Ana Sayfa Blog Sayfa 25

H&M, Inditex’in Evinde Güçleniyor: Barcelona’da Yeni Ürün Merkezi

H&M, İspanya’daki moda ekosisteminden daha fazla yararlanmak için Barcelona’da yeni bir üretim ve ürün geliştirme ofisi açtı. Inditex ve Mango gibi küresel moda şirketlerinin merkezlerinin bulunduğu şehirde konumlanan yeni merkez; ürün geliştirme, trend analizi, pazar araştırması, satın alma ve tedarikçi ilişkilerini aynı yapı altında bir araya getiriyor.

H&M’in hamlesi, yalnızca yeni bir ofis yatırımı olarak okunmamalı. Şirket, son dönemde ürününü yeniden güçlendirme, pazara çıkış hızını artırma ve karar alma süreçlerini sadeleştirme üzerine kurduğu dönüşüm planında Barcelona’nın sahip olduğu yaratıcı yetkinlik ve tedarikçi ekosisteminden yararlanmayı hedefliyor.

H&M, Inditex’in Ekosisteminden Yararlanmak İstiyor

hm haber

Barcelona’nın H&M için stratejik değerinin temelinde yalnızca İspanya pazarı bulunmuyor. Şehir, Inditex’in Zara, Massimo Dutti, Bershka ve Stradivarius gibi markalarıyla birlikte Mango’nun da oluşturduğu güçlü bir moda ekosistemine sahip. Bu yapı, yıllar içerisinde uluslararası tedarikçilerin tasarım ve yaratıcı ekiplerini de Barcelona’ya çekti.

H&M’in yeni ofisi tam olarak bu ekosisteme yakın konumlanıyor. Casa de les Punxes’te faaliyet gösterecek merkezde tasarım, satın alma ve tedarikçi ilişkileri ekipleri bir arada çalışacak. Böylece şirket, tedarikçilerin Barcelona’daki tasarım stüdyolarıyla global üretim, satın alma ve tasarım ekipleri arasındaki mesafeyi azaltmayı amaçlıyor.

Bu yaklaşımın arkasındaki fikir oldukça net: Moda perakendesinde hız artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil, trendi fark etmek ile ürünü geliştirmek arasındaki sürenin kısaltılmasıyla ölçülüyor.

Ürün H&M’in Dönüşümünün Merkezinde

martin pilette production x 2023 11 21 hm turnout 15 sur 33

H&M’in Barcelona yatırımı, şirketin son dönemde ürün tarafına verdiği ağırlıkla birlikte değerlendirilmeli. Şirket 2024’ten itibaren ürününü yeniden konumlandırmaya, alt markalarını yeniden düzenlemeye, ürün kalitesini yükseltmeye, pazara çıkış hızını artırmaya ve karar alma süreçlerini basitleştirmeye odaklanıyor.

Bu dönüşümün arka planında ise uzun süredir devam eden kârlılık baskısı bulunuyor. H&M’in 2025 mali yılında satışları yüzde 2,6 gerileyerek 228,3 milyar İsveç kronuna düşerken, brüt marj yüzde 53,4’e yükseldi. Bu tablo, şirketin yalnızca daha fazla ürün satmaya değil, daha doğru ürünü daha hızlı geliştirmeye odaklandığını düşündürüyor.

Barcelona ofisinin trendleri daha hızlı yakalama, yeni ürün fikirleri geliştirme ve pazar araştırmasını güçlendirme hedefi de bu nedenle kritik. H&M, merkezi bir ürün geliştirme modelinden tamamen vazgeçmek yerine, farklı pazarlardaki yaratıcı yetkinlikleri global organizasyonuna daha fazla bağlamaya çalışıyor.

Rekabet Artık Mağazadan Önce Üründe Başlıyor

inditex’ten üst yönetime 14,8 milyon euroluk hisse teşviki

H&M ile Inditex arasındaki rekabet uzun süredir mağaza lokasyonları, fiyat ve koleksiyon çeşitliliği üzerinden okunuyor. Ancak yeni dönemde rekabetin daha erken bir aşamada başladığı görülüyor: Tüketicinin ne isteyeceğini rakipten önce anlayabilmek.

Barcelona gibi moda yeteneğinin ve tedarikçi ağlarının yoğunlaştığı merkezler bu açıdan stratejik hale geliyor. H&M’in burada tasarım, satın alma ve tedarikçi ilişkilerini aynı çatı altında toplaması, karar alma zincirini kısaltarak trendden ürüne geçişi hızlandırabilir.

Türkiye’deki moda perakendecileri açısından da önemli bir mesaj var. Ürün geliştirme, tedarik ve yaratıcı ekiplerin birbirinden kopuk çalışması, özellikle hızlı değişen moda kategorilerinde rekabet avantajını zayıflatabilir. Tasarım yeteneği ile tedarik zincirinin aynı ekosistemde buluşması, hız ve ürün uygunluğu açısından yeni bir rekabet unsuru haline geliyor.

H&M’in Barcelona hamlesi bu nedenle yalnızca İspanya’ya yapılan bir ofis yatırımı değil. Inditex’in güçlü olduğu bir pazardaki yaratıcı ve ticari ekosisteme daha yakından bağlanma stratejisi. Şirket için asıl hedef, Barcelona’nın moda bilgisini H&M’in küresel üretim ve satın alma ağıyla birleştirerek ürünü daha hızlı, daha isabetli ve daha rekabetçi hale getirmek.

Harvey Nichols Yeniden Online: Frasers Dönemi Dijitalde Başladı

Harvey Nichols, Frasers Group tarafından satın alınmasının ardından geçici olarak kapattığı e-ticaret sitesini yeniden açtı. Ağustos ayında gerçekleşen yönetim değişikliği sürecinin ardından yeniden yayına giren site, artık Harvey Nichols markasını korurken Frasers Group’un altyapısı ve sadakat ekosistemiyle daha yakın bir ilişki kuruyor.

Sitenin alt bilgisinde Harvey Nichols operasyonunun işletmecisi olarak Frasers Group Trading Limited yer alırken, Frasers’ın sadakat ve ödeme çözümü Frasers Plus da platforma entegre edilmiş durumda. Böylece Harvey Nichols’un lüks marka konumlandırması korunurken, Frasers’ın teknoloji, ödeme ve müşteri sadakati altyapısından yararlanabileceği yeni bir dönem başlıyor.

Harvey Nichols’ta Sahiplik Değişimi Dijitale Taşınıyor

screenshot 2026 09 08 at 11.21.12.png

Frasers Group, Harvey Nichols’u 13 Ağustos’ta yönetim sürecinden satın aldı. Anlaşma kapsamında İngiltere’deki mağazalar, online operasyon, mevcut stoklar ve uluslararası franchise anlaşmaları yeni sahipliğe geçti; 1.000’den fazla çalışan da Frasers bünyesine transfer edildi.

Satın alma sonrasında web sitesinin geçici olarak kapatılması, Frasers’ın operasyonu kendi yapısına entegre etmek için bir geçiş süreci yürüttüğünü gösteriyordu. Fiziksel mağazalar bu süreçte açık kalırken, dijital kanal tamamen devre dışı bırakılmıştı.

Şimdi sitenin yeniden açılması, Harvey Nichols’un yeni sahiplik yapısının müşteriyle temas eden en önemli kanallarından birinde görünür hale gelmesi açısından kritik.

Ancak burada dikkat çeken nokta, Frasers’ın Harvey Nichols’u tamamen kendi markalarından biri gibi konumlandırmak yerine mevcut lüks kimliğini koruması. Yeni sezon ürünleri ve lüks markalar sitedeki yerini korurken, Frasers Plus gibi grup altyapıları Harvey Nichols deneyiminin arka planına ekleniyor.

Frasers’ın Asıl Hedefi: Lüksü Ekosisteme Dahil Etmek

fraserss 3

Harvey Nichols’un satın alınması, Frasers Group’un premium ve lüks segmentteki varlığını genişletme stratejisinin önemli adımlarından biri olarak okunabilir.

Harvey Nichols birkaç yıldır zarar ederken, Frasers CEO’su Michael Murray satın alma sonrasında mağaza portföyü, organizasyon yapısı ve maliyet tabanında zor kararların gündeme gelebileceği mesajını vermişti. Bu nedenle online kanalın yeniden açılması yalnızca teknik bir operasyonun tamamlanması değil, Harvey Nichols’un yeni işletme modelinin ilk somut göstergelerinden biri olarak değerlendirilebilir.

Frasers açısından kritik soru, Harvey Nichols’un lüks marka değerini zayıflatmadan grubun ölçek avantajından ne kadar yararlanabileceği olacak. Sadakat, ödeme, veri ve dijital altyapının ortaklaştırılması maliyet ve operasyon tarafında avantaj sağlayabilirken, lüks müşterinin beklediği ayrıcalıklı deneyimin korunması gerekiyor.

Bu denge, Harvey Nichols’un yeni dönemindeki en önemli stratejik sınavlardan biri olabilir.

Türkiye’deki Lüks Perakende İçin Ne Anlatıyor?

Harvey Nichols örneği, lüks perakendede marka kimliği ile operasyonel ölçeğin birbirinden ayrılabileceğini gösteriyor. Bir marka müşteri tarafında kendi kimliğini ve deneyimini korurken, arka planda daha büyük bir grubun teknoloji, ödeme, sadakat ve operasyon altyapısından faydalanabiliyor.

Türkiye’de de lüks ve premium perakendede maliyet baskıları ile dijital yatırım ihtiyacı birlikte artarken, benzer modeller daha fazla önem kazanabilir. Özellikle e-ticaret, sadakat programları ve müşteri verisinin tek bir ekosistem içerisinde yönetilmesi, fiziksel mağazaların yanında dijital kanalın da yeniden yapılandırılmasını gerektiriyor.

Harvey Nichols’un yeniden online olması bu nedenle yalnızca bir web sitesinin açılması değil; markanın Frasers ekosistemine nasıl entegre edileceğinin ilk işaretlerinden biri. Önümüzdeki dönemde asıl dikkat edilmesi gereken ise bu entegrasyonun Harvey Nichols’un lüks algısını güçlendirip güçlendiremeyeceği olacak.

Sena Suerdem, Perakende Alışveriş Zirvesi 2026’da

Perakendede büyüme artık yalnızca yeni mağazalar açmak ya da satış hacmini artırmak üzerinden tanımlanmıyor. Değişen tüketici beklentileri, farklılaşan alışveriş davranışları ve yeni rekabet koşulları, markaların büyümeye bakışını ve gelecek stratejilerini de yeniden şekillendiriyor.

Bu dönüşümü farklı perspektiflerden ele almaya hazırlanan Perakende Alışveriş Zirvesi 2026, 22 Ekim’de Fişekhane’de sektörün önde gelen marka ve yöneticilerini bir araya getirecek. “New Codes.” temasıyla gerçekleştirilecek zirvede, perakendenin değişen kodları sahadan gelen deneyimler, yeni uygulamalar ve farklı iş modelleri üzerinden konuşulacak.

Sena Suerdem, Perakende Alışveriş Zirvesi 2026’da Perakendenin Yeni Büyüme Dinamiklerini Anlatacak

Kiğılı CEO’su Sena Suerdem, Perakende Alışveriş Zirvesi 2026’nın konuşmacıları arasında yer alacak.

Suerdem, zirve sahnesinde değişen tüketici beklentilerinin markaların büyüme stratejilerine etkisini, yeni dönemde büyümeyi belirleyen dinamikleri ve Kiğılı’nın bu dönüşüm karşısında nasıl bir yol izlediğini ele alacak.

Tüketiciyle kurulan ilişkiden mağazacılığın değişen rolüne, markaların kendilerini yeni döneme nasıl hazırladığından geleceğin perakendesinde büyümeyi belirleyecek önceliklere kadar farklı başlıklar da konuşmanın odağında olacak.

Bi’Sektör’ün tüm etkinliklerinde olduğu gibi sektör profesyonellerine özel ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek zirvede, sınırlı kontenjan nedeniyle kayıt zorunlu olacak.

Detaylı bilgi almak ve kayıt oluşturmak için Perakende Alışveriş Zirvesi web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Gülsüm Orbay, L’Oréal Türkiye Tüketici Ürünleri Divizyonu Satış Direktörü Olarak Atandı

Türkiye’nin lider tekno-güzellik şirketi L’Oréal Türkiye’de yeni bir atama gerçekleşti. Alanında yaklaşık 18 yıllık deneyime sahip olan Gülsüm Orbay, 1 Eylül tarihi itibarıyla L’Oréal Türkiye Tüketici Ürünleri Divizyonu Satış Direktörü olarak görev yapmaya başladı.

Kariyerine 2008 yılında hızlı tüketim ürünleri sektörünün önde gelen şirketlerinden birinde Yönetici Adayı olarak başlayan Gülsüm Orbay, yaklaşık 18 yıllık kariyeri boyunca Yerel Modern Ticaret Müşteri Yöneticisi, Ulusal Müşteri Yöneticisi, Kategori Strateji Planlama Kıdemli Müdürü ve Satış Planlama ve Yönetimi & Sağlık ve Güzellik Kanalı İş Geliştirme Direktörü gibi farklı görevler üstlendi.

Güzellik ve Kişisel Bakım alanında önemli deneyimler kazanan Orbay, kanal dönüşümü, müşteri ortaklıklarının güçlendirilmesi ve veri odaklı çalışma modellerinin geliştirilmesi alanlarında önemli başarılara imza attı. Kariyeri boyunca sürdürülebilir büyüme, güçlü müşteri ortaklıkları ve ticari performansın geliştirilmesine odaklandı.

Yeni görevinde Orbay, sahip olduğu kapsamlı ticari deneyimle L’Oréal Türkiye Tüketici Ürünleri Divizyonu’nun büyüme hedeflerine ve pazardaki güçlü konumunun daha da ileri taşınmasına katkı sağlayacak.

PepsiCo Türkiye Üst Düzey Atama

PepsiCo’nun yeni CMO’su Mine Mavi Arıkan oldu.

PepsiCo İçecek Grubu, pazarlama vizyonunu güçlendirecek önemli bir atamayla Pazarlama Direktörlüğü (CMO) görevine Mine Mavi Arıkan’ı getirdi. Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunu olan ve 15 yılı aşkın kariyeri boyunca Unilever gibi çok uluslu şirketlerde farklı coğrafyalara yön veren Arıkan; uluslararası birikimi, stratejik pazarlama deneyimi ve vizyoner liderliğiyle PepsiCo İçecek Grubu’nun pazarlama stratejilerine ve büyüme hedeflerine katkı sağlayacak.

Morgan Stanley’den TCMB Faiz Tahmini: İndirim İçin İki Tarih Öne Çıktı

Uluslararası yatırım bankası Morgan Stanley, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yılın kalan döneminde izleyeceği faiz politikasına ilişkin yeni tahminlerini paylaştı. Banka, eylül ayında politika faizinde değişiklik beklemezken, faiz indirim sürecinin yılın son çeyreğinde başlayabileceğini öngördü.

Morgan Stanley’in değerlendirmesine göre TCMB, eylül ayındaki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini mevcut yüzde 37 seviyesinde tutabilir. Bankanın temel senaryosunda ise ilk faiz indirimi için ekim ayı öne çıkıyor.

TCMB faiz indirimi ne zaman başlayacak?

Morgan Stanley ekonomistlerinin hazırladığı raporda, Türkiye’de enflasyonun ana eğiliminde yılın son çeyreğinde daha belirgin bir yavaşlama yaşanabileceği değerlendirmesine yer verildi.

Bu görünümün, Merkez Bankası’na para politikasında kontrollü bir gevşeme için alan oluşturabileceği belirtiliyor.

Bankanın tahminine göre TCMB’nin faiz indirimleri için öne çıkan tarihler şunlar:

  • Ekim ayında 100 baz puanlık faiz indirimi
  • Aralık ayında 100 baz puanlık ikinci indirim

Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde politika faizinin yıl sonunda yüzde 35 seviyesine gerilemesi bekleniyor.

Morgan Stanley’in tahminleri, piyasadaki diğer ekonomist beklentileriyle de büyük ölçüde paralellik gösteriyor. Eylül toplantısında faizlerin sabit bırakılacağı yönündeki beklenti piyasalarda ağırlığını korurken, gözler enflasyon verilerinin seyri ve TCMB’nin vereceği mesajlara çevrilmiş durumda.

Morgan Stanley’den 2027 için de faiz tahmini

ABD merkezli yatırım bankası, faiz indirimlerinin yalnızca 2026 ile sınırlı kalmayabileceğini düşünüyor.

Morgan Stanley’in orta vadeli projeksiyonuna göre, dezenflasyon sürecinin beklendiği şekilde devam etmesi halinde TCMB’nin 2027 yılında da kademeli faiz indirimlerine devam etmesi mümkün olabilir.

Bankanın tahmininde politika faizinin 2027 yılının sonunda yüzde 27,50 seviyesine kadar gerileyebileceği öngörülüyor.

Ancak bu senaryonun enflasyon görünümüne bağlı olduğu vurgulanıyor. Özellikle fiyat artışlarında beklenmedik bir hızlanma yaşanması, faiz indirimlerinin hızını ve zamanlamasını değiştirebilir.

Enflasyon, TCMB’nin faiz kararlarında belirleyici olacak

Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemdeki para politikası kararlarında en önemli başlıklardan biri enflasyonun seyri olmaya devam edecek. Morgan Stanley, dezenflasyon sürecinin son çeyrekte yeniden güç kazanmasını beklese de enflasyon kaynaklı risklerin tamamen ortadan kalkmadığına dikkat çekiyor. Bu nedenle bankanın faiz indirimi beklentisi hızlı ve agresif bir gevşeme yerine, kademeli ve temkinli bir politika değişikliği üzerine kurulu bulunuyor. TCMB’nin faiz kararlarında enflasyon gerçekleşmeleri, enflasyonun ana eğilimi ve beklentiler yakından takip edilecek.

Morgan Stanley Türk lirası için olumlu görüşünü korudu

Raporda dikkat çeken bir diğer başlık ise Türk lirasına yönelik beklentiler oldu. Morgan Stanley, küresel piyasalardaki dalgalanmalara ve bölgesel risklere rağmen Türkiye’de uygulanan para politikası çerçevesine ilişkin yapıcı değerlendirmesini sürdürdü. Banka, Türk lirası cinsinden carry trade işlemlerine yönelik olumlu yaklaşımını da korurken, kurdaki hareketlerin yatırımcıların getiri beklentileri açısından önem taşımaya devam ettiğini belirtti. Stratejistler, kısa vadeli piyasa görünümünde Türk lirasının yüksek faiz avantajını koruduğu değerlendirmesinde bulunuyor.

Gözler TCMB’nin ekim ve aralık toplantılarına çevrildi

Morgan Stanley’in tahmininin gerçekleşmesi halinde, Merkez Bankası’nın eylül ayında bekle-gör politikası izlemesinin ardından yılın son iki toplantısında faiz indirimi gündeme gelebilir. Buna göre piyasalarda önümüzdeki dönemde özellikle enflasyon verileri, TCMB’nin PPK karar metinleri ve beklentilerdeki değişim yakından takip edilecek. Morgan Stanley’in senaryosunda 2026 yılı, politika faizinin yüzde 37 seviyesinden yüzde 35’e gerilediği bir dönem olarak tamamlanırken, 2027’de ise kademeli faiz indirimlerinin devam etmesi bekleniyor. Not: Morgan Stanley’in açıkladığı tahminler bir piyasa beklentisi niteliğinde olup, TCMB’nin resmi faiz kararı veya taahhüdü değildir.

Roborock 2026’nın İlk Yarısında Gelirlerini Yüzde 27,6 Artırdı

Günlük yaşamı kolaylaştırmak üzere geliştirdiği ev robotlarıyla dünya çapında faaliyet gösteren Roborock, 2026 yılının ilk yarısında küresel gelirlerini bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 27,6 artırarak 10 milyar 84 milyon Çin yuanına (RMB) ulaştırdı.

Roborock’un hissedarlarına atfedilen net kârı, aynı dönemde yüzde 45,6 artışla 986 milyon RMB olarak gerçekleşti. Marka ayrıca hem IDC hem de Euromonitor International’ın farklı kriterlere dayanan araştırmalarında dünyanın 1 numaralı robot süpürge markası olarak gösterildi.

Küresel Büyüme Güçlenerek Devam Ediyor

Roborock, 2026’nın ilk yarısında hem gelişmiş hem de büyüme potansiyeli yüksek pazarlarda kaydettiği ilerlemeyle uluslararası operasyonlarını genişletmeyi sürdürdü. Marka, Amazon Prime Day 2026 döneminde Almanya, Birleşik Krallık, İspanya, Hollanda, Belçika, ABD ve Kanada’da robot süpürge kategorisinde ilk sırada yer aldı.

Roborock, Avrupa’daki robot süpürge pazarında yüzde 45 paya ulaşırken adet bazındaki satışlarını bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 24 artırdı. Markanın bölgedeki ıslak-kuru süpürge satışları ise adet bazında yüzde 112 büyüdü.

Kuzey Amerika, Roborock’un güçlü büyüme kaydettiği pazarlardan biri olmayı sürdürdü. Marka, bölgedeki robot süpürge pazarında yüzde 33 paya ulaşırken adet bazındaki satışlarını yıllık yüzde 30 artırdı. Bu sonuçlar, Roborock’un uluslararası operasyonlarını istikrarlı biçimde genişlettiğini ve dünyanın önde gelen pazarlarındaki konumunu güçlendirdiğini gösterdi.

Roborock; Avustralya, Güney Kore, Tayvan ve Türkiye gibi önemli pazarlardaki büyüme ivmesini de sürdürdü. Marka, 2023’ün ilk çeyreğinden 2026’nın ilk çeyreğine kadar olan dönemde bu pazarlarda hem sevkiyat adedi hem de satış değeri bakımından ilk sırada yer aldı.

Küresel Liderlik İki Bağımsız Araştırmayla Ortaya Kondu

Roborock’un robot süpürge pazarındaki küresel liderliği, IDC ve Euromonitor International tarafından gerçekleştirilen bağımsız araştırmalarla da ortaya kondu.

IDC verilerine göre Roborock, 2023’ün ilk çeyreğinden 2026’nın ikinci çeyreğine kadar robot süpürge markaları arasında sevkiyatların kümülatif satış değeri bakımından dünya genelinde ilk sırada yer aldı. Euromonitor International ise Roborock’u 2025 yılı küresel perakende satış değeri bakımından dünyanın 1 numaralı robot süpürge markası olarak gösterdi.

Farklı ölçütlere dayanan iki araştırma, Roborock’un hem sevkiyatların toplam satış değerinde hem de perakende satışlarda ulaştığı küresel liderliği ve markaya yönelik güçlü tüketici talebini ortaya koydu.

Ar-Ge Yatırımları Uzun Vadeli Rekabet Gücünü Destekliyor

 Roborock, 2026’nın ilk yarısında teknoloji yatırımlarını sürdürerek Ar-Ge harcamalarını 720 milyon RMB’ye çıkardı. Bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemine göre %5,11 artışa ve şirket gelirlerinin %7,14’üne karşılık geliyor.

Şirket; akıllı navigasyon, yapay zekâ destekli çevre algılama, temizlik sistemleri ve robotik hareket kabiliyeti alanlarındaki yetkinliklerini geliştirmeye devam ederken bu teknolojileri yalnızca tekil özellikler üzerinden ilerletmek yerine sistem düzeyinde bir araya getirmeye giderek daha fazla odaklanıyor. Bu entegre yaklaşım, amiral gemisi ürünlerde kendini kanıtlayan teknolojilerin daha geniş model ve fiyat segmentlerine taşınmasına olanak tanıyor. Böylece Roborock hem ürün portföyünü güçlendiriyor hem de gelişmiş teknolojileri daha fazla kullanıcı için erişilebilir hale getiriyor.

Yıldız Holding’de Üst Düzey Atama

Yıldız Holding’de İç Denetim Lideri (Chief Audit Officer) görevine, iç denetim, risk yönetimi, uyum ve kurumsal yönetişim alanlarında deneyimli Özge Aşcıoğlu atandı.

Yıldız Holding’de, İç Denetim Lideri (Chief Audit Officer) görevine Özge Aşcıoğlu atandı. Aşcıoğlu, yeni görevinde Holding’in iç denetim faaliyetlerine teknoloji ve veri odaklı bir yaklaşımla liderlik edecek. Bu kapsamda kurumsal yönetişim yapısının güçlendirilmesi ve iç denetim süreçlerinin etkinliğinin geliştirilmesiyle organizasyona sağlanan katma değerin daha da artırılmasına katkı sağlayacak.

İç denetim, risk yönetimi, uyum ve kurumsal yönetişim alanlarında yaklaşık 30 yıllık uluslararası deneyime sahip Özge Aşcıoğlu,  Yapı Kredi, Citibank, Rabobank, Enerjisa ve Avea şirketleri başta olmak üzere bankacılık, telekomünikasyon, enerji ve üretim sektörlerinde üst düzey liderlik görevlerini üstlendi. Yıldız Holding’e katılmadan önce, Hollanda merkezli TCC Dutch Holdings BV’de İç Denetim Lideri olarak görev yapan Aşcıoğlu, iç denetim, risk yönetimi, uyum, iç kontrol ve yatırım inceleme fonksiyonlarına liderlik etti. Global İcra Kurulu ve Etik Komitesi üyeliği görevlerini de yürüttü.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü mezunu olan Aşcıoğlu, yüksek lisansını Gazi Üniversitesi Uluslararası Ekonomi bölümünde tamamlamıştır. Harvard Business School’da liderlik ve kurumsal yönetim programlarına katılan Aşcıoğlu, iç denetim ve risk yönetimi alanlarında çok sayıda profesyonel sertifikaya sahiptir. Aşcıoğlu, aynı zamanda iç denetim alanında uluslararası yayınlara katkıda bulunmakta ve çeşitli meslek kuruluşlarında da aktif görevler üstlenmektedir.

Kârda %1 Alarmı!

Binlerce kurumsal müşteriyi izleyen büyük bir bankanın genel müdürünün “eriyen kârlar” uyarısını, araştırmalar ve iş insanlarının görüşleri de doğruluyor. CEO anketi de bu tabloyu destekliyor. Çok sayıda şirkette kârlılık yüzde 1’in altına inerken, bazı şirketler ise zarar etmeye başladı.

Türkiye’de İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesi, iş dünyasındaki gidişi ortaya koyan kritik veriler içeriyor. Bunlardan biri de kâr ve zarar eden şirket sayılarına ilişkin tablo. Son rapora göre, 2014-2023 yılları arasında en az zarar eden şirket sayısı 58 ile 2022 yılında gerçekleşti. En yüksek sayı ise 119 ile 2018 yılında kaydedildi. Dönem ortalaması ise 90 oldu. 2025 yılında ise zarar eden şirket sayısı 152 ile rekor düzeye ulaştı. Kârlılıkla ilgili bir başka önemli veriyi ise ‘satışın kârlılığı’ oluşturdu. Rapora göre 2021’de yüzde 9.5 ve 2022’de yüzde 9.3 olan oranlar, 2025’de yüzde 3.4’e geriledi. Geçen yıl dünyanın en büyük 500 şirketinden 42’si zarar açıkladı. İngiltere’de FTSE 100 Endeksi’nde yer alan şirketlerin 10’unun da bilançosunda zarar vardı. Türkiye’de 2025 yılında ortaya çıkan bu “kârsızlık” sorununun, CEO’lar arasında yapılan araştırmaya göre devam edeceği öngörülüyor. CEO Council üyeleri arasında yaptığımız ankette, “2026’da kâr hedefinizi yakalayabilecek misiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 49’u “Evet” yanıtını verdi. Yüzde 9’u ise hedeflerini yüzde 10’dan fazla aşacaklarını belirtti. Geriye kalan yüzde 41’lik bölüm ise hedeflerinin “yüzde 10 ve altında” kalacaklarını paylaştı.

Tekstil Adeta Eriyor !

İSO verilerine göre tekstil sektöründe satış kârlılığı 2025’te eksi yüzde 10,6 olarak gerçekleşti. Taha Tekstil CEO’su İsmail Kısacık, sıkıntının yılın ilk 6 ayında da devam ettiğini söylüyor. “Bütün sanayi sektörlerinde olduğu gibi hazır giyim üretimi ve ihracatı yapan firmalarımız da ciddi bir kârsızlık problemi yaşıyor” diyor ve ekliyor: “2022’den bu yana devam eden aşırı değerli Türk Lirası, bizim gibi ihracatçı üreticileri ciddi sıkıntıya soktu. 2025’te olduğu gibi maalesef bu yıl da zararına üretim ve ihracat yapıyoruz. Yılın ilk 5 ayını da zararla kapattık. Bu yıl Körfez’deki savaş nedeniyle bazı markalar üretimlerinin bir kısmını Türkiye’ye kaydırdı. Birçok üretim tesisi kapandığı için bu kayma nedeniyle kapasitelerimiz dolu. Ancak bu koşullarda kâr etme şansımız yok gibi görünüyor.” Koton CEO’su Bülent Sabuncu da maliyet kalemlerinde ve finansman giderlerinde yaşanan artışa dikkat çekiyor.

“Artık yıl başında belirlediğimiz kâr hedefini yakalayabilme durumumuzun olmadığını görüyoruz” diyor ve ekliyor: “Sapmayı azaltmak adına yapabileceklerimiz üzerinde çalışıyoruz.”

Daha Kötüsü Olmadı

hürmüz krizi otomotiv sektöründe zam baskısını artırıyor

Otomotiv sektörünün önde gelen gruplarından birinin yönetim kurulu başkanı, “Böyle bir ortamda işler nasıl iyi olabilir?” diye konuşuyor. Ona göre ihracatçı olarak bir yandan sabit kur ile mücadele etmek ve yüksek enflasyonun getirdiği zorluklarla başa çıkmak kolay değil. Buna otomotiv sektöründeki köklü dönüşümün etkisi de eklenince tablo daha da ağırlaşıyor:

“Bana göre otomotiv hiçbir zaman çok kârlı bir sektör olmadı. Ancak bugün geldiğimiz noktada kâr neredeyse hiç kalmadı. Bunun için çeşitli önlemler almaya çalışıyoruz. Açıkçası adeta nefesimizi tutuyoruz.” Cam sanayinin öncü şirketlerinden Yorglass’ın Yönetim Kurulu Başkanı Semavi Yorgancılar da benzer bir tablo çiziyor: “Maliyetler sürekli artıyor ama biz satış fiyatlarını yukarı çekemiyoruz. Üstüne bir de pazarda daralma yaşanıyor.”

TÜİK verilerine göre Türkiye’de 2025 yılında 140 bine yakın lokanta, 27 bin kafe ve 50 binin üzerinde kahvehane var. BigChefs Kurucusu Gamze Cizreli, restoran başta olmak üzere kafeleri de kapsayan bir değerlendirme yapıyor. Kendi şirketi için kârlılıkta azalmanın yüzde 2-3 düzeyinde gerçekleştiğini söylüyor. Sektördeki performansın ise segmentlere göre değiştiğine dikkat çekiyor:

“Fast food alanında kâr marjları yüzde 2 civarında seyrediyor. ‘Fine dine’ diye nitelenen üst segment restoranlarda durum daha farklı… Buralarda ortalama kârlılık yüzde 25 düzeyinde seyrediyordu.

Hatta yemek sonrası da çalışanlarda yüzde 30’lara kadar çıkıyordu. Bugün o restoranlarda da kârlılık yüzde 10’ların altına geriledi. Kayıp, göründüğünden çok daha büyük.”

Sektör Farkı Var Mı?

Capital Group’un Profit Watch raporuna göre, global 1600 şirketin ciroları 2025 yılında yüzde 5,3, kârları ise yüzde 12,2 arttı. Ancak bu grupta yer alan petrol, ilaç, mobilya, gayrimenkul, enerji ve otomobil sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin kârları ya geriledi ya da yerinde saydı. Araştırmaya göre kârlılıktaki düşüşte “teknoloji harcamaları”, “talep daralması” ve “otomotivdeki değişim” gibi faktörler etkili oldu.

Türkiye’de de sektörler ve şirketler bazında farklılıklar var. Örneğin, ağırlıklı olarak gayrimenkul ve enerji sektöründe faaliyet gösteren Rönesans Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı İpek Ilıcak Kayaalp, daha olumlu bir tablo çiziyor:

“2026’nın ilk çeyrek sonuçlarına göre yılı, belirlediğimiz operasyonel kârlılık hedefine uygun şekilde tamamlayacağımızı düşünüyoruz.” Baymak Genel Müdürü Ülkü Özcan da “zorlu pazar koşullarına” dikkat çekiyor. Buna rağmen ilk yarıyı hedeflerine uygun geçirdiklerini belirten Özcan, “Çevik aksiyon almak ve farklı senaryolarla çalışmak, hedefleri yakalamadaki en temel odağımızdır” diye konuşuyor.

Sigorta sektörünün önemli şirketlerinden Axa Türkiye’nin CEO’su Yavuz Ölken, finansal gelirlerin faaliyet gelirlerini desteklemeye devam ettiğini belirterek, önemli bir saptamaya dikkat çekiyor. Ölken’e göre, 2026’da sektörde faaliyet teknik gelirleri düşük kalırken, finansal gelirler ise yüksek seyretmeyi sürdürecek.

Yemeksepeti CEO’su Oytun Çalapöver ise 2026 kâr hedefi konusunda şu değerlendirmeyi yapıyor: “Makroekonomik faktörler ve yıl içinde yapma kararı aldığımız yatırımlar, üzerimizde kârlılık baskısı yaratıyor. Ancak, yıl sonunda hedeflerimize çok uzak olacağımızı düşünmüyorum.”

Yüzde 1’in altında Kâr

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), her yıl sektörel bilanço verilerini yayımlıyor. 2024 yılı raporuna göre hazır giyim ve tekstil sektöründe vergi öncesi kâr oranı yüzde 1’in altına inmişti. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı (TGSD) Toygar Narbay, “2025’te de maliyet yapısında olumlu bir değişim olmadığı için kârlılıklar öneki yıla göre daha da zayıfladı” diyor. Bu nedenle şirketlerin süreci istihdamı azaltarak ve böylece verimliliklerini artırarak geçirmeye çalıştıklarına dikkat çekiyor:

“Bu süreçte temel sorunumuz, giderlerimizin yüzde 60’ını oluşturan TL bazlı maliyetlerimizin, 2022-2025 yılları arasında dolar bazında yüzde 26 artması oldu. 2026’nın ilk yarısında ise maliyetler, yüzde 17,75 enflasyona karşılık kur sepetinin yüzde 6 artması nedeniyle, yaklaşık yüzde 6 daha yükseldi. Satış fiyatları ise bu maliyet artışını karşılayamadı. Çünkü global alıcılar, ülkemizdeki dolar bazlı enflasyonu fiyatlarına yansıtmayacaklarını açıkça ifade etti. 2022’den bu yana finansman yükü de şirketlerin kârlılığını önemli ölçüde aşındırdı. 2024 ve 2025’te şirketlerin faaliyet kârlarının yüzde 85’inden fazlası finansman giderlerine gitti. Bugün yüzde 1’in (yüzde 0,86) altındaki vergi öncesi kâr marjı, işletmelerin kendilerini yenilemesini, teknoloji yatırımı yapmasını ve rekabetçiliğini korumasını imkânsız hale getiriyor.”

“Kâr Marjları Tarihsel Olarak En Düşük Düzaylerde”

ugur ayaydin 1

Uğur Ayaydın İpekyol Group CEO 2026 yılında hem şirketimiz hem de sektör açısından büyüme ile kârlılığı aynı anda yönetmek, geçen yıla göre daha zor bir denge haline geldi. Satışlarımızı büyütmeye devam etsek de özellikle operasyonel giderlerdeki yüksek artış, kârlılık üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Maliyetler enflasyonun üzerinde seyrederken, tüketici tarafında aynı oranda fiyat artışı yapmak her zaman mümkün olmuyor.

Bugün sektörün temel gündemi ciro büyütmekten çok, sağlıklı marjları koruyabilmek. Biz de bu dönemde kısa vadeli satış artışından ziyade verimlilik, maliyet yönetimi, stok optimizasyonu ve doğru ürün karmasına odaklanıyoruz. Hedeflerimize yakın bir performans sergiliyoruz ancak içinde bulunduğumuz ekonomik koşullar nedeniyle planlarımızı daha temkinli yönetiyoruz.

Tüketici Tarafı Yavaşladı

Bugün söyleyebileceğimiz en net konu, sektör genelinde faaliyet kârlılığının geçmiş yıllara kıyasla daha fazla baskı altında olduğu. Bunun temel nedeni, maliyet artış hızının tüketiciye yansıtılabilen fiyat artışının üzerinde seyretmesi. Giderler yüksek seviyelerini korurken, tüketici talebindeki yavaşlama şirketlerin fiyatlama esnekliğini sınırlandırıyor. Bu durum, sektör genelinde marjların tarihsel ortalamalarının altında seyretmesine neden oluyor.

Sıkıntıyı Ortaya Koyan Hesap

toygar narbay


Toygar Narbay TGSD Başkanı
%13,57 Finansal tablonun boyutunu anlamak için şu hesaplamayı yapabiliriz: 100 birim ciro için 25 birim sermaye kullanan bir işletmenin, riski olmayan faiz geliri elde eden bir yatırımcıyla aynı düzeyde gelir elde edebilmesi için bugünkü faiz seviyesi ile yüzde 13,57 FAVÖK ile çalışması gerekiyor.

%45 Bileşik faiz geliri yüzde 45’in üzerinde olan bir yatırımcı, risksiz ve gelecek enflasyonun çok üzerinde bir gelir elde ederken üretim yapan firmalarımız kapasite, kalite, müşteri, tahsilat gibi birçok riski de yönetmek zorunda.

%0 Sektörün 0’a yaklaşan vergi öncesi kârlılığı ise net bir şekilde sermayesini kaybettiğini, teknoloji yatırımını yapamadığını, makine yenileyemediğini, Ar-Ge’yi ertelediğini ve ölçek ekonomisinden uzaklaştığını gösteriyor.

Ceolar Kâr İçin Ne Bekliyor ?

40kar2


TGSD Başkanı Toygar Naybar, 2024 ve 2025’te şirketlerin faaliyet kârlarının yüzde 85’inden fazlasının finansman giderlerine gittiğini, bu nedenle kârların eridiğini söylüyor.

Otomotiv Devinden Küçülme Kararı: Yaklaşık 4 bin Kişi İşten Çıkartılacak

Jaguar Land Rover (JLR), maliyetleri düşürmeye yönelik planı doğrultusunda çalışan sayısını azaltmaya hazırlanıyor. İngiliz lüks otomobil üreticisi, önümüzdeki iki yıl içinde yaklaşık 4 bin kişiyi işten çıkaracak.

Tata Motors bünyesinde faaliyet gösteren JLR’nin üst yöneticisi (CEO) PB Balaji, otomotiv sektöründe değişen piyasa koşullarına uyum sağlamak ve şirketin rekabet gücünü artırmak amacıyla gönüllü işten ayrılma programı başlatılacağını duyurdu. Balaji, otomotiv sektörünün teknolojik dönüşüm, yoğun rekabet ve devam eden jeopolitik belirsizlikler nedeniyle önemli zorluklarla karşı karşıya bulunduğunu belirtti.

İki yılda yaklaşık 4 bin kişi işten çıkacak

Şirketin organizasyon yapısını sadeleştireceklerini ve verimliliği artıracaklarını kaydeden Balaji, bu kapsamda gelecek iki yılda yaklaşık 1,7 milyar sterlin tasarruf etmeyi hedeflediklerini bildirdi.

Balaji, söz konusu dönüşüm kapsamında küresel iş gücünün gelecek iki yılda yaklaşık 4 bin kişi azaltılacağını ifade etti. JLR’nin İngiltere’de yaklaşık 34 bin çalışanı bulunuyor. İşten çıkarmaların büyük bölümünün İngiltere’de ve üretim dışındaki pozisyonlarda gerçekleşmesi bekleniyor. JLR, son dönemde yüksek enerji maliyetleri, ABD’nin uyguladığı gümrük tarifeleri ve geçen yıl üretimin yaklaşık 5 hafta durmasına neden olan siber saldırının etkileriyle karşı karşıya kaldı.

Şirketin nisan-haziran dönemindeki geliri de geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 10 geriledi. Elektrikli araçlara yönelik talebin beklentilerin altında kalması ve Çinli üreticilerin daha düşük fiyatlı modellerinden kaynaklanan rekabet de JLR’nin sıfır emisyonlu araç üretimine yönelik hedeflerini düşürmesine neden oldu.