Mastercard Türkiye ve Azerbaycan Genel Müdürü Avşar Gürdal oldu. Avşar Gürdal en son görevinde Mastercard Türkiye Başkan Yardımcılığı’nı yürütüyordu.
Avşar Gürdal, 2015 yılından bu yana Mastercard bünyesinde görev yapıyor. Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra Koç Üniversitesi’nde MBA derecesi alan Mastercard Türkiye ve Azerbaycan Genel Müdürü Avşar Gürdal, 2015 yılından bu yana Mastercard bünyesinde Mastercard Türkiye Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyordu.
Kariyerine Unilever’de başlayan Gürdal, PRG ve Value Partners’da çalıştıktan sonra 2015 yılında Mastercard Advisors bünyesine katıldı. 2016 yılında Mastercard Müşteri İlişkileri Yönetimi Direktörü olarak atandı. 2019 yılından bu yana Mastercard Türkiye Başkan Yardımcısı görevini yürüten Gürdal artık Türkiye ve Azerbaycan pazarlarını yönetecek.
Lüks marka Balenciaga sanallaşıyor: Popüler bilgisayar oyunu Fortnite, oyuncuların sanal kıyafetler satın alabilecekleri bir moda mağazasına sahip olacak. Giysiler aynı zamanda fiziksel mağazalarda da satışa sunulacak.
oyuncu skinleri markalaşıyor…
Balenciaga’ya 8 Dolar
Balenciaga, dünya çapında yaklaşık 400 milyon kullanıcıya ve 5 milyar doları aşan satışlara sahip olan ünlü bilgisayar oyununun yaratıcısı Epic Games ile ortaklığa giren dünyadaki ilk lüks markadır. Oyun başlangıçta esas olarak oyuncuların birbirleriyle rekabet ettiği çevrimiçi bir atış/savaş oyunu iken, bugün kültür ve moda, deneyimin önemli bir parçası haline geldi. Örneğin, popüler Amerikalı rapçi Travis Scott, karantina sırasında 45 milyon izleyici çeken sanal bir konser vermişti.
Oyunda kullanıcılar kıyafet ve aksesuarlarını da değiştirebiliyor ve iş birlikleri burada devreye giriyor. Son moda lüks marka oyun için dört sanal kıyafet, çeşitli aksesuarlar ve hatta kendi silahlarını tasarladı. Oyuncular, sanal bir mağaza da dahil olmak üzere, oyunun kendi Balenciaga dünyasında 8 dolarlık bir fiyat karşılığında bunları satın alabiliyorlar.
Fortnite için bu ilk iş birliği ilk değil ancak lüks markalar ve sanal dünya bir süredir birbirini buluyor. Hem Balenciga hem de Louis Vuitton daha önce yeni koleksiyonlarını dijital düşünen gençlere göstermek için kendi video oyunlarına sahipti, Gucci Pokémon Go için dış görünümler tasarladı ve sanal bir el çantasının 4.000 doların üzerinde satıldığı Roblox oyun platformunda gerçek bir GucciBahçesi vardı.
Bu tür sanal dünyaların güçlü büyümesi, büyük meta veri olarak adlandırılan şeyin bir parçasıdır: dijital canlı dünyaların fiziksel gerçeklik kadar gerçek olduğu ve kusursuz bir şekilde içine aktığı bir dünya. Sanal gerçeklik ve AR (artırılmış gerçeklik) bunu giderek daha fazla mümkün kılıyor.
Peki Gerçek Hayat?
İş birliği, Fortnite ile bir adım daha ileri gidiyor ve işbirliğine fiziksel bir bileşen de katıyor. Sınırlı sayıda Balenciaga x Fortnite şapkaları, tişörtleri ve kapüşonluları markanın mağazalarında ve internet mağazasında satışa sunulacak. Ayrıca, işbirliğini duyurmak için New York ve Tokyo gibi büyük şehirlerin sokaklarında 3D reklam panoları görünecek.
Epic Games, gelecekte daha fazla iş birliğinin olabileceğini şimdiden söylüyor. İletişim direktörü Alan Cooper Vogue Business’a verdiği demeçte, oyun platformu, markaların “giysiler veya sanal eylemler oluşturmalarına yardımcı olmak için Fortnite topluluğunun yaratıcılığından da yararlanabileceklerine” işaret ediyor. “Markalar, oyuncularımızın avatarlarını kişiselleştirmek için görevlendirebilir.”
epic games i̇ş birliğinden memnun…
Daha yakın zamanda, süpermarket zinciri Carrefour, oyun yoluyla sağlıklı beslenmenin önemi konusunda farkındalık yaratmak için oyunda kendi dünyasını başlattı. Metaverse ve markalar ve perakendeciler için fırsatlar hakkında daha fazla bilgi edinmek ister misiniz? 2022’de, Lannoo Campus tarafından yayınlanacak olan The Future of Shopping: Re-set Re-made Re-tail kitabında bununla ilgili her şeyi okuyabileceğiz.
Her geçen gün daha fazla perakendecinin öğrendiği gibi, aylık abonelikler bir ürünü bir kez satmaktan daha kârlı. Bu nedenle, AppleiPhone‘lar için abonelik sistemi geliştirmeye çalışıyor.
bu sayede aboneler her sene son model telefona sahip olacaklar…
Apple İçin Tekrarlanan Gelir Paketi
Donanım aboneliği: şirketin üzerinde çalıştığı en son yeniliklerden biri. Tüketicilerin bir ürünü bir kez satın almak yerine -Spotify ve Netflix gibi- bir hizmet için aylık ödeme yaptığı streaming hizmetlerinin ve diğer abonelik formüllerinin başarısı, California’dan teknoloji devini de etkilemiş olmalı.
Şirket daha önce Apple One‘ı bir ‘rundle’ –‘tekrarlanan gelir paketi’– olarak piyasaya sürmüştü: iCloud’dan TV+’a kadar tüm dijital hizmetlere aylık uygun bir fiyatla abonelik sistemini biliyorsunuz.
Bu yılın sonunda benzer bir abonelik paketi şirketin en çok sattığı ürünleri için de duyurulacak olabilir.
Pahalı cihazları daha fazla kişiye erişilebilir hale getirerek ve müşterilerin eski cihazlarını her zaman en son modelle değiştirmesini garanti edecek bir ödeme sistemi duyurulacağı teknoloji şirketlerinin koridorlarında konuşulmaya başladı bile.
Bu sayede teknoloji devi geleneksel bir şekilde yılda 1 kez yeni ürün çıkarmaya devam ederken, abonelik sahipleri ürünler çıkar çıkmaz son model cihazlarını teslim alabilecekler. Her ne kadar planlanan girişim 12 veya 24 aylık taksitlerle yeni telefon almaya benzese de şirketin bu sisteme daha fazla farklılık katacağı kesin.
Sudan Ucuz! Olacağı Söyleniyor
Teknoloji devi henüz haberi doğrulamak istemiyor ve abonelik sisteminin gerçekten kullanım aşamasına geleceğinden %100 emin değil, ancak yatırımcılar şimdiden söylentilere çok inanmış görünüyorlar.
…
Tüketim malları dünyasında ‘streaming‘ sistemi pek de popüler değil ancak şirketlere garantili aylık gelir sağlıyor ve çok sadık bir müşteri kitlesi yaratıyor.
‘Rundle‘ –‘tekrarlanan gelir paketi’– hakkında daha fazla bilgi edinmek ve neden giderek daha fazla marka ve perakendeci abonelik aldığını öğrenmek ister misiniz? Yakında bununla ilgili her şeyi, Pauline Neerman ve Jorg Snoeck’in Mayıs sonunda yayınlanacak olan The Future of Shopping: Re-set Re-Made Re-tail adlı yeni kitabında okuyabilirsiniz.
Geçmişte, erkeklerin geleneksel olarak kadınlara ait görülen belli kozmetik ürünleri kullanacağı düşüncesi akla imkânsız gelirdi. Fakat şu sıralar, özellikle cinsiyet aktif değişimi göze alındığında, erkekler eskiden sadece kadınların kullanımında olan ürünleri kullanmaya çok daha açık görünüyorlar. Erkek kozmetik markası Huron’un eş kurucusu Matt Teri, durumu şöyle açıklıyor: “Masküliniteye atfedilen geleneksel değerler günümüzde değişime tabi kalıyor. Cinsiyet rolleri ve stereotipler evrim geçirirken genel hijyen, iyi görünme ve hissetme endişeleri günlük mentalitemizin bir parçası haline gelmiş durumda.”
Veri şirketleri Ipsos ve Spate’in yaptığı araştırma, erkeklerin kişisel bakıma bakışının nasıl değiştiğini ortaya koyuyor. Ipsos’un Kıdemli Baş Yardımcısı Wendy Wallner “Kozmetik ürünleri kullanmayı tercih eden erkeklere tarihte şu ana kadar görülmediği kadar açık düşünceyle yaklaşıldığını gözlemleyebiliyoruz. Bu etmenin sebeplerinden bazıları ise e-ticaretin getirdiği anonimlik, görüntülü görüşmelerin son dönemde gördüğü artış ve sosyal medyadaki görünüme insanların ayırdığı ekstra dikkat olarak sıralanabilir.” diyor.
Erkeklerin büyük bir çoğunluğu bakım rutinlerine farklı tıraş malzemeleri eklemek için birincil nedenlerinin cilt görünümlerine ettikleri dikkat olarak belirtti. Araştırma 18-65 yaş arası erkeklerle gerçekleştirilirken ortaya çıkan şaşırtıcı olmayan sonuçlardan biri, katılımcıların yaşının artmasıyla ciltlerini daha genç gösterme endişesinin arttığı yönünde. 18-34 yaş arası daha genç erkek grubu da cilt bakımına önem verdiklerini ifade ederken “yüzdeki lekeleri saklamak için kozmetik ürün kullanma” seçeneğiyle çoğunlukla hemfikir olduklarını söylediler. Bakım rutinlerine eklemeyi en çok düşünecekleri ürünler ise BBveCC krem (leke ve renk kontrol kremleri).
erkeklerin kozmetik ve kişisel bakıma bakışı nasıl değişiyor? 6
Veriler gösteriyor ki cilt bakımı erkeklerin farklı kozmetik ürünleri tercih etmeye başlamak için bir geçit yolu olarak değerlendirilebilir. Cilt kremi kullanmaya başlayan erkeklerin bir sonraki tercihi genelde göz kalemi oluyor ve araştırmanın katılımcılarının 18-34 yaş arasındaki büyük bir çoğunluğu iş veya resmi buluşmalar gibi profesyonel ortamlara da kozmetik ürün kullanarak gitmeye açık olduklarını belirtiyorlar.
Ancak ilgi artışı yaşayan tek alan cilt bakımı değil. Spate’in verilerine göre erkeklerin tırnak bakımı hakkında yaptıkları Google aramaları yıldan yıla %35 oranında artış gösteriyor. En belirgin artış ise pedikür ve tırnak tasarımı üzerinde.
Bu Algısal Değişime Nasıl Önayak Olunabilir?
Ipsos’un araştırmasında ifade edildiği üzere katılımcılarla olan sohbetlerde konu tıraş ve cilt bakımından kozmetik ürünlere geçtiği anda katılımcıların büyük bir çoğunluğunun belirgin ve negatif bir tepkiyle karşılık verdiği görülüyor. Tüketicilerin yaşları arttıkça bu tepkiler daha net verilmeye başlanıyor ancak 18-34 yaş arası erkeklerde bile %37’lik bir kesim asla kozmetik ürünler kullanmayacağını söylüyor (bu oran daha yaşlı erkeklerde %71 civarında). Erkek kozmetik markası Stryx’in eş kurucusu Jon Shnahan, müşterilerinin %70’ten fazlasının ilk kez kozmetik ürün satın alan erkekler olduğunu belirtiyor.
Markaların İzlemesi Gereken Yol
İlk önce düşünülmesi gereken faktör markanın spesifik olarak erkeklere hitap ediyor olması. Tüm yaştan erkekler kadınlara yönelik üretim yapan markalardansa erkeklere özel markalardan alışveriş yapma eğilimindeler ve bu eğilim tahmin edilebileceği üzere yaş arttıkça daha belirginleşiyor. İkincil düşünülmesi gereken faktör ise ürün üretirken cilt bakımıyla bir şekilde bağdaşan ama farklı kozmetik etkileri de olan ürünler üretmek. Bu sayede erkekler cilt bakımından farklı kategorilerdeki kozmetik ürünlere de yönelebiliyorlar.
Macerada Yeni Adımlar
Erkek tıraş ürünleri markası “Harry’s”in eş kurucusu Jeff Raider diyor ki “birçok erkek için ilk adım, partnerlerine ait bir ürünü denemekten geçiyor”. Markanın pazarlamadan sorumlu genel müdürü Britannia Boey’e göre ise erkekler “henüz maceralarının başlarındalar ve temel amaçları doğal görünümlerini mükemmelleştirebilmek”. Hem markalar hem de tüketiciler erkek kozmetiğine karşı bakışlarını geliştirdikleri bir dönemdeler denebilir.
Verilere göre, markalar için en sağlam strateji spesifik bir ürün stratejisi belirlemek; belirli bir yaş aralığı ve odak noktası anlaşılan bir ürün mesajı. Yine verilere bakılırsa cilt bakımına yönelik etkiler barındıran ancak kırışıklık azaltma ve güneşten koruma gibi farklı amaçlara da sahip ürünler sunmak, markalara erkekleri farklı tıraş ve kozmetik ürünleri kullanmaya teşvik etme imkânı sağlıyor. Fakat verilerin gösterdiği bir diğer gerçek ise markaların mesajlarını farklı yaş aralıklarına yönelik spesifikleştirmelerinin ve kitlesel pazarlama yöntemleri geliştirmelerinin gerekliliği.
Bu noktada markalara düşen sorumluluk kaliteli ürün üretip piyasaya sürmekten öteye geçiyor. Şimdilerde birçok tüketim ürününde olduğu gibi, doğru kitleye hitap edilmiş spesifik bir ürün mesajı oldukça kritik önem arz ediyor.
Tüm bunların bir markadan beklenmesi zor yetenekler olduğu aşikâr ancak belirtildiği gibi başarılı stratejileri takip edebilen markaların da alanda öncü olma potansiyeline sahip olduğu bir gerçek. Ancak sektörün özgün ihtiyaçlarının fazlalığından dolayı bu yolda başarısız olacak birçok marka olacağı da öngörülebilir. Erkek tıraş markası Patrick’s şirketinin kurucusu Patrick Kidd’e göre “mesele erkekleri aktif içerikler özelinde eğitirken erkeklerin gerçekten sahip oldukları problemlere işaret etmek ve insanların banyolarında bulundurmaktan gurur duyacağı ürünler üretebilmekten geçiyor. Fakat her şeyden önemlisi… ürün işe yarıyor olmalı.”
Banabikurye, dünyanın en büyük spor malzemeleri perakendecisi olan Decathlon’un online siparişlerini aynı gün içerisinde teslim edecek.
Borzo çatısı altında faaliyet gösteren ve 10 ülkede şehir içi küresel teslimat hizmeti yapan Banabikurye, Decathlon ile yeni bir ortaklığa imza attığını duyurdu. 1.697’den fazla mağazasıyla dünyanın en büyük spor malzemeleri perakendecisi olan Decathlon’un online siparişlerini, yeni anlaşma ile birlikte İzmir, Ankara, Bursa, Antalya ve Adana’da aynı gün içinde teslim edecek.
Daha önce Decathlon İzmir, Ankara, Bursa illerinde online siparişleri aynı gün teslimat yapıyordu. Banabikurye ile yapılan iş birliğiyle birlikte bu şehirlere Adana ve Antalya’yı da ekledi. Decathlon, bu stratejik ortaklık ile Banabikurye teknolojisini kullanarak Türkiye’deki mağazalarında kullanıcılarına en verimli ve uygun fiyatlı tedarik çözümü sunmayı planlıyor.
Borzo CEO’su Idriss Al Rifai yaptığı açıklamada “Bir perakendeci için, yerleşik lojistik şirketleriyle çalışmanın her firma için karşılığı farklı. Örneğin; online satışlarda günlük veya aylık satışın kaç paket olacağı önceden bilinemiyor. Bu sebeple kendi kuryelerinin olması maliyeti oldukça yükseltiyor. Banabikurye’nin teknolojisi işte tam burada devreye giriyor. Verimli ve hızlı tedarik zinciri süreci sağlıyor. Hem Decathlon hem de Türk müşterileri için mümkün olan en uygun maliyetli hizmeti sunarken, kullanıcılarına aynı gün içinde aldıkları ürünün teslimatını sunuyor.” dedi.
Kiğılı’nın yeni CEO’su Sena Suerdem Camcı oldu. CEO’luk görevini kızı Sena Suerdem Camcı’ya devreden Hilal Suerdem, gençlerin önünü açmanın ve onlara fırsat vermenin önemine değinerek bayrapı devretti. Hilal Suerdem 12 yıldır Kiğılı’da CEO’luk görevini yürütüyordu. İlerleyen dönemde ise Yönetim Kurulu Başka Yardımcı olarak devam edecek.
Türkiye’de erkek giyiminin öncü markası Kiğılı’da 12 yıldır CEO’luk görevini üstlenen Hilal Suerdem, göreci Sena Suerdem Camcı’ya devretti. Düzenlenen törende gençlere fırsat tanımanın Kiğılı için her dönem önemli olduğuna değinen Hilal Suerdem, değişimin ve yenilenmenin gerekliliğini vurguladı. Suerdem, Kiğılı’daki yeni görevine Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak devam edecek.
kiğılı’nın yeni ceo’su sena suerdem camcı oldu 8
“Dededen toruna geçen bu hikaye artık genç isimlere emanet” CEO’luk görevini Sena Suerdem Camcı’ya devreden Hilal Suerdem “Kiğılı’daki çalışma hayatımda 29. yılındayım. 12 yıldır da CEO’luk görevini üstleniyorum. Bugüne dek birçok başarıya imza atmanın ve daha da yukarı taşımanın verdiği gururla kızım Sena Suerdem Camcı’ya CEO’luk görevini şerefle devretmenin onurunu yaşıyorum. Kiğılı olarak genç isimlerin aramızda yer alarak heyecanlarıyla başarılar elde etmesini önemsiyoruz. Tecrübeli isimler ve ekibimizin de desteğiyle birlikte yeni CEO’muzun bu bayrağı çok daha iyi bir yere getireceğine ve zamanı geldiğinde bir başka genç isme devredeceğine eminim. Kiğılı’da artık yeni bir görev beni bekliyor. Çalışmaya ve üretmeye ara vermeden Kiğılı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev alacağım” dedi.
“Yeni dönemde gençlere tanıdığımız fırsatları daha da artıracağız” Görevi Hilal Suerdem’den devralan Kiğılı’nın yeni CEO’su Sena Suerdem Camcı ise şunları söyledi: “Türkiye’nin öncü erkek giyim markası Kiğılı çatısı altında olmanın gururu bir başka. Bugünden itibaren ise CEO’luk görevini üstleneceğim için ayrı bir gurur yaşıyorum. Gençlerin yönetimdeki varlığını önemseyen ve bu yönde attığı adımları hep ileri taşıyan bir markada yer almak son derece mutluluk verici. Görevimi layıkıyla yerine getirip yeni dönemde gençlere tanıdığımız fırsatları daha da artıracağız. Dünyanın değişen düzenine uyum sağlayan bir marka olarak Kiğılı’yı daha iyi yerlere getirmek için var gücümüzle çalışacağız.”
Rusya Ukrayna işgalinin yankı etkileri olarak makarna, ekmek, tahıl ve diğer buğday ürünlerinin fiyatlarının yakın zamanda Amerika içerisinde tırmanışa geçmesi bekleniyor, tıpkı benzin fiyatları gibi. Sadece Amerika değil elbette, ülkemizde de durum çok farksız değil. Hatta maalesef çok daha kötü.
Ukrayna ve Rusya’nın dünya genelindeki buğday ihracatının üçte birine yakınından sorumlu olduğu tahmin ediliyor. The Economist’e göre, bu senenin şubat ayı itibariyle buğday fiyatları halihazırda 2017-21 civarındaki ortalamasının %49 üzerinde seyrediyordu. Bu artışın temel sebebi pandemi dönemindeki kısıtlı hasat ve stoklama kapasiteleriydi. 24 Şubat’ta başlayan istiladan itibaren buğday fiyatları ekstra %30’luk bir artış gösterdi.
Tıpkı savaşın enerji fiyatlarında yarattığı etki gibi, Amerika Rusya veya Ukrayna’dan tahıl ithal eden bir durumda olmamasına rağmen iki ülke içindeki üretimde bozulma dünya genelindeki stoklamayı etkiliyor olacak.
Ukrayna hükümeti, 9 Mart tarihinde kızışmakta olan savaş ortamında yiyecek stoklarını koruyabilmek adına buğday, yulaf, darı, sığır eti gibi ürünlerinin ihracatını yasaklamıştı. Rusya’nın ihraç ettiği ürünler ise hem devam eden savaştan dolayı aksamalara uğrayabiliyor hem de sürekli olarak boykot ve yaptırım ihtimalleriyle yüz yüze.
Bölge aynı zamanda yağlı tohum, mısır gevreği, arpa, mısır hatta ayçiçeği gibi ürünlerde de öncü durumda. Hem Ukrayna hem de Rusya’da gerçekleşebilecek düşük veya tümden başarısız hasatlar dünya genelindeki birkaç yıllık yiyecek arzını etkileyebilecek potansiyelde.
rusya ukrayna i̇şgali yeme i̇çme sektöründe krize yol açacak mı? 10
Rusya Ukrayna işgali küresel yeme içme sektörüne nasıl darbe vuracak?
Bir başka temel yiyecek endişesi de gübreye erişim. Rusya günümüzde doğal gaz ve potas gibi gübre malzemelerinin tedarikinde öncü ülke konumunda. Gübre ve enerj fiyatlarının yükselmesi dünyanın her yerindeki çiftçilerin kar marjinlerine ekstra bir hasar verebilir gibi görünüyor.
Yiyecek ve gübre fiyatları savaş öncesinde halihazırda pik noktalarına ulaşmışlardı. Artan talep, bozulmalara uğramış tedarik zinciri ve tahmin edilememiş hava şemaları bu pikin en temel sebepleriydi.
Ortadoğu’daki, Güney Asya’daki ve Sahra Altı Afrika’daki ithalat bağımlısı ülkelerin ortaya çıkan yiyecek krizinden özellikle etkilenmesi bekleniyor, nitekim gelişmekte olan ülkeler de kesinlikle krizden zarar görecekler.
“Globalleşmiş bir ticaret sistemine ve çok farklı çeşitli yiyecekleri kolayca elde etmeye alışmış durumdayız.” diyor Amerikan Üniversitesi profesörü Johanna Mendelson Forman. “İnsanlar durumu market raflarında ve restoran tabaklarında çok yakında görebilecekler.”
Perakende sektörüne ilgi duyuyor ya da bizzat bu sektör içerisinde profesyonel olarak çalışıyor olabilirsiniz. Sosyal kanallar her sektörde olduğu gibi, perakende sektöründe de ciddi bilgi akışlarını yakalayabileceğiniz bir platform olarak hayatımızda. Bu nedenle, sosyal medyada mutlaka takip edilmesi gereken 15 perakende liderini sizler için derledik.
Sektörü yakından takip ediyor ve hala onlardan habersizseniz veya onları takip etmiyorsanız mutlaka listemize bir göz atmalısınız.
Listedeki isimleri, aktif sektörel perakende paylaşımlarına göre belirlediğimizi öncesinde belirtmek isteriz.
İşte sosyal medyada mutlaka takip edilmesi gereken 15 perakende lideri
Ayşen Zamanpur
1992 yılında kurduğu ve günümüze kadar başarıyla devam eden Silk and Cashmere markası ile Türk perakende sektörünün en deneyimli isimlerinden biri Ayşen Zamanpur. Özellikle geçmişten bugüne perakende sektörü ile ilgili yaptığı esprili değerlendirmeleri bugünün perakende profesyonelleri tarafından ilgiyle takip ediliyor. Henüz okumayanlar için en son yazdığı Diren Keçi kitabı da, Silk and Cashmere markasının tutku dolu hikayesini anlatıyor. Aktif olarak kullandığı Twitter hesabını da takip etmenizde fayda var.
Avi Alkaş
Türkiye’de alışveriş merkezleri, kiralama ve yönetim denilince akla gelen ilk isimlerden biri olan Avi Alkaş, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı ‘AN’lar paylaşımları ile perakende profesyonelleri tarafından ilgiyle takip ediliyor. Avi Alkaş, aynı zamanda perakende sektörünün en önemli etkinliklerinin düzenlendiği Dijital Network Alkaş’ın da kurucusudur.
Ömer Barbaros Yiş
Hem sektörel paylaşımları hem de LC Waikiki’nin e-ticaret çalışmaları üzerine yaptığı paylaşımlarla tüm sektörün yakından takip ettiği Ömer Barbaros Yiş, LC Waikiki‘nin E-Ticaret Genel Müdürlüğünü yürütüyor. Özellikle markanın e-ticaret kanadında bu kadar harika işler çıkarması da gerçekten perakende sektörünün ülkemizdeki geleceği adına çok sevindirici.
Sitare Sezgin
Teknosa‘nın Genel Müdürlüğünü yürüten Sitare Sezgin de, yine aktif olarak sektörel paylaşımlar yapan isimler arasında. Teknoloji perakendesi tarafına ilgi duyuyorsanız Sitare Sezgin’in paylaşımlarını mutlaka takip etmelisiniz.
Sidar Gedik
Ipsos Türkiye CEO’su olan Sidar Gedik, Ipsos’un perakende sektörüne ışık tutan araştırmalarından çok önemli anekdotları sosyal medya hesapları üzerinden paylaşıyor. Bu araştırmalar Türkiye özelinde olduğu için oldukça değerli içgörüler elde edebilirsiniz. Sidar Gedik’in aynı zamanda aktif olarak kullandığı Twitter hesabını da takibe almanızda fayda var.
Devrim Kılıçoğlu
Koçtaş’ın CEO’su Devrim Kılıçoğlu da yine sosyal medya hesapları üzerinden hem Koçtaş hem de perakende sektörüne yönelik değerlendirme ve gelişmeleri takipçileri ile sıklıkla paylaşıyor.
Didem Şekerel Erdoğan
Hemen hemen her sektörde ismini sıkça duyduğumuz isimlerden biri Didem Şekerel Erdoğan, Nielsen IQ Türkiye Genel Müdürlüğünü yürütüyor. Perakende, hızlı tüketim, tüketici ve alışverişçi davranışlarındaki değişim ve dönüşüm gibi konularda mutlaka takip edilmesi gereken isimlerin arasında yer alıyor.
Murat Ülker
Yıllardır sektör profesyonellerine ışık tutan Murat Ülker’i sosyal medya hesaplarından da takip etmiyorsanız, büyük bir deneyimi kaçırıyorsunuz demektir. Yaptığı paylaşımlar ve sektör değerlendirmeleri ile Linkedin’de 100 binden fazla kişi tarafından takip ediliyor.
Tolga Tatari
Türkiye ve dünyanın önde gelen perakende markalarının dijital dönüşüm süreçlerine destek veren Akinon’un CEO’su olan Tolga Tatari, perakende teknolojilerine ilgi duyanlar tarafından mutlaka takip edilmeli. Özellikle perakende teknolojileri tarafında Akinon‘un dünyadaki başarısından bahsetmemize gerek yok sanırım.
Akan Abdula
Perakende deyince tüketici, tüketici ve alışveriş davranışları deyince de akıllara Akan Abdula geliyor. FutureBright Group’un kurucusu Akan Abdula, özellikle Covid dönemindeki alışverişçi içgörüleri ile perakende sektöründe oldukça fazla konuşuldu. Araştırma ve değerlendirmelerini kaçırmamak için takibe almayı unutmayın.
Kına Demirel
Türkiye’nin ilk perakende medya şirketi olan Mimeda’nın Yönetici Direktörü olan Kına Demirel, aynı zamanda perakende sektöründe müşteri sadakati denilince de akla ilk gelen isimlerden biri. ‘Perakende medya’ kavramını daha yakından tanımak isteyenlerin mutlaka takip etmesi gereken isimlerden biri.
Yenal Gökyıldırım
Teknoloji perakendesi profesyonelleri tarafından takip edilen Yenal Gökyıldırım, MediaMarktSaturn’ün COO ve MediaMarkt Türkiye’nin CEO’luk görevini yürütüyor. Hem global hem de ülkemizdeki teknoloji perakendeciliği tarafına ilgi duyuyorsanız mutlaka takibe almanız gereken isimlerden biri.
Oğuzhan Coşkun
Linkedin’de #retail veya #perakende hastaglerini takip edenlerin sıklıkla ismini gördüğü isimlerden biri Oğuzhan Coşkun. Özellikle global perakendeyi kısa anekdotlarla takip etmek isteyenler için oldukça faydalı paylaşımları var. Haftalık olarak düzenlediği Vitrindeyiz bültenlerinde ise bu anekdotları derleyerek okuyuculara sunuyor.
Bi’Sektör
Takip edilmesi gereken 15 perakende lideri yazımızı okudunuz fakat Bisektör’ün sosyal medya hesaplarını takip etmiyorsanız, perakende sektörü ile ilgili gelişmeleri her geçen gün kaçırıyorsunuz demektir. Perakende iletişim platformu Bisektor.com’u sosyal medya hesapları üzerinden takip etmeyi unutmayın 🙂
Pazar araştırma platformu Suzy, kısa süre önce 1.000’den fazla tüketiciyle metaverse hakkında bilgi ve deneyimleri içeren bir anket yaptı. Ankete katılanların yalnızca %5’i meta evrenin bir parçası olduklarını söylese de, perakende kanalı olarak meta evren tabanının potansiyeli ortaya çıkacak gibi görünüyor.
tüm dünyanın her gün konuştuğu bu teknoloji halen büyük bir bilgisayar oyunu zannediliyor.
Metaverse’de tüketiciler, fiziksel dünyadan geçiş yaparak birbirleriyle ve çevreleriyle dijital olarak etkileşim kurmak için artırılmış ve sanal gerçeklik teknolojisini kullanıyorlar. Meta evren hakkında hâlâ yeteri kadar bilgiye sahip değilseniz bu içeriğimize göz atabilirsiniz 🙂
Metaverse Nedir?
Yine de kısa bir açıklama ile aydınlanmak isteyenlere bir şeyler anlatalım. Kısaca metaverse, kişinin birçok gerçeküstü yaşam etkinliğini ya da hareketliliğini üstlenebileceği bireysel dünyalardan oluşan sanal bir gerçekliktir. Oyun, e-ticaret, sosyal medya ve daha fazlasını tek bir büyük, kusursuz dijital deneyime bağlayacak bir devrimdir. Bugün gördüğümüz gibi internetin yerini tamamen alması da muhtemel görünüyor.
Büyük markaların ve mağazaların çoğu, geçtiğimiz birkaç yıl içinde artırılmış gerçeklik (AR) ve sanal alışveriş gibi dijital deneyimleri deneyimlediler. Bunun sonucunda metaverse, fiziksel ve dijital marka deneyimlerinin sınırlarını tamamen görünmez
büyük markalar burada ürün satabilimek i̇çin yarışıyorlar.
yapmaya yönelik büyük bir dönüşüm olarak hayatımıza girmeye başladı.
Bu sebeple meta evren hayatımızın içine tamamen girene kadar, ürünleri ve hizmetleri için sanal alemler yaratmaya çalışan markalar, teknoloji şirketleri, oyun yaratıcıları ve hatta hükümetler tarafından yükselen bir trend olarak görülecek.
Katılımcılar Ne Düşünüyor?
Yazımızın başında da belirtmiştik. Ankete katılanların sadece %5’i meta evren hakkında gerçekten elle tutulur bilgi ve meraka sahiplerdi. Bu da 1000 kişilik ankette en az 50 katılımcı varlığını gösteriyor. Ancak bu hâlâ kötü bir sonuç sayılmaz. Çünkü araştırmanın derinlerine indiğimizde insanların bu yeni teknoloji hakkında bilgi sahibi olmasalarda merak ettiklerini görüyoruz.
Katılımcıların neredeyse yarısı başkalarıyla sanal olarak bağlantı kurmakla ilgilendiğini belirtiyorlar. Ki sosyal medyanın hayatımızdaki varlığı düşünüldüğünde bu rakamın gittikçe artacağını da öngörebiliriz.
Buradaki çekimserliğin nedeni ise insanların bu yeni teknoloji hakkında yeterince doğru bilgiye sahip olmamaları…
NFT’ler Hakkında Ne Düşünüyorlar?
Anket ayrıca yanıtlayıcıların karşılıksız tokenlere yönelik tutumlarını da inceledi. Sonuçlar sanal evren bilgileriyle kıyaslandığında benzer görünüyordu;
Ankete katılanların yarısından fazlası karşılıksız tokenleri duymuş ancak edinmemişti. Bu durum meta evreni duyanlarla benzer gibi görünüyordu.
markalar dijital i̇kizlerini hızla yaratıyorlar…
Yine tüketiciler kendileri için birer karşılıksız token edinmeyi düşünüyor ancak bilgileri buna yetmediği için çekiniyorlardı.
Katılımcıların sadece %9’u NFT’leri duymuş ve edinmişti. NFT’lere sahip olanların %46’sı, zaman içinde değerde beklenen artış nedeniyle bunları satın aldı. %38’i tasarımı beğendiği için, %28’i bir sanatçıyı desteklemek için ve %28’i özel bir ürün olduğu için satın almıştı.
Sonuç olarak yeni bir teknolojinin hayatımıza girerken hakkında edindiğimiz bilgilerin ne kadar önemli olduğunu bu araştırma göstermiş oluyor. Bilginin bu kadar hızlı yayıldığı bir çağda insanlar önce ürünün adını duyuyorlar ve ‘bu nedir acaba?’ deyip araştırmaya girişiyorlar. Araştırmanın sonucunda kendilerince bir karara varıyorlar. Bu yolun böyle izlendiğini düşünürsek Meta Evren karmaşası hâlen araştırma ve kulaktan edinilen dedikodularla karara varma aşamasında. Ama 21. Yüzyılın bize kattığı hızla hayatımıza internetten daha hızlı bir şekilde giriyor.
Dünyanın ilk tam otonom robotik burger şefi RoboBurger ile tanışın. Newport Center alışveriş merkezinde yer alan bu burger otomatı, istediğiniz hamburgeri dakikalar içerisinde pişirerek size sunuyor.
Bu otomat restoran kalitesinde ızgara burgerleri sıfırdan pişirebiliyor ve yakın gelecekte havaalanlarına, alışveriş merkezlerine, ofislere konumlandırılmasının artırılması planlanıyor.
Bu yapay zekalı otomat, bir restoranda mutfağında bulabileceğiniz tüm düzenekleri kendi içerisinde barındıran patentli 12 metrekare mini bir mutfağı içinde barındırıyor.
5 adımlı bir pişirme teknolojisi sırasıyla; köfteyi pişirmek, ekmeği pişirmek, sosları dökmek, tüm malzemeleri birleştirmek ve toplamda 6 dakika içerisinde müşteriye sunmak üzerine programlı. ABD’de 6.99 USD’den satışa sunulan bu burgerler restoran endüstrisinin pratikleşmesi ve otomat kullanımının artışı anlamında oldukça önemseniyor.