Ana Sayfa Blog Sayfa 80

Octopus: Fiziksel Mağazaları Yeni Nesil Medya Platformuna Dönüştürüyor

Perakende dünyasında mağaza içi temas noktaları uzun süre yalnızca görünürlük sağlayan alanlar olarak değerlendirildi. Ancak bugün bu alanlar, veriyle ölçülebilen ve doğrudan satışa etki eden yeni bir medya katmanına dönüşüyor.

Bu dönüşümün merkezinde yer alan Octopus, fiziksel mağazaları yalnızca satış noktası değil; aynı zamanda aktif bir iletişim ve gelir platformu olarak yeniden konumlandırıyor.

Bi’Sektör Dergi İlkbahar 2026 sayısında, mağaza içi ekranların nasıl birer medya ağına dönüştüğünü, perakendeciler için yarattığı yeni değer alanlarını ve Octopus’un bu dönüşümdeki rolünü Octopus CEO’su Emre Yıldız ile konuştuk.

Octopus bugün perakendecilere ne sunuyor?

octopus: fiziksel mağazaları yeni nesil medya platformuna dönüştürüyor

Octopus bir ekran yönetim sisteminden çok daha fazlası. Fiziksel mağazaları ve ekranlarını veriyle ölçülebilen, yönetilebilen ve gelir üreten platformlara dönüştüren bir yapı. Retail tech ile adtech’i, birçok farklı teknolojiyi tek bir ekosistem altında birleştirerek gerçek anlamda buluşturan nadir yapılardan biriyiz.

Perakendede uzun süredir eksik olan şey, mağaza içindeki temas noktalarının ölçülememesi ve yönetilememesiydi. Bugün sosyal medyada en kritik metriklerden biri olan etkileşimi, artık mağaza içi ekranlarda da ölçebiliyoruz. Aslında mağazaları Instagram gibi düşünebiliriz; ama fiziksel dünyada. İçerik sadece gösterilmez, performansı ölçülür, etkileşim yaratır ve yönetilir. Aynı zamanda müşteriye sadece bir ekran değil, gerçek bir deneyim sunuyoruz. Biz bu alanı dijitalin mantığıyla yeniden kurduk.

Bugün Octopus ile mağaza içi ekranlar sadece içerik göstermez; veriyle çalışan, sürekli optimize edilen ve doğrudan satışa etki eden birer mecra haline gelir. En kritik fark ise lokasyon bazlı hedefleme. Çünkü her mağaza aynı müşteri kitlesine ait değildir ve biz her lokasyona göre pazarlama stratejisini optimize edebiliyoruz.

Bu dönüşüm perakendeciler için ne anlama geliyor?

Çok net bir kırılım var: ekran artık atıl bir alan değil, veri, deneyim ve gelir üreten bir varlık. “Retail media” dijitalde nasıl büyüdüyse, şimdi fiziksel dünyada gerçek karşılığını buluyor. Çünkü mağaza içi, müşterinin en yakın olduğu ve karar verdiği an.

Octopus sayesinde mağaza içi iletişim ilk kez gerçekten ölçülebilir hale geliyor. Artık perakendeciler sadece içerik yayınlamıyor; hangi içeriğin ne kadar etkileşim yarattığını ve satışa nasıl döndüğünü net bir şekilde görebiliyor. Bu da mağazayı sadece satış yapılan bir alan olmaktan çıkarıp aktif olarak çalışan bir pazarlama ve medya kanalına dönüştürüyor, aynı dijital pazarlama gibi.

OctoAds ile mağaza içi ekranları bir medya ağına dönüştürdünüz. Bu yapıyı nasıl konumlandırıyorsunuz?

OctoAds’i bugün Türkiye’nin en büyük yerel dijital medya mecralarından biri olarak konumlandırıyoruz. En önemli farkımız ise yalnızca görsel değil, aynı zamanda sesli bir mecra olmamız. 36 şehirde 15 bin ekrandan bahsediyoruz. Buna eklenen zincir kahve markaları, 32 ülkede havaalanı özel lounge’ları eklenince benzersiz bir network olarak hayat bulduk.

Dijitalde yıllardır konuşulan hedefleme, ölçümleme ve optimizasyon kabiliyetlerini fiziksel dünyaya taşıyoruz. Bu da Octopus’u sadece bir teknoloji şirketi değil, aynı zamanda yeni nesil bir medya platformu haline getiriyor.

OctoAI modülleriyle birlikte nasıl bir değişim başladı?

OctoAI ile birlikte Octopus yeni bir faza geçti. Artık sadece veriyi toplayan değil, bu veriyi yorumlayan ve aksiyon öneren bir sistemiz.

Technical, Marketing, Design ve Sales modülleri sayesinde operasyonel verimlilikten içerik üretimine, kampanya performansından satış etkisine kadar tüm süreçler akıllı hale geliyor.

Perakendeciler için en büyük kazanım şu: artık sezgiyle değil, veriyle ve yapay zekâ destekli içgörülerle karar alabiliyorlar.

2025 yılı sizin için ve sektör için nasıl geçti?

Bizim için harikaydı, 5 milyon dolar ciroyu aştık, pazarın büyük bir kısmında yer alıyoruz. Hem kahve zincirlerinde hem de perakende markalarında en büyük pazar sahibi Octopus. Özellikle OctoAds network’ünü açarak bu noktada benzersiz bir duruma geldik.

Önümüzdeki dönem için öncelikleriniz neler?

Önümüzdeki dönemde üç ana odağımız var: yapay zekâ, global büyüme ve OctoAds medya ağını genişletmek.

Uluslararası tarafta stratejimizi yeniden şekillendirdik. Yakın coğrafyalar doğrudan odağımızda. Doğu Avrupa pazarına ilk günden beri ilgiliydik ve bu kapsamda Romanya’da iki büyük AVM ile anlaşmamızı yaptık ve aktif olarak operasyonlara başlıyoruz.

Uzun vadede hedefimiz ise çok net: fiziksel dünyayı dijital kadar ölçülebilir ve yönetilebilir hale getiren global bir platform olmak.

Besler’de Üst Düzey Atamalar

Dondurulmuş gıda ve konserve kategorisinde SuperFresh, donuk fırıncılıkta DFU, yağ kategorisinde Bizim Yağ, Terem, Luna, Yayla, Sabah ve Halk, sürülebilir peynir kategorisinde Ülker Sürmix markalarını bünyesinde barındıran Besler, organizasyon yapısını yeniden şekillendirdiğini aktardı. ‘Tek ve Güçlü Bir Besler’ vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen yeni yapılanma ile şirket, lider markalarını, operasyonlarını ve merkezi fonksiyonlarını daha entegre, çevik ve verimli bir yapıda bir araya getirirken; bu dönüşümü destekleyecek liderlik kadrosunda da önemli atamalar gerçekleştirdi.

Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı ve Besler CEO’su Mert Altınkılınç konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Besler olarak, gıda sektöründe geniş kategori çeşitliliğimiz, yenilikçi ürünlerimiz ve güçlü markalarımızla hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda değer üretiyoruz. Dinamik iş modelimiz, nitelikli insan kaynağımız, yüksek üretim kapasitemiz, inovasyon gücümüz ve sürdürülebilir tedarik zincirimiz sayesinde rekabet avantajımızı güçlendiriyoruz. Bu kapsamda yeni organizasyon yapımız ve güçlenen liderlik ekibimizle; inovasyon, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odağında büyüme stratejimizi kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.

“Besler’de Chief Marketing Officer (CMO) olarak görev yapan Gülizar Öcal Doğan, Besler İş Birimleri Pazarlama, İletişim ve Sürdürülebilirlik’ten Sorumlu Başkan Yardımcısı (Chief Marketing, Communications & Sustainability Officer) oldu. Doğan, markalaşma, inovasyon, dijital iletişim ve sürdürülebilirlik alanlarındaki birikimiyle Besler’in marka gücünü ve kurumsal itibarını daha da ileri taşıyacak.

“Besler’de CFO olarak görev yapan Ufuk Kasar, Mali İşler ve Bilgi Teknolojilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı (Chief Financial & Information Officer) görevine getirildi. Kasar, finansal planlama, raporlama, nakit akışı, maliyet yönetimi ve kurumsal dönüşüm alanlarındaki tecrübesiyle Besler’in finansal ve teknolojik altyapısının güçlendirilmesine katkı sunacak.

“Besler’de Chief Operating Officer (COO) olarak görev yapan Özhan Nuri Özesenli, Satınalma ve Tedarik Zincirinden Sorumlu Başkan Yardımcısı (Chief Procurement & Supply Chain Officer) olarak atandı. Özesenli, tedarik zinciri optimizasyonu, planlama, lojistik ve operasyonel mükemmellik alanlarında Besler’in entegre yapısını destekleyecek.

“Besler’de İnsan Kaynakları Direktörü olarak görev yapan Hamide Güven Şen, Besler İş Birimleri İnsan Kaynakları süreçlerinden sorumlu Chief Human Resources Officer (CHRO) olarak atandı. İnsan kaynakları alanındaki dönüşüm, organizasyonel gelişim ve yetenek yönetimi deneyimiyle öne çıkan Şen, Besler’in insan ve kültür yapılanmasına liderlik edecek.

“Donuk Fırıncılık Ürünleri (DFU) Genel Müdürü olarak görev yapan Ilgın Hasırcıoğlu, Yağ İş Birimi ve Dondurulmuş Gıda ihracat süreçlerinden sorumlu Dış Ticaret Genel Müdürü olarak atandı. Hasırcıoğlu, ihracat operasyonları ve uluslararası ticaret alanındaki deneyimiyle Besler’in küresel pazarlardaki etkinliğini artıracak.

“Besler Yağ İş Birimi’nde Satış ve Ticari Pazarlama Direktörü olarak görev yapan Ali Ertuğrul Yemiş, Yağ İş Birimi’nde perakende, EDT ve endüstriyel gruplardan sorumlu Satış Genel Müdürü (Chief Commercial Officer – Edible Fats & Oil) görevine getirildi. Yemiş’in satış organizasyonu, kanal yapılanması ve ticari büyüme alanlarındaki deneyiminin şirketin ticari performansına katkı sağlaması hedefleniyor.

“Besler’de Dondurulmuş Gıda Ürünleri İşletmeler Direktörü olarak görev yapan Murat Ardahanlı, Dondurulmuş Gıda İş Birimi İşletmeler Genel Müdürü oldu. Ardahanlı, mevcut sorumluluklarına ek olarak üretim süreçleri, verimlilik ve operasyonel performans alanlarında katkı sağlamaya devam edecek.

 “Besler, yeni organizasyon yapısı ve güçlenen liderlik ekibiyle; faaliyet gösterdiği kategorilerde sürdürülebilir büyümesini desteklemeyi, operasyonel yetkinliklerini daha da ileri taşımayı ve iç pazarda olduğu kadar uluslararası pazarlarda da rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.”

Galatasaray’dan Yeni Gelir Hamlesi: “Cafe il Gala” ile 500 Şube Hedefi

Galatasaray Spor Kulübü’nün Yıllık Olağan Bütçe Toplantısı, Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantıda kulübün mali durumu ve gelecek planları ele alınırken, Başkan Dursun Özbek dikkat çeken yeni bir projeyi kamuoyuyla paylaştı.

5 Yılda 500 Şube Hedefi

galatasaray’dan yeni gelir hamlesi: “cafe il gala” ile 500 şube hedefi

Özbek, kulübün ticari faaliyetlerini büyütmek amacıyla “Cafe il Gala” adıyla bir kahve zinciri kuracaklarını açıkladı. Projenin yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmayacağını belirten Özbek, yurt dışına açılma planlarının da bulunduğunu ifade etti. Hedef ise 5 yıl içinde toplam 500 şubeye ulaşmak.

İlk Adım Bu Yıl Atılıyor

Yeni girişimin franchise modeliyle yaygınlaştırılması planlanıyor. İlk etapta yıl sonuna kadar 10 şubenin açılması hedefleniyor. Bu yapı ile kulübün marka gücünün farklı bir alana taşınması ve düzenli gelir yaratabilecek yeni bir ticari kanal oluşturulması amaçlanıyor.

UEFA Geliri 60 Milyon Euroyu Buldu

Toplantıda kulübün mali performansına da değinildi. Özbek, UEFA organizasyonlarında elde edilen gelirlerin kulübe önemli katkı sağladığını belirterek, bu sezon yaklaşık 60 milyon euro gelir elde edildiğini açıkladı. Bu rakamın kulüp tarihindeki en yüksek Avrupa geliri olduğu ifade edildi.

Yeni Gelir Arayışları Devam Ediyor

cafeilgala 2

Başkan Özbek, sportif başarının devam etmesi durumunda Avrupa gelirlerinin korunabileceğini ifade ederken, yayın gelirlerinin beklentilerin altında kaldığını belirtti. Bu nedenle kulübün, uluslararası alanda yeni gelir kaynakları oluşturmak için çalışmalarını sürdürdüğü vurgulandı.

Spor Kulüplerinde Yeni Dönem: Marka Gücünü Ticarete Taşımak

Galatasaray’ın bu hamlesi, spor kulüplerinin yalnızca sportif başarıya dayalı gelir modelinin ötesine geçmeye çalıştığını gösteriyor. Marka gücünü perakende ve hizmet alanlarına taşıyan yapılar, kulüpler için daha sürdürülebilir ve çeşitlendirilmiş gelir kaynakları oluşturma hedefiyle öne çıkıyor.

“Cafe il Gala” projesi, bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.

LIVAD, POSSIBLE 2026’da Sahneye Çıkıyor: ABD Açılımı Başladı

Livestream ve creator-led medya alanında faaliyet gösteren LIVAD, global büyüme sürecinde önemli bir adım atarak ABD pazarına girişini sektörün en önemli etkinliklerinden biri olan POSSIBLE 2026 ile birlikte gerçekleştiriyor.

27–29 Nisan 2026 tarihleri arasında Miami’de düzenlenecek POSSIBLE; pazarlama, medya ve teknoloji dünyasının önde gelen markalarını, ajanslarını ve liderlerini bir araya getiren global bir platform olarak öne çıkıyor.

LIVAD, bu yıl POSSIBLE kapsamında düzenlenen Brand Challenge’da finalist olarak seçildi. Şirketin CEO’su Arda Genç, etkinlik kapsamında Innovation Stage’de LIVAD’in çözümlerini global medya liderlerine sunmaya hazırlanıyor.

Şirketin ABD büyüme stratejisini yönetmek üzere Sibel Ülkü, VP of Strategic Partnerships (US) rolüne başladı. Ülkü, bu görevinde LIVAD’ın ABD’de marka ve ajans iş birliklerini büyütmeye ve şirketin global büyümesini hızlandırmaya odaklanacak.

LIVAD, halihazırda Güney Amerika, EMEA ve MENA bölgelerinde global markalar ve önde gelen ajans gruplarıyla aktif olarak çalışırken, ABD pazarıyla birlikte büyümesini yeni bir faza taşıyor.

POSSIBLE 2026’daki finalistlik ve sahne katılımı, LIVAD’ın global ölçekte büyüme hedeflerinin önemli bir göstergesi olurken, şirketin livestream ve creator-led medya alanındaki konumunu da güçlendiriyor.

Kivo Katkılarıyla Haftanın Mağaza Açılışları 20 – 24 Nisan]

kivo banner
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları 20 – 24 nisan] 15

Nisan ayının sonu ile birlikte, yaz dönemi ve sezon geçiş hazırlıkları da sektörde hız kesmeden başladı. Bayram alışverişinin sektöre kattığı canlılık, Mayıs sonundaki ikinci bayram alışverişi döneminde de sektörün ilk yarısının beklentilerini biraz olsun rahatlatacak gibi görünüyor. Mağaza açılışları tarafında ise aynı hareketlilik gözlemleniyor.

Her hafta sektörden gelen bildirimlerle derlediğimiz Haftanın Mağaza Açılışları serimizin yeni sayısı ile sizlerleyiz.

İşte bu haftanın gerçekleşen mağaza açılışları

Sephora – Meydan İstanbul AVM

sephora magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları 20 – 24 nisan] 16

Sephora, Meydan İstanbul mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın Türkiye’deki 44. mağazasını oluşturuyor.

Evidea – Kuşadası Pirada Cadde

evidea magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları 20 – 24 nisan] 17

Evidea, Kuşadası Pirada Cadde mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

MR. DIY – Prime Mall

mrdiy magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları 20 – 24 nisan] 18

MR. DIY, Gaziantep Prime Mall mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın 186. mağazasını oluşturuyor.

Koçtaş – Movapark AVM

koctas magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları 20 – 24 nisan] 19

Koçtaş, Mardin Movapark AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, deneyim mağazası olarak yenilenerek hizmete açıldı.

Decathlon – Forum Ankara

decathlon magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları 20 – 24 nisan] 20

Decathlon, Forum Ankara mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın Türkiye’deki 53. mağazasını oluşturuyor.

İpekyol – Antalya Migros

ipekyolmagaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları 20 – 24 nisan] 21

İpekyol, Antalya Migros mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, yenilenen konseptiyle hizmete açıldı.

Panço – Vadistanbul

panco magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları 20 – 24 nisan] 22

Panço, Vadistanbul mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Armağan Oyuncak – Tekira AVM

armagan magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları 20 – 24 nisan] 23

Armağan Oyuncak, Tekirdağ Tekira AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Manuka – Bursa Kent Meydanı AVM

manuka magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları 20 – 24 nisan] 24

Manuka, Bursa Kent Meydanı AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın 14. mağazasını oluşturuyor.

aDL – MarkAntalya AVM

adl magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları 20 – 24 nisan] 25

aDL, MarkAntalya AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, yenilenen konseptiyle hizmete açıldı.

Tchibo, TEGV ve Migros İş Birliğiyle 3.000 Çocuğa Destek Sağlıyor

Tchibo Türkiye, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) ve Migros, çocukların eğitimine katkı sunmayı amaçlayan yeni bir sosyal sorumluluk projesini duyurdu. “Güzel hikayeler çekirdekten başlar” yaklaşımıyla kurgulanan proje kapsamında, 3.000 çocuğun nitelikli eğitim programlarına erişimi sağlanacak.

İş birliği kapsamında Migros mağazalarında satışa sunulan Tchibo paketli kahveler, projeye doğrudan katkı sağlayan bir modele dönüştürülüyor. Tüketiciler, satın aldıkları her ürünle çocukların eğitim yolculuğuna destek oluyor.

Projenin lansmanı; Tchibo Türkiye Genel Müdürü Burak Deniz, TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı, Migros Hızlı Tüketim Ürünleri – Gıda Pazarlama Direktörü Caner Yaman ve proje lansmanının dijital elçiliğini üstlenen Ceyda Düvenci’nin katılımıyla gerçekleştirildi.

“Bu proje geleceğimizin taahhüdüdür”

Tchibo’nun “nitelik” ilkesini kahveden toplumsal faydaya taşıyan bu iş birliğine ilişkin konuşan Tchibo Türkiye Genel Müdürü Burak Deniz, projenin toplumsal etkisini şu sözlerle aktardı:

“Tchibo olarak, hayatın küçük anlarına keyif katan kahvemizi, bugün çocuklarımızın geleceğine dokunan kalıcı bir katkıya dönüştürüyoruz. Çekirdek kahve pazarının lideri olarak 20 yılı aşan süredir Türkiye’de sunduğumuz ‘nitelikli kahve’ deneyimini, şimdi çocuklarımızın nitelikli eğitim yolculuğuna taşımanın gururu içindeyiz. Bugün burada sadece bir iş birliğini değil, bir geleceği inşa etme sözünü paylaşıyoruz. Önümüzdeki bir yıl boyunca 3.000 TEGV’li çocuğumuzun eğitimini, herhangi bir satış hedefinden bağımsız olarak, projenin ilk adımından itibaren koşulsuz bir sosyal yatırım olarak taahhüt ediyoruz. Bu rakam bizim için sadece bir sayı değil; çocuklarımızın yıllar sonra gerçekleştireceği hayaller, projemizin gerçek başarı hikayesi olacak. Yarının hikayelerini, bugünden o ilk ‘çekirdekten’ başlayarak birlikte inşa etmeyi amaçlıyoruz.”

“Çocukların geleceğine birlikte umut oluyoruz”

TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı projeye ilişkin olarak şu değerlendirmede bulundu:

“‘Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir’ vizyonumuzla 31 yıldır çocuklarımızın, çağımızın becerileriyle donatılmış; sosyal ve duygusal farkındalığı yüksek, bilim ve teknolojiyle üretken, çevreye duyarlı ve donanımlı bireyler olarak yetişmeleri için çalışıyoruz. Bugüne kadar 3 milyon 350 bin çocuğun hayatında kalıcı bir iz bıraktık. Tchibo ve Migros’un katkılarıyla güçlenen iş birliği sayesinde 3.000 çocuğumuzun daha hayatına dokunabilecek olmanın heyecanını yaşıyoruz. Çocukların potansiyelini ortaya çıkaracak ve başarı hikayelerine dönüşmesine katkı sunacak bu değerli iş birliğinden dolayı çok mutluyuz.”

“Toplum genelinde kalıcı bir etki yaratmayı hedefliyoruz”

Migros Hızlı Tüketim Ürünleri Gıda Pazarlama Direktörü Caner Yaman ise iş birliğine ilişkin şunları söyledi:

“Migros olarak; 77 bin çalışanımız, 23.500 iş ortağımız ve milyonlarca müşterimizle geniş ve güçlü bir ekosisteme sahibiz. Bu ekosistem sayesinde paydaşlarımızla iş birliği içinde fark yaratan ortak projeler hayata geçirerek toplum genelinde kalıcı bir etki yaratmayı hedefliyoruz. Çocuklarımızın gelişimine destek vermek ve onların kendilerini gerçekleştirebilecekleri alanlar açmak, Migros’un fırsat eşitliğine verdiği önemin somut bir yansımasıdır. Eğitim gönüllülüğünün Türkiye’deki en güçlü temsilcilerinden biri olan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı ve kıymetli iş ortağımız Tchibo ile değer yaratan, toplumsal faydayı odağına alan bu projenin bir parçası olmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz.”

Decathlon Türkiye’nin En Hızlısı Finali İstanbul’da Gerçekleşti

Decathlon Türkiye’nin isim sponsorluğunda, Türkiye Atletizm Federasyonu ve BRO’event iş birliğiyle düzenlenen “Decathlon Türkiye’nin En Hızlısı” atletizm yarışlarının Türkiye Finali 21 Nisan 2026 tarihinde İstanbul’da büyük bir coşkuya sahne oldu.  

Decathlon Türkiye’nin çocukları aktif yaşama teşvik ederek kötü alışkanlıklardan uzak tutmak ve daha özgüvenli nesillerin gelişimine katkı sağlamak için hayata geçirdiği “Decathlon Türkiye’nin En Hızlısı” atletizm yarışlarının Türkiye Finali, 21 Nisan’da İstanbul’da gerçekleşti. Okul seçmeleriyle mart ayında başlayan yarışlar, şehir elemeleri ve Diyarbakır, Antalya, İzmir, Eskişehir, Ordu ve İstanbul’da gerçekleştirilen bölge finallerinin ardından gerçekleşen Türkiye Finali ile son buldu.

10-14 yaş aralığındaki 2 milyondan fazla çocuğun katılımıyla Türkiye genelinde 81 ilde düzenlenen bu kapsamlı organizasyon, çocukları spora teşvik ederek hem yeni atletizm yeteneklerinin keşfine hem de spor kültürünün yaygınlaşmasına önemli katkı sağladı.

Büyük Final Heyecanı 23 Nisan Kutlamalarıyla Bütünleşti

decathlon 2

Türkiye Atletizm Federasyon Başkanı Dr. Ahmet Karadağ’ın katılımıyla gerçekleşen “Decathlon Türkiye’nin En Hızlısı” atletizm yarışları Türkiye Finali’nde şampiyonluk heyecanı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında sporun birleştirici ve iyileştirici gücüyle bütünleşti. Bando performansının eşlik ettiği açılış seremonisi ile başlayan etkinlikte, Dünya Şampiyonu ve Milli Atlet Ramil Guliyev de genç sporcularla bir araya geldi.

Etkinlik alanında düzenlenen 3D Madalya Atölyesi ve Uçurtma Atölyesi ile çocuklar yarış deneyimini farklı aktivitelerle sürdürürken, yarı finalde dereceye giren genç sporcuların katıldığı büyük final mücadelesi saat 14.30’da başladı. Finalistlerin kıyasıya ter döktüğü şampiyonluk koşusunda farklı yaş kategorilerinde birincilik elde eden 10 genç sporcu ise şampiyonluk ödülü kapsamında, İtalya’nın Rieti kentinde düzenlenecek olan U18 Avrupa Atletizm Şampiyonası’nı beden eğitimi öğretmenleri eşliğinde izleme ve uluslararası bir spor atmosferini yerinde deneyimleme hakkı kazandı.

Philippe Debray: “Decathlon olarak genç nesilleri aktif yaşam biçimleri konusunda teşvik etmek istiyoruz”

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Decathlon Türkiye CEO’su Philippe Debray: “Decathlon olarak sporu toplumun her kesimine yayma ve genç nesilleri aktif yaşam biçimleri konusunda teşvik etme vizyonumuz doğrultusunda hayata geçirdiğimiz ‘Decathlon Türkiye’nin En Hızlısı’ atletizm yarışlarının bu yıl da çocukların hayatında güçlü bir karşılık bulduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyorum. Bizim için bu proje bir yarıştan çok daha fazlası; çocuklarımızın hayallerinin peşinden özgürce koşmalarına olanak sağlayan, onları spora tutkuyla bağlayarak zararlı alışkanlıklardan uzak tutan ve kendi potansiyellerini keşfetmelerine rehberlik eden bir yolculuk. Ve bu yolculukta, gençlerimizi sporun iyileştirici gücüyle buluşturmayı en önemli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bugün burada, Türkiye’nin dört bir yanından gelen genç sporcularımızın azmine, enerjisine ve hayallerine tanıklık ettik. Finalde dereceye giren 10 çocuğumuzun ve onları keşfeden beden eğitimi öğretmenlerinin İtalya Rieti’de düzenlenecek U18 Avrupa Atletizm Şampiyonası’nı yerinde izleme fırsatı kazanması, onların spor yolculuğunda ilham verici bir adım olacak. Bu yolculuğa katkı sunan Türkiye Atletizm Federasyonu’na, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne, öğretmenlerimize, ailelerimize ve tüm genç sporcularımıza yürekten teşekkür ediyorum” dedi.

A101: Perakende Medyada Erişimi Etkiye Dönüştüren Yeni Model 

Perakende sektörü, fiziksel erişimin ötesine geçerek veri, deneyim ve iletişimi aynı potada buluşturan yeni bir dönüşüm sürecine giriyor.

Bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri ise, ölçeğini yalnızca mağaza sayısıyla değil, temas gücü ve veri altyapısıyla yeniden tanımlayan A101.

Mağaza içi ve dijital kanalların giderek bütünleştiği bu yeni yapıda, perakende medyanın rolü de her geçen gün daha stratejik hale geliyor.

A101 Perakende Medya Genel Müdürü Yeliz Yahşi Bilgiç ile; A101’in dönüşüm yaklaşımını, MEDYA101’in arkasındaki stratejiyi ve perakende medyanın gelecekte üstleneceği rolü Bi’Sektör Dergi İlkbahar 2026 sayısında konuştuk.

A101 son yıllarda yalnızca mağaza sayısıyla değil, müşteri deneyimi, iletişim dili ve veri kullanımı gibi alanlarda da dikkat çeken bir dönüşüm süreci yaşıyor. Siz bu dönüşümü nasıl tanımlarsınız?

Bu dönüşümü bizim açımızdan, sahip olduğumuz fiziksel erişimi daha bütüncül bir değer modeline dönüştürmek olarak tanımlıyorum. A101’in ölçeği zaten çok güçlü ancak bugün asıl farkı yaratan şey, bu ölçeği müşteri deneyimi, veri kullanımı ve yeni nesil temas noktalarıyla birlikte anlamlı hale getirebilmek. Biz bu dönüşüme artık yalnızca mağaza operasyonu açısından bakmıyoruz. Mağazayı, dijital kanalları, sadakat altyapısını ve iletişim dilini birbirini besleyen tek bir yapı olarak ele alıyoruz. Çünkü bugünün perakendesinde büyüklük tek başına yeterli değil önemli olan o büyüklüğü daha akıllı, daha ilgili ve daha ölçülebilir bir sisteme dönüştürebilmek.

medya 101 2

MEDYA101 de bu dönüşümün en somut çıktılarından biri. Perakende medyayı bizim için önemli kılan nokta, mağaza ve dijital temas noktalarını yalnızca görünürlük üreten alanlar olarak değil, markalar için daha stratejik bir etki alanına dönüştürebilmesi. Yani A101’in sahip olduğu erişim artık yalnızca fiziksel yaygınlık anlamına gelmiyor aynı zamanda veriyle desteklenen, planlanabilen ve markalar açısından daha değerli hale gelen bir iletişim gücü anlamına geliyor. Bugün geldiğimiz noktada A101, ölçeğini yalnızca mağaza sayısı ya da ziyaretçi trafiğiyle tanımlayan bir yapıdan daha bütünsel bir modele ilerliyor. Bizim için dönüşümün özü, erişimi deneyimle, veriyi etkiyle ve ticareti iletişimle daha güçlü biçimde buluşturabilmek.

A101 bu yeni dönemde müşteriyle kurduğu ilişkiyi nasıl yeniden tanımlıyor?

Fiyat avantajı hala temel bir eşik. Ancak bugünün alışverişçisi çok daha planlı, karşılaştırmalı ve bilinçli hareket ediyor. Bu nedenle yalnızca uygun fiyat sunmak yeterli değil; aynı zamanda güven veren, hayatı kolaylaştıran ve her temas noktasında tutarlı bir deneyim sunan bir yapı kurmak gerekiyor.

A101’in müşteriyle ilişkisini yeniden tanımladığı yer tam da burası. Mağaza, mobil, hızlı teslimat ve sadakat programı artık ayrı ayrı çalışan kanallar değil; alışverişçinin hayatında birbirine bağlanan bir deneyim akışı. Alışverişçi mağazada gördüğü değeri dijitalde de hissetmek, kampanyada verilen sözü rafta da bulmak istiyor.

MEDYA101 olarak bizim rolümüz, markaları alışverişçiyle tam bu kritik anda, doğru mecra ve doğru kurgu ile buluşturmak. Biz meseleyi yalnızca görünmek olarak değil, alışveriş deneyiminin doğal bir parçası haline gelen daha ilgili bir iletişim kurmak olarak görüyoruz.

A101’in özellikle odaklandığı yeni alanlar neler?

Bugün perakendenin gündemi yalnızca mağaza açmak ya da raf yönetmek değil. Artık teknoloji, veri ve müşteri deneyimi işin merkezinde yer alıyor. Biz de odağımızı, bu üç alanın kesişiminde yeni değer yaratabileceğimiz başlıklara yöneltiyoruz. 

Bu çerçevede en önemli odak alanlarımızdan biri perakende medya. Çünkü bugün perakendeciler, tüketiciye satın alma anına en yakın temas noktalarına sahip. Bu da iletişimle ticaretin artık birbirinden ayrı iki alan değil, birbirini doğrudan besleyen iki yapı haline gelmesini sağlıyor. MEDYA101’i de tam bu nedenle, yalnızca yeni bir iletişim alanı olarak değil, A101’in yeni nesil büyüme başlıklarından biri olarak görüyoruz. Bunun yanında mağaza içi, dijital kanallar, uygulama ve sadakat altyapısını daha entegre hale getirmeye devam ediyoruz. Aynı şekilde talep tahmini, stok yönetimi ve kişiselleştirme gibi alanlarda kurduğumuz sistemlerle hem verimliliği artırıyor hem de müşteri deneyimini daha akıllı bir yapıya taşıyoruz.

Önümüzdeki dönemde perakendede daha fazla konuşacağımız konulardan biri, tam da bu altyapının yeni değer alanlarına nasıl dönüştüğü olacak. Bizim açımızdan perakende medya da bunun en önemli örneklerinden biri. Çünkü sahip olduğunuz veri, erişim ve temas gücü doğru kurgulandığında, bu yalnızca operasyonel bir avantaj yaratmıyor, markalar için de yeni bir iş birliği ve büyüme zemini oluşturuyor. Bu nedenle MEDYA101’i, perakendenin doğal evrimi içinde ortaya çıkan geçici bir alan değil önümüzdeki dönemde daha da stratejik hale gelecek kalıcı bir büyüme modeli olarak değerlendiriyoruz.

MEDYA101’i hayata geçirmenizin arkasındaki temel ihtiyaç neydi?

MEDYA101’in çıkış noktası, A101’in sahip olduğu erişim ve temas gücünü markalar için daha anlamlı ve ölçülebilir bir yapıya dönüştürme ihtiyacıydı. Mağaza trafiği, dijital temas noktaları ve veri altyapısı zaten çok güçlüydü; ancak bunları stratejik bir modele dönüştürmek gerekiyordu.

Biz de bu ihtiyacı yalnızca mecra sunmak üzerinden değil, uçtan uca bir etki modeli kurarak ele aldık. MEDYA101 ile planlama, kreatif geliştirme, saha uygulaması ve ölçümleme süreçlerini birlikte yönetiyoruz. Burada amacımız yalnızca görünürlük sağlamak değil; markaları alışverişçinin karar verdiği kritik anlarda doğru şekilde konumlandırmak ve bu etkinin somut karşılığını ölçebilmek.

MEDYA101 markalara nasıl bir değer önerisi sunuyor?

Perakende medyanın en güçlü tarafı, markayı tüketiciyle karar anında buluşturabilmesi. MEDYA101’in sunduğu değer de tam olarak burada başlıyor. Biz markalara yalnızca erişim değil, doğrudan etki sunuyoruz. Bunu üç temel avantajla sağlıyoruz. İlki, ölçek: yaygın mağaza ağı sayesinde güçlü bir fiziksel temas alanı oluşturuyoruz. İkincisi, bütünleşik yapı: mağaza içi, dijital ve sadakat altyapısını tek bir iletişim sistemi olarak kurguluyoruz. Üçüncüsü ise ölçülebilirlik: kampanyaların yalnızca yayına girmesi değil, nasıl bir sonuç ürettiği bizim için belirleyici. Bu yaklaşım sayesinde perakende medyayı klasik bir görünürlük alanı olmaktan çıkarıp, doğrudan satış ve marka etkisi yaratan bir modele dönüştürüyoruz.

Önümüzdeki dönemde perakende dünyasında hangi başlıklar öne çıkacak?

Önümüzdeki dönemde perakende de üç ana başlığın belirleyici olacağını düşünüyorum. Bunlardan ilki, fiyat hassasiyetinin kalıcı hale gelmesi. Global araştırmalar da tüketicinin artık geçici kriz refleksleriyle değil, daha kalıcı bir değer odağıyla hareket ettiğini gösteriyor. Tüketici daha rasyonel, daha seçici ve ödediği bedelin karşılığını daha net görmek istiyor. Bu da perakendeciler için yalnızca uygun fiyat sunmayı değil, fiyatın karşılığında güvenilir ve tutarlı bir deneyim yaratmayı da önemli hale getiriyor.

İkinci başlık, teknolojinin işin merkezine daha güçlü biçimde yerleşmesi. Yapay zekâ, kişiselleştirme, talep tahmini ve öngörücü sistemler artık yalnızca farklılaşma unsuru değil verimli ve rekabetçi bir yapı kurmanın temel koşulları haline geliyor.

Üçüncü başlık ise fiziksel ve dijital kanalların daha da bütünleşmesi. Tüketici artık kanallar arasında geçiş yapan biri gibi değil, tek bir akış içinde hareket ediyor. Mağazada gördüğü deneyimi dijitalde de sürdürmek, dijitalde karşılaştığı değeri mağazada da bulmak istiyor.

Bütün bunların doğal sonucu olarak, perakende medya da daha stratejik bir rol üstlenecek. Çünkü perakendeciler artık yalnızca satış noktalarına değil, aynı zamanda veriyle desteklenen güçlü temas alanlarına sahip. Önümüzdeki dönemde fark yaratan yapılar, ürün, fiyat, deneyim ve iletişimi birbirinden ayrı değil aynı sistemin parçaları olarak yönetebilenler olacak.

Bi’Sektör Dergi, İlkbahar 2026 Sayısı Yayında!

Bi’Sektör Dergi’nin İlkbahar 2026 sayısı, perakendenin bugün en çok konuşulan ama en hızlı dönüşen alanlarından birini mercek altına alıyor: Etki.

Bu özel sayı, görünürlük, erişim ve büyüme etrafında şekillenen alışkanlıkların ötesine geçerek; perakendenin artık nasıl bir etki ürettiğini ve bu etkinin nasıl yönetildiğini tartışmaya açıyor.

Bugün perakendede mesele yalnızca satış yapmak ya da büyümek değil.

Asıl mesele, yarattığımız etkinin neyi değiştirdiği.

İlkbahar 2026 sayımızda; mağazanın dönüşen rolünden perakende medyanın yükselişine, veriyle şekillenen karar süreçlerinden yeni nesil teknolojilere kadar geniş bir çerçevede sektördeki kırılma noktalarını ele alıyoruz.

Çünkü biliyoruz ki perakendede asıl fark, ne yaptığınızdan çok neyi tetiklediğinizle ortaya çıkıyor.

Bu sayıda, sektörün içinden gelen bakışlarla şu soruların peşine düşüyoruz:

Görünürlük gerçekten yeterli mi, yoksa asıl değer görünmeyen etki mi?

Mağazalar satış noktası olmaktan çıkıp nasıl bir medya alanına dönüşüyor?

Veri, kararları netleştiriyor mu, yoksa daha karmaşık hale mi getiriyor?

Peki İlkbahar 2026 sayımızda neler var?

Etki Dönemi: Perakendede Yeni Oyun Alanı

etki
bi’sektör dergi, i̇lkbahar 2026 sayısı yayında! 30

Bu dosya, perakendede görünürlükten etkiye geçişi ele alıyor. Mağaza içi medya uygulamaları, veri kullanımı ve yeni nesil reklam modelleri üzerinden sektörün nasıl yeniden şekillendiğini inceliyoruz.

Perakende Medya: Mağaza Artık Bir Kanal

Mağazaların yalnızca satış yapılan alanlar olmaktan çıkıp aktif bir medya platformuna dönüşmesini, global örnekler ve sahadaki uygulamalar üzerinden ele alıyoruz.

Perakendede Etki Gerçekten Ölçülebilir mi?

ilkbahar 2026 kopyasi

Bu içerik, verinin sınırlarını ve ölçümün ötesindeki etkiyi tartışmaya açıyor. Sayılarla görülen ile gerçekte yaşanan arasındaki farkı inceliyoruz.

Trend: Mağazanın Yeni Rolleri

Mağazanın medya, deneyim ve lojistik fonksiyonlarını aynı anda üstlendiği yeni dönemi, global örneklerle birlikte ele alıyoruz.

Gündemde: Verimlilik Dönemi

Bu sayının “Gündemde” bölümü, perakendede değişimin yeni eksenini ortaya koyuyor: daha azla daha fazlasını üretmek. Teknolojiden organizasyon yapısına kadar farklı alanlarda verimlilik arayışını inceliyoruz.

Bu sayıda; büyük vaatlerden çok, gerçek etkiyi yaratan detaylara odaklandık.

Çünkü perakendenin geleceği, çoğu zaman manşetlerde değil; temas noktalarında şekilleniyor.

Bi’Sektör Dergi İlkbahar 2026, etkiyi anlamak ve bu dönüşümde doğru konumlanmak isteyenler için hazırlandı.

Keyifli okumalar…

Abonelik ve satın alma süreçlerini buradan inceleyebilirsiniz.

Sabancı CEO’su Açıkladı: CarrefourSA Satışı Kararının Arkasındaki Stratejik Nedenler

Sabancı Holding CEO’su Kıvanç Zaimler, son dönemde peş peşe gelen satış kararlarının arkasındaki stratejik yaklaşımı katıldığı bir yayında paylaştı. Holding, kısa süre içinde hem CarrefourSA’daki hem de Akçansa’daki hisselerini devretmişti.

Zaimler, BloombergHT yayınında bu kararların yalnızca mevcut finansal sonuçlara değil, geleceğe yönelik projeksiyonlara dayandığını vurgularken, temel hedefin portföyü büyütürken getiriyi artırmak olduğunu ifade etti.

CarrefourSA Kararı: Sadece Finansal Değil, Stratejik

kivanc zaimler

CarrefourSA satışına ilişkin değerlendirmesinde Zaimler, perakendenin dönüşen rekabet yapısına dikkat çekti.

“CarrefourSA, bu sektöre okul olmuş bir grup. Tabii bu rekabetin içinde dönüşebilmek, stratejik önceliklerinizle örtüşmeniz lazım. Şirketin son dönemki borcundan bahsettiniz ama ondan da bağımsız olarak bu rekabette şirketin pozisyonu, sektörün gittiği yön gibi başka birçok parametre de var bu kararların ardında. Sadece birkaç senelik bilançosuna bu kararları vermiyoruz. Geleceğe yönelik projeksiyonlarla beraber de veriyoruz.”

Bu açıklama, alınan kararın yalnızca mevcut performansla değil, sektörün gittiği yön ve şirketin bu yapı içindeki konumuyla birlikte değerlendirildiğini gösteriyor.

Portföy Yönetiminde Yeni Odak: Daha Yüksek Getiri

Sabancı’nın son dönemde attığı adımlar, holding yapısında daha net bir önceliklendirmeye işaret ediyor.

Zaimler’in ifadesiyle:
“Dolayısıyla ana amaç portföyü büyütürken oradaki getiriyi de artırmak. Bütün kaynaklarımızı daha getirisi yüksek alanlara yönlendirmek için bu kararları alıyoruz.”

Bu yaklaşım, kaynakların daha yüksek potansiyel barındıran iş alanlarına kaydırıldığı bir portföy dönüşümünü ortaya koyuyor.

Yeni Yön: Dünyaya Entegre İşler

Sabancı Holding’in önceliklendirdiği alanlar arasında, Türkiye merkezli ancak global ölçekte büyüme potansiyeline sahip işler öne çıkıyor.

Zaimler, özellikle Enerjisa Üretim tarafında önemli yatırımların tamamlandığını ve şirketin halka arz için uygun piyasa koşullarını beklediğini belirtti.

“Enerji işi uzun vadeli bir iş” ifadesiyle bu alandaki stratejik sabrın altını çizen Zaimler, uzun vadeli değer yaratma potansiyeli yüksek alanlara odaklandıklarını net şekilde ortaya koyuyor.

Küresel Riskler ve Daha Dayanıklı Bir Portföy

Zaimler’in değerlendirmesinde dikkat çeken bir diğer başlık ise küresel riskler oldu. Savaş ortamı, kırılan tedarik zincirleri ve artan belirsizlikler, holdinglerin portföy yapısını yeniden düşünmesini gerektiriyor.

Bu çerçevede Sabancı’nın hedefi daha net:
Daha dayanıklı, daha öngörülebilir ve küresel dalgalanmalara karşı daha dirençli bir portföy yapısı kurmak.

Sabancı Ne Söylüyor? Odak, Ölçek Değil Getiri

Sabancı Holding’in son hamleleri, büyümenin tek başına yeterli olmadığı bir döneme işaret ediyor. Artık mesele yalnızca farklı sektörlerde var olmak değil, bu varlığı doğru alanlarda ve doğru getirilerle sürdürebilmek.

CarrefourSA ve Akçansa satışları bu çerçevede değerlendirildiğinde, holdingin odağının daha net hale geldiği görülüyor:
Daha az alanda, daha yüksek getiri ve daha güçlü konumlanma.