Ana Sayfa Blog Sayfa 433

Yeni Koronavirüs Dijital Algı Araştırması Raporu

Hepimizin bildiği üzere, koronavirüs sürecinde karantinaya giren girmeyen herkes sürekli sosyal medya ve gündemi takip eder durumda. Hal böyle olunca internet kullanım trafiği de zirve yapmış durumda.

Veriler böyle olunca, koronavirüse karşı olan algı ile ilgili en önemli kaynaklardan biri de sosyal medya oldu haliyle. Gelin sosyal medya ve dijital kanallarda bu süre içerisinde nasıl bir algı yaratmışız hep birlikte inceleyelim.

image

Türkiye’de Koronavirüs hakkındaki sosyal medya paylaşımlarının;

  • %38,7’sinin olumlu (Devlete olan güven ve Türkiye’nin salgını atlatacağına dair inanç)
  • %29,4’ünün olumsuz (Devletin zamanında tedbir almadığı ile ilgili paylaşımlar ve ekonomik & sosyal belirsizlik)
  • %31,9’unun nötr (gerekli tedbirlerin alınması gerektiğinin ve evde kalınmasının doğru olduğunun belirtilmesi) olduğunu görmekteyiz.
  • Paylaşım yapanların %69’u erkek, %31’i kadındır.

Bu dönemdeki etkileşimlerde en çok geçen kelimeler aşağıdaki şekilde gerçekleşmiştir:

image 1

Vaka sayılarının artışı ile birlikte, koronavirüs hakkında konuşulanların da paralellikle artış gösterdiği görülmektedir.

Şuana dek sosyal medyada en çok kullanılan etiketler

  • #EvdeKal
  • #ciddiyealın
  • #birlikteyeneceğiz gibi birlik ve uyarı mesajı içerek etiketler oldu.
image 2

Devlet Kurumlarına Güveniyor muyuz?

Devletin kurum, kuruluş veya kişilerinden gelen paylaşımlara olan güven %37,3’ü bunlara güvenirken, %32,4’ü olumsuz değerlendiriyor yani güvenmiyor, %30,3’ü de nötr olduğunu yani emin olmadığını belirtiyor.

image 3

Güvenen Kitle Neler Söylüyor ?

%37,3’ü oluşturan ve bu açıklamalara güvendiğini belirten kitlenin yorumları aşağıdaki gibi :

  • Devletin kurumlarına güvenin olduğu,
  • Sağlık Bakanlığı tarafından alınan önlemlerin yerinde olduğu,
  • Bar, restoran, kafe gibi mekanların kapatılmasının oldukça olumlu karşılandığı,
  • Sağlık Bakanlığı’nın süreci açık bir şekilde yönettiği,
  • Dr. Fahrettin Koca’nın bu süreçte çok çalıştığının belirtildiği,
  • Sağlık Bakanı’nın vakaları açıklarken zorlandığını belirten kişilerin onun duyarlı olduğuna inandıkları görülüyor.
  • Ancak, 11-14 Mart datası ile karşılaştırıldığında, 15-20 Mart tarih aralığında devlete olan güven iletilerinde düşüş yaşandığı (11-14 Mart olumlu ileti oranı %45 iken, 15-20 Mart’ta bu oran %37’ye düşmüştür) gözleniyor

Güvenmeyen Kitle Neler Söylüyor?

%32,4’ü oluşturan ve bu açıklamalara güvenmediğini belirten kitlenin yorumları aşağıdaki gibi:

  • Ekonomik süreçlerle ilgili belirsizlik ve güvensizlik paylaşımlarının olduğu,
  • Vaka sayılarının yükselmesi ile Ekonomi Bakanlığı’nın açıklamalarına daha fazla dikkat edildiği,
  • Bu süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı ekonomi paketinin yetersiz bulunduğu,
  • Bu süreçte işini kaybeden ya da işsiz olanlarla ilgili hiçbir ekonomik güvence verilmediğinin düşünüldüğü,
  • Cezaevlerindeki mahkumların risk taşıdığı ve tahliye sürecinin gözden geçirilmesi gerektiği ile ilgili paylaşımların yapıldığı,
  • Diyanet İşleri Başkanlığı’na olan güvenin sorgulandığı,
  • Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ın Koronavirüs nedeniyle hayatını kaybettiğinin gazeteci Saygı Öztürk tarafından açıklanmasının, devlete olan güveni sorgulattığı görülüyor.

Duygu Durumumuz Nasıl?

Aslın bakarsanız araştırma sonuçlarına göre duygu durumumuzu en iyi anlatan kelime hiç şüphesi ‘tedirgin’ olabilir. Paylaşımlardan çıkan analizlere göre duygu durumumuzla ilgili veriler aşağıdaki gibi :

  • Türkiye’nin süreci iyi yönettiğine dair olumlu algının azaldığı,
  • Vakaların artması ve evden çıkan kişilerin fazlalığının, halktaki endişe düzeyini artırırken, umut seviyesinde düşüşe sebep olduğu,
  • Önlemlerin yeterince ve zamanında alınmadığından şüphe edildiği,
  • Umreden dönenlerin birçoğunun Türkiye’de karantinaya alınmadığını belirten kişilerin korku/kaygı içerikli iletileri,
  • Halkın yeterince bilinçli olmadığını söyleyen kişilerin bu durumdan oldukça rahatsız olduğu,
  • Korona ile ilgili esprili içeriklerin yüksek etkileşim aldığı, insanların bu zor dönemlerde gülmeye ihtiyaç duydukları,
  • Sağlık çalışanları başta olmak üzere, çalışmak zorunda kalan kişilere minnet ve endişe duygularının iletilerde kendine sıkça yer bulduğu,
  • #birlikteyeneceğiz ile birlik beraberlik mesajlarının verildiği gözleniyor

Ekonomik Olarak Kaygılıyız

Dönemin en büyük belirsizliklerinden biri hiç şüphesiz ekonomi. Ekonomik olarak, hem ülke ekonomisi hem de bireysel ekonomi anlamında, ciddi kaygılar besliyoruz. Ekonomik gelişmelerle ilgili en fazla yaptığımız yorumlar aşağıdaki gibi :

  • Bu süreçte yaşanan ekonomik kaygının, artmasından duyulan endişe kadar konuşulduğu,
  • Bu durumla ilgili devletin önlem almasının ve halkı bilgilendirmesinin önemli olduğu,
  • Ürünlerde fahiş fiyat uygulaması ile ilgili Ticaret Bakanlığı’nın tedbirlerine ihtiyaç olduğu,
  • Bu süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı ekonomi paketinin yetersiz bulunduğu; insanlara ekonomik güvence verilmediğinin belirtildiği,
  • Ücretli çalışanların ücretlerinin ödenmesi, kredi borçlarının ertelenmesi, kiraların bir süreliğine ödenmemesi gibi düzenlemelerin istendiği,
  • Kargo ve online satışlarda artışa bağlı olarak da tedarikle ilgili sıkıntıların baş gösterdiği,
  • Film, dijital oyun, telekonferans sağlayıcılar, e-ticaret ve ilaç gibi sektörlere talebin dramatik bir şekilde arttığı görülüyor.

Bu dönemde olmasını istediğimiz gelişmeler kadar sonlanmasını istediğimiz gelişmeler de hiç olmadığı kadar fazla aslına bakarsanız. Elbette salgının sonlanması başta olmak üzere, insanların düşüncesizliğinin, uzman olmayan kişilerce yapılan sağlık açıklamalarının ve bu kaos ortamının sonlanmasını isteyen çok büyük bir kitle olduğu görülüyor. Ne diyelim umudumuzu kaybetmeden zorunlu olmadıkça evde kalmak yapabileceğimiz en iyi önlem.

Raporun devamına buradan erişebilirsiniz.

Koronavirüs Sürecinde Alışveriş Merkezleri Araştırması

Koronavirüs süreci dünyada ve ülkemizde pekçok sektörü olumsuz etkileyerek farklı birtakım çözüm arayışlarına sebep oldu. Perakende, AVM, bankacılık, hızlı tüketim, e-ticaret gibi pekçok sektör bu aşamada farklı bakış açıları ile değerlendirildi ve yorumlar yapıldı.

Peki Türkiye’de yıllık 160 Milyar TL cirosu bulunan, 2,4 milyon kişinin ziyaret ettiği Alışveriş Merkezi sektörü bu durumdan nasıl etkileniyor? Alışveriş Merkezi yatırımcıları ile perakende marka sahiplerini karşı karşıya getiren bu süreç nasıl sonuçlanacak ve bu denli büyük bir sektörün ülkemiz ekonomisine etkisi ne olur?

Bugün rant konuları yüzünden sürekli eleştirilen Alışveriş Merkezi sektörünün ülkemize yabancı sermaye girdi etkisi %12. Yani ülkemize yapılan yabancı sermayenin %12’si bu sektörden geliyor.

  • Peki Alışveriş Merkezleri tarihinde ilk kez belirsiz süre ile kapanış vermişken süreci nasıl yönetiyor ?
  • Kiracılarla olan ilişkilerde süreç nasıl ilerliyor?
  • Alışveriş Merkezi sektörünün ülkemizde ekonomiye etkileri nelerdir ?
  • Markalarla olan; kira, ortak alan gideri gibi sorunlar nasıl çözümlenecek?
  • Alışveriş Merkezlerinin sektördeki durumu.

Tüm bu soruların cevabını ‘COVID-19 Sürecinde Alışveriş Merkezleri’ raporumuzdan erişebilirsiniz.

Raporu İncele

Koronavirüsün İlk Haftasında Tüketici Harcama Oranları

Koronavirüs salgını tüketicilerin tüketim harcamalarında keskin bir değişikliğe neden oldu. Merkez Bankası haftalık verilerine göre Türkiye’de vakanın tespit edildiği ilk haftada yani 13 Mart’tan 20 Mart’a kredi ve banka kartı ile yapılan tüketici harcamaları tamamen farklılaştı.

Tüketicilerin kredi kartıyla havayolları harcamaları yüzde 35, giyim ve aksesuar harcamaları yüzde 47.4, konaklama harcamaları yüzde 40.1, yemek harcamaları yüzde 41.5 düştü. Buna karşılık çeşitli gıda harcamaları yüzde 7.95, market harcamaları yüzde 19.3 arttı. Toplam harcamalardaki azalma ise yüzde 8 oldu. Sektörlerin koronavirüs sürecinden hangi oranlarda etkileneceklerine Ekonomik Göstergeler ile Koronavirüs Sürecinde Sektörler Analizi yazımızdan erişebilirsiniz.

Market alışverişine 5.2 milyar lira

TCMB’nin haftalık verilerine göre 13 Mart haftasında kredi kartı ve banka kartı ile yapılan harcamalar 21 milyar 272 milyon 308 bin liraydı. Koronavirüs salgınıyla mücadelenin ilk haftasının tamamlandığı 20 Mart döneminde ise bu harcamalar 1.7 milyar lira azalarak 19 milyar 568 milyon 914 bin liraya geriledi. En büyük kayıp ise önlemler kapsamında ilk kapatılan alkoll eğlence alanları ve barlarda yaşandı. Bir haftada tüketicilerin yaptığı harcamalar yüzde 53.1 azaldı ve 16.8 milyon liraya indi. En büyük artış ise market alışverişlerinde oldu. Bir haftalık artış yüzde 19.3. 13 Mart haftasında market alışverişine 4.4 milyar lira harcayan tüketiciler 20 Mart haftası tamamlandığında 5.2 milyar lira harcamış oldu. Çeşitli gıdaya yapılan harcamalar da 1.5 milyar liraya çıktı. Sadece bu iki kalemde kredi kartı ve banka kartı harcamaları arttı. Diğer tüm kalemlerde ise sert gerileme yaşandı.

Havayollarında ilk tepki yüzde 35 düşüş

Tüketicinin en çabuk vazgeçtiği ikinci harcama kalemi ise giyim ve aksesuar oldu. Zaten takip eden günlerde perakende giyim markaları bir bir mağazalarını kapattılar. Bir haftalık kayıp yüzde 47.4. Harcama 13 Mart haftasında 1.6 milyar lira iken 20 Mart haftasında 856.1 milyon liraya indi. Havayolları zaten Çin’de koronavirüsün ilk bulunduğu günden itibaren zorlanıyordu. Türkiye’deki vakanın ilk etkisi ise harcamalarda yüzde 35’lik düşüşle geldi. Ancak bu hafta tüm uçuşlar durduruldu, yurtiçi izne bağlandı. Bu durum havayollarına yapılan harcamalarda büyük kayıplara yol açacak.

imgjpg rlvft

Evden çalışmaya geçilmesi ve ofislerin de kapatılması eğitim, kırtasiye ve ofis malzemeleri harcamalarını geriletti. İlk haftadaki kayıp yüzde 32.3. İlk haftada ikinci önlem olarak kahvelerin kapatılması lokantalara da yeni düzen getirilmesi yemek harcamalarını oldukça etkilemiş. Yemek harcamalarındaki düşüş yüzde 41.5. Sadece paket servisine geçilmesi de bu kalemdeki harcamaların epey düşmesine neden olacak. Tüketiciler ikincil harcamalar olarak görülen seyahat, araç kiralama, mobilya, telekomünikasyon gibi harcamalarını da durdurdu. Tüm gruplarda bir haftada yüksek kayıplar gözlendi.

İkinci hafta oranlarını tekrar paylaşıyor olacağız.

Şubat Ayında İhracat Yüzde 2,3 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle oluşturulan şubat ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri açıklandı.

Buna göre, GTS kapsamında ihracat, ocak-şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,1 yükselerek 29 milyar 357 milyon dolara, ithalat yüzde 14,3’lük artışla 36 milyar 841 milyon dolara çıktı.

Şubatta da ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,3 artarak 14 milyar 653 milyon dolara, ithalat yüzde 9,8 artarak 17 milyar 634 milyon dolara yükseldi.

Dış ticaret açığı şubatta yüzde 72 artarak 2 milyar 981 milyon dolara, ocak-şubat döneminde de yüzde 86 artış göstererek 7 milyar 484 milyon dolara yükseldi.

İhracatın ithalatı karşılama oranı Şubat 2019’da yüzde 89,2 iken bu yılın aynı ayında yüzde 83,1’e geriledi. Ocak-şubat döneminde ise ihracatın ithalatı karşılama oranı 2019’da yüzde 87,5 iken, 2020’de yüzde 79,7’ye düştü.

Özel Ticaret Sistemi verileri

Özel Ticaret Sistemi’ne göre ise ihracat, ocak-şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,8 yükselerek 27 milyar 775 milyon dolara, ithalat yüzde 13,2’lik artışla 35 milyar 529 milyon dolara çıktı.

Şubatta da ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,6 artarak 13 milyar 927 milyon dolar, ithalat yüzde 8,2 artarak 17 milyar 23 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Dış ticaret açığı şubatta yüzde 43,6 artarak 2 milyar 157 milyon dolardan 3 milyar 96 milyon dolara yükseldi. Ocak-şubat döneminde de açık yüzde 66,8 artarak 7 milyar 754 milyon dolar oldu.

İhracatın ithalatı karşılama oranı Şubat 2019’da yüzde 86,3 iken bu yılın şubat ayında yüzde 81,8’e geriledi. Söz konusu oran geçen yıl ocak-şubat döneminde 85,2 iken bu yıl 78,2 olarak kayıtlara geçti.

İhracatın sektörlere dağılımı

Buna göre, ekonomik faaliyetler incelendiğinde ihracatta, şubat ayında imalat sanayisinin payı yüzde 95, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,2, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,2 oldu.

Ocak-şubat döneminde ise ekonomik faaliyetlere göre, ihracatta imalat sanayisinin payı yüzde 94,5, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,6, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 olarak hesaplandı.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta ara mallarının payı yüzde 76,2, sermaye mallarının payı yüzde 12,4 ve tüketim mallarının payı yüzde 11,1 olarak kayıtlara geçti.

Ocak-şubat döneminde ise ara mallarının payı yüzde 77,2, sermaye mallarının payı yüzde 12,2 ve tüketim mallarının payı yüzde 10,2 oldu.

İhracatta Almanya, ithalatta Rusya

Söz konusu ayda ihracat yapılan ülkeler arasında ilk sırayı Almanya alırken, bu ülkeye 1 milyar 341 milyon dolar ihracat gerçekleştirildi.

Almanya’yı sırasıyla 906 milyon dolarla Irak, 857 milyon dolarla Birleşik Krallık, 766 milyon dolarla İtalya ve 740 milyon dolarla ABD takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplamın yüzde 31,5’ini oluşturdu.

Ocak-şubat döneminde de ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 2 milyar 755 milyon olurken, bu ülkeyi sırasıyla 1 milyar 725 milyon dolarla Birleşik Krallık, 1 milyar 722 milyon dolarla Irak, 1 milyar 650 milyon dolarla İtalya ve 1 milyar 486 milyon dolarla ABD takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplamın yüzde 31,8’ine karşılık geldi.

İthalatta ise Rusya Federasyonu ilk sırayı aldı. Şubatta Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 1 milyar 714 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla 1 milyar 712 milyon dolarla Çin, 1 milyar 623 milyon dolarla Almanya, 1 milyar 133 milyon dolarla ABD ve 750 milyon dolarla Irak takip etti. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 39,3’ünü oluşturdu.

Ocak-şubat döneminde de ithalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı. Bu dönemde Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 3 milyar 797 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla 3 milyar 598 milyon dolarla Çin, 2 milyar 971 milyon dolarla Almanya, 2 milyar 356 milyon dolarla ABD ve 1 milyar 545 milyon dolarla Irak izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplamın yüzde 38,7’sini kapsadı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, ihracat şubatta bir önceki aya göre yüzde 3,6, ithalat yüzde 7,2 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise şubatta bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 1,4, ithalat yüzde 9,2 arttı.

Öte yandan, şubatta yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,4, ocak-şubat döneminde ise yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,2 olarak kayıtlara geçti.

Şubatta imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 77,9, ocak-şubat döneminde ise yüzde 76,8 olarak hesaplandı. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 12,9, ocak-şubat döneminde yüzde 13 oldu.

Uluslararası Çalışma Örgütünden Uyarı: 25 Milyon Kişi İşsiz Kalabilir

Dünya olarak içerisinden geçtiğimiz süreçlerde, Uluslararası Çalışma Örgütünden küresel işsizliğin yaklaşık 25 milyon artacağı uyarısı geldi.

Ancak öngörüye göre, 2008/9 küresel finans krizinde olduğu gibi, uluslararası çapta koordine edilen politika yanıtı görürsek, küresel işsizliğin etkisi oldukça düşük olabilecektir.

Rapor üç ana başlık altında sektöre uyarılarda bulunuyor: İşyerinde işçilerin korunması, ekonomi ve istihdamın canlandırılması, işler ve gelirler dengesinin desteklenmesi.

Uluslararası Çalışma Örgütüne göre, Coronavirus pandemisinin yarattığı risk küresel işsizliği 25 milyon arttırabilir güçte. Fakat 2008 krizinde olduğu gibi küresel çapta bir önlem ve politikalar uygulanabilirse küresel işsizliğin etkisi oldukça düşürülebilir. Aksi halde bu durum küresel bir emek krizine sebep olabilir.

Pandeminin işgücü üzerindeki etkilerini azaltmak için tavsiye edilen önlemler:

  • Sosyal koruma genişletilmeli
  • Kısa çalışma, ücretli izin ve diğer destek yolları ile istihdamın desteklenmesi
  • Küçük, orta ve büyük işletme ayrımına bakılmaksızın şirketlere finans ve vergi desteklerinin yapılması
  • Belirli ekonomik sektörler için finansal destek sağlanması

2019 yılında 188 milyon olan küresel işsizliğin önümüzdeki dönemde en iyi senaryoda 5.3 milyon, en kötü senaryoda 24.7 milyon artabileceği öngörülüyor. 2008 kürsel ekonomik krizde bu rakar 22 milyon artış göstermişti.

issizlik

Çalışma süresi ve ücretlerde düşüş

Virüs salgınının ekonomik sonuçları çalışma süresi ve ücretlerde düşüşe dönüşeceğinden, eksik istihdamın da büyük çapta artması bekleniyor. Gelişmekte olan ülkelerde, genellikle değişimlerin etkisini yumuşatan kendi hesabına çalışma da, insanlar (örneğin hizmet sağlayıcılar) ve malların dolaşımına getirilen kısıtlamalar nedeniyle bu kez işe yaramayabilir.

İstihdamda düşüş aynı zamanda çalışanlar için büyük bir gelir kaybını ifade ediyor. Rapordaki tahminlere göre, 2020 sonuna kadar bu kaybın 860 milyar ila 3,4 trilyon dolar arasında olacağı öngörülüyor. Bu durum, mal ve hizmet tüketiminde düşüşe neden olacak; bu da, işletmeler ve ekonomilerin geleceğini ciddi anlamda etkileyecektir.

Çalışan yoksulluğu artacak mı?

Pandemiden önceki tahminlerde 14 milyon azalış öngörüsü bulunan çalışan yoksulluğu tahminlerinde de değişiklikler oldu. Buna göre çalışan yoksulluğunun 8,8 ile 35 milyon insan arasında gerçekleşeceği öngörülüyor.

Hızlı önlem en önemlisi

Küresel çapta hızlı önlemler alınmasının krizin büyük oranda önüne geçeceği belirten raporda; bazı işçi ve iş gruplarının da krizden orantısız bir şekilde etkilenebileceği belirtilmiş. Bu gruplar; başta genç ve yaşlı çalışanlar olmak üzere, korumasız ve düşük ücretli işlerde çalışanlar.

Yaşlılar, sosyal koruma ve haklardan yoksunluk nedeniyle; kadınlar ise düşük ücret ödeyen ve negatif etkilenen sektörlerde yoğunlaşmaları nedeniyle kırılgan durumda. Daha önceki yazımızda koronavirüs sürecinde pozitif ve negatif ayrışan sektörler üzerine bir değerlendirme yapmıştık dilerseniz inceleyebilirsiniz.

Raporda küresel olarak krizin önüne geçebilmek için iki ayrı tavsiyede bulunuluyor.

Birincisi çalışanları, işverenleri ve temsilcilerini bir araya getiren sosyal diyalog ve şeffaflık, ikincisi ise zor olsa da uluslararası çalışma standartlarına uyum sağlamak.

Bildiğiniz üzere ülkemizde de ücretsiz izin ve işten çıkarmalara karşılık iş işsanları #Birlikte başaracağız sloganı ile birleşti ve bazı şirketler bu zor süreçte işten çıkarmama sözleri verdi. Koç, Sabancı, Anadolu Grubu, Zorlu, Yıldızlar ve Akfen gibi ülkemizin önde gelen büyük şirketleri çalışanlarını işten çıkarmama taahhüdünde bulundu. Aynı zamanda birçok iş derneğinden de kendi sektörlerine benzer çağrılar geldi.

Tabi burada hepimizin bildiği bir durum da söz konusu ki, büyük şirketlerden ziyade bu tür krizlerde zarar gören orta ve küçük şirketler ve çalışanları olacaktır. Önlemezse çalışanların en fazla zarar göreceği, ve kitlesel bir etki bırakamayacak olması sebebi ile de ses getirmeyecek olan küçük işletmelerdeki kaybın minimum seviyede atlatılmasını diliyoruz.

Ekonomik Göstergeler ile Koronavirüs Sürecinde Sektörler Analizi

Küresel ekonomi, tıpkı diğer krizlerde olduğu gibi bu krizde de mevcut durumda olumsuz etkilenir ve kırılgan durumdadır.

Dünya borsaları ve dünyanın en büyük şirketlerinin piyasa değerleri ciddi kayıplar veriyorlar. Haliyle tüm sektörde salgının etkisini minimize etmek için ekonomik tedbirler alınmaktadır.

Öte yandan tüketimin belirli alanlarda devam ettiği ve değişen talep dengesi şirketlerin tüm planlarını alt üst etmiş durumda. Başta ulaşım, turizm, spor gibi sektörler ciddi bir değer kaybının içerisine girdiler. Tabi öte yandan devam eden tüketim zorunlulukları ile birlikte pozitif ve negatif ayrılan sektörler ortaya çıkmış durumda.

Sektörlerin Değişim Durumları

Krizin ülkemizde yarattığı talep dengelerindeki değişiklik sektörleri doğrudan etkilemesi ile birlikte, bazı sektörlerde ayrışım değerleri çok daha yüksek bazılarında ise beklenenin üzerinde gerçekleşmiştir. Örneğin toptan satış ve perakende sektörü %25,4 pozitif ayrışım gösterirken, turizm sektöründe -%21,4 negatif ayrışımlar gerçekleşmiştir.

Sektörlere göre gösterilen ayrışım değerleri aşağıdaki gibidir :

image

İnceleyebileceğiniz üzere çoğu sektörde beklenen şekilde negatif ayrışımlar gerçekleşmiştir. Özellikle Turizm, Spor, Ulaştırma ve Tekstil & Deri sektörleri %15’in üzerinde negatif ayrışmıştır.

Bu durum kriz dönemi talep düşüklüğü ve kriz sonrası kısa vadede yıkıcı bazı etkilerin de göstergesi niteliğindedir.

Kriz döneminde tüketici davranışları tamamen temel ihtiyaçlar özelinde yoğunlaşmış durumdadır. İnceleyebileceğiniz üzere; sigorta, hizmet, telekomünikasyon sektörleri pozitif ayrışmış durumdadır. Fakat krizi bir bütün olarak ele aldığımızda tüm dünya endekslerinin değişkenlik gösterdiği böyle bir durum içerisinde ekonominin kırılganlık göstermesi çok normal karşılanır.

Öte yandan Türkiye’de borsada yer almayan ve hizmet veren bazı sektörlerde artan tren içerisindedir. Online marketler, Yemeksepeti ve Getir gibi şirketlere olan talep artışı bu dönemde öne çıkmaktadır.

image 1
ekonomik göstergeler ile koronavirüs sürecinde sektörler analizi 9

Pozitif Ayrışan Sektörleri Neler Bekliyor?

Mevcut durumda stok yapılan bazı ürünlerin taleplerin azalmalar yaşanarak bir süre talep azlığı ardından sektörde normalleşme beklenmektedir.

Bazı ürünlerde talep artışı birdenbire azalmayıp, yavaşlayarak stabil duruma geçebilir. Toplum hafızası bu ürünleri kullanmaya bir süre daha devam edip ardından normalleşme sürecine geçilecektir.

Negatif Ayrışan Sektörleri Neler Bekliyor?

Talep düşüşü yaşatan ve negatif ayrışan sektörlerde öncelikli bir zamana yayılmış şekilde normalleşme gerçekleşebilir. Makine üretim, inşaat gibi yatırım kaynaklı sektörlerde devlet teşviki sağlanmaması durumunda gecikmeli bir normalleşme yaşanması söz konusudur.

Mevcut durumda yatırım harici negatif ayrışan sektörlerde ise, önce nispeten daha hızlı toparlanma sonrasında normalleşme beklenmektedir. Örneğin eğlence ve restoran, etkinlikler gibi sektörlerde sürecin sonunda talep hızlı bir yükseliş gösterecek, ardından normalleşecektir.

Koronavirüs Sürecinde ‘Çalışan İşveren İlişkisinde’ Yasal Haklar Nelerdir?

Koronavirüs sürecinde aslında çalışanlar ve işverenler tarafından bakıldığında, sağlık kaygılarının dışında çift taraflı bir stres söz konusu.

İşverenler sürecin belirsizliğinden endişeli, çalışanlar ise işten çıkarma, ücretsiz izin gibi sebeplerle yaşayabilecekleri gelir endişesi içerisindeler.

Peki burada yasalar ne diyor, yani bu süreç bittiğinde iş kaybı veya ücretsiz izin sebebi ile gelir kaybı yaşayacak çalışanlar haklarını arayabilecekler mi ve ne şartlarda arayabilecekler?

Umalım ki yasal süreçlerin işlemek zorunda kalmayacağı, işveren hassasiyetinin üst düzeyde olurken, destek konusunda gereken önlemlerin alındığı bir süreç tamamlayalım hep birlikte.

İşte 15 Madde ile Koronavirüs Sürecinde ‘Çalışan İşveren İlişkisinde’ Yasal Haklar

calisan

1- İş yerinin kamu otoritelerinin vereceği idari kararla geçici kapatılması halinde işveren, işçinin iş sözleşmesini feshedebilir mi?

4857 sayılı İş Kanunu, işçinin çalıştığı iş yerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkması halinde işçiye bekleme süresinin bir haftası için her güne yarım ücret ödemek kaydı ile işverene haklı nedenle fesih hakkı veriyor. Bu durumda işçi kıdem tazminatına hak kazanır. İhbar tazminatı ödenmez.

2- İş yerinin kamu otoritelerinin vereceği idari kararla geçici kapatılması halinde işçi iş sözleşmesini feshedebilir mi?

İş Kanunu, işçinin çalıştığı iş yerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkması halinde işçi için de fesih hakkı tanıyor. Fesih hakkı işçi tarafından kullanılsa da işverenin bir haftalık süreye ilişkin yarım ücret ödeme yükümlülüğü var. Bu durumda işçi kıdem tazminatına hak kazanır. İhbar tazminatı ödenmez.

3- Karantina ilan edilirse işçilerin iş sözleşmeleri feshedilebilir mi?

İş Kanunu’nda geçen zorlayıcı sebeplerden biri olarak değerlendirilebilecek karantina halinde, sürenin bir haftadan uzun olması halinde işçilerin iş sözleşmelerinin feshi mümkün olur. Yine bu bir haftalık süre içinde işverenin yarım ücret ödeme yükümlülüğü vardır. Bu durumda işçi kıdem tazminatına hak kazanır. İhbar tazminatı ödenmez.

4- İşverenin tedbir amaçlı geçici süreyle iş yerini kapatması halinde işçiye ücret ödeme yükümlülüğü ortadan kalkar mı?

Bu durumda işçi işin görülmesi için hazır olduğu halde işveren tarafından iş durdurulmuş olacağından, işverenin ücret ödeme yükümlülüğü devam eder. İşçinin ücretinden kesinti yapılamaz.

5- Karantina ilan edildiği halde işveren ücret ödemek zorunda mıdır?

Zorlayıcı neden olan karantinanın bir haftadan uzun sürmesi halinde, bir hafta boyunca yarım ücret ödeme yükümlülüğü tamamlandıktan sonra işverenin ücret ödeme yükümlülüğü, zorlayıcı hal sona erene dek ortadan kalkar. İş akdi feshedilmezse askıda kalır. Askı süresince ücret ödenmeyeceği için SGK primlerinin ödenmesi de söz konusu olmayacaktır. 

6- İşveren işçiyi evden çalışmaya zorlayabilir mi? İşçi işverenden evden çalışma talep edebilir mi?

İş sözleşmesinde işverenin iş görüleceği yer hükmünde değişiklik hakkı düzenlenmemiş ise işveren işçiyi evden çalışmaya zorlayamaz. İşçi salgın hastalık nedeni ile işe gitmekten kaçınamaz. İşvereni evden çalışmak için zorlayamaz. 

7- Evden çalışma halinde işverenin İSG yükümlülükleri sona erer mi?

İş Kanunu işverenin, uzaktan çalışma ilişkisiyle iş verdiği çalışanın yaptığı işin niteliğini dikkate alarak iş sağlığı ve güvenliği önlemleri konusunda çalışanı bilgilendirmek, gerekli eğitimi vermek, sağlık gözetimini sağlamak ve sağladığı ekipmanla ilgili gerekli iş güvenliği tedbirlerini almakla yükümlü olduğunu hüküm altına almıştır. 

8- Evden çalışma halinde ücret kesintisi yapılabilir mi?

İşveren evden çalışan işçinin ücretini tam olarak ödemekle yükümlüdür. Kesinti yapılamaz. 

9- Evden çalışan işçinin yemek ücreti ve yol ücreti kesilebilir mi?

Yemek ücreti iş sözleşmesinde yahut uygulama ile işin nerede görüleceğinden bağımsız şekilde, ücretin parçası olarak kararlaştırılmışsa evden çalışma halinde dahi kesilmemesi gerekir. Yine ulaşım yardımı da iş sözleşmesinde yahut uygulama ile ücretin bir parçası olarak veriliyorsa evden çalışma halinde dahi kesilmemesi gerekir.

10- İşçi salgın hastalığa yakalandığı halde işe gelmeye devam edebilir mi?

Bu durumda işçinin yükümlülüğü işe gelmemektir. İşe gelmeye devam etmesi halinde iş akdi işverence haklı nedenle feshedilebilir. 

11- İşveren işçiyi ücretsiz izne çıkarabilir mi?

İşçinin ücretsiz izne çıkartılması ancak işçinin kabulü halinde mümkündür. Ücretsiz izin halinde işçi ücrete hak kazanamayacağından işçinin muvafakati alınmadan ücretsiz izne çıkartılması mümkün değildir. 

12- İşveren işçiyi yıllık (ücretli) izne çıkarabilir mi?

Evet. İşveren işçiyi var olan yıllık izin haklarını kullandırmak üzere istediği zaman yıllık izne çıkarabilir. 

13- İşveren işçilere topluca yıllık (ücretli) izin kullandırabilir mi?

Evet. İşveren Nisan ayı başı ile Ekim ayı sonu arasındaki süre içinde, işçilerin tümünü veya bir kısmını kapsayan toplu izin uygulayabilir. Henüz bir yılını doldurmadığı için yıllık izin hakkı elde etmemiş işçiler de bu uygulamaya dahil edilebilir. 

14- İşçilerin çalışma süresi ve ücreti azaltılabilir mi?

Kısa Çalışma Yönetmeliği’nin zorlayıcı sebep tanımında salgın hastalığa açıkça yer verilmiştir. Kısa çalışma süresi kural olarak üç ay olup, Cumhurbaşkanı tarafından altı aya uzatılabilmektedir. Kısa çalışma halinde işçiler çalışılmayan dönem için İşKur’dan kısa çalışma ödeneği alır. Ödenek çalışanın brüt kazancının yüzde 60’ı tutarında olur ama brüt asgari ücretin yüzde 150’sini geçemez. İşverenin kısa çalışma talebini gerekçeleri ile birlikte Türkiye İş Kurumuna bildirmesi gerekir. İş müfettişleri talebe ilişkin uygunluk tespiti yapar, incelemeyle karara bağlar.

15- Telafi çalışması nedir?

İş Kanunu’nda telafi çalışması zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra iş yerinin tatil edilmesi veya benzeri nedenlerle iş yerinde normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da işçinin talebi ile kendisine İş Kanunu, iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile öngörülen yasal izinleri dışında izin verilmesi hallerinde, işçinin çalışmadığı bu sürelerin telafi edilmesi amacıyla işçiye yaptırılacak çalışmadır. Belirtmek gerekir ki telafi çalışması halinde işçi çalışmadığı veya daha az çalıştığı süre boyunca ücretini tam olarak almaktadır. Telafi çalışması yapılabilecek döneme girildiğinde ise günde üç saati geçmemek üzere normal çalışma süresinin üzerine çalışacak ve fakat fazla mesai ücreti almayacaktır. 

Sektör Bu ‘Yeni Normal’e Nasıl Alışacak Dersiniz?

Koronavirüs süreci şu sıralar hayatımızın merkezinde. Tüm sektörler olarak aslına bakarsanız tabiri caizse bir güneş tutulmasının içerisine girdik ve birçoğumuz karanlıkta ne yapacağımıza karar vermeye çalışıyoruz.

Şirketler ve yöneticiler pekçok kriz senaryosuna hazırken, bu sefer hiç kimsenin beklemediği yerden geldi bu kriz.

Bu gibi olağanüstü hızlı zamanlarda hızla gelişen yeni normale alışmak aslına bakarsanız kriz senaryosu sonrası en önemli konu. Evet tüketici davranışlarında bir yeni normal oluşuyor, pazarlama bütçe revizyonlarında bir yeni normal oluşuyor. Marka kaynaklarınız ve potansiyel müşterilerinizin tamamında bir yeni normal oluşuyor.

Bu yeni normal içerisinde hiç birimiz asla ciddi bir krizin boşa gitmesini istemeyiz değil mi ?! Demek istediğim aslına bakarsanız şu; aslında her kriz daha önce yapamayacağınızı düşündüğünüz şeyler için bir fırsat. Bu dönemde birçok yeni normal deneyimleyeceğiz.. Birçok şirket aslında yapmayacağı kampanyaları da düzenleyecek, böyle bir süreç içerisinde olmasaydık asla gündeme gelmeyecek şekilde pazarlama karmasında değişikliklere gidecek. Kötü yönden de maalesef birçok şirket çalışan standartlarını değiştirecek.

Tabi bu dönemde değişen tüketici davranışlarında farklı arz talep dengeleri de oluşacak. Her ne kadar olağanüstü durum içerisinde bu davranış şekillerini gözlemlesek de. Birçoğu bu dönemin sonunda da sürdürülebilir bir davranış şekli haline dönüşecek.

Peki bu dönemden sonra neler değişebilir, hangi konularda artık eskisi gibi olmayabiliriz?

Mobil Hızlanma

Tüketiciler artık yaşlarına bakılmaksızın mobil kullanımı gerçekleştirebiliyor. Evet bu olağanüstü durum öncesi de kullanabiliyorlardı. Fakat fazla kullanım tüketicide daha fazla mobil hızlılık talebini doğuracak. Operatörler tarafından açıklanan fazla kullanım istatistikleri insanlar işlerine döndüklerinde de aslına bakarsanız artık eskisi kadar azalmayacak. Çünkü gündemi takip etme, gündemi yorumlama gibi alışkanların kişiye yerleşmesi için geçerli bir sürede kullanım yapacaklar.

Kurumsal Güven ve Şüpheci Müşteri

Amerikan düşük maliyetli bir hava yolu şirketi Spirit Airlines müşterilerine ‘Uçmak için daha iyi bir zaman yok’ başlığında bir mail gönderdi. Ardından da e-posta nın zamanlamasında hata olduğunu belirten bir özür mesajı yayınladı. Sizce tüketici hangisini hatırlayacak ?

İnsanlar genellikle kendilerine yakın markaları severler ve markalar ile aralarından bir bağ oluştururlar. Marka bu bağı zedelediğinde ise maalesef pencerenin dışına çıkar. Davranış bozulursa, güven bozulur.

Kitleler arasında eş zamanlı korku, aslında eş zamanlı bir davranış şeklini beraberinde getiriyor. Spirit Airlines örneğindeki davranış, normal bir dönemde daha küçük bir krizle atlatılabilecekken eş zamanlı bir tepkiyi beraberinde getiriyor.

müsteri davranisi

Kalıcı Davranış Değişiklikleri

Tüketicilerin satın alma, markaların ise yatırım biçimleri yüksek oranlı değişim gösterebilir. Örneğin e-ticarette bu süreçten sonra kapıda ücretsiz teslimat gibi avantajlarının artık avantaj olarak görülebileceğini düşünmüyorum. Nitekim şuanda pek çok avantaj ile karşı karşıyayız değil mi? Sürekliliği sağlanmayan bu hizmetler tüketicide tatminsizlik duygusu yaşatacak. Çünkü yukarıda da belirttiğim gibi, alışkanların kişiye yerleşmesi için geçerli bir sürede kullanım yapacaklar.

Marka yöneticilerinin önümüzdeki süreçte üst yöneticilerinden duyacağı en sık kavramlardan birini “zorunlu sıfır temelli bütçeleme” olarak değerlendiriyorum. Çoğu şirket için 1,5 aylık gelir azalışı / veya gelir yokluğu yıllık pazarlama bütçelerini de komple yeniden revize edecek elbette.

Fakat bu noktada kazanan yaklaşım şekli; ‘hiçbir şey yapmamayı tercih olarak kabul etmeyenler’ olacaktır. Müşteriyi dinlemeden sıfır temelli bütçeleme yapanlar bu dönemde kalıcı davranış şekillerinin kurbanı olabilir…

Koronavirüs Sebebi ile Türkiye’de Üretimlerini Durduran Firmalar

Koronavirüs’ün etkileri ile birçok sektörde sosyal mesafe ve çalışanların sağlığı gibi durumlarla üretime ara verdi.

Okul tatilinin Nisan sonuna kadar uzatılması ile, üretim faaliyeti sürelerinin de revize edileceği düşünülen bu firmalar daha da artacak gibi görünüyor. Sağlık açısından elbette almamız gereken önlemler olduğunu kesinlikle katılıyor ve destekliyor, fakat ekonomik olarak önümüzdeki süreçte yaşanacaklar konusunda tüm firmalar gibi biz de tereddüt içerisindeyiz.

İşte Türkiye’de Koronavirüs sebebi ile üretimine geçici süre ile ara veren firmalar;

vestel logo

VESTEL

Vestel Elektronik, corona virüsü salgını nedeniyle ana pazarı Avrupa’dan gelen siparişlerin ertelenmesi üzerine üretime bir hafta ara verdi. Şirket 30 Mart-5 Nisan tarihleri arasında üretim yapmayacak.

sarar logo

SARAR

Sarar Giyim Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Sarar, üretimde çalışan işçilerin yıllık izinlerinin kullandırılacağını belirterek, corona virüs tehlikesi geçene kadar üretime ara verdiklerini açıkladı.

isuzu logo

ANADOLU ISUZU

Anadolu Isuzu üretim faaliyetlerine 30 Mart’tan başlamak üzere dokuz gün süreyle ara verilmesi kararlaştırdı. Şirket ayrıca 1 Nisan – 30 Haziran 2020 tarihleri arasında kısa çalışma yapılması için başvuru yaptı.

renault logo

OYAK RENAULT

Türkiye’nin en büyük otomobil üreticilerinden biri olan Oyak Renault, Corona virüsü salgını sebebiyle üretimine 26 Mart 2020 tarihi itibarıyla kademeli olarak geçici bir süre ara vereceğini duyurdu.

honda logo

HONDA

Japon otomotiv devi ve Türkiye’de bulunan önemli üreticilerden biri olan Honda, 23 Mart – 6 Nisan tarihleri arasında üretimini geçici olarak durdurma kararı aldı.

mercedes benz logo

MERCEDES-BENZ

Türkiye’de ticari araç üretimi gerçekleştiren en önemli markalardan olan Mercedes-Benz, Hoşdere otobüs fabrikasında 23 Mart, Aksaray kamyon fabrikasında 28 Mart tarihlerinde başlayarak üretim faaliyetlerine 2 haftalık ara verme kararı aldı.

ford otosan logo

FORD OTOSAN

Ford Otosan üretimi durduran ilk şirketlerden biri olmuştu. Şirketten 16 Mart’ta KAP’a yapılan açıklamada, 30 Mart-5 Nisan tarihleri arasında Gölcük fabrikasında üretimi ara verileceği bildirilmişti.

toyota logo

TOYOTA

Türk otomotiv sektörünün önemli oyuncularından Toyota, COVID-19 salgını ile ilgili çalışanlarının sağlığına yönelik tedbirler kapsamında Sakarya’da bulunan fabrikada üretim faaliyetini 21 Mart-5 Nisan tarihleri arası durdurma kararı aldı.

man logo

MAN

Ticari araç üreticisi MAN da corona nedeniyle üretimi durduranlar arasında. Şirket 23 Mart-13 Nisan tarihleri arasında üretim yapmayacak.

tofas logo

TOFAŞ

Şirket üretimini tamamen durdurmadı. Tofaş, Egea modeli dışında üretimi azalttı.

Firmaların haklı olarak ve geçici süre ile verdiği üretim arası, elbette arz talep dengesi ve sağlık önlemleri ile paralellik gösteriyor.

Umarız kısa sürede ülkemiz ve dünya olarak bu günleri atlatıp güzel günlerde güzel haberler vermeye devam ederiz.

Araştırma – COVID-19’un Sektörler Üzerinde Etki Beklentileri

Codiv-19 salgının mevcut durumunda, tüm ülkelerde olduğu gibi bizde de sağlıktan sonra akla gelen ilk soru ekonominin ve sektörlerin bu durumdan nasıl etkileneceği. Tüm sektörün aklında aslında aynı soru var; salgın tamamen bittikten sonra nasıl ve ne oranda bir etkilenme yaşayacağız.

Öngörüler çok iç açıcı olmamakla birlikte, bu konuda yapılan araştırmalarda sektörel  oranları sizler için derledik :

Uzmanlar Reklam Gelirlerinde min. %15 Düşüş Bekliyor

Google ve Facebook’un verilerine göre, Codiv-19 küresel olarak yayıldığından beri tüketici davranışlarında ciddi bir değişiklik söz konusu. Sinema, restoran, eğlence merkezi ve birçok perakende mağazalarının kapanmasının ardından reklam harcamalarında ciddi bir düşüş gerçekleşti ve tüketiciler Alışveriş Merkezlerinden kaçınarak alışveriş davranışlarında değişiklikler gösterdi.

Bu etkiler mevcutta dünya genelinde şuan için dijital reklam harcamalarında %15 düşüşü gösterdi. Önümüzdeki kısa süre içerisinde verinin %20’yi bulacağı düşünülüyor.

Seyahat endüstrisinde ise veriler çok daha kötü. Belirsizliğin devam etmesi ile birlikte seyahat endüstrisi üzerinde %30 ile %45 arasında bir reklam geliri düşüşü olacağı bekleniyor.

İşletmelerin %78’i Ticari Müşterinin Harcama Kararında Değişiklik Olacağını Bekliyor

İş – Etki Araştırmasında elde edilen verilere göre işletmelerin %78’i ticari müşterilerinin harcama kararlarını ertelemelerini beklerken,% 55’i ticari müşterilerin ürün / hizmet lansmanlarında gecikmeler beklemektedir. Yine çok şaşırtıcı olmayacak şekilde, %91’i çok zaruru olmayan işletmeler arası hizmetlerin sonlandırılacağını düşünüyor.

Codiv-19 çizelgesinde önlemler anlamında geriden gelen İngiltere’de ise işletmeler anlamında önlemler o kadar da geriden gelmemiş. Şirketlerin %42’si planlanan harcamalarını revize etmiş durumda. %45’i de yeni işe alımları tamamen durduklarını açıklıyor.

işletme ongoru

Turizm’de Çanlar Çalıyor

Arştırmalara göre, tüketicilerin %38’i önümüzdeki dört hafta içerisinde ileri tarihli satın alımlarda bir otel veya uçak rezervasyonunu asla satın almayacaklarını belirtiyor.

Seyahat tarihi 9 aydan sonra olarak belirlendiğinde ise, tüketicilerin beşte birinden fazlası geri ödemesiz olmazsa hala satın almayacağını belirtiyor.

Bu da tüketicilerin turizm ve seyahat anlamında (zorunlu olmayan seyahatler) ikna davranışının 9 aya kadar süreceğini bizlere gösteriyor.

turizm ongoru

E-Ticaret Oranları Tahmininizin Üzerinde Yükselişte

Fiziksel perakende mağazalarındaki durum, sosyal uzaklaşma önlemleri nedeniyle anlaşılır şekilde azalırken, araştırmalara göre E- Ticaret oranları etkilenen ülkelerin çoğunda %40 ile %50 oranlarında artış gösterdi.

Fakat ilginçtir ki, İngiltere’de bu oran %18 olarak görülmekte. Bu da ülkenin geç aldığı önlemlerden dolayı yaşanan tehlikeyi gözler önüne seriyor.

Alışveriş denince sosyal medyada da tartışmalara sebep olan ilk konu, bildiğini üzere tüketicilerin stok davranışı. Ülkemizde de farklı tartışmalara sebep olan bu konuda gelin bir dünya geneline bakalım.

Aşağıda yiyecek ve su konusunda stok yapan ülkelerin oranlarını sizlerle paylaşmaktayız.

stok durumu

Market Uygulamaları Kendi Rekorlarını Kırdılar

Bu konuda ülkemizde de güzel adımlar atıldı bildiğiniz üzere. Getir ve Yemeksepeti gibi uygulamalar farklı avantajlar ve kolaylıkları kullanıcılarını sunma konusunda adımlar attılar.

ABD’de de Walmart’ın kaldıracağını duyurduğu Grocery uygulamasının %160 büyüme gerçekleştirdiği görüldü.

walmart grocery

Bu tahminler elbette sürpriz tahminler değil, fakat alınan önlemler anlamında en azından bizler için sevincirici veriler. Nitekim İngilterede bu kullanım oranının %18 çıkması çok ciddi bir soru işaretini beraberinde getiriyor.

Netflix Abone Sayısı Tahminlerin İki Katı Fazla Artış Gösteriyor

Netflix’de izlemedik dizi, film, belgesel bırakmayanlar bilir. Evde yapılacak boş vakit aktivitelerin başında çoğu kullanıcı için Netflix geldi bu süreçte. Araştırmalara göre uluslararası anlamda Netlflix’in yeni abone sayısı yıllık bazda %30 artış gösterecek gibi görünüyor.

Oyun Platformu Rekor Sayıya Ulaştı

Counter-Strike oyununu herkes bilir. Platformda hala popüler olan sekiz yaşındaki oyunun verileri rekor sayıda eş zamanlı oyuncuya ulaştı.

Sektörlere göre işletmelerin ve tüketicilerin davranış ve öngörü şekilleri bu şekilde. Umalım ki hem ülkemiz hem de dünya genelinde en az zarar ile atlatabileceğimiz günler yakın olsun.