National Retail Federation (NRF), KANTAR işbirliği ile araştırdığı 2022 yılının en iyi 50 küresel perakende markası listesini açıkladı.
Kantar, geçtiğimiz yıl en iyi perakende markaları listesinde NRF ile bir ortaklık kurduğunu ve sıralamayı bundan sonra birlikte yapacaklarını açıklamıştı.
Karşılaştırmayı yaparken markaların birden fazla ülkede hizmet veriyor olmaları ve bu ülkelerin para birimlerindeki değişiklikler bazı zorlukları ortaya çıkarıyor. Bu etkileri en aza indirmek için Kantar, araştırmasında perakende markalarının oranlarını bildirdiği resmi para birimlerine göre rakamları baz alarak Uluslararası Para Fonu verileri ile ABD Dolarına dönüştürüyor.
Kantar’ın sıralama metodolojisi , perakendecilere yurtiçi ve yurtdışı perakende gelirlerine göre puan verilen bir sistem kullanır. Listede sıralamaya hak kazanmak için perakendecilerin en az üç ülkede doğrudan yatırıma sahip olmaları gerekir.
2022 yılının en iyi 50 küresel perakende markası listesi aşağıdaki şekilde
3D ticaret deyince aklımıza neler geliyor. AR teknolojisi başta olmak üzere internet üzerinden yapabileceğimiz tüm alışveriş biçimleri kafamızın içerisinde dönüp duruyor. Teknolojik gelişmeler hızla ilerlerken ticaretin ve perakendenin boyutu da katlanarak artmaya devam ediyor.
e-ticaret deneyimlerini şekillendirecek trendler…
Yalnızca 2022’de çevrimiçi satışların 5,5 ila 6 trilyon dolar aralığında olması bekleniyor. Bu her sene katlanan rakamın gittikçe büyüdünü bizlere en açık haliyle gösteriyor. Büyüme devam ettikçe sanal deneme (VTO), sentetik veri, dijital ikizler, artırılmış gerçeklik ve metaverse gibi kelimeleri daha sıklıkla duyacağımız günlere yaklaştığımızı da belirtmek istiyorum. Ancak, bunlar sadece moda sözcükler olmak yerine geleceğin e-ticaret deneyimlerini şekillendirecek trendler ve teknolojiler olarak da karşımıza çıkacaklar.
VTO’nun Ortaya Çıkışı
VTO kısaltmasına aşina olmayanlar için sanal deneme kelimeleri, VTO’nun işlevi açısından oldukça açıklayıcıdır. Sanal deneme teknolojisi, müşterilerin kameralarını ve artırılmış gerçekliklerini kullanarak giysi, ayakkabı, kozmetik veya mücevher gibi ürünleri denemelerini sağlar. Hatırlarsanız bu trend pandemi sırasında önemli ölçüde fazla ilgi gören bir trend olmuştu ve bu sebeple 2022’nin VTO teknolojisinin gelişimi için büyük bir yıl olması bekleniyor.
Daha iyi izleme yetenekleri, daha güçlü cihazlar ve giderek daha sezgisel hale gelen AI çerçeveleri, hem perakendecilere hem de markalara, müşterilerin ürünleri çevrimiçi ve özel uygulamalar aracılığıyla sanal olarak denemelerine olanak tanıyacak.
VTO teknolojisini geliştirenler için başarının anahtarı, müşteriler ve satın almak istedikleri ürünler arasında duygusal bir bağ oluşturmak olacaktır. Bu noktadan sonra, perakendecileri diğerlerinden ayıran şey, hızlı ve kolay bir satın alma sürecine sahip olmak olacak.
Sentetik Veriler ve Dijital İkizler
Sentetik veri ve dijital ikizler gibi terimler kulağa perakende terimleri gibi gelmeyebilir, ancak ikisinin birleşimi 2022’de göreceğimiz en belirgin gelişmelerden biri olacak. Basitçe söylemek gerekirse, dijital ikizler ve sentetik verilerin her ikisi de simüle etmek için algoritmalar kullanırlar. Dijital ikiz, nesneyi modelleyen bir algoritma oluşturmak için fiziksel bir nesneden gelen verileri kullanır. Sentetik veriler daha çok nesne için yapay zeka iş akışları oluşturmaya odaklanır, bu da dijital ikizi özelleştirilebilir yapan şeydir.
Örneğin, çevrimiçi olarak satılan bir ayakkabının 3 boyutlu dijital modeli, gerçek hayattaki ayakkabının dijital ikizi olarak kabul edilebilir. Ancak sentetik veriler, bu 3B nesnenin özelleştirilmesini ve kişiselleştirilmesini sağlayarak işleri bir sonraki seviyeye taşır. 2022 yılında bu teknolojinin daha hızlı benimsendiğini ve yaygın olarak kullanıldığını göreceğiz.
Bu tür ticaretin olumlu sonuçlarını gören daha fazla marka, ürünlerinin dijital ikizlerinin oluşturulmasını hızlandıran çözümlere yatırım yapacaklar. Buna karşılık, tüketiciler daha kişiselleştirilmiş bir perakende deneyimi bekleyecekler.
Bu teknolojinin gelecek vaat eden bir başka kullanımı da malların pazarlanması olacak. Pahalı, geleneksel üretimler yerine dijital işlemeler, şirketlere müşterilere ulaşmak için daha uygun maliyetli, esnek ve sürdürülebilir bir yaklaşım sağlayacak.
3D Ticaret ve AR Teknolojisi
2022’nin en iyi trendleri arasında en aşina olduğunuz şey artırılmış gerçeklik. 2022’de 1,1 milyar tahmini kullanıcı ve 2023’e kadar 18 milyar dolarlık tahmini piyasa değeriyle, yıllardır pazarlamacıların ve perakende yönetiminin aklındaydı. Özellikle 2022’de, mağazalarda gezinme, sorun giderme ve diğer 360 derece pazarlama girişimleri gibi konularda tüketicilere daha kapsamlı bir deneyim sunmak için artırılmış gerçekliğin daha geniş bir şekilde kullanıldığını görebilirsiniz. Mobilya, ev tasarımı ve büyük mağazalar gibi sektördeki belirli alanlar, 2022 ve sonrasında AR teknolojisinin daha fazla benimsenmesini sağlayacaklar.
ar son yılların en merak uyandırıcı trendleri arasında yer alır…
Perakendeciler bir süredir sürükleyici AR perakende deneyimlerini kullanmış olsalar da, bu deneyimlerin öncelikle biraz statik, 2D renderlar olduğunu belirtmek önemlidir. Günümüz teknolojisini bu kadar heyecan verici yapan şey, tüketicilerin markalara, ürünlere ve mekanlara yepyeni bir daldırma düzeyi getirmek için dinamik, kişiselleştirilmiş 3D deneyimlere sahip olmalarını sağlamasıdır.
Metaverse Bir Sıçrama Yapacak
Metaverse, yılın geri kalanında sıcak bir konu olarak kalmaya devam edecek. Ve daha da önemlisi, perakendeciler bunu anlamak ve nispeten yeni dünyada perakendenin işe yaraması için stratejiyi nasıl değiştireceklerini öğrenmek zorunda kalacaklar.
Peki, metaverse nedir? Bunu fiziksel dünyamızın bir uzantısı olarak düşünebiliriz. Sanal ve artırılmış gerçekliği fiziksel gerçekliğimizle karıştırıyor. Ve her iki dünyayı birbirine bağlayan bir pazar yaratma potansiyeline sahip.
Metaverse tabanında tüketiciler hem fiziksel hem de dijital nesneleri satın alacak. Hatta avatar benliklerinin keyfini çıkarması ve muhtemelen satması veya takas etmesi için metaverse tabanındaki geleneksel perakende alanlarından satın aldıkları nesnelerin dijital ikizlerini bile kullanabilecekler.
Bu dijital ürünlerin bugünün piyasa değeri 5 ila 10 milyar dolar arasında bir yerde bulunuyor.
Basitçe söylemek gerekirse, son zamanlarda hayatımıza giren en heyecan verici fikirlerden biri olabilir. Erken tahminler, Metaverse pazarını 2025 yılına kadar 300 milyar doların biraz altında tutuyor, ancak bu önümüzdeki birkaç yıl içinde kolayca değişebilir.
Son Olarak
2020-2021 yılları arasında dünya çapındaki tüm perakende işlemlerinin yaklaşık %19’u çevrimiçi olarak gerçekleşti, bu nedenle şirketlerin mümkün olan en kısa sürede bir 3D ticaret stratejisine sahip olmaları gerekiyor.
2022’de her yeni platforma daha fazla kullanıcı taşındıkça, ilgi çekici deneyimlere ve içeriğe olan ihtiyaç artıyor. İçerik kral ise, metaverse’den daha iyi bir krallık yok gibi görünüyor.
Bunlar, 2022 perakende sektöründe aranacak fikirlerden sadece birkaçı. Geçtiğimiz birkaç yılda öğrendiğimiz gibi, bırakın günlük hayatı, sektörümüzü neyin bozacağını asla bilemeyiz. Ama kesin olan bir şey var; sektör, 2022 ve sonrasında uygun ve kalıcı müşteri deneyimleri sağlamanın yeni yollarını aramaya devam edecek.
Metaverse kavramı henüz pek çok açıdan ilk aşamalarında olmasına rağmen, markalar ve perakendeciler tarafından yoğun ilgiyle karşılanıyor ve farklı ilkler deneniyor.
Şimdiye kadar perakende markalarının Metaverse atılımları ile ilgili pek çok haberi sizinle paylaştık.
Şimdi, Decentraland’ın Metaverse Moda Haftası, modada yeni bir çağ için yeni bir ilk yaratmayı hedefliyor.
Metaverse moda haftasında da diğer uluslararası moda haftalarında olduğu gibi, yeni koleksiyonlar sergilenecek ve sanal da olsa sunumlar, tartışmalar, konserler, partiler düzenlenecek.
Tommy Hilfiger, Metaverse Moda Haftası ile ilgili yaptığı açıklamada , “Adaşım olan markamı 1985’te kurduğumda, moda haftalarının 3 boyutlu, tamamen sanal bir dünyada düzenleneceği bir zaman göreceğimi hiç hayal etmemiştim” dedi. “Metaverse’yi ve sunduğu yenilikleri daha fazla keşfederken, dijital teknolojinin gücünden ve topluluklarla büyüleyici, alakalı yollarla etkileşim kurmak için sunduğu fırsatlardan ilham alıyorum.”
Ancak markalar Metaverse tabanında tüketicilere ulaşmaya hevesli olsa da, buna yatırım yapmak bazı riskleri de beraberinde getiriyor. Maalesef Metaverse’de sadece mağaza açmak, şirket yatırımları için yeterli olmuyor.
Inside Retail’ın yaptığı habere göre, Moskova yaptırımlar karşısında artan izolasyon sorunuyla mücadele etmenin yollarını bulmaya çalışırken, Rusya batılı perakende şirketlerinin çıkışının yarattığı boşluğu kapatmak için yeni perakende markaları arıyor. Görüşülen ülkeler ise Çin, Hindistan, İran ve Türkiye.
Rusya Alışveriş Merkezleri Konseyi (RCSC), batılı markalara alternatifler bulmak için dört ülkedeki ilgili temsilcileriyle müzakere ettiğini açıkladı.
RCSC’nin internet sitesinde yer alan açıklamada, “Uygun muadillerinin bulunabilmesi için Rusya’da faaliyetlerini geçici olarak durduran yabancı şirketlerin bir listesi bu ülkelere gönderildi” denildi.
“Zaman içinde bu durum, feshedilmiş markaların ürünlerini benzer kalite ve tasarıma sahip ürünlerle tamamlamaya veya tamamen değiştirmeye yardımcı olacak.”
Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’ya asker göndermesinden bu yana çoğu büyük marka ülkede geçici olarak operasyonlarını durdurmuş veya ülkeyi terk etmişti.
Yeni perakende markaları arıyor
Yaptırımlar, tedarik zincirlerini engelledi çeşitli ürünlerde kıtlığa sebep oldu. Ülkedeki panik satın alımları hızla artarken, sektörel bazı çözümler de bulunmaya çalışılıyor.
100’den fazla piyasa katılımcısının katıldığı bir RCSC toplantısında, Rus perakendecilerinin karşılaştığı zorluklar tartışıldı.
RCSC, Melon Fashion Group’taki geliştirme direktörü Igor Maltinsky’nin, yerel perakende firmalarının karşılaştığı ana zorluğun, tedarik ve lojistik maliyetlerindeki büyük artışların yanı sıra diğer birçok faktöre bağlı olarak üretim maliyetlerinin kontrol edilemeyen büyümesi olduğunu söyledi.
Damat Tween geçtiğimiz günlerde 2022 İlkbahar – Yaz koleksiyonunu Metaverse’ye taşıyarak bu konuda bir ilke imza atmıştı. Dijital Rönesans adını verdiği markanın bu değişimini anlatan filmi aşağıdan izleyebilirsiniz.
Metaverse çalışmalarını hız kesmeden devam ettiren Damat Tween, bugün ise Metaverse’deki ilk koleksiyon eğitimini hayata geçirdiğini açıkladı.
Marka Linkedin hesabı üzerinden yaptığı açıklamada: “Moda dünyasının öncü markası olarak, geleceğin dünyasında aldığımız yeri her geçen gün genişletiyoruz. Dijital evrenin ütopik duruşuna, realist yaklaşımlarla yeni bir soluk getiriyor, metaversedeki ilk koleksiyon eğitimimizi hayata geçiriyoruz. Sürükleyici bir teknolojinin parçası olmak için bizi takipte kalın.” dedi.
5 yıldır Multinet Up’ta genel müdürlük görevini yürüten Demirhan Şener, 4 Nisan 2022 itibarıyla görevini Ali Emre Sever‘e devredecek.
2017 yılından bu yana Multinet Up gurubunun CEO’su ve gruba bağlı iştiraklerin Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Demirhan Şener, 31 Mart 2022 itibarıyla görevinden ayrılıyor. Demirhan Şener’den bayrağı devralarak, Multinet Up’ın müşteri odaklı inovasyon yatırımlarına liderlik edecek yeni CEO Ali Emre Sever olacak.
Ali Emre Sever, lisans eğitimini 2005 yılında Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi bölümünde tamamladı. Aynı yıl başladığı uluslararası danışmanlık ve denetim şirketi Ernst & Young’da Kıdemli Denetim Müdürü olarak 2013 yılına kadar çalıştı. Sever, iki yıl kadar çalışmalarını Türk Philips’te Ortadoğu ve Türkiye’den sorumlu Kıdemli Finansal Kontrol Müdürü olarak yürüttü. Ardından 2015 yılında, takip sistemleri sektöründe faaliyet gösteren teknoloji firması Mobiliz Bilgi ve İletişim Teknolojileri A.Ş.’nin önce Mali İşler Grup Direktörlüğü, 2020 yılında ise Mobiliz Genel Müdürlüğü ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini üstlendi. Sever yeni görevi ile birlikte Multinet Up’ta kariyerine devam edecek.
Tüketici kelimesinin, aşırı tüketimin birçok çevresel sorunun suçunu üstlenmesi nedeniyle bir miktar tepkiyle karşı karşıya olduğu söyleniyor. Bu durum uzun zamandır birçok işletmenin ‘müşteri‘ ve ‘tüketici‘ gibi kelimelerden kaçınmasına sebep oluyor. Örneğin restoranlar artık müşterilerine ‘ziyaretçi’ diye hitap ederken, hoteller onlara ‘misafir’ demeyi tercih ediyor. Dijital hizmetler veren telekom sağlayıcılarının ve sosyal medya şirketlerinin de müşterilerine ‘kullanıcı’ diye hitap ettiğini duymuşsunuzdur.
i̇nsanlar artık tüketimi hatırlatan düzenler yerine deneyimi hatırlatan tasarımlar i̇stiyor…
Bu sebeple bir süredir müşteri ve tüketici kelimesinin mümkün olduğunca kullanılmadığına şahit olan bizler bu terimi yalnızca bilimsel makalelerde görmeye başladık.
Tüketici kelimesi sürdürülebilirlik endişesini tetikliyor
Birçok uzmana göre bu terime zamanla veda etmemizin tek sebebi ‘tüketen’ kelimesinin köken olarak tüketmek eyleminden geliyor olmasıydı. Bu sebeple ‘bizler’ yani alışveriş yapan herkes bu kelimeye karşı bir negatif algı beslemeye başladı.
Giderek artan tüketim kültüründe, dünyanın eskisi kadar sürdürülebilir olmadığını düşünen herkes endişesini bir şekilde dışarı aktarmak istiyordu. Üretim için dahi tüketimin yapılmak zorunda olduğu bu küçük dünyamızda bir grup insan taşıdıkları sürdürülebilirlik kaygısını anlatma yolunu ‘tüketim’ kelimesini ve bu kelimeden türeyen ‘tüketici’ terimini reddetmekte bulmuşlardı.
Zaman içerisinde bu terim belki de hepimizin kulağına kötü gelmeye başlayacak. Bizler birer ‘tüketen‘ olmak yerine, ‘ziyaretçi’, ‘misafir’ ya da ‘kullanıcı’ olmak isteyeceğiz. Peki neden?
tüketime odaklanan mevcut dünya 21. yy i̇nsanını rahatsız ediyor…
İnsanlar Sadece Tüketmez
Bir mağazaya girme sebebimiz sadece bir ürünü satın almak mı? Hadi bunu düşünelim. Kıyafetlerle dolu büyük bir mağazadasınız. Sağınızda bu baharın gözde moda ürünleri sırayla dizilmiş size selam veriyorlar. Etrafınız satın almak istediğiniz bir sürü ürünle dolu. Peki satın alacak mısınız?
İşte tam bu noktada ‘tüketici’, ‘alışverişçi’ ve ‘ziyaretçi’ gibi kelimelerin bizlere çağrıştırdığı anlam beyinlerimizi etkisi altına alarak bizi yönlendirmeye çalışıyor. Satın almak istemediğimiz ürünlerle dolu bir mağazada ‘müşteri’ olarak çağırılmak istemezken, sahip olmak istediğimiz ürünlerle kuşatılmış bir mağazada da ‘tüketen’ olamadığımız durumlar olabilir.
i̇nsanlar ziyaretçi olmayı sevdikleri i̇çin mağazalar müzeleşiyor…
İşte o anlarda bizler sadece etrafı seyreden -belki modadan, teknolojiden bilgi almaya çalışan- birer ‘ziyaretçi’leriz. Müşteri gibi davranmaz ve ürünü alıp kredi kartımızla birlikte kasaya doğru koşmayız. Bu yüzden bizlere ‘müşteri’ gibi davranılmasını değil de ‘misafir’ gibi davranılmasını bekleriz.
Bunu öğrenen mağazalar, restoranlar, hoteller, hizmet sağlayıcıları ve sosyal medya şirketleri şimdilerde ziyaretçileriyle aralarındaki ilişkiyi güçlendirmek için aradaki ‘tüketme’ duvarını kaldırarak hareket etmeye başladılar bile. Bazen misafir, bazen kullanıcı olan insan topluluklarının üzerine ‘tüketme’ eyleminin ağırlığını koymadan rahat bir iletişime geçtiler.
Peki sizler kendinizi bu konuda nasıl tanımlıyorsunuz?
Bu haftadan itibaren bu köşeden perakende ile ilgili söyleşeceğiz. Konu perakende olunca o kadar büyük ve derin bir konu ki, neresinden bakacağınız bile önemli bir soru işareti, bu yüzden perakende ve okyanusu eş değerli kavramlar olarak kullanmayı severim.
Evet perakende çok büyük bir okyanus, sadece ABD’de yıllık perakende iş cirosu 5 Trilyon USD’nin üzerinde, bu okyanusta yüzmek kolay değil. Bence esas konu olan, okyanusta büyük balık mı olmak yoksa hızlı balık mı olmak konusunu beraberce derinlemesine inceleyeceğiz.
Okyanus tanımlamasını yaparken daha önce bilmediğim bir bilgiyle karşılaştım. Şöyle ki insanoğlunun şu an bile okyanus tabanı ile ilgili bilgileri Mars yüzeyinden daha azmış. Halen okyanus tabanının %20’sini inceleyebilmişiz. %80’i halen bilinmiyor.
Önce biraz kendimi tanıtmak isterim. 25 yılı aşkın bir süredir çalışıyorum. İş değiştirmeyi çok sevmem, o yüzden girdiğim işlerde uzun süreli kaldım. Otomotivde Renault ile 13 yıllık bir tecrübem oldu. Devamında 7 sene Media Markt elektronik perakende zincirinde çalıştım. Son 8 senedir danışman olarak bu düzen devam ediyor.
Çalıştığım işlerde çok şeyler öğrendim ve devamında bunun yararını gördüm. Şöyle bir örnek vereyim, Renault’da ilk görevim, bana tanımlanmış bir bölge içerisinde yetkili satıcılara satış sonrasından daha fazla para kazanmaları için eğitim vermem ve devamlı seyahat etmemdi. Bahsettiğim yıl 1994 ve bu konu ile ilgili ilk kurumsal çalışmayı yapan firmaydık. Yetkili satıcıları dolaşıyor ve onlara neden daha fazla yedek parça satmaları, tezgâh satışı ve toptan satış da yapmaları, stoklarını yönetmek için neler yapmaları gerektiği vb. birçok konuda eğitimler veriyorduk. Kısacası yetkili satıcıları yedek parça da perakende satış konusunda aktif olmaya yöneltiyorduk.
Yıl 2022, bu konular şimdi çok popüler ama inanın o tarihlerde zor konulardı. Yetkili satıcıların birçoğu böyle bir işe girmeyi bulundukları ilde veya bölgede statü düşüklüğü olarak görüyorlardı. Çünkü kendilerinden daha ufak işletmelere, yedek parça dükkanlarına, atölyelerle iş yapıp onlara cari hesap açmaları gerekecekti. Bu bölümde 2 yılı aşkın çalıştım ve bana çok şey kattı. O yıllarda beni öldürsen bu işe girmem diyen yetkili satıcıların hepsi bu konulara girdiler, zaman zaman görüştüğümüzde o yıllardaki konuları tatlı tatlı konuşuyoruz. Devamında firmanın tedarik zinciri konuları üzerine yoğun bir tecrübem oldu ve son olarak şebeke geliştirme konusu ile ilgili çalıştım. Bu bölümde özellikle 2000’li yılların başında otomotiv sektörü için çok önemli bir konu olan ve bütün yetkili satıcı organizasyonunun baştan aşağı değiştiği “block exemption-blok muafiyet” konusunda önemli tecrübelerim oldu. 2007 yılından itibaren Media Markt markası ile çalıştım. Çok iddialı bir perakende firmasında önemli görevlerde bulundum. Bütün mağazaları çok yakından görme, inceleme imkânı elde ettim ve operasyon yükünün sorumluluğunu taşıdım. Devamında Avrupa ülkelerinde başarılı olduğum konuların eğitimlerini de verdim.
Perakendede özellikle katma değerli servisler ve bunların müşteriye sunumu konuları çok yeniydi. Bu tür ürünlerin en büyük yararı, üründeki kar algısını (müşteri açısından) nötr hale getirerek, perakendeciye daha karlı satış kanalları açmasıdır. Otomotiv’den gelen tecrübemle karlı ve verimli bir operasyon yürüttüm, yeni ürünler geliştirdim. Firmanın ilk müşteri hizmetleri odaklı ve dış kaynaklı çağrı merkezini kurdum. Tedarik zincirinde firmanın karlı ve verimli işleyiş de olması için emek verdim. Özellikle markanın Avrupa’da başarı stratejisi olan mağaza bazında bağımsız yönetim yerine, ülkemizde merkezi yönetim ile ilgili çalışılması için yoğun çalışmalarım oldu. Ayrıca mağaza m2’lerinin küçültülmesi konusu da ülkemizde başarı için hep önerdiğim konular olmuştur.
Kurumsal da bir yere kadar kararını verdikten sonra danışmanlığa adım attım; b2b veya b2c ayırmaksızın, tedarik zinciri, perakende, elektronik ticaret, satış sonrası (özellikle katma değerli servisler), müşteri ilişkileri yönetimi, yetkili satıcı şebekelerinin kurulması ve yönetilmesi vb. konularda son sekiz senedir pandemi, kriz vb. demeden çalışmaya devam ediyorum.
“Tedarik Zinciri Neden Önemli” ve “E Ticaret ve Ötesi” adlarında yayınlanmış 2 kitabım var. Zaman buldukça yeni kitaplarda geliyor olacak.
Merak etmeyin yazılarımda kendimden bahsetmek (tecrübelerim olabilir, kısa!), gibi sıkıcı bir konuya bir daha girmeyeceğim. Perakende ile ilgili profesyonellerin takip ettiği ve herkesin bu konuda uzman olduğu böylesine seçkin bir platforma adım atarken, sizlere kendimi tanıtmak istedim.
Sonuç olarak hep anlatacağım konuyla bitirmek istiyorum.
“Perakende hep gelişiyor, hiçbir zaman bu gelişme bitmeyecek, bu gelişmeleri yakından takip edip kendi katkımızı ve gelişimimizi yaparak, önemli olanları bünyemize adapte etmeliyiz. Kısaca bu okyanusta yüzmek gibidir ister büyük balık olun ister hızlı balık olun kolay değildir.”
Gelecek hafta özellikle gelişmekte olan ülkelerde perakende nereye gidiyor ve ülkemiz bunun neresinde konusunu, biraz da bu konudaki raporlar eşliğinde inceleyerek devam edeceğiz. Sağlıkla kalın…
Girişim yatırımları analiz platformu CB Insights’ın hazırladığı “Retail Tech 100 / 2022” listesinde bir Türk şirketi de var. Dijital ticaret platformu Akinon bu yıl listeye giren tek Türk şirketi oldu.
CB Insights bu liste ile alışveriş deneyimini yeniden şekillendiren, perakende operasyonlarını hızlandıran ve perakende satışlarını desteklemek üzere teknoloji çözümleri üreten şirketleri değerlendiriyor. Bu anlamda oldukça prestijli ve önemli bir liste.
Listedeki şirketler 7 binden fazla teknoloji şirketi arasından tek tek incelenerek seçiliyor. Araştırmada şirketler; iş modelleri, pazardaki momentum ve büyüme potansiyelleri gibi önemli verilere göre, CB Insights’ın tescilli algoritması ile değerlendiriliyor.
Listedeki tek Türk şirketi olan Akinon, “E-Commerce Infrastructure” kategorisinde belirlenen 12 firma arasına adını yazdırdı.
akinon, cb insights’ın retailtech 100 listesine giren tek türk şirketi oldu 13
Perakende satış deneyimini dönüştüren teknoloji çözümleri üreten Akinon’un Kurucu Ortağı ve CEO’su Tolga Tatari konuyla ilgili olarak “Büyük yatırımcılar, kurumsal şirketler, bankalar ve medya şirketleri için önemli bir kaynak haline gelen CB Insights’ın ikinci kez gerçekleştirdiği “Retail Tech 100” araştırması neticesinde “E-Commerce Infrastructure” kategorisinde seçilen tek Türk markası olduğumuz için gururluyuz. Dünyanın önde gelen teknoloji üreticileri ile rekabet edebilecek güçte e-ticaret ürünlerine ve teknolojik altyapıya sahibiz. Bu çalışmalarımızın uluslararası bir platform tarafından değerlendirilmesi ve en iyiler arasında yer alması mutluluk verici bir gelişme. Global ölçekte ki projelerimiz ile hızla farklı coğrafyalarda ki yeni pazarlara açılmaya devam ediyoruz. Akinon olarak hedefimiz dünyanın en iyi dijital ticaret platformlarından biri olmak. Bu vizyonla yakaladığımız başarımızı artırarak devam ettirmek ve yaptığımız işlerle CB Insights gibi saygın kurumların listelerindeki varlığımızı artırmak için tüm motivasyonumuzla çalışmaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.
akinon, cb insights’ın retailtech 100 listesine giren tek türk şirketi oldu 14
Geçtiğimiz 10 yıl boyunca perakendecilerin en büyük meşguliyetlerinden biri çevrimiçi ve fiziksel kapasitelerini birbirine uyumlu hale getirme çalışmalarıydı. Yani yarının mağazalarını inşa etmek. Zira son zamanlarda bu iki alanı birbiriyle karıştırmanın işletme maliyetlerini düşürmek, tüketicilerine kolaylıklar sağlamak, fiyat rekabetinde var olabilmek ve markalarla daha kolay interaksiyona geçebilmek gibi önemli faydaları var. Nitekim bu gelişim süreci boyunca e-ticaret müşterilerin alışveriş alışkanlıklarını değiştirmekle kalmayıp perakende sektörünün doğasını da alternatize etmiş gibi görünüyor.
Pandeminin hızlandırıcı etkisinin işaret ettiği sonuçlardan biri müşterilerin perakendeden beklentilerinin yükselmiş olması. Tüketiciler akıcı ve kişiselleştirilmiş, çok kanallı bir alışveriş tecrübesi talebi içerisindeler. Ek olarak markalardan bir duruş beklentisinin yanında çevresel ve sosyal sorumluluk çerçevesinde üretim yapmaları da isteniyor.
Süreç boyunca çalışanların beklentileri de yükselmiş durumda. Destekleyici ve potansiyellerini ortaya çıkarabilecekleri bir iş atmosferinde bulunabilmek, aynı zamanda çalıştıkları şirketle de bir aidiyet bağı hissedebilmek istiyorlar. Araştırma ve danışmanlık şirketi Accenture Research’ün yayınladığı makeleye göre çalışanların yarıya yakını çalıştıkları şirketin etik, sürdürülebilirlik ve ahlakla ilgili değerlerin yakın gelecekte kendileri için daha önemli hale geleceğini belirtiyorlar. Perakendecilerin markalarını bu gibi değerler ve sürdürülebilirlikle entegre işletme planları çerçevesinde şekillendirmelerinin birçok sebebinden biri tam da bu.
Pandemi sebebiyle ortaya çıkan tedarik zincirindeki bozulmalar birçok perakende çalışanını yeni gelir kaynakları aramaya veya kariyerlerinde değişiklik yapmaya halihazırda itmiş durumda. Tercih edilebilir bir işverenolmak adına birçok perakendeci farklı yaratıcı stratejileri teknolojiyle birleştirerek çalışanlarına kendilerini gösterebilecekleri verimli çalışma alanları sağlamaya çalışıyor.
Çalışanlar birincil olarak esnek çalışma saatleri arayışındalar. Vardiyalarını değiştirebilecekleri, uygun olduklarında ekstra iş yükü alabilecekleri imkanlar istiyorlar. İşverenler ise gelişmiş vardiya zamanlama yazılımlarıyla çalışanlarını mobil uygulamalar ve farklı yöntemler kullanarak daha akıcı bir şekilde programlama yapabilir durumdalar. Bu sayede çalışanlar daha iyi bir iş/hayat dengesi kurabilirken aynı zamanda perakendeciler de çalışanlarının vardiyalarıyla ilgili problemlerle daha kolay baş edebilir hale gelebilirler.
Bununla beraber çalışanlar boş mağazalarda, meşguliyetsiz bir şekilde mesailerini geçirmek istemiyorlar. ‘Yarının Mağazaları’ bu problemleri belli oranlarda çözüme ulaştırır nitelikte. Daha esnek çalışma potansiyeli, teknolojik ve kişilerarası yetenek gerektiren farklı pozisyonlarda çalışma kabiliyeti hem yarının perakendesinin çalışanlarından ihtiyacı hem de yarının çalışanlarının aradığı pratikler. Bunlardan ötürü bazı perakendeciler çalışanlarının iş tanımlarını dijital kanallar ve fiziksel mağazalar arasında değiştirme yollarına gidiyorlar. Bu tarz bir yapılandırma işgücünün daha verimli kullanılmasını sağlarken aynı zamanda çalışanların planlamalarını daha rahat bir şekilde yapmalarına da olanak sağlıyor.
Peki yarının mağazalarını markalar nasıl inşa ediyor?
Yarının mağazaları için sektörün çalışanlardan beklediği bu yeni yetenekler doğal olarak çalışanlar üzerinde etkilere de sahip. Sektörün farklı şekillenmeye başlayan beklentiler çalışanların daha umut vaat edici kariyer yollarına kanalize olmasına neden oluyor. Levi’s bunun güzel örneklerinden biri. Öncü giyim firması veri bilimi üzerine tecrübesi olmayan çalışanlarına makine öğrenimi üzerine eğitim kampına dahil olma imkânı sağlıyor, dolayısıyla çalışanlar yeni ve daha getirili iş alanlarına yönelme şansı kazanıyorlar.
Öte yandan, çalışanların etrafındaki insanlarla girdikleri pozitif interaksiyonların çalışma performanslarına olumlu etkide bulunduğu bir gerçek. Otomasyonun stoklama ve kasa gibi görevleri ele geçirdiği dünyada perakendeciler çalışanlarını “mikro fenomenlere” çevirme imkanına sahipler. Örneğin Amerika merkezli moda perakendecisi Nordstrom bazı çalışanlarını stil danışmanlığı göreviyle üstlendirdi. Bu çalışanlar müşterilerle 30 dakikalık ücretsiz video görüşmeler yaparak birebir stil tavsiyeleri veriyorlar. Aynı zamanda markanın mağaza çalışanları da belirli ürünler üzerine internet sitelerinde canlı yayın yaparak ürünü tanıtıyorlar. Bu hamleler hem internet sitesinde belli oranda ünlü olabilme şansını yakalayan çalışanları motive ediyor hem de ürünlerin boyutları, görünümü ve tarzıyla ilgili bilgiler elde eden müşterilerin satın aldıkları ürünlerle ilgili memnuniyetini artırıyor.
Son olarak, bağlantıları güçlendirilmiş ve dijital olarak desteklenen bir iş atmosferi perakendecilerin yarının çalışanlarına arzu ettikleri çalışma ortamını sağlamasına olanak sağlıyor. Ayrıca çalışanlarına yeni yetenekler kazanma imkanları sağlamaları da giderek dijitalleşen ve otomasyona maruz kalan perakende endüstrisinde çalışanların motivasyonu için son derece önemli katkılar haline geliyor.
Perakendeciler işverenlerine inanan ve güvenen insanların firmalarına bağlılıklarının ve iş azimlerinin arttığını adım adım fark ediyorlar. Yarının sektöründe başarılı perakendeciler bu başarıyı elde tutmak için son teknoloji sistemlerden daha fazlasına ihtiyaç duyacaklar. Zira bağlılığı ve çalışma azmini destekleyen bir çalışma ortamı yarının sektörü için vazgeçilmez bir etmen olmaya her gün daha fazla yaklaşıyor.