Ana Sayfa Blog Sayfa 432

Koronavirüs Kısıtlamalarından 2,7 Milyar Çalışan Etkileniyor

Dünya genelinde birçok ülke yeni tip koronavirüsün yayılma hızını azaltmak, sağlık sistemini rahatlatmak ve can kayıplarını önlemek için sosyal mesafeyi korumaya ve yeni önlemler almaya çalışıyor.

Sokağa çıkma kısıtlamalarına bağlı olarak iş hayatında aksaklıklar, seyahat kısıtlamaları, eğitime ara verilmesi ve diğer önlemler işçiler ve işletmeler üzerinde ani ve sert etkilere yol açıyor. Kimi işletmeler faaliyetlerini durdurmak zorunda kalırken bir kısmı da çalışma yöntemlerini değiştirme yoluna gidiyor.

2020%2fnisann%2fkisittt

Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) Kovid-19 ve İş Dünyası raporunda, salgınının ekonomik etkilerinin 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana tecrübe edilenin en ciddisi olduğuna işaret ediliyor.

Raporda, dünya genelindeki 3,3 milyar çalışanın yüzde 81’ine tekabül eden 2,7 milyar çalışan zorunlu ya da tavsiye üzerine kapanan iş yerlerinde istihdam edildiği belirtiliyor. Dünya genelinde, yılın ikinci çeyreğinde çalışma saatlerinin yüzde 6,7’sinin ise ortadan kalkacağı öngörülüyor.

Gelir gruplarına göre çalışma saatinin oransal bazda en fazla düşmesi beklenen grup “üst-orta gelir” olurken, bundan en fazla etkilenecek bölgeler ise Arap ülkeleri, Avrupa ve Asya-Pasifik olarak sıralanıyor.

Salgının sektörlere etkileri

Raporda, salgının iş piyasasına etkisinin ise sektörlere göre değişkenlik gösterdiği ifade ediliyor. 

Salgının ekonomik aktiviteye etkisinin düşük olacağı düşünülen sektörlerin eğitim, sağlık hizmetleri, sosyal hizmetler, kamu hizmetleri, savunma ve alt yapı olacağı, tarımda ise düşük-orta düzeyde bir etki beklendiğine değiniliyor.

Gelişmekte olan ülkelerdeki en büyük sektör olan tarımın üzerindeki ekonomik etkinin henüz hissedilmediğine işaret edilirken, gıda zincirindeki aksamaların karantina tedbirleriyle belirginleşmeye başladığı, salgının kırsal kesimlerde yayılımının artmasıyla da bu etkinin daha çok hissedileceği öngörülüyor.

İnşaat, finans ve sigorta faaliyetleri, madencilikte orta seviyede, sanat, eğlence, ulaşım, depolama ve iletişimle ilgili sektörlerde ise orta-yüksek düzeyde etki bekleniyor.

En yüksek düzeyde etkilenmesi beklenenler ise konaklama ve gıda hizmetleri, gayrimenkul, iş ve yönetim faaliyetleri, imalat, toptan ve perakende ticaret ve motorlu araç bakım onarımı ile ilgili sektörler olarak sıralanıyor.

Negatif ve pozitif ayrışan sektörlerin detayını “Ekonomik Göstergeler ile Koronavirüs Sürecinde Sektörler Analizi” yazımızdan inceleyebilirsiniz.

Yüksek risk altındaki bu sektörlerde dünya çapında 1,25 milyar işçinin çalıştığı belirtilen raporda, bunun dünyadaki tüm çalışan nüfusunun da yüzde 38’ine denk geldiğine işaret ediliyor.

Riskli sektörlerin bölgelere göre istihdam oranı

Riskli sektörlerdeki istihdam oranı dünya genelinde yüzde 37,5 iken bu oran yüzde 43,2 ile Amerika’da en yüksek ve yüzde 26,4 ile Afrika’da en düşük seviyede bulunuyor.

Öte yandan, özellikle kayıt dışı istihdam oranının oldukça yüksek olduğu orta ve düşük gelirli ülkelerde, çalışanların sağlık ve sosyal koruma hizmetlerine erişiminin de kısıtlı olduğu vurgulanıyor.

Afrika yüzde 71,9 ile kayıt dışı istihdamın en yüksek olduğu bölge olarak ön plana çıkıyor. Sosyal güvencenin en yüksek olduğu bölgenin ise yüzde 84,1 ile Avrupa olduğu belirtiliyor.

“Önlemler işçileri ve işverenleri rahatlatmaya yönelik olmalı”

Raporda, salgından en çok etkilenecek olan sektörlerde ve gelişen ülkelerde atılacak adımların işçileri ve işverenleri rahatlatmaya odaklanması gerektiği tavsiye edilirken, bu amaçla işletmelerin istihdam yaratmaya teşviki için kamu kaynaklarının kullanılması gerektiğinin altı çiziliyor.

Öte yandan, gelişmekte olan ülkelerin mali alandaki hareket kabiliyetinin kısıtlı olmasından dolayı, salgın kaynaklı üretim kayıplarının bu ülkelerde daha uzun süreli ve etkili olacağı öngörülüyor.

Raporda, ILO’nun 2020 yılı için önceki küresel işsizlik artışı tahmininin 25 milyon olduğu fakat yeni gelişmeler ışığında bunun söz konusu tahminden daha yüksek gerçekleşme ihtimalinin olduğu vurgulanıyor.

Koronavirüs Sürecinde Dijital Yasa Dışı Finansal Faaliyetlerde Hareketlilik Yaşandı

Yeni tip koronavirüs salgınıyla birlikte dijital ortamda artan finansal işlemler, Mali Eylem Görev Gücünün (FATF) G20 ülkelerini yasa dışı finansal faaliyetlere karşı uyarmasına neden oldu. 

Koronavirüs salgını sürecinde insanların evlerine kapanması nedeniyle finansal hizmetlerde dijital kanallar çok daha fazla kullanılmaya başlandı. Birçok ülkede acil ihtiyaçların karşılanmasına yönelik bağış ve yardım kampanyaları da düzenlenirken, tüm bunlar dolandırıcılık, kara para aklama, terörün finansmanı gibi konulardaki riskleri beraberinde getirdi.

Bu ortamdan faydalanmaya çalışan kişi, kurum ve organizasyonların, tüm ülkelerde vatandaşların iyi niyetini suistimal eden sahte ürün reklamı, karaborsacılık, yalan haber, e-dolandırıcılık ve istismar benzeri faaliyetlerini artırdığı belirlendi. Benzer şekilde finansal terörizm faaliyetlerinde de artış yaşandı.

G20 ülkelerine çağrı

Ortaya çıkan riskler, kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadele konusunda küresel standartları belirleyen kuruluş olan FAFT’ı harekete geçirdi. Türkiye’nin de 1991 yılından beri üyesi olduğu kuruluş, G20 üyesi ülkelerin hükümetlerine bir yazı göndererek ortaya çıkan risklere karşı alınabilecek önlemleri paylaştı ve gerekli adımların atılması yönünde çağrı yaptı.

Yazıda, bağışta bulunanların desteklerinin asıl ihtiyaç sahiplerine ulaşmasının, finansal işlemlerdeki şeffaflığın korunması ve FATF standartlarının en etkin biçimde uygulanmasıyla mümkün olacağı vurgulandı.

FATF’ın uyarıları kapsamında kamu otoriteleri de başta bankalar olmak üzere tüm finansal kuruluşlara gerekli uyarıları ivedilikle yaparak, riskleri ortadan kaldıracak uygulamaları devreye sokma konusunda çalışma başlattı. Finansal kurumların artan kara para aklama ve terörün finansmanı risklerine karşı ihtiyatlı olup, şüphe çekici işlemleri raporlamaları istendi.

Bu kapsamda Türkiye’de de Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), FATF’ın uyarıları konusunda finansal kurumları bilgilendirdi.

Türkiye’nin Otomobili Tescillendi

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) mühendisleri ve tasarımcıları tarafından ortaya konan, fikri ve sınai mülkiyet hakları yüzde yüz Türkiye’ye ait, doğuştan elektrikli modüler araç platformu üzerine geliştirilmekte olan Türkiye’nin Otomobili, tasarım sürecinde önemli bir aşamayı daha tamamladı.

Otomotiv endüstrisinin bir mobilite ekosistemine dönüşümüne öncülük ederek Türkiye’nin ilk küresel mobilite markası olmak amacıyla kurulan TOGG, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Hakları Ofisi’ne (EUIPO) yaptığı tasarım başvuruları için tescil almaya hak kazandı.

Geçerlilik süresi 5 yıl olan tescil haklarıyla birlikte, TOGG araçlarının tasarımlarının üçüncü şirketler tarafından tamamen ya da kısmen kopyalanmasının önüne geçildi.

Öte yandan, TOGG’un askı sürecindeki Asya ve Amerika’daki tasarım tescil başvurularının da 2020 yılı içerisinde tamamlanması bekleniyor. 

Tasarım 6 Ayda Tamamlandı

Tasarım evi yarışması 4 aşamalı olarak toplam 6 ay sürdü. Bu süreçte 100’ün üzerinde farklı tema değerlendirildi ve tüketici araştırmalarında tespit edilen beklentiler tasarım evlerine geribildirim olarak bildirildi.

Süreç tamamlandığında her tasarım evinden gelen bir dış ve bir iç tasarım çalışması geniş kitlelerle klinik çalışmalar yapılarak test edildi.

Ortaya çıkan sonuç ayrıca TOGG Tasarım Ekibi tarafından endüstrileşmeye uygunluğu konusunda değerlendirildi.

Bu aşamalardan sonra dünyanın en iyi tasarım evlerinden biri olan Pininfarina iş ortağı olarak seçildi ve 3 boyutlu tasarım aşamasına geçildi.

Türk tüketicilerinin içgörüleri doğrultusunda TOGG Tasarım Ekibi ve Pininfarina tasarım evinin ortak çalışmaları sonucunda sadece Türkiye’de değil; dünyanın farklı coğrafyalarında da beğeni ile kabul görecek özgün bir tasarım dili ortaya kondu.

6-12 Nisan Haftanın Sektör Değerlendirmeleri

Haftanın sektör değerlendirmeleri yazı dizimizde her hafta Pazar günü, o haftanın mevcut sektör değerlendirmelerini sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

Bu hafta yine birçok sektörün koronavirüs sürecinden nasıl etkilendiği, hangi şartlarda yeni normale dönebilecekleri üzerine değerlendirmeler yaptık. Aşağıdaki derlemeden inceleyebilirsiniz.

Bu Haftanın Öne Çıkan Sektör Değerlendirmeleri

bankacılık
Koronavirüs süreci pekçok sektörü etkilediği gibi, bankacılık sektörünü, özellikle de bankacılık sektöründeki likidite oranlarını ciddi ölçüde etkiliyor ve etkilemeye devam edecek. Sizler için 4 temel noktada kriz sürecinin bankacılık sektörü üzeri etkisini derledik.
hazir giyim
Hazır giyim sektörü, hiç şüphesiz bu dönemin canı en fazla yanan sektörlerinden biri olacak. Tedarik zincirinden tutun da satınalma davranışlarına kadar tüm detayları ile kriz sonrası hazır giyim sektörü.
kozmetik sektor
Koronavirüs süreci sektör incelemelerimizde ‘Kozmetik’ sektörü üzerine konuşalım istedik. Kozmetik sektörünü bu süreçte hepimiz hijyen ürünleri olarak değerlendirsek de, sektörün etkilendiği pek çok etki mevcut. Yazımızda detaylı inceleyebilirsiniz.
perakende1
Evet maalesef ki tüm sektörlerde çanlar birileri için çalmaya devam ediyor. Fakat şüphesiz perakende sektörü bu sürecin en sancılı kulvarlarından biri olacak.
Bu yazımızda perakende sektörünün koronavirüs süreci ve sonrasında nasıl etkileneceği, ne gibi gelişmeler yaşanacağı üzerine odaklanalım istedik.
otomotiv
Dünya genelinde baktığımızda Mart ayı otomotiv endüstrisinde satış hareketliliğin en yoğun olduğu aylardan biri olarak gerçekleşirdi; fakat mevcut pandemi süreci ile birlikte, sektör geçirdiği en kötü Mart ayını gerimizde bıraktı. Peki bundan sonra ne olacak? Otomotiv piyasası geri eski haline dönecek mi?

Bu haftanın sektörel değerlendirmeleri bu şekildeydi. Haftaya görüşmek üzere.

Koronavirüs Otomobil Endüstrisinde Satış ve Pazarlamayı Nasıl Etkileyecek?

Geçtiğimiz günlerde Toyota Türkiye’nin yaptığı açıklamayı konuşmuştuk hatırlarsanız. Elimizde mevcutta 300-400 araç var şuan için yeni üretim yapmıyoruz açıklamasında bulunmuşlardı.

Dünyada’da aslına bakarsanız tablo bizden çok farklı değil. Dünya genelinde baktığımızda Mart ayı otomotiv endüstrisinde satış hareketliliğin en yoğun olduğu aylardan biri olarak gerçekleşirdi. Fakat mevcut pandemi süreci ile birlikte, sektör geçirdiği en kötü Mart ayını gerimizde bıraktı.

İngiltere’de Mart ayı otomobil satışlarında %44 düşüş gerçekleşti. Avrupa’da da tablo iç açıcı rakamlar vermedi bize. İtalya’da %85, Fransa’da %72 İspanya’da %69 oranlarında düşüşlerle kapattı otomotiv sektörü ayı.

Bizde koronavirüs sürecinin ülkemize geç etki etmesi sebebi ile Mart ayının ilk 15 günleri verileri güzel rakamlar gösterse de, Nisan ayında tablo bunlardan çok da farklı olmayacak elbette.

Sektör Ne Durumda?

Tüketici showroom gibi satış noktalarını ziyaret etmek istemiyor ve yakın gelecekte de istememeye devam edecektir. Ayrıca yüksek rakamlı satın alımlar şuan için haklı olarak tamamen ertelemiş durumda.

Jaguar Land Rover, Honda, Nissan, Vauxhall  gibi ünlü markalar mart ayında üretimlerini geçici süreli durdurdu. Burada en önemli etmen tedarik zinciri tarafında özellikle Çin’den yapılan parça teminleri oldu ve önümüzdeki süreçte de otomotiv sektöründe ciddi sıkıntı yaratan konuların başında gelecek.

Yurt dışında bazı otomobil markaları showrooma gelmeye gerek kalmadan sanal tur ve deneyimleri ile müşteriye arabayı denetmek üzerine yatırımlarını arttırıyorlar. Yine Ford, Amerikada son iki ayda satın alınan otomobiller için müşterilerinin ödeme periyodunu 6 aya kadar erteleyebileceğini belirtti. Hyundai benzer bir kampanya ile 2 aya kadar ödeme erteleme sağladığını belirtti.

Reklam harcamalarında durum ise, markaya göre değişiklik gösteriyor. Örneğin Toyota elimizde ürün yok, reklam yapacak bir durum da yok şeklinde not düşerken, 1 yıl süre ile hiç iş yapmasa dahi tüm personellerinin maaş ödemelerini eksiksiz yapacağını belirtti. Honda reklam harcamalarını devam ettirerek evdekal mesajı ileten bir reklam yayınladı.

Piyasa Geri Eski Haline Dönecek mi?

Aslında bu gibi sorunlarda pandemiyi atlatmış ve normal hayatına geri dönmeye başlamış ekonomileri incelemek daha doğru gibi geliyor.

Örneğin Çin’de hayat yeni normale dönmeye başlamış, fakat otomotiv sektöründe bu dönem için geçen yıla kıyasla %47’lik bir düşüş gözlemlenmiş. Bizde oran biraz daha yüksek olabilmekle beraber koronavirüs sonrası sürecin hemen doğrudan eski haline dönmesi elbette beklenemez.

Fakat özellikle araç alımının yatırım olarak görüldüğü ülkemizde otomotiv sektörünün gördüğü etki, perakende sektöründeki kadar vurucu olmayacaktır. Dünkü değerlendirmemizde perakende sektörünün ne derece bu durumlardan etkileneceği üzerine değinmiştik. Buradan inceleyebilirsiniz.

IMF’den Açıklama: Büyük Buhran’dan Bu yana En Kötü Ekonomik Daralmayı Bekliyoruz

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle küresel ekonomik büyümenin bu yıl negatif olacağını belirterek, “Büyük Buhran’dan bu yana yaşanan en kötü ekonomik daralmayı bekliyoruz.” dedi.

Georgieva, 2020 Bahar Toplantıları öncesi, “Krizle Yüzleşme: Küresel Ekonomi için Öncelikler” başlıklı bir konuşma yaptı.

Kovid-19 salgınının tarihte görülmemiş ölçekte sosyal ve ekonomik düzeni bozduğuna dikkati çeken Georgieva, atılacak adımların toparlanmanın hızı ve gücünü belirleyeceğini ve gelecek hafta düzenlenecek Bahar Toplantılarında bu konuya odaklanılacağını bildirdi. 

Gelişmekte olan ve düşük gelirli ülkeler risk altında

Georgieva, krizin derinliği ve süresine ilişkin büyük bir belirsizlik olduğunu vurgulayarak, “Küresel büyümenin 2020’de keskin bir şekilde negatif olacağı şimdiden açık. Büyük Buhran’dan bu yana yaşanan en kötü ekonomik daralmayı bekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Sadece 3 ay önce 160’dan fazla üye ülkede kişi başına düşen milli gelirin bu yıl pozitif olması beklenirken bu durumun tersine döndüğüne işaret eden Georgieva, “170’den fazla ülkenin bu yıl kişi başına düşen gelir büyümesi negatif olacak.” diye konuştu.

Georgieva, Afrika, Latin Amerika ve Asya’da gelişmekte olan ve düşük gelirli ülkelerin büyük risk altında olduğunu vurgulayarak, bu ülkelerin talep ve arz şokları ile finansal koşullarda sıkılaşmaya maruz kaldığını, bazılarının ise sürdürülemeyen borç yüküyle karşı karşı olduğunu anlattı. 

“Dünyanın her yerinde 8 trilyon dolarlık mali adımlar atıldı”

Tüm hükümetlerin eyleme geçtiğini anımsatan Georgieva, “Mali gözlemcimiz gelecek hafta dünyanın her yerinde yaklaşık 8 trilyon dolarlık mali eylem adımlarının atıldığını gösterecek.”dedi.

Georgieva, “2020 son derece zor olacak. Pandemi yılın ikinci yarısında zayıflarsa, salgını kontrol altına almaya yönelik önlemler kademeli olarak kaldırılır ve ekonomi yeniden açılırsa 2021’de kısmi bir toparlanma bekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Kovid-19 salgınına karşı yapılması gerekenlere de değinen Georgieva, sağlık sisteminin desteklenmesi, likidite baskılarının önlenmesi ve likiditenin artırılmasının gerektiğini, koordineli mali teşviklerin önemli olduğunu kaydetti.

“Kredi hatlarını daha iyi kullanabilmek için araçlarımızı inceliyoruz”

Georgieva, IMF’nin Kovid-19 salgınıyla mücadele kapsamında attığı adımları da hatırlatarak, 1 trilyon dolarlık kredi kapasiteleri olduğunu dile getirdi.

Şimdiye kadar 90’dan fazla ülkeden acil durum finansman çağrısına yanıt verildini belirten Georgieva, “Yönetim Kurulumuz, acil durum programımızı iki katına çıkarmayı kabul etti, bu bizim yaklaşık 100 milyar dolarlık finansman talebini karşılamamızı sağlayacak.” dedi.

Georgieva, “İlave likidite desteğini teşvik etmek, kısa vadeli likidite hattı oluşturmak ve Özel Çekme Hatlarının (SDR) kullanımı da dahil olmak üzere ülkelerin finansman ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olmak için ihtiyati kredi hatlarını nasıl daha iyi kullanabileceğimizi görmek için araç kitlerimizi inceliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Kozmetik Sektöründe Güncel Durum

Sektörlerin koronavirüs sürecinden etkilenme durumlarını incelediğimiz yazı dizilerimizde, bugün kozmetik sektörü üzerine de bir değinelim istedik.

TOBB Türkiye Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayi Meclisi’nin son verilerine göre kozmetik sektörü 9.4 milyar lira, temizlik ürünleri sektörü 8.7 milyar lira ve hijyenik kağıt sektörü de 8.3 milyar lira olmak üzere toplamda 26.4 milyar liralık pazar payına sahip. Gelecek taleplerle ise yakın zamanda 30 milyar liralık hacme ulaşması bekleniyor.

Kozmetik sektöründe özellikle hijyen ürünlerinde tahmin edebileceğiniz üzere ciddi talep artışı yaşandı. Bazı ürünlerin adetli satışları online da sınırlanırken, Nisan ayında bu ürün ketegorilerinde üretim arttırılacağı belirtiyor.

Son bir ay içerisinde kozmetik sektöründe hijyen kategorisinde online satışlar 2 ile 3 kat arasında artış gösterdi.

Fakat Kozmetik Yalnızca Hijyen Değil

Tabloya yukarıdaki anlatılanlar açısından baktığımızda oldukça iç açıcı. Fakat kozmetik sektörünü maalesef sadece hijyen kategorisi olarak değerlendirmek hata olur. Tahmin edebileceğiniz üzere, kozmetik kategorisinin cirosal en önemli yapı taşı güzellik ve bakım ürünleri. Hal böyle olunca karantina günlerinde bakım ürünleri kategorisinde talep tahmin edebileceğiniz üzere bir hayli azaldı. Markalar da bu yönde farklı arayış içerisine girdiler.

Özellikle asıl soru bakım ürünleri kategorisinde mevcut durumda değil de, pandemi süreci geçtikten sonra neler yapılabilir onun üzerine odaklandı sektörde. Nitekim bu kategoride etkilencek taleplerden biri de zorunlu tüketim dışında olan kozmetik ve kişisel bakım kategorisi olarak bekleniyor.

Kişisel bakım kategorisinde aslında iki önemli kritik mevcut. Birincisi satın alma davranışı ise, ikincisi de en az onun kadar önemli ürün danışma ve bilgilendirme tarafı. Tüketici kişisel bakım kategorisinde özellikle tavsiyeye çok önem veriyor. Bu sebeple de birçok kozmetik mağazasında ürünlerin deneme uygulamaları veya tester ürünlerini görürsünüz. Koronavirüs sürecinden sonra uzun bir zaman bu durum ortadan kalkacak hatta belki de tüketici alışkanlığı ile birlikte bir daha hiç tekrarlanmayacak.

Denemeden Nasıl Alacağız ?

Aslında kozmetik markaları da şuan bu sorunun cevabını arıyor diyebiliriz. Müşteri ürünü denemeden yakın gelecekte nasıl satın alacak.

Kozmetik mağazaları sanal deneyim ve tavsiye videolarına bu konuda başladı bile. Çılgın indirim içerikleri yerine bir süredir ürün deneme ve tavsiye içerikleri ve sanal danışman videoları ile karşılaşıyorsunuz değil mi? İşte bu durum yakın gelecekte satınalma davranışlarınızı yönlendirebilmek için aslına bakarsanız deneme çalışmaları.

Örneğin yurt dışında ‘Bleach’ markası ‘Bleach Saç Partisi’ adı altında bir platform oluşturdu. Bu platform müşterilerinin doğru saç rengini seçmelerine ve satın almalarına yardımcı olan bir platform geliştirdi. Burada basit chatbox mantığı ile size uygun saç rengini ve uygulama şeklini öğrenebiliyorsunuz.

İçerisinde bulunduğumuz panik satın alımı sürecinde, birçok kozmetik markası dezenfektan ve kişisel hijyen malzemeleri üzerine odaklansa da yakın gelecekte müşteriye denetmeden nasıl ürün satın alımı gerçekleştiririz bu sorunun cevabı aranacak.

Kendin Yap Kategorileri Hız Kazanacak

Özellikle cilt bakım kategorisinin makyajdan daha az beceri gerektirmesi sebebi ile cilt bakım kategorisinde kendin yap trendinin önümüzdeki süreçte öne çıkması bekleniyor. Diğer bir deyişle güzellik merkezlerinde gerçekleştirilen detaylı cilt bakım ürünlerinin müşterinin erişebileceği ve uygulayabileceği şekle getirilerek satışa sunulması gerçekleşecek. Bu da güzellik merkezlerinin önümüzdeki süreçte yaşayacağı zorlukları beraberinde getirecek.

Yurt dışında yine, daha önce AR teknolojisine yatırım yapmış markalar ürün denemelerini bu platformlar üzerinden ditial olarak canlandırma şeklinde yapmaya başladı. Fakat ülkemizde henüz bu kategoride böyle bir yatırım olmadığı için beklenen gelişmeler arasında ilk çeyrekte maalesef değil.

Kozmetik sektöründe de diğer sektörlerde olduğu gibi, pandemi sonrasında pek çok değişiklik olacağı aşikar. Umalım ki minimum zararla atlatabileceğimiz bir değişiklik süreci olsun. Unutmayalım ki marka yaratmak zor, bu gibi süreçlerde kaybetmek maalesef çok daha kolay.

Temassız Kart Ödemeleri 3 Katına Çıktı

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre, mart ayında kartlı ödeme adedi geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3 artarken, nakit çekim adedi ise yüzde 14 geriledi. 

BKM, mart ayına ilişkin kartlı ödeme verilerini açıkladı. Buna göre mart sonu itibarıyla toplam kart adedi yıllık yüzde 9 artarak 239 milyona ulaştı. Kartlı ödeme işlem adedi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 artarken, nakit çekim adedi ise geçen yıla göre yüzde 14 azaldı. Aynı dönemde, kartlı ödeme tutarı önceki yıla kıyasla yüzde 9 artış gösterdi ve toplam 85,5 milyar liraya ulaştı. Nakit çekim tutarı ise yüzde 8 ile bir önceki aya göre daha sınırlı artarak 81,6 milyar lira oldu.

Market-gıda ödemeleri arttı 

Mart ayında kartlı ödeme tutarının geçen yıla göre en fazla arttığı üç sektör market-gıda, elektronik eşya ve sağlık-kozmetik oldu. Geçen yılın aynı dönemine göre market-gıda sektöründe yüzde 44, elektronik eşya ve sağlık-kozmetikte ise yüzde 16 artış gerçekleşti. Yaşanan salgınla beraber alınan tedbirlerin de etkisiyle hava yolları ve konaklama sektörlerinde yüzde 42, seyahat acentelerinde ise yüzde 33 oranında daralma gözlemlendi. 

Temassız ödeme yaklaşık 3 katına çıktı

Olağanüstü günlerin yaşandığı bu dönemde hızlı, kolay ve hijyenik olan temassız kartlarla yapılan ödeme adedi, 2019’un aynı dönemine göre yaklaşık 3 katına çıktı ve 85,8 milyona ulaştı. 18 Mart itibarıyla temassız ödemelerde şifresiz işlem limitinin 250 liraya yükseltilmesiyle birlikte daha fazla ödemede temassız ödeme teknolojisi kullanılabilir oldu.

Mart ayında her 5 mağaza içi ödemeden 1’i temassız yapılırken, 2,5 milyon farklı kart ilk kez temassız ödemelerde kullanıldı. Temassız ödemeler özellikle sosyal izolasyon sürecinin başladığı mart ayının ikinci haftasında zirve yaparken, en fazla temassız ödeme yapılan sektörler market, restoran ve sağlık/kozmetik oldu. 

3 milyon kart ilk kez internetten ödemelerde kullanıldı 

Mart ayında her 5 lira kartlı ödemenin 1 lirası internetten yapılırken, 3 milyon kart ilk kez internetten ödemelerde kullanıldı. İnternetten kartlı ödeme tutarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19 artarak 16,5 milyar liraya ulaştı.

İnternetten kartlı ödeme tutarında en fazla artış görülen sektörlerin başında ise market-gıda geldi. Market-gıda sektöründe internetten yapılan ödemeler geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 2,5 katına çıktı ve 1,7 milyar lira oldu.

Hane İçi Hızlı Tüketimde İçecek Ürünleri Başı Çekiyor

  • İçecek ürünlerindeki artış dikkat çekti: Yüksek artış gösteren kategorilerin 3 tanesi içecek ürünleri oldu. (Meyve Suları %104, Ayran %98, Gazlı Meşrubatlar %86)
  • Bağışıklık sistemini güçlendirici olduğuna yönelik haberlerin de etkisi muhtemelinde Turşu kategorisinde ciddi bir artış görüldü. 3. Haftada en çok artış gösteren kategori Turşu oldu.
  • Diş Macunu ve Diş fırçalarının da sıra dışı artış gösteren ürünler sıralamasına girdiği görüldü.
  • Evde yemek yapma ve yemek yeme sayısının artması ile hazır yemekler ve soslar da artışta öne çıkan kategoriler oldu.
  • Dondurma, turşu, hazır yemekler, yoğurt, reçel-bal ve soslar listeye ilk defa giren gıda kategorileri oldu.
gorsel1

3 Hafta Boyunca Her Hafta Artarak Büyüme Gösteren Tek Ürün Maya Oldu

Covid-19 salgınına yönelik hanelerdeki tüketim açısından ilk tepki olarak Kolonya, Sirke, Makarna, Bakliyat vb. kategorilerde artışlar görülmüştü. Bu kategorilerin sonraki iki haftadaki seyrine bakıldığında; MAYA kategorisinin büyümesinin her hafta artarak devam ettiği görüldü. Türkiye’de haneler son 3 haftada her hafta artış göstererek maya satın aldı. Eve kapanmanın etkisiyle poğaça, ekmek vb. hamur işlerinin evde yapılmaya başlanmasının etkisi söz konusu olabileceği iletildi. İlk hafta kolonyada görülen satın alım artışı diğer haftalarda aynı oranda devam etmedi.

gorsel2

Hanelerin En Yüksek Miktarda Aldığı Hızlı Tüketim Ürünleri: Bisküvi & Kek, Süt, Çikolata Kaplama, Peynir ve Makarna

Ipsos Hane Tüketim Paneli verilerine göre; Türkiye’de hanelerin hızlı tüketim ürünleri satın alımlarında en yüksek sayıda tercih ettiği 5 kategori sıralaması ise değişmedi, bu kategoriler «Bisküvi & Kek, Süt, Çikolata Kaplama, Peynir ve Makarna» Bu kategorilerde kayıt sayısı artışı ilk tepkiye göre daha yüksek oranda artış gösterdi. Sadece Makarna artış oranı 3. haftada daha düşük kaldı. Çünkü Makarna ilk hafta stoklamanın en yüksek olduğu kategoriydi.

Eve Sipariş 3. Haftada %38’e Yükseldi 

Restoran ve kafelerin sadece sipariş ve Gel-Al ile hizmet vermesinin etkisi ile eve sipariş oranı ve gel al oranı arttı.  Eve siparişte en yüksek artış pide, pizza ve kebap / döner ürünlerinde, gel -al da ise simit, poğaça, döner ve çiğ köfte artış gösterdi. Eve sipariş ilk hafta toplam siparişlerin içerisinde %13 paya sahipken son hafta bu oran %38’e yükseldi.

gorsel3

Koronavirüs sürecinden sektörlerin hangi oranlarda etkilendiğini “Ekonomik Göstergeler ile Koronavirüs Sürecinde Sektörler Analizi” yazımızdan inceleyebilirsiniz.

Hazır Giyimde Koronavirüs Salgını

Hazır giyim sektörü, hiç şüphesiz bu dönemin canı en fazla yanan sektörlerinden biri olacak. Salgın sonrası ilk tabloda, tüm mağazalar kapanırken online yönelime de tedarik zinciri ve lojistik sorunlarla ara verilmek zorunda kalındı. Haliyle insanların evlerine kapanmış olduğu bu dönemde giyim alışverişi yapmaları zaten beklenmiyorken kriz sektörü ciddi anlamda vurdu.

Evde daha fazla vakit geçiren veya karantinada olan insanlar için sağlık, gıda, temizlik ve ev içi kullanım ürünlerin kullanımı/satın alımı çok daha ön planda, bu sebeple bütçelerin büyük bir kısmı da bunlara ayrılıyor.

Senaryonun kötü yanı, karantina süreci bittikten ve sektör artık yeni normale döndükten sonra da hazır giyim sektöründe tünelin heme parlayacak gibi görünmüyor.

Borsa Tepetaklak

Mart ayının ortalarından itibaren hem markaların hem de alışveriş merkezlerinin kapanış gerçekleştirmesi markaların hisse değerlerini de borsada tepetaklak etti. Hem sağlık hem de talep azlığı sebebi ile gerçekleştirilen bu kapanışlardan sonra; H&M, Inditex, Adidas, GAP gibi dünyanın en büyük markalarından %50 oranlarında değer kayıpları yaşandı. Benzer tablo ülkemiz markalarında da mevcut. Şubat ortalarında 60 TL civarında seyreden Mavi Giyim’in hisse senedi Mart başında 33 TL seviyelerine düştü. Şu sıralar yine bu oranlarda seyrine devam ediyor.

Tedarik Zinciri Ayrı Bir Krizi Tetikliyor

Hazır giyim sektörünün en büyük tedarikçisi ve ham madde kaynağı Çin. Bundan 1 ay önce, şubat ayının ortalarında, Çin salgının belki de en yıkıcı zamanlarını yaşarken, çoğu hazır giyim şirketi de tedarik zincirleri ve lojistik problemlerini ve endişelerini giderebilmek adına başka ülkelerde araştırmalar yapmaya başladı; bu ülkelerden biri de Türkiye’ydi. H&M, Inditex gibi büyük grupların da ilgisiyle Türkiye, ocak ve şubat aylarında hazır giyim ve konfeksiyon ihracatında %7’lik bir büyüme kaydetti.

Fakat ardından virüsün tüm dünyayı etkisi altına alması ile birlikte tablo tersine döndü. Aslında bu süreç hazır giyim sektörüne Çin merkezli bir üretim ve tedarik politikasının olası bir krizde ortaya çıkarabileceği sorunlar ve maliyetlerin deneyim tablosu gibi oldu diyebiliriz.

giyim

Salgın Bittiğinde Sektörü Ne Bekliyor?

Bu sorunun cevabını şu an da net olarak verebilecek hiç kimse yok aslına bakarsanız. Hayata dönen talep hangi sezonda dönecek, mağazalar ellerindeki eski sezon kıyafetlerin pazarlanmasında nasıl bir strateji izleyecek, yeni sezon koleksiyonların üretimi ve tedariği nerelerden, nasıl sağlanacak, salgın sonrasında tüketici tercihleri değişecek mi, ne yönde değişecek?

Bu soruların tamamı aslına bakarsanız önümüzdeki sürecin yaşayacak görünecekleri. Fakat özellikle hazır giyimde perakende sektörünün cirosal anlamda yaşadığı bu günler, sezon geçişlerinin stokların kalması, tüketicinin birincil ihtiyaç kategorisinde olmamaıs gibi etmenler zor bir yıl geçireceklerin çok net habercisi.

Nitekim online alışverişte yükselen trend de, ülkemizde hazır giyim perakendesi anlamında belki 5 yılda alınabilecek yolu kısa zamanda tüketici davranışına yerleştirmeyi başaracak gibi görünyor. Bu da alışveriş merkezleri ve cadde mağazalarındaki hazır giyim mağazalarının ciddi bir değişim sürecinden geçeceğinin habercisi.

Tüm sektör şuanda sürecin ne zaman biteceği ve bittiği durumda alınacak aksiyonlara odaklanmış durumda. Hepimiz bu süreci yaşayarak göreceğiz fakat, müşteriyi dinlemeyen eski sistem ile devam edebileceğini düşünen hazır giyim sektörünün ayakta kalmasının çok güç olduğu bir dönemden geçeceğiz gibi görünüyor.

Bu Yeni Normal’e alışma sürecinde sektörü ne gibi etkiler bekliyor derseniz daha detaylı incelemek üzere Sektör Bu ‘Yeni Normal’e Nasıl Alışacak Dersiniz?‘ yazımızı okuyabilirsiniz.