Ana Sayfa Blog Sayfa 7

Primark, Büyümesini Yeni Mağazalarla Sürdürüyor

İrlandalı moda perakendecisi Primark, 2026 yılında büyümesini mağaza yatırımlarıyla desteklemeye devam ediyor. Şirketin ABD satışları yılın ilk dokuz ayında %14, üçüncü çeyrekte ise %16 artış gösterdi. Bu büyümede Avrupa, ABD ve Orta Doğu’daki yeni mağaza açılışları önemli rol oynadı.

Primark son aylarda ABD’de Teksas, Illinois, Florida ve Tennessee gibi eyaletlerde yeni mağazalar açarken, mayıs ayında New York’taki amiral mağazasını da hizmete sundu. Şirket, bu mağazanın marka bilinirliğini artırma hedefini güçlü şekilde desteklediğini belirtti.

Mağaza Açılışları Büyümeyi Destekledi, Benzer Mağaza Satışları Geriledi

img 2131

Yeni mağazalar toplam satışları yukarı taşırken, mevcut mağazaların performansı aynı ölçüde güçlü olmadı. Primark’ın üçüncü çeyrek satışları yıllık bazda %3 artarken, yeni mağazalar bu büyümeye 5 puan katkı sağladı. Buna karşın benzer mağaza satışları %2’nin üzerinde geriledi. Özellikle Birleşik Krallık, İrlanda ve Avrupa kıtasındaki zayıf tüketici talebi sonuçları baskıladı.

Şirket, ürün gamını yenileme, fiyat iletişimini sadeleştirme, dijital yatırımları artırma ve mağazadan teslim (Click & Collect) hizmetini genişletme gibi adımların büyümeyi desteklediğini ifade ediyor.

Ancak sektör analistlerine göre yalnızca yeni mağaza açılışlarıyla büyümek uzun vadede yeterli olmayabilir. Tüketici talebinin zayıfladığı pazarlarda sürdürülebilir büyüme için marka iletişiminin güçlendirilmesi, değer odaklı konumlandırmanın pekiştirilmesi ve müşteri etkileşiminin artırılması gerekiyor.

Fiziksel mağaza yatırımları hâlâ büyümenin önemli bir motoru olsa da, perakendede kalıcı başarı artık yalnızca yeni mağaza açmaktan değil; mevcut mağazalarda talebi canlı tutabilen güçlü bir müşteri deneyimi oluşturmaktan geçiyor.Primark, Büyümesini Yeni Mağazalarla Sürdürüyor

İrlandalı moda perakendecisi Primark, 2026 yılında büyümesini mağaza yatırımlarıyla desteklemeye devam ediyor. Şirketin ABD satışları yılın ilk dokuz ayında %14, üçüncü çeyrekte ise %16 artış gösterdi. Bu büyümede Avrupa, ABD ve Orta Doğu’daki yeni mağaza açılışları önemli rol oynadı.

Primark son aylarda ABD’de Teksas, Illinois, Florida ve Tennessee gibi eyaletlerde yeni mağazalar açarken, mayıs ayında New York’taki amiral mağazasını da hizmete sundu. Şirket, bu mağazanın marka bilinirliğini artırma hedefini güçlü şekilde desteklediğini belirtti.

Mağaza Açılışları Büyümeyi Destekledi, Benzer Mağaza Satışları Geriledi

Yeni mağazalar toplam satışları yukarı taşırken, mevcut mağazaların performansı aynı ölçüde güçlü olmadı. Primark’ın üçüncü çeyrek satışları yıllık bazda %3 artarken, yeni mağazalar bu büyümeye 5 puan katkı sağladı. Buna karşın benzer mağaza satışları %2’nin üzerinde geriledi. Özellikle Birleşik Krallık, İrlanda ve Avrupa kıtasındaki zayıf tüketici talebi sonuçları baskıladı.

Şirket, ürün gamını yenileme, fiyat iletişimini sadeleştirme, dijital yatırımları artırma ve mağazadan teslim (Click & Collect) hizmetini genişletme gibi adımların büyümeyi desteklediğini ifade ediyor.

Ancak sektör analistlerine göre yalnızca yeni mağaza açılışlarıyla büyümek uzun vadede yeterli olmayabilir. Tüketici talebinin zayıfladığı pazarlarda sürdürülebilir büyüme için marka iletişiminin güçlendirilmesi, değer odaklı konumlandırmanın pekiştirilmesi ve müşteri etkileşiminin artırılması gerekiyor.

Fiziksel mağaza yatırımları hâlâ büyümenin önemli bir motoru olsa da, perakendede kalıcı başarı artık yalnızca yeni mağaza açmaktan değil; mevcut mağazalarda talebi canlı tutabilen güçlü bir müşteri deneyimi oluşturmaktan geçiyor.

Aldi UK, Maliyetleri Düşürmek İçin Mağaza Saatlerini Kısaltmayı Test Ediyor

İngiltere’de faaliyet gösteren Aldi, maliyetleri kontrol altında tutmak ve düşük fiyat stratejisini koruyabilmek amacıyla bazı mağazalarında çalışma saatlerini kısaltmayı test etmeye başladı. Pilot uygulama kapsamında seçili mağazalar, pazartesiden cumartesiye kadar 22.00 yerine 21.00’de kapanacak. Uygulama, müşteri alışveriş alışkanlıkları ve operasyonel sonuçlara göre değerlendirilecek.

Aldi, bu adımın düşük maliyetli iş modeli sayesinde müşterilerine uygun fiyat sunma stratejisinin bir parçası olduğunu belirtiyor. Son dönemde artan enerji, personel ve işletme maliyetleri nedeniyle perakendeciler operasyonel verimliliği artıracak yeni uygulamalara yönelirken, Aldi de mağaza operasyonlarını daha etkin yönetmeyi hedefliyor.

Operasyonel Verimlilik, Yeni Rekabet Alanına Dönüşüyor

Mağaza açılış saatleri uzun yıllardır müşteri hizmetinin önemli göstergelerinden biri olarak görülse de, perakendeciler artık bu dengeyi operasyonel verimlilik açısından yeniden değerlendiriyor. Düşük müşteri trafiğinin olduğu saatlerde faaliyet göstermenin enerji, personel ve işletme maliyetlerini artırması, özellikle indirim marketleri için yeni optimizasyon arayışlarını beraberinde getiriyor.

Aldi’nin pilot uygulaması, mağaza çalışma saatlerinin de veri odaklı yönetilen operasyonel bir değişkene dönüştüğünü gösteriyor. Müşteri yoğunluğu, satış performansı ve maliyet verileri birlikte analiz edilerek mağaza operasyonları yeniden şekillendiriliyor.

İndirim perakendeciliğinde rekabet artık yalnızca raf fiyatlarıyla sınırlı değil. Operasyonel verimliliği artıran her karar, düşük fiyat stratejisinin sürdürülebilirliğini sağlayan önemli bir rekabet avantajına dönüşüyor.

BİM’den Sektöründe Bir İlk Dikey Dizi Serisi “Mahalle” Yayında

Perakende sektöründe yeni bir ilke imza atan BİM, müşterileriyle kurduğu güçlü bağı anlatan dikey dizi serisi ‘Mahalle’yi yayınladı. Mahalle kültürü ve samimiyeti odağa alan proje, 3 farklı hikaye ve 12 bölümden oluşuyor. Günlük hayattan ilham alan hikayelerin kalbinde ise BİM mağazaları yer alıyor.

2026 yılı iletişim stratejisini Türkiye’nin dört bir yanındaki mağazalarında yaşanan “gerçek hikayeler” üzerine kurgulayan BİM, sektörde bir ilk olan dikey dizi serisi “Mahalle” yi izleyicilerin beğenisine sunuyor.

Mahalle kültürünün sıcaklığını, samimiyetini ve dayanışmasını hissettiren BİM’in dikey dizi serisi “Mahalle”, BİM’ in tiktok ve youtube kanalları üzerinden izlenebiliyor.

Youtube linki:https://www.youtube.com/watch?v=ezbQvI3HxuU&list=PLeZ_-HwwtkhZqlBptM4GcSrZzzskPiI_m

Tiktok linki: https://vt.tiktok.com/ZS96pG7bHJAAD-7fnMa/

Migros, Sürdürülebilirlikte Dünyanın En İyi 5 Gıda Perakendecisinden Biri Oldu

Migros, TIME Dergisi ve Statista tarafından hazırlanan “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2026” listesine Türkiye’den giren beş şirket arasında tek gıda perakendeci olurken; şirket, dünya genelinde listede yer alan beş gıda perakendecisi arasında yer aldı.

Migros, uluslararası alanda önemli bir başarıya daha imza atarak TIME Dergisi’nin Statista iş birliğiyle hazırladığı ve dünya çapında sürdürülebilirlik performansı en yüksek şirketlerin belirlendiği “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2026” listesine giren tek Türk gıda perakendecisi oldu. Böylece, gıda perakendesi sektöründen tüm dünyadan yalnızda 5 şirketin yer aldığı listede, Türkiye’den sektörünün tek temsilcisi oldu.

Dünya genelinde 40’tan fazla ülkeden 5 bini aşkın şirketin değerlendirildiği araştırmada, global endekslerdeki başarılar, verilen taahhütler, uluslararası raporlama standartlarına uyum, çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik alanındaki performans kriterleri çok aşamalı bir metodolojiyle incelendi. 20’den fazla veri noktasına dayanan değerlendirme sonucunda yalnızca 750 şirket listeye girmeye hak kazandı. Migros, “İyi Gelecek Planı” kapsamında iklim değişikliğiyle mücadele, gıda israfının önlenmesi, plastik kullanımının azaltılması, sürdürülebilir tarımın desteklenmesi, eğitim ve fırsat eşitliği, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi birçok alanda gerçekleştirdiği somut projelerle listede yer aldı. 

“Toplumumuz için kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz”

1783324911 zg r tort migros grubu cra ba kan

Migros Grubu İcra Başkanı Özgür Tort, “Sürdürülebilirlik çalışmalarımızın hedeflerini etki yaratan, ölçülebilir ve yaygınlaşabilir projelerle gerçekleştiriyoruz. İklim kriziyle mücadeleden gıda israfının önlenmesine, sürdürülebilir tarım uygulamalarından toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar pek çok alanda dönüşüm yaratıyoruz. Statista ve TIME Dergisi tarafından hazırlanan ‘Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri’ listesinde gıda perakende sektöründe dünya genelinde yalnızca 5 şirket arasında yer almak ve Türkiye’yi bu alanda tek başımıza temsil etmek bizim için güçlü bir motivasyon. SBTi onayımız, CDP ‘Global A Liderleri’ arasında ve S&P Global Sürdürülebilir Yıllığı’ndaki yerimiz, BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’ndeki kesintisiz varlığımız, sürdürülebilirliği işimizin merkezine alan kararlı yaklaşımımızın en güçlü göstergeleri. 2030 ve 2050 hedeflerimize de emin adımlarla ilerliyoruz. Yarattığımız somut etki ile sürdürülebilirlikte global liderler arasındaki yerimiz perçinleniyor.” dedi.

Perakende Medyada Yeni Rekabet Ölçümde Yaşanıyor

Perakende medya yatırımları hızla büyürken, sektörün en önemli tartışma başlıklarından biri reklamların gerçek satışa ne kadar katkı sağladığını ölçebilmek oluyor. Reklam verenler ve perakendeciler, kampanyaların yalnızca görüntülenme veya tıklanma verileriyle değil, satın alma davranışı üzerindeki gerçek etkisiyle değerlendirilmesini giderek daha fazla talep ediyor.

Sektör uzmanlarına göre özellikle mağaza içindeki ödeme sonrası (post-checkout) reklam alanları, reklam ile satın alma arasındaki ilişkiyi en net şekilde ölçebilen yeni nesil perakende medya formatlarından biri olarak öne çıkıyor. POS terminalleri, self-checkout kasaları ve akıllı ödeme ekranları üzerinden sunulan reklamlar, alışveriş tamamlandıktan hemen sonra tüketiciyle buluşarak işlem verisiyle doğrudan ilişkilendirilebiliyor.

Mağaza İçi Reklamlar Performans Odaklı Yeni Bir Yapıya Evriliyor

Bu modelde reklam gösterimi; alışverişçi kimliği, satın alma verisi ve sonrasındaki davranışlarla eşleştirilebildiği için kampanyaların etkisi daha şeffaf şekilde analiz edilebiliyor. Böylece markalar yalnızca reklamın kaç kişiye ulaştığını değil, kaç yeni müşteri kazandırdığını, tekrar satın alma oluşturup oluşturmadığını ve ek satış yaratıp yaratmadığını ölçebiliyor.

Araştırmalar da reklam verenlerin bu konuda daha fazla veri talep ettiğini gösteriyor. Buna rağmen birçok şirketin hâlâ sınırlı analiz altyapısı nedeniyle kampanyaların gerçek etkisini tam olarak ölçemediği belirtiliyor. Uzmanlar, mevcut POS, ödeme ve sadakat sistemlerinin birbirine entegre edilmesinin mağaza içi perakende medyanın gelişiminde kritik rol oynayacağını ifade ediyor.

Perakende medyada rekabet artık yalnızca daha fazla reklam alanı oluşturmakla sınırlı değil. Reklamın satışa etkisini ölçebilen, gerçek zamanlı optimize edebilen ve yatırımın geri dönüşünü somut verilerle ortaya koyabilen platformlar, sektörün yeni rekabet avantajını belirliyor.

Unilever, TikTok Shop’u Benelüks’te Yeni Satış Kanalına Dönüştürüyor

Unilever, sosyal ticaret yatırımlarını genişleterek ürünlerini TikTok Shop üzerinden Benelüks pazarında da satışa sunmaya hazırlanıyor. TikTok Shop’un Belçika ve Hollanda’da faaliyete geçmesiyle birlikte şirket, platformu yeni nesil tüketicilere ulaşacağı önemli satış kanallarından biri olarak konumlandırıyor.

Şirket, kısa vadede yüksek satış hacmi beklemediğini belirtse de sosyal ticaretin uzun vadeli büyüme potansiyeline güveniyor. Unilever Benelüks ekibi için artık temel soru platformda yer alıp almamak değil, bunu en doğru iş modeliyle nasıl hayata geçirmek olacak.

Sosyal Ticaret, FMCG Markalarının Stratejisinde Daha Fazla Yer Buluyor

TikTok Shop, kullanıcıların uygulamadan ayrılmadan videolar ve canlı yayınlar üzerinden alışveriş yapmasına olanak tanıyor. Özellikle güzellik, kişisel bakım ve hızlı tüketim ürünleri kategorilerinde güçlü performans gösteren platform, markaların ürün keşfi ile satın alma sürecini tek bir deneyimde birleştiriyor.

Unilever’in bu hamlesi, sosyal medyanın yalnızca pazarlama kanalı olmaktan çıkarak doğrudan satış platformuna dönüştüğünü gösteren son örneklerden biri olarak öne çıkıyor. Şirketin TikTok Shop yatırımı, içerik üreticileri, kısa video formatları ve canlı yayın odaklı alışveriş modeline daha fazla yatırım yapacağının da sinyalini veriyor.

Hızlı tüketim sektöründe rekabet artık yalnızca raflarda veya e-ticaret sitelerinde yaşanmıyor. Sosyal medya platformları da doğrudan satış kanallarına dönüşürken, markalar tüketicinin ürünü keşfettiği an ile satın aldığı an arasındaki mesafeyi mümkün olduğunca kısaltmaya çalışıyor. Unilever’in TikTok Shop hamlesi de sosyal ticaretin FMCG sektöründeki öneminin giderek arttığını gösteriyor.

Ticaret Bakanlığı Perakende Ticaret Yönetmeliğini Yeniden Düzenliyor

Ticaret Bakanlığı, perakende ticaret sektörünü kapsayan mevcut yönetmelikte kapsamlı bir değişiklik hazırlığı başlattı. Taslak düzenleme, yalnızca marketleri değil; üretici, tedarikçi ve perakendeciler arasındaki ticari ilişkilere kadar uzanan tedarik zincirini yeniden yapılandırmayı hedefliyor.

Bu kapsamda mevcut Perakende Ticarette Uygulanacak İlke ve Kurallar Hakkında Yönetmelik” adının “Tedarik Zincirinde Uygulanacak İlke ve Kurallar Hakkında Yönetmelik” olarak değiştirilmesi planlanıyor. Böylece düzenleme, perakende sektörünün tamamını kapsayan daha geniş bir çerçeveye kavuşacak.

Tedarik Zincirinden Raflara Kadar Yeni Dönem

perakende magazalarinda raf yerlesimi ile satislari artirmanin yoll

Taslakta üretici ve tedarikçi tanımlarının güncellenmesinin yanı sıra, KOBİ’lerin ticari süreçlerini kolaylaştıracak dijital doğrulama sistemi de yer alıyor. Ticaret Bakanlığı bünyesinde oluşturulması planlanan sorgulama ekranıyla tarafların KOBİ statüsünü hızlı şekilde doğrulayabilmesi hedefleniyor.

Düzenleme ayrıca kadın girişimciliğini destekleyen önemli bir adım da içeriyor. Ortaklarının çoğunluğu kadınlardan oluşan kooperatiflerin ürettiği yöresel ürünlere zincir marketlerde raf önceliği verilmesi planlanırken, temel gıda ürünlerinde fiyat erişilebilirliğini artırmaya yönelik yeni uygulamalar da taslakta yer alıyor. Bu kapsamda büyük ölçekli ekmek üreticilerine yönelik düzenlemelerle tüketicilerin uygun fiyatlı ekmeğe erişiminin kolaylaştırılması amaçlanıyor.

Taslak düzenleme henüz hazırlık aşamasında olsa da, üreticiden mağaza rafına kadar uzanan ticari yapıyı yeniden şekillendirebilecek kapsamlı değişiklikler içeriyor.

Perakendede rekabet artık yalnızca mağaza operasyonlarıyla sınırlı değil. Tedarik zincirinin işleyişi, üretici-perakendeci ilişkileri, yerel üretimin desteklenmesi ve raf yönetimi de sektörün sürdürülebilir büyümesini belirleyen stratejik başlıklar arasında yer alıyor. Hazırlanan yeni yönetmelik de bu dönüşümün daha bütüncül bir yapıya taşınmasının sinyalini veriyor.

7-Eleven, Nike’a Marka İhlali Davası Açtı

ABD’li perakende zinciri 7-Eleven, Nike’ın yeni Air Max 95 Big Bubble modeli nedeniyle şirkete marka ihlali davası açtı. 7-Eleven, yeşil, turuncu ve kırmızı renk kombinasyonuna sahip sneaker tasarımının, yıllardır kullandığı kurumsal kimliği izinsiz şekilde çağrıştırdığını savunuyor.

Şirkete göre söz konusu renk kombinasyonu 1987 yılından bu yana ticari marka olarak kullanılıyor ve ABD’de federal marka tesciliyle korunuyor. Dava dosyasında Nike’ın bu tasarımı bilinçli şekilde 7-Eleven markasıyla ilişkilendirmeye çalıştığı iddia ediliyor.

Lansman Tarihi de Tartışmanın Merkezinde

7-Eleven, sosyal medya paylaşımları ve e-ticaret platformlarında ayakkabının şimdiden “7-Eleven ayakkabısı” olarak anılmasını da dava dosyasına delil olarak ekledi. Bazı haberlerde sneaker’ın renklerinin markayla “hemen özdeşleştiği” ve “ikonik” olduğu yönündeki değerlendirmelere de yer verildi.

Perakendecinin en dikkat çektiği noktalardan biri ise lansman tarihi oldu. Nike’ın ayakkabıyı 11 Temmuz, yani her yıl düzenlenen “7-Eleven Day” ve ücretsiz Slurpee kampanyalarının gerçekleştirildiği özel günde satışa sunmayı planlaması, şirket tarafından marka çağrışımını güçlendiren önemli bir unsur olarak değerlendiriliyor.

7-Eleven, mahkemeden Nike’ın ürün satışının kalıcı olarak durdurulmasını talep ederken, dava süreci devam etmesine rağmen ayakkabının ön siparişe açıldığı belirtiliyor.

Perakendede rekabet artık yalnızca logo veya marka adı üzerinden yürümüyor. Renkler, tasarım dili ve hatta lansman tarihleri de marka kimliğinin bir parçası olarak görülüyor. Bu dava, güçlü marka hafızası oluşturan perakendecilerin görsel kimliklerini koruma konusunda fikri mülkiyet haklarını çok daha agresif şekilde kullanmaya başladığını gösteriyor.

Lüks Markalar İçin Yeni Rekabet Alanı: ChatGPT’de Görünür Olmak

Lüks moda markaları uzun yıllardır görünürlük mücadelesini arama motorları, sosyal medya ve dijital reklamlar üzerinden yürütüyordu. Ancak üretken yapay zekânın yaygınlaşmasıyla birlikte rekabetin yeni adresi ChatGPT, Gemini, Claude ve Perplexity gibi yapay zekâ platformları haline geliyor.

Comité Colbert ve Bain & Company tarafından hazırlanan Luxury & Technology 2026 araştırmasına göre, tüketiciler ürün keşfi ve satın alma kararlarında üretken yapay zekâ araçlarını giderek daha fazla kullanıyor. Bu değişim, markaların yalnızca Google aramalarında değil, yapay zekâ asistanlarının verdiği yanıtlarda da görünür olmasını stratejik bir öncelik haline getiriyor.

SEO’dan GEO’ya Geçiş Başlıyor

Araştırma, lüks markalar için yeni bir kavramın öne çıktığını gösteriyor: Generative Engine Optimization (GEO).

Geleneksel SEO çalışmalarında amaç arama sonuçlarında üst sıralarda yer almakken, üretken yapay zekâ çağında hedef; yapay zekâ asistanlarının önerdiği markalar arasında yer alabilmek. Çünkü ChatGPT ve benzeri platformlar, kullanıcılara uzun bağlantı listeleri sunmak yerine doğrudan sınırlı sayıda öneri sunuyor. Bu da dijital görünürlük rekabetini tamamen farklı bir noktaya taşıyor.

Araştırmada değerlendirilen markalar arasında Hermès, yapay zekâ görünürlüğü açısından ilk sırada yer alırken; Rolex, Patek Philippe, Cartier, Chanel ve Louis Vuitton da üst sıralarda bulunuyor. Ortak özellikleri ise yıllardır korudukları tutarlı marka kimliği, güçlü dijital içerik yapısı ve çevrim içi varlıklarını istikrarlı şekilde yönetmeleri. Araştırma, üretken yapay zekâ sistemlerinin bu tutarlılığı daha kolay analiz edebildiğine dikkat çekiyor.

Lüks perakendede dijital görünürlük artık yalnızca arama motorlarında üst sıralarda yer almakla ölçülmeyecek. Yapay zekâ destekli alışveriş deneyimlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte markaların, üretken yapay zekâ platformlarının önerdiği seçenekler arasında yer alabilmesi yeni rekabet avantajlarından biri haline geliyor. Bu dönüşüm, içerik stratejisinden marka iletişimine kadar dijital pazarlamanın yeni kurallarını şekillendiriyor.

Depozito Yönetim Sistemi DOA İlk Günde 1,5 Milyon Ambalaj Topladı

Türkiye genelinde 1 Temmuz itibarıyla uygulanmaya başlayan Depozito Yönetim Sistemi, ilk gününde yüksek katılım gördü. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre, DOA (Depozitosu Olan Ambalajlar) makineleri aracılığıyla ilk günde 1 milyon 547 bin 850 adet cam, PET ve alüminyum içecek ambalajı sisteme iade edildi.

Aynı gün içinde DOA dijital uygulamasını indiren kullanıcı sayısı ise 649 bin 244 olarak açıklandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, toplanan tüm ambalajların geri dönüşüm sürecine kazandırılacağını belirterek sistemin ilk günden yoğun ilgi gördüğünü ifade etti.

Perakendede İade Altyapısı Yeni Bir Operasyon Alanı Oluşturuyor

media 6 b28033cd 4b75 44a8 907d 8ec7bf0c9cbd 1

Depozito Yönetim Sistemi yalnızca çevresel sürdürülebilirlik açısından değil, perakende operasyonları açısından da yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Zincir marketler ve organize perakende noktaları, içecek ambalajlarının toplandığı fiziksel temas noktalarına dönüşürken, mağazaların operasyonel süreçlerine yeni bir müşteri trafiği de ekleniyor.

Önümüzdeki dönemde sistemin yaygınlaşmasıyla birlikte depozito makinelerinin mağaza içi yerleşimi, tüketici deneyimi, lojistik süreçler ve geri dönüşüm altyapısı perakendecilerin gündeminde daha fazla yer bulacak.

Depozito Yönetim Sistemi, geri dönüşüm uygulamasının ötesinde perakendenin operasyonel yapısını da dönüştüren yeni bir ekosistem oluşturuyor. Mağazalar artık yalnızca satış noktası değil, döngüsel ekonominin aktif bir parçası haline geliyor.