Ana Sayfa Blog Sayfa 6

JYSK İyi Bir Uyku İçin 25 Yıl Garanti ve 100 Gün Deneme Süresi Sunuyor

Danimarka merkezli ev ve yaşam ürünleri prekendecisi JYSK Türkiye, uyku ürün grubunu Emaar Skyview’in 48. katında, panoramik İstanbul manzarası eşliğinde düzenlenen deneyim odaklı özel bir etkinlikle tanıttı. Basın mensupları ve dijital içerik üreticilerinin yoğun ilgi gösterdiği buluşmada; kaliteli uykunun sağlık, zihin ve beden üzerindeki etkileri alanında uzman isimlerin sunumlarıyla ele alındı.

İskandinav ev yaşam markası JYSK Türkiye, uyku ürün grubunu odağına alan özel bir etkinlik gerçekleştirdi. Emaar SkyView’in 48. katında, panoramik İstanbul manzarası eşliğinde düzenlenen JYSK Sleeping Event; uyku, sağlık, meditasyon ve astroloji başlıklarını aynı deneyimde buluşturdu. Etkinliğe dijital içerik üreticileri ve basın mensupları katıldı.

“İyi bir uykuyu herkesin ulaşabileceği fiyata sunmak istiyoruz”

yvz 5252 120208425

JYSK’un DNA’sının uyku ile başladığını vurgulayan JYSK Türkiye Ülke Direktörü Fatih Tezcan, “Yatak ve uyku ürünleri kategorisi bizim için her zaman en değerli odak noktası oldu. Bugün Türkiye genelinde toplam 15 mağazamızla müşterilerimize ulaşıyoruz. 22 Ekim’de Ankara’da eş zamanlı açacağımız iki mağazamızın ardından çok yakında Mall of İstanbul mağazamızla da büyümemizi sürdüreceğiz. Hayatımızın yaklaşık üçte birini uykuda geçiriyoruz. Bu nedenle mağazalarımızda sunduğumuz her ürünle insanların kaliteli bir uykuya ve dolayısıyla daha sağlıklı bir yaşama adım atmasını hedefliyoruz” dedi.

“25 Yıl Garanti Sunuyoruz”

JYSK’un yolcuğunun ilk olarak Danimarka’da uyku ürünleri ile başladığını ve logodaki kaz ikonununa da dikkat çekerek markanın temelinde yatak ve uyku tekstili olduğunu dile getiren JYSK Türkiye Marka ve Pazarlama Direktörü Elif Tonyalı, “ Dolayısıyla uyku bizim işimizin odağında yer alıyor. Zamanla alışkanlıklarımız değişse de insanın iyi bir uykuya duyduğu ihtiyaç hep aynı kaldı. Bugün kaliteli bir uyku bir ayrıcalık değil, iyi bir yaşamın temeli ve günümüzde artık daha da önemli. En büyük önceliğimiz, İskandinav uyku konforunu ve kalitesini herkes için ulaşılabilir fiyatlarla sunmak. Bu anlayışla, kalitemize duyduğumuz güvenin bir göstergesi olarak Gold yatak kategorimizde müşterilerimize 100 gün deneme süresi ve 25 yıl garanti sunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Uykunun anatomisi masaya yatırıldı

Etkinliğin ilk bölümünde JYSK Uyku Uzmanı Cansu Acar, “JYSK Sleeping World” başlıklı sunumuyla iyi bir uykunun öneminden yatakların yapısına, uyku uzmanlarının rolünden garanti ve deneme sürecine kadar pek çok başlığı katılımcılarla paylaştı.

Acar, insanların yaşamlarının yaklaşık üçte birini uykuda geçirdiğine dikkat çekerek kaliteli uykunun odaklanma, hafıza, ruh hali ve bağışıklık sistemi gibi pek çok alanla ilişkili olduğunu aktardı. Doğru yatak seçiminde ise kişinin vücut yapısı ve konfor beklentisinin yanı sıra yatağın destek özelliklerinin de değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. yataklarının farklı katmanları, konfor bölgeleri, yay ve sünger yapıları ile havalandırma özellikleri de anlatıldı.

“İyi uyuyor musunuz?” sorusuna sağlık perspektifi sunuldu

yvz 6033 120210132

Etkinliğin “Sleep Health Talk” bölümünde ise Dr. Yazgı Kayabaşoğlu, uykunun sağlık üzerindeki etkilerini ele aldı. Uyku ile uzun yaşam arasındaki ilişkiye dikkat çeken Kayabaşoğlu; bağışıklık sistemi, metabolizma, beynin atık maddelerden arınması ve uyku kalitesi gibi başlıkları katılımcılarla paylaştı.

Kayabaşoğlu, iyi bir uyku için yalnızca erken yatmanın yeterli olmadığını belirterek ışık, ses, sıcaklık ve uyunan yüzey gibi çevresel faktörlerin de önem taşıdığını vurguladı. Uyku kalitesinin değerlendirilmesinde yatağın da göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Sunumda ayrıca yatak seçiminde kişinin vücut ağırlığı, uyku pozisyonu, omuz ve kalça yapısı, bel-boyun sorunları, konfor algısı ve yatağın destek özelliklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği aktarıldı.

Gecenin ritmi meditasyon ve astrolojiyle devam etti

yvz 5254 1 120208864

Etkinliğin. Sleep Meditation bölümünde Zeynep Kurtulan, katılımcıları günün temposundan uzaklaştıran bir meditasyon deneyimine davet etti. Astrolog Büşra Efe ise Astrology Talk ile gökyüzünün ritmi ve gece kavramı üzerinden farklı bir perspektif sundu. Programın son bölümünde gerçekleştirilen Moonlight Night Bar ise etkinliğin sosyal buluşma alanını oluşturdu.

Hepsiburada ve KAGİDER’in Kadın Girişimcilere Yönelik Programının İlki Tamamlandı

Hepsiburada ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) işbirliğiyle hayata geçirilen “Yol Arkadaşın Burada” programının ilki gerçekleştirildi.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Eylül 2025’te başlayan ve girişimci kadınların e-ticarette yetkinliklerini geliştirmek ve işlerini sürdürülebilir biçimde büyütmelerine destek olmak amacıyla hayata geçirilen “Yol Arkadaşın Burada” programının ilki, eğitimden mentörlüğe uzanan gelişim yolculuğuyla girişimci kadınları desteklerken, katılımcıların iş sonuçlarına da somut katkı sağladı. Girişimci kadınların e-ticarette yetkinliklerini geliştirmek ve işlerini sürdürülebilir biçimde büyütmelerine destek olmak amacıyla hayata geçirilen program, eğitimden mentörlüğe uzanan gelişim yolculuğuyla girişimci kadınları desteklerken, katılımcıların iş sonuçlarına da somut katkı sağladı.

Program boyunca 23 farklı alanda toplam 52 saat eğitim düzenlendi. İstanbul’dan Ordu’ya, İzmir’den Şanlıurfa’ya Türkiye’nin 39 şehrinden 1000’i aşkın girişimci kadın eğitimlere katıldı. Eğitimlere Türkiye’nin yanı sıra Hollanda, ABD, Kanada ve İspanya’dan da girişimci kadınlar katıldı. Katılımcıların yüzde 70’ini 25-45 yaş aralığındaki kadınlar oluşturdu.

Eğitim döneminin ardından belirlenen 25 girişimci kadın, KAGİDER’in mentör ağında yer alan deneyimli kadın girişimcilerle eşleştirildi. Altı ay süren bire bir mentörlük döneminde katılımcılar kendi işlerinin ihtiyaçlarına yönelik destek aldı. Eğitimlerin ardından katılımcıların yüzde 66’sı yapay zeka araçlarını iş süreçlerine entegre etti. Katılımcıların yüzde 50’den fazlası ürün görsellerini profesyonel çekim teknikleriyle yenilerken, video içerik üretmeye başlayanların oranı yüzde 46 oldu.

Kadın girişimcilerin sipariş sayısı eğitim öncesi döneme kıyasla yüzde 70’e yakın artarken, ciroları yüzde 42 büyüdü. Katılımcıların yüzde 83’ü işini büyütme konusundaki özgüvenlerinin arttığını ifade ederken, programın genel memnuniyet oranı yüzde 90’ın üzerinde gerçekleşti.

“Girişimci kadınları deneyimli yol arkadaşlarıyla buluşturduk”

Açıklamada görüşlerine yer verilen Hepsiburada Kurumsal İletişim ve Sosyal Etki Grup Direktörü Canan Binal Yılmaz, kadın girişimciliğini destekledikleri yaklaşık 10 yıllık yolculuklarının kendilerine çok önemli bir şey öğrettiğini aktararak, bir girişimcinin işini kurmasına destek olmak kadar, değişen ihtiyaçlarında yanında kalabilmenin de önemli olduğunu belirtti. E-ticaretin çok hızlı dönüştüğünü ve bugün bir girişimcinin yapay zekadan içerik üretimine, finansal okuryazarlıktan marka iletişimine kadar çok farklı alanlarda kendini sürekli geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, “Yol Arkadaşın Burada”yı, tam da bu değişime ayak uydurabilecekleri yaşayan bir gelişim programı olarak tasarladıklarını kaydetti.

Yılmaz, programın sonunda en değerli kazanımın, eğitimlerin ötesine geçen bir öğrenme ve dayanışma alanı oluşturabilmek olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“KAGİDER’in deneyimi ve güçlü mentör ağı sayesinde girişimci kadınları karşılaştıkları soruları paylaşabilecekleri deneyimli yol arkadaşlarıyla buluşturduk. Programın ilkini tamamlarken elde ettiğimiz deneyim ve içgörüleri programın bundan sonraki aşamaları için kullanmayı hedefliyoruz. Girişimci kadınları dinlemeye, ihtiyaçları değiştikçe programın içeriğini de onlarla birlikte geliştirmeye devam edeceğiz. Hedefimiz, işlerini büyütürken ihtiyaç duydukları her yeni adımda yanlarında olabilmek. ‘Yol Arkadaşın Burada’ isminin bizim için karşılığı da tam olarak bu. “KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi ve proje lideri Neşecan Çekici de kadın girişimciler için bilgi kadar deneyim paylaşımı ve desteğin de önemli olduğunu aktardı.

“Yol Arkadaşın Burada” programında eğitimlerin ardından başlayan mentörlük sürecinde girişimci kadınları deneyimli iş insanlarıyla buluşturduklarını vurgulayan Çekici, “Kendi işlerine dair karşılaştıkları konuları birlikte değerlendirdiler, deneyimlerini paylaştılar. Program boyunca bir kez daha gördük ki doğru bir yol arkadaşlığı, girişimcilerin kendilerine ve işlerine daha güvenle bakmalarına katkı sağlıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi Av. Zeynephan Gemicioğlu da, nisan ayından bu yana KAGİDER Mentor Hub’daki mentörlerin 25 kadın girişimci ve 5 kooperatifle bire bir çalıştığını belirtti. Yaptıkları ölçümde katılımcıların yüzde 57’sinin hedeflerine ulaştığını, yaklaşık yüzde 32’sinin ise hedeflerinin de ötesine geçtiğini belirten Gemicioğlu, “Bu süreç bize mentörlük ilişkisinin iki taraf için de değerli bir öğrenme alanı olduğunu bir kez daha gösterdi. Program sona erse de KAGİDER olarak girişimcilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Gap’in Yeni Alışveriş Deneyimi: Müşteri Artık Ürün Değil, İhtiyacını Aratıyor

Gap Inc., ilk e-ticaret sitesini açmasının üzerinden 30 yıl geçerken alışveriş deneyimini bu kez yapay zekâ destekli araçlarla yeniden tasarlıyor. Gap, Banana Republic, Old Navy ve Athleta markalarını kapsayan yeni yapı, müşterilerin ürünleri klasik kategori ve arama yöntemleriyle bulmak yerine günlük konuşma diliyle ihtiyaçlarını ifade ederek öneriler almasına olanak sağlayacak. Gap müşterileri ayrıca Alta Daily ve Daydream platformları üzerinden kişiselleştirilmiş kombin ve ürün önerileri keşfedebilecek.

Arama Kutusundan Alışveriş Asistanına

Gap’in yeni modelinde müşteri artık yalnızca belirli bir ürünü aramak zorunda değil. Daydream, kullanıcının ne aradığını doğal dille anlamlandırarak moda önerileri sunarken, Alta Daily hava durumu, bütçe ve kullanıcının günlük programı gibi değişkenleri dikkate alarak kombinler oluşturuyor. Platform, kullanıcının mevcut gardırobundaki parçaları da önerilere dahil edebiliyor.

Banana Republic ve Old Navy de kendi web siteleri ve uygulamalarında doğal dil üzerinden çalışan alışveriş asistanlarını devreye alıyor. Böylece yapay zekâ, e-ticaret sitesindeki bir başka özellik olmaktan çıkarak müşterinin ihtiyacını ürün seçimine dönüştüren yeni bir alışveriş arayüzü haline geliyor.

Bu değişim, perakendenin önemli bir alışkanlığını da dönüştürüyor. Geleneksel e-ticarette müşteri ihtiyacını arama kutusuna veya kategori filtrelerine çevirmek zorunda. AI destekli modelde ise müşteri “Hafta sonu yağmurlu havada ne giyebilirim, bütçem de 150 dolar” gibi bir ihtiyaçla alışverişe başlayabiliyor. Teknoloji, bu ifadeyi ürün ve kombin önerilerine dönüştürerek keşif sürecindeki yükün bir bölümünü üstleniyor.

Kişiselleştirme Arttıkça Güven Daha Önemli Hale Geliyor

gap 1st website

Gap’in yaklaşımında dikkat çeken bir diğer nokta, şirketin AI destekli alışverişte güven ve müşteri kontrolünün önemini açıkça vurgulaması. Şirketin CTO’su Sven Gerjets, yapay zekânın alışverişi kolaylaştırması ancak müşterinin seçim üzerindeki kontrolünü azaltmaması gerektiğini belirtiyor.

Bu konu moda perakendesinde özellikle kritik. Yanlış beden, müşterinin tarzıyla uyuşmayan bir ürün veya beklentiyi karşılamayan bir kombin önerisi, AI deneyiminin doğrudan satın alma sonrası memnuniyete dönüşmesini engelleyebilir. SmartCustomer’ın geçtiğimiz ay yayımlanan araştırmasına göre, tüketicilerin AI yardımıyla yaptığı ve sonrasında pişman olduğu alışverişlerin yüzde 45’i giyim ve ayakkabı kategorisinde gerçekleşiyor.

Dolayısıyla markalar için önümüzdeki dönemde yalnızca “AI alışveriş asistanı sunmak” yeterli olmayacak. Önerilerin doğruluğu, hangi verilerle oluşturulduğu, müşterinin öneriyi değiştirebilmesi ve kişisel verilerinin nasıl kullanıldığı da deneyimin parçası olacak. Özellikle yapay zekâ müşterinin gardırobundan bütçesine, konumundan günlük programına kadar daha fazla veri kullandıkça, kişiselleştirme ile mahremiyet arasındaki denge daha önemli hale gelecek.

Gap’in 1996’da açtığı ilk e-ticaret sitesi, müşteriyi fiziksel mağazadan dijital kataloğa taşıyan bir dönemin başlangıcıydı. Bugün AI destekli alışveriş ise müşterinin katalogda arama yapmasını beklemek yerine, ihtiyacını anlayıp ürünleri onun adına filtreleyen yeni bir modele işaret ediyor.

Perakendede bir sonraki dijital rekabet, müşterinin kaç ürüne ulaşabildiğinden çok, aradığı şeyi henüz tam olarak tarif edemediği anda markanın ona ne kadar doğru yardımcı olabildiği üzerinden şekillenebilir.

Uniqlo’nun Global Büyümesi Hızlanıyor: Fast Retailing Gelirlerini Yüzde 16,6 Artırdı

Uniqlo’nun çatı şirketi Fast Retailing, 31 Ağustos 2026’da sona eren mali yılda gelirlerini yüzde 16,6 artırarak 3,96 trilyon yene (yaklaşık 25 milyar dolar) çıkardı. Şirketin faaliyet kârı yüzde 31,7 artışla 743,1 milyar yene ulaşırken, net kârı yüzde 25,3 yükselerek 542,5 milyar yen oldu. Üst üste beşinci yılında rekor performans açıklayan grubun büyümesinde özellikle Uniqlo’nun uluslararası operasyonları belirleyici rol oynadı.

Uniqlo’nun Büyüme Merkezi Uluslararası Pazarlara Kayıyor

uniqlo turkiye

Fast Retailing’in sonuçlarında en dikkat çekici gelişme, Uniqlo International operasyonlarının güçlü performansı oldu. Uluslararası gelirler yüzde 26,2 artarak 2,41 trilyon yene ulaşırken, faaliyet kârı yüzde 44,9 yükselerek 448,1 milyar yen olarak gerçekleşti. Kuzey Amerika, Avrupa, Güney Kore, Güneydoğu Asya, Hindistan ve Avustralya pazarlarında çift haneli gelir ve kâr artışları kaydedildi.

Özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika, markanın global büyümesinde daha güçlü bir konuma ulaştı. Avrupa gelirleri yüzde 38,7 artışla 512,6 milyar yene, Kuzey Amerika gelirleri ise yüzde 34,6 büyüyerek 364,9 milyar yene çıktı. Böylece iki bölgenin toplam gelirleri ilk kez Büyük Çin bölgesini geride bıraktı. Bu gelişme, Uniqlo’nun uzun yıllardır güçlü olduğu Asya pazarlarının ötesinde daha dengeli bir uluslararası büyüme yapısı oluşturduğunu gösteriyor.

Uniqlo Japonya ise yüzde 5,7 gelir artışıyla 1,08 trilyon yene ulaşarak büyümesini sürdürdü. Grubun diğer markalarından GU’nun gelirleri yüzde 1,8 artarken, Global Brands bölümünde yüzde 2,3 daralma yaşandı. Bu tablo, Fast Retailing’in toplam performansında Uniqlo markasının ve özellikle uluslararası operasyonlarının ağırlığını ortaya koyuyor.

Büyümenin Arkasında Mağaza Deneyimi ve Ürün Stratejisi Var

uniqlo

Uniqlo’nun uluslararası büyümesi yalnızca yeni mağaza açılışlarına dayanmıyor. Şirket, özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika’da büyük ölçekli amiral mağazalar, ürün sunumu ve marka iletişimini birlikte yöneterek LifeWear konseptini daha geniş müşteri kitlelerine ulaştırıyor. Günlük kullanım odaklı temel ürünlerin yanı sıra güncel silüetlere uyarlanan koleksiyonlar da markanın farklı pazarlardaki müşteri tabanını genişletmesini destekliyor.

Bu yaklaşım, moda perakendesinde büyümenin yalnızca koleksiyon sıklığı veya trend takibi üzerinden ilerlemediğini gösteriyor. Uniqlo, fonksiyonel ürünler, sade tasarım ve geniş kullanım alanına sahip koleksiyonlarla farklı tüketici gruplarına ulaşırken, fiziksel mağazalarını da marka konumlandırmasının önemli bir parçası olarak kullanıyor. Özellikle uluslararası pazarlarda mağaza lokasyonu, ürün karması ve yerel müşteri beklentilerinin birlikte yönetilmesi, operasyonel performansı doğrudan etkiliyor.

Fast Retailing, 2027 mali yılında gelirlerinin yüzde 12,3 artarak 4,45 trilyon yene ulaşmasını bekliyor. Şirket aynı dönemde faaliyetlerinden elde ettiği kârın 830 milyar yene, net kârının ise 560 milyar yene yükselmesini öngörüyor. Grup ayrıca global mağaza ağını 3.545 noktaya çıkarmayı planlıyor.

Fast Retailing’in 2026 sonuçları, moda perakendesinde uluslararası büyümenin yalnızca yeni pazarlara girmekle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Uniqlo’nun performansı, güçlü bir ürün stratejisinin doğru mağaza formatları ve yerel pazarlara uyum sağlayan operasyonlarla desteklendiğinde global ölçekte büyümeye dönüşebildiğini gösteriyor.

Levi’s’ta Büyümenin Yeni Dengesi: E-Ticaret, Toptan Satış ve Global Pazarlar Öne Çıkıyor

Levi Strauss & Co., 30 Ağustos 2026’da sona eren üçüncü çeyrekte net gelirini yüzde 4 artırarak 1,6 milyar dolara çıkardı. Organik gelir büyümesi yüzde 5 olurken, şirket özellikle uluslararası operasyonlar ve toptan satış kanallarındaki performansıyla büyümesini sürdürdü. Levi’s aynı zamanda 2026 yılı için kârlılık beklentilerini yükseltti.

Büyüme Sadece Mağazadan Gelmiyor

Levi Strauss’un sonuçlarında en dikkat çekici noktalardan biri, büyümenin farklı kanallara yayılması. Toptan satış gelirleri yüzde 6 artarken, doğrudan tüketiciye satışlar yüzde 2 yükseldi. DTC gelirleri toplam gelirin yüzde 45’ini oluştururken, e-ticaret satışlarının yüzde 10 büyümesi dijital kanalın performansını destekledi. Buna karşın DTC karşılaştırılabilir satışlarının yatay kalması, fiziksel ve dijital doğrudan satış kanalında büyümenin hâlâ daha seçici ilerlediğini gösteriyor.

Coğrafi sonuçlar da Levi’s’ın global büyüme stratejisinin önemini ortaya koyuyor. Avrupa’da gelirler yüzde 4, Asya’da ise yüzde 5 artarken, organik büyüme Asya’da yüzde 10’a ulaştı. ABD’de ise gelirler yüzde 1 geriledi. Bu tablo, markanın büyüme potansiyelinin yalnızca ana pazarı ABD’ye bağlı olmadığını ve farklı bölgelerdeki performansın toplam sonuçlar üzerinde giderek daha belirleyici hale geldiğini gösteriyor.

Levi’s Kanal ve Ürün Portföyünü Çeşitlendiriyor

levis magaza

Şirketin büyümesinde yalnızca denim kategorisine bağlı kalmayan ürün portföyünün de etkisi bulunuyor. Levi Strauss’un lifestyle kategorilerindeki ivmesi devam ederken, portföyündeki Beyond Yoga’nın gelirleri yüzde 9 arttı. Böylece şirket, Levi’s markasının güçlü denim mirasını korurken farklı ürün kategorileri ve markalar üzerinden tüketiciyle kurduğu ilişkiyi genişletiyor.

Levi Strauss, 2026 yılı için organik gelir büyümesi beklentisini yaklaşık yüzde 6’ya yükseltirken, düzeltilmiş EBIT marjının yaklaşık yüzde 12,1’e çıkmasını bekliyor. Düzeltilmiş hisse başına kâr beklentisi de 1,46–1,52 dolar aralığından 1,54–1,56 dolar aralığına yükseltildi. Şirket ayrıca 100 milyon dolarlık hızlandırılmış hisse geri alım programı başlatmayı planlıyor.

Levi’s’ın üçüncü çeyrek sonuçları, moda perakendesinde sürdürülebilir büyümenin tek bir kanala veya kategoriye yaslanmak yerine global pazarlar, toptan satış, e-ticaret ve çeşitlenen ürün portföyünün birlikte çalışmasına bağlı hale geldiğini gösteriyor. Markanın önündeki kritik konu ise DTC performansını güçlendirirken bu farklı büyüme kaynaklarını aynı marka stratejisi altında yönetebilmek olacak.

MANGO, Türkiye’de 80 Mağazaya Ulaştı

MANGO, Florentia Village ve İstanbul Koru Florya’daki yeni satış noktalarının ardından, son olarak İstanbul Finans Merkezi (İFM) bünyesinde bulunan İstanbul AVM’de yeni mağazasını açtı. Toplamda 2.500 m²’yi aşan alana sahip üç yeni mağazayla 50’nin üzerinde yeni istihdam yaratan MANGO, çağdaş ve çok yönlü kadın, erkek ve çocuk koleksiyonlarını, markanın ruhunu ve tazeliğini yansıtan Akdeniz esintili New Med konseptiyle tüketicilerle buluşturuyor.

istanbul finans merkezi

Yeni mağaza açılışları, MANGO’nun 4E 2024-2026 Stratejik Planı’nın bir parçasını oluştururken şirket, güçlü büyüme ivmesi doğrultusunda farklılaşan değer önerisini güçlendirmeyi ve mevcut mağazaları ile online kanalındaki satışlarını artırmayı hedefliyor. 2025 yılında Türkiye’de sergilediği güçlü performansı devam ettiren MANGO, 2026 yılında ülke genelinde belirlediği 10 yeni mağaza açma hedefine yılın ilk dokuz ayında ulaşarak Türkiye’deki toplam mağaza sayısını 80’e yükseltti.

Moda dünyasının uluslararası liderlerinden MANGO, İstanbul’da açtığı üç yeni mağazayla Türkiye’deki perakende varlığını güçlendirirken, ülke için belirlediği 2026 büyüme hedefine yalnızca dokuz ayda ulaştı. Türkiye pazarına olan bağlılığını sürdüren MANGO, üç yeni satış noktasıyla 50’nin üzerinde yeni istihdam yarattı. Yeni mağazalar; İstanbul Havalimanı yakınında yer alan Florentia Village, İstanbul’un önde gelen yerleşim bölgelerinden birinde bulunan İstanbul Koru Florya Alışveriş ve Yaşam Merkezi ve son olarak İstanbul Finans Merkezi (İFM) bünyesinde bulunan İstanbul AVM’de açıldı.

koru florya

Florentia Village’da 800 m²’yi aşan alana sahip mağazada MANGO’nun kadın ve erkek koleksiyonları sunulurken, 485 m² alana sahip İstanbul Koru Florya mağazasında ise kadın koleksiyonu yer alıyor. MANGO’nun Türkiye’de 80 mağazaya ulaşmasını sağlayan son açılışı ise 1.200 m²’yi aşan alanıyla İstanbul Finans Merkezi (İFM) bünyesindeki İstanbul AVM’de gerçekleştirildi. Mağazada MANGO’nun Barselona’daki tasarım merkezinde görev yapan 500 uzmandan oluşan ekip tarafından tasarlanan giyim, ayakkabı ve aksesuardan oluşan kadın, erkek ve çocuk koleksiyonları tüketicilerle buluşuyor. Zamansız ve çok yönlü temel parçaları, markanın Akdeniz mirasından ilham alan daha şık ve çağdaş tasarımlarla bir araya getiren MANGO koleksiyonları, markanın üstün kalite ve zarif tasarım anlayışına olan bağlılığını yansıtıyor. Yeni mağazalarda ayrıca MANGO’nun Akdeniz mirası ve kültüründen ilham alan New Med konsepti de yer alıyor. Doğal dokular, sıcak tonlar ve sürdürülebilir malzemelerle şekillenen iç mekân tasarımı, aydınlık ve ferah bir alışveriş ortamı yaratıyor.

Son mağaza açılışıyla Türkiye’deki 80’inci satış noktasına ulaşan MANGO, 2026 yılı için belirlediği büyüme hedefine yalnızca dokuz ayda ulaşarak Türkiye’deki güçlü büyümesini ve ülkenin önemli lokasyonlarındaki perakende varlığını güçlendirme konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor.

Yeni mağaza açılışları, MANGO’nun farklılaşan değer önerisini güçlendirmeyi, güçlü büyüme ivmesini sürdürmeyi ve mevcut mağazaları ile online kanalındaki satışlarını artırmayı hedefleyen 4E 2024–2026 Stratejik Planı’nın bir parçasını oluşturuyor. Strateji, MANGO’nun global cirosunu bir önceki yıla göre yüzde 13 artışla 3,8 milyar Euro’ya ulaştırdığı (sabit döviz kurlarıyla yüzde 16 artış) 2025 yılındaki güçlü performansının üzerine inşa ediliyor. Bu büyüme ivmesi 2026 yılının ilk yarısında da devam ederken, MANGO’nun global gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,2 artışla 1,852 milyar Euro’ya ulaşırken, sabit döviz kurlarıyla yüzde 10,7 artış kaydetti. MANGO, 1997 yılından bu yana Türkiye’de faaliyet gösteriyor ve Türkiye, markanın dünya genelindeki en güçlü performans gösteren ilk beş pazarı arasında yer alıyor. Şirket, 2025 yılını ülke genelinde toplam 40.000 m²’yi aşan 70’in üzerinde satış noktasıyla kapatırken, kendi online kanalı ve diğer pazar yerleri üzerindeki dijital varlığını da sürdürüyor.

McDonald’s’ta Yapay Zekâlı Fiyatlandırma Tartışması: Algoritmalar Ne Kadar İleri Gidebilir?

McDonald’s, yapay zekâ destekli fiyatlandırma sistemleri üzerinden franchise restoranları arasında fiyat koordinasyonu sağladığı iddiasıyla ABD’de açılan davayla gündemde. Chicago’daki federal mahkemeye taşınan davada, şirketin kendi restoranları ve bağımsız franchise işletmeleri arasında algoritmalar aracılığıyla fiyat sabitlemeye dahil olduğu öne sürülüyor. McDonald’s ise iddiaları reddederek menü fiyatlarının franchise sahipleri tarafından bağımsız şekilde belirlendiğini ve yapay zekânın bir Big Mac veya başka bir menü ürününün fiyatını doğrudan belirlemediğini savunuyor.

Milyonlarca İşlem Verisi Fiyatlandırmayı Nasıl Etkiliyor?

img 2542

Davanın merkezinde, McDonald’s’ın geniş franchise ağı üzerinden oluşan verinin fiyatlandırma sistemlerinde nasıl kullanıldığı bulunuyor. Dava dilekçesinde, yaklaşık 14 bin restorandaki milyonlarca günlük işlemin analiz edildiği ve kamuya açık olmayan verilerle eğitilen algoritmalardan yararlanıldığı iddia ediliyor. Davacı taraf ise bağımsız franchise işletmelerinin fiyat kararlarını birbirlerinden bağımsız şekilde vermesi gerektiğini savunuyor.

McDonald’s tarafı ise kullandığı fiyat önerisi araçları ve analitik sistemlerin karar vericinin yerini almadığını belirtiyor. Bu ayrım perakende açısından önemli. Çünkü algoritmik fiyatlandırmada temel mesele yalnızca fiyatı kimin belirlediği değil, algoritmanın hangi verilerle hangi öneriyi ürettiği ve bu önerinin işletme tarafından nasıl kullanıldığı haline geliyor.

Özellikle franchise sistemlerinde konu daha karmaşık bir boyut kazanıyor. Bir markanın merkezi operasyonu çok sayıda bağımsız işletmeden gelen veriyi analiz ederek fiyat önerileri sunabiliyorsa, veri avantajı ile franchise sahiplerinin ticari karar bağımsızlığı arasındaki sınırın nasıl korunacağı önemli bir yönetişim konusu oluşturuyor.

AI Fiyatlandırmada Yeni Bir Yönetişim Alanı Açıyor

mcdonalds tai viet nam 1 1

ABD’de otel, konut kiralama ve farklı sektörlerde algoritmik fiyatlandırma sistemlerine ilişkin benzer hukuki tartışmaların ortaya çıkması, konunun yalnızca McDonald’s’a özgü olmadığını gösteriyor. Perakendeciler açısından yapay zekâ; talep tahmini, stok optimizasyonu, promosyon ve dinamik fiyatlama gibi alanlarda önemli operasyonel fırsatlar sunarken, kullanılan verinin kapsamı ve algoritmanın karar sürecindeki rolü de daha fazla önem kazanıyor.

Bu nedenle AI destekli fiyatlandırma sistemlerinde yalnızca doğruluk ve verimlilik kriterlerinin değil, şeffaflık, veri yönetişimi ve insan kontrolünün de tasarımın parçası olması gerekiyor. Özellikle franchise, pazaryeri veya çok satıcılı yapılarda algoritmanın farklı işletmelerin kararlarını birbirine ne ölçüde yaklaştırdığı sorusu, gelecekte perakende teknolojilerinin en önemli tartışma başlıklarından biri olabilir.

McDonald’s davasının sonucu henüz belli değil ve mahkemenin iddialar hakkında vereceği karar bekleniyor. Ancak tartışma, perakendede yapay zekânın kullanım alanları genişledikçe “AI ne yapabilir?” sorusunun yanına “AI’ın hangi koşullarda bunu yapmasına izin verilmeli?” sorusunun da eklenmesi gerektiğini gösteriyor.

Perakendede algoritmik fiyatlandırmanın geleceğini yalnızca daha doğru fiyat önerileri değil, bu önerilerin hangi veri ve kurallarla üretildiğini açıklayabilen yönetişim modelleri de belirleyecek.

Rekabet Kurulu’ndan Indomie ve Supermi’nin Üreticisi Adkoturk’e Soruşturma

Rekabet Kurulu, hazır noodle pazarında faaliyet gösteren Indomie ve Supermi’nin üreticisi Adkoturk Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında soruşturma açılmasına karar verdi. Şirketin hakim durumunu kötüye kullanarak rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırdığı ve alıcılarının yeniden satış fiyatlarını belirlediği iddiaları incelenecek.

Hazır noodle markaları Indomie ve Supermi’nin üreticisi Adkoturk Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında Rekabet Kurulu tarafından soruşturma başlatıldı.

images 4

Rekabet Kurumu’nun açıklamasına göre Kurul, şirketin hazır noodle pazarındaki hakim durumunu kötüye kullanarak rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırdığı ve rakiplerini pazardan dışladığı yönündeki iddiaları değerlendirdi. Ön araştırmada ayrıca Adkoturk’ün alıcılarının yeniden satış fiyatlarını belirlediği, bayilerinin aktif ve pasif satışlarını kısıtladığı ve bayilerine süresi belli olmayan rekabet etmeme yükümlülüğü getirdiği iddiaları da ele alındı.

Kurul, ön araştırma kapsamında elde edilen bilgi, belge ve tespitleri ciddi ve yeterli bularak Adkoturk hakkında soruşturma açılmasına karar verdi. Soruşturma kapsamında şirketin bazı uygulamaları için geçici tedbir de uygulanacak. Buna göre, nihai karara kadar satış noktalarına bedelsiz ürün, delist bütçesi, aktivite bütçesi, görünürlük desteği ve benzeri ticari avantajlar sağlanmaması kararlaştırıldı.

Rekabet Kurulu’nun aldığı geçici tedbir kararıyla, soruşturmaya konu ürün pazarında olası rekabet ihlallerinin ve bu ihlallerin yol açabileceği telafisi mümkün olmayan zararların önüne geçilmesi amaçlanıyor. Şirket hakkındaki nihai değerlendirme, soruşturma sürecinin tamamlanmasının ardından yapılacak.

Teknosa Üst Yönetimine İki Yeni İsim Atandı

Sabancı Holding iştiraklerinden Teknosa, teknoloji ile insan kaynakları ve sürdürülebilirlik alanlarında deneyimli iki ismi üst yönetimine atadı. Oğuzhan Poyrazoğlu, 13 Ekim 2026 tarihi itibarıyla Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı (CTO), Aslı Gül Dartar ise 1 Kasım 2026 tarihi itibarıyla İnsan Kaynakları ve Sürdürülebilirlik Genel Müdür Yardımcısı (CHRO) olarak göreve başlayacak. 

haber calisma 1

İstanbul Teknik Üniversitesi Kontrol ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü mezunu olan Oğuzhan Poyrazoğlu, Işık Üniversitesi’nde Executive MBA programını tamamladı. Kariyerine Yapı Kredi Bankası Teknoloji bünyesinde başlayan Poyrazoğlu, ardından Koç.net, Turkecom Technology ve Doğan Grubu’nda yazılım geliştirme ve teknoloji yönetimi alanlarında çeşitli görevler üstlendi. Doğan Online’da CTO olarak e-ticaret, dijital yayıncılık, online reklamcılık ve internet girişimleri alanlarında teknoloji ve ürün geliştirme projelerine liderlik etti. D&R’da Genel Müdür Yardımcısı olarak şirketin e-ticaret operasyonlarını yeniden yapılandıran ve dijital büyüme stratejilerini hayata geçiren Poyrazoğlu, 2013-2023 yılları arasında eBay Türkiye (GittiGidiyor)’da CTO/CPO ve İcra Kurulu Üyesi olarak görev yaptı; teknoloji, ürün geliştirme ve bilgi güvenliği organizasyonlarından sorumlu oldu. Sonrasında teknoloji ve yapay zekâ alanlarında danışmanlık yapan Poyrazoğlu, ScaleFocus Türkiye’de Ülke Müdürü olarak Türkiye operasyonları ve Orta Doğu bölgesindeki büyüme stratejilerine yön verdi. 

İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu olan Aslı Gül Dartar, Sabancı Üniversitesi’nde Aksiyon Araştırması ve Dönüşüm alanında yüksek lisansını tamamladı. Kariyerine 2009 yılında Er-Bakır’da insan kaynakları alanında başlayan Dartar, 2013 yılında Enerjisa Enerji’ye katıldı. Burada sırasıyla İnsan Kaynakları Uzmanı, Yetenek Yönetimi Takım Lideri, İnsan ve Kültür Müdürü ve İnsan ve Kültür Grup Müdürü olarak görev yaptı. Şubat 2025’ten bu yana Enerjisa Enerji’de İnsan ve Kültür Direktörü olan Dartar; insan kaynakları stratejilerinin tasarlanması ve uygulanması, organizasyonel dönüşüm ve entegrasyon, yetenek ve liderlik gelişimi ile iş gücü yönetimi alanlarında önemli deneyime sahip. 

Frasers Group’tan Under Armour Hamlesi: Spor Markalarında Stratejik Portföy Genişliyor

Frasers Group, ABD merkezli spor giyim markası Under Armour’ın yüzde 8,78 hissesini satın aldı. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) yapılan bildirimde, yatırımın şirketin kontrolünü veya yönetimini etkileme amacı taşımadığı belirtildi. Böylece Frasers’ın spor giyim alanındaki yatırımları genişlerken, Under Armour’ın devam eden dönüşüm süreci de yeni bir stratejik ortakla desteklenmiş oldu.

Frasers’ın Spor Markalarındaki Portföyü Büyüyor

fraserss

Frasers Group’un Under Armour yatırımı tek başına değerlendirildiğinde bir azınlık hisse alımı olarak görünüyor. Ancak grup, 2026’nın başlarında Puma’da da yüzde 5,77 oranında hisse satın almıştı. Bunun yanında Asos, Boohoo/Debenhams Group, Mulberry ve Burberry gibi farklı moda ve perakende şirketlerinde de azınlık payları bulunuyor.

Bu yapı Frasers’ın büyüme stratejisinde yalnızca kendi mağaza ağını genişletmek yerine, farklı markalarla finansal ve ticari ilişkiler kurmaya da ağırlık verdiğini gösteriyor. Under Armour CEO’su Kevin Plank’in açıklamasında da Frasers’ın hem hissedar hem de önemli bir ticari partner olarak konumlandırılması dikkat çekiyor. Frasers böylece markaların kontrolünü devralmadan, gelecekteki ticari ilişkiler için daha güçlü bir pozisyon elde edebiliyor.

Under Armour’ın Dönüşümü Yatırımı Daha Anlamlı Kılıyor

under armour markasi

Under Armour şu anda Mayıs 2024’te başlayan ve 2026 sonuna kadar sürmesi planlanan bir dönüşüm programının son aşamasında. Programın temel hedeflerinden biri markayı daha premium bir konuma taşımak. Şirketin 30 Haziran 2026’da sona eren 2027 mali yılının ilk çeyreğinde satışları yüzde 3 düşerek 1,1 milyar dolara gerilerken, brüt kâr marjı 5,9 puan artarak yüzde 54,1’e yükseldi.

Bu tablo, Under Armour’ın büyümeden çok kârlılık, marka konumlandırması ve operasyonel yapı üzerinde çalıştığı bir dönemde olduğunu gösteriyor. Frasers’ın yatırımı da tam bu dönüşüm sürecinde geliyor. Şirketin Under Armour yönetiminde herhangi bir kontrol talep etmemesi, yatırımın kısa vadeli bir yönetim değişikliğinden ziyade uzun vadeli ticari değer potansiyeline odaklandığına işaret ediyor.

Frasers’ın Puma ve Under Armour gibi spor markalarında aldığı azınlık payları, grubun spor perakendesindeki etkisini yalnızca kendi mağazaları ve markaları üzerinden değil, farklı markalarla kurduğu sermaye ve ticaret ilişkileri üzerinden de genişlettiğini gösteriyor. Bu yaklaşım, perakendede büyümenin her zaman satın alma veya tam kontrol anlamına gelmediği; stratejik ortaklıkların da marka ekosisteminin önemli bir parçası haline geldiği yeni bir modeli ortaya koyuyor.