Ana Sayfa Blog Sayfa 8

Perakende AI: Türk Perakendesinin Yapay Zekâ Görünürlüğünü Ölçen Yeni Araştırma Platformu

Yapay zekâ, tüketicilerin bilgiye ulaşma biçiminin yanı sıra ürün ve marka keşif süreçlerinde de yeni bir temas noktası oluşturuyor. Kullanıcılar artık “Hangi markayı tercih etmeliyim?”, “Fiyat-performans açısından hangi ürün daha iyi?”, “Bu ihtiyacım için hangi markalara bakmalıyım?” gibi alışveriş sorularını AI modellerine de yöneltiyor.

Bu değişim, perakende markaları açısından yeni bir soruyu beraberinde getiriyor: Markalar, yapay zekâ tarafından verilen yanıtlarda ne kadar görünür?

Bi’Sektör ve Herm.io ortak çalışmasıyla hayata geçirilen Perakende AI, Türkiye perakendesindeki markaların AI yanıtlarındaki görünürlüğünü araştırmak ve zaman içerisinde takip edilebilir bir veri alanı oluşturmak amacıyla geliştirildi.

21 kategori, 441 soru, 3 AI modeli

perakende ai: türk perakendesinin yapay zekâ görünürlüğünü ölçen yeni araştırma platformu

Perakende AI’ın ilk araştırması, Türkiye perakendesindeki 21 farklı kategori üzerinden yürütülüyor.

Araştırma kapsamında her kategori için tüketicilerin gerçek alışveriş süreçlerinde karşılaşabileceği farklı ihtiyaçları temsil eden 21 soru oluşturuldu. Böylece toplam 441 farklı soru, 3 farklı AI modeline yöneltilerek markaların yanıtlardaki görünürlüğü inceleniyor.

Araştırma yalnızca “en iyi marka hangisi?” gibi genel sorular üzerine kurulmuyor. Farklı ihtiyaçlar, ürün özellikleri, fiyat-performans arayışları ve kullanım senaryoları üzerinden markaların AI yanıtlarında nasıl konumlandığı araştırılıyor.

Bu yapı, bir markanın görünürlüğünü tek bir soru veya tek bir AI modelinin verdiği yanıt üzerinden değerlendirmek yerine daha geniş bir soru seti içerisinde incelemeyi amaçlıyor.

Aynı soru, farklı AI modelleri

Perakende AI araştırmasının bir diğer boyutunu farklı AI modellerinin karşılaştırılması oluşturuyor.

Aynı alışveriş sorusu farklı modellere yöneltildiğinde hangi markaların yanıtlarda yer aldığı, hangi markaların daha sık öne çıktığı ve modeller arasında nasıl farklılıklar oluştuğu araştırmanın kapsamında inceleniyor.

Böylece çalışma, yalnızca markaların AI görünürlüğüne değil, bu görünürlüğün farklı AI modellerinde nasıl değiştiğinede bakıyor.

Tüketicinin alışveriş sorularından markaların AI görünürlüğüne

Perakende AI’ın odağında, tüketicinin alışveriş sürecinde AI ile kurduğu yeni ilişki bulunuyor.

Bir tüketici yeni bir telefon ararken, ailesi için market seçerken, kahve içeceği bir zincire karar verirken veya evine yeni bir ürün alırken AI’dan tavsiye istediğinde karşısına hangi markaların çıktığı artık markalar açısından yeni bir görünürlük alanı oluşturuyor.

Perakende AI, bu alanı Türkiye perakendesi özelinde düzenli olarak araştırılabilir ve karşılaştırılabilir hale getirmeyi hedefliyor.

İlk sonuçlar 22 Ekim Perakende Alışveriş Zirvesi’nde açıklanacak

Perakende AI’ın ilk araştırma sonuçları, 22 Ekim 2026 tarihinde Fişekhane’de gerçekleştirilecek Perakende Alışveriş Zirvesi’nde, Bi’Sektör ve herm.io tarafından ilk kez paylaşılacak. Ardından sektör adına düzenli olarak yayınlanmaya devam edecek.

Sonuçlar aynı gün Perakende AI web sitesinde de yayınlanacak.

Walmart Retail Media’yı Mağazanın Dışına Taşıyor: Veriye Dayalı Reklamcılık Yeni Kanallara Açılıyor

Walmart, retail media ağı Walmart Connect’in erişimini yeni iş birlikleriyle genişletiyor. Şirket; Spotify, Yahoo DSP ve Warner Bros. Discovery ile yaptığı anlaşmalar sayesinde reklamverenlerin Walmart müşterilerine müzik, podcast, video, connected TV (CTV) ve canlı televizyon gibi farklı kanallarda ulaşmasına ve kampanya sonuçlarını Walmart satışlarıyla ilişkilendirmesine olanak sağlayacak. Böylece Walmart’ın retail media modeli, kendi mağaza ve dijital kanallarındaki reklam alanlarının ötesine taşınıyor.

Retail Media Artık Sadece Perakendecinin Ekranlarında Değil

spotify wm 1440x720 1

Spotify iş birliğiyle reklamverenler, Walmart’ın mevcut ve potansiyel müşterilerine müzik, podcast ve video içerikleri üzerinden ulaşabilecek. Yahoo DSP tarafında ise Walmart Connect reklamverenlerinin CTV envanterlerine erişimi genişletiliyor. Walmart’ın Vizio bağlantısıyla başlayan yapı, farklı yayıncıların CTV envanterlerini de kapsayacak şekilde geliştiriliyor.

Warner Bros. Discovery iş birliği ise modeli bir adım daha ileri taşıyor. Reklamverenler artık Walmart kitlelerini kullanarak TBS, TLC, truTV, HLN ve Food Network gibi kanallardaki seçili canlı televizyon envanterlerinde hedefleme yapabilecek. Üstelik Walmart, bu medya yatırımlarının sonuçlarını kendi satış verileriyle ilişkilendiren closed-loop measurement yaklaşımını da koruyor.

Bu gelişmenin retail media açısından önemli tarafı, perakendecinin sahip olduğu birinci taraf verinin yalnızca kendi ekosisteminde kullanılmaması. Walmart müşterisinin alışveriş davranışından elde edilen içgörü, tüketicinin zaman geçirdiği farklı medya ortamlarına taşınıyor. Böylece retail media, “mağazada veya uygulamada reklam gösterme” modelinden çıkarak markanın tüketiciye ulaşmasından satın alma sonucuna kadar uzanan ölçülebilir bir medya altyapısına dönüşüyor.

Reklamveren İçin Yeni Denklem: Erişim + Veri + Satış

walmart

Walmart’ın 2026 boyunca attığı diğer adımlar da bu stratejinin daha geniş bir ekosistemin parçası olduğunu gösteriyor. Şirket YouTube üzerinden streaming video reklamlarını genişletirken, birinci taraf operasyonel ve perakende verilerinin ajanslar ve teknoloji ortaklarıyla güvenli biçimde paylaşılmasına yönelik API erişimini de geliştiriyor. Sosyal medya reklam çözümleri ve reklamverenlere yönelik agentic AI “Marty” testi de Walmart Connect’in yalnızca bir reklam ağı değil, veri, medya satın alma, ölçümleme ve otomasyonu bir araya getiren bir platforma dönüşme hedefini ortaya koyuyor.

Türkiye’de retail media yatırımları açısından bakıldığında burada önemli bir soru ortaya çıkıyor: Perakendeciler yalnızca kendi uygulama, web sitesi ve mağazalarındaki reklam alanlarını mı büyütecek, yoksa sahip oldukları müşteri verisini farklı medya kanallarındaki kampanyaların ölçümlenmesinde de kullanabilecekleri bir yapıya mı dönüştürecek? Walmart örneği, retail media’nın geleceğinde asıl rekabetin reklam alanının büyüklüğünden çok birinci taraf verinin ne kadar doğru kullanılabildiği ve medya yatırımının satışla ne kadar net ilişkilendirilebildiği üzerinden şekillenebileceğine işaret ediyor.

Walmart’ın Spotify, Yahoo DSP ve Warner Bros. Discovery hamlesi, retail media’nın perakendecinin kendi dijital kanallarından bağımsız bir medya ağına doğru genişlediğini gösteriyor. Perakendecinin sahip olduğu müşteri verisi, artık yalnızca müşteriyi tanımak için değil, müşterinin bulunduğu her kanalda daha ölçülebilir bir reklam deneyimi kurmak için kullanılabilecek stratejik bir varlığa dönüşüyor.

Primark Mağazalarında Yeni Dönem: Anneler İçin Özel Alanlar Oluşturuluyor

Primark, Almanya’daki 28 mağazasının 26’sında annelerin emzirebileceği veya süt sağabileceği özel “Mom’s Room” alanları oluşturmaya başladı. Girişim, markanın kendi araştırmasında ortaya çıkan müşteri ihtiyacına dayanıyor. Araştırmaya katılan annelerin yarısından fazlası, mağaza ziyaretleri sırasında sessiz ve uygun bir alan bulunmamasının alışveriş deneyimini zorlaştırdığını belirtirken, yaklaşık dörtte üçü alışveriş sırasında isteğe bağlı olarak kullanabilecekleri ayrı bir alan istedi.

Mağaza Deneyimi Sadece Alışverişten İbaret Değil

“Mom’s Room” alanları, Primark mağazalarında deneme kabinlerinin yakınında konumlandırılıyor ve oturma alanı ile daha fazla mahremiyet sunuyor. Primark ise bu alanların kamusal alanda emzirmeyi teşvik etme ya da sınırlandırma amacı taşımadığını özellikle vurguluyor; annelerin nerede ve nasıl emzireceğine kendilerinin karar vermesi gerektiğini belirtiyor. Alanlarda ayrıca Alman aile kuruluşu Wellcome iş birliğiyle hazırlanan QR kodlar üzerinden annelere bilgi ve tavsiyeler sunuluyor.

Buradaki önemli nokta, fiziksel mağazanın yalnızca ürünlerin sergilendiği ve satın alma işleminin gerçekleştiği bir alan olmaktan çıkması. Müşterinin mağazada geçirdiği süreyi etkileyen dinlenme, mahremiyet, çocukla alışveriş yapma veya bakım ihtiyaçları gibi unsurlar da mağaza tasarımının parçası haline geliyor. Primark’ın yaklaşımı, müşteri deneyiminin ürün kategorisinden bağımsız olarak mağazanın farklı yaşam senaryolarına ne kadar uyum sağlayabildiğiyle de şekillendiğini gösteriyor.

Müşteri Verisi Mağaza Tasarımına Dönüşüyor

anne bebek iletisimi

Primark örneğinde dikkat çeken bir diğer unsur, bu alanların yalnızca kurumsal bir sosyal sorumluluk uygulaması olarak değil, doğrudan müşteri araştırmasından çıkan bir içgörü üzerinden tasarlanması. Bu, perakendecilerin mağaza deneyimini geliştirmek için yalnızca satış verilerine değil, müşterilerin mağazada karşılaştıkları günlük sorunlara da bakabileceğini gösteriyor. Özellikle ailelerle alışveriş yapan müşteriler açısından küçük görünen bir fiziksel düzenleme, mağazada kalma süresini ve ziyaretin genel deneyimini etkileyebilecek bir faktöre dönüşebiliyor.

Primark ayrıca konsepti kendi mağazalarıyla sınırlı tutmayarak diğer mağazaları, restoranları, alışveriş merkezlerini ve kamu kurumlarını da emzirme dostu alanları daha görünür hale getirmeye davet ediyor. Bu yaklaşım, tek bir mağaza uygulamasından daha geniş bir perakende ekosistemi deneyimi yaratma hedefini ortaya koyuyor. Türkiye’de de özellikle AVM ve büyük mağaza formatlarında çocuklu ailelerin ihtiyaçlarını mağaza tasarımının bir parçası olarak ele almak, müşteri deneyiminin daha kapsayıcı hale getirilmesi açısından değerlendirilebilir.

Primark’ın uygulaması, mağaza deneyiminde fark yaratmanın her zaman daha fazla teknoloji veya daha gösterişli tasarım anlamına gelmediğini gösteriyor. Bazen müşterinin mağazada karşılaştığı çok somut bir ihtiyacı doğru tespit edip buna fiziksel bir karşılık vermek, marka deneyiminin kendisini güçlendirebiliyor.

Tchibo, “Buluruz Buluşuruz Tchibo’da” Kampanyasını Ezgi Mola ile Duyurdu

75 yılı aşkın kahve uzmanlığının yanı sıra farklı kategorilerde sunduğu çeşitli gıda dışı (non-food) ürünlerden oluşan dünyasıyla da perakende sektöründe fark yaratan Tchibo, yeni kampanyasını duyurdu: “Buluruz Buluşuruz Tchibo’da”. Ünlü oyuncu Ezgi Mola’nın rol aldığı reklam filmi, Tchibo’ya kahve molası için gelenlerin, birbirinden farklı ürünlerle karşılaşabileceği alışveriş deneyimini eğlenceli bir hikâyeyle anlatıyor.

75 yılı aşkın kahve uzmanlığı ve Türkiye’deki 20 yılı aşkın köklü mağazacılık tecrübesiyle tüketicilerin hayatına dokunan Tchibo, gıda dışı kategorisindeki yenilikçi ve zengin dünyasını odağına alan yeni bir iletişim kampanyası başlattı. “Buluruz Buluşuruz Tchibo’da” söylemiyle hayata geçirilen kampanya, Tchibo’yu keyifli kahve buluşmalarının yanı sıra hayatı kolaylaştıran ve sürpriz keşifler sunan bir “bulma noktası” olarak konumlandırıyor.

“Sürprizlerle dolu bir keşif dünyası”

Mutfaktan ev düzenlemeye, spordan kişisel bakıma ve tüylü dostların ihtiyaçlarına kadar çok geniş bir yelpazede ürünler sunan Tchibo, yıl boyunca farklı temalarda yaklaşık 9.000 ürünü tüketicileriyle buluşturuyor. Kampanya, Tchibo severlerin çok iyi bildiği “ihtiyacıma uygun birbirinden farklı ürünleri bir arada bulabiliyorum” içgörüsüne dayanıyor. Yıllardır Alman kalitesi ve güvencesiyle sunulan bu zengin ürün yelpazesi, yeni kampanya ile birlikte mağaza deneyiminin merkezine taşınıyor. Bu doğrultuda Tchibo, bir yandan sadık müşterilerininzihnindeki o tanıdık keşif heyecanını tazelerken diğer yandan markanın renkli dünyasıyla henüz tanışmamış olanları sürprizlerle dolu deneyimin bir parçası olmaya davet ediyor.

Ezgi Mola ile eğlenceli ve samimi bir reklam filmi

tchibo, “buluruz buluşuruz tchibo’da” kampanyasını ezgi mola ile duyurdu

Kampanyanın reklam yüzü, doğallığı, samimiyeti ve markaya olan bağıyla öne çıkan ünlü oyuncu Ezgi Mola oldu. Bir kahve buluşması fikriyle başlayıp kucak dolusu Tchibo ürünüyletamamlanan eğlenceli reklam filminde; bir termosla başlayan hikâye sırt çantası, katlanabilir mama kabı, sebze soyacağı ve en nihayetinde bir ütü masası kılıfına uzanan keyifli bir keşif yolculuğuna dönüşüyor.

“20 yılı aşkın eşsiz mağazacılık deneyimimizle fark yaratıyoruz”

Kampanyaya ilişkin değerlendirmede bulunan Tchibo Türkiye Pazarlama Direktörü İlknur Aksoy Şen: “Tchibo olarak 75 yılı aşkın kahve uzmanlığımızın yanında, gıda dışı kategorimizde yıl boyu yenilenen temalarımızla tüketicilerimize benzersiz bir deneyim sunuyoruz. Türkiye’de 20 yılı aşkın süredir sunduğumuz bu eşsiz mağazacılık anlayışını ‘Buluruz Buluşuruz Tchibo’da’ kampanyamızla yeniden canlandırmayı amaçladık. Tchibo’da bir yandan sevdiklerimizle keyifli buluşmalar gerçekleştirirken, diğer yandan farklı kategorilerden ürünleri keşfetmenin ve çoğu zaman ihtiyacımız olduğunu bile bilmediğimiz ürünlerle karşılaşmanın keyfini yaşıyoruz. Sevgili Ezgi Mola’nın enerjisiyle buluşan eğlenceli reklam filmimizle de herkesi Tchibo’nun bu renkli ve sürprizlerle dolu dünyasını deneyimlemeye davet ediyoruz.”

Pınar Altuğ Atacan ve Yağmur Atacan, MR.DIY’in Yeni Reklam Filminde Eğlenceli Bir Alışverişe Çıkıyor

MR.DIY’in yeni reklam filminde kamera karşısına geçen Pınar Altuğ Atacan ve Yağmur Atacan, evlerinin farklı ihtiyaçları için mağazanın reyonlarını gezerken alışveriş deneyimini kendilerine özgü eğlenceli diyaloglarıyla ekranlara taşıyor.

Pınar Altuğ Atacan ve Yağmur Atacan, MR.DIY’in yeni reklam filmi için alışverişe birlikte çıkıyor. Mağazanın farklı reyonlarını gezen çift, ev yaşamından dekorasyona, hobi ürünlerinden günlük ihtiyaçlara uzanan geniş ürün yelpazesi arasından seçim yaparken keyifli bir alışveriş deneyimi yaşıyor.

Reklam filminde çiftin günlük hayattaki doğal iletişimi ve esprili yaklaşımı öne çıkıyor. MR.DIY’in ürün çeşitliliğinin eşlik ettiği alışveriş boyunca Pınar Altuğ Atacan ve Yağmur Atacan, birbirleriyle olan eğlenceli diyaloglarıyla filmin enerjisini yükseltiyor. Mağazanın çeşitli reyonlarını keşfeden çift, MR.DIY’in geniş ürün seçkisini kendi alışveriş deneyimleri üzerinden ekrana taşıyor. 

Aras Kargo’da Önemli Atama

Aras Kargo’nun Büyüme Hedeflerinde Yeni Ticari Organizasyon: Ramazan Altınay Ticari İşler Başkanı (CCO) Olarak Atandı

Aras Kargo, ticari odağını güçlendirmek ve stratejik hedeflerinin hayata geçirilmesini hızlandırmak amacıyla ticari fonksiyonlarını tek bir liderlik altında bir araya getiriyor. 1 Ekim 2026 itibarıyla Ticari İşler Başkanı (CCO) olarak atanan Ramazan Altınay; satış, uluslararası ilişkiler ile strateji ve iş geliştirme fonksiyonlarına liderlik edecek. 

Yeni yönetim yapısı ve stratejik dönüşüm adımlarıyla sektördeki yenilikçi konumunu güçlendirmeyi ve global pazarlardaki büyümesini hızlandırmayı amaçlayan Aras Kargo; Ramazan Altınay’ı Ticari İşler Başkanı (CCO) olarak atadı. Satış, Uluslararası İlişkiler ile Strateji ve İş Geliştirme fonksiyonları bundan sonra Ramazan Altınay’a bağlı olarak faaliyetlerini sürdürecek. Aras Global Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı olarak görevine devam eden Altınay, 1 Ekim 2026 itibarıyla üstlendiği Aras Kargo CCO’luğu görevine ek olarak Aras Kargo Yönetim Kurulu Üyeliğine de atanmıştır.

Yeni ticari organizasyonla bağlantılı olarak Aras Kargo’nun üst yönetim yapısı da yeniden düzenleniyor. İcra Kurulu Başkanı (CEO) Barbara Hagen, Operasyonel İşler Başkanı (COO) Andreas Thöni ve Ticari İşler Başkanı (CCO) Ramazan Altınay’dan oluşan bir Strateji Komitesi kuruluyor. Strateji Komitesi, Başkan Yardımcıları ile birlikte şirketin İcra Kurulu’nu oluşturacak.

Yeni görevine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aras Kargo Ticari İşler Başkanı (CCO) Ramazan Altınay ise şunları söyledi: “”Aras Kargo’nun güçlü ticari birikimini, satış, uluslararası ilişkiler ve strateji fonksiyonlarımızı tek bir çatı altında buluşturarak ileriye taşımak benim için heyecan verici bir sorumluluk. Amacımız, müşterilerimizin ihtiyaçlarını bütüncül bir bakışla okuyarak büyüme hedeflerimize daha hızlı ulaşmak ve Aras Kargo’nun sektördeki konumunu her alanda daha da güçlendirmek. Avusturya Postanesi ile olan sinerjimizi güçlendirerek, Aras Global ile Türkiye sınırlarının ötesinde yeni iş fırsatları yaratmaya ve ticari yol haritamızı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz.”

Mercedes-Benz Cup Tenis Turnuvası, One Point Formatıyla Türkiye’de Bir İlke İmza Atıyor

Mercedes-Benz Otomotiv ve Türkiye Tenis Federasyonu (TTF), 17–18 Ekim 2026 tarihlerinde ilk kez düzenlenecek Mercedes-Benz Cup Tenis Turnuvası ile tenis dünyasına yeni bir format getiriyor. Avustralya Açık’ta uygulanan ve her puanın belirleyici olduğu One Point formatı, Türkiye’de ilk kez bu organizasyonla hayata geçirilecek. 13 yaş ve üzeri lisanslı sporcuların katılabileceği turnuvada 1.300 sporcuya kadar katılım hedeflenirken, turnuva şampiyonu 500 bin TL değerindeki büyük ödülün sahibi olacak.

mercedes

· Türkiye Tenis Federasyonu (TTF) Ana Sponsoru Mercedes-Benz Otomotiv, Türkiye’de ilk kez organize edilecek “Mercedes-Benz Cup” Tenis Turnuvası’nı 17–18 Ekim 2026’da tenis severlerle buluşturuyor.

· Mercedes-Benz Cup Tenis Turnuvası Avustralya Açık bünyesinde uygulanan ve dünya tenisinde büyük ilgi gören One Point formatının Türkiye’deki ilk örneği olarak düzenlenecek.

· i-kort’a kayıtlı 13 yaş ve üstü lisanslı sporcuların katılabileceği ve seyircilerin ücretsiz olarak izleyebileceği organizasyonda, turnuva şampiyonu 500.000 TL değerindeki büyük ödülün sahibi olacak.

· Turnuva boyunca katılımcılar, kortlardaki tenis heyecanının yanı sıra Mercedes-Benz’in tamamen elektrikli yeni C-Serisi’ni yakından inceleme fırsatı da bulacak.

Türkiye’de sporun ve sporcunun en büyük destekçilerinden biri olan Mercedes-Benz Otomotiv ile Türkiye Tenis Federasyonu (TTF), ana sponsorluk iş birliği kapsamında Türk tenisine yeni bir soluk katacak Mercedes-Benz Cup Tenis Turnuvası’nı hayata geçiriyor.

Turnuva boyunca ziyaretçiler, tenis keyfinin yanı sıra alandaki interaktif deneyim alanlarını keşfedebilecek, yeni tamamen elektrikli C-Serisi’ni yakından inceleme fırsatı bulabilecek.

140 yıllık mirasla spora ve tenise uzanan global vizyon

Mercedes-Benz, globalde tenise verdiği destek kapsamında, 2026 yılında Kadınlar Tenis Birliği’nin (WTA) Premier Ortağı ve Tek Resmî Otomobil Ortağı olarak “WTA Tour – Driven by Mercedes-Benz” ile dünyada kadın tenisinin en büyük destekçilerinden oldu. Mercedes-Benz Otomotiv ise Türkiye’de tenise verdiği desteği Türkiye Tenis Federasyonu ile iş birliği ve uluslararası turnuva sponsorluklarıyla başlatırken, kendi adını taşıyan Mercedes-Benz Cup Tenis Turnuvası ile de geliştiriyor.

Mercedes-Benz Otomobil Satış ve Pazarlama Direktörü Dr. Nadine Adam, “140 yıldır mükemmelliğe olan tutkumuzu otomobillerimizin yanı sıra kültür, sanat ve spor alanındaki çalışmalarımızla da destekliyoruz. Tenisin hız ve stratejisi, Mercedes-Benz’in mükemmeliyet ve zarafet anlayışıyla güçlü bir şekilde örtüşüyor. Bugün başlattığımız Mercedes-Benz Cup, yalnızca bir turnuvanın değil, Türk tenisinin farklı kuşaklarını bir araya getiren bir organizasyonun ilk adımı.” sözleriyle Mercedes-Benz Cup Tenis Turnuvası’nın kendileri için taşıdığı öneme değindi.

One Point formatı ilk kez Türkiye’de

Mercedes-Benz Cup Tenis Turnuvası’nı kurgularken amaçlarının yalnızca bir turnuva düzenlemek değil; tenisi daha geniş kitlelerle buluşturmak, yeni oyunculara ilham vermek ve tenis ekosistemine katkı sağlamak olduğunu söyleyen Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar İcra Kurulu Üyesi Tufan Akdeniz, “Turnuvanın dinamik ve erişilebilir bir yapıda olmasını hedefledik. One Point formatı da her maçın tek puanla sonuçlandığı, sürprizlere açık ve yüksek enerjili yeni nesil bir deneyim sunuyor. Farklı seviyelerden sporcuları aynı turnuvada buluşturan bu formatla, Türkiye’de tenisi daha etkileşimli, kapsayıcı ve ilham verici bir noktaya taşımayı hedefliyoruz.” sözleriyle turnuvanın erişilebilir ve yenilikçi yapısını vurguladı.

Müderrisgil: “Mercedes-Benz Cup ile tenisi daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedefliyoruz”

Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı Şafak Müderrisgil: “Mercedes-Benz Cup’ın bizim için en önemli tarafı, tenisi daha geniş kitlelerle buluşturacak olmasıdır. Türkiye Tenis Federasyonu olarak öncelikli sorumluluklarımızdan birinin tenis kültürünü ülkemiz genelinde yaygınlaştırmak olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda yalnızca sporcularımızın gelişimini desteklemeye değil, aynı zamanda daha fazla insanın tenisi tanımasına, sevmesine, oynamasına ve takip etmesine odaklanıyoruz.

Bu yıl Avustralya Açık’ta uygulanan One Point formatından esinlenerek Türkiye’de ilk kez hayata geçireceğimiz bu yenilikçi formatla, farklı yaş ve seviyelerden tenis oyuncularını ve tenis severleri aynı heyecan etrafında buluşturmayı hedefliyoruz. 16’lık Bağımsız Fikstür Grupları üzerinden ilerleyecek ve 13 yaş ve üstü en fazla 1.300 sporcu kontenjanıyla gerçekleştirilecek turnuvada her puan yeni bir fırsat yaratacak; oyuncular elde ettikleri puanlarla ilerleyerek ödüle bir adım daha yaklaşacak.

Mercedes-Benz Cup’ın hayata geçirilmesine sundukları katkı ve tenise verdikleri değer için Mercedes-Benz’e teşekkür ediyoruz. Turnuvanın yalnızca kortta mücadele edilen bir organizasyon olmasını değil, oynayanlar kadar izleyenlerin de keyif alacağı ve daha fazla insanı tenise yönlendirecek kapsamlı bir deneyim sunmasını amaçlıyoruz. Daha fazla insan tenisi sever, oynar ve takip ederse Türkiye’de tenis kültürünün de güçleneceğine inanıyoruz. Mercedes-Benz Cup’ı bu hedef doğrultusunda attığımız önemli ve değerli bir adım olarak görüyoruz.” dedi.

Her seviyeden sporcu için heyecan verici bir format

WTA 125 düzeyinde ilk kariyer şampiyonluğunu kazanan milli sporcu Berfu Cengiz, Mercedes-Benz Cup’ın sporcular için kendilerini gösterebilecekleri ve tenis tutkusunu paylaşabilecekleri özel bir buluşma olduğunu belirterek, “Bu tür organizasyonlar, özellikle genç sporcuların turnuva atmosferini deneyimlemesi ve kendilerine yeni hedefler koyması açısından çok değerli. Tenisin Türkiye’de daha fazla görünürlük kazanmasına katkı sağlayacak bu turnuvada yer almaktan büyük mutluluk duyuyorum.” dedi.

Masters tenis oyuncusu Cansel Elçin, çocukluğunda kendisine uzatılan bir raketle tenise başladığını ve şimdi de One Point formatıyla başka bir çocuğun bir gün başarılı bir tenis oyuncusu olmak için cesaretleneceğine inandığını söyledi ve “Bu tür heyecanlı ve sonucu kestirilemeyen turnuvalar birçok genç tenis oyuncusuna güven veriyor. Bu turnuva sonucunda tenisle daha fazla ilgilenecek bir Türk gencinin ileride dünya sıralamasında ilk 10’a gireceğine inanıyorum.” diyerek bu tarz turnuvaların Türkiye’nin her yerinde düzenlenmesinin tenise ilgi duyan çocukların ve gençlerin sayısını artıracağını vurguladı.

TÜİK 2026 Yılı Eylül Ayı Enflasyon Rakamlarını Açıkladı

Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %29,73 arttı, aylık %1,84 arttı. Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %29,73 arttı, aylık %1,84 arttı.

TÜFE’deki (2025=100) değişim 2026 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre %1,84 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %24,32 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %29,73 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %31,49 artış olarak gerçekleşti.

14576274 4301 448a 936c 607eb455d9ce c1911a0a e35a 412d 9e88 6e25a3b3288d
tüi̇k 2026 yılı eylül ayı enflasyon rakamlarını açıkladı 11

TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık %27,62 arttı


En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde %27,62 artış, ulaştırmada %35,10 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %39,99 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 6,73, ulaştırmada 5,96 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 4,84 yüzde puan oldu.

TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık %0,20 azaldı


En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde %0,20 azalış, ulaştırmada %2,79 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %2,71 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde -0,05, ulaştırmada 0,49 ve konutta 0,33 yüzde puan oldu. 

Endekste kapsanan 174 alt sınıftan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 2018 5’li Düzey) 2026 yılı Eylül ayı itibarıyla, 35 alt sınıfın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 6 alt sınıfın endeksinde değişim olmadı. 133 alt sınıfın endeksinde ise artış gerçekleşti.

Özel kapsamlı TÜFE göstergesi (B) yıllık %29,00 arttı, aylık %2,01 arttı

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, 2026 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre %2,01 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %23,40 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %29,00 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %30,80 artış olarak gerçekleşti.

a7da2c44 ee22 4f0b 9389 47c3366bd29a a0d92d26 78a7 4124 ae7a 3e9b3032bf16
tüi̇k 2026 yılı eylül ayı enflasyon rakamlarını açıkladı 12

Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi, Eylül 2026


Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık %27,38 arttı, aylık %2,07 arttı

Yİ-ÜFE (2003=100) 2026 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre %2,07 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %23,38 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %27,38 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %27,81 artış gösterdi.

c059c761 a6ef 433a 8623 f9d7af341783 32c42849 40b4 4aa3 8873 ce2c6e5213b5
tüi̇k 2026 yılı eylül ayı enflasyon rakamlarını açıkladı 13

Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde yıllık %29,09 arttı

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %34,15 artış, imalatta %29,09 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %8,67 artış ve su temininde %29,70 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında %28,11 artış, dayanıklı tüketim mallarında %26,97 artış, dayanıksız tüketim mallarında %25,97 artış, enerjide %30,82 artış ve sermaye mallarında %21,55 artış olarak gerçekleşti.

d1e538cf f29c 4b0e 80f4 6e336af4b34c 2cdd1438 96fb 400a 828f 57fd80f4b521
tüi̇k 2026 yılı eylül ayı enflasyon rakamlarını açıkladı 14

Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde aylık %2,32 arttı

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %0,78 azalış, imalatta %2,32 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %0,97 artış ve su temininde %1,83 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında %2,04 artış, dayanıklı tüketim mallarında %1,54 artış, dayanıksız tüketim mallarında %1,59 artış, enerjide %3,55 artış ve sermaye mallarında %1,47 artış olarak gerçekleşti.

Nutella Café Ankara’da Açıldı: Marka, Simidi Deneyiminin Parçasına Dönüştürdü

Nutella, “Bu Hikâyede Ekmek Var” kampanyası kapsamında Ankara’da özel bir Nutella Café açarak şehrin sevilen lezzeti simidi Nutella ile buluşturdu. 19-20 Eylül tarihlerinde ziyaretçilerini ağırlayan kafe, kampanyanın Türkiye’de farklı şehirlerin ekmek ve hamur işi lezzetlerini Nutella ile buluşturmayı amaçlayan ilk durağı oldu.

Ankaralılar için sıcak ve samimi bir buluşma noktası olarak tasarlanan Nutella Café’de tüketiciler, simit gibi yerel bir lezzeti Nutella ile birlikte deneyimleme fırsatı buldu. Kampanya kapsamında yalnızca ürün tadımı değil, kişiselleştirme, hediye ve dijital etkileşim gibi farklı temas noktaları da deneyimin parçası haline getirildi.

Ürün Deneyimi Mağazanın Dışına Taşınıyor

Nutella Café’nin dikkat çeken tarafı, markanın klasik ürün iletişimini fiziksel bir deneyime dönüştürmesi. Tüketiciler kendi isimleriyle veya sevdiklerinin isimleriyle Nutella kavanozlarını kişiselleştirirken, karavan veya kavanoz şeklindeki anahtarlıklar ve kampanyaya özel çantalar da deneyimi destekledi.

Burada marka için değer yaratan nokta yalnızca Nutella tüketimini artırmak değil, tüketicinin markayla geçirdiği zamanı ve etkileşimi artırmak. Yerel bir ürünün marka deneyimine dahil edilmesi ise kampanyanın bulunduğu şehre göre farklılaşmasına ve tüketicide daha kişisel bir karşılık yaratmasına yardımcı oluyor.

Yerel Lezzet, Global Marka Deneyiminin Parçası Oluyor

34440465190 1f3f77db3e h

“Bu Hikâyede Ekmek Var” kampanyasının Ankara’dan sonra farklı şehirlerin sevilen ekmek ve hamur işi ürünlerine odaklanması, markanın yerelleştirme yaklaşımını da öne çıkarıyor. Ankara’da simidin seçilmesi, başka şehirlerde ise farklı yerel lezzetlerin deneyime dahil edilmesi, aynı marka fikrinin yerel kültüre göre yeniden kurgulanmasına olanak sağlıyor.

Deneyim Nutella App üzerinden de devam ediyor. Kullanıcılar kampanyaya özel hazırlanan simit formundaki çarkı çevirerek çeşitli hediyeler kazanma şansı yakalıyor. Böylece fiziksel deneyim, dijital kanalla desteklenerek tüketicinin kampanya sonrasında da marka ekosisteminde tutulması hedefleniyor.

Türkiye’de perakende ve FMCG markaları açısından bu model dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. Özellikle fiziksel mağaza yatırımı yapmadan da pop-up, kafe, yerel lezzet ve kişiselleştirme gibi unsurlar bir araya getirilerek markaya özgü geçici deneyim alanları oluşturulabilir. Bu da ürünün kendisinden çok, ürün etrafında kurulan deneyimin tüketiciyle bağ kurmasında yeni fırsatlar yaratıyor.

Nutella Café örneği, FMCG markalarının tüketiciyle bağ kurmak için artık yalnızca rafı değil, şehri, yerel kültürü ve deneyimi de marka alanının bir parçasına dönüştürdüğünü gösteriyor.

Pini Parma Türkiye’ye Geldi: İtalyan Terziliği İstanbul’da Yeni Bir Mağaza Deneyimi Kuruyor

İtalyan erkek giyim markası Pini Parma, Türkiye’deki ilk mağazasını İstanbul’da açtı. Alysar Grup tarafından Türkiye’ye getirilen markanın açılışı, kurucu ortak Thomas Pini’nin katıldığı özel bir davetle gerçekleşti. 1 Ekim’de açılan mağazada düzenlenen Trunk Show ile konuklar, markanın koleksiyonunu kumaş, kesim, renk ve terzilik detayları üzerinden yakından inceleme fırsatı buldu.

Pini Parma’nın Türkiye’ye gelişi, İstanbul’un lüks ve premium erkek giyim segmentindeki potansiyelinin uluslararası markalar açısından önemini koruduğunu da gösteriyor. 2017 yılında Thomas Pini ve Claudia Cannetto tarafından kurulan marka, İtalyan terziliğinin kesim ve işçilik özelliklerini hazır giyim anlayışıyla daha geniş bir kitleye ulaştırmayı hedefliyor.

İtalyan Terziliği Hazır Giyime Taşınıyor

Pini Parma’nın marka kimliğinde ceketler ve karakteristik pantolonlar önemli bir yer tutuyor. Geniş yakalar, hafif ceket yapıları ve vücut oranlarını gözeten kesimler markanın siluetini oluştururken, farklı renk ve kumaş seçenekleri klasik erkek giyimine daha kişisel bir yorum kazandırıyor. Pantolon, gömlek, triko, polo yaka ve dış giyim parçalarının aynı gardırop anlayışı içerisinde sunulması ise markanın yalnızca takım elbise odaklı bir erkek giyim markası olarak konumlanmadığını gösteriyor.

Buradaki perakende yaklaşımı, tek tek ürün satmaktan çok bir yaşam ve giyim biçimini mağaza içerisinde bütün olarak sunmak üzerine kuruluyor. Trunk Show gibi uygulamalar da tüketicinin yalnızca ürünü görmesini değil, kumaştan kesime kadar markanın zanaatkârlık anlayışını yakından deneyimlemesini sağlıyor. Bu durum özellikle premium segmentte fiziksel mağazanın ürün sergileme alanından deneyim ve marka anlatım alanına dönüşen rolünü güçlendiriyor.

İstanbul, Global Büyümenin Yeni Durağı

pini parma magaza

Pini Parma koleksiyonlarının tamamını İtalya’da üretiyor. Emilia-Romagna, Piemonte, Lombardiya, Campania ve Toskana’daki uzman atölyelerle çalışan marka, farklı bölgelerin üretim birikimini koleksiyonlarına taşıyor. Sezonluk trendlerden bağımsız, uzun süre kullanılabilecek parçalar üretme yaklaşımı da markanın İtalyan zanaatkârlığını merkezde tutan konumlandırmasını destekliyor.

İstanbul’daki ilk mağaza, Pini Parma’nın Milano, Paris, Londra, Brüksel, Belgrad, Kazablanka ve Bakü’nün ardından uluslararası mağaza ağına eklediği yeni durak oldu. Mağazanın ADZ Mimarlık ve Arissa Mimarlık tarafından hazırlanan mimari projesi de markanın İtalyan estetiği ve zamansız tasarım anlayışını fiziksel alana taşıyor. Dolayısıyla yatırım yalnızca Türkiye’ye yeni bir erkek giyim markasının gelmesi değil, markanın global kimliğinin İstanbul’daki mağaza deneyimi üzerinden yerelleştirilmesi açısından da önem taşıyor.

Türkiye’de premium ve lüks segmentte rekabetin yoğunlaşmasıyla birlikte yeni markalar için yalnızca doğru lokasyonda mağaza açmak yeterli olmayabilir. Ürünün arkasındaki zanaatkârlığın, marka hikâyesinin ve hizmet anlayışının mağazada ne kadar iyi aktarılabildiği de tüketici tercihinde daha belirleyici hale geliyor.

Pini Parma’nın İstanbul yatırımı, premium perakendede mağazanın artık yalnızca koleksiyonun sergilendiği bir alan değil, markanın zanaatkârlığını ve yaşam tarzını tüketiciye aktardığı temel temas noktalarından biri olduğunu gösteriyor.