HUPALUPA STORE, İstanbul, Antalya ve Ankara’daki yeni açılışlarla mağaza sayısını artırarak 2026 sonu için belirlediği 35’in üzerinde mağaza hedefi doğrultusunda büyümesini sürdürüyor. Marka, halihazırda 5 şehirde 15 mağazayla faaliyet gösterirken, yeni açılışlarla birlikte fiziksel ağını genişletmeye devam ediyor.
Türkiye’de çocuklara yönelik güvenli ve nitelikli sosyal alanlara duyulan ihtiyaç artarken, perakende tarafında da bu beklentiye paralel bir dönüşüm yaşanıyor. HUPALUPA STORE, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda gerçekleştirdiği mağaza açılışlarıyla bu alandaki konumunu güçlendiren markalar arasında yer alıyor.
Deneyim Odaklı Perakende Yaklaşımı
HUPALUPA STORE, eğlenceyi alışveriş deneyimiyle birleştiren mağaza kurgusuyla öne çıkıyor. Oyuncak koleksiyonları, çocuklara özel aksesuarlar, yabancı dilde çocuk kitapları, kırtasiye ürünleri ve lisanslı konsept ürünlerden oluşan geniş ürün seçkisiyle marka, keşif ve deneyim odaklı bir mağazacılık yaklaşımı benimsiyor.
Bu yapı, mağazaları yalnızca ürün sunulan alanlar olmaktan çıkararak, çocukların zaman geçirdiği ve etkileşime girdiği bir deneyim alanına dönüştürüyor.
23 Nisan Açılışları Deneyime Dönüştü
23 Nisan’a özel olarak kurgulanan açılış etkinlikleri kapsamında mağazalar, gün boyu çocukların aktif katılım gösterdiği alanlara dönüştü. Bando gösterileri, yüz boyama aktiviteleri ve çeşitli etkinliklerle mağaza deneyimi desteklenirken, çocuklar farklı ürün gruplarını deneyimleyebilecekleri bir ortamla karşılaştı.
Yeni Açılışlarla Genişleyen Mağaza Ağı
İstanbul Bağdat Caddesi’ndeki ikinci mağazanın yanı sıra Maltepe Park, Mall of Antalya ve Ankara Alacaatlı’da açılan yeni mağazalar, markanın büyüme planının önemli adımlarını oluşturuyor.
HUPALUPA STORE, deneyim odaklı mağazacılık yaklaşımını Türkiye genelinde yaygınlaştırmayı hedeflerken, 2026 sonuna kadar 35’in üzerinde mağazaya ulaşma planını sürdürmeye devam ediyor.
Zorlu piyasa koşullarına rağmen Swarovski, 2025 yılında organik büyüme, kârlılık ve nakit akışında iyileşme sağlayarak yılı güçlü bir performansla kapattı. Marka çekiciliğinde ulaşılan yüksek seviyeler ve son yıllarda yürütülen dönüşüm programındaki istikrarlı ilerleme, şirketin değer yaratım sürecini destekleyen temel unsurlar arasında yer aldı.
Aile şirketi olan Swarovski Crystal Business, 31 Aralık 2025’te sona eren mali yıla ilişkin finansal sonuçlarını bu çerçevede açıkladı.
Finansal Göstergelerde Dengeli Büyüme
Şirket, 2025 yılında bir önceki yıla göre %6 organik büyüme kaydederek gelirlerini 1,969 milyon Euro’ya çıkardı. Bu artış, %9 benzer mağaza satış (L4L) büyümesiyle desteklenirken, en büyük 10 pazarın 9’unda pozitif performans görüldü.
Tüm bölgelerde ve satış kanallarında yıllık bazda artış sağlanırken, özellikle Kuzey Amerika ve doğrudan işletilen kanallar büyümeye öncülük etti. Mücevher odaklı B2C segmenti genel pazarın üzerinde bir performans sergilemeye devam ederken, B2B tarafında ticari planlar güncellendi ve üretim kapasitesine yönelik optimizasyon adımları atıldı.
Operasyonel tarafta ise EBITDA %12 artış gösterirken, nakit dönüşümünde de iyileşme sağlandı. 2025 yılı ayrıca, şirketin dönüşüm planının uygulanmasında önemli bir eşik olarak öne çıktı. Aile hissedarlık yapısına ilişkin yeni anlaşma ile daha entegre bir küresel yapı oluşturulurken kurumsal yönetim tarafı da güçlendirildi.
Küresel Görünürlük ve 2026 Beklentileri
CEO Alexis Nasard, 2025 yılına ilişkin değerlendirmesinde, gelir artışı, kârlılık ve nakit üretiminde sağlanan ilerlemeye dikkat çekerken, uygulanan stratejinin planlandığı şekilde ilerlediğini ifade etti.
Yıl boyunca gerçekleştirilen “130 Years of Joy” kutlamaları, markanın küresel görünürlüğünü artıran önemli başlıklar arasında yer aldı. Ariana Grande’nin global marka elçisi olarak duyurulması da bu dönemde öne çıkan gelişmelerden biri oldu.
2026 yılına girerken, jeopolitik belirsizlikler ve zayıf tüketici güveni nedeniyle faaliyet ortamının zorlu seyrini sürdürmesi bekleniyor. Buna karşın şirket, uzun vadeli değer yaratımı ve mevcut stratejik plan doğrultusunda ilerlemeye devam edeceğini belirtiyor.
Hız, Verimlilik ve “Mantıkla” Yönetilen Bir Mağaza
San Francisco merkezli Andon Labs, perakendenin geleceğini test etmek amacıyla dikkat çekici bir deneye imza attı. Şirket, tamamen yapay zekâ tarafından yönetilen bir mağaza kurarak bu alandaki potansiyel avantajları ve riskleri gerçek koşullarda gözlemlemeyi hedefledi.
Anthropic tarafından geliştirilen Claude Sonnet 4.6 modeliyle çalışan “Luna” adlı yapay zekâ ajanına 100.000 dolarlık bir bütçe verildi ve bir mağaza açıp kâr etmesi istendi. Luna bu süreçte konsepti belirledi, fiyatlandırmayı yaptı, envanteri oluşturdu ve personel alımını yönetti. Ortaya çıkan “Andon Market”, kitaplardan mumlara, giyim ürünlerinden çeşitli hediyelik eşyalara uzanan bir seçki sundu.
Mağazanın ürün gamında Nick Bostrom’un Superintelligence ve Aldous Huxley’in Brave New World gibi eserlerinin yer alması, yapay zekâ temalı konsepti güçlendiren detaylardan biri oldu. Luna’nın yaklaşımı ise “veri ve mantık” temelli; yani estetik sezgiden çok kolektif insan tercihlerini analiz eden bir sistem söz konusu.
Operasyonel açıdan bakıldığında hız en belirgin avantaj olarak öne çıkıyor. Luna’nın dakikalar içinde iş ilanları oluşturup yayınlayabilmesi ve süreçleri eş zamanlı yönetebilmesi, yapay zekânın verimlilik tarafındaki gücünü net biçimde ortaya koyuyor. Kendi ifadesiyle Luna, insanüstü bir hızla çalışarak tüm süreçleri proaktif şekilde yönetebiliyor.
İnsan Faktörü: Eksikler, Etik Sorular ve Beklenmedik Hatalar
Ancak işin insan boyutuna gelindiğinde tablo daha karmaşık bir hal alıyor. Özellikle işe alım süreçlerinde Luna’nın kararları, yapay zekânın sınırlamalarını görünür kıldı. Deneyimsiz adayları hızlıca elemesi ve potansiyeli yüksek adayları göz ardı etmesi, sistemin bağlamsal değerlendirme konusunda hâlâ zayıf olduğunu gösterdi. Görüşmelerin kısa sürmesi ve iletişim dengesinin kurulamaması da dikkat çeken diğer unsurlar arasında yer aldı.
Etik açıdan ise Luna’nın adaylara açıkça bir yapay zekâ olduğunu belirtmemesi tartışma yarattı. Bu tercih, aday deneyimi ve şeffaflık konusunda önemli soru işaretlerini beraberinde getirdi. Operasyonel süreçlerde de benzer şekilde aksaklıklar yaşandı; planlama hataları, mağazada bulunmayan ürünlerin varmış gibi sunulması ve fiziksel dünyaya dair bazı gerçeklerin göz ardı edilmesi bu eksikliklerin başlıcaları oldu.
Buna rağmen Luna’nın tamamen başarısız olduğu söylenemez. Tedarikçilerle pazarlık yapabilmesi, yerel iş birlikleri kurması, iletişim süreçlerini yönetmesi ve çalışan davranışlarına göre kuralları güncelleyebilmesi, sistemin öğrenme ve uyum sağlama kapasitesini ortaya koyuyor.
Perakendenin Geleceği: Yönetici Koltuğunda Artık Yapay Zekâ mı Var?
Andon Labs’ın bu deneyi, yalnızca teknolojik bir gösterim olmanın ötesine geçerek iş dünyasının geleceğine dair daha büyük bir tartışmayı gündeme taşıyor. Şirketin yaklaşımına göre yapay zekâ yalnızca operasyonel işleri değil, yönetim katmanını da dönüştürebilecek bir noktaya ilerliyor.
Bu da alışılmış iş modeli içinde önemli bir kırılmaya işaret ediyor. İnsanların çalıştığı ancak yapay zekâların yönettiği bir yapı, verimlilik açısından cazip görünse de kontrol, etik ve karar alma süreçleri açısından yeni soruları beraberinde getiriyor.
Sonuç olarak Luna deneyimi, yapay zekânın perakendede ne kadar ileri gidebileceğini gösterirken, aynı zamanda bu dönüşümün sınırlarının ve risklerinin de henüz tam olarak çizilmediğini ortaya koyuyor. Gelecek daha hızlı ve verimli olabilir, ancak bu hızın bedelinin ne olacağı sorusu şimdiden tartışılmaya başlanmış durumda.
1997 yılında Türkiye pazarına giren ve 2025 yılını 70’in üzerinde satış noktası ile tamamlayan Mango, 2026 yılı için planladığı 10 yeni mağaza ile Türkiye’deki varlığını güçlendiriyor. İstanbul ve Ankara’da yoğunlaşan genişleme planı, mağaza içi deneyimi geliştirmek amacıyla 5 satış noktasının yenilenmesini de kapsıyor. Mango’nun 2024–2026 4E Stratejik Planı’nın bir parçasını oluşturan Türkiye’deki bu genişleme ile şirket, farklılaşan değer önerisini ortaya koyarak, mevcut mağaza ağında ve online kanalında güçlü bir büyüme ve satış artışı sağlamayı hedefliyor.
Önde gelen uluslararası moda markalarından Mango, 2026 yılında açmayı planladığı 10 yeni satış noktası ile Türkiye’deki büyümesini sürdürerek yıl sonunda mağaza sayısını 80’e çıkarmayı hedefliyor. Bu hedef, Mango’nun Türkiye’de 6 yeni mağaza açılışı ve 10 renovasyon çalışmasıyla konumunu güçlendirdiği ve cirosunda yaklaşık %20 büyüme kaydettiği güçlü 2025 performansının devamı niteliğini taşıyor.
2026 yılındaki büyüme planı ağırlıklı olarak İstanbul ve Ankara’da yoğunlaşırken, Kadın, Erkek ve Çocuk koleksiyonlarını kapsıyor. Bu koleksiyonlar, Mango’nun Barselona’daki atölyesinde 500 kişilik bir ekip tarafından tasarlanan giyim, ayakkabı ve aksesuar ürünlerinden oluşuyor.
Mango, mağaza içi deneyimi geliştirmeye yönelik devam eden yenileme çalışmalarını da sürdürüyor. Şirket, yıl sonuna kadar, yakın zamanda Antalya TerraCity Alışveriş Merkezi’ndeki mağazasında gerçekleştirdiği renovasyonu takiben, markanın ruhunu ve dinamizmini yansıtan New Med tasarım konsepti doğrultusunda önemli lokasyonlarda 5 yenileme gerçekleştirmeyi hedefliyor. Markanın Akdeniz mirası ve kültüründen ilham alan bu iç mekân tasarımında sürdürülebilirlik ve mimari entegrasyon ön planda yer alırken, Mango mağazaları farklı alanlardan oluşan bir Akdeniz evi konsepti olarak kurgulanıyor. Mağaza içi alanlarda sıcak tonlar ve nötr renkler; geleneksel, el işçiliği, sürdürülebilir ve doğal malzemelerle bir araya geliyor.
Türkiye’deki bu genişleme planı, Mango’nun 2024–2026 4E Stratejik Planı’nın bir parçasını oluşturuyor ve şirketin farklılaşan değer önerisini güçlendirirken, hem fiziksel mağazalar hem de online kanallar aracılığıyla büyümeyi hızlandırmayı hedefliyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Mango EMANI, Türkiye ve Asya Uluslararası Perakende Direktörü Hüseyin Gölçük, Türkiye’nin Mango’nun kilit pazarları arasında yer aldığını belirterek şunları söyledi: “Türkiye’de ilk mağazamızı yaklaşık otuz yıl önce açtık ve yıllar içinde müşterilerimizle güçlü bir bağ kurduk. 2026 yılındaki yeni mağaza yatırımlarımız, Akdeniz’den ilham alan koleksiyonlarımızı müşterilerimize daha da yakınlaştırırken, Türkiye’ye olan güvenimizin ve pazara yönelik uzun vadeli taahhüdümüzün açık bir göstergesini oluşturuyor.”
1997 yılında Türkiye’ye giriş yapan Mango, 2025 yılı sonunda 70’in üzerinde satış noktasına ulaşırken, kendi online kanalı ve diğer pazaryerleri aracılığıyla da güçlü bir dijital varlık oluşturdu.
Perakende sektöründe mağaza çalışanlarının çalışma koşulları son yıllarda daha sık gündeme geliyor. Uzun çalışma saatleri, hafta sonu yoğunluğu ve operasyonel tempo, mağaza tarafını sektörün en zor alanlarından biri haline getiriyor. Bu nedenle çalışan deneyimine yönelik uygulamalar, markalar için yalnızca bir yan konu değil, işveren markasının belirleyici unsurlarından biri haline geliyor.
perakendede çalışan deneyimi: gözalan’da mağaza çalışanları için dikkat çeken uygulamalar 6
Columbia, Sorel, Mountain Hardwear ve Sebago gibi dünyaca ünlü markaların Türkiye temsilciliğini üstlenen Gözalan, The Moose Bay çatısı altında outdoor kategorisinin güçlü markalarını bir araya getiriyor. Şirket, yalnızca marka portföyüyle değil, çalışan deneyimine verdiği önemle de perakende sektörü içinde dikkat çeken bir yaklaşım ortaya koyuyor.
Gözalan’ın mağaza pozisyonları için sunduğu uygulamalar, çalışan memnuniyeti ve bağlılığını odağa alan bir yapı sunuyor. Perakende sektöründe çalışma koşullarının sıkça tartışıldığı bir dönemde, sunulan haklar bu açıdan ayrı bir önem taşıyor.
Perakende dünyasında mağaza içi temas noktaları uzun süre yalnızca görünürlük sağlayan alanlar olarak değerlendirildi. Ancak bugün bu alanlar, veriyle ölçülebilen ve doğrudan satışa etki eden yeni bir medya katmanına dönüşüyor.
Bu dönüşümün merkezinde yer alan Octopus, fiziksel mağazaları yalnızca satış noktası değil; aynı zamanda aktif bir iletişim ve gelir platformu olarak yeniden konumlandırıyor.
Bi’Sektör Dergi İlkbahar 2026 sayısında, mağaza içi ekranların nasıl birer medya ağına dönüştüğünü, perakendeciler için yarattığı yeni değer alanlarını ve Octopus’un bu dönüşümdeki rolünü Octopus CEO’su Emre Yıldız ile konuştuk.
Octopus bugün perakendecilere ne sunuyor?
Octopus bir ekran yönetim sisteminden çok daha fazlası. Fiziksel mağazaları ve ekranlarını veriyle ölçülebilen, yönetilebilen ve gelir üreten platformlara dönüştüren bir yapı. Retail tech ile adtech’i, birçok farklı teknolojiyi tek bir ekosistem altında birleştirerek gerçek anlamda buluşturan nadir yapılardan biriyiz.
Perakendede uzun süredir eksik olan şey, mağaza içindeki temas noktalarının ölçülememesi ve yönetilememesiydi. Bugün sosyal medyada en kritik metriklerden biri olan etkileşimi, artık mağaza içi ekranlarda da ölçebiliyoruz. Aslında mağazaları Instagram gibi düşünebiliriz; ama fiziksel dünyada. İçerik sadece gösterilmez, performansı ölçülür, etkileşim yaratır ve yönetilir. Aynı zamanda müşteriye sadece bir ekran değil, gerçek bir deneyim sunuyoruz. Biz bu alanı dijitalin mantığıyla yeniden kurduk.
Bugün Octopus ile mağaza içi ekranlar sadece içerik göstermez; veriyle çalışan, sürekli optimize edilen ve doğrudan satışa etki eden birer mecra haline gelir. En kritik fark ise lokasyon bazlı hedefleme. Çünkü her mağaza aynı müşteri kitlesine ait değildir ve biz her lokasyona göre pazarlama stratejisini optimize edebiliyoruz.
Bu dönüşüm perakendeciler için ne anlama geliyor?
Çok net bir kırılım var: ekran artık atıl bir alan değil, veri, deneyim ve gelir üreten bir varlık. “Retail media” dijitalde nasıl büyüdüyse, şimdi fiziksel dünyada gerçek karşılığını buluyor. Çünkü mağaza içi, müşterinin en yakın olduğu ve karar verdiği an.
Octopus sayesinde mağaza içi iletişim ilk kez gerçekten ölçülebilir hale geliyor. Artık perakendeciler sadece içerik yayınlamıyor; hangi içeriğin ne kadar etkileşim yarattığını ve satışa nasıl döndüğünü net bir şekilde görebiliyor. Bu da mağazayı sadece satış yapılan bir alan olmaktan çıkarıp aktif olarak çalışan bir pazarlama ve medya kanalına dönüştürüyor, aynı dijital pazarlama gibi.
OctoAds ile mağaza içi ekranları bir medya ağına dönüştürdünüz. Bu yapıyı nasıl konumlandırıyorsunuz?
OctoAds’i bugün Türkiye’nin en büyük yerel dijital medya mecralarından biri olarak konumlandırıyoruz. En önemli farkımız ise yalnızca görsel değil, aynı zamanda sesli bir mecra olmamız. 36 şehirde 15 bin ekrandan bahsediyoruz. Buna eklenen zincir kahve markaları, 32 ülkede havaalanı özel lounge’ları eklenince benzersiz bir network olarak hayat bulduk.
Dijitalde yıllardır konuşulan hedefleme, ölçümleme ve optimizasyon kabiliyetlerini fiziksel dünyaya taşıyoruz. Bu da Octopus’u sadece bir teknoloji şirketi değil, aynı zamanda yeni nesil bir medya platformu haline getiriyor.
OctoAI modülleriyle birlikte nasıl bir değişim başladı?
OctoAI ile birlikte Octopus yeni bir faza geçti. Artık sadece veriyi toplayan değil, bu veriyi yorumlayan ve aksiyon öneren bir sistemiz.
Technical, Marketing, Design ve Sales modülleri sayesinde operasyonel verimlilikten içerik üretimine, kampanya performansından satış etkisine kadar tüm süreçler akıllı hale geliyor.
Perakendeciler için en büyük kazanım şu: artık sezgiyle değil, veriyle ve yapay zekâ destekli içgörülerle karar alabiliyorlar.
2025 yılı sizin için ve sektör için nasıl geçti?
Bizim için harikaydı, 5 milyon dolar ciroyu aştık, pazarın büyük bir kısmında yer alıyoruz. Hem kahve zincirlerinde hem de perakende markalarında en büyük pazar sahibi Octopus. Özellikle OctoAds network’ünü açarak bu noktada benzersiz bir duruma geldik.
Önümüzdeki dönem için öncelikleriniz neler?
Önümüzdeki dönemde üç ana odağımız var: yapay zekâ, global büyüme ve OctoAds medya ağını genişletmek.
Uluslararası tarafta stratejimizi yeniden şekillendirdik. Yakın coğrafyalar doğrudan odağımızda. Doğu Avrupa pazarına ilk günden beri ilgiliydik ve bu kapsamda Romanya’da iki büyük AVM ile anlaşmamızı yaptık ve aktif olarak operasyonlara başlıyoruz.
Uzun vadede hedefimiz ise çok net: fiziksel dünyayı dijital kadar ölçülebilir ve yönetilebilir hale getiren global bir platform olmak.
Dondurulmuş gıda ve konserve kategorisinde SuperFresh, donuk fırıncılıkta DFU, yağ kategorisinde Bizim Yağ, Terem, Luna, Yayla, Sabah ve Halk, sürülebilir peynir kategorisinde Ülker Sürmix markalarını bünyesinde barındıran Besler, organizasyon yapısını yeniden şekillendirdiğini aktardı. ‘Tek ve Güçlü Bir Besler’ vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen yeni yapılanma ile şirket, lider markalarını, operasyonlarını ve merkezi fonksiyonlarını daha entegre, çevik ve verimli bir yapıda bir araya getirirken; bu dönüşümü destekleyecek liderlik kadrosunda da önemli atamalar gerçekleştirdi.
Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı ve Besler CEO’su Mert Altınkılınç konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Besler olarak, gıda sektöründe geniş kategori çeşitliliğimiz, yenilikçi ürünlerimiz ve güçlü markalarımızla hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda değer üretiyoruz. Dinamik iş modelimiz, nitelikli insan kaynağımız, yüksek üretim kapasitemiz, inovasyon gücümüz ve sürdürülebilir tedarik zincirimiz sayesinde rekabet avantajımızı güçlendiriyoruz. Bu kapsamda yeni organizasyon yapımız ve güçlenen liderlik ekibimizle; inovasyon, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odağında büyüme stratejimizi kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.
“Besler’de Chief Marketing Officer (CMO) olarak görev yapan Gülizar Öcal Doğan, Besler İş Birimleri Pazarlama, İletişim ve Sürdürülebilirlik’ten Sorumlu Başkan Yardımcısı (Chief Marketing, Communications & Sustainability Officer) oldu. Doğan, markalaşma, inovasyon, dijital iletişim ve sürdürülebilirlik alanlarındaki birikimiyle Besler’in marka gücünü ve kurumsal itibarını daha da ileri taşıyacak.
“Besler’de CFO olarak görev yapan Ufuk Kasar, Mali İşler ve Bilgi Teknolojilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı (Chief Financial & Information Officer) görevine getirildi. Kasar, finansal planlama, raporlama, nakit akışı, maliyet yönetimi ve kurumsal dönüşüm alanlarındaki tecrübesiyle Besler’in finansal ve teknolojik altyapısının güçlendirilmesine katkı sunacak.
“Besler’de Chief Operating Officer (COO) olarak görev yapan Özhan Nuri Özesenli, Satınalma ve Tedarik Zincirinden Sorumlu Başkan Yardımcısı (Chief Procurement & Supply Chain Officer) olarak atandı. Özesenli, tedarik zinciri optimizasyonu, planlama, lojistik ve operasyonel mükemmellik alanlarında Besler’in entegre yapısını destekleyecek.
“Besler’de İnsan Kaynakları Direktörü olarak görev yapan Hamide Güven Şen, Besler İş Birimleri İnsan Kaynakları süreçlerinden sorumlu Chief Human Resources Officer (CHRO) olarak atandı. İnsan kaynakları alanındaki dönüşüm, organizasyonel gelişim ve yetenek yönetimi deneyimiyle öne çıkan Şen, Besler’in insan ve kültür yapılanmasına liderlik edecek.
“Donuk Fırıncılık Ürünleri (DFU) Genel Müdürü olarak görev yapan Ilgın Hasırcıoğlu, Yağ İş Birimi ve Dondurulmuş Gıda ihracat süreçlerinden sorumlu Dış Ticaret Genel Müdürü olarak atandı. Hasırcıoğlu, ihracat operasyonları ve uluslararası ticaret alanındaki deneyimiyle Besler’in küresel pazarlardaki etkinliğini artıracak.
“Besler Yağ İş Birimi’nde Satış ve Ticari Pazarlama Direktörü olarak görev yapan Ali Ertuğrul Yemiş, Yağ İş Birimi’nde perakende, EDT ve endüstriyel gruplardan sorumlu Satış Genel Müdürü (Chief Commercial Officer – Edible Fats & Oil) görevine getirildi. Yemiş’in satış organizasyonu, kanal yapılanması ve ticari büyüme alanlarındaki deneyiminin şirketin ticari performansına katkı sağlaması hedefleniyor.
“Besler’de Dondurulmuş Gıda Ürünleri İşletmeler Direktörü olarak görev yapan Murat Ardahanlı, Dondurulmuş Gıda İş Birimi İşletmeler Genel Müdürü oldu. Ardahanlı, mevcut sorumluluklarına ek olarak üretim süreçleri, verimlilik ve operasyonel performans alanlarında katkı sağlamaya devam edecek.
“Besler, yeni organizasyon yapısı ve güçlenen liderlik ekibiyle; faaliyet gösterdiği kategorilerde sürdürülebilir büyümesini desteklemeyi, operasyonel yetkinliklerini daha da ileri taşımayı ve iç pazarda olduğu kadar uluslararası pazarlarda da rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.”
Galatasaray Spor Kulübü’nün Yıllık Olağan Bütçe Toplantısı, Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantıda kulübün mali durumu ve gelecek planları ele alınırken, Başkan Dursun Özbek dikkat çeken yeni bir projeyi kamuoyuyla paylaştı.
5 Yılda 500 Şube Hedefi
Özbek, kulübün ticari faaliyetlerini büyütmek amacıyla “Cafe il Gala” adıyla bir kahve zinciri kuracaklarını açıkladı. Projenin yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmayacağını belirten Özbek, yurt dışına açılma planlarının da bulunduğunu ifade etti. Hedef ise 5 yıl içinde toplam 500 şubeye ulaşmak.
İlk Adım Bu Yıl Atılıyor
Yeni girişimin franchise modeliyle yaygınlaştırılması planlanıyor. İlk etapta yıl sonuna kadar 10 şubenin açılması hedefleniyor. Bu yapı ile kulübün marka gücünün farklı bir alana taşınması ve düzenli gelir yaratabilecek yeni bir ticari kanal oluşturulması amaçlanıyor.
UEFA Geliri 60 Milyon Euroyu Buldu
Toplantıda kulübün mali performansına da değinildi. Özbek, UEFA organizasyonlarında elde edilen gelirlerin kulübe önemli katkı sağladığını belirterek, bu sezon yaklaşık 60 milyon euro gelir elde edildiğini açıkladı. Bu rakamın kulüp tarihindeki en yüksek Avrupa geliri olduğu ifade edildi.
Yeni Gelir Arayışları Devam Ediyor
Başkan Özbek, sportif başarının devam etmesi durumunda Avrupa gelirlerinin korunabileceğini ifade ederken, yayın gelirlerinin beklentilerin altında kaldığını belirtti. Bu nedenle kulübün, uluslararası alanda yeni gelir kaynakları oluşturmak için çalışmalarını sürdürdüğü vurgulandı.
Spor Kulüplerinde Yeni Dönem: Marka Gücünü Ticarete Taşımak
Galatasaray’ın bu hamlesi, spor kulüplerinin yalnızca sportif başarıya dayalı gelir modelinin ötesine geçmeye çalıştığını gösteriyor. Marka gücünü perakende ve hizmet alanlarına taşıyan yapılar, kulüpler için daha sürdürülebilir ve çeşitlendirilmiş gelir kaynakları oluşturma hedefiyle öne çıkıyor.
“Cafe il Gala” projesi, bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Livestream ve creator-led medya alanında faaliyet gösteren LIVAD, global büyüme sürecinde önemli bir adım atarak ABD pazarına girişini sektörün en önemli etkinliklerinden biri olan POSSIBLE 2026 ile birlikte gerçekleştiriyor.
27–29 Nisan 2026 tarihleri arasında Miami’de düzenlenecek POSSIBLE; pazarlama, medya ve teknoloji dünyasının önde gelen markalarını, ajanslarını ve liderlerini bir araya getiren global bir platform olarak öne çıkıyor.
LIVAD, bu yıl POSSIBLE kapsamında düzenlenen Brand Challenge’da finalist olarak seçildi. Şirketin CEO’su Arda Genç, etkinlik kapsamında Innovation Stage’de LIVAD’in çözümlerini global medya liderlerine sunmaya hazırlanıyor.
Şirketin ABD büyüme stratejisini yönetmek üzere Sibel Ülkü, VP of Strategic Partnerships (US) rolüne başladı. Ülkü, bu görevinde LIVAD’ın ABD’de marka ve ajans iş birliklerini büyütmeye ve şirketin global büyümesini hızlandırmaya odaklanacak.
LIVAD, halihazırda Güney Amerika, EMEA ve MENA bölgelerinde global markalar ve önde gelen ajans gruplarıyla aktif olarak çalışırken, ABD pazarıyla birlikte büyümesini yeni bir faza taşıyor.
POSSIBLE 2026’daki finalistlik ve sahne katılımı, LIVAD’ın global ölçekte büyüme hedeflerinin önemli bir göstergesi olurken, şirketin livestream ve creator-led medya alanındaki konumunu da güçlendiriyor.
Nisan ayının sonu ile birlikte, yaz dönemi ve sezon geçiş hazırlıkları da sektörde hız kesmeden başladı. Bayram alışverişinin sektöre kattığı canlılık, Mayıs sonundaki ikinci bayram alışverişi döneminde de sektörün ilk yarısının beklentilerini biraz olsun rahatlatacak gibi görünüyor. Mağaza açılışları tarafında ise aynı hareketlilik gözlemleniyor.
Her hafta sektörden gelen bildirimlerle derlediğimiz Haftanın Mağaza Açılışları serimizin yeni sayısı ile sizlerleyiz.