Microsoft, Coronavirus ardından ABD’de 1 trilyon doların üzerinde değer sahip tek şirket olarak kaldı.
Apple, Amazon ve Google’ın piyasa değeri 1 trilyon doların altına düştü.
Dünyanın pekçok ülkesinde Coronavirüs pandemisi ekonomiyi olumsuz etkiledi ve etkilemeye de devam edecek.
Peki sürekli olumsuz etkiledi sinyallerini konuşuyoruz ama, ülkemizde ve dünyada nasıl etkileri oldu. Aşağıda sizler için coronavirus dünya ekonomisi üzerine etkilerini kısca derledik.
Microsoft şu anda ABD’de coronavirus pandemisinin ardından
piyasa değeri 1 trilyon doların üzerinde olan tek şirket olarak kayda geçti.
Nasdaq’ın resmi listesine göre, 23 Mart’ta piyasaların kapanışında Microsoft’un hisseleri toplam 1.034 trilyon dolar değerinde kaydedildi.
Öte yandan Pazartesi günü piyasa kapanışına göre, Apple, Amazon ve Google’ın piyasa değerleri aşağıdaki şekilde gerçekleşti.
Apple: 981.726 milyar dolar
Amazon: 947.249 milyar dolar
Google: 725.39 milyar dolar
Ülkemizde
Durum Nasıl?
Ülkemizde de hisse fiyatlarında sert düşüş ve dalgalanmalar gerçekleşti. Yatırımcılar önlem almak için hisse geri alımları gerçekleştirmeye başladı.
Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, yeni tip corona virüs
salgınının dünya borsalarında neden olduğu panik havası ile yılbaşından bu yana
yaklaşık yüzde 25 değer kaybederken, son 5 haftadaki düşüş %29 oldu.
Öte yandan Analistler bu anlamda, panik havasında yapılan
satışların hem ekonomiye hem de yatırımcıya yarattığı olumsuz etkilerin altını
çiziyor.
Bakalım önümüzdeki belirsiz süreçte Coronovirus etkisini
nasıl gözlemleyeceğiz.
Koronavirus süreci dünya üzerinde insanlara ve kuruluşlara büyük zorluklar yaşatarak ekonomik bir takım sorunları beraberinde getiriyor ve getirmeye devam edecek.
Bu durumda işletmeler belirsiz bir süreç içresinde alması gerekenler önlemler konusunda kararsızlık içerisinde.
Bu doğrutuda, COVID-19 salgınının işletmenize potansiyel etkisini değerlendirebileceğiniz ve size basit öngörüler sunan navigator yayınlandı.
Bu dijital araç, öncelikle 3 ana bölümden oluşan ve işletmenize yönelik bir takım soruları yanıtlamanızı istiyor.
Ardından size; kriz yönetimi ve krize cevap verme, işgücü yönetimi, operasyonlar ve tedarik zinciri yönetimi, finans ve likidite, vergi ve ticaret, strateji ve marka alanlarında COVID-19 ile mücadele ederken şirketinizin olası bir krize karşı ne kadar hazırlıklı olduğunu anlamanıza yardımcı olmayı amaçlayan öngörüler sunuyor.
Belirli kriz durumlarını önceden değerlendirmeniz için faydalı bir içerik.
Aşağıdaki link üzerinden COVID-19 Navigator’a erişebilirsiniz.
Maske ve dezenfektan tedariğinde yaşanan sorunları ortadan kaldırabilmek açısından LCWaikiki’den güzel bir haber geldi.
Açıklanan bilgiye göre ilk aşamada 3 milyon maske üretilip Sağlık Bakanlığı’na gönderilecek, üretimin ise Pazartesi itibarıyla başladığı belirtildi.
“Yaptığımız projeksiyona göre 100 firma ile günde 1 milyon adet maskeyi çok rahat üretip Sağlık Bakanlığı’na vereceğiz diyen” İHKİB Başkanı Mustafa Gültepe
Dezenfektan üretiminde etil alkol sıkıntısı bulunuyor; alkol ithalatında gümrükte yaşanan sıkıntıların minimize edilmesi gerekiyor.” şeklinde belirtti
Hatırlarsanız bir önceki yazımızda Tim Cook, Mark Zuckerberg ve Elon Musk da dahil olmak üzere Silikon Vadisi milyarderlerinin 18 milyon maske bağışladığını belirtmiş, ülkemizde de Yemeksepeti CEO’su Nevzat Aydın’ın sağlık çalışmaları için bağışladığı 1 milyon TL’den bahsetmiştik.
Türk iş insanlarından gelen bu destekler oldukça umutlandırıcı. Umarız kısa zamanda bu süreçleri el birliği ile atlatacağız.
Koronavirüs salgını dünyaya yayılırken, teknoloji milyarderleri kritik tıbbi malzeme bağışlamayı vaat ediyor.
Bu hafta sonu, Silikon Vadisi CEO’larında sağlık çalışanlarına maske ve koruma kiti bağışlayacaklarına dair bir açıklama telaşı olduğu gözlemlendi.
Maskelere olan talep artışı da hastanelerde yaşanan stok problemini akıllara getirdi.
Hafta sonu boyunca Apple’dan Tim Cook, Facebook’tan Mark Zuckerberg ve Tesla’dan Elon Musk da dahil olmak üzere birçok teknoloji CEO’su coronavirüsle mücadele eden sağlık çalışanlarına milyonlarca maske teslim etme sözü verdi.
Art arda verilen bu sözler de maske temini konusunda ülkede problem var paniğini beraberinde getirdi.
İşte maske bağışlamayı vaat eden teknoloji milyarderleri:
Apple – En Az 2 Milyon Maske
Apple CEO’su TIm Cook Cumartesi günü Apple’ın ABD ve Avrupa’daki sağlık çalışanlarına “milyonlarca” maske bağışlayacağını duyurdu.
Our teams at Apple have been working to help source supplies for healthcare providers fighting COVID-19. We’re donating millions of masks for health professionals in the US and Europe. To every one of the heroes on the front lines, we thank you.
Bunların yanında Salesforce CEO’su Marc Benioff , eski Alibaba CEO’su Jack Ma, Microsoft CEO’su Satya Nadell‘da açıklamalarında sağlık kurulışlarına binlerce maske bağışı sağlayabiileceklerinin müjdesini verdiler. Toplamda 18 Milyon maske ve yardım kiti bağışlanacak.
Ülkemizde de hatırlarsanız geçtiğimiz günlerde, Yemeksepeti CEO’su Nevzat Aydın Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışan doktor ve personelin ihtiyacı olan ekipmanların temininde kullanılmak üzere 1.000.000 TL bağışta bulunmuştu.
Yemeksepeti ailesi olarak Corona'ya karşı yürütülen bu savaşta, Sağlık Bakanlığımız bünyesinde çalışan doktor ve personelin ihtiyacı olan ekipmanın temininde kullanılmak üzere 1.000.000 TL bağışladığımızı duyuruyorum. Sonuna kadar yanınızdayız. @drfahrettinkoca
Sağlık ekipmanları konusunda yurt dışında yapılan yardımlar örneğinde olduğu gibi, ülkemizde de gerekli olması durumunda birçok kurumdan aynı desteği alabileceğimizi umuyor ve yine aynı umutla bu kötü günlerin geçmesini temenni ediyoruz.
Tüm sağlık çalışanlarına bir kez daha teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Bildiğiniz üzere coronavirus salgınının ülkemizde ve dünyada yayılmaya devam etmesi hem gündelik yaşantımız hem de çalışma hayatımızda birçok farklılığa sebep oldu.
Özellikle ülkemizde, homeoffice çalışmaların artışı ile sosyal medyada geçirilen zaman oldukça arttı.
Hal böyle olunca, markaların da buna kayıtsız kalması beklenemez bir duruma geldi ve markalar birbiri ardına sosyal mesafe ve evde kal başlıklarında çalışmalar sunmaya başladı.
MC Donald’s “Hep birlikte olabilmek için bir süreliğine ayrıldık.”
Mc Donald’s sosyal mesafeye vurguda bulunmak amacı ile logosundaki M harfini yeniden düzenledi ve “Hep birlikte olabilmek için bir süreliğine ayrıldık” mesajı verdi.
Espressolab “Mesafe Koy”
Kahve zinciri Espressolab’da coronavirus salgınına karşı dikkat çeken markalar arasına girdi ve “Mesafe Koy” mesajını verdi.
Yine Audi sosyal mesafeye vurguda bulunmak amacı ile yaptığı çalışmada “Evimizden çıkmayalım, mesafeyi koruyalım, sağlıklı kalalım, birbirimize destek olalım” mesajı verdi
Nike, evde de spor yapılabileceği vurgusu ile sporseverleri evde de harekete geçirebilecek bir mesaj paylaştı.
Aşağıda yine diğer marka logoları için coronavirus salgınına karşı biraz gülümseten biraz düşündüren logo uyarlamalarını sizlerle paylaşmaktayız.
Umalım ki hem ülkemiz hem dünyamızda coronavirus salgınından minumum can kaybı ve zarar ile atlatalım. Geriye döndüğümüzde markaların içeriklerini gülümseyerek anımsayalım….
Bir ürün veya hizmetin bilinir
hale gelmesi, günümüzde şüphesiz onun markalaşma yolculuğundaki gücü ile kabul
edilir veya sürdürülebilir olur. İmaj ise; bir ürünün, hizmetin veya kişinin
nasıl bilindiği sorusuna verilen cevaplardan oluşan bir süreç olarak bilinir.
Bu noktada ürünün veya hizmetin tanımlanabileceği ya da bilinebileceği herhangi
bir işaret, ibare, harf vb. unsurlarla arasında kurulan bağ bu imajın mümkün
olduğunca etkili olmasında sağlanabilecek en etkili yollardan birini
oluşturur. Ve bu etki
genellikle psikolojik yaklaşımları ve sonuçları da beraberinde getirir.
Firmaların tüketiciyle kurdukları
duygusal bağ da, sivil toplum örgütleri veya hizmet kuruluşlarının
destekçilerine karşı oluşturdukları bağ da aslında tamamıyla marka algısı,
konumlandırma ve devamında sürdürülebilirlik stratejisini içerisinde
barındırır.
Günümüz terör örgütlerinin
geçmişten günümüze bu kadar adı duyulur ve bilinir olmasındaki tek sebep de aslında
sadece ülkemizi yasa boğan hain saldırılar değil. İlerletilen algı yönetimi,
konumlandırılan sözde marka stratejisi gibi konular, bu örgütleri duyduğumuzda
dahi yıllardır gözümüzde canlanan imgelerin de bir sebebi aslında.
Peki yıllardır süre gelen haftalardır
yüreğimizi yakan, ülkemizin dört bir yanında içimizi kan ağlatan hain
saldırıların gündemindeki iki terör örgütü PKK ve IŞID’in bu yönde kullandığı
konumlandırma şimdiye kadar neydi? Bu
yönde kullanılan tek etki saldırı mı oldu, yoksa bilinçaltımıza bu iki terör
örgütünün konumlandırdığı markalar mı var oldu?
türkiye’yi yasa boğan terör örgütlerinin kullandığı pazarlama yaklaşımları 8
Herhangi bir siyasi yaklaşım veya
değerlendirme olmaksızın, bu iki terör örgütünün bilinçlerimizde yarattığı
konumlandırma stratejisine biraz daha detaylı bakalım:
Her iki terör örgütünün de
bayraklarının zihnimizde yer ediyor olması oldukça ilginç değil mi? Yeşilli kırmızılı PKK bayrağı veya siyah
zeminli IŞID bayrağını maalesef ki keşke bu kadar iyi biliyor durumda
olmasaydık.
IŞID özellikle infaz görüntüleri
ile sosyal medya kullanımını neredeyse
birçok markadan bile daha etkili kullanılıp, kısa sürede tüm yayılımını
sağlamayı kolayca başardı. Üstelik kendisine yarattığı misyon ve ilettiği
vizyonla birlikte Radikal İslam kanalında daha iyi bir yaşam vaad ediyordu. Öte
yandan PKK için de bu süreç ülkemizde çok uzun yıllardır sözde bağımsızlık
vaadiyle devam ettirilmekte.
Bunun yanında PKK’nın
yarattığı mağdur
marka imajı, özellikle Öcalan’ın hapse girmesiyle artan marka
sadakati ne yazıkki gün geçtikçe daha da arttırılmaya çalışılıyor. IŞID için
ise sözde İslam vaadleriyle sunulan başta maddi ve manevi tüm çirkin çıkarlar
bu iki terör örgütünün destekçilerine sunulmaya devam ediyor.
Tam olarak markaların tüketicilerine
sunduğu stratejilerde olduğu gibi algı yönetimi ve fayda ile bağlılık
hedefleniyor ve yıllardır başarılıyor.
Öte yandan terör örgütlerinin
üniformalarını bile bilir konuma geldik. Peşmergelerin ne giydiğini neden
biliyoruz? Ya IŞID’in yarattığı siyah giyen adamlar ikonuna ne demeli? Her yanıyla göz önünde olmayı bir
şekilde başarmaya çalışıyorlar.Aslında bu durum Türkiye’de kağıt mendil
denince Selpak’ın, dünyada kola deyince Coca Cola’nın, hamburger deyince
McDonalds’ın gelmesi gibi bir durum haline getirildi.
Klasik anlamda
değerlendirmek gerekirse asıl nokta terörün kendisiyse, terörün yeni mantığının
siyasal olduğu kadar zihinleri hedef alan biçimde iletişimsel olduğunu da
kavramaktan geçiyor. Hepimiz bu açıdan zor bir süreçten
geçiyoruz, umalım ki daha da zorlarını yaşayacak duruma düşmeyelim.