Ana Sayfa Blog Sayfa 471

Volkswagen Sürücülere Tazminat Ödemek Zorunda Kalacak

Almanya Federal Mahkemesi (BGH), Alman otomobil üreticisi Volkswagen’ın egzozlarında manipüle edilmiş dizel motorlu araçlar satın alan sürücülere tazminat ödemek zorunda olduğuna karar verdi.

Alman yargı sistemindeki en yüksek dereceli mahkemesi BGH, bir otomobil sahibi tarafından Volkswagen’in emisyon testi manipülasyonu konusunda açtığı ilk davada kararını verdi. Mahkeme, Volkswagen’den egzozlarda manipülasyon yapılan araçları satın alanların prensip olarak tazminat alma hakkı olduğuna hükmetti.

Mahkemenin kararıyla dizel araç sahipleri araçlarını iade ederek satış fiyatını kısmen geri alabilecek. Müşteriye geri ödeme hesaplanırken otomobilin kilometresi dikkate alınacak.

Karar, Alman mahkemelerinde bekleyen 60 bin dava için emsal olması bekleniyor.

Dizel emisyonu skandalı

ABD Çevre Koruma Ajansı 2015, yılının eylül ayında Volkswagen’in emisyon testlerini manipüle ettiğini ve şirketin dizel araçlarının normal seviyenin 40 kat üzerinde çevreyi kirlettiğini duyurmuştu.

Bünyesinde Volkswagen, Audi, Porsche, Bentley, Lamborghini, Seat, Skoda, Bugatti, Scania ve Man gibi markaları bulunan Volkswagen Grubu, uzun süre dizel emisyonu skandalıyla gündemi meşgul etmiş, ABD ve Alman makamlarına yüksek cezalar ödemiş ve milyonlarca aracını geri çağırmak zorunda kalmıştı.

Markalarınızı Değil, Mağazalarınızı Online Kanala Açmaya Hazır mısınız?

Özellikle pandemi süreci ile birlikte, mağazalar tarafından yaşanan sıkıntılar perakendeciyi yeni yollar ve kanallar arama yolunda çalışmalara itiyor.

“The Yes” isimli bu uygulama size mağazaların tüm çeşitliliğini sunmak için kullanılan tamamıyla kolay bir alışveriş uygulaması.

Peki diğer alışveriş uygulamalarından farkı ne?

Bir çok yönden mesela Spotify veya Netflix oynatma listenizi alır ve size tercihlerinize göre uyarlanmış öneriler sunar. Tarzınız hakkında kısa bir ankete tabii tutulursunuz , daha sonra algoritma, en sevdiğiniz renklerden omuzsuz elbiselere olan derin nefretinize kadar estetik tercihlerinizi tanımlamak için yapay zekayı kullanır. Ardından, uygulama ilginizi çekebilecek moda markasından ürünleri tarar. İsterseniz, bir ürün gördüğünüzde “evet” veya
“hayır” seçeneğini tıklayarak algoritmanın sizi daha iyi anlamasına yardımcı olabilirsiniz.

Uygulama alışverişi kolaylaştırmayı amaçlamaktadır. Tüm ürünler, marka tarafından ödenen ücretsiz teslimat ile gönderilir ve ApplePay gibi hesap bilgilerinizi kullanarak tek bir tıklama ile ödeme yapabilirsiniz.

Uygulama bir envantere sahip değil veya envanter satın almıyor. Bunun yerine, müşteri bir satın alma işlemi gerçekleştirdiğinde onu doğrudan markalara yönlendiriyor. Markaların kendi görsellerini kullanıyor bu da onu mağazaların yaptığı gibi tüm ürünlerini kendi modellerinde çekmek için ödeme yapmaktan kurtarıyor.

Hatırlarsanız geçtiğimiz günlerde, markaların doğrudan müşteriye ulaşmada yaşayacağı zorluklar üzerine değinmiştik. FMCG için konuşmuştuk ama, uygulama markaların bu anlamda tek başına yaşayacağı sorunlar için bir önlem gibi değerlendirilebilir.

https://twitter.com/bisektorcom/status/1263402020368781312

Belki mağazadan teslim al gibi seçeneklerle Türkiye’de alışveriş merkezleri gibi alanların da kısa sürede dijitalleşmesi sağlanabilir bu tarz yollarla. Ya da düşünsenize, hepimizin evine çok yakın Alışveriş Merkezi/ Merkezleri var değil mi? Alışveriş Merkezi mağazaları yakın olduğu zone üzerinde bu tarz uygulamalarla iş birliği yapsa, aynı gün içerisinde kendine zone alanına teslimat gerçekleştirse tercih etmez misiniz?

Aslında fiziksel perakende ile online kanalın tamamen karışımı olabilecek bir örnek. Hem mağazaya gitmeden, hem de 1 ay beklemeden. Harika değil mi?

Brezilya’da bir Alışveriş Merkezinde buna benzer bir uygulama kullanılmaya başlanmış bile. Alışveriş Merkezini kocaman bir online mağaza gibi düşünün. Her bir mağazanın kendi ürün ve stoklarının koyulduğu uygulama, aynı gün içerisinde AVM’nin yakın olduğu zone’lara ürünlerin gönderimini sağlıyor. Bir sonraki yazı konularımızdan biri de bu olsun…

Olur mu dersiniz?

“The Yes” alışverişe yeni bir yaklaşım ancak bu tüketici davranışlarını değiştirmeye çalışan ileriye dönük bir savaşı ortaya çıkarıyor. Müşterilerin zaten kalabalık olan telefonlarına başka bir uygulama indirmeye ikna edilmesi gerekecek. Özellikle teslimatı mağazalar yaptığından, bazı noktalarda suçlu mağaza mı uygulama mı diye sorgulanabilir.

Üstelik markaların yoğun online platformlar altındayken yeni bir platforma girmek istemesi öyle hemen olabilecek bir olgu değil maalesef.

Fakat en başta da dediğimiz gibi. Perakende bir değişim içerisinde ve bu değişimde daha fazla CRM, daha fazla yeni kanallar, daha fazla yeni yollar üzerine odaklanılmak zorunda.

Turizm’e En Bağlı Ülkeler ve Beklenen Tablolar. Türkiye’de Durum ne?

Düzenli bir turizm geliri akışı olmadan, birçok ülke ciddi ekonomik zararlarla karşılaşabilir.

Dünya genelinde bu sektör tarafından toplam 330 milyon iş destekleniyor ve her yıl küresel GSYİH’ya %10 veya 8,9 trilyon dolar katkıda bulunuyor bu sektörü.

Dünya seyahat ve turizm konseyinin verileri istihdam ve seyahate göre bu endüstriye en fazla bağımlı olan ülkeleri gözler önüne seriyor. Bu ülkelerin önümüzdeki 6-8 aylık periyotta yaşayacağı muhtemel sorunlar üzerine konuşalım istedik.

Genel durum

Dünya genelinde 44 ülke , toplam istihdam paylarının % 15’inden fazlası için seyahat ve turizm endüstrisine güvenmektedir. Şaşırtıcı olmayan şekilde listenin başındaki ülkeler ada ülkeleri olarak başlıyor.

Aynı zamanda, veriler bazı büyük ülkelerin bu sektöre ne ölçüde bağlı olduğunu da ortaya koyuyor. Örneğin Yeni Zelanda’da 479.000 iş ilanı, seyahat ve turizm endüstrisi tarafından verilirken; Kamboçya’da ise 2.4 milyon ilan vardır.

turizm'e en bağlı ülkeler ve beklenen tablolar. türkiye'de durum ne?
turizm'e en bağlı ülkeler ve beklenen tablolar. türkiye'de durum ne? 4

Sektörün girdisi etkin olan ülkelerden biri olan Hırvatistan, en yoğun sezonu kaçırmayarak kapılarını yeniden açmayı planlıyor. Ülke 2019 yılında 13 milyar dolarlık turist geliri elde etmişti. Bu gelir ülke iş gücünün %25’ine katkı sağlıyor.

Yabancı ziyaretçi merkezli ülkeler, küresel seyahat yasaklarından en fazla etkilenen ülkeler olmaya devam ediyor, ancak dünyanın en büyük ekonomileri de bu etkiyi yavaş yavaş ekonomilerinde hissetmeye başladı.

Örneğin İspanya bu ekonomiye en fazla katkıda bulunan üçüncü ülke iken, Eylül ayına kadar kilitlenmeler devam ederse 68 milyar dolar gelir kaybı yaşanacağı ön görülüyor.

turizm2
turizm'e en bağlı ülkeler ve beklenen tablolar. türkiye'de durum ne? 5

Hangi ülkeler seyahat ve turizm endüstrisinden dolar bazında en fazla kazancı elde ediyor?

Listenin başında yer alan ABD, bu ekonomiye 1.8 trilyon doların üzerinde bir katkı sağladı. Bu rakam 2019’da GSYİH’nın %8,6’sına denk geliyor.

turizm3
turizm'e en bağlı ülkeler ve beklenen tablolar. türkiye'de durum ne? 6

Bu arada, seyahat ve turizmin Çin ekonomisine katkısı son on yılda iki kattan fazla arttı ve 1,6 trilyon dolara yaklaştı. Bu anlamda ekonomik girdiyi eski haline yaklaştırabilmek için Çin ve Güney Kore bir seyahat koridoru kurarak kısıtlamaları hafifletti.

Ülkemiz de dahil olmak üzere birçok ülkede turizm hazırlıkları başladı.

Elbette koronavirüsün istihdam ve küresel ekonomik faaliyetler üzerinde akıl almaz sonuçlar ile kalıcı bir etkisi olacaktır. Fakat toz nihayet dağıldığında, küresel turizm bir hesaplaşma ile karşı karşıya kalabilir mi dersiniz?

İndirimler, Pazar Yerleri ve Deneyimler: Moda Perakendecileri Koronavirüse Nasıl Tepki Veriyor?

Pandeminin ortaya çıkması ve vaka sayılarının artışı ile birlikte, kürsel çapta Mart ayında satışlarda yaşanan %30’luk sert düşüşün ardından moda sektörü süreçten ciddi etkilenmeye devam ediyor.

Nisan ayındaki iyileşme e-ticaretteki indirimlerin sonucu mu?

Nosta, küresel çapta Mart ayında çevrimiçi moda satışlarında %30’luk bir düşüş verisi açıkladı. Fakat Nisan ayına geldiğimizde oranların %30’dan %16’lara gerilediği görüldü.

Eticaret satışlarında ise yıllık %21 artış gözlemlendi. Web sitesi ziyaretleri %9, siparişler %30, dönüşüm oranları ise %12 oranında artış gösterdi.

Bu olumlu bir haber gibi görünse de moda perakendecilerinin indirim oranları yükselişin ana nedeni olabilir.

Lüks markalar da indirim yapıyor

Online moda perakendecilerinin geçtiğimiz ay boyunca ellerindeki stokları eritmek için indirim ve kampanyalara odaklandıklarını sıklıkla gördük. Fakat lüks perakende markaları bu indirimler çok da normal olgular değil.

Perakende analisti Krista Corrigan’a göre, Mart sonunda iskonto edilmiş lüks malların oranı bir önceki yıla göre % 29 arttı.

McKinsey’in Moda Devleti 2020 raporuna göre, ‘lüks moda perakendecileri için, bu tür bir indirim söz konusu olduğunda, ‘fiyat dışı’ mağazalara güvenmenin, bir markanın imajı ve kâr marjlarına zararlı olabileceği’ algısını savunuyor.

Çocuk ve iç giyim kategorilerinde artış var

Nisan ayındaki verilere göre, iç giyimde arama oranlarında %411’lik bir artış gözlemlendi. Bu oran moda için %33 düşüş olarak kaydedildi.

Ebeveynler ise pandemi sırasında okul üniformalarına alternatif alımlar yapıyor. Diğer bir deyişle her gün okula üniformasıyla giden çocuklar birdenbire normal kıyafet giyimlerini zorunlu olara arttırınca çocuk giyimde %151 oranında bir arama artışı göründü.

Hatırlarsanız ülkemizde de fiziksel perakende markalarının açılışı ile birlikte, çocuk giyim üzerine yaşanan artışı geçen yazımızda konuşmuştuk.

Müşteri deneyimine etkisi

Aslında ülkemizde de fiziksel perakendenin ilk açılışları ile birlikte umut verici rakamlar elde etmesinin tek sebebi şu anda bu. Özellikle teslimatlarda yaşanan yoğunluklar, müşteriyi moda alımlarında mağazalara yönlendiriyor. Çünkü müşteri, alacağı tshirt’ün 1 ayda gelmesini deneyimledi ve artık alternatif bir alım noktası var.

İşte bu alternatif ülkemizde perakende sektörünün normale dönmesini hızlandıracak en önemli kıstaslardan biri haline geldi şu anda.

Geçen yıla göre %130 oranlarında artan market alışverişleri için de aynı durum geçerli. Bu artışın %60-65 kadarı hala online üzerinden ilerletiliyor. Bu oranın %80’lerde yaşanması bekleniyorken, aynı gün gelmeyen gıda ürünleri normalleşme sürecinde müşteriyi mağazaya itiyor.

Aslına bakarsanız yaşanan pek çok değişken ve hamle, perakende sektöründe bir sonraki alışveriş davranışının sebebini beraberinde getiriyor. Bu anlamda normalleşme sürecinde deneyimleyeceğimiz çok fazla ‘beklenmedik’ olacağı kesin.

Petrol Saatli Bir Bomba Haline Geldi! Enerji Uzmanı ve Geo-Economist Laurent Horvath’dan Sektöre Bakış

“Petrol saatli bir bomba haline geldi.”

ABD’nin baskısı altında OPEC ve Rusya dahil olmak üzere diğer büyük petrol üreticileri 12 Nisan Pazar günü 1 Mayıs’tan itibaren günde 10 ila 15 milyon varil ile rekor bir düşüşe karar verdiler. Bu nedenle şirket ortakları, küresel bir salgının ortasında ve Moskova ile Riyad arasındaki bir fiyat savaşı zemininde neredeyse yirmi yıldır en düşük seviyelerine düşen petrol fiyatlarını artırmayı umuyorlar.

Fiyatlardaki düşüş, özellikle ABD’deki işletme maliyetlerini düşürmek zorunda kalan büyük petrol ve shale petrol üreticileri için zor olmuştur.

ABD Başkanı Donald Trump, Twitter’da “Herkes için harika bir anlaşma” diye övündü. “Bu, ABD’de yüz binlerce enerji işinden tasarruf sağlayacaktır.” Laurent Horvath tarafından ise paylaşılmayan bir iyimserlik yorumu “Koronavirüs salgını tüm dünyaya yayılmış, hareketlilik ve yük taşımacılığında eşi görülmemiş bir yavaşlamaya neden olmuştur. Tarihsel olmasına rağmen, üretimdeki bu düşüş, krizin neden olduğu talep çöküşüyle karşılaştırıldığında önemsiz görünüyor.”

Petrol fiyatları talep ve arz şoku nedeniyle mi düşüyor?

Her ikisi de… COVID-19 salgını talebin bir kısmını yok etti. Tahminlere göre, sadece birkaç hafta içinde, toplam 100 milyon tüketimden % 25 ila % 30’luk bir düşüş nedeniyle talep günde 25 milyon varil azaldı. Petrol tarihindeki bu eşsiz durum, üreticileri üretimlerini stoklamaya zorlamaktadır.

Rystad Energy’ye göre, dünyanın depolama kapasitesinin% 75’inden fazlası zaten kullanılıyor ve mevcut aşırı üretim oranında yakında ağzına kadar doldurulabilir. Okyanus tankerleri de depolama için kullanılır ve sonuç olarak nakliye fiyatları yükselmiştir.

Depolama kapasitesi tükendiğinde ne olacak? En kötü senaryoda, bazı üreticiler sıfırın altında petrol satmaya zorlanabilir, başka bir deyişle üretimlerinden kurtulmak için ödeme yapabilirler. Diğer senaryolarda Goldman Sachs’ın tahmin ettiği gibi ham fiyatlar yaklaşık 10 $ veya 20 $ civarında sabitleniyor.

Rusya ve Suudi Arabistan daha ne kadar petrol fiyatlarını düşük tutabilir?

Suudi Arabistan ve Rusya bir kaç yıl düşük fiyatlara dayanabilir. Her ikisinin de devlet fonları (sovereign funds) var. Rusya’nın devlet fonu 150 milyar dolar değerinde. Petrol çıkarma maliyetleri çok düşük ve ülkenin bütçesini dengelemek için varil başına 42 dolarlık bir fiyata ihtiyacı var.

Suudi Arabistan’ın devlet fonu 500 milyar dolar değerinde ve Suudi Arabistan’ daki petrol çıkarma maliyetleri de çok düşük, varil başına 5-10 dolar civarında. Ancak Suudilerin bütçelerini dengelemek için varil başına 80 dolarlık bir fiyata ihtiyaçları olacaktır. Devlet fonlarıyla bir ya da iki yıl dayanabilirler.

petrol şirketi

Büyük petrol şirketlerinin çözümleri neler?

ABD’deki ExxonMobil ve Chevron, Hollanda’daki Shell, İngiltere’deki BP ve Fransa’daki Total gibi büyük şirketler zaten işletme maliyetlerini azaltmaya başladı, işten çıkarmaları açıkladı ve belirli yatırım planlarını durdurdu. Ayrıca hisse geri alım programlarının askıya alındığını duyurdular. Ancak, yatırımcılara tutunmak için temettülerini korumak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Örneğin Chevron, önümüzdeki beş yıl içinde 75 milyar dolar dağıtmayı planladı.

Şirketin bu taahhüdü yerine getirmesi olası değildir. Şubat ayında, bu şirketler keşif, yeni projeler ve temettüleri finanse etmek için varil başına 60 ila 70 dolar arasında bir fiyata güveniyorlardı. O zamandan beri hiçbir şey düşündükleri gibi gitmedi.

Hızlı büyümesi ile ABD’nin dünyanın lider petrol üreticisi konumunu yeniden kazanmasına yardımcı olan daha küçük shale yağı(kaya petrolü) üreticilerine ne demeli?

Gerçekten mücadele ediyorlar, ancak sorun 2019’da gerçekten başladı: bu şirketlerin 42’si geçen yıl iflas etti ve 37’si dördüncü çeyrekte meydana geldi. Ürettikleri yağ pahalıdır ve tahmini ortalama maliyeti 52 $ ‘dır. Aynı zamanda kalitesiz, bu yüzden rafineriler varil başına 5 ila 20 dolar arasında bir indirimle satın alıyor. Varil başına fiyat 25 $ ile, bu şirketler çok para kaybediyor. Ve özellikle kırılganlar çünkü bu yıl 40 milyar dolar borç ödemek zorundalar.

Shale balonu tamamen patlasaydı, etkiler tüm dünyada hissedilecekti. Ancak Beyaz Saray, ABD ekonomisine 2 trilyon dolar enjekte ederek sektörü güçlendirmek için bir teşvik planı başlatacak. Şanslıların kim olacağı ve günde 9,3 milyon varil üretiminin sürdürülüp sürdürülemeyeceği görülecek.

Bazı yorumcular Rusların ABD shale yağını silmek istediğine inanıyor

Bu tamamen makul… Amerika’nın enerji hakimiyeti politikası, ABD’nin Venezuela, İran ve Rusya’daki üretimi engellemesine neden oluyor. Bardağı taşıran son damla Venezuela petrolü satan Rus petrol şirketi Rosneft’in İsviçre yan kuruluşu olan Rosneft Trading’e karşı yeni ABD yaptırımlarıydı. Yetenekli bir satranç oyuncusunun soğukkanlılığı ile Rusya, ABD’nin enerji hakimiyetine meydan okuma zamanının geldiğine karar verdi.

Bu durumda, Rusya neden 180 derecelik bir dönüş yaptı ve sonunda üretimini azaltmayı kabul etti.

ABD’nin baskısı yüzünden Donald Trump, ABD’deki petrol işlerini korumak zorunda ve bu da onu Vladimir Putin ile görüşmelere yöneltti. İki ülke arasındaki müzakereler şüphesiz petrol çerçevesinin ötesine geçti ve Moskova’ya karşı yaptırımların gevşetilmesi gibi başka alanlarda bir takas yapılması gerekiyordu.

Sağlık krizi sona erdiğinde, ekonomik toparlanma küresel talebin tekrar yükselmesine neden olur mu?

Pandemi kontrol altına alındıktan sonra, mevcut üretim fazlası ve yeniden dengeleme stoklarının çekilmesi birkaç ay sürecektir. Bu ilk aşamada, fiyatlar muhtemelen düşük kalacaktır ve küresel ekonominin ayağa kalkmasına yardımcı olacaktır. İkinci aşamada, küresel ekonominin yeniden toparlandığı ve ABD kaya gazı üretiminin önemli ölçüde azaldığı veya birçok üreticinin önemli ölçüde zayıfladığı varsayılarak, fiyatlar hızla yükselebilir. Ancak shale yağı üretimi tekrar yükselirse, fiyatlar 2019’da oldukları yere geri dönecektir.

Bu tür aşırı yukarı-aşağı hareketler yatırımcılar ve hükümetler için oldukça istikrarsızdır. En büyük şirketler bile bu hareketlerin etkilerinden kaçınamaz. Beş yıl içinde ExxonMobil piyasa değerinin yarısından fazlasını kaybetti. Petrol bir saatli bomba haline geldi ve 18 aydan uzun bir süre boyunca bakıldığında yatırım riskleri çok yüksek ve kötü tanımlanmış kalacak. En büyük şirketlerin direnci, sektörün nasıl ilerleyeceğine dair iyi bir gösterge sağlamalıdır.

Koronavirüs Haberlerinden Kaçıyor musunuz? Yalnız Değilsiniz!

COVID-19 salgınının yaygınlaşmasından sonraki ilk birkaç ay boyunca, insanlar bu konuda yoğunlukla haber arayışı içerisindeydi. Fakat Mart ayının sonuna kadar, dünyanın en iyi haber sitelerinden gelen trafik %54 arttı.

Ancak şimdi, pandeminin dünya üzerinde yayılımı devam etse de; insanların haber sitelerinden ve pandemi haberlerinden kaçmaya başladıkları gözlemleniyor.

7-13 Mayıs arasında yapılan bir araştırmaya göre, bulgular bu konuyu kürel çapta destekler nitelikte.

Koronavirüs haberlerinden sıkıldık mı?

Katılımcıların %22’si sıklıkla veya her zaman için koronavirüs ile ilgili haberleri okumayı tercih etmediklerini belirtiyor.

Daha yüksek bir oran ile %59’u ise bu haberlerden bazen kaçınıyor olarak tanımlıyor kendini. Aynı araştırmanın üç hafta önceki verilerinde bu oran %49 olarak görülüyordu. Üç haftada haber yoğunluğundan gelinen nokta %10 oranında olumsuz artışın yükseldiği yönünde.

haberlerden kaçınma
tarihlere göre haberlerden kaçınma oranları

Anket, kadınların %26’sının haberlerden kaçınmayı tercih ettiğini gösteriyor. Bununla birlikte erkeklerin ise %18’i bu haberleri incelememeyi tercih ediyor.

Tüm katılımcıların %33’ü çok fazla haber olduğundan artık görmek istemediklerini belirtiyor.

Çok da şaşılmayacak şekilde, tüm katılımcıların %66’sı bu haberlerden kaçınma sebeplerinin psikolojileri üzerine yarattığı olumsuz etkiyi sebep gösteriyor.

Hangi ortamlarda bu haberleri görmek istemessiniz sorusuna verilen cevap ise; %78’i TV, %55’i web siteleri, %46’sı sosyal medya ve %33’ü de mesajlaşma uygulamaları üzerinde bu haberleri görmek istemediğini belirtiyor.

Bu haberleri görmek istemeyen yaş grubu ise çoğunlukla 25-44 yaş arası kitle tarafından oluşuyor.

Günlük hayatımızda düşündüğümüzde, bir ay öncesine göre değerlendirdiğimizde gerçekten de pandemi haberlerinden kaçındığımızı gözlemleyebiliyor muyuz? ‘Artık içim kararıyor, dinlemek istemiyorum’ sözlerini çevrenizden sıklıkla duymaya başladığımız dönemlere yavaş yavaş geçiş yapılıyor.

Psikolojik olarak bu süreç aslında hem tehlikeyi, hem de psikolojik rahatlamayı beraberinde getiriyor. Tehlike, özellikle ülkemizde normalleşme sürecinde ‘boşverme’ olgusunu ortaya çıkardığından yaşanıyor. Özellikle 1 Haziran’dan sonra bu noktada daha büyük bir yığılma olacak gibi görünüyor.

18 – 24 Mayıs Haftalık Sektör Değerlendirmeleri

Bu hafta yine birçok sektörde normalleşme süreçleri ile birlikte sektörlerin rakamsal verilerini konuştuk.

Yeni dönem tahminleri ve markaların yeni yatırımları üzerine konuştuk. Bildiğiniz üzere haftanın sektör değerlendirmeleri yazı dizimizde her pazar, o hafta boyunca değerlendirilen en önemli konuları derleyerek sizlerle paylaşıyoruz.

Bu haftanın değerlendirmelerini aşağıdaki şekilde derledik. İyi okumalar, iyi pazarlar.

Koronavirüs Sonrası Perakende Sektöründe İkinci Hafta Verileri

2 5
18 - 24 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 14

FMCG Markaları için Doğrudan Tüketiciye Ulaşmada 4 Zorluk

2 4
18 - 24 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 15

2020’de En Hızlı Büyüyen Perakende Markaları

2 3
18 - 24 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 16

Joker Türkiye’deki Bazı Mağazalarını E-Ticaret Depolarına Çeviriyor

2 2
18 - 24 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 17

ABD’de Açılan Restoranlar İç Alanlar Yerine Sokakları Kullanmaya Başladı

2 1
18 - 24 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 18

Bu haftalık sizler için derlediğimiz sektörel yazılarımız bu şekilde. Haftaya tekrar görüşmek üzere.

Koronavirüs Sonrası Perakende Sektöründe İkinci Hafta Verileri

Evet perakendede ikinci haftayı geride bıraktık. Mağaza çalışanlarımızdan maske ile aralıksız çalışma konusunda haklı isyanlar yükseliyor.

Cirolarda düşüşler yaşanıyor, giriş sayılarında daha da büyük düşüşler görünüyor. Fakat genel kanıda Türk perakende sektörü beklediği çizginin üzerinde bir performans göstererek geçirdi bu iki haftayı.

Market alışverişlerinde online talepler azalmadı, hala fiziki satışların çok üzerinde seyretmeye devam ediyor. Genel olarak market satışlarında geçen yıla göre %130 oranlarında artışlar gözlemlendi.

Sanal ve fiziki perakendeye göre incelediğimizde bu oran %60 oranlarında sanal %40 oranlarında fiziki olarak gerçekleştiği görülüyor. Lokasyona göre bazı noktalarda sanal oranları daha da artış gösterebiliyor.

Genel olarak mağaza girişlerinde %70’lere yakın giriş düşüşleri yaşanırken, cirolarda moda sektöründe %40-45 arası düşüşler yaşandı.

Çocuk giyim ve ihtiyaç sektöründe ise oranlar iç açıcı. Birçok çocuk giyim markası geçen yılki aynı periyod rakamlarını bu 8 günlük sürede yakalamayı başardı. Öte yandan moda perakendecileri için de satış oranlarının ağırlıklı çocuk giyim üzerine odaklandığını görebildik.

Bayram alışverişi yapıldı mı?

Geçen seneki oranlarla elbette karşılaştırılamaz. Fakat çocuk giyim üzerine hem bayram alışverişi hem de ihtiyaç oranlarında alışverişler yüksek gözlemlendi.

Market alışverişlerinde sokağa çıkma yasağı öncesi yığılmalar yaşandı. Burada eskisi gibi günlük alışverişlerden ziyade haftalık alışverişlere odaklandığı görüldü müşterinin.

Yeni dönemde ne bekleniyor?

Peki giriş sayısında yaşanan bu düşüşün cirolara bu kadar yüksek yansımaması yeni dönemde bizler için nelere işaret olarak yorumlanıyor diye perakendecilere sorduk.

Burada özellikle bayramdan sonra normalleşmenin artması ile birlikte umutlar yüksek. Özellikle cafe restoranların açılmaya başlaması ile birlikte müşterilerin biraz daha normal hayata alışacağı ön görülüyor.

İkinci bir kritik olarak orta gelir düzeyinde olan müşterinin, üst gelir düzeyinde olan müşteriye göre daha erken sahaya indiği gözlemleniyor. Büyük markalarda orta segmente hitap eden mağazalar, üst segmente göre trene çok daha hızlı bindiler bu süreçte.

Cadde mağazacılığı AVM mağazacılığına göre bu süreçte yükselişe geçti. Yine birçok mağazanın cadde mağazaları öncesinde AVM mağazaları cirolarını geçemezken, şuanda ikiye katlar duruma geldi.

Hatırlarsanız bu konuda bir önceki yazımızda prestij lokasyonculuğunun sona ereceği üzerine konuşmuştuk. Aşağıdan inceleyebilirsiniz.

AVM’ler kanadında durumlar nasıl?

Kira ve ortak alan gideri sorunsalı devam ediyor elbette. Bu süreçte hiç çözülemeyen ortak alan gideri sorunu çözülür mü bilinmez. Kira konusunda da AVM’ler kira alacağız demiyor elbette fakat kısa süreli terminlerle haklı olarak sektörü izlemeyi tercih ediyorlar.

Ciro’ya odaklanmayan AVM’ler sektörde yavaş yavaş geri çekilmeye başlayacaktır ikinci normalleşme sürecinde. Ne kadar ciro, o kadar kira yeni dönemin en sihirli cümlesi olacak muhtemelen.

Öte yandan süreçten küçük perakendecilerin etkilenme oranları ciddi. Günlük 400-500 TL gibi rakamlarla mağazasını kapatıyorlar şuanda. Burada bir hareketlilik yaşanmazsa ayakta kalmaları gerçekten zor. Bu kanalda da AVM içindeki küçük perakendecilerin hızlı yer değişiklikleri gündem olabilir.

Pop-up mağazalar zaten son bir yıldır ciddi anlamda konuşuluyordu. Fakat bu hızlı değişimler pop-up mağazları da hareketlendirmek zorunda kalacak. Küçük markalar bandında ciddi pop-up değişimleri ön görülüyor.

AVM’ler müşteri datalarını ortaya çıkarmaya başlamalı

Yıllarca pek çok kampanya yaptık, pekçok müşteri datası topladık. Fakat bunları anlamlı olarak hiçbir zaman kullanmadık AVM’ler tarafında.

Amaç AVM’lerde araba veya hediye vermekten öteye gitmeyen bu kampanyaların dataları, önümüzdeki süreçte gün yüzüne çıkacaktır. Çıkmak zorundadır.

CRM anlamında AVM’ler bu yılı kafa yorarak anlatmak zorundalar. Ve aslına bakarsanız bu gelişme ülkemizde (neredeyse) ilk kez yaşanacağından hangi veriyi nerede ne oranda kullanması gerektiği ile ilgili AVM’ler kafası karışık.

Maalesef uzun kuyruklarla kampanyalar yapıp müşteriyi de çekemeyeceklerinden alternatifler üzerine görüşmeler başladı.

Sokağa çıkma yasaklarını çıkardığımızda, aslına bakarsanız perakendenin ilk 8 günü ve gelecek beklentileri bu şekilde geçti. Bakalım özellikle cafe restoranların açılması ile birlikte ikinci fazda neler konuşacağız.

Çin Kovid-19 Nedeniyle 2020 için Büyüme Hedefi Belirlemedi

Şinhua ajansının haberine göre, Çin Başbakanı Li Kıçiang, Çin Ulusal Halk Kongresi (ÇUHK) 13’üncü dönem 3’üncü yıllık genel kurulu toplantısında konuştu. 

Li, Kovid-19 salgını ve ekonomi ve ticaretteki küresel belirsizlik sebebiyle kalkınmada tahmini güç bazı zorluklarla karşılaşabileceği için belirli bir büyüme hedefinin konulmadığını söyledi.

Başbakan Li, ülkesinin finans sektörü, dış ticaret, yurt dışı ve yurt içi yatırımlarda güvenliğin muhafaza edilmesine odaklanacağını kaydetti.

Dün, Çin’de Kovid-19 salgını nedeniyle 2 ay gecikmeyle düzenlenen yıllık meclis toplantıları, üst düzey istişare organı Çin Halk Siyasi Danışma Konferansının (ÇHSDK) açılış oturumuyla başlamıştı.

ÇKP’nin çatısı altında çok taraflı iş birliği ve siyasi danışma mekanizması oluşturmak için 1949’da kurulan ÇHSDK’nin 2 bin 158 delegesi bulunuyor. Delegelerinin 859’u ÇKP üyelerinden, geri kalanlar ise Çin toplumundaki her kesimden temsilciler ve ülkedeki ünlü simalardan oluşuyor.

Çin’de Kovid-19 vaka sayısı 82 bin 971’e yükselmiş, salgın dolayısıyla 4 bin 634 kişi yaşamını yitirmişti.

Perakende Sektöründe Çanlar Kimin için Çalıyor?

Evet maalesef ki tüm sektörlerde çanlar birileri için çalmaya devam ediyor. AVM Sektörü için, müşteri için, çalışan için değişiklik göstermekle birlikte tüm sektörlerde çanların birileri için çaldığı ve daha da çok çalacağı dönemlerdeyiz. Bu yazımızda da perakende sektörünün üzerine odaklanalım istedik.

Fakat şüphesiz perakende sektörü bu sürecin en sancılı kulvarlarından biri olacak. Hem markalar ve perakende mağazacılık hem de alışveriş merkezlerinin ciddi anlamda etkileneceği ve başkalaşacağı dönemlerden geçiyoruz.

Sadece Sat !

Türkiye’de geldiğimiz noktada perakende sektörünün en önemli dez avantajlarından biri şüphesiz odak noktası oldu. Perakende’nin odak noktası yakın geçmişte hep sadece sat kavramı üzerine yoğunlaştı. Tedarik zinciri dediğimiz taşı ve depola kısmına gereken önem maalesef verilmedi. Şimdi geldiğimiz süreçte bu taşıma ve depolama kısmında perakende sektörü ciddi sıkıntılar yaşayacak.

Yaşanan sıkıntılar perakende sektöründe kazanç kaybına yol açarken, perakendeye hizmet eden, yani taşıyan ve depolayan tedarik zinciri sürecinde yeni bir dönem başlayacağı ön görülüyor. Depolama ve lojistik konusunda yeni yeni yatırımlar yapılmak zorunda kalınacağı bir dönemden geçeceğiz gibi görünüyor.

Luxury Segment Gerileceyecek

Son dönemin en fazla talep gören segmentlerinden biri olan luxury segmentin gerileyerek önem sıralamalarının değişeceği ön görülüyor. İnsanlar doğala, sağlığa daha önem vererek tüketici davranışlarının bir kısmında değişikliğe gidebilir. Yine pratik çözümler karantina döneminde tüketici davranışına yerleşeceğinden ön plana çıkacak kategoriler arasında olabilecek gibi görünüyor.

Prestij Lokasyonculuğu Sona Eriyor

Perakendede prestij mağazacılığı diye bir algı var artık. Prestijli noktalarda karlı olmamasına rağmen pek çok perakendeci mağazasını açık tutardı şuana kadar. Fakat şuandan sonra bu durum tarih olacak gibi görünüyor. Perakendeci prestije değil, son tüketicinin ürüne ulaşıp ulaşamamasına önem verecek. Çünkü kira bedelleri maalesef artık herşey.

retail2

Mağazalar Açmaya Başladı Durumlar Nasıl?

Cadde mağazalarında işler beklenen üzerinde gerçekleşti bu da perakendecinin yüzünü güldürdü. AVM’lerde yoğunluk açık alanlara göre nispeten daha az. Klima, havalandırma konuları müşterinin aklını karıştırıyor. Alışveriş oranlarında beklentinin üzerinde bir tablo var. Çocuk giyim kategorisinde bayram öncesi alışverişte rakamlar tahminlere göre yüz güldürdü. Müşteri gezmeye gelmese de gelip ihtiyacınız karşılayıp gitmeyi tercih ediyor. Giriş oranlarında yaşanan %70 düşüşler, satış oranlarında %30 – 40 gibi düşüşlere tekabül etti.

Peki Çalışanlar?

Sektör bu denli etkilenirken çalışanların etkilenmemesi elbette beklenemezdi ve beklenecek. Kapanan mağazalarla birlikte sektörde %30’lara yakın personel azaltımı beklenecek. Bu da daha fazla iş, daha az personel anlamına gelecek. Ülkemize turist girişinde de yaşanacak ciddi sorunlar özellikle yaz aylarında perakende sektörünü çok fazla etkileyecek. Özellikle moda kategorisinde var olan yüksek turist talebi, 1-2 yıl gibi süre ile %40 gibi oranlarında düşüşle gerçekleşecek.

Sezon Ürünleri Ne Durumda?

Sezonunu neredeyse geride bıraktık fakat ürün stokları henüz eritilemedi. Yeni sezon için tedarikçilere ödeme yapılamadığından sorunlar orada da devam ediyor. Markalar bu iki ay içerisinde elinde kalan ürünleri indirimli fiyattan satıp, yeni sezona kaynak ayırmaya çalışacaktır. Süreç uzar ve sezon geçişleri daha da atlar, mevcut ürünler elden çıkarılamazsa durum daha da kötü bir hal alabilir.

Oldukça karamsar bir tablo çizdiğimin farkındayım. Fakat bu süreçte karamsarlık yanında proaktiflik can kurtarıcı olabilir. Perakende, sektörde online satış ve mağazacılık dışında kendine yeni kaynaklar bulmak zorunda. Aksi halde maalesef eski köyde eski adetlerle durum bu.

Daha güzel günlerde görüşmek üzere diyelim.