Ana Sayfa Blog Sayfa 82

Puma’da Kırmızı Alarm: Hisseler Yüzde 17 Düştü, Beklentiler Aşağı Yönlü Güncellendi

Alman spor giyim markası Puma, 2024’ün ikinci çeyreğinde beklentilerin altında kalan finansal sonuçlarının ardından yıllık tahminlerini aşağı çekti. Satışlarda düşüş, özellikle Kuzey Amerika pazarı ve artan ticaret vergileri gibi dışsal faktörlerden etkilendi.

Satışlar Geriledi, Kâr Zarar Yazdı

puma hisseleri, abd vergileri nedeniyle %17 düştü
Zorlu Ortam: Puma, Cari Yıl Kârında Düşüş Öngörüyor

Puma’nın ikinci çeyrek satışları, döviz etkisinden arındırılmış bazda yıllık %2 düşerek 1,94 milyar euroya geriledi. Bu rakam, analistlerin öngördüğü 2,06 milyar euro seviyesinin altında kaldı. Şirket, operasyonel maliyetlerdeki artış ve zayıf talep nedeniyle 13,2 milyon euro zarar açıkladı.

ABD Vergileri Etkili Oldu

ABD’nin uygulamaya koyduğu yeni gümrük vergileri, Puma’nın kârlılığını doğrudan etkiledi. Şirket, 2025 brüt kârında 80 milyon euro’ya yakın bir olumsuz etki bekliyor. Bu vergiler başlamadan önce ABD’ye yapılan ön teslimatlar ise şirketin stok seviyelerini artırdı.

Marka İvmesi Zayıflıyor

Puma, zayıflayan marka algısı, satış kanallarındaki kalite değişimi ve ürün çeşitliliğindeki sorunları da gerilemenin nedenleri arasında gösterdi. Mayıs ayında göreve gelen yeni CEO Arthur Hoeld, şirketin “kendi içsel sorunlarını da” masaya yatırması gerektiğini belirterek kapsamlı bir strateji değişikliği sinyali verdi.

Hisselerde Sert Düşüş

Gelişmelerin ardından Puma hisseleri, bir günde %17 değer kaybederek son yılların en sert düşüşünü yaşadı. Şirketin hisseleri, yıl başından bu yana neredeyse yarı yarıya gerilemiş durumda.

Lüks Tüketimde Fren Sinyali: LVMH’den Satışlarda Gerileme

Dünyanın en büyük lüks gruplarından LVMH, 2024’ün ikinci çeyreğinde satışlarının beklentilerin de ötesinde gerilediğini açıkladı. Moda ve deri ürünleri kategorisindeki çift haneli düşüş, küresel lüks tüketiminde pandemi sonrası yaşanan yavaşlamanın artık göz ardı edilemeyecek bir noktaya ulaştığını gösteriyor.

3 Ayda 19,5 Milyar Euro Ciro, Ancak Yüzde 4 Gerileme

lüks devinde durgunluk alarmı: lvmh 2024’ün i̇kinci çeyreğinde satış kaybı yaşadı
Louis Vuitton En Çok Taklit Edilen Lüks Marka Oldu

Fransız devi LVMH, Haziran sonu itibarıyla tamamlanan üç aylık dönemde 19,5 milyar euro (yaklaşık 22,95 milyar dolar) ciroya ulaştı. Ancak bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemine göre %4’lük bir gerilemeye işaret ediyor. Analistlerin ortalama %3’lük düşüş beklentisini de aşan bu sonuç, lüks tüketimin tüm dünyada yavaşladığını net biçimde ortaya koydu.

Özellikle grubun en güçlü kategorisi olan moda ve deri ürünleri satışlarındaki %9’luk düşüş dikkat çekici. Louis Vuitton, Dior, Celine, Givenchy ve Loewe gibi markaları bünyesinde bulunduran LVMH, bu alanda %6’lık bir düşüş öngörüyordu ancak sonuçlar daha olumsuz çıktı.

Lüks Perakendede Yeni Bir Dönem Mi Başlıyor?

Son iki yıldır özellikle ABD ve Çin pazarlarında pandemi sonrası oluşan “tüketim coşkusu” giderek yerini daha temkinli harcamalara bırakıyor. Çin’deki emlak krizi, ABD’deki faiz politikaları ve Avrupa’da yüksek enflasyon gibi etkenler, lüks tüketimin büyüme hızını yavaşlatıyor. Bain & Company’nin öngörüsüne göre, 2024 yılı sonunda küresel lüks tüketim harcamalarında %2 ila %5 arasında bir düşüş yaşanabilir.

Tüketici iştahındaki bu değişim, lüks markaları operasyonel stratejilerini yeniden gözden geçirmeye zorluyor. LVMH son dönemde pek çok markasında tasarımcı değişikliğine gitmiş olsa da, bu değişikliklerin etkilerinin kısa vadede yansıması beklenmiyor.

ABD ve Çin’e Dönük Yeni Beklentiler

LVMH Mali İşler Direktörü Cecile Cabanis, 2024’ün geri kalanına dair “temkinli iyimserlik” mesajı verirken, özellikle Avrupa–ABD ticaret görüşmelerinden çıkacak sonuçlara odaklandıklarını belirtti. Cabanis, ABD’ye uygulanacak %15’lik genel gümrük tarifesinin dahi “müşteri algısı açısından olumlu” yansımaları olabileceğini ifade etti.

Mango’dan 500 Yeni Mağaza Hedefi: Stratejik Yatırım Hamlesiyle Küresel Büyüme Atağı

İspanyol moda devi Mango, dünya genelindeki mağaza ağını genişletmek için kolları sıvadı. Marka, 2026 sonuna kadar 500 yeni mağaza açmayı planlayarak fiziksel perakendeye olan güçlü inancını bir kez daha ortaya koydu. Bu hedef, şirketin Barselona yakınlarında 42 milyon euro yatırımla hayata geçirdiği yeni genel merkez projesi “Mango Campus” ile birlikte değerlendirildiğinde, Mango’nun küresel büyüme vizyonunun yalnızca başlangıcı gibi görünüyor.

2026’ya Kadar 500 Yeni Mağaza Açılacak

mango’dan 500 yeni mağaza hedefi: stratejik yatırım hamlesiyle küresel büyüme atağı

Mango’nun 2024–2026 stratejik planı kapsamında Kanada, Fransa, İngiltere, ABD, Hindistan, İtalya ve İspanya gibi ana pazarlarda toplam 500 yeni mağaza açılacak. Bu hamleyle birlikte markanın toplam mağaza sayısının 3.200’e ulaşması bekleniyor. 2023 yılında 130 yeni mağaza açarak büyümesini sürdüren Mango, aynı dönemde 80 mağazasını da yenileyerek fiziksel kanaldaki gücünü pekiştirmişti.

Yeni mağazaların yalnızca sayısal artışı değil, müşteri deneyimi ve sürdürülebilirlik odaklı yenilikleri de içereceği öngörülüyor. Mango’nun CEO’su Toni Ruiz, “Mağazalar bizim için sadece satış noktaları değil, markayla duygusal bağın kurulduğu alanlar” açıklamasıyla bu stratejinin altını çiziyor.

Dijital Büyümeyi Geri Planda Bırakmıyor

Fiziksel yatırımlarla paralel olarak dijital büyümeyi de sürdüren Mango, geçtiğimiz yıl 20 yeni ülkede online satışa başladı. 2022 itibarıyla online kanalın toplam cirodaki payı %36’ya ulaşmıştı. Yeni mağaza yatırımlarıyla birlikte dijital ve fiziksel kanalların daha entegre bir yapıya kavuşması hedefleniyor.

Mango Campus: Yatırımın Kalbi

500 yeni mağazalık büyüme planının arkasındaki en önemli adımlardan biri, Palau-solità i Plegamans’ta kurulan Mango Campus oldu. 42 milyon euroluk yatırımla inşa edilen bu kompleks, 53 bin metrekarelik bir alana yayılıyor. Ar-Ge, tasarım, showroom, pilot mağazalar ve yönetim birimlerini bir araya getiren kampüs, şirketin operasyonlarını merkezileştirmesinin yanı sıra, sürdürülebilirlik hedeflerine de hizmet ediyor.

Campus’te güneş panelleri, yağmur suyu toplama sistemleri ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla donatılmış altyapı dikkat çekiyor. İki yeni modülün eklenmesiyle birlikte tesisin 2027 yılında 2.400’den fazla çalışana ev sahipliği yapması bekleniyor.

Yeniden Yapılanma ile Yeni Dönem

Mağaza yatırımlarını ve merkezileşme hamlelerini hukuki yapısıyla da destekleyen Mango, şirketin yasal adını “Punto Fa S.L.”den “Mango MNG S.A.”ya çeviriyor. Bu değişim, daha şeffaf ve denetlenebilir bir yapıya geçiş anlamına gelirken, Mango’nun kamusal sorumluluklarını da artıran bir dönüşüm sürecine işaret ediyor.

Enntepe Alışveriş ve Eğlence Merkezi 2. Yaşını Kutluyor!

Konya’nın en yeni ve en modern alışveriş merkezi Enntepe, 2. yaşını 9-16 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştireceği Ennfest Alışveriş Festivali ile kutluyor!

enntepe alışveriş ve eğlence merkezi 2. yaşını kutluyor!

Enntepe Avm tarafından geleneksel hale gelen ve bu yıl ikincisi düzenlenecek olan Ennfest, ziyaretçilere bir hafta boyunca eğlence, sürprizler ve alışveriş keyfini bir arada sunacak.

Festival kapsamında; atölye çalışmaları, workshoplar, konserler, dans gösterileri, söyleşiler, ödüllü yarışmalar ve daha birçok renkli etkinlik misafirlerini bekliyor.

Ayrıca Ennfest’e özel mağaza indirimleri ile avantajlı alışveriş fırsatları da festival coşkusuna eşlik edecek. Festivalin finalinde ise Türk pop müziğinin sevilen ismi Derya Uluğ,muhteşem sahne performansıyla Enntepe’de olacak!

Tüm etkinliklerin ücretsiz olacağı Ennfest Alışveriş Festivali’nde, unutulmaz bir alışveriş ve eğlence deneyimi bekliyor. 9-16 Ağustos’ta Enntepe AVM’de!

Maptriks Katkılarıyla Haftanın Mağaza Açılışları [21 – 25 Temmuz]

maptriks magaza acilislari banner2
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [21 – 25 temmuz] 15

Temmuz ayının son haftasına geldik, böylece yazı da yarıladık diyebiliriz. Şehir içi noktalardaki yaz durgunluklarına kıyasla bu yıl yazlık bölgelerdeki mağazalarda da yaşanan durgunluk perakendeciyi zorluyor.

Her hafta sektörden gelen bildirimlerle derlediğimiz, Haftanın Mağaza Açılışları serimizin yeni sayısında sizlerleyiz.

İşte bu hafta gerçekleşen mağaza açılışları;

Karaca – Marmara Forum AVM

maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [21 – 25 temmuz]
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [21 – 25 temmuz] 16

Karaca, Marmara Forum AVM’deki Container Store konseptli mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Intersport – Meydan AVM

intersport magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [21 – 25 temmuz] 17

Intersport, Meydan AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın ilk konsept futbol mağazasını oluşturuyor.

Petimo – Bağdat Caddesi

petimo magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [21 – 25 temmuz] 18

Petimo, Bağdat Caddesi mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, Migros’un evcil hayvanlar için geliştirdiği yeni formatın ilk mağazasını oluşturuyor.

Shake Shack – Tema World

shake magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [21 – 25 temmuz] 19

Shake Shack, Tema World mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın Türkiye’deki 11. mağazasını oluşturuyor.

Gloria Jean’s – Başakşehir

gloriajeans magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [21 – 25 temmuz] 20

Gloria Jean’s, Başakşehir Mavera Comfort mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

numuu – Bursa

numuu magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [21 – 25 temmuz] 21

numuu, Bursa Nilüfer FSM Bulvarı mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın ilk mağazasını oluşturuyor.

Dürümle – İzmir

durumle magaza 1
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [21 – 25 temmuz] 22

Dürümle, İzmir Yürüyüş Yolu Cadde mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

1983 Beyoğlu Çikolata – Akbatı AVM

beyoglu magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [21 – 25 temmuz] 23

1983 Beyoğlu Çikolata, Akbatı AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın İstanbul’daki ikinci mağazasını oluşturuyor.

DeFacto – Kahire

defacto magaza 1
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [21 – 25 temmuz] 24

DeFacto, Kahire mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın Mısır’daki 30. mağazasını oluşturuyor.

POS Düzenlemesiyle KOBİ’ler Yeni Bir Döneme Giriyor: Şeffaflık Artıyor, Tahsilat Zorlaşıyor

Türkiye’de ödeme sistemlerinde önemli bir dönemeç yaşanıyor. Maliye Bakanlığı’nın kayıt dışı ekonomiyle mücadele amacıyla hayata geçirdiği yeni POS cihazı düzenlemeleri, KOBİ’lerin iş yapış biçimlerinde köklü değişikliklere neden olacak. Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, bu kritik değişiklikleri ve KOBİ’lere etkilerini anlattı.

pos düzenlemesiyle kobi̇’ler yeni bir döneme giriyor: şeffaflık artıyor, tahsilat zorlaşıyor

Vergi kayıplarını önlemek ve kayıt dışı ekonomiyi denetim altına almak amacıyla ödeme sistemlerinde köklü bir dönüşüm başlıyor. Maliye Bakanlığı’nın yeni POS cihazı düzenlemesiyle birlikte, hem fiziksel hem de sanal POS’lara sıkı kurallar getiriliyor. Başkasının cihazını kullanan, komisyon gelirlerini belgelemeyen veya sözleşmesiz bayilik yapan KOBİ’ler için büyük değişim kapıda. Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, yeni düzenlemenin hem risklerini hem de fırsatlarını detaylarıyla değerlendirdi. 

“Bu düzenlemeyle POS cihazlarının başkasına devredilmesi veya farklı komisyonların alınması yasaklanacak,” diyen Yapıcı, “Özellikle fiziksel POS cihazlarında işlem yapan firmalar, kullandıkları cihazların kendilerine ait olduğunun belgelendirilmesi gerekiyor. Ayrıca sanal POS kullanımı sadece e-ticaret üzerinden geçen işlemlerde kullanılabilecek; yani gelir idaresi tarafından e-ticaret dışında işletmeler sanal POS kullanamayacak.” ifadelerini kullandı.

Yapıcı, düzenlemenin getirdiği en önemli yeniliklerden birinin, bayilik sözleşmelerinin gelir idaresine bildirimi ve onay süreci olduğunu belirtti. “Bayi kullanıcılarının sabit IP adresi zorunluluğu ve işlem bazlı belge düzenleme şartları ile beraber ödeme süreçleri çok daha şeffaf ve izlenebilir hale gelecek. Bu da vergi kayıplarının önüne geçerken, KOBİ’lerin finansal disiplinlerini artıracak” dedi.

Ödüyo olarak teknoloji altyapılarını bu yeni gereksinimlere uygun şekilde geliştirdiklerini söyleyen Yapıcı,“Bankalar ve ödeme kuruluşlarıyla entegrasyonlarımızı güçlendiriyoruz. Amacımız, KOBİ’lerin tahsilat süreçlerini kolaylaştırmak ve yasal uyumluluğu sağlamada onları desteklemek” diye ekledi.

Yeni düzenlemenin KOBİ’ler açısından operasyonel açıdan zorlayıcı olabileceğine dikkat çeken Yapıcı, “Taslak tebliğ yayımlandı, yaklaşık 90 günlük görüş toplama sürecinin ardından 30 günlük uyum süreci var. KOBİ’lerin hızlıca sözleşmelerini tamamlaması ve sistemlerini güncellemesi gerekiyor. Aksi halde pos cihazlarının kullanımı engellenebilir, bu da ticaretlerini doğrudan olumsuz etkiler” diyerek sözlerini tamamladı.

Savunmadan Perakendeye Rightyon’un Sınır Tanımayan Teknolojileri

savunmadan perakendeye rightyon’un sınır tanımayan teknolojileri

Savunma sanayisinin yüksek standartlarından özel sektörün hız ve esneklik beklentilerine uzanan bir teknoloji yolculuğu… Rightyon Technology, yazılım, elektronik ve mekanik alanlarını aynı çatı altında buluşturduğu projeleriyle, Türkiye’de sektör bağımsız çözümler geliştiren öncü firmalardan biri. Üstelik bunu yalnızca teknoloji üretmekle sınırlı tutmuyor; projenin en başındaki analiz sürecinden, sürdürülebilir memnuniyete uzanan tüm aşamalarda uzun vadeli iş ortaklıkları kurmayı önceliklendiriyor.

Geliştirdikleri radar sistemleriyle mağaza içi hareketleri milimetrik hassasiyetle analiz eden, IoT tabanlı cihazlarla dünya çapında markaların tedarik süreçlerini dijitalleştiren Rightyon, farklı sektörlere aktardığı savunma sanayi tecrübesiyle de dikkat çekiyor.

Rightyon Technology’nin bugüne kadar 100’e yakın projeyi tamamladığını belirten CTO Bora Sayıner, disiplinler arası mühendislik, savunma sanayi refleksi ve otonom sistemlerin geleceğine dair görüşlerini Bi’Sektör Dergi Yaz 2025 sayısında anlattı.

Firmalara özel terzi işi projeler geliştiriyorsunuz ? Bu süreç nasıl ilerliyor 

Öncelikle proje analiz sürecine önem gösteriyor ve bu sürece ciddi zaman ayırıyoruz. Bu aşamada, proje yönetim standartlarına uygun kapsam belirleme ve karşılıklı onayları tamamlıyoruz. Yarattığımız fark, analiz sürecinde kullanılacak teknolojiyi doğru şekilde belirlememizden kaynaklanıyor. Firmanın isteklerini anlayarak, onlara zaman, maliyet ve kalite avantajı kazandıracak mimariler tasarlıyoruz. Projenin analiz aşamasında sunduğumuz danışmanlıkla, projeleri başlangıç hedeflerine ulaştırıyoruz. Profesyonel metotların yanında, pozitif iletişimle iş ortaklarımızla uzun yıllar boyunca birlikte projeler geliştiriyoruz.

Yazılım, elektronik ve mekanik disiplinlerini bir arada bulundurma konusunun müşterilerinize sunduğu avantajlar neler? 

Her disiplinin kendine özgü bir dinamizmi ve bakış açısı vardır. Rightyon’un birden fazla disipline hâkim olması, disiplinler arası benchmark’ı da beraberinde getiriyor. Yazılım talebiyle başlayıp elektronikle çözüm bulduğumuz projeler mevcut. Aynı şekilde, elektronik mekanizmaların doğru mekaniklerle fark yarattığı projeleri de birçok kez hayata geçirdik. Toplam bakış açımızı bu disiplinler ekseninde değerlendirirken, sosyal mühendislik kaslarımızla sürdürülebilir memnuniyet sağlıyoruz.

Savunma Sanayi tecrübesinin sektörlere aktarma konusunda ne tür avantajlar sağlıyorsunuz? 

Savunma sanayisinde edindiğimiz tecrübeler, yüksek teknolojinin yanında yüksek güvenliği de iş yapış şeklimize dahil etti. Yüksek teknolojiyle kurguladığımız özel ürünler, yıllardır özel sektörün çözmeye çalıştığı konulara çözüm sağladı. Sayiyo Teknoloji için geliştirilen düşük güç çıkışlı radarlar sayesinde, fiziki mağazalardaki tüm hareketleri milimetrik hassasiyetle ölçümleyebiliyoruz. Aynı zamanda, su altında kullandığımız derin ses işleme algoritmalarımızı da başta perakende olmak üzere farklı sektörlerde yaygınlaştırdık.

Şu an, başta havacılık olmak üzere millileştirme esaslı konuları rahatlıkla üretebilme kabiliyetine sahibiz. %100’e yakın proje tamamlama başarısıyla çalışıyoruz. Başarısız olacağı ya da beklentileri karşılamayacağı öngörülen projeleri, analiz aşamasında ticari kaygı gözetmeksizin, iş ortaklarımıza uygun bir dille ifade ediyoruz. Bu bakış açısı, bizi mutlak başarıya götürüyor.

Türkiye’deki en büyük gruplarla farklı projeler geliştiriyorsunuz? Sektör bağımsız çalışmanın zorlukları neler 

Temelde, bizim için çözülmesi gereken bir konu ya da istek, karşılıklı olarak anlamlandırılması gereken bir süreçtir. Genellikle projelerde, iletişim yetersizliğinden kaynaklanan kaynak israfı ve beklentilerin karşılanmamasıyla karşılaşıyoruz.

Sektörlerin iş yapış ve anlama şekillerine göre analiz süreçlerini tasarlıyoruz. Daha görsel paternleri görmek isteyen firmalarla görsel çalışırken, veri ve dokümantasyon odaklı firmalarla farklı bir yaklaşım benimsiyoruz.

Sektördeki doğru insanlarla birlikte teknoloji geliştirmek, en önemli kabiliyetimiz. Bizim için ne istediğini bilen her profesyonelin teknolojik ihtiyacına — teknolojik olarak mümkün olması koşuluyla — çözüm bulabiliriz.

Türkiye’de birden fazla start-up katma değer sağladığı teknolojiyi size ürettiriyor ? Bilinen bilinmeyen yatırımlarınızda hangi sektörlerde bulunuyorsunuz?

Yaptığımız projelerin kendi alanlarında önemli noktalara ulaşması bizleri gururlandırıyor. Bazı projelerde, ihtiyaca yönelik geliştirme çalışmalarımız halen devam ediyor. Örnek vermek gerekirse, dünyanın en büyük kahve zincirlerinde tat standardizasyonunu ve tüketim verilerinin dijital olarak izlenmesini sağlayan IoT cihazları, yaptığımız teknolojiler arasında yer alıyor.

Yaptığımız bir diğer çalışma ise, denizlerde veri kaydı ve veri toplama alanında faaliyet gösteren önemli markalar için donanımlar üretmek ve bu sistemleri lisanslarıyla birlikte devretmek oldu. En yenilikçi projelerimizden biri ise, medikal alanda geliştirdiğimiz otonom kalp masajı ve elektroşok cihazıdır.

Bazı projeleri devretmiş olsak da, yaptığımız çalışmalarla kazandığımız tecrübeler sayesinde yeni projeler üretmeye devam ediyoruz. Bu süreç bizim için oldukça öğretici oldu ve edindiğimiz tecrübeleri paylaşmaktan hiçbir zaman çekinmiyoruz.

Teknoloji geleceğinde bizi neler bekliyor?

Geleceğin teknoloji vizyonunda, Agentic AI sistemleri pasif veri işleyicilerden ziyade, otonom kararlar alabilen; hedef belirleyip çevresel değişkenlere göre planlarını dinamik olarak güncelleyebilen mühendislik varlıklarına dönüşmektedir. Bu yapılar yalnızca girdilere yanıt vermekle kalmaz; aynı zamanda çok ajanlı senaryolarda görev senkronizasyonu ve adaptif planlama yetenekleriyle öne çıkar. Sürekli öğrenen bu ajanlar, kendi stratejik karar modellerini optimize ederek değişken koşullar altında dahi yüksek güvenilirlikte çıktı üretebilir. Böylece yazılım sistemleri, klasik kontrol mimarilerinin ötesine geçerek mühendis gibi düşünen, kendi kendini yeniden tasarlayabilen otonom yapılara evrilmektedir.

Nestlé Türkiye’den İki Yakada Yeni Yuva

Nestlé Türkiye, Avrupa ve Anadolu yakasında olmak üzere iki yeni ofisinde çalışmalarına başladı. Geniş toplu taşıma alternatifleri sayesinde ekipler, günlük ortalama üç saat tasarruf ediyor. Bu kolaylık ile ofise gelmeyi tercih eden çalışan sayısında üç kat artış yaşandı. Her perşembe patili dostların da ekiplere eşlik ettiği yeni ofislerdeki bu dinamik ve yeni çalışma ortamı çalışanlar arasındaki bağları güçlendiriyor.

Türkiye’de 1906’dan beri faaliyetlerini sürdüren Nestlé Türkiye, topluma değer katan çalışmalarına artık iki yeni ofisinde devam edecek. Maslak Orjin Plaza’da yeni merkez ofisi “Nest Avrupa”ya taşınan Nestlé Türkiye, Küçükyalı Hilltown’da da uydu ofis olarak “Nest Anadolu”yu açtı. Çalışanların görüş ve ihtiyaçları doğrultusunda özenle tasarlanan kolay ulaşılabilir yeni ofisler, ekiplere dinamik, sosyal ve sürdürülebilir alanlar sunuyor. 

nestle1

İsviçre’deki yolculuğuna 159 yıl önce başlayan, Türkiye’deki faaliyetlerine ise 119 yıldır devam eden Nestlé Türkiye, artık İstanbul’un iki yakasında açılan ofislerinde “Ortak Değer Yaratma” anlayışıyla çalışmalarını sürdürecek. İnsanı merkeze alan uygulamalarıyla çalışan ihtiyaçlarına, tercihlerine ve mutluluğuna odaklanan Nestlé Türkiye, merkez ofis “Nest Avrupa” ve uydu ofis “Nest Anadolu” ile iş ve yaşam dengesini bir adım ileriye taşıyor. Yeni ofislere ulaşımda çeşitli toplu taşıma alternatiflerinin olması çalışanlara ulaşımda kolaylık sağlarken, dijital rezervasyon sistemi ile ofis düzeninden optimum verim elde ediliyor. Restorandan spor salonuna her iki ofiste de birçok sosyal alan çalışanlara yürüyüş mesafesinde yer alırken, yeni ofislerdeki elektrikli araçlar için özel şarj noktaları, masaüstü şarj teknolojileri ve ofis içindeki dinamik alanlar konforlu ve verimli bir çalışma ortamı sunuyor. Çalışma alanının özgürce belirlenmesine ve farklı ekiplerin bir arada çalışabilmesine olanak tanıyan ofis ortamı, hem bireysel odaklanmayı hem de ekip çalışması kültürünü zenginleştiriyor.

İş ve sosyal yaşam dengesinin en iyi şekilde kurulması için yeni yapılanmada da esnek çalışma düzeni devam ediyor. Ofisten ve evden çalışmaya olanak tanıyan şirket, ayrıca temmuz veağustos aylarında tamamen uzaktan çalışma, yıl boyunca cuma günleri uzaktan çalışma, yazın ise cuma öğleden sonralarının tatil olduğu çalışma düzeniyle çalışan dostu uygulamalarını güçlendiriyor. 

“Birlikte büyüyen bir ekosistemin kalbi”

nestle2

Çalışan motivasyonunu ve uyumunu her zamankinden daha güçlü bir şekilde deneyimlediklerinin altını çizen Nestlé Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Oktay Cömert, “İstanbul’un iki yakasında yer alan yeni ofislerimiz birlikte büyüyen, öğrenen ve gelişen bir ekosistemin kalbini oluşturuyor. Ofislerimizi sadece birer çalışma alanı olarak değil; birlikte ürettiğimiz ve birbirimizden güç aldığımız birer yuva olarak görüyoruz. Bu yuvada ekip ruhunuve çalışan bağlılığını artıran, iyi olma haline hizmet eden, yeni yapısıyla verimliliğe değer katan ve birlikteliği güçlendiren keyifli, yüzü geleceğe dönük bir çalışma ortamı yarattık. Her Perşembe patili dostlarımız da yeni ofislerimizde bizlere eşlik ediyor. Her iki kıtada yer alan yeni ofislerimizin konum ve ulaşım olanakları sayesinde ekip arkadaşlarımızın yol yorgunluğu yaşamalarının önüne geçiyor, günlük yaklaşık üç saat tasarruf etmelerini sağlıyor iş ve yaşam dengesini daha iyi kurmalarına, aileleriyle geçirdikleri vaktin artmasına yardımcı oluyoruz. Busayede ofise gelmeyi tercih eden çalışma arkadaşlarımızın sayısında üç kat artış ve ekipler arasında bağların kuvvetlenmesinde güçlü bir ivme yakaladık. Ofislerimizde çevresel etkilerimizi azaltan çözümler, doğaya ve insana duyarlı uygulamalarla Türkiye’nin geleceğine değer katacak projeler geliştirmeye devam edeceğiz.” dedi.

Geleneksel Lezzet, Dürümle Vizyonuyla Yeniden Yorumlanıyor

Dürümle CEO’su Fatih Özçanak ile markanın AVM’lerdeki yükselişini, geleneksel lezzeti modern bir deneyime dönüştürme stratejilerini ve müşteriyle kurdukları bağı Bi’Sektör Dergi Yaz 2025 sayısında konuştuk. Hızlı servis ile kaliteyi buluşturan Dürümle’nin büyüme adımlarını ve Türk fast casual mutfağını globale taşıma hedeflerini dinledik.

Bugün bir AVM’de, yan yana duran 10 restoran arasından müşteri neden Dürümle’yi tercih eder? Müşteri karar anına dair sizin gözlemleriniz neler?

Dürümle’yi tercih eden müşterilerimiz, aslında sadece bir dürüm yemek istemiyor. Hem hızlı hem kaliteli hem de yenilikçi lezzetler içeren bir yemek deneyimi arıyor. Bizim en büyük farkımız bu üç öğeyi bir arada sunmamız.

Dürümle menüsünde kullanılan tüm ürünler titizlikle seçiliyor. Çıtır lavaşımız, Dürümle’ye özgü soslarımız özel reçetelerle hazırlanıyor. Etlerimiz uygun koşullarda titizlikle muhafaza ediliyor. Yüzde yüz dana döş eti ve yüzde yüz tavuk göğüs eti kullanıyoruz. Bu detaylar, karar anında müşterinin dikkatini çekiyor. AVM gibi hızlı kararların verildiği yerlerde, sade ama iddialı bir menü sunmak çok önemli. Üstelik doyurucu porsiyonlarımız ve fiyat-performans dengesine verdiğimiz önem, müşterinin aklındaki “nerede yesem?” sorusuna net bir yanıt oluyor.

Dürümle’nin AVM içi restoranları, geleneksel kebapçı algısını kırıyor. Bu dönüşümü menü tasarımı ve mimari konseptle nasıl destekliyorsunuz? Hızlı servis ve geleneksel ürünün çakıştığı anlar oluyor mu?

geleneksel lezzet, dürümle vizyonuyla yeniden yorumlanıyor

Menümüzdeki ürünleri tasarlarken herkese tanıdık gelen dürüm lezzetini, yepyeni bir deneyime dönüştürmek istedik. Malzeme seçiminden sunum şekline kadar her detayda yenilikçi yaklaşımı benimsedik. Ürünlerimize özgün dokunuşlar kattık. Böylece hem tanıdık hem de fark yaratan bir menü oluşturduk. 

Kullanıcıların beklentilerini göz önünde bulundurarak menümüzü sürekli güncelliyoruz. Tüketicilerin yeni tatlar arayışına kulak veriyoruz. Örneğin cheddarlı et döner dürümümüz, gelenekten kopmadan inovasyon yapmanın güzel bir örneği oldu. Hatta bu ürünle “Yılın İnovatif Ürünü” ödülünü aldık.

Restoranlarımızın mimari konseptinde ferahlık ve konfor ön planda. Müşterilerimizin keyifle vakit geçirebileceği, samimi bir atmosfer yaratmaya özen gösteriyoruz. Ferah oturma alanları, aydınlık ve temiz bir ortam, tüketici deneyimini artıran detaylar arasında yer alıyor. Bu sayede hem hızlı servis alabilecekleri hem de rahatça oturup yemeklerini yiyebilecekleri bir alan sunuyoruz.

Kısacası, menümüzle ve konseptimizle hem tanıdık hem de sürprizli bir deneyim yaratıyoruz. Bu yaklaşım, Dürümle’yi diğerlerinden farklı kılan en önemli unsurlardan biri diyebilirim.

Dürümle mağazalarında fiziksel deneyimi dijitalle destekleme yaklaşımınız nasıl şekilleniyor? Bu alanda neyi önceliklendiriyorsunuz?

Dijitalleşme, bizde müşteri deneyimini daha iyi hale getirmek için bir araç. Bu yıl itibarıyla kiosk sipariş sistemimizi yaygınlaştırmaya başladık. İlk etapta büyükşehirlerdeki şubelerimize kurduk. Hedefimiz 2025 sonunda 40 şubede bu sistemi aktif hale getirmek.

Ayrıca web sitemizi de kullanıcı dostu şekilde yeniden tasarladık. Ürün tanıtımları, kampanyalar, sipariş seçenekleri daha görünür hale geldi. Tüm bu yatırımların amacı, müşterinin yolculuğunu hızlandırmak ve kolaylaştırmak.

Türkiye’de markaların hızlı yayılma çabası bazen kalite kontrol süreçlerini zorlayabiliyor. Dürümle’de her şubede aynı lezzeti ve deneyimi garantilemek adına nasıl bir yapı kurdunuz?

durumle2

Bizim için büyüme, kaliteyle birlikte olmalı. 30 şehirde 162 restorana ulaştık ama lezzet standardımızı hiç bozmadık. Bunun için kurduğumuz sistemler var. Merkez Ofis Sahada (MOS) projemiz bunlardan biri. Bu projeyle birlikte ofis ekiplerimiz sahada görev alıyor. Şubelerdeki deneyimi birebir yaşıyor. Bu sayede sorunları yerinde görüp çözebiliyoruz.

Ayrıca, gizli müşteri ziyaretleri, düzenli hijyen kontrolleri ve eğitim süreçlerimizle kaliteyi sürdürülebilir hale getirdik. Franchise şubelerimizde de aynı standartları uyguluyoruz. Eğitim, denetim ve merkezi üretim zinciri sayesinde, nerede olursanız olun aynı lezzeti alırsınız.

Gıda sektöründe çalışan sirkülasyonu yüksek. Sizce saha ekiplerinde sürdürülebilir insan kaynağı yaratmak için neye yatırım yapmak gerekiyor? Bugün Dürümle’nin çalışan bağlılığı konusunda benimsediği özgün bir uygulama var mı?

Bizim çalışan politikamız çok net. Önce iyi ekip, sonra iyi hizmet. Çalışan bağlılığını artırmak için çeşitli adımlar attık. Happy Place to Work tarafından “Türkiye’nin En Mutlu İşyerlerinden Biri” seçilmemiz bunun en güzel göstergesi.

Saha ekiplerimizde pek çok çalışanımız, terfi ile yönetici pozisyonlarına yükseliyor. Bu da kariyer yolculuğunun açık olduğunu gösteriyor. Eğitimlerimiz, ödül sistemimiz ve iletişime verdiğimiz önem çalışan bağlılığını artırıyor. Kadın istihdamında da dikkat çekici bir orandayız. Saha kadrolarımızda kadın oranı yüzde 53.

Sizce dürüm gibi yerel kökenli ama potansiyeli global olan bir ürün Türkiye sınırlarını aşmak için neye ihtiyaç duyar? Dürümle, Türk fast casual konseptini dünyaya taşımayı hayal ediyor mu?

Elbette. Dürüm, yerel ama evrensel bir ürün. Dünya mutfağında “fast casual” segmentinde yer bulabilecek bir lezzet. Biz bunu görebiliyoruz. Dürümle olarak yurt dışı planlarımızı yapmaya başladık. Özellikle Batı Avrupa bizim için öncelikli pazar.

Tahminin Ötesinde: RNV.ai Perakendeyi Nasıl Gerçek Zamanlı Yönetiyor?

tahminin ötesinde: rnv.ai perakendeyi nasıl gerçek zamanlı yönetiyor?

Perakende sektöründe tahminleme, artık yalnızca sayısal analiz değil; hız, adaptasyon ve operasyonel zekâyı aynı potada buluşturan stratejik bir rekabet avantajına dönüşmüş durumda. Değişken tüketici taleplerinin, anlık pazar dinamiklerinin ve belirsizlik ortamının hakim olduğu bu dönemde, güçlü tahmin sistemleri yalnızca geçmiş veriye dayanmakla kalmıyor; çevresel sinyalleri gerçek zamanlı yakalıyor, hızla öğreniyor ve kendini yeniden şekillendiriyor.

RNV.ai tam da bu vizyonla; tahminlemenin sınırlarını veri odaklı karar süreçleri, sürekli öğrenen yapay zeka algoritmaları ve anlamlı içgörü üretimiyle genişletiyor. Üstelik klasik sistemlerin ötesine geçerek yalnızca öneri sunmakla kalmıyor; neden-sonuç ilişkisini şeffaf biçimde ortaya koyuyor ve markalara operasyonel çeviklik kazandırıyor.

Perakendede tahmin hatalarının en sık yaşandığı alanları, doğru sistemin sadece stok yönetiminde değil; müşteri memnuniyetinden satışa, maliyetten zamana kadar birçok alanda nasıl avantaj yarattığını ve RNV.ai’nin sektöre sunduğu dönüşüm modelini Bi’Sektör Dergi Yaz 2025 sayısında konuştuk.

Perakende sektöründe “tahminleme” artık bir teknoloji becerisi değil, bir rekabet avantajı. Sizce iyi bir tahmin sistemini verimli yapan şey, doğruluğu mu, hızla adapte olabilmesi mi? 

Tahminleme bugün artık yalnızca bir teknoloji kabiliyeti değil, stratejik bir avantaj alanı. Halihazırda teknolojik gelişmeler ile veriden anlam çıkaran algoritmaların gittikçe yaygınlaşmasına rağmen çıkartılan sonuç ile karar alma süreçleri arasında bir boşluk bulunmaktadır. Belirsizlik altında karar vermekte problem yaşayan şirketlerde iyi bir tahmin sistemi; sadece yüksek doğrulukta sonuçlar üretmekle kalmamalı, aynı zamanda değişen koşullara hızla uyum sağlayabilmelidir. Özellikle perakende gibi hızlı değişen pazarlarda, bir modelin sadece “doğru” olması yetmiyor — asıl farkı yaratan, bu modellerin ne kadar hızlı güncellenebildiği ve yeni koşullara nasıl adapte olabildiği. 

Bizim için güçlü bir tahmin sistemi demek, çevresel değişkenleri gerçek zamanlı yakalayıp kendini yeniden şekillendirebilen bir sistem demek. Bugün stok seviyeleri, müşteri talebi ya da kampanya etkileri gibi onlarca değişken modele sürekli yeni bilgiler taşıyor. Eğer sisteminiz bu akışı kaldıramazsa, doğruluğunuz kısa sürede işe yaramaz hâle gelir. 

Dolayısıyla ben bu soruya şöyle cevap verebilirim: Doğruluk önemli bir metriği temsil ederken, adaptasyon sistemin sürdürülebilirliğini sağlar. 

Bu nedenle biz RNV.ai olarak ürünümüz Klibre’de tahminleme sistemlerini sürekli öğrenen, yorumlayan ve aksiyonla entegre biçimde çalışan bir yapay zekâ mimarisiyle destekliyoruz. RNV.ai olarak, her veri akışı sonrası modellerimizi yeniden değerlendiriyor, sapmaları analiz ediyor ve sistemi sürekli öğrenen bir yapıda kurguluyoruz. 

Bir perakendeci, RNV.ai ile çalıştığında ortalama neyi daha iyi yapmaya başlıyor? Hatalı sipariş mi azalıyor, stok devir hızı mı yükseliyor, yoksa sadece karar süreçleri mi hızlanıyor? 

Bizimle çalışan perakendeciler genellikle şunu fark ediyor: tahmin ettiklerinden daha fazla şeyi aynı anda iyileştirmişler. Başta “akıllı envanter yönetimi” diye girilen süreç, zamanla “müşteri memnuniyetini artırmaya” kadar uzanıyor. Çünkü RNV.ai sistemleri sadece karar süreçlerini hızlandırmakla kalmıyor; o kararların daha isabetli ve daha çevik olmasını sağlıyor. 

Evet, hatalı sipariş azalıyor. Evet, stok devir hızı iyileşiyor. Ama asıl fark şurada: karar kalitesi merkezileşiyor ve aynı zamanda operasyonel süreçler iyileşiyor. Deponun ürün çıkış performansı, stokların ömrü, satış noktalarının ürün kabul performansı, stoğa giren 

ürünlerin ne kadar sürede satışa döndüğü, yanlış planlama kaynaklı satış kaybı yaşanan ürünler, fazla stoklar, ürün sergileme problemleri gibi birçok KPI beraberinde iyileştirilmiş oluyor. Uçtan uca ölçülebilir ve takip edilebilir bir sistem sunuyoruz. 

Diğer önemli faktör ise sadece bir öngörü sunmuyoruz bunun nedenlerinide açıklıyoruz. Örneğin bir kullanıcı artık “şuraya 10 ürün yollayalım mı?” diye değil, “neden 10 ürün yollanması gerekiyor, bu öneri hangi veriye dayanıyor ve bu öneriyle ne kazanırım?” sorularına cevap alıyor. Bizce bu operasyonel zekânın yeni tanımı. 

“Verimlilik için veri toplamak yetmez, onu sistemin diline çevirmek gerekir.” Siz bu dönüşümü markalara nasıl sağlıyorsunuz? Özellikle manuelden otomasyona geçişte yaşanan dirençleri nasıl aşıyorsunuz? 

Aslında markaların en çok zorlandığı şey, veriyi toplamak değil; o veriyi karar alabilecekleri bir dile çevirmek. Çünkü veri genellikle sistemde değil, sistemin dışında yaşar; Excel’lerde, e-postalarda, saha notlarında… Veri kayıtlı ise bunu sistemsel hale getirmek kolay fakat bazı veriler kullanıcıların kendi zihinlerinde işler ve kayıtlı değildir. 

Bu nedenle öncelikle kayıtlı ve kayıtsız verilere odaklanıyoruz, ardından bu verileri nasıl kayıtlı hale getirebileceğimizi planlıyoruz. Bu süreçte veri kaynaklarını haritalıyor, ne sıklıkta üretildiklerine odaklanıyor ve paralelinde bir veri sahipliği süreci kurguluyoruz. Daha sonra bu verileri sistemin anlayacağı matematiksel dile çeviriyor, normalize ediyor, etiketliyor ve ilişkisel hale getiriyoruz. Son olarak modellerimizle işleyip karar alıcılar ile buluşturuyoruz. Karar destek ve uzman sistem olarak süreçleri ilerletiyoruz. 

Manuelden otomasyona geçince bir direnç oluşuyor. Çoğu zaman kullanıcılar sistemden değil, kontrolü kaybetmekten korkuyor. Bu yüzden biz, otomasyonu insanın yerine geçen değil insana yardımcı olan bir yapı olarak kurguluyoruz. Öneri sistemlerimiz, sunduğu kararların gerekçelerini de açıklıyor. Kullanıcılar sadece “ne yapılmalı”yı değil, “neden yapılmalı”yı da görebiliyor. Sisteme güven arttıkça bu direnç yerini destekleyici bir etkileşime bırakıyor. 

Sadece bugünü değil, ‘yakın gelecek’ talebini doğru okumanın önemi giderek artıyor. Sizin yapay zekâ destekli sistemleriniz bu yakın gelecek kestirimini nasıl yapıyor? Ne sıklıkla güncelleniyor, neye göre adapte oluyor? 

Artık geçmişin aynasıyla ileriye bakmak da bugün ne olduğunu bilmek de yeterli değil. Yarın ne olacağını önceden anlamak gerekiyor. 

Bizim sistemlerimizde yakın gelecek tahmini yalnızca geçmiş verilere bakarak değil; anlık davranış sinyallerine, pazar nabzına, lokal değişimlere, fiyat ve kampanya gibi sistem sinyallerine dayalı olarak çalışıyor. Örneğin, bir mağazada bir ürünün dönüş hızı değiştiğinde, bu sadece “stok azaldı” değil; “talep modeli değişti” sinyali olarak yorumlanıyor. 

Sistemlerimiz, bu tür değişimleri haftalık değil, günlük düzeyde takip ediyor. Çünkü bir haftada kaçan fırsat, perakendede sezonun kaybı demektir. Güncellemeler, sadece teknik bir yeniden eğitim değil; kontekste göre ağırlık değiştirme, yani modellerin odağını kaydırma, içindeki değişkenlerin önem derecelerini duruma göre değiştirme şeklinde de çalışıyor. Biz AI’ı sadece geçmiş verilerle geleceği tahminleme olarak kullanmıyoruz. Tahminleme algoritmaları ile beraber çalışabilen optimizasyon yöntemlerinin; belirsiz ortamlarda ve farklı senaryolara göre davranışların değişebildiği durumlarda ortamın değişimini modellemekte ve olaslıksal dağılımlara çevirebilmektedir. Ayrıca mümkün olan bütün senaryoları tatmin edecek bir çözüm seti önerme özelliği bulunmaktadır. 

Bugün hala birçok zincir, bölge müdürlerinin hissiyatına göre sipariş veriyor. Sizce “verimlilik” ve “sezgisel kararlar” nasıl bir denge kurmalı? Teknoloji bu dengeyi nasıl optimize edebilir? 

Bu çok gerçek bir tablo. Bugün hâlâ birçok büyük zincirde sipariş kararları “ben o bölgeyi bilirim” diyerek veriliyor. Ancak asıl şu soruyu sormak gerekiyor: Bilmek başka, hissediyor olmak başka. Bu karar bilgiye mi dayanıyor, hisse mi? Deneyim elbette çok kıymetli ama sistematik değilse sürdürülebilir de değil. 

Biz verimliliği, sezgilerin yerine koymuyoruz. Tam tersine: sezgileri veriyle güçlendiren bir sistem kuruyoruz. Mesela sistem bir sipariş önerisi oluştururken, kullanıcıya “Bu öneri geçmişteki şu davranışa göre çalıştı.” diyor. Yani karar sadece sayılardan ibaret değil, hikâyeyi de içeriyor. 

Teknoloji burada dengeyi şöyle kuruyor: sezgiyi dışlamıyor ama sezgiyi ölçülebilir ve test edilebilir hale getiriyor. Bazen kullanıcılar sisteme müdahale ediyor; biz bu müdahaleleri kaydedip geri besliyoruz. Yani sistem zamanla insanı da öğreniyor. Bu sayede, hem verimliliği hem uzman içgörüsünü aynı masaya oturtabiliyoruz. 

Sizin sistemlerinizde elde edilen kazanımları ölçmek için müşterilere hangi KPI’ları öneriyorsunuz? Örneğin: stokta kalma süresi, fire oranı, ürün bulunurluk skoru gibi? 

RNV.ai olarak yalnızca tahmin doğruluğu sağlamakla yetinmiyoruz. Tahmin doğruluğunun kurum kültürüne, operasyon yapısına ve kârlılığa nasıl etki ettiğini de gözlemlemek istiyoruz. Bu, hem müşteri tarafında ROI takibini netleştirmek hem de yapay zekâ tabanlı sistemlerin gerçek etkisini görünür kılmak için hayati önem taşıyor. Operasyonel, finansal ve karar kalitesi olarak farklı metriklerde süreci takip ediyoruz. Stokta kalma süresi, stok devir hızı, ürün eksikliği oranı, ürün bulunurluk oranı gibi birçok KPI sistemsel olarak izleniyor. Aynı zamanda self-service BI olarak sunduğumuz son kullanıcıların kendi veri ve raporlarını oluşturabilecekleri sistemlerimiz de mevcut. 

2025 yazına girerken, sizce en çok hangi ürün gruplarında öngörü hataları yaşanıyor? Talep tahmini sistemleri bu tür mevsimsel dalgalanmalara nasıl uyum sağlıyor? 

2025 yılı, perakendenin makroekonomik etkenlerden her zamankinden daha hızlı etkilendiği bir yıl oldu. Özellikle tüketicilerin satın alma davranışları belirgin şekilde değişti. Daha önce kolayca verilen alışveriş kararları artık ertelenen ve sorgulanan tercihlere dönüşüyor. Özel günlerdeki satışlar, beklenenin çok gerisinde kaldı. İndirim ve kampanyalara da eskisi kadar tüketici tepkisi alınamıyor. Sadece ekonomik daralma değil, doğa temelli faktörler de perakendecilerin öngörülerini zorluyor. Örneğin yaz mevsiminin geç gelmesi, bölgesel sıcaklık farklarının uzaması gibi faktörler, sezon başlangıçlarında büyük sapmalara yol açtı. Bu değişim klasik tahmin sistemleri için ciddi sorunlar yaratıyor. Çünkü modeller hâlâ eski davranış kalıplarına göre tahmin yapıyor; bu da satışların tahminin altında kalmasına yol açıyor. 

Biz bu sorunlara yukarıda da bahsettiğimiz dinamik tahmin adaptasyonu ile yanıt veriyoruz. Örneğin, belirli ürün gruplarında tahminle gerçekleşen satışlar arasındaki fark anlamlı düzeye ulaştığında, farklı özniteliklerle tahmin modeli yeniden eğitiliyor. Bu düşüş nedensellik temelli algoritmalar ile anlamlandırılarak ilgili özniteliklere ait ağırlık faktörleri yeniden revize ediliyor. Sonuç olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bu dönemde güçlü olan markalar, en yüksek tahmin doğruluğuna sahip olanlar değil; en hızlı adapte olabilenler. RNV.ai sistemleri tam da bu esneklik için tasarlandı. Değişimi okuyoruz, sinyali tanıyor ve öneriyi yeniden hesaplıyoruz.