Ana Sayfa Blog Sayfa 81

Bath & Body Works’te Stratejik Geri Adım: Ürün Genişlemesinden Odaklı Büyümeye Geçiş

Kozmetik ve kişisel bakım sektörünün global oyuncularından Bath & Body Works, son dönemde genişletmeye çalıştığı çamaşır yıkama ürünleri kategorisinde stratejik bir değişikliğe gidiyor. Şirket, ana iş alanlarına daha güçlü odaklanmak ve marka kimliğini daha net bir şekilde konumlandırmak amacıyla bu kategorideki ürün çeşitliliğini daraltma kararı aldı. Bu adım, yalnızca bir ürün azaltımı değil; aynı zamanda markanın uzun vadeli büyüme planlarının yeniden şekillendiğini gösteren önemli bir dönüşüm sinyali olarak değerlendiriliyor.

Kumaş Bakım Kategorisindeki Genişleme Beklentileri Karşılamadı

Bath & Body Works, yaklaşık bir yıl önce deterjan, koku güçlendirici ve benzeri ürünlerle kumaş bakım kategorisine giriş yaparak ürün gamını genişletmişti. Marka, özellikle kokular konusundaki güçlü algısını bu alana taşıyarak farklılaşmayı hedeflemişti. Çamaşır ürünlerinin mağazalarda yer almasıyla birlikte, tüketicilere daha geniş bir yaşam tarzı deneyimi sunulması planlandı.

Bu süreçte ürün yelpazesi yalnızca deterjanla sınırlı kalmadı; kurutma makinesi mendilleri gibi tamamlayıcı ürünlerle kategori daha da büyütüldü. Ancak zaman içinde bu genişlemenin beklenen etkiyi yaratmadığı görüldü. Alışveriş merkezlerinde yer alan mağazalara gelen tüketicilerin öncelikli alışveriş motivasyonunun çamaşır ürünleri olmaması, bu kategorinin satış performansını sınırlayan önemli faktörlerden biri haline geldi.

Ayrıca çamaşır bakım ürünlerinin, markanın temel gücü olan kişisel bakım ve ev kokuları kategorileriyle aynı duygusal bağı kurmakta zorlandığı da dikkat çekti. Bu durum, ürünlerin raflarda yer alsa bile tüketici zihninde güçlü bir yer edinememesine neden oldu.

Kaynakların Yanlış Yönlendirilmesi Dönüşüm İhtiyacını Doğurdu

Şirket içinde yapılan değerlendirmeler, çamaşır kategorisine yapılan yatırımın yalnızca yeni bir gelir alanı yaratmakla kalmadığını, aynı zamanda mevcut güçlü kategorilerden kaynak çektiğini ortaya koydu. Pazarlama bütçesi, ürün geliştirme süreçleri ve marka iletişimi gibi kritik alanlarda yaşanan bu dağılma, Bath & Body Works’ün asıl rekabet avantajını zayıflatmaya başladı.

Bu durum, tüketici beklentilerinin hızla değiştiği bir dönemde markanın ana kategorilerde yeterince hızlı inovasyon yapamamasına yol açtı. Özellikle sadık müşteri kitlesinin beklentilerini karşılamakta yaşanan gecikmeler, markanın yeniden odaklanma ihtiyacını daha da belirgin hale getirdi.

bath & body works çamaşır ürünlerinde geri adım atıyor

Finansal sonuçlar da bu tabloyu destekler nitelikte oldu. Son açıklanan verilere göre şirketin satışlarında ve net kârında düşüş yaşanması, stratejik kararların gözden geçirilmesini hızlandırdı. Tüm bu gelişmeler, Bath & Body Works’ün daha sade, daha net ve daha odaklı bir ürün portföyüne yönelmesini kaçınılmaz hale getirdi.

Şirket şimdi, “her alanda var olmak” yerine “en güçlü olduğu alanlarda lider kalmak” yaklaşımını benimsiyor. Bu da özellikle kişisel bakım, vücut ürünleri ve ev kokuları gibi markanın temel kategorilerinin yeniden merkeze alınması anlamına geliyor.

Dijital Dönüşüm Ve Çok Kanallı Büyüme Stratejisi Öne Çıkıyor

Bath & Body Works’ün yeni dönem stratejisinin en önemli ayaklarından biri de dijitalleşme. Şirket, geçmişte e-ticaret kanalını daha çok mağazaları destekleyen bir platform olarak konumlandırırken, bugün bu yaklaşımını tamamen değiştiriyor. Artık dijital kanallar, markanın büyüme planlarının merkezinde yer alıyor.

Bu kapsamda atılan adımlardan biri, ürünlerin Amazon gibi büyük e-ticaret platformlarında satışa sunulması oldu. Bu hamle, markanın yalnızca kendi mağazaları ve web sitesiyle sınırlı kalmayıp, tüketicinin bulunduğu her noktada erişilebilir olma hedefini ortaya koyuyor.

Farklı satış kanallarında gözlemlenen tüketici davranışları da bu stratejiyi destekliyor. Özellikle online platformlarda alışveriş yapan kullanıcıların hız, kolaylık ve teslimat avantajı için daha fazla ödeme yapmaya istekli olması, dijital yatırımların önemini artırıyor. Aynı ürünün mağazada ve online platformda farklı performans göstermesi ise tüketici alışkanlıklarının ne kadar çeşitlendiğini açıkça ortaya koyuyor.

Marka, fiziksel mağazalarını hâlâ önemli bir güç olarak görmeye devam ediyor. Ancak bu mağazaların artık tek başına yeterli olmadığı, dijital deneyimle entegre edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Amaç, tüketicinin alışveriş yolculuğunu kesintisiz hale getirmek ve hem online hem offline kanallarda tutarlı bir marka deneyimi sunmak.

Sonuç olarak Bath & Body Works, çamaşır ürünleri kategorisindeki geri adımıyla aslında daha büyük bir stratejik dönüşümün kapısını aralıyor. Daha odaklı bir ürün yapısı, güçlendirilmiş ana kategoriler ve hız kazanan dijital yatırımlar, markanın önümüzdeki dönemde nasıl bir yol izleyeceğinin en net göstergeleri arasında yer alıyor.

Küresel Yapılanmada Yeni Adım: Arçelik Hitachi Ortaklığından Çıkıyor

Arçelik, Asya Pasifik bölgesinde faaliyet gösteren Arçelik Hitachi Home Appliances (AHHA) ortak girişimindeki %60 hissesini, mevcut ortağı Hitachi Global Life Solutions Inc.’e devretmek üzere anlaşma imzaladı. Bu adım, şirketin küresel operasyonlarını daha odaklı bir yapıya dönüştürme ve kaynaklarını öncelikli pazarlara yönlendirme stratejisinin önemli bir parçası olarak konumlanıyor.

Odak Pazarlarda Derinleşme Stratejisi

Gerçekleştirilecek hisse devriyle birlikte Arçelik, Türkiye başta olmak üzere Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Güney Asya pazarlarına daha güçlü şekilde odaklanmayı hedefliyor. Şirket, özellikle büyüme potansiyeli yüksek olan Hindistan, Pakistan, Bangladeş ve Mısır gibi ülkelerde yatırımlarını sürdürerek bu bölgelerdeki konumunu pekiştirmeyi planlıyor.

Bu stratejik yönelim, Arçelik’in daha yüksek büyüme potansiyeli sunan coğrafyalarda derinleşme ve operasyonel verimliliği artırma hedefini ortaya koyarken, küresel rekabette daha çevik bir yapı kurma amacını da destekliyor.

Anlaşmanın Finansal Yapısı ve Uzun Vadeli Hedefler

Anlaşma kapsamında Arçelik, işlem kapanışında 205 milyon dolar peşin ödeme alacak. Buna ek olarak, kapanışı takip eden üç yıl içinde taksitler halinde 56 milyon dolar daha tahsil edecek. Ayrıca AHHA’nın bilançosunda bulunan nakdin belirli bir bölümü de kapanış düzeltmesi kapsamında Arçelik’e aktarılacak.

küresel yapılanmada yeni adım: arçelik hitachi ortaklığından çıkıyor

Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı Polat Şen, söz konusu işlemin yalnızca kısa vadeli finansal getirilerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda Arçelik’in finansal yapısını güçlendiren ve uzun vadeli değer yaratma hedeflerini destekleyen stratejik bir adım olduğunu ifade etti.

Arçelik CEO’su Can Dinçer ise Arçelik Hitachi ortaklığının yıllar içinde yenilikçi ürünler ve güçlü marka konumlandırmasıyla bölgede önemli bir başarı yakaladığını belirtti. Dinçer, bu satışın şirketin global operasyonlarını daha odaklı, daha yalın ve daha stratejik bir çerçevede yeniden yapılandırma vizyonunun bir parçası olduğunu vurguladı.

Kuruluşundan bu yana AHHA; portföy genişlemesi, yeni pazarlara açılım, marka değerinin artırılması ve operasyonel performans alanlarında istikrarlı bir gelişim gösterdi. Bu süreçte Hitachi markasının özellikle Asya Pasifik ve MENA bölgesindeki premium konumu daha da güçlendi.

Arçelik, Türkiye’deki güçlü pazar konumunu koruyarak ana pazarda büyümesini sürdürmeyi hedefliyor. Şirket; inovasyon, enerji verimliliği, dijitalleşme ve yapay zekâ destekli teknolojiler odağında geliştirdiği ürün ve çözümlerle tüketici deneyimini ileri taşımaya devam edecek.

Pay devrinin, gerekli onayların ve kapanış koşullarının tamamlanmasının ardından anlaşma tarihini izleyen 12 ay içerisinde tamamlanması öngörülüyor. Bu süreç boyunca Arçelik Hitachi Home Appliances faaliyetlerini mevcut organizasyon yapısıyla sürdürecek.

Perakende Medya Zirvesi 2026’da Neler Konuşuldu?

Bu yıl 16 Nisan’da DasDas Ataşehir’de gerçekleştirilen Perakende Medya Zirvesi 2026 sona erdi.

Bi’Sektör tarafından düzenlenen zirve, perakende medyanın Türkiye’deki gelişimini, global trendlerle birlikte ele alan en kapsamlı içerik programıyla sektörün farklı paydaşlarını aynı sahnede buluşturdu.

“IMPACT” temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte; verinin gerçek iş sonuçlarına dönüşmesinden satın alma anındaki medya etkisine, fiziksel ve dijital dünyaların birleşiminden yeni nesil reklam teknolojilerine kadar perakende medyanın tüm kritik başlıkları gün boyunca ele alındı.

Bi’Sektör Genel Yayın Yönetmeni Selda Ünal’ın açılış konuşmasıyla başlayan zirvede; perakendeciler, markalar, ajanslar ve teknoloji sağlayıcıları aynı sahnede buluşarak perakende medyanın bugününü ve geleceğini çok boyutlu şekilde tartıştı.

Zirve boyunca ortaya çıkan en net tablo şuydu:

Perakende medya artık bir iletişim kanalı değil, doğrudan iş sonucu üreten bir büyüme motoru.

bisektor 1 1
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 24

Farklı sektörlerden paylaşılan örnekler, Türkiye’de perakende medyanın yalnızca büyümediğini, aynı zamanda daha ölçülebilir, daha entegre ve daha stratejik bir yapıya doğru evrildiğini açık biçimde gösterdi.

Perakende Medya Zirvesi 2026, yalnızca bir etkinlik değil; sektörün birlikte düşünmesini, birlikte üretmesini ve birlikte büyümesini sağlayan güçlü bir platform olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Zirvede gündeme gelen oturum başlıkları ve konuşulanlar ise şöyleydi…

Perakende Medya İçin TV: Ekranlar Arası Değer Yaratmak

bisektor 124
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 25

Adform Country Manager Ekrem Ekicigil, perakende medyanın Connected TV ile nasıl yeni bir boyuta taşındığını detaylandırdı.

Geleneksel TV ile dijitalin birleştiği bu yeni modelde, reklamın yalnızca görünürlük değil, ölçülebilir satış etkisi yaratabildiği vurgulandı. HbbTV altyapısı sayesinde kullanıcıların izleme davranışlarının analiz edilebildiği, farklı ekranlar arasında frekans yönetimi yapılabildiği ve kampanya etkisinin doğrudan satış verileriyle ilişkilendirilebildiği paylaşıldı.

Sunumun en dikkat çekici noktası ise şuydu: Artık reklamın kim tarafından görüldüğü değil, gördükten sonra ne yaptığı ölçülüyor. Bu yaklaşım, perakende medyanın klasik medya planlamasından ayrışarak gerçek bir performans kanalına dönüştüğünü net biçimde ortaya koydu.

Fiziksel Perakende Dünyasını Online’daki Gibi Dönüştürebilir miyiz?

bisektor 158
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 26

Octopus CEO’su Emre Yıldız, fiziksel mağazaların en büyük problemini “görünmezlik” olarak tanımladı.

E-ticarette her adımın ölçülebildiği bir dünyada, fiziksel mağazalarda hâlâ müşterinin ne gördüğü, neye dokunduğu ve ne satın aldığı arasındaki ilişkinin tam olarak okunamadığını belirtti.

Octopus’un geliştirdiği sistemle; ekranlara bakan kişinin demografik özelliklerinden ürünle etkileşim süresine, kasa anındaki davranıştan çapraz satış fırsatlarına kadar birçok verinin gerçek zamanlı olarak ölçülebildiği aktarıldı. Bu dönüşümle birlikte mağazaların artık yalnızca satış noktası değil, aynı zamanda veri üreten birer medya alanına dönüştüğü vurgulandı.

Oturumun özeti tek bir cümlede netti: Fiziksel mağaza, dijital gibi ölçülebilir hale gelmeden perakende medya tam anlamıyla tamamlanmış sayılmaz.

Tüketicinin Karar Yolculuğunda Marka Yatırımlarının Rolü ve Yaklaşımı

bisektor 206
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 27

Bi’Sektör Genel Yayın Yönetmeni Selda Ünal moderatörlüğünde Shell & Turcas Chief Marketing Officer Özkan Özyavuz, Getir Chief Commercial Officer Emine Çetin ve Beymen Deputy General Manager E-Commerce Ümit Arsoy’un katılımıyla gerçekleşen panelde, tüketici karar anının ne kadar kısaldığı ve bu anın ne kadar kritik hale geldiği konuşuldu.

Panelde öne çıkan ortak yaklaşım şuydu:
Tüketici artık uzun bir yolculuk yaşamıyor; karar anı çok kısa ve bu anı yakalayabilen markalar kazanıyor.

MEDYA101 ile Değer Yaratmak: İş Ortaklığından Sonuca

bisektor 223
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 28

A101 Perakende Medya Müdürü Elif Barış Emiroğlu, A101 Perakende Medya Operasyon Yöneticisi Çağla Peçil Aydoğdu, Evyap Medya Planlama & Etkinlik Müdürü Sezenay Çahan ve PepsiCo Büyüme Odaklı Pazarlama Müdürü Cemre Şahin Cansever’in katılımıyla gerçekleşen oturumda, perakende medya iş birliklerinin nasıl gerçek değere dönüştüğü ele alındı.

Oturumda, perakendecinin yalnızca satış yapan değil, aynı zamanda medya yöneten bir yapıya dönüştüğü vurgulandı. Markalar ile kurulan iş birliklerinin klasik tedarikçi ilişkilerinin ötesine geçerek, veri odaklı büyüme ortaklıklarına evrildiği ifade edildi.

Medya101 ve iş ortakları ile paylaşılan case’ler, perakende medya yatırımlarının doğrudan satışa etki eden ölçülebilir bir modele dönüştüğünü ortaya koydu.

Perakende Medya ile Stratejik Büyüme

bisektor 268
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 29

Yemeksepeti Head of Retail Media & Partnerships Ege Erinç, perakende medyanın özellikle hızlı ticaret (q-commerce) dünyasında nasıl konumlandığını detaylandırdı.

Erinç, Yemeksepeti ekosisteminin yalnızca bir sipariş platformu değil; aynı zamanda tüketicinin tüm yolculuğunu kapsayan güçlü bir medya alanı haline geldiğini vurguladı. Türkiye genelinde milyonlarca kullanıcıya ulaşan yapı içinde, markaların satın alma anına doğrudan temas edebildiği aktarıldı.

Paylaşılan veriler, perakende medyanın globalde en hızlı büyüyen reklam kanalı olduğunu ortaya koyarken; Türkiye’de de toplam dijital reklam yatırımlarının önemli bir kısmını oluşturmaya başladığı ifade edildi.

Perakendeciler için Perakende Medya: Dijital Reklamcılığın Çok Kanallı Gelir Kaynağı

bisektor 315
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 30

GoWit CEO Emrah Adsan moderasyonunda gerçekleşen panelde; Teknosa Director of E-Commerce and Marketplace Tahir Yıldız, CarrefourSA CRM & Customer Experience Director Nur Sibel Öztürk, Koçtaş Head of Digital Channels Yasemin Gülle ve
Beymen Media Sales & Business Development Senior Manager Ceren Anlatıcı sahnedeydi.

Panelde, perakende medyanın perakendeciler için yeni bir gelir modeli haline geldiği vurgulandı.

Konuşmacılar, sahip oldukları birinci parti verinin (first-party data) markalar için en değerli varlıklardan biri haline geldiğini ve bu verinin doğru kullanımıyla hem müşteri deneyiminin hem de ticari performansın aynı anda artırılabildiğini paylaştı.

Farklı sektörlerden gelen örnekler, perakende medyanın yalnızca e-ticaret platformlarında değil; mağaza içinden CRM iletişimlerine kadar geniş bir alanda gelir üreten bir yapıya dönüştüğünü ortaya koydu.

hepsiAd ile Retail Media’da Farklılaşma Stratejileri

bisektor 341
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 31

HepsiAd Retail Media Director Semih Ağalar, Hepsiburada’nın perakende medya yapılanmasını ve sunduğu çözümleri detaylandırdı.

Ağalar, perakende medyanın Avrupa’da toplam dijital reklam yatırımlarının yaklaşık %20’sine ulaştığını ve önümüzdeki yıllarda katlanarak büyümeye devam edeceğini paylaştı.

Hepsiburada özelinde ise birinci parti veri kullanımıyla hedeflemenin derinleştiği, kullanıcı davranışlarının detaylı analiz edilerek kampanyaların her aşamada optimize edilebildiği vurgulandı.
Yüksek ROAS değerleri, satış artışı ve kampanya bazlı dönüşüm başarısı, perakende medyanın doğrudan ticari etki yarattığını net biçimde ortaya koydu.

Amazon The Next Chapter

bisektor 369
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 32

Amazon Ads Advertising Sales Manager Oğuz Vural’ın sunumuyla başlayan oturum, Amazon Ads Strategic Account Manager Nesil Hoşafçı moderasyonunda; Unilever Home Care Digital Marketing Content Lead Ercan Kurtuluş ve Philips Personal Care Digital Marketing Manager Nazlı Tandoğan’ın katılımıyla panel olarak devam etti.

Amazon’un sahip olduğu dev veri ekosistemi ve farklı platformlardan topladığı sinyallerle oluşturduğu hedefleme gücü detaylı şekilde paylaşıldı.

Trilyonlarca veri sinyalinden beslenen bu yapı sayesinde, kullanıcıların ilgi alanları, alışveriş niyetleri ve davranışlarının yüksek doğrulukla analiz edilebildiği vurgulandı.

Amazon Marketing Cloud gibi çözümlerle markaların kendi verileriyle Amazon verisini birleştirerek daha güçlü içgörüler elde edebildiği aktarıldı..

Program öğle arasında Octopus’un ev sahipliğini yaptığı sektör yemeğinin ardından hız kesmeden devam etti…

bisektor 411
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 33

Lunch shade canlı bağlantı ile StreamTV Europe ile özel bağlantı kuruldu ve DNA Medya Grup Kurucu Ortağı Dr. Cansel Poyraz Akyol, global medya dünyasındaki dönüşümü ve yeni nesil yayıncılık modellerini paylaştı.

Yeni Nesil Pazarlamada Veriden Aksiyona: Altınyıldız Classics, ABC Deterjan & LUFIAN / Hopi

bisektor 455 2
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 34

Hopi Chief Growth Data & Merchant Success Officer Mihrican Ünlü ve
Hopi Chief Sales & Commercial Partnerships Officer Cenk Çınar’ın liderliğinde gerçekleşen oturumda; Altınyıldız Classics Online Channels Marketing Director Onur Murat Uluğ, ABC Deterjan Category Manager İçim Özorhan ve Lufian CRM Manager Murat Taşçı sahnedeydi.

Oturumda, verinin tek başına yeterli olmadığı; asıl değerin bu verinin aksiyona dönüşmesiyle yaratıldığı vurgulandı.

Marka tarafında paylaşılan örneklerde, müşteri verisinin doğru segmentasyonla işlendiğinde kampanya performansını doğrudan artırdığı, kişiselleştirilmiş iletişimin ise dönüşüm oranlarında belirleyici olduğu ifade edildi.

Her Alan Bir Mecra: Perakende Medyanın Genişleyen Sınırları

bisektor 488
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 35

Bi’Sektör Genel Yayın Yönetmeni Selda Ünal moderasyonunda; Gürsoy Grup Corporate Communication & Marketing Director Fırat Keçili ve Vialand Marketing Manager Seda Kandıra’nın katılımıyla gerçekleşen oturumda, perakende medyanın fiziksel dünyadaki genişleme alanı ele alındı.

Vialand örneği üzerinden, alışveriş merkezleri, eğlence alanları ve yaşam alanlarının artık yalnızca ziyaret edilen yerler değil, aynı zamanda güçlü birer medya platformu haline geldiği vurgulandı.

Audio as a Service: Dijital Satışın Yeni Güç Alanı

bisektor 507
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 36

Karnaval Medya Grubu CMO’su Gizem Yılancıoğlu ve Karnaval Medya Grubu CDO’su Emre İstanbullu, sesin perakende medyadaki yeni rolünü ele aldı.

Karnaval’ın milyonlarca kullanıcıya ulaşan dijital ses platformu üzerinden, audio’nun markalar için henüz yeterince kullanılmayan güçlü bir alan olduğu vurgulandı.

Sunumda paylaşılan veriler, sesli reklamların dikkat, güven ve hatırlanma açısından diğer mecralara göre önemli avantajlar sunduğunu ortaya koydu. Özellikle doğru kurgulanan ses deneyimlerinin satın alma niyetini doğrudan artırabildiği ifade edildi.

IMPACT: Veriden Tahmine, Sepetten Geleceğe

bisektor 523
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 37

Qumpara CEO’su Nilhan Gür, perakende medyada ölçümleme ve ROI tarafını sahneye taşıdı.

Gür, pazarlamanın en eski sorularından biri olan “bütçenin ne kadarı boşa gidiyor?” sorusuna artık daha net cevaplar verilebildiğini ifade etti. Özellikle offline satın alma verisinin dijital kampanyalarla eşleştirilmesi sayesinde gerçek etkiyi ölçmenin mümkün hale geldiği vurgulandı.

Sepet analizi, frekans, zamanlama ve müşteri davranışlarının birlikte okunmasıyla daha derin içgörüler elde edilebildiği; hatta sentetik personelar üzerinden gelecekteki satın alma davranışlarının öngörülebildiği paylaşıldı.

Marka ve Ajanslar için Perakende Medya: Daha Akıllı ve Ölçeklenebilir Büyüme

bisektor 545
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 38

GoWit CSO Cemil Toksöz moderasyonunda gerçekleşen panelde; Publicis Groupe Chief Product Officer Kağan Yıldızalp, Koçtaş Digital Channels & Business Development Manager Ceyhun Deniz ve Akbank Vice President – Media Planning & Brand-Communication Budget Control Mustafa Ersoy sahnedeydi.

Panelde, marka ve ajans perspektifinden perakende medyanın nasıl daha ölçeklenebilir hale getirilebileceği ele alındı.

Konuşmacılar, farklı platformlardan gelen verilerin tek bir strateji altında birleşmesinin önemine dikkat çekerken; performans, marka ve deneyim hedeflerinin birlikte yönetilmesi gerektiğini vurguladı.

Perakende Medyada Non-Endemik Markalar için Dönüşüm ve İşbirliği Fırsatları

bisektor 623
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 39

WPP Media Managing Partner Evren Gülyaşar‘ın sunumu ve moderasyonu ile başlayan panelde, Mimoza Media Network Kurucu Ortak Cenk Kocamanlar ve Hesap.com Partnerships & Projects Director Hatice Hande Çanta’nın katılımıyla gerçekleşen panelde, perakende medyanın sadece perakende markaları için değil, farklı sektörler için de büyüyen bir fırsat alanı olduğu ele alındı.

Finans, otomotiv, FMCG ve hizmet sektörlerinden markaların; perakende medya üzerinden doğru hedef kitleye ulaşabildiği ve satışa daha yakın temas kurabildiği paylaşıldı.

Mimoza Media Network’ün farklı platformları bir araya getiren yapısı üzerinden, çok kanallı medya kurgularının markalara nasıl değer yarattığı aktarıldı.

Yeni Nesil Dijital Açıkhava ile Perakendede Dönüşüm

bisektor 632
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 40

Awarion CEO’su Alp Ayhan, programatik dijital açıkhava (DOOH) tarafındaki dönüşümü ele aldı.

Ayhan, şehirdeki ekranların yalnızca görünürlük sağlayan yüzeyler olmaktan çıkıp, veriyle yönetilen ve hedeflenebilir medya alanlarına dönüştüğünü vurguladı.

Lokasyon, zaman ve bağlama göre değişen dinamik içeriklerle, tüketicinin tam karar anında yakalanabildiği ifade edildi. Özellikle mağaza çevresinde yapılan hedefli kampanyaların, fiziksel trafiği doğrudan artırabildiği paylaşıldı.

Perakende Medyanın Dönüşümü: Hızlı Büyümeden Standartlara ve Sertifikasyona

bisektor 651
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 41

IAB Türkiye CEO’su Neslihan Olcay, perakende medyanın hızlı büyüme döneminden daha olgun ve standartlaşmış bir yapıya geçişini değerlendirdi.

Olcay, sektörün sürdürülebilir büyümesi için ölçümleme standartları, şeffaflık ve ortak terminolojinin kritik olduğunu vurguladı.

Global örneklerle desteklenen konuşmada, Türkiye’nin de bu dönüşüm sürecinde önemli bir potansiyele sahip olduğu ifade edildi.

Generative Engine Optimization (GEO): Yapay Zekâ Çağında Keşfedilmenin Yeni Kuralları

bisektor 667
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 42

BubleWorks Kurucu Ortağı Atakan Babacan, yapay zekâ çağında markaların görünürlük stratejilerinin nasıl değiştiğini ele aldı.

Arama motorlarının yerini giderek yapay zekâ destekli keşif sistemlerinin almaya başladığı bu yeni dönemde, markaların içerik üretiminden veri kullanımına kadar tüm stratejilerini yeniden düşünmesi gerektiği vurgulandı.

StreamTV Europe Özel Oturumu: Global Medyada Yeni Dönem

bisektor 682
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 43

DNA Medya Grup Kurucu Ortağı Dr. Cansel Poyraz Akyol, global medya dünyasındaki dönüşümü ve yeni nesil yayıncılık modellerini paylaştığı oturum öğle arasında kaçıranlar için tekrar yayına alındı.

Bağlantılı TV, streaming platformları ve veri odaklı içerik dağıtım modellerinin medya tüketimini yeniden şekillendirdiği ifade edildi.

Bu dönüşümün, perakende medya ile kesişim noktalarının giderek arttığı ve yeni iş birlikleri için güçlü bir zemin oluşturduğu vurgulandı.

bisektor 132
perakende medya zirvesi 2026’da neler konuşuldu? 44

Perakende Medya Zirvesi 2026, gün boyunca paylaşılan içgörüler ve farklı perspektiflerle, perakende medyanın Türkiye’de artık yeni bir faza geçtiğini net biçimde ortaya koydu.

Veri, teknoloji ve temas noktalarının birleştiği bu yeni dönemde, perakende medya yalnızca büyüyen bir alan değil; perakendenin geleceğini şekillendiren ana yapı taşlarından biri haline geliyor.

Perakende Medya Zirvesi 2027’de görüşmek üzere…

Yeşil Kundura’nın İflası Ne Anlatıyor? Ayakkabı Sektöründe Son 3 Yılın Okuması

78 Yıllık Yeşil Kundura’nın iflası, son günlerde Türk ayakkabı perakendesi için en üzücü gelişmelerinden biri oldu. İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kararıyla şirketin konkordato süreci sona ererken, iflas süreci resmileşti.

78 yıllık bir markanın bu noktaya gelmesi, tek başına bir şirket hikâyesi olarak değerlendirilmekten çok, ayakkabı sektöründe son üç yılda yaşanan dönüşümün bir yansıması olarak okunmalı. Çünkü yaşananlar, yalnızca bir markanın finansal zorluklarıyla sınırlı değil; daha geniş bir yapının değiştiğini gösteriyor.

Türkiye Ayakkabı Üretiminde Hâlâ Güçlü Bir Oyuncu

yeşil kundura’nın i̇flası ne anlatıyor? ayakkabı sektöründe son 3 yılın okuması

Türkiye, ayakkabı üretiminde uzun yıllardır güçlü bir konuma sahip. Geniş üretim kapasitesi, esnek üretim yapısı ve Avrupa pazarına yakınlığı, sektörü küresel ölçekte rekabetçi kılan temel unsurlar arasında yer alıyor.

Özellikle 2020–2022 döneminde ihracat tarafında yakalanan ivme, bu gücün somut bir göstergesi oldu. Yüz milyonlarca çift üretim kapasitesi ve dış ticaret fazlası veren yapı, Türkiye’yi yalnızca iç pazara çalışan bir üretici olmaktan çıkarıp, bölgesel bir tedarik merkezi haline getirdi.

Ancak bu güçlü altyapıya rağmen, son dönemde yaşanan gelişmeler üretim gücünün tek başına yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Üretmek kadar, o üretimi sürdürülebilir bir maliyet yapısıyla yönetebilmek belirleyici hale gelmiş durumda.

Sektörün Kısa Sürede Değişen Dengesi

Aslında ayakkabı sektörü çok uzak olmayan bir geçmişte oldukça güçlü bir performans sergiliyordu. 2020–2022 döneminde ihracat tarafında yakalanan ivme, Türkiye’yi rekabetçi bir üretim merkezi haline getirmişti.

Ancak bu denge 2022 sonrası hızla değişti. Bugün gelinen noktada sektörün en temel problemi daha net:

Artan maliyetlerin satış fiyatına aynı ölçüde yansıtılamaması.

İşçilik maliyetlerinin toplam maliyet içindeki payı belirgin şekilde artarken, ham madde ve yan sanayi tarafındaki fiyat yükselişleri de üretim maliyetini yukarı taşıdı. Aynı dönemde tüketici tarafında fiyat hassasiyetinin artması, bu maliyet artışlarının doğrudan fiyatlara aktarılmasını zorlaştırdı. Bu da marjların daraldığı ve nakit akışının baskı altına girdiği bir yapı oluşturdu.

Çift Taraflı Baskı: Maliyet ve Rekabet

Sektör yalnızca içeride maliyet baskısıyla değil, dışarıda da artan rekabetle karşı karşıya kaldı. Daha düşük maliyetle üretim yapabilen ülkelerden gelen ürünler, fiyat tarafında güçlü bir alternatif oluştururken, Türkiye’nin geçmişte sahip olduğu maliyet avantajı giderek zayıfladı.

Bu durum, yerli üretici için daha zor bir denge yarattı:
Yükselen maliyetler ve aşağı yönlü fiyat baskısı aynı anda etkili olmaya başladı.

Özellikle orta segmentte konumlanan markalar için bu sıkışma daha belirgin hale geldi. Ne üst segmentte farklılaşacak kadar güçlü bir marka algısı, ne de alt segmentte rekabet edecek kadar düşük maliyet yapısı… Bu arada kalan yapı, sürdürülebilirliği en zor alanlardan biri haline geldi.

Perakende Tarafında Değişen Tüketici Davranışı

Son üç yılda değişen yalnızca maliyetler değil, tüketici davranışı da oldu. Ayakkabı kategorisinde tüketici daha seçici, daha temkinli ve daha alternatifli bir yapıya geçti.

Global markaların, spor giyim oyuncularının ve online kanalların daha görünür hale gelmesiyle birlikte rekabet alanı genişledi. Tüketici artık yalnızca ürünün kendisine değil; fiyat-performans dengesine, marka alternatiflerine ve alışveriş kolaylığına birlikte bakıyor.

Bu da klasik mağaza odaklı perakende yapısını tek başına yeterli olmaktan çıkarıyor.

Yeşil Kundura’nın Hikâyesi Nereye Oturuyor?

Yeşil Kundura, sektörün güçlü olduğu dönemi de, kırıldığı dönemi de yaşamış markalardan biri. Daha önce konkordato sürecinden çıkmayı başaran yapı, bu kez aynı esnekliği gösteremedi.

Bu durum, yaşanan sorunun geçici değil, daha derin bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.
Sorun yalnızca bir markaya değil, sektörün genel dengesine ait.

Özellikle maliyet baskısının kalıcı hale gelmesi ve rekabetin çok katmanlı bir yapıya dönüşmesi, geçmişte çalışan modellerin bugün aynı sonucu üretmesini zorlaştırıyor.

Sektörde Yeni Gerçek: Nakit Akışı ve Dayanıklılık

Bugün ayakkabı sektöründe konuşulan en kritik konu büyümeden çok sürdürülebilirlik. Özellikle nakit akışı yönetimi, maliyet kontrolü ve doğru fiyatlama dengesi, markalar için belirleyici hale gelmiş durumda.

Üretim gücü, marka bilinirliği ya da mağaza ağı tek başına yeterli değil. Bunların tamamını ayakta tutabilecek finansal dayanıklılık, sektörün yeni belirleyicisi haline geliyor.

Sonuç: Bir Markanın Değil, Bir Dönemin Yansıması

Yeşil Kundura’nın iflası, yalnızca geçmişin güçlü bir markasının kaybı değil. Aynı zamanda ayakkabı sektöründe son üç yılda yaşanan dönüşümün somut bir sonucu.

Sektör hâlâ büyük, üretim kapasitesi hâlâ güçlü. Ancak oyun değişmiş durumda.

Ve artık mesele şu:
Kim üretmeye devam edebilecek değil, kim sürdürülebilir kalabilecek?

Uniqlo Türkiye İddiaları Ne Söylüyor? Pazara Giriş Değil, Model Tartışması

Perakende kulislerinde belirli aralıklarla gündeme gelen bir konu, son dönemde yeniden hız kazandı: Uniqlo’nun Türkiye pazarına giriş ihtimali.

Uniqlo’nun Türkiye ile bağı aslında yeni değil. Marka uzun süredir üretim tarafında sistemin içinde yer alıyor, ancak bugüne kadar doğrudan tüketiciyle buluştuğu bir perakende operasyonu kurmuş değil. Bugün konuşulan ihtimal, bu üretim gücünün perakende vitriniyle tamamlanması anlamına geliyor.

Uniqlo Modeli: Hızdan Değil, Kontrolden Büyümek

uniqlo türkiye i̇ddiaları ne söylüyor? pazara giriş değil, model tartışması

Uniqlo’nun olası Türkiye girişini değerlendirirken markanın global iş modeline bakmak kritik. Fast Retailing çatısı altındaki yapı, büyüme stratejisini hızdan çok kontrol ve standardizasyon üzerine kuruyor.

Marka; tasarımdan üretime, fiyatlandırmadan mağaza deneyimine kadar tüm süreci merkezden yönetmeyi tercih ediyor. Bu nedenle birçok global markanın aksine distribütör ya da franchise modelleriyle hızlı yayılmak yerine, daha kontrollü ve doğrudan yatırımlarla büyüyor.

Bu yaklaşım, Uniqlo’nun yeni pazarlara girişinde de belirleyici oluyor. Hindistan örneğinde olduğu gibi, marka gerekli koşullar oluşana kadar beklemeyi tercih edebiliyor ve pazara girdiğinde tüm operasyonu kendi standartlarıyla kuruyor. Uniqlo için mesele yalnızca mağaza açmak değil, aynı deneyimi her ülkede birebir sunabilmek.

Türkiye Pazarı ile Stratejik Uyumluluk

Uniqlo’nun olası Türkiye yatırımı, markanın Avrupa ve gelişen pazarlardaki büyüme stratejisinin bir parçası olarak okunabilir. Özellikle teknoloji odaklı kumaş geliştirmeleri ve fonksiyonel ürün yaklaşımı, markanın farklı pazarlarda hızlı değil ama sağlam ölçeklenmesini destekliyor.

Ancak burada kritik bir soru ortaya çıkıyor:
Bu giriş, yerel bir ortaklık modeliyle mi gerçekleşir, yoksa doğrudan yatırım mı olur?

Markanın geçmiş stratejileri, ikinci seçeneğin daha güçlü bir ihtimal olduğunu gösteriyor. Çünkü Uniqlo, operasyonel kontrolü kaybetme riskine karşı yerel ortaklıkları genellikle istisnai durumlar dışında tercih etmiyor.

Primark Örneği: Pazara Giriş Her Zaman Hızlı Olmuyor

Bu noktada benzer bir örnek de dikkat çekiyor. Primark için 2022 yılından beri Türkiye pazarı gündeme gelmiş, hatta sektör içinde ciddi beklentiler oluşmuştu. Ancak süreç hiçbir zaman kısa vadede somut bir yatırıma dönüşmedi. 2026 yılında hala hazırlıklarını konuşur durumdayız.

Dolayısıyla Uniqlo için konuşulan süreç de, kısa vadeli bir açılıştan çok, doğru model ve doğru zamanın beklenmesi olarak okunmalı.

Rekabet Dinamikleri: Türkiye’de Farklı Bir Oyun Alanı

Türkiye moda perakendesinde rekabet uzun süredir hız ve trend üzerinden şekilleniyor. Zara, H&M ve yerel oyuncuların oluşturduğu yapı, sezonluk ürün döngüsü ve hızlı koleksiyon yenileme üzerine kurulu.

Uniqlo’nun yaklaşımı ise farklı bir noktada duruyor. Marka, trend odaklı değil; daha çok fonksiyonel, zamansız ve tekrar satın alınabilir ürünler üzerine kurulu bir sistemle ilerliyor. Bu da rekabetin doğasını değiştirebilecek bir farklılık yaratıyor.

Daha az sezon, daha çok ürün odaklı yaklaşım, Türkiye pazarında alışılmış modelin dışında bir alternatif sunuyor.

Uniqlo Ne Getirir? Alışkanlık Rekabeti

Uniqlo’nun olası Türkiye girişini önemli kılan nokta, pazara yeni bir oyuncu eklenmesi değil. Asıl mesele, markanın getirdiği iş modelinin mevcut rekabet yapısını nasıl etkileyeceği.

Marka, kampanya ve trend üzerinden değil, ürünün tekrar satın alınabilirliği üzerinden büyüyor. Bu da müşteriyle kurulan ilişkinin farklı bir zemine taşınması anlamına geliyor.

Uniqlo’nun gücü, bir kez mağazaya giren müşteri değil; aynı ürünü tekrar satın alan müşteri üzerine kurulu.

Bu nedenle olası bir giriş, tabela rekabetinden çok alışkanlık rekabeti yaratma potansiyeli taşıyor.

Süreç Ne Söylüyor?

Bugün itibarıyla ortada netleşmiş bir anlaşma ya da takvim bulunmuyor. Ancak artan söylentiler ve sektör içindeki hareketlilik, bu konunun yeniden ciddiyet kazandığını gösteriyor.

Uniqlo’nun geçmişteki yaklaşımı göz önüne alındığında, markanın Türkiye pazarına giriş yapması durumunda bunu hızlı değil, kontrollü ve doğrudan bir modelle gerçekleştirmesi daha olası görünüyor.

Sonuç olarak soru hâlâ açık:
Uniqlo Türkiye’ye gelir mi?

Kesin olan şu ki, eğer gelirse bu yalnızca yeni bir mağaza açılışı olmayacak.
Pazardaki rekabetin dilini değiştirebilecek bir modelin girişi olacak.

A101’in CarrefourSA’yı Satın Alması: FMCG Sektöründe Değişen Dengelere Bakış

A101 marketler zincirinin sahibi Yeni Mağazacılık AŞ, Sabancı Holding ve Carrefour Grubu’na ait CarrefourSA hisselerinin yüzde 89,28’ini devralmak için anlaştı. Son iki gündür tüm sektörün gündeminde malum… 17 Nisan 2026 tarihinde imzalanan pay devir sözleşmesi kapsamında, Sabancı Holding’in yüzde 57,12’lik ve Carrefour Nederland BV’nin yüzde 32,16’lık hissesi Yeni Mağazacılık AŞ’ye geçecek.

İşlemin tamamlanmasıyla birlikte CarrefourSA sermayesinin yüzde 89,28’ine karşılık gelen paylar Yeni Mağazacılık AŞ kontrolüne geçmiş olacak. Devir süreci, 325 milyon dolarlık şirket değeri üzerinden, kapanış tarihindeki net borç ve işletme sermayesi düzeltmelerine göre belirlenecek nihai değer üzerinden gerçekleşecek. Sürecin tamamlanması ise Rekabet Kurulu onayı başta olmak üzere gerekli kapanış koşullarına bağlı olacak.

Yeni Mağazacılık AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Bostan, bu işlemin uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli bir parçası olduğunu vurgularken, organize perakende sektöründe sürdürülebilir değer yaratma hedefiyle hareket ettiklerini belirtiyor. Açıklamaya göre A101 ve CarrefourSA’nın faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, kendi segmentlerinde ve marka kimliklerini koruyarak sürdürmesi planlanıyor.

Fiziksel Ölçekten Fazlası: Bu Satın Alma Ne Anlama Geliyor?

a101’in carrefoursa’yı satın alması: fmcg sektöründe değişen dengelere bakış
a101’in carrefoursa’yı satın alması: fmcg sektöründe değişen dengelere bakış 48

İlk bakışta bu hamle, Türkiye perakende sektöründe önemli bir fiziksel büyüme olarak okunabilir. Ancak bu resmi yalnızca mağaza sayısı ve operasyonel ölçek üzerinden değerlendirmek eksik kalıyor.

Dikkat çeken bu gelişme, aslında daha derin bir soruyu beraberinde getiriyor:
Bu birleşme, dijital rekabette nasıl bir etki yaratacak?

Bugün perakendede rekabet yalnızca raflarda değil, ekranlarda yaşanıyor. Diğer zincirlerin dijital kanallardaki yatırımları ve giderek daha fazla dijitalleşmeye yönelmesi, oyunun yönünü zaten değişime uzun süredir götürüyordu. Nitekim bu satın alma sürecinden önce de A101’in aktif sektörel yatırımlarını zaten konuşuyorduk. Bu nedenle A101 ve CarrefourSA birleşimi, yalnızca fiziksel değil, “phygital” bir dönüşüm potansiyeli üzerinden de değerlendirilmeli.

A101 + CarrefourSA: Yeni Bir Operasyonel Model Mümkün mü?

Bu birleşme, doğru kurgulandığında Türk FMCG sektöründe farklı bir perakende modelinin önünü açabilir. Özellikle CarrefourSA’nın kendi segmentindeki know-how’ı ile A101’in yaygın mağaza ağı birleştiğinde ortaya çıkabilecek potansiyel dikkat çekiyor.

Bu senaryo, A101’in geçmişte daha sınırlı olduğu, öte yandan 2026 başından beri aktif olarak rol aldığını gördüğümüz, dijital tarafta yeni bir oyun kurma ihtimalini gündeme getiriyor.

Asıl Zorluk: Dijitalde Gerçekten Rekabetçi Olmak

Ancak bu potansiyelin hayata geçmesi, yalnızca operasyonel birleşmeyle mümkün değil. Fiziksel perakendede güçlü olmak ile dijitalde rekabetçi olmak, birbirinden oldukça farklı dinamiklere sahip.

Dijital tarafta rekabet; teknoloji altyapısı, lojistik hız, veri yönetimi ve müşteri deneyimi gibi çok katmanlı bir yapı gerektiriyor. Bu nedenle birleşmenin gerçek etkisi, kısa vadede mağaza sayısından çok, orta vadede dijital performans göstergelerinde ortaya çıkacak.

Perakendede Yeni Rekabet Alanı: Yönelimler

Bu satın almanın etkisini anlamak için bakılması gereken yer artık mağazalar değil. Asıl değişim, uygulamalarda, perakende medyada, sipariş deneyiminde ve teslimatta görülecek.

Perakendede rekabetin yeni alanı fiziksel büyüklük değil, dijital hız ve deneyim kalitesi haline geliyor.

A101’in bu hamleyle nasıl bir yol izleyeceği, yalnızca kendi konumunu değil, Türkiye perakende sektöründeki rekabet dengesini de doğrudan etkileyecek.

Ama yatırım yönü her ne olursa olsun, FMCG sektöründe çok önemli denge değişimlerini beraberinde getireceği çok açık. Sektör adına hayırlı olsun.

Stanley, Ürün Yelpazesini Genişleterek Yeni Büyüme Alanları Yaratıyor

1913’ten bu yana faaliyet gösteren köklü marka Stanley, ürün geliştirme yaklaşımında çeşitliliği merkeze alarak küresel ölçekte büyümesini sürdürüyor. Şirket, yalnızca mevcut ürün kategorilerini genişletmekle kalmayıp, farklı coğrafyalardaki tüketici ihtiyaçlarını ve değişen yaşam tarzlarını da dikkate alarak daha kapsayıcı bir ürün stratejisi izliyor.

Hidrasyonun Ötesine Geçen Çok Katmanlı Ürün Yaklaşımı

Stanley, uzun yıllar boyunca sıcak içecek kaplarıyla özdeşleşmiş olsa da son dönemde özellikle su şişeleriyle yakaladığı popülerliği daha geniş bir ürün yelpazesine yaymayı hedefliyor. Ancak markanın yaklaşımı yalnızca “hidrasyon” kavramıyla sınırlı değil.

Günümüzde tüketiciler, tek bir ürünle tüm ihtiyaçlarını karşılamak yerine farklı kullanım senaryolarına uygun çözümler arıyor. Özellikle sağlıklı yaşam trendlerinin yükselmesiyle birlikte, protein bazlı içecekler, fonksiyonel sıvılar ve kişiselleştirilmiş tüketim alışkanlıkları öne çıkıyor. Bu değişim, Stanley’nin ürün geliştirme süreçlerinde daha esnek ve çok yönlü bir yaklaşım benimsemesini beraberinde getiriyor.

Marka, bu doğrultuda geliştirdiği yeni koleksiyonlarla yalnızca içecek kapları sunmakla kalmıyor; aynı zamanda bu ürünlerin günlük hayatta nasıl taşındığı ve kullanıldığına da odaklanıyor. Seyahat dostu ve aktif yaşamı destekleyen ürün serileri; shaker şişelerden taşıma çantalarına, fonksiyonel aksesuarlardan günlük kullanım çözümlerine kadar geniş bir ekosistem oluşturuyor.

Coğrafya Ve Kullanım Alışkanlıkları Ürün Tasarımını Şekillendiriyor

stanley, ürün çeşitliliği stratejisiyle küresel büyümesini güçlendiriyor

Stanley’nin büyüme stratejisinde dikkat çeken bir diğer unsur ise coğrafyaya göre değişen tüketici davranışları. Marka, farklı bölgelerdeki kullanıcıların yaşam tarzlarını analiz ederek ürün tasarımını buna göre şekillendiriyor.

Örneğin Kuzey Amerika’da kullanıcılar genellikle otomobil odaklı bir yaşam sürerken, Avrupa ve Asya’da toplu taşıma ve yaya hareketliliği daha yaygın. Bu durum, ürünlerin boyutundan taşınabilirliğine kadar birçok detayı doğrudan etkiliyor. Daha büyük hacimli ve araç uyumlu ürünler ile daha kompakt, hafif ve pratik çözümler arasındaki fark, bu bölgesel ihtiyaçlardan doğuyor.

Aynı şekilde kahve ve çay tüketimi de yalnızca bir içecek tercihi değil, kültürel bir ritüel olarak öne çıkıyor. Stanley, bu ritüel deneyimini desteklemek amacıyla “kafe kategorisi” olarak adlandırdığı alana yatırımlarını artırarak kullanıcı deneyimini zenginleştirmeyi hedefliyor.

Spor Ve Yaşam Tarzı Odağında Yeni Büyüme Alanları

Marka, ürün çeşitliliğini yalnızca fonksiyonel ihtiyaçlarla sınırlı tutmuyor; aynı zamanda yaşam tarzı ve topluluk odaklı bir yaklaşım da benimsiyor. Özellikle spor dünyasıyla kurulan iş birlikleri, Stanley’nin farklı hedef kitlelere ulaşmasında önemli bir rol oynuyor.

Kadın sporcular ve toplulukları odağına alan projeler, markanın kapsayıcılık ve ifade özgürlüğü gibi değerlerini öne çıkarıyor. Bu strateji, Stanley’yi sadece bir ürün markası olmaktan çıkarıp, kullanıcıların kendilerini ifade edebildiği bir yaşam tarzı markasına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Stanley’nin önümüzdeki dönemdeki odağı ise bu çok katmanlı stratejiyi daha da derinleştirerek markanın sahip olduğu potansiyeli tam anlamıyla ortaya çıkarmak olacak. Yüzyılı aşkın geçmişinden aldığı güçle ilerleyen marka, değişen tüketici beklentilerine uyum sağlayarak küresel pazardaki konumunu daha da sağlamlaştırmayı hedefliyor.

OpenAI, ChatGPT Alışveriş Deneyimini Yeniden Tasarladı

OpenAI, ChatGPT içinde sunduğu “Anında Ödeme” özelliğinde yaşanan sorunların ardından platformdaki alışveriş deneyimini yeniden yapılandırdı. Şirket, kullanıcıların doğrudan ChatGPT üzerinden ürün satın almasına olanak tanıyan bu özelliğin beklenen ilgiyi görmemesi üzerine strateji değişikliğine gitti.

Salı günü yapılan açıklamada OpenAI, yeni yaklaşımın kullanıcıların aradıkları ürünleri daha kolay bulmasını ve karşılaştırmasını hedeflediğini duyurdu. Buna göre kullanıcılar artık ChatGPT içinde görsel yükleyerek ya da ürünleri tanımlayarak arama yapabilecek. Ayrıca bütçe, tercih ve diğer kısıtlar gibi kriterler eklenerek daha kişiselleştirilmiş sonuçlara ulaşılabilecek.

Ürün Keşfi Odaklı Yeni Yapı ve Perakendecilerle Entegrasyon

Yeni sistemin merkezinde, daha görsel ve karşılaştırılabilir bir alışveriş deneyimi yer alıyor. OpenAI, arka planda yapılan geliştirmelerle birlikte ürün sonuçlarının hem daha güncel hem de kullanıcıya daha uygun hale getirildiğini belirtti. Böylece kullanıcıların farklı ürün tekliflerini daha kolay değerlendirebilmesi amaçlanıyor.

Şirket, yaptığı açıklamada “Anında Ödeme” özelliğinin ilk sürümünün hedeflenen esneklik seviyesini sunmadığını ve bu nedenle ürün keşfine daha fazla odaklandıklarını ifade etti. Bu kapsamda satıcıların kendi ödeme sistemlerini kullanmaya devam edeceği, ChatGPT’nin ise yalnızca ürün keşfi ve yönlendirme tarafında rol alacağı belirtildi.

openai, chatgpt alışveriş deneyimini yeniden tasarladı

Ayrıca Etsy, Walmart ve Shopify gibi büyük perakendecilerin ürün içeriklerini ve promosyonlarını OpenAI ile paylaşarak ChatGPT içinde daha doğru temsil edilebileceği aktarıldı. Target, Sephora ve Nordstrom gibi markaların da bu yeni ürün keşif deneyimine destek verdiği ifade edildi.

Satıcılar İçin Özel Uygulama Geliştirme Desteği Sürüyor

Öte yandan daha derin entegrasyon isteyen satıcıların ChatGPT içinde özel uygulamalar geliştirmeye devam edebileceği kaydedildi. OpenAI, bu yaklaşımı ilk olarak geçtiğimiz dönemde geliştirici konferansında tanıtmış ve Instacart gibi firmalarla özel perakende uygulamaları üzerinde çalışmaya başlamıştı.

Walmart ise Salı günü yaptığı duyuruda, ChatGPT ile bağlantı, sadakat programları ve ödeme sistemlerini destekleyen uygulama içi bir hizmeti devreye aldığını açıkladı. Shopify da aynı gün yaptığı açıklamada, satıcıların mağazalarını ChatGPT kataloğuna bağlayabileceğini ve uygulama içi tarayıcı üzerinden satın alma sürecini tamamlayabileceğini bildirdi.

Yeni “Agentic Plan” adlı hizmetle birlikte Shopify, fiziksel mağazası olmayan satıcıların da ürünlerini ChatGPT ve Google üzerinden daha geniş kitlelere ulaştırmasını hedefliyor.

Genel olarak bu değişiklik, OpenAI’nin ChatGPT’yi doğrudan bir satış platformu olmaktan çıkarıp, daha çok yapay zeka destekli ürün keşfi ve karşılaştırma aracı haline getirme yönünde bir adım olarak değerlendiriliyor.

Tesco Media, Video Reklamları Satın Alma Anındaki Dijital Raflara Yerleştiriyor

Tesco Media, perakende medya stratejisini güçlendirmek amacıyla video reklamlarını doğrudan dijital alışveriş deneyiminin içine entegre ediyor. Şirket, Tesco.com ve mobil uygulamasında yayınlanacak yeni premium video reklam formatlarını duyurdu. Bu hamle, markaların tüketicilere satın alma kararına en yakın anlarda ulaşmasını hedefliyor.

Yeni reklam formatları iki farklı kanalda devreye alınacak. İlki, mobil uygulamanın ana sayfasında yer alacak yüksek görünürlüklü video alanı. İkincisi ise web ve mobil tarayıcılarda, daha kısa ve dinamik içeriklerle kullanıcıya ulaşacak format olarak konumlanıyor.

Satın Alma Anına Entegre Reklam Deneyimi

Uygulama ana sayfasında yer alan video formatı, geniş erişimli kampanyalara odaklanıyor. Tesco’nun verilerine göre kullanıcıların %65’ten fazlası alışveriş yolculuğuna bu alandan başlıyor. Tarayıcı içi video reklamlar ise tüketicilerin ürünleri incelediği kategori ve koridor gezintilerine entegre edilerek, satın alma karar sürecine doğrudan dahil oluyor.

perakende medyada yeni adım: tesco’dan premium video formatları

Tesco Media, bu yeni yapı sayesinde video içeriklerin “yüksek satın alma niyeti” taşıyan anlara taşındığını ve kapalı döngü ölçümleme ile reklam performansının doğrudan satış verileriyle ilişkilendirilebildiğini belirtiyor.

Bu formatlar, Diageo ve PepsiCo gibi markalar tarafından test edildi. İlk sonuçlar, video reklamların yalnızca marka bilinirliğini artırmakla kalmayıp satışları destekleme ve yeni ürün lansmanlarını güçlendirme konusunda da etkili olduğunu ortaya koyuyor.

Perakende Medyada Rekabet Kızışıyor

Tesco Media’nın bu adımı, süpermarketlerin reklamverenlere dijital kanallar üzerinden daha gelişmiş etkileşim imkanları sunduğu bir dönemde geldi. Şirketin araştırmasına göre tüketicilerin %67’si süpermarket web sitelerini yeni ürün keşfi için kullanırken, %71’i alışveriş sırasında yeni markalar bulmaktan keyif alıyor.

Tesco Media Genel Müdürü Tash Whitmey, geliştirilen yeni video formatlarının marka oluşturma ile performans pazarlaması arasındaki boşluğu kapatmayı hedeflediğini vurguluyor. Whitmey’e göre bu formatlar, reklamverenlerin farkındalığı ölçülebilir satış sonuçlarına dönüştüren daha etkili hikayeler anlatmasına olanak tanıyor.

Dyson, Türkiye’deki En Büyük Deneyim Mağazasını Açtı

Dyson, İstanbul İstinyePark’ta açtığı Türkiye’nin en büyük Dyson Deneyim Mağazası ile teknoloji, kişisel bakım ve ev ürünlerinde deneyim odaklı perakende yaklaşımını güçlendiriyor. Mağaza, ziyaretçilere ürünleri inceleme, deneyimleme ve kişiselleştirilmiş çözümleri keşfetme imkânı sunuyor.

Dyson, deneyim odaklı perakende yaklaşımını bir adım ileri taşıyarak Türkiye’deki en büyük Dyson Deneyim Mağazası’nı 10 Nisan 2026 Cuma günü İstanbul İstinyePark’ta açtığını duyurdu. 300 metrekarelik alanıyla mağaza, ziyaretçilere ürünleri inceleme ve birebir deneyimleme imkânı sağlıyor.

Alışveriş deneyimi

Dyson Deneyim Mağazası konsepti, alışveriş deneyimini yeniden tasarlama vizyonuyla hayata geçiriliyor. Paris’te Rue de la Boétie’de açılan mağaza bu konseptin örnekleri arasında yer alıyor. Bu mağazada Dyson elektrikli süpürgeleri sergilenirken, Dyson uzmanları ziyaretçilere teknolojilerin arkasındaki mühendislik hakkında bilgi veriyor.

İstinyePark’taki yeni mağaza da bu yaklaşımı Türkiye’ye taşıyarak estetik ve teknolojiyi bir araya getiren bir deneyim sunuyor.

Dyson Güzellik Laboratuvarı

dyson company logo.wine

Yeni mağazada öne çıkan alanlardan biri olan kişisel bakım bölümü, randevu sistemiyle çalışan deneyim odalarıyla dikkat çekiyor. Dyson’ın saç bilimi araştırmaları, mağaza içinde yer alan Dyson Güzellik Laboratuvarı ile kullanıcılarla buluşuyor.

Bu alanda saç sağlığı danışmanlığı sunularak kullanıcıların saç tipi ve şekillendirme alışkanlıklarına göre öneriler veriliyor. Dyson teknolojilerinin ısı hasarını azaltmaya yönelik yaklaşımı da ziyaretçilere aktarılıyor.

Kişiye özel şekillendirme deneyimi

Mağaza içerisinde yer alan saç şekillendirme alanı, salon deneyimine benzer bir uygulama alanı sunuyor. Bu alanda ziyaretçiler Dyson saç stilistleri eşliğinde ıslak ve kuru saç şekillendirme hizmetlerinden yararlanabiliyor.

Randevu sistemiyle hizmet veren bu alan, kullanıcıların saç tiplerine uygun birebir deneyim yaşamalarına olanak tanıyor.

Teknolojiyi keşfet: Workshop alanları

Mağazada yer alan workshop alanları, ziyaretçileri Dyson teknolojilerinin arkasındaki mühendislik süreçleriyle buluşturuyor. İnteraktif alanlar sayesinde kullanıcılar ürünlerin çalışma prensiplerini yakından inceleyebiliyor.

İstinyePark’a özel ayrıcalıklar

Kişiselleştirme alanları ve yalnızca İstinyePark Dyson mağazasına özel sunulan ürün ve renk seçenekleri mağazanın öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor. Ziyaretçiler mağazaya özel ürün alternatiflerini de inceleyebiliyor.

Dyson, İstinyePark’taki yeni mağazanın açılışına özel olarak 10 gün boyunca geçerli olacak kampanyalar ve sınırlı sayıda hediyeler sunuyor.