zekâya yatırım yapmakla sınırlı değil. Yapay zekâyı operasyonlarına entegre ederken dijital müşteri deneyimini güçlendiren, fiyat rekabetinin ötesinde değer sunabilen perakendeciler önümüzdeki dönemin kazananları olmaya aday görünüyor.

Inditex Mağazalarında Satışların Neredeyse Tamamı Self-Checkout’tan Geçiyor

Perakende sektöründe kasasız mağaza ve self checkout yatırımları hız kazanırken, Inditex bu dönüşümde yeni bir eşiğe ulaştı. Şirket CEO’su Óscar García Maceiras, Zara, Massimo Dutti, Bershka ve grubun diğer markalarındaki birçok mağazada satışların artık neredeyse tamamının self checkout kasaları üzerinden gerçekleştirildiğini açıkladı. Teknolojiyi mağaza stratejisinin merkezine yerleştiren şirket, önümüzdeki dönemde yapay zekâ, mağaza teknolojileri ve lojistik otomasyon yatırımlarını artırmayı planlıyor.

Inditex, son yıllarda RFID teknolojisi, mobil ödeme, mağaza içi stok görünürlüğü ve dijital müşteri deneyimine yaptığı yatırımları self checkout sistemleriyle birleştirerek fiziksel mağazalarını yeniden tasarlıyor. Şirketin hedefi yalnızca ödeme sürecini hızlandırmak değil; çalışanların kasa işlemleri yerine müşteri deneyimi, ürün danışmanlığı ve mağaza operasyonlarına daha fazla zaman ayırmasını sağlamak.

Fiziksel Mağazalar Teknolojiyle Yeniden Tanımlanıyor

inditex 2

Self checkout uygulamaları artık yalnızca operasyonel verimlilik sağlayan bir çözüm olmaktan çıkıyor. Moda perakendecileri için bu sistemler, mağaza içi deneyimi hızlandıran, kuyrukları azaltan ve dijital ile fiziksel alışverişi daha entegre hale getiren önemli bir dönüşüm aracı haline geliyor.

Inditex’in bu yatırımı, fiziksel mağazaların geleceğinin daha az personel anlamına gelmediğini; çalışanların rolünün kasadan müşteri deneyimine doğru evrildiğini de gösteriyor. Yapay zekâ destekli mağaza yönetimi, akıllı stok sistemleri ve self servis teknolojileri birlikte çalışarak mağazaların operasyonel yapısını yeniden şekillendiriyor.

Perakendede teknoloji artık yalnızca e-ticareti değil, fiziksel mağazaların çalışma modelini de değiştiriyor. Rekabet avantajı, en fazla mağazaya sahip olmaktan çok, mağazaları en verimli ve en akıllı şekilde yönetebilen perakendecilerde oluşuyor.

Levi’s Beklentileri Aştı, Büyüme Tahminini Yükseltti

Levi Strauss, 2026 mali yılının ikinci çeyreğinde hem gelir hem de kârlılıkta piyasa beklentilerinin üzerine çıkarak yıl sonu hedeflerini yukarı yönlü revize etti. Şirket, güçlü talep ve artan satış performansının etkisiyle hem gelir büyüme beklentisini hem de hisse başına kâr tahminini yükseltirken, temettü ödemesinde de artışa gitti.

Şirketin ikinci çeyrek geliri geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık %8 artışla 1,56 milyar dolara ulaştı. Düzeltilmiş hisse başına kâr ise 28 cent olarak gerçekleşerek analist beklentisi olan 24 centin üzerine çıktı. Levi’s, yıl sonu satış büyüme beklentisini %5,5-6,5 aralığından %7-7,5 seviyesine yükseltirken, hisse başına kâr beklentisini de artırdı. Şirkete göre beklenen büyümenin yaklaşık yarısı fiyat artışlarından, diğer yarısı ise satılan ürün adedindeki artıştan kaynaklanacak.

Büyümenin Kaynağı Fiyat Artışı Değil, Güçlü Talep

levis

Levi’s CEO’su Michelle Gass, tüketicilerin ekonomik belirsizliklere rağmen markaya olan talebini koruduğunu belirterek büyümenin yalnızca fiyat artışlarından kaynaklanmadığını vurguladı. Şirket, ana Levi’s koleksiyonunun yanı sıra Signature serisi ve premium segmentte konumlanan Blue Tab koleksiyonunda da güçlü performans elde ettiğini açıkladı.

Levi’s’in açıkladığı sonuçlar, küresel moda perakendesinde tüketici harcamalarındaki yavaşlamaya rağmen güçlü marka algısına sahip şirketlerin büyümeyi sürdürebildiğini gösteriyor. Özellikle fiyat artışının yanında hacim bazlı satışların da yükselmesi, talebin yalnızca enflasyon kaynaklı olmadığını ortaya koyuyor.

Moda perakendesinde büyümenin yeni göstergesi artık sadece daha yüksek fiyatlar değil. Güçlü marka değeriyle daha fazla ürün satabilen şirketler, belirsiz ekonomik ortamda rekabette önemli avantaj elde ediyor.

Perakende Alışveriş Zirvesi 2026 Teması: “New Codes.”

Alışveriş alışkanlıklarının, tüketici beklentilerinin ve fiziksel mağazaların rolünün yeniden şekillendiği bir dönemde Perakende Alışveriş Zirvesi, bu yıl 22 Ekim 2026 tarihinde Fişekhanede sektörle buluşuyor.  

Markalardan AVM yatırımcılarına, perakende teknoloji sağlayıcılarından sektör profesyonellerine kadar alışveriş ekosisteminin farklı paydaşlarını aynı çatı altında buluşturan zirve, perakendenin değişen yapısını sahadan gelen veriler, uygulamalar ve yeni iş modelleri üzerinden ele almaya hazırlanıyor.

Perakende Alışveriş Zirvesi 2026 Teması: “New Codes.”

Bu yıl zirvenin teması, alışveriş dünyasını yeniden şekillendiren davranışları, beklentileri ve iş yapış biçimlerini odağına alan New Codes. olarak belirlendi.

Tüketicinin markalarla kurduğu ilişki değişirken, alışveriş kararlarını belirleyen kodlar da yeniden yazılıyor. Fiyat, ürün ve lokasyon hâlâ önemini koruyor; ancak deneyim, kolaylık, hız, güven, kişiselleştirme ve markanın sunduğu bütünsel dünya artık tercihlerin daha güçlü parçaları haline geliyor.

New Codes., perakendenin yalnızca teknolojiyle değil; tüketicinin değişen öncelikleri, mağazaların kazandığı yeni roller ve alışveriş deneyiminin farklı temas noktalarına yayılmasıyla yeniden şekillenmesini ifade ediyor.

Bugün mağaza yalnızca ürünün sergilendiği ve satışın tamamlandığı bir alan değil. Marka deneyiminin kurulduğu, tüketiciyle bağ geliştirildiği ve fiziksel dünyanın dijital olanaklarla yeniden yorumlandığı stratejik bir temas noktasına dönüşüyor.

AVM’lerin çekim gücünden mağaza ziyaret motivasyonlarına, fiyat-değer-deneyim dengesinden sadakat modellerine kadar sektörün yerleşik kabulleri de bu değişimle birlikte yeniden değerlendiriliyor.

Perakendenin Yeni Kodları Sahneye Çıkıyor

Perakende Alışveriş Zirvesi 2026 kapsamında; yeni nesil alışveriş davranışları, deneyim odaklı mağazacılık, fiziksel alanların dönüşümü, AVM’lerin değişen rolü, operasyonel verimlilik, teknoloji kullanımı ve yeni büyüme modelleri farklı perspektiflerden ele alınacak.  

Zirvede yalnızca geleceğe ilişkin öngörüler değil; tüketicinin bugünkü beklentilerini anlamaya yardımcı olan veriler, sektörde karşılık bulan uygulamalar ve markaların yeni döneme nasıl hazırlandığını gösteren gerçek örnekler konuşulacak.

New Codes., perakendenin yeni kurallarını tek bir başlık altında tanımlamak yerine, değişimi oluşturan farklı kodları birlikte okumaya odaklanıyor.

Çünkü alışverişin yeni döneminde başarı, yalnızca doğru ürünü doğru noktada sunmakla değil; tüketicinin değişen karar mekanizmalarını anlamak ve tüm deneyimi bu beklentiler doğrultusunda yeniden tasarlamakla mümkün hale geliyor.

Kayıtlar Devam Ediyor

22 Ekim 2026 tarihinde Fişekhane’de gerçekleştirilecek Perakende Alışveriş Zirvesi için kayıtlar devam ediyor.

Detaylı bilgi almak ve kayıt oluşturmak için Perakende Alışveriş Zirvesi web sitesini ziyaret edebilirsiniz.  

Bi’Sektör’ün tüm etkinliklerinde olduğu gibi sektör profesyonellerine özel ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek zirvede, sınırlı kontenjan nedeniyle kayıt zorunlu olacak.

Teknosa’nın Yeni Genel Müdürü

Sabancı Holding iştiraklerinden Teknosa, teknoloji perakendeciliği ve dijital dönüşüm alanlarında uzun yıllara dayanan deneyime sahip Öget Kantarcı’nın, 1 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla Genel Müdür olarak göreve başlayacağını duyurdu.

Koç Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü mezunu olan Öget Kantarcı, 25 yılı aşkın kariyeri boyunca otomotiv, telekomünikasyon, e-ticaret, dijital ticaret ve yönetim danışmanlığı alanlarında üst düzey yöneticilik görevleri üstlendi.

Profesyonel kariyerine Peugeot Otomotiv’de başlayan Kantarcı, Turkcell’de satış, operasyon ve e-ticaret alanlarında yöneticilik yaptıktan sonra Otto Group Türkiye’ye katıldı. Burada Limango, Arabulvar ve OGLI şirketlerinin ticari stratejilerine liderlik ederek dijital ticaret alanında önemli projelere imza attı. 2014 yılında eBay Türkiye’ye katılan Kantarcı, önce Ticari Direktör, ardından eBay Türkiye ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) Bölgesi Ülke Müdürü olarak görev yaptı. Bu dönemde şirketin büyüme stratejileri, dijital ticaret operasyonları ve bölgesel organizasyonunun gelişiminde aktif rol üstlendi. 2023-2025 yılları arasında PwC Türkiye’de Kıdemli Danışman olarak görev yapan Kantarcı; dijital dönüşüm, e-ticaret, yapay zekâ, büyüme stratejileri ve teknoloji odaklı dönüşüm projelerinde çok sayıda kuruma danışmanlık verdi.

Son olarak Alghanim Industries bünyesinde faaliyet gösteren Xcite Kuwait’te Kıdemli Genel Müdür olarak görev yapan Kantarcı; şirketin omni-channel operasyonlarını, bölgesel büyüme stratejilerini ve yeni nesil marketplace dönüşümünü yönetirken, yapay zekâ destekli dijital dönüşüm projelerine liderlik etti.

Teknosa Genel Müdürü olarak görev yapacak olan Öget Kantarcı’nın öncelikleri arasında müşteri deneyimini daha da ileri taşımak, omni-channel yapıyı güçlendirmek, yapay zekâ destekli dijitalleşmeyi hızlandırmak ve Teknosa’nın sürdürülebilir büyüme stratejisini yeni nesil perakende anlayışıyla desteklemek yer alıyor.

Yapay Zekâ CFO’nun Yerini Alabilir mi?

Yapay zekâ perakendede müşteri deneyimi ve operasyonların ardından şimdi de finans yönetimini dönüştürüyor. Finans teknolojileri şirketi Intuit, finansal yazılımları yalnızca kayıt tutan sistemler olmaktan çıkarıp analiz yapan, öneriler sunan ve belirli finansal süreçleri kullanıcı adına yönetebilen “zeka sistemlerine” dönüştürmeyi hedefliyor. Şirket, yapay zekânın finans ekiplerinin yerini almak yerine karar alma süreçlerini destekleyen yeni bir çalışma modeli oluşturacağını savunuyor.

İnsan Denetimi Yapay Zekânın Yerini Almıyor, Onu Tamamlıyor

Intuit’in geliştirdiği Generative AI Operating System (GenOS) platformu; muhasebe, nakit akışı, bordro ve vergi süreçlerinde yapay zekâ ajanlarını şirket verileriyle bir araya getiriyor. Platform bugün yaklaşık 100 milyon bireysel kullanıcıya ve 10 milyon KOBİ’ye hizmet verirken, günlük yaklaşık 60 milyar makine öğrenmesi tahmini gerçekleştiriyor. Şirket, OpenAI ve Anthropic gibi üretken yapay zekâ şirketleriyle çalışmasına rağmen müşteri verilerinin kontrolünü kendi platformunda tutmaya devam ediyor.

criteo, openai reklam pilotuna katıldı: chatgpt’de i̇lk reklam ortağı

Ancak Intuit’e göre finans gibi yüksek riskli alanlarda tam otomasyon henüz mümkün değil. Şirket, kritik finansal kararların son onayının her zaman kullanıcıda kaldığını, yapay zekânın ise yüksek hacimli işlemleri otomatikleştirirken insan uzmanların doğruluk ve denetim katmanını oluşturduğunu belirtiyor. Sistemin en önemli özelliklerinden biri ise yalnızca sonuç üretmesi değil, ulaştığı sonucun hangi veriler üzerinden oluştuğunu adım adım gösterebilmesi. Böylece finans süreçlerinde güven ve şeffaflığın korunması hedefleniyor.

Perakende sektörü açısından bu yaklaşım yalnızca muhasebe ekiplerini ilgilendirmiyor. Yapay zekâ destekli finans sistemleri; stok planlaması, tedarikçi ödemeleri, nakit akışı, fiyatlandırma ve kârlılık analizleri gibi operasyonel kararların gerçek zamanlı verilere göre yönetilmesini mümkün hale getiriyor. Bu da finans departmanlarının rapor hazırlayan birimlerden, şirketin stratejik karar merkezlerinden biri haline gelmesini hızlandırıyor.

Yapay zekâ finans ekiplerinin yerini almıyor; ancak finansın çalışma şeklini kökten değiştiriyor. Geleceğin rekabet avantajı, veriyi en hızlı analiz eden değil, yapay zekâ ile insan uzmanlığını en doğru şekilde birleştiren şirketlerde şekillenecek.

Nike: Tüketicinin Harcama Baskısı Büyümeyi Yavaşlatıyor

Nike, 2027 mali yılının ilk yarısına ilişkin beklentilerini aşağı yönlü revize ederken, küresel tüketici talebindeki zayıflamanın ve isteğe bağlı harcamalardaki yavaşlamanın satışlar üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiğini açıkladı. Şirket, özellikle Sportswear ve Jordan Streetwear kategorilerinde talebin beklenen seviyeye ulaşmadığını belirtirken, önümüzdeki iki çeyrekte gelirlerin düşük ila orta tek haneli oranda gerilemesini öngörüyor.

Şirket yönetimi, mart ayında güçlü başlayan satış ivmesinin nisan ortasından itibaren yavaşladığını ve bu durumun özellikle moda odaklı spor giyim kategorilerini olumsuz etkilediğini ifade etti. Nike CEO’su Elliott Hill, şirketin henüz hedeflediği performansa ulaşamadığını belirterek, tüketici trafiği ve isteğe bağlı harcamalardaki baskının birçok pazarda hissedildiğini söyledi.

Spor Giyim ve Jordan Kategorilerinde Talep Zayıflıyor

Nike CFO’su Matt Friend, mevcut ekonomik ortamın tüketicileri daha temkinli alışveriş yapmaya yönelttiğini belirterek, özellikle Sportswear kategorisinde çift haneli satış düşüşü yaşandığını açıkladı. Şirket, bu tabloya karşılık stok alımlarını azaltırken gelecekteki sipariş planlarını da daha kontrollü yönetmeye hazırlanıyor.

Buna karşın performans odaklı ürün gruplarında daha olumlu bir görünüm dikkat çekiyor. Nike Running, üst üste beşinci çeyrekte çift haneli büyümesini sürdürerek son dönemde yaklaşık 1 milyar dolar ek gelir yarattı ve Kuzey Amerika ile Batı Avrupa’da koşu ayakkabısı pazar payını artırdı.

Kuzey Amerika Güçlü Kalmaya Devam Ediyor

Nike’ın en güçlü pazarı olmayı sürdüren Kuzey Amerika’da dördüncü çeyrek gelirleri yüzde 3 arttı. Şirket, özellikle toptan satış kanalında daha sağlıklı bir yapı oluşturduğunu ve stratejik iş ortaklarıyla ilişkilerini güçlendirdiğini belirtti.

Buna karşılık dijital kanal büyüme tarafında baskı devam ediyor. Nike Direct gelirleri çeyrek boyunca yüzde 7 gerilerken, dijital satışlar yüzde 12 düştü. Şirket, özellikle Avrupa’da promosyonları azaltarak dijital kanalı yeniden premium konumlandırmayı hedeflediğini açıkladı.

Kârlılık Tarife Geliriyle Desteklendi

nikemostvaluablebrand2023

Nike’ın dördüncü çeyrek net kârı 1,1 milyar dolara yükselerek güçlü görünse de bu artışın büyük bölümü tek seferlik 986 milyon dolarlık gümrük tarifesi geri ödemesinden kaynaklandı. Bu kalem hariç tutulduğunda şirketin operasyonel performansındaki toparlanmanın daha sınırlı olduğu görülüyor.

Yıl genelinde şirketin geliri 46,4 milyar dolar ile yatay seyrederken, Converse markasının gelirleri yüzde 31 geriledi. Nike ise kasım ayında düzenleyeceği yatırımcı gününde yeni büyüme stratejisini açıklamayı planlıyor.

Nike’ın sonuçları, küresel spor giyim pazarında rekabetin artık yalnızca yeni ürün geliştirmekle sınırlı olmadığını gösteriyor. Tüketicilerin harcamalarını ertelediği bir dönemde markalar; doğru fiyatlama, ürün yeniliği, kanal yönetimi ve güçlü toptan satış ortaklıkları arasında daha hassas bir denge kurmak zorunda kalıyor. Özellikle moda odaklı kategorilerde talebi yeniden canlandırmak, sektörün önümüzdeki dönemdeki en önemli sınavlarından biri olacak.

Mr DIY, “Plus” Konseptini Yeni Mağazayla Büyütüyor

Malezya merkezli perakende zinciri Mr DIY, büyük formatlı mağaza konsepti Mr DIY Plus‘ı yeni bir yatırımla genişletti. Şirket, Malezya’daki The Mines alışveriş merkezinde açtığı yeni mağazayla dört farklı perakende markasını tek çatı altında bir araya getirerek daha kapsamlı bir alışveriş deneyimi sunmayı hedefliyor.

Yeni mağazada Mr DIY, Mr Toy, Mr Dollar ve Emtop markalarının ürünleri aynı alanda yer alıyor. Böylece ev geliştirme, hırdavat, elektrik ürünleri, kırtasiye, oyuncak, otomotiv, ev yaşamı ve yaşam tarzı kategorilerinde geniş bir ürün yelpazesi tüketicilere sunuluyor.

Çok Markalı Mağaza Modeli Güçleniyor

mr diy, "plus" konseptini yeni mağazayla büyütüyor

Mr DIY Plus konsepti yalnızca ürün çeşitliliğini artırmakla kalmıyor, mağazayı bir topluluk buluşma noktasına dönüştürmeyi de amaçlıyor. Yeni mağazada hafta sonu atölyeleri ve etkinlikleri için özel alanlar oluşturulurken, müşterilerin ürünleri deneyimleyebileceği interaktif sergileme alanları da bulunuyor.

Şirkete göre yeni konsept, farklı kategorilerde alışveriş yapan müşterilerin tüm ihtiyaçlarını tek noktada karşılayarak alışverişi daha kolay ve pratik hale getiriyor. Daha geniş mağaza düzeni sayesinde ürünlere erişimin de kolaylaştırılması hedefleniyor.

Mr DIY CEO’su Adrian Ong, değişen tüketici alışkanlıklarının daha fazla kolaylık, ürün çeşitliliği ve fiyat avantajı beklentisini beraberinde getirdiğini belirterek, Plus konseptinin bu ihtiyaçlara yanıt vermek üzere geliştirildiğini ifade etti.

Bölgesel Büyüme Stratejisini Sürdürüyor

mr3

Yeni mağaza açılışı, Mr DIY’ın Asya’daki büyüme planlarının devamı niteliğinde geliyor. Şirket, yılın başında Tayland’daki 1.000 mağaza barajını aşarken, 2026 sonuna kadar ülkede 210 yeni mağaza daha açmayı ve 2031’e kadar 3.000 mağazaya ulaşmayı hedeflediğini açıklamıştı.

Perakendede rekabet artık yalnızca mağaza sayısıyla değil, mağaza formatıyla da şekilleniyor.

Çok markalı, deneyim odaklı ve farklı kategorileri tek çatı altında buluşturan büyük formatlı mağazalar, tüketicilere daha kapsamlı bir alışveriş deneyimi sunarken perakendecilerin sepet büyüklüğünü ve mağaza trafiğini artıran önemli bir büyüme stratejisi haline geliyor.