Ana Sayfa Blog Sayfa 79

H&M, Nordstrom Marketplace’e Girdi: Perakendeciden Perakendeciye Yeni Bir Model

H&M, Nordstrom’un online pazar yerinde mağaza açarak yeni bir satış kanalını devreye aldı. Açılan mağazada kadın, erkek ve çocuk kategorilerinde markanın öne çıkan ürünleri yer alırken, koleksiyonun düzenli olarak güncelleneceği belirtiliyor. Ayrıca aktif giyim markası H&M Move da platformda sunulan ürünler arasında bulunuyor.

Bu adım, H&M’in yalnızca kendi mağaza ve e-ticaret kanallarıyla sınırlı kalmayıp, farklı platformlar üzerinden müşteriye ulaşma stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Şirketin mevcut yapısında online satışların önemli bir paya sahip olması, bu tür genişlemelerin tesadüf olmadığını gösteriyor.

Perakendeciden Perakendeciye: Farklı Bir İş Modeli

h&m, nordstrom marketplace’e girdi: perakendeciden perakendeciye yeni bir model

Ancak bu hamleyi farklı kılan nokta, H&M’in herhangi bir pazaryerine değil, doğrudan bir perakendecinin platformuna girmiş olması. Nordstrom’un marketplace yapısı, geniş ve kontrolsüz bir ürün havuzu sunmak yerine, daha seçici ve küratörlü bir marka yapısı üzerine kurulu.

Bu nedenle H&M’in bu platformda yer alması yalnızca yeni bir satış kanalı değil;
farklı bir perakende ekosistemine dahil olmak anlamına geliyor.

Platform Seçimi Aynı Zamanda Konumlandırma

Nordstrom’un müşteri kitlesi ve marka konumlandırması düşünüldüğünde, H&M’in bu platformda yer alması markanın algısını da farklı bir çerçeveye taşıyor.

Aynı ürün, farklı bir platformda sunulduğunda yalnızca erişim artmıyor; algı da yeniden şekilleniyor. Bu da perakendede platform seçiminin, yalnızca dağıtım değil aynı zamanda bir konumlandırma kararı olduğunu gösteriyor.

Çok Kanallıdan Çoklu Ekosisteme

H&M uzun süredir çok kanallı bir yapı üzerinden büyüyor. Ancak Nordstrom hamlesi, bu stratejinin bir adım ötesine geçildiğini işaret ediyor.

Artık mesele yalnızca farklı kanallarda yer almak değil; farklı perakende ekosistemlerinde doğru şekilde konumlanmak. Kendi e-ticaret sitesi, fiziksel mağazalar ve şimdi başka bir perakendecinin platformu… Bu yapı, markanın erişimini daha esnek ama aynı zamanda daha stratejik bir hale getiriyor.

Perakendede Sınırlar Değişiyor

Bir perakendecinin başka bir perakendecinin platformunda satış yapması, sektördeki klasik rekabet anlayışının da değiştiğini gösteriyor. Artık perakendeciler yalnızca rakip değil;
aynı zamanda birbirlerinin platformlarında yer alan iş ortakları haline geliyor.

Sonuç: Perakendeci Bir Platforma Dönüşüyor

H&M’in Nordstrom Marketplace’e girişi, perakendede rol tanımlarının yeniden şekillendiğini gösteren önemli bir örnek.

Perakendeci artık sadece ürün satan bir yapı değil; markaların konumlandığı ve değer kazandığı bir platform. Bu modelin önümüzdeki dönemde daha fazla örnekle karşımıza çıkması sürpriz olmayacak.

Coach, Z Kuşağına Ulaşmak İçin Deneyimsel Perakendeyi Nasıl Kullanıyor

Lüks moda markaları uzun yıllar boyunca ürün, vitrin ve mağaza üzerinden rekabet etti. Ancak bugün özellikle genç tüketiciyle kurulan ilişki, bu klasik modelin ötesine geçmiş durumda. Coach’un son dönemde attığı adımlar, bu değişimin nasıl kurgulandığını net şekilde gösteriyor.

Marka, yaratıcı direktör Stuart Vevers liderliğinde dönüşüm sürecini sürdürürken, köklü zanaatkârlık mirasını daha genç, daha dinamik ve daha erişilebilir bir marka diliyle yeniden yorumluyor. Bu dönüşümün merkezinde ise ürün değil, deneyim yer alıyor.

Mağaza Değil, Deneyim Alanı

coach, z kuşağına ulaşmak i̇çin deneyimsel perakendeyi nasıl kullanıyor

Coach’un Londra’daki Selfridges Corner Shop içinde hayata geçirdiği “Coach Charm Playground” bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri. Marka, klasik bir satış alanı yaratmak yerine, tüketiciyi içine çeken, etkileşim kurmaya teşvik eden bir alan kurguluyor.

Kaydırak haline getirilmiş Rexy maskotu, kişiselleştirme istasyonları, fotoğraf alanları ve interaktif deneyimler… Tüm bu kurgu, mağazayı bir satış noktasından çıkarıp zaman geçirilen bir deneyim alanına dönüştürüyor.

Buradaki kritik fark şu:
Amaç satış yapmak değil, markayla bağ kurdurmak.

Ürün Satmaktan Hikâye Kurmaya

Coach’un yaklaşımında ürün, deneyimin sadece bir parçası. Asıl yapı, markanın hikâyesini anlatmak üzerine kurulu.

New York teması, ikonik ürünler, maskot karakterler ve kişiselleştirme alanları bir araya gelerek markanın DNA’sını fiziksel alana taşıyor. Tüketici bu alana girdiğinde yalnızca bir çanta görmüyor; markanın dünyasına dahil oluyor.

Bu da önemli bir değişimi gösteriyor:
Perakende artık ürün sergilemek değil, hikâye kurgulamak.

Kişiselleştirme ve Self-Expression

coa1

Deneyimin merkezinde “self-expression” yani kendini ifade etme fikri yer alıyor. Charm bar, monogram alanları ve kişiselleştirme istasyonları, tüketicinin ürünü kendi kimliğiyle ilişkilendirmesini sağlıyor.

Bu yaklaşım özellikle Gen Z için kritik. Çünkü bu kitle için satın alma davranışı, yalnızca sahip olmakla değil, kendini ifade etmekle ilgili.

Coach burada ürünü değil, kullanıcının kendisini merkeze koyuyor.

Deneyim = Daha Uzun Zaman = Daha Güçlü Bağ

coa2

Bu modelin en somut çıktılarından biri “dwell time”, yani mağazada geçirilen süre. Coach’un farklı deneyim alanlarında gözlemlediği en önemli değişimlerden biri, tüketicinin mağazada geçirdiği sürenin birkaç dakikadan 15 dakikaya kadar çıkması.

Bu da doğrudan şu sonucu doğuruyor:
Zaman arttıkça bağ güçleniyor, bağ güçlendikçe satış ihtimali artıyor.

Yani deneyim, yalnızca bir pazarlama aracı değil; doğrudan ticari performansa etki eden bir yapı.

Deneyim Mağazayla Sınırlı Değil

Coach bu yaklaşımı yalnızca pop-up alanlarla sınırlamıyor. ABD’de açılan kahve konseptleri, mağaza içi deneyimi genişleten bir başka adım.

Marka, mağazanın yanına konumlandırdığı kahve alanlarıyla tüketicinin markayla daha uzun süre etkileşim kurmasını sağlıyor. Bu alanlar, yalnızca kahve satılan noktalar değil; markanın gündelik hayata dahil olduğu temas noktaları.

Perakende artık ürün satılan yer değil, vakit geçirilen alan.

Yeni Mağaza Kurgusu: %50 Deneyim

Coach’un “Coach Play” konsepti bu dönüşümü daha da ileri taşıyor. Bu mağazalarda alanın yaklaşık yarısı satış dışı deneyimlere ayrılıyor.

Kişiselleştirme alanları, lokal temalar, şehir bazlı içerikler… Her mağaza bulunduğu lokasyona göre yeniden kurgulanıyor.

Bu da standart mağaza anlayışından uzaklaşıldığını gösteriyor:
Tek tip mağaza değil, yerelleşmiş deneyim.

Armani Group’un 2025 Sonuçları: Satışlarda Düşüş, Karlılıkta Artış.

Armani Group, 2025 yılı finansal sonuçlarında dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Şirketin satışları yıllık bazda gerilerken, aynı dönemde kârlılık tarafında iyileşme yaşandı. İlk bakışta çelişkili görünen bu tablo, aslında lüks moda sektöründe son dönemde daha sık gördüğümüz bir denge değişimini işaret ediyor.

Toplam gelir tarafında sınırlı bir düşüş söz konusu olsa da, operasyonel kârlılıkta artış dikkat çekiyor. Bu durum, şirketin büyümeyi hacim üzerinden değil, daha kontrollü ve değer odaklı bir yapı üzerinden yönetmeye başladığınıgösteriyor.

Daha Az Satış, Daha Yüksek Marj

armani group'un 2025 sonuçları: satışlarda düşüş, karlılıkta artış.

Armani’nin 2025 performansında öne çıkan en kritik başlık, satış hacminden çok kârlılığa odaklanılması. Şirket, özellikle düşük marjlı satış kanallarında daha temkinli ilerlerken, yüksek katma değerli ürün ve satış modellerine yöneliyor.

Bu yaklaşımın sonucu net:
Daha az satış, daha yüksek marj.

Özellikle full-price satışların korunması ve indirimli satışların sınırlandırılması, kârlılık üzerindeki en önemli etkilerden biri olarak öne çıkıyor.

Kanal Stratejisi Değişiyor

Şirketin kanal bazlı performansı da bu dönüşümü destekliyor. Doğrudan perakende kanalları daha stabil bir yapı sergilerken, toptan satış tarafında daha belirgin bir daralma görülüyor.

Bu durum yalnızca talep tarafıyla açıklanmıyor. Armani’nin son dönemde dağıtım ağını daha seçici hale getirmesi, marka kontrolünü artırmaya yönelik bilinçli bir tercih olarak öne çıkıyor.

Başka bir deyişle, marka her yerde olmayı değil, doğru yerde olmayı seçiyor.

Lüks Tüketimde Yeni Davranış

Armani’nin sonuçları, tüketici tarafındaki değişimi de net şekilde yansıtıyor.

Lüks tüketici artık daha seçici, daha temkinli ve daha bilinçli. Daha az alışveriş yapıyor, ancak yaptığı alışverişte kalite ve marka değeri daha belirleyici hale geliyor.

Bu da lüks markaları hacim odaklı büyümeden uzaklaştırarak, değer odaklı büyüme modeline yönlendiriyor.

Güçlü Bilanço, Kontrollü Strateji

Satışlardaki düşüşe rağmen Armani’nin finansal yapısı güçlü kalmaya devam ediyor. Bu da şirketin kısa vadeli satış baskılarına rağmen uzun vadeli stratejisini sürdürebilmesine imkân tanıyor.

Bu noktada önemli olan, büyüme hızından çok sürdürülebilirlik.
Kontrollü ilerleyen, marjını koruyan ve marka değerini zedelemeyen yapı, şirketin temel önceliği haline geliyor.

Armani ve Lüksün Yeni Dengesi

Armani’nin 2025 performansı, lüks moda sektöründe değişen dengeyi net şekilde ortaya koyuyor.

Artık mesele daha fazla ürün satmak değil;
doğru ürünü, doğru kanalda ve doğru fiyatla sunmak.

Bu yeni dengede satış hacmi tek başına başarı göstergesi olmaktan çıkarken, kârlılık ve marka değeri daha belirleyici hale geliyor.

Ve bu değişim, yalnızca Armani’ye özgü değil. Lüks moda sektöründe giderek daha fazla markanın benzer bir dengeyi kurmaya çalıştığı görülüyor.

Marka Sahipliğini Yeniden Tasarlamak: Authentic Brands Marka Mirasını Nasıl Güçlendiriyor

Perakende dünyasında son dönemde dikkat çeken başlıklardan biri, köklü markaların yeniden nasıl büyüdüğü. Bir dönem güçlü olan ancak zamanla ivme kaybeden markalar, bugün farklı modellerle yeniden gündeme geliyor. Bu dönüşümün arkasında ise klasik marka sahipliğinin değişmeye başlaması var.

Authentic Brands Group bu dönüşümün en net örneklerinden biri. Şirket, markaları satın alıp klasik anlamda işletmek yerine, onları operasyonel yükten ayırarak yeniden ölçekleyen bir yapı kuruyor. Yani mesele artık markayı yönetmek değil, markayı doğru sistemin içine yerleştirmek.

Marka Sahipliği Değişiyor

marka sahipliğini yeniden tasarlamak: authentic brands marka mirasını nasıl güçlendiriyor

Geleneksel modelde marka demek; üretim, mağaza, stok, operasyon demekti. Bugün bu yapı parçalanmış durumda.

Authentic Brands yaklaşımı bu noktada net:
Markanın kendisi merkezde kalıyor, operasyon ise dağılıyor.

Üretim başka bir partnerde, perakende başka bir yapıda, e-ticaret farklı bir oyuncuda ilerliyor. Böylece marka, operasyonun ağırlığından kurtulurken, daha hızlı hareket edebilen bir yapıya dönüşüyor.

Bu model, özellikle büyümesini kaybetmiş markalar için ikinci bir hayat anlamına geliyor.

Authentic Brands için Miras Tek Başına Yetmiyor

Köklü markaların en büyük avantajı geçmişleri. Ancak bugünün tüketicisi için bu geçmiş, tek başına yeterli değil.

Bugün önemli olan şey şu:
Markanın geçmişi değil, o geçmişin bugüne nasıl çevrildiği.

Authentic Brands’in yaptığı da tam olarak bu. Markayı nostaljiye hapsetmek yerine, onu yeni nesil tüketiciyle yeniden buluşturmak.

Dijital Deneyim Oyunun Merkezinde

Bu modelin en kritik ayağı dijital.

Artık marka ile tüketici arasındaki ilişki mağazada başlamıyor. Sosyal medya, içerik, dijital deneyim… temas noktası çok daha geniş.

Authentic Brands bu alanı sadece iletişim olarak değil, doğrudan ticaretin bir parçası olarak kurguluyor.
İçerik artık yalnızca görünürlük değil, satışın başlangıç noktası.

Lisanslama ile Büyüme

Modelin en güçlü taraflarından biri de lisans yapısı.

Marka, farklı kategorilerde ve farklı pazarlarda partnerler üzerinden büyüyor. Bu da markaya hem hız hem de esneklik kazandırıyor.

Ama burada kritik bir denge var:
Büyüme arttıkça marka kontrolünü kaybetme riski de artıyor.

Bu yüzden bu modelin başarısı, büyüme hızından çok, marka bütünlüğünü koruyabilme becerisine bağlı.

Fiziksel Mağaza Ortadan Kalkmıyor, Değişiyor

Dijital bu kadar güçlenirken fiziksel mağaza ortadan kalkmıyor. Aksine rol değiştiriyor.

Bugün mağaza artık satış noktası değil,
markanın hikâyesini deneyimleten bir alan.

Özellikle miras markalar için bu büyük bir avantaj. Çünkü geçmişten gelen hikâye, doğru kurgulandığında fiziksel alanda güçlü bir deneyime dönüşebiliyor.

Marka Sahipliği Değil, Marka Kurgusu

Authentic Brands modeli bize şunu söylüyor:

Artık mesele markaya sahip olmak değil.
Markayı doğru kurgulamak.

Operasyonu küçültüp, etkiyi büyüten bu yapı; önümüzdeki dönemde yalnızca moda değil, farklı perakende kategorilerinde de daha fazla karşımıza çıkacak.

Ve en kritik fark şu:
Kazanan markalar, en çok üretenler değil; en doğru sistemi kuranlar olacak.

Mango, Home ile Büyümenin Yönünü Değiştiriyor: Ev Kategorisi Artık Merkezde

İspanyol moda devi Mango, ev ve yaşam kategorisinde büyümeyi stratejik bir odak haline getirerek 2026 yılına kadar İspanya’da en az altı yeni mağaza açmayı planlıyor. Şirket, Mango Home markası üzerinden fiziksel perakende ağını genişletirken, ev ürünleri segmentini yalnızca yan bir kategori olmaktan çıkarıp büyümenin merkezine yerleştiriyor. Toni Ruiz liderliğinde şekillenen bu yeni dönem, markanın perakende tarafında daha agresif bir genişleme stratejisine geçtiğini gösteriyor.

Mango Home ile Fiziksel Perakendede Yeni Açılım

2021 yılında kurulan Mango Home, kısa sürede İspanya’da güçlü bir mağaza ağı oluşturdu. Barselona, Zaragoza ve Madrid gibi büyük şehirlerde yer alan mağazalara ek olarak, Granada’daki yeni açılışla birlikte marka fiziksel varlığını daha da genişletti. Nevada alışveriş merkezinde açılan 280 metrekarelik yeni mağaza, 12 kişilik ekibiyle bölgedeki operasyonlarını güçlendirirken, Endülüs’teki mevcut varlığı da destekliyor.

Şirketin büyüme planı oldukça kapsamlı ilerliyor. Bilbao ve Valencia’da yeni mağazalar açılması, Madrid’de Majadahonda ve San Sebastián de los Reyes bölgelerinde yeni satış noktaları ve Zaragoza’da ikinci bir mağaza planlanıyor. Bu adımlar, Mango Home’un İspanya genelinde daha yaygın ve erişilebilir bir perakende ağı kurma hedefinin parçası olarak görülüyor.

Küresel Yayılım, Finansal Güçlenme ve Yeni Ürün Kategorileri

img 3020

Mango Home, fiziksel mağaza büyümesini ağırlıklı olarak İspanya’da sürdürürken, uluslararası pazarda e-ticaret kanalıyla 34 ülkede faaliyet gösteriyor. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere dijital satış ağı üzerinden büyümesini sürdüren marka, global erişimini fiziksel genişlemeden bağımsız şekilde güçlendiriyor.

Şirket, büyüme stratejisinin bir parçası olarak ev ürünleri yelpazesini de genişletiyor. Aydınlatma, kokular ve çocuk koleksiyonları gibi yeni kategoriler portföye eklenerek Mango Home’un yaşam tarzı markası kimliği daha da belirgin hale getiriliyor.

Finansal tarafta ise Mango güçlü bir performans sergiledi. Şirket 2025 yılını 3,767 milyar euro satışla tamamlayarak %12,8 büyüme kaydetti. Aynı dönemde EBITDA 722 milyon euroya yükselirken %13,5 artış gösterdi, net kâr ise 242 milyon euroya çıkarak %10,5 büyüdü. Grup, 2026 yılı için 4 milyar euro satış hedefi belirleyerek bu büyüme ivmesini sürdürmeyi planlıyor.

HUPALUPA STORE, Deneyimi Merkeze Alarak 35+ Mağaza Hedefine İlerliyor

HUPALUPA STORE, İstanbul, Antalya ve Ankara’daki yeni açılışlarla mağaza sayısını artırarak 2026 sonu için belirlediği 35’in üzerinde mağaza hedefi doğrultusunda büyümesini sürdürüyor. Marka, halihazırda 5 şehirde 15 mağazayla faaliyet gösterirken, yeni açılışlarla birlikte fiziksel ağını genişletmeye devam ediyor.

hupalupa store, deneyimi merkeze alarak 35+ mağaza hedefine i̇lerliyor

Türkiye’de çocuklara yönelik güvenli ve nitelikli sosyal alanlara duyulan ihtiyaç artarken, perakende tarafında da bu beklentiye paralel bir dönüşüm yaşanıyor. HUPALUPA STORE, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda gerçekleştirdiği mağaza açılışlarıyla bu alandaki konumunu güçlendiren markalar arasında yer alıyor.

Deneyim Odaklı Perakende Yaklaşımı

HUPALUPA STORE, eğlenceyi alışveriş deneyimiyle birleştiren mağaza kurgusuyla öne çıkıyor. Oyuncak koleksiyonları, çocuklara özel aksesuarlar, yabancı dilde çocuk kitapları, kırtasiye ürünleri ve lisanslı konsept ürünlerden oluşan geniş ürün seçkisiyle marka, keşif ve deneyim odaklı bir mağazacılık yaklaşımı benimsiyor.

Bu yapı, mağazaları yalnızca ürün sunulan alanlar olmaktan çıkararak, çocukların zaman geçirdiği ve etkileşime girdiği bir deneyim alanına dönüştürüyor.

23 Nisan Açılışları Deneyime Dönüştü

23 Nisan’a özel olarak kurgulanan açılış etkinlikleri kapsamında mağazalar, gün boyu çocukların aktif katılım gösterdiği alanlara dönüştü. Bando gösterileri, yüz boyama aktiviteleri ve çeşitli etkinliklerle mağaza deneyimi desteklenirken, çocuklar farklı ürün gruplarını deneyimleyebilecekleri bir ortamla karşılaştı.

Yeni Açılışlarla Genişleyen Mağaza Ağı

İstanbul Bağdat Caddesi’ndeki ikinci mağazanın yanı sıra Maltepe Park, Mall of Antalya ve Ankara Alacaatlı’da açılan yeni mağazalar, markanın büyüme planının önemli adımlarını oluşturuyor.

HUPALUPA STORE, deneyim odaklı mağazacılık yaklaşımını Türkiye genelinde yaygınlaştırmayı hedeflerken, 2026 sonuna kadar 35’in üzerinde mağazaya ulaşma planını sürdürmeye devam ediyor.

Swarovski 2025’i Güçlü Performansla Tamamladı

Zorlu piyasa koşullarına rağmen Swarovski, 2025 yılında organik büyüme, kârlılık ve nakit akışında iyileşme sağlayarak yılı güçlü bir performansla kapattı. Marka çekiciliğinde ulaşılan yüksek seviyeler ve son yıllarda yürütülen dönüşüm programındaki istikrarlı ilerleme, şirketin değer yaratım sürecini destekleyen temel unsurlar arasında yer aldı.

Aile şirketi olan Swarovski Crystal Business, 31 Aralık 2025’te sona eren mali yıla ilişkin finansal sonuçlarını bu çerçevede açıkladı.

Finansal Göstergelerde Dengeli Büyüme

Şirket, 2025 yılında bir önceki yıla göre %6 organik büyüme kaydederek gelirlerini 1,969 milyon Euro’ya çıkardı. Bu artış, %9 benzer mağaza satış (L4L) büyümesiyle desteklenirken, en büyük 10 pazarın 9’unda pozitif performans görüldü.

Tüm bölgelerde ve satış kanallarında yıllık bazda artış sağlanırken, özellikle Kuzey Amerika ve doğrudan işletilen kanallar büyümeye öncülük etti. Mücevher odaklı B2C segmenti genel pazarın üzerinde bir performans sergilemeye devam ederken, B2B tarafında ticari planlar güncellendi ve üretim kapasitesine yönelik optimizasyon adımları atıldı.

ceo

Operasyonel tarafta ise EBITDA %12 artış gösterirken, nakit dönüşümünde de iyileşme sağlandı. 2025 yılı ayrıca, şirketin dönüşüm planının uygulanmasında önemli bir eşik olarak öne çıktı. Aile hissedarlık yapısına ilişkin yeni anlaşma ile daha entegre bir küresel yapı oluşturulurken kurumsal yönetim tarafı da güçlendirildi.

Küresel Görünürlük ve 2026 Beklentileri

CEO Alexis Nasard, 2025 yılına ilişkin değerlendirmesinde, gelir artışı, kârlılık ve nakit üretiminde sağlanan ilerlemeye dikkat çekerken, uygulanan stratejinin planlandığı şekilde ilerlediğini ifade etti.

Yıl boyunca gerçekleştirilen “130 Years of Joy” kutlamaları, markanın küresel görünürlüğünü artıran önemli başlıklar arasında yer aldı. Ariana Grande’nin global marka elçisi olarak duyurulması da bu dönemde öne çıkan gelişmelerden biri oldu.

2026 yılına girerken, jeopolitik belirsizlikler ve zayıf tüketici güveni nedeniyle faaliyet ortamının zorlu seyrini sürdürmesi bekleniyor. Buna karşın şirket, uzun vadeli değer yaratımı ve mevcut stratejik plan doğrultusunda ilerlemeye devam edeceğini belirtiyor.

Dünyanın İlk Yapay Zeka Mağaza Yöneticisi ile Tanışın

Hız, Verimlilik ve “Mantıkla” Yönetilen Bir Mağaza

San Francisco merkezli Andon Labs, perakendenin geleceğini test etmek amacıyla dikkat çekici bir deneye imza attı. Şirket, tamamen yapay zekâ tarafından yönetilen bir mağaza kurarak bu alandaki potansiyel avantajları ve riskleri gerçek koşullarda gözlemlemeyi hedefledi.

Anthropic tarafından geliştirilen Claude Sonnet 4.6 modeliyle çalışan “Luna” adlı yapay zekâ ajanına 100.000 dolarlık bir bütçe verildi ve bir mağaza açıp kâr etmesi istendi. Luna bu süreçte konsepti belirledi, fiyatlandırmayı yaptı, envanteri oluşturdu ve personel alımını yönetti. Ortaya çıkan “Andon Market”, kitaplardan mumlara, giyim ürünlerinden çeşitli hediyelik eşyalara uzanan bir seçki sundu.

Mağazanın ürün gamında Nick Bostrom’un Superintelligence ve Aldous Huxley’in Brave New World gibi eserlerinin yer alması, yapay zekâ temalı konsepti güçlendiren detaylardan biri oldu. Luna’nın yaklaşımı ise “veri ve mantık” temelli; yani estetik sezgiden çok kolektif insan tercihlerini analiz eden bir sistem söz konusu.

Operasyonel açıdan bakıldığında hız en belirgin avantaj olarak öne çıkıyor. Luna’nın dakikalar içinde iş ilanları oluşturup yayınlayabilmesi ve süreçleri eş zamanlı yönetebilmesi, yapay zekânın verimlilik tarafındaki gücünü net biçimde ortaya koyuyor. Kendi ifadesiyle Luna, insanüstü bir hızla çalışarak tüm süreçleri proaktif şekilde yönetebiliyor.

İnsan Faktörü: Eksikler, Etik Sorular ve Beklenmedik Hatalar

Ancak işin insan boyutuna gelindiğinde tablo daha karmaşık bir hal alıyor. Özellikle işe alım süreçlerinde Luna’nın kararları, yapay zekânın sınırlamalarını görünür kıldı. Deneyimsiz adayları hızlıca elemesi ve potansiyeli yüksek adayları göz ardı etmesi, sistemin bağlamsal değerlendirme konusunda hâlâ zayıf olduğunu gösterdi. Görüşmelerin kısa sürmesi ve iletişim dengesinin kurulamaması da dikkat çeken diğer unsurlar arasında yer aldı.

dünyanın i̇lk yapay zeka mağaza yöneticisi ile tanışın

Etik açıdan ise Luna’nın adaylara açıkça bir yapay zekâ olduğunu belirtmemesi tartışma yarattı. Bu tercih, aday deneyimi ve şeffaflık konusunda önemli soru işaretlerini beraberinde getirdi. Operasyonel süreçlerde de benzer şekilde aksaklıklar yaşandı; planlama hataları, mağazada bulunmayan ürünlerin varmış gibi sunulması ve fiziksel dünyaya dair bazı gerçeklerin göz ardı edilmesi bu eksikliklerin başlıcaları oldu.

Buna rağmen Luna’nın tamamen başarısız olduğu söylenemez. Tedarikçilerle pazarlık yapabilmesi, yerel iş birlikleri kurması, iletişim süreçlerini yönetmesi ve çalışan davranışlarına göre kuralları güncelleyebilmesi, sistemin öğrenme ve uyum sağlama kapasitesini ortaya koyuyor.

Perakendenin Geleceği: Yönetici Koltuğunda Artık Yapay Zekâ mı Var?

Andon Labs’ın bu deneyi, yalnızca teknolojik bir gösterim olmanın ötesine geçerek iş dünyasının geleceğine dair daha büyük bir tartışmayı gündeme taşıyor. Şirketin yaklaşımına göre yapay zekâ yalnızca operasyonel işleri değil, yönetim katmanını da dönüştürebilecek bir noktaya ilerliyor.

Bu da alışılmış iş modeli içinde önemli bir kırılmaya işaret ediyor. İnsanların çalıştığı ancak yapay zekâların yönettiği bir yapı, verimlilik açısından cazip görünse de kontrol, etik ve karar alma süreçleri açısından yeni soruları beraberinde getiriyor.

Sonuç olarak Luna deneyimi, yapay zekânın perakendede ne kadar ileri gidebileceğini gösterirken, aynı zamanda bu dönüşümün sınırlarının ve risklerinin de henüz tam olarak çizilmediğini ortaya koyuyor. Gelecek daha hızlı ve verimli olabilir, ancak bu hızın bedelinin ne olacağı sorusu şimdiden tartışılmaya başlanmış durumda.

Mango Türkiye’de Büyümeyi Hızlandırıyor: 10 Yeni Mağaza ve Yenilenen Deneyim

1997 yılında Türkiye pazarına giren ve 2025 yılını 70’in üzerinde satış noktası ile tamamlayan Mango, 2026 yılı için planladığı 10 yeni mağaza ile Türkiye’deki varlığını güçlendiriyor. İstanbul ve Ankara’da yoğunlaşan genişleme planı, mağaza içi deneyimi geliştirmek amacıyla 5 satış noktasının yenilenmesini de kapsıyor. Mango’nun 2024–2026 4E Stratejik Planı’nın bir parçasını oluşturan Türkiye’deki bu genişleme ile şirket, farklılaşan değer önerisini ortaya koyarak, mevcut mağaza ağında ve online kanalında güçlü bir büyüme ve satış artışı sağlamayı hedefliyor.

mango türkiye’de büyümeyi hızlandırıyor: 10 yeni mağaza ve yenilenen deneyim

Önde gelen uluslararası moda markalarından Mango, 2026 yılında açmayı planladığı 10 yeni satış noktası ile Türkiye’deki büyümesini sürdürerek yıl sonunda mağaza sayısını 80’e çıkarmayı hedefliyor. Bu hedef, Mango’nun Türkiye’de 6 yeni mağaza açılışı ve 10 renovasyon çalışmasıyla konumunu güçlendirdiği ve cirosunda yaklaşık %20 büyüme kaydettiği güçlü 2025 performansının devamı niteliğini taşıyor.

2026 yılındaki büyüme planı ağırlıklı olarak İstanbul ve Ankara’da yoğunlaşırken, Kadın, Erkek ve Çocuk koleksiyonlarını kapsıyor. Bu koleksiyonlar, Mango’nun Barselona’daki atölyesinde 500 kişilik bir ekip tarafından tasarlanan giyim, ayakkabı ve aksesuar ürünlerinden oluşuyor.

Mango, mağaza içi deneyimi geliştirmeye yönelik devam eden yenileme çalışmalarını da sürdürüyor. Şirket, yıl sonuna kadar, yakın zamanda Antalya TerraCity Alışveriş Merkezi’ndeki mağazasında gerçekleştirdiği renovasyonu takiben, markanın ruhunu ve dinamizmini yansıtan New Med tasarım konsepti doğrultusunda önemli lokasyonlarda 5 yenileme gerçekleştirmeyi hedefliyor. Markanın Akdeniz mirası ve kültüründen ilham alan bu iç mekân tasarımında sürdürülebilirlik ve mimari entegrasyon ön planda yer alırken, Mango mağazaları farklı alanlardan oluşan bir Akdeniz evi konsepti olarak kurgulanıyor. Mağaza içi alanlarda sıcak tonlar ve nötr renkler; geleneksel, el işçiliği, sürdürülebilir ve doğal malzemelerle bir araya geliyor.

Türkiye’deki bu genişleme planı, Mango’nun 2024–2026 4E Stratejik Planı’nın bir parçasını oluşturuyor ve şirketin farklılaşan değer önerisini güçlendirirken, hem fiziksel mağazalar hem de online kanallar aracılığıyla büyümeyi hızlandırmayı hedefliyor.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Mango EMANI, Türkiye ve Asya Uluslararası Perakende Direktörü Hüseyin Gölçük, Türkiye’nin Mango’nun kilit pazarları arasında yer aldığını belirterek şunları söyledi: “Türkiye’de ilk mağazamızı yaklaşık otuz yıl önce açtık ve yıllar içinde müşterilerimizle güçlü bir bağ kurduk. 2026 yılındaki yeni mağaza yatırımlarımız, Akdeniz’den ilham alan koleksiyonlarımızı müşterilerimize daha da yakınlaştırırken, Türkiye’ye olan güvenimizin ve pazara yönelik uzun vadeli taahhüdümüzün açık bir göstergesini oluşturuyor.”

1997 yılında Türkiye’ye giriş yapan Mango, 2025 yılı sonunda 70’in üzerinde satış noktasına ulaşırken, kendi online kanalı ve diğer pazaryerleri aracılığıyla da güçlü bir dijital varlık oluşturdu.

Perakendede Çalışan Deneyimi: Gözalan’da Mağaza Çalışanları için Dikkat Çeken Uygulamalar

Perakende sektöründe mağaza çalışanlarının çalışma koşulları son yıllarda daha sık gündeme geliyor. Uzun çalışma saatleri, hafta sonu yoğunluğu ve operasyonel tempo, mağaza tarafını sektörün en zor alanlarından biri haline getiriyor. Bu nedenle çalışan deneyimine yönelik uygulamalar, markalar için yalnızca bir yan konu değil, işveren markasının belirleyici unsurlarından biri haline geliyor.

perakendede çalışan deneyimi: gözalan’da mağaza çalışanları için dikkat çeken uygulamalar
perakendede çalışan deneyimi: gözalan’da mağaza çalışanları için dikkat çeken uygulamalar 13

Columbia, Sorel, Mountain Hardwear ve Sebago gibi dünyaca ünlü markaların Türkiye temsilciliğini üstlenen Gözalan, The Moose Bay çatısı altında outdoor kategorisinin güçlü markalarını bir araya getiriyor. Şirket, yalnızca marka portföyüyle değil, çalışan deneyimine verdiği önemle de perakende sektörü içinde dikkat çeken bir yaklaşım ortaya koyuyor.

Gözalan’ın mağaza pozisyonları için sunduğu uygulamalar, çalışan memnuniyeti ve bağlılığını odağa alan bir yapı sunuyor. Perakende sektöründe çalışma koşullarının sıkça tartışıldığı bir dönemde, sunulan haklar bu açıdan ayrı bir önem taşıyor.

Şirketin mağaza çalışanlarına sunduğu haklar arasında:

  • Haftada 2 gün izin (off)
  • “Arkadaşını Öner” uygulamasıyla ek prim
  • Yabancı dil primi
  • Ürünlerde çalışanlara özel personel indirimi
  • Doğum günü hediye çeki
  • 30 gün babalık izni
  • “İyi ki Doğdun” izni (ilgili ay içinde)
  • Evlilik izni (7 gün)
  • Yas izni (7 gün)
  • Mazeret izinleri (farklı özel durumlar için)
  • “Gözalan Akademi” ile eğitim ve gelişim imkânı

yer alıyor.

Bu yaklaşım, perakendede çalışan deneyiminin giderek daha fazla stratejik bir başlık olarak ele alındığını gösteriyor.