Ana Sayfa Blog Sayfa 6

Next, Harvey Nichols’u Satın Almak İçin Devrede

İngiltere’nin en büyük perakende gruplarından Next, lüks mağazacılığın köklü markalarından Harvey Nichols için satın alma hazırlığı yapıyor. İngiliz basınında yer alan bilgilere göre, Harvey Nichols’un sahibi Dickson Poon’un satış sürecini başlatmasının ardından Next, olası satın alma için harekete geçti.

Taraflardan henüz resmi bir açıklama yapılmazken, görüşmelerin erken aşamada olduğu belirtiliyor.

Next, Lüks Perakendeye İlk Büyük Adımını Atabilir

1895 yılında kurulan Harvey Nichols; Londra Knightsbridge’deki ikonik mağazasının yanı sıra Birleşik Krallık genelindeki mağazaları ve Dublin, Dubai, Hong Kong, Riyad, Kuveyt ile Doha’daki uluslararası operasyonlarıyla lüks perakendenin en tanınan isimleri arasında yer alıyor.

Son yıllarda finansal baskılar yaşayan şirket için yeni bir yatırımcıyla yeniden yapılanma seçeneği gündemde bulunuyor.

Satın alma gerçekleşirse Next, tarihinde ilk kez doğrudan lüks çok markalı mağazacılık segmentine giriş yapmış olacak. Şirket son yıllarda Reiss, FatFace, Joules ve Cath Kidston gibi markaları bünyesine katarken, Gap ve Victoria’s Secret’ın Birleşik Krallık operasyonlarını da yönetiyor. Ancak Harvey Nichols hamlesi, Next’in bugüne kadarki en yüksek profilli lüks perakende yatırımı olabilir.

Sektör kaynakları, Next’in mağaza operasyonlarını sürdürüp sürdürmeyeceği ya da daha çok Harvey Nichols’un marka değeri ve fikri mülkiyet haklarına odaklanacağı konusunda henüz net bir plan bulunmadığını belirtiyor.

Perakendede büyüme artık yalnızca yeni mağaza açmakla sınırlı değil. Güçlü marka mirasına sahip perakendecileri satın almak, şirketlerin yeni segmentlere daha hızlı girmesini sağlayan stratejik bir büyüme modeli haline geliyor. Harvey Nichols’un olası satışı da lüks perakendede konsolidasyonun hız kazandığını gösteren önemli gelişmelerden biri olarak öne çıkıyor.

Massimo Dutti’nin En Yeni Mağaza Konsepti, Deneyim Odaklı Perakendeye Işık Tutuyor

Inditex bünyesindeki premium moda markası Massimo Dutti, Danimarka’daki ilk mağazasını Kopenhag’da açarken, markanın yeni nesil mağaza konseptini de ilk kez bu lokasyonda devreye aldı. Yeni konsept, kasasız ödeme, kişisel stil danışmanlığı, sanat odaklı mağaza tasarımı ve sürdürülebilir mağaza teknolojilerini tek çatı altında bir araya getiriyor.

Kopenhag’ın en işlek alışveriş caddelerinden Østergade’de açılan yaklaşık 500 metrekarelik mağaza, daha önce H&M Group’un premium markası COS’un faaliyet gösterdiği lokasyonda hizmet vermeye başladı. Açılış, Inditex’in 2026 uluslararası büyüme planının önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor.

Kasasız Ödeme ve Kişiselleştirilmiş Mağaza Deneyimi

Yeni mağaza konseptinin en dikkat çekici yeniliği “Tap to Pay” sistemi oldu. Müşteriler artık kasa sırası beklemeden, mağaza çalışanlarının mobil cihazları üzerinden ödemelerini tamamlayabiliyor. Böylece klasik kasa noktaları mağaza deneyiminin merkezinden çıkarılıyor.

Massimo Dutti ayrıca “Style Advisor by Appointment” hizmetini de devreye aldı. Randevu sistemiyle çalışan bu hizmet kapsamında müşterilere özel stil danışmanlığı, kişisel alışveriş deneyimi, özel prova alanı ve ikram hizmeti sunuluyor.

Markanın mobil uygulaması da mağaza deneyiminin önemli bir parçası haline geliyor. Uygulama üzerinden mağaza stokları görüntülenebiliyor, ürünler taranarak satın alınabiliyor, Click & Collect hizmeti kullanılabiliyor ve mağazada bulunmayan ürünler 48 saat içinde istenilen adrese teslim edilebiliyor. Tüm alışverişlerde dijital fiş kullanılarak kâğıt tüketimi de azaltılıyor.

Mağaza Artık Sadece Satış Noktası Değil

Yeni konseptte mağaza tasarımı da tamamen yeniden kurgulandı. Doğal malzemeler, sıcak aydınlatmalar ve Danimarkalı sanatçı Rune Elmegaard‘ın eserleriyle oluşturulan atmosfer, alışveriş alanını aynı zamanda bir yaşam ve keşif alanına dönüştürüyor. Bu yaklaşım, Massimo Dutti’nin “Art in Progress” girişiminin de bir parçasını oluşturuyor.

Sürdürülebilirlik tarafında ise mağazada kullanılan yeni nesil LED aydınlatma ve akıllı iklimlendirme sistemleri sayesinde geleneksel mağazalara kıyasla yaklaşık %30 daha az elektrik, %40 daha az su tüketimi sağlanıyor.

Perakendede mağaza deneyimi artık yalnızca ürün satışıyla sınırlı değil. Kasasız ödeme, kişiselleştirilmiş hizmetler, dijital entegrasyon ve deneyim odaklı tasarımlar, fiziksel mağazaları yeniden tanımlarken; Massimo Dutti’nin yeni konsepti de mağazaların geleceğinin daha akıllı, daha kişisel ve daha deneyim odaklı olacağına işaret ediyor.

BİM’de E-Ticaretin Yeni Dönemi: Gökhan Özfırat Göreve Başladı

BİM, e-ticaret alanındaki büyüme hedefleri doğrultusunda önemli bir atamaya imza attı. Şirket, e-ticaret direktörlüğü görevine Gökhan Özfırat’ı getirerek dijital ticaret stratejilerini güçlendirmeyi hedefliyor.

Perakende ve e-ticaret alanında 15 yılı aşkın deneyime sahip olan Gökhan Özfırat, kariyeri boyunca mağaza operasyonlarından üst düzey stratejik yönetime uzanan geniş bir uzmanlık geliştirdi. Son olarak Migros One bünyesinde Migros Sanal Market ve Migros Hemen operasyonlarının uçtan uca yönetiminden sorumlu olan Özfırat, tam P&L sorumluluğuyla şirketin online gıda perakendesi faaliyetlerini yönetti.

Migros Hemen’in kurucularından biri olan Özfırat, Türkiye’de hızlı market teslimatı (Q-Commerce) modelinin ölçeklenmesinde önemli rol oynarken, CRM, büyüme, iş zekâsı (BI), kategori yönetimi, operasyon ve iş geliştirme ekiplerine liderlik ederek dijital iş modellerinin geliştirilmesine katkı sağladı.

Yapay zekâ alanındaki çalışmalarıyla da öne çıkan Özfırat, şirketlerde ajan tabanlı yapay zekâ altyapılarının kurulmasına liderlik etti ve AI destekli otomasyon ile gelişmiş analitik çözümler sayesinde büyüme, CRM ve operasyonel süreçlerde verimlilik ve karar alma hızının artırılmasına odaklandı.

Girişimcilik ve teknoloji ekosisteminde de aktif rol üstlenen Özfırat, sertifikalı startup mentoru (ICF) olmasının yanı sıra geçmişte girişimcilik deneyimi de edindi. 2025 yılında ise Stanford Graduate School of Business tarafından yürütülen Stanford LEAD Executive Education Programı’nı tamamlayarak stratejik liderlik, dijital dönüşüm ve organizasyonel ölçeklenme alanlarındaki uzmanlığını pekiştirdi.

Uluslararası alanda da başarıları bulunan Gökhan Özfırat, 2025 yılında perakende ve e-ticaret sektöründe inovasyon ve liderliği ödüllendiren Modern Retail Awards’ta “E-Commerce Executive of the Year” kategorisinde finalist olarak gösterildi.

Bu atamayla birlikte BİM‘in e-ticaret yatırımlarını hızlandırması ve dijital büyüme stratejisini daha güçlü bir yapıyla sürdürmesi bekleniyor.

Toshiba, Türkiye Beyaz Eşya Pazarına 30’dan Fazla Ürünle Giriş Yapıyor

Japon teknoloji markası Toshiba, Türkiye’deki faaliyet alanını genişleterek beyaz eşya pazarına resmi giriş yaptı. Marka; buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, mikrodalga fırın ve küçük ev aletlerinden oluşan 30’dan fazla ürünü tüketicilerle buluşturacak. Ürünler, çok markalı konsept mağazalar ve perakende iş ortakları üzerinden satışa sunulacak.

Toshiba’nın Türkiye operasyonu, markanın küresel üretim ortağı Midea‘nın üretim ve Ar-Ge altyapısıyla destekleniyor. Şirket, İzmir Gaziemir’deki üretim tesisinden hâlihazırda 100’den fazla ülkeye fırın ve ocak ihracatı gerçekleştiriyor.

Yaygın Servis Ağı ve E-Ticaret Odaklı Büyüme

Şirket, Türkiye’deki büyüme stratejisini güçlü satış sonrası hizmet ve yaygın dağıtım ağı üzerine kuruyor. Bu kapsamda 81 ilde 170 yetkili servis noktasıyla hizmet verecek olan Toshiba, satın alınan ürünlerin 48 saat içinde kurulumunu gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Midea Türkiye Bölgesi Üst Yöneticisi Aydın Kuzaltı, Türkiye’de bilinçli tüketici kitlesinin büyüdüğünü belirterek, Toshiba’nın fiyat-performans odaklı ürünleriyle uzun vadeli büyümeyi hedeflediğini ifade etti. Marka, Japon mühendisliği mirasını Midea’nın üretim gücüyle birleştirerek pazarda kalıcı bir oyuncu olmayı amaçlıyor.

Şirket, özellikle e-ticaret ve çeyiz alışverişi segmentlerini büyümenin temel alanları olarak konumlandırırken, önümüzdeki 3-5 yıl içinde Türkiye beyaz eşya pazarının önemli oyuncuları arasında yer almayı hedefliyor. Yaz döneminde başlayacak kampanyaların ise perakende iş ortaklarıyla birlikte hayata geçirilmesi planlanıyor.

Beyaz eşya pazarında rekabet artık yalnızca ürün özellikleriyle değil; servis ağı, hızlı kurulum, omnichannel satış modeli ve satış sonrası deneyimle şekilleniyor. Toshiba’nın Türkiye hamlesi de markaların pazara girişte yalnızca ürün portföyüne değil, güçlü hizmet altyapısına da yatırım yaptığını gösteriyor.

Uber Eats Avrupa’da Frene Bastı, Türkiye Yatırımlarını Sürdürüyor

Online yemek teslimat sektöründe büyüme stratejileri yeniden şekilleniyor. Uber Eats, Avrupa’daki genişleme planlarında frene basarken, kaynaklarını mevcut pazarlarda daha güçlü bir konum elde etmeye yönlendiriyor. Şirket, 2026 yılı içinde açmayı planladığı yedi yeni Avrupa pazarından beşindeki lansmanlarını erteledi. Böylece Uber Eats, agresif coğrafi genişleme yerine mevcut operasyonlarını büyütmeye ve kârlılığı artırmaya odaklanan yeni bir strateji izlemeye başladı.

Kararın arkasında ise Delivery Hero’nun teslimat platformu Foodpanda ile ilgili satın alma süreci ve bu işleme yönelik rekabet otoritelerinin incelemeleri bulunuyor. Sürecin tamamlanmasının zaman alması nedeniyle şirket, yeni ülkelere giriş planlarını geçici olarak askıya alarak mevcut pazarlardaki yatırımlarına öncelik veriyor.

Avrupa’da Öncelik Yeni Ülkeler Değil, Mevcut Operasyonlar

Uber Eats daha önce Avusturya, Norveç, Çekya, Romanya ve Yunanistan gibi pazarlarda büyümeyi hedefliyordu. Ancak şirket, bu pazarlara giriş planlarını erteleyerek Finlandiya ve Danimarka gibi faaliyet gösterdiği ülkelerde büyümeye odaklanacak.

Son yıllarda Avrupa online yemek teslimat pazarı, yüksek rekabet ve artan operasyon maliyetleri nedeniyle önemli bir dönüşüm geçiriyor. Bir dönem mümkün olduğunca fazla ülkede faaliyet göstermeyi hedefleyen platformlar, artık kârlılık sağlayabilecek pazarlarda ölçek büyütmeyi tercih ediyor. Satın almalar, birleşmeler ve operasyonel optimizasyonlar sektörün yeni büyüme modeli haline geliyor.

Türkiye, Uber’in Stratejik Büyüme Pazarları Arasında

uber teslimat

Uber Eats’in Avrupa’da yeni ülke açılışlarını yavaşlatmasına rağmen Türkiye, şirketin yatırım yaptığı en önemli pazarlardan biri olmayı sürdürüyor.

Uber, bu yıl Getir’in yemek teslimat operasyonunu devralarak Türkiye’deki varlığını önemli ölçüde güçlendirdi. Bu satın alma sayesinde şirket yalnızca kullanıcı tabanını büyütmekle kalmadı; restoran ağı, kurye altyapısı ve operasyonel kapasitesini de genişletti.

Türkiye, yüksek dijitalleşme oranı, genç nüfusu, mobil uygulama kullanım alışkanlıkları ve hızla büyüyen online sipariş hacmi sayesinde küresel teslimat platformlarının en önemli rekabet alanlarından biri olarak görülüyor. Özellikle hızlı ticaret ve yemek teslimatı kategorilerindeki güçlü büyüme, uluslararası oyuncuların Türkiye’ye yönelik ilgisini artırmaya devam ediyor.

Teslimat Pazarında Rekabetin Kuralları Değişiyor

Online teslimat sektörü birkaç yıl öncesine kadar mümkün olduğunca fazla pazara girmeyi hedefleyen bir büyüme anlayışıyla hareket ediyordu. Bugün ise öncelik değişmiş durumda.

Platformlar artık faaliyet gösterdikleri pazarlarda daha yüksek sipariş hacmine ulaşmayı, lojistik ağlarını güçlendirmeyi, operasyonel verimliliği artırmayı ve satın almalar yoluyla ölçek ekonomisi yaratmayı hedefliyor. Yeni ülkelere açılmak yerine mevcut pazarlarda daha güçlü bir ekosistem kurmak, sektörün temel büyüme stratejisi haline geliyor.

Uber Eats’in Avrupa’daki yavaşlama kararı da bu dönüşümün önemli bir göstergesi. Teslimat sektöründe rekabet artık “kaç ülkede varsınız?” sorusundan çok, “hangi pazarlarda sürdürülebilir büyüyorsunuz?” sorusuyla şekilleniyor. Türkiye’nin bu stratejide öncelikli konumunu koruması ise önümüzdeki dönemde online teslimat pazarındaki rekabetin daha da hızlanacağına işaret ediyor.

Primark, Büyümesini Yeni Mağazalarla Sürdürüyor

İrlandalı moda perakendecisi Primark, 2026 yılında büyümesini mağaza yatırımlarıyla desteklemeye devam ediyor. Şirketin ABD satışları yılın ilk dokuz ayında %14, üçüncü çeyrekte ise %16 artış gösterdi. Bu büyümede Avrupa, ABD ve Orta Doğu’daki yeni mağaza açılışları önemli rol oynadı.

Primark son aylarda ABD’de Teksas, Illinois, Florida ve Tennessee gibi eyaletlerde yeni mağazalar açarken, mayıs ayında New York’taki amiral mağazasını da hizmete sundu. Şirket, bu mağazanın marka bilinirliğini artırma hedefini güçlü şekilde desteklediğini belirtti.

Mağaza Açılışları Büyümeyi Destekledi, Benzer Mağaza Satışları Geriledi

img 2131

Yeni mağazalar toplam satışları yukarı taşırken, mevcut mağazaların performansı aynı ölçüde güçlü olmadı. Primark’ın üçüncü çeyrek satışları yıllık bazda %3 artarken, yeni mağazalar bu büyümeye 5 puan katkı sağladı. Buna karşın benzer mağaza satışları %2’nin üzerinde geriledi. Özellikle Birleşik Krallık, İrlanda ve Avrupa kıtasındaki zayıf tüketici talebi sonuçları baskıladı.

Şirket, ürün gamını yenileme, fiyat iletişimini sadeleştirme, dijital yatırımları artırma ve mağazadan teslim (Click & Collect) hizmetini genişletme gibi adımların büyümeyi desteklediğini ifade ediyor.

Ancak sektör analistlerine göre yalnızca yeni mağaza açılışlarıyla büyümek uzun vadede yeterli olmayabilir. Tüketici talebinin zayıfladığı pazarlarda sürdürülebilir büyüme için marka iletişiminin güçlendirilmesi, değer odaklı konumlandırmanın pekiştirilmesi ve müşteri etkileşiminin artırılması gerekiyor.

Fiziksel mağaza yatırımları hâlâ büyümenin önemli bir motoru olsa da, perakendede kalıcı başarı artık yalnızca yeni mağaza açmaktan değil; mevcut mağazalarda talebi canlı tutabilen güçlü bir müşteri deneyimi oluşturmaktan geçiyor.Primark, Büyümesini Yeni Mağazalarla Sürdürüyor

İrlandalı moda perakendecisi Primark, 2026 yılında büyümesini mağaza yatırımlarıyla desteklemeye devam ediyor. Şirketin ABD satışları yılın ilk dokuz ayında %14, üçüncü çeyrekte ise %16 artış gösterdi. Bu büyümede Avrupa, ABD ve Orta Doğu’daki yeni mağaza açılışları önemli rol oynadı.

Primark son aylarda ABD’de Teksas, Illinois, Florida ve Tennessee gibi eyaletlerde yeni mağazalar açarken, mayıs ayında New York’taki amiral mağazasını da hizmete sundu. Şirket, bu mağazanın marka bilinirliğini artırma hedefini güçlü şekilde desteklediğini belirtti.

Mağaza Açılışları Büyümeyi Destekledi, Benzer Mağaza Satışları Geriledi

Yeni mağazalar toplam satışları yukarı taşırken, mevcut mağazaların performansı aynı ölçüde güçlü olmadı. Primark’ın üçüncü çeyrek satışları yıllık bazda %3 artarken, yeni mağazalar bu büyümeye 5 puan katkı sağladı. Buna karşın benzer mağaza satışları %2’nin üzerinde geriledi. Özellikle Birleşik Krallık, İrlanda ve Avrupa kıtasındaki zayıf tüketici talebi sonuçları baskıladı.

Şirket, ürün gamını yenileme, fiyat iletişimini sadeleştirme, dijital yatırımları artırma ve mağazadan teslim (Click & Collect) hizmetini genişletme gibi adımların büyümeyi desteklediğini ifade ediyor.

Ancak sektör analistlerine göre yalnızca yeni mağaza açılışlarıyla büyümek uzun vadede yeterli olmayabilir. Tüketici talebinin zayıfladığı pazarlarda sürdürülebilir büyüme için marka iletişiminin güçlendirilmesi, değer odaklı konumlandırmanın pekiştirilmesi ve müşteri etkileşiminin artırılması gerekiyor.

Fiziksel mağaza yatırımları hâlâ büyümenin önemli bir motoru olsa da, perakendede kalıcı başarı artık yalnızca yeni mağaza açmaktan değil; mevcut mağazalarda talebi canlı tutabilen güçlü bir müşteri deneyimi oluşturmaktan geçiyor.

Aldi UK, Maliyetleri Düşürmek İçin Mağaza Saatlerini Kısaltmayı Test Ediyor

İngiltere’de faaliyet gösteren Aldi, maliyetleri kontrol altında tutmak ve düşük fiyat stratejisini koruyabilmek amacıyla bazı mağazalarında çalışma saatlerini kısaltmayı test etmeye başladı. Pilot uygulama kapsamında seçili mağazalar, pazartesiden cumartesiye kadar 22.00 yerine 21.00’de kapanacak. Uygulama, müşteri alışveriş alışkanlıkları ve operasyonel sonuçlara göre değerlendirilecek.

Aldi, bu adımın düşük maliyetli iş modeli sayesinde müşterilerine uygun fiyat sunma stratejisinin bir parçası olduğunu belirtiyor. Son dönemde artan enerji, personel ve işletme maliyetleri nedeniyle perakendeciler operasyonel verimliliği artıracak yeni uygulamalara yönelirken, Aldi de mağaza operasyonlarını daha etkin yönetmeyi hedefliyor.

Operasyonel Verimlilik, Yeni Rekabet Alanına Dönüşüyor

Mağaza açılış saatleri uzun yıllardır müşteri hizmetinin önemli göstergelerinden biri olarak görülse de, perakendeciler artık bu dengeyi operasyonel verimlilik açısından yeniden değerlendiriyor. Düşük müşteri trafiğinin olduğu saatlerde faaliyet göstermenin enerji, personel ve işletme maliyetlerini artırması, özellikle indirim marketleri için yeni optimizasyon arayışlarını beraberinde getiriyor.

Aldi’nin pilot uygulaması, mağaza çalışma saatlerinin de veri odaklı yönetilen operasyonel bir değişkene dönüştüğünü gösteriyor. Müşteri yoğunluğu, satış performansı ve maliyet verileri birlikte analiz edilerek mağaza operasyonları yeniden şekillendiriliyor.

İndirim perakendeciliğinde rekabet artık yalnızca raf fiyatlarıyla sınırlı değil. Operasyonel verimliliği artıran her karar, düşük fiyat stratejisinin sürdürülebilirliğini sağlayan önemli bir rekabet avantajına dönüşüyor.

BİM’den Sektöründe Bir İlk Dikey Dizi Serisi “Mahalle” Yayında

Perakende sektöründe yeni bir ilke imza atan BİM, müşterileriyle kurduğu güçlü bağı anlatan dikey dizi serisi ‘Mahalle’yi yayınladı. Mahalle kültürü ve samimiyeti odağa alan proje, 3 farklı hikaye ve 12 bölümden oluşuyor. Günlük hayattan ilham alan hikayelerin kalbinde ise BİM mağazaları yer alıyor.

2026 yılı iletişim stratejisini Türkiye’nin dört bir yanındaki mağazalarında yaşanan “gerçek hikayeler” üzerine kurgulayan BİM, sektörde bir ilk olan dikey dizi serisi “Mahalle” yi izleyicilerin beğenisine sunuyor.

Mahalle kültürünün sıcaklığını, samimiyetini ve dayanışmasını hissettiren BİM’in dikey dizi serisi “Mahalle”, BİM’ in tiktok ve youtube kanalları üzerinden izlenebiliyor.

Youtube linki:https://www.youtube.com/watch?v=ezbQvI3HxuU&list=PLeZ_-HwwtkhZqlBptM4GcSrZzzskPiI_m

Tiktok linki: https://vt.tiktok.com/ZS96pG7bHJAAD-7fnMa/

Migros, Sürdürülebilirlikte Dünyanın En İyi 5 Gıda Perakendecisinden Biri Oldu

Migros, TIME Dergisi ve Statista tarafından hazırlanan “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2026” listesine Türkiye’den giren beş şirket arasında tek gıda perakendeci olurken; şirket, dünya genelinde listede yer alan beş gıda perakendecisi arasında yer aldı.

Migros, uluslararası alanda önemli bir başarıya daha imza atarak TIME Dergisi’nin Statista iş birliğiyle hazırladığı ve dünya çapında sürdürülebilirlik performansı en yüksek şirketlerin belirlendiği “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2026” listesine giren tek Türk gıda perakendecisi oldu. Böylece, gıda perakendesi sektöründen tüm dünyadan yalnızda 5 şirketin yer aldığı listede, Türkiye’den sektörünün tek temsilcisi oldu.

Dünya genelinde 40’tan fazla ülkeden 5 bini aşkın şirketin değerlendirildiği araştırmada, global endekslerdeki başarılar, verilen taahhütler, uluslararası raporlama standartlarına uyum, çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik alanındaki performans kriterleri çok aşamalı bir metodolojiyle incelendi. 20’den fazla veri noktasına dayanan değerlendirme sonucunda yalnızca 750 şirket listeye girmeye hak kazandı. Migros, “İyi Gelecek Planı” kapsamında iklim değişikliğiyle mücadele, gıda israfının önlenmesi, plastik kullanımının azaltılması, sürdürülebilir tarımın desteklenmesi, eğitim ve fırsat eşitliği, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi birçok alanda gerçekleştirdiği somut projelerle listede yer aldı. 

“Toplumumuz için kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz”

1783324911 zg r tort migros grubu cra ba kan

Migros Grubu İcra Başkanı Özgür Tort, “Sürdürülebilirlik çalışmalarımızın hedeflerini etki yaratan, ölçülebilir ve yaygınlaşabilir projelerle gerçekleştiriyoruz. İklim kriziyle mücadeleden gıda israfının önlenmesine, sürdürülebilir tarım uygulamalarından toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar pek çok alanda dönüşüm yaratıyoruz. Statista ve TIME Dergisi tarafından hazırlanan ‘Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri’ listesinde gıda perakende sektöründe dünya genelinde yalnızca 5 şirket arasında yer almak ve Türkiye’yi bu alanda tek başımıza temsil etmek bizim için güçlü bir motivasyon. SBTi onayımız, CDP ‘Global A Liderleri’ arasında ve S&P Global Sürdürülebilir Yıllığı’ndaki yerimiz, BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’ndeki kesintisiz varlığımız, sürdürülebilirliği işimizin merkezine alan kararlı yaklaşımımızın en güçlü göstergeleri. 2030 ve 2050 hedeflerimize de emin adımlarla ilerliyoruz. Yarattığımız somut etki ile sürdürülebilirlikte global liderler arasındaki yerimiz perçinleniyor.” dedi.

Perakende Medyada Yeni Rekabet Ölçümde Yaşanıyor

Perakende medya yatırımları hızla büyürken, sektörün en önemli tartışma başlıklarından biri reklamların gerçek satışa ne kadar katkı sağladığını ölçebilmek oluyor. Reklam verenler ve perakendeciler, kampanyaların yalnızca görüntülenme veya tıklanma verileriyle değil, satın alma davranışı üzerindeki gerçek etkisiyle değerlendirilmesini giderek daha fazla talep ediyor.

Sektör uzmanlarına göre özellikle mağaza içindeki ödeme sonrası (post-checkout) reklam alanları, reklam ile satın alma arasındaki ilişkiyi en net şekilde ölçebilen yeni nesil perakende medya formatlarından biri olarak öne çıkıyor. POS terminalleri, self-checkout kasaları ve akıllı ödeme ekranları üzerinden sunulan reklamlar, alışveriş tamamlandıktan hemen sonra tüketiciyle buluşarak işlem verisiyle doğrudan ilişkilendirilebiliyor.

Mağaza İçi Reklamlar Performans Odaklı Yeni Bir Yapıya Evriliyor

Bu modelde reklam gösterimi; alışverişçi kimliği, satın alma verisi ve sonrasındaki davranışlarla eşleştirilebildiği için kampanyaların etkisi daha şeffaf şekilde analiz edilebiliyor. Böylece markalar yalnızca reklamın kaç kişiye ulaştığını değil, kaç yeni müşteri kazandırdığını, tekrar satın alma oluşturup oluşturmadığını ve ek satış yaratıp yaratmadığını ölçebiliyor.

Araştırmalar da reklam verenlerin bu konuda daha fazla veri talep ettiğini gösteriyor. Buna rağmen birçok şirketin hâlâ sınırlı analiz altyapısı nedeniyle kampanyaların gerçek etkisini tam olarak ölçemediği belirtiliyor. Uzmanlar, mevcut POS, ödeme ve sadakat sistemlerinin birbirine entegre edilmesinin mağaza içi perakende medyanın gelişiminde kritik rol oynayacağını ifade ediyor.

Perakende medyada rekabet artık yalnızca daha fazla reklam alanı oluşturmakla sınırlı değil. Reklamın satışa etkisini ölçebilen, gerçek zamanlı optimize edebilen ve yatırımın geri dönüşünü somut verilerle ortaya koyabilen platformlar, sektörün yeni rekabet avantajını belirliyor.