Ana Sayfa Blog Sayfa 83

İtalyan Moda Devi Stefanel, Bravo Grup ile Türkiye’ye Geri Dönüyor

Bir dönemin sevilen İtalyan markası Stefanel, Türkiye pazarına Bravo Grup aracılığıyla yeniden giriş yapıyor. Zamansız tasarımlarıyla tanınan marka, sadece Türkiye ile sınırlı kalmayacak; Bulgaristan, Azerbaycan ve Orta Doğu distribütörlüğü de Bravo Grup tarafından yürütülecek.

Sessizce Çekildi, Güçlü Geri Dönüyor

i̇talyan moda devi stefanel, bravo grup ile türkiye’ye geri dönüyor

Türkiye’de uzun yıllar boyunca geniş bir müşteri kitlesine sahip olan Stefanel, bir süre önce pazardan sessizce çekilmişti. Ancak marka, arkasında bıraktığı sadık kitlenin ilgisini yeniden kazanmak üzere hazırlanıyor. Bravo Grup’un kurucusu Alkan Erol’un liderliğinde gerçekleşen bu geri dönüş, sadece bir mağaza açılışı değil; aynı zamanda bölgesel bir yeniden yapılanma hamlesi.

Eylül 2025’te Türkiye’de ilk mağazasını açmaya hazırlanan Stefanel’in, 2026 yılı sonunda mağaza sayısını dokuza çıkarması hedefleniyor.

Bravo Grup: Etiketçilikten Marka Sahipliğine

Bravo Grup, aralarında Brooks Brothers gibi global devlerin de bulunduğu birçok markaya üretim yaparak sektörde dikkat çeken bir oyuncu haline geldi. 150’nin üzerinde çalışanı, yıllık 8 milyon parçalık üretimi ve 400 milyon TL’yi aşan cirosuyla grup, artık kendi markalarını da büyütme hedefinde.

Grubun kurucusu Alkan Erol, bu dönüşümde Stefanel’in önemli bir adım olduğunu vurguluyor:“Stefanel’i yeniden Türk müşterisiyle buluşturmak bizim için heyecan verici. Sadece Türkiye değil, Bulgaristan, Azerbaycan ve Orta Doğu’da da markanın bölgesel gücünü artırmayı planlıyoruz.”

Yeni Nesil Marka Stratejisi: Point’i de Bünyesine Kattı

Bravo Grup’un marka genişlemesi Stefanel ile sınırlı değil. Kadın giyim markası Point’i de bünyesine katan grup, üretim ve tasarım gücünü bu marka üzerinden de artırıyor. Point’in Amerika’daki pop-up mağaza açılışlarının ardından Emaar AVM’deki Türkiye mağazasıyla yolculuğuna devam ettiği; Londra ve Paris gibi moda başkentlerinde ise yeni mağaza planlarının gündemde olduğu belirtiliyor.

Enerji ve Gıda Sektörüne de Adım Attı

Moda sektörünün ötesine geçerek farklı alanlarda da faaliyet gösteren Bravo Grup, gıda sektöründe Mr. Dumpling markasıyla, enerji alanında ise Bravo Enerji ile yatırımlarına hız verdi. 2026 sonunda devreye alınması planlanan GES yatırımı ile kendi elektriklerini üretmeyi hedefliyorlar.

Bir Mağaza Açılışından Fazlası

Bravo Grup’un Stefanel için planladığı geri dönüş, sadece mağaza açılışlarıyla sınırlı değil. Marka, İngiltere pazarına da yeniden giriş yapmaya hazırlanıyor. Dünyada hâlihazırda 200 mağazası bulunan Stefanel’in yeni dönemdeki büyüme stratejisinde Türkiye önemli bir rol üstleniyor.

Sıradan Kampanyalardan Sadık Müşterilere: Kişiselleştirmenin Gücü

sıradan kampanyalardan sadık müşterilere: kişiselleştirmenin gücü

En iyi pazarlama, sonuçta satışa dönüşür; ancak hemen hemen tüm pazarlama faaliyetleri bolca veri üretir.

İşte bu veriler, öğrenmemiz ve değerlendirmemiz gereken önemli dersler içerir.

Akıllı markalar, veri silo’larını kaldırarak işlem, davranış ve etkileşim verilerini tek bir müşteri görünümünde birleştirir.

Şirketlerin %76’sı, veri silo’larının departmanlar arası iş birliğini engellediğini kabul ediyor.

Bu bütünleşik görünüm, pazarlamacılara müşterinin en çok ne zaman etkileşimde bulunduğunu, onları harekete geçiren motivasyonları ve yüksek değerli müşterilerin neden tekrar tekrar geri döndüğünü göstererek 360 derece bir bakış açısı sunar.

Bu içgörüler markalara şu olanakları sağlar:

  • Sadık müşterileri tanımak ve onları beslemek — ara sıra alışveriş yapanları uzun vadeli marka savunucularına dönüştürmek
  • Risk altındaki müşterileri belirlemek — kişiselleştirilmiş mesajlarla onları yeniden kazanmak ve elde tutmak
  • Boşa harcanan bütçeyi ortadan kaldırmak — doğru kişilere, doğru mesajla, doğru zamanda ulaşan kampanyalar oluşturmak

Böyle bir netlik ancak veri toplamakla değil; verilerin temiz, düzenli ve eyleme geçirilebilir olmasıyla mümkün olur. İşte tam da burada pek çok marka zorlanır.

Günümüz perakende dünyasında başarılı olmanın yolu artık yalnızca kaliteli ürün ya da hizmet sunmaktan geçmiyor. Müşteriyle kurulan bağ, sunulan deneyim ve bu deneyimin kişiye özel hale getirilmesi, markaların fark yaratmasında belirleyici rol oynuyor. Peki, müşteri sadakati oluşturmak ve gelirleri sürdürülebilir şekilde artırmak için markalar ne yapmalı?

Cevap net: Veriyi anlamlı bir stratejiye dönüştürmek, kişiselleştirme yolculuğunu adım adım inşa etmek ve bunu sürdürülebilir hale getirmek.

Veriyi Anlamlandırmak: İlk Adım Doğru Başlamaktır

Her tıklama, her alışveriş ve her dijital temas noktası aslında markalara önemli içgörüler sunar. Ancak bu veriler çoğu zaman ayrı sistemlerde dağınık şekilde kalır. Bu durum hem pazarlama bütçesinin boşa harcanmasına hem de müşteriyle doğru bağ kurulmasına engel olur.

Akıllı markalar, verileri entegre ederek “tekil müşteri görünümü” oluşturur. Bu sayede müşterinin alışkanlıkları, ilgi alanları ve tetikleyici anları net şekilde görülebilir. Bu da pazarlama kampanyalarının başarısını doğrudan artırır.

Unutulmamalı ki kötü veri, kötü kararlar doğurur. Doğru veriyle ise doğru zamanda, doğru kişiye ulaşmak mümkün olur.

Herkes için Aynı Değil, Herkes İçin Uygun Olan

Pazarlamanın altın kuralı artık “kitleye seslenmek” değil, “kişiye seslenmek”. Klasik kampanyalarda gönderilen tek tip e-postalar ya da herkesin önüne düşen standart reklamlar artık müşterilerde etki yaratmıyor. Çünkü tüketici, marka tarafından tanındığını ve kendisine özel yaklaşıldığını hissetmek istiyor.

Kurgulanan müşteri yolculuğunda her temas noktası özenli ve stratejik olmalı. İlk alışverişi yapan birine hoş geldin mesajı, alışkanlıklarına göre kişisel öneriler, uzun süre alışveriş yapmadıysa onu geri kazandıracak kampanya… Tüm bunlar sadakatin temel taşlarını oluşturur.

Araştırmalar, müşteri deneyimine yatırım yapan markaların gelirlerinde %80’e varan artışlar yaşadığını gösteriyor. Bu istatistik bile, kişiselleştirmenin neden artık bir lüks değil, zorunluluk olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Test Et, Öğren ve Optimize Et

Pazarlama kampanyalarının işe yarayıp yaramadığını anlamanın tek yolu onları test etmektir. Test-et-ve-öğren yaklaşımı, markalara büyük yatırımlara girmeden önce hangi mesajların hangi kanallarda işe yaradığını ölçme şansı tanır.

Stanley Steemer örneğinde olduğu gibi, geleneksel yöntemlerle beklenen sonucu alamayan markalar, doğru test stratejileriyle etkileşimi ve geliri önemli ölçüde artırabiliyor. %200 artan online rezervasyon oranı ve %23’lük satış artışı bunun somut kanıtlarıdır.

Kontrol grupları, bastırma testleri ve çok kanallı analizler ile kampanyalar daha verimli, bütçeler ise daha etkili kullanılabiliyor.

Sadakat Programları: Sadece İndirim Değil, Deneyim de Sunmalı

Bugün birçok sadakat programı başarısız oluyor çünkü müşterilere gerçek bir değer sunmuyorlar. İndirim kuponları ya da puanlar artık tek başına yeterli değil. Sadakat, deneyimle güçleniyor.

Hibbett Sports’un başarı hikâyesi, iyi yapılandırılmış bir sadakat programının nasıl güçlü bir gelir kaynağına dönüşebileceğini gösteriyor. Müşterilerin programa katılım oranları arttı, alışveriş sıklıkları yükseldi ve pozitif ek gelir sağlandı. Tüm bunlar, veriyle desteklenen kişiselleştirilmiş ödüllerin sonucu.

Örneğin; sadık müşterilere özel VIP etkinlikler, doğum günü sürprizleri, yeni ürünlere erken erişim gibi deneyimsel teşvikler hem duygusal bağ kurar hem de müşterinin uzun vadeli kalmasını sağlar.

Kişiselleştirmeyi Ölçeklemek: Emekle, Yürü, Koş

Birçok marka, kişiselleştirme denilince büyük teknolojik yatırımlar ve karmaşık sistemler gerektiğini düşünüyor. Oysa başarı için “emekle, yürü, koş” modeli yeterlidir.

İlk aşamada temel segmentasyonla başlanabilir. Sık alışveriş yapanlar, ara sıra gelenler ya da terk eden kullanıcılar gibi basit gruplar oluşturarak işe koyulmak mümkündür. Ardından otomatik mesaj akışları kurularak temas noktaları kişiselleştirilir.

Son aşamada ise gerçek zamanlı içgörülerle müşteriye özel kampanyalar sunulur, etkileşim ölçülür ve sadakat stratejileri sürekli olarak optimize edilir. Böylece kişiselleştirme, büyük yapılarla rekabet etmeyi mümkün kılar.

Unutma: Amazon koşuyor olabilir ama sen hâlâ emekliyorsan bile bu ilerlemedir. Durma, devam et.

Son Söz: Kişiselleştirme Artık Lüks Değil, Zorunluluktur

Veriyle desteklenen kişiselleştirme stratejileri, müşteri bağlılığını artırır, pazarlama harcamalarının geri dönüşünü yükseltir ve markaları geleceğe taşır. Sıradan kampanyaların ötesine geçmek isteyen her marka için kişiselleştirme artık kaçınılmaz bir yolculuktur.

Sadakat inşa etmek, yalnızca bir alışverişi değil, müşterinin hayat boyu sürecek tercihini kazanmaktır. Ve bu tercihi kazanmanın yolu, müşteriyi gerçekten tanımaktan geçer.

Bi’Sektör Dergi, Yaz 2025 Sayısı Yayında!

Bi’Sektör Dergi’nin Yaz 2025 sayısı, sektörün içinden geçen sarsıntılı dönemi yalnızca tespit etmekle kalmıyor, “ne yapılmalı?” sorusunu da ortaya koyarak geleceğe bir pusula sunuyor. Bu sayıda odağımızı sadece zorluklara değil, bu zorluklara içeriden gelen çözümlere yönelttik. Çünkü biliyoruz ki; çözüm, çoğu zaman dışarıdan değil, sektörün tam kalbinden gelir.

“Perakendeciye ilham, sektöre Bi’Mola” diyen Bi’Sektör Dergi, bu sayıda veriyle güçlenen kararları, sadeleşen tüketici beklentilerini, teknolojiyi bir vitrin değil, araç olarak konumlayan markaları ve perakendeyi sahada gerçekten yaşayan profesyonellerin deneyimlerini bir araya getiriyor.

Peki Yaz 2025 sayımızda neler var?

Verimlilik Ekranda Başlar, Sahada Tamamlanır: Perakende Teknolojileriyle Dönüşüm

bi’sektör dergi, yaz 2025 sayısı yayında!

Teknoloji, artık yalnızca bir izleme aracı değil; sahada verimliliği yöneten, ekran başında kararları kolaylaştıran bir destek sistemine dönüşmüş durumda.

Bu özel içerikte; mağaza içi sensör sistemlerinden yapay zekâ tabanlı talep tahminine, personel optimizasyonundan hızlı kampanya tepki sistemlerine kadar pek çok yeni uygulama ele alındı.

Veriyle dolu sistemlerin, sadeleştirilmiş içgörülere dönüşmedikçe yöneticilerin işini nasıl zorlaştırdığına, karmaşık dashboard’ların yerine sezgisel arayüzlerin neden kritik hale geldiğine dikkat çektik. “Veri varsa verimlilik var” algısının ötesine geçerek, “anlamlandırılan veri”nin sektöre gerçek katma değerini tartıştık.

Mağazalarda Görünmeyen Değeri Görünür Kılmak

sayiyo d

Bugün bir mağazanın başarısı yalnızca vitrinle değil, görünmeyenle ölçülüyor. Sayiyo, mağaza içinde yaşanan ama veriye dönüşemeyen onlarca değeri görünür kılmayı hedefleyen bir teknoloji şirketi. Kamera kullanmadan çalışan kişi sayımı cihazlarıyla başladıkları yolculuk, bugün yapay zekâ destekli gerçek zamanlı analiz altyapısıyla dijital mağaza yönetimine dönüşmüş durumda.

Beste Karaca ile yaptığımız söyleşide, sektördeki veri güvensizliğini aşmak için Sayiyo’nun nasıl bir mühendislik yaklaşımı geliştirdiğini, Rightyon iş birliğiyle millî donanımları nasıl sahaya entegre ettiklerini ve mağaza yöneticilerinin sadece rapor değil, içgörüye dayalı kararlar almasını nasıl sağladıklarını konuştuk. Teknolojiye değil, çözüm üretmeye odaklanan bu bakış açısı, geleceğin mağazacılığına dair yeni bir referans sunuyor.

Türkiye Perakendesinde Derin Dönüşüm: 2023’ten 2025’e Nereye Geldik?

donusum

Pandemi sonrası alışveriş patlamasının ardından, yerini durgunluk ve seçiciliğe bırakan tüketici davranışları…

AVM ziyaretçi sayılarındaki %30’lara varan düşüş, yabancı harcamalardaki dramatik gerileme ve yatırımcının geri adım attığı bir iklim…

Murat Kocaerkek’in kaleme aldığı bu kapsamlı analiz, üç yılda yaşanan bu sessiz ama şiddetli dönüşümün nedenlerini, rakamlarla ve saha gözlemleriyle ortaya koyuyor.

Spor ve moda perakendesindeki kırılgan dengelerden başlayarak, promosyonlara bağımlı hale gelen müşteri psikolojisine ve AVM ekonomisinin yeniden tanımlanma ihtiyacına uzanan bu yazı, sektör profesyonellerine “şimdi ne yapmalı?” sorusunun cevabını düşündürüyor.

Perakendede Az Kaynakla Daha Fazla Sonuç Mümkün mü?

az kaynak

Artan maliyetler, daralan bütçeler ve tüketicinin azalan ilgisiyle mücadele eden markalar için “verimlilik” artık sadece bir tercih değil, mecburiyet.

Bu dosyada; sınırlı kaynakla maksimum etki yaratmanın yollarını, yapay zekâ destekli kampanya optimizasyonlarını, entegre perakende medya platformlarının sunduğu ölçülebilir alanları ve küçük markaların büyük oyuncularla aynı sahada rekabet etme fırsatlarını masaya yatırıyoruz.

“Az kaynakla ne mümkün?” sorusunun cevabı, artık yalnızca teknoloji değil; doğru hedefleme, anlık veri analitiği ve sadeleşmiş operasyonlarda saklı.

Bu içerik, özellikle orta ve küçük ölçekli markalar için uygulanabilir içgörüler sunuyor.

Fast Casual’ın Yükselen Temsilcisi Dürümle: Geleneksel Lezzeti Modern Deneyime Dönüştürmek

durumle

Türkiye’nin dört bir yanındaki AVM’lerde yükselen bir marka: Dürümle. Ancak mesele sadece dürüm değil.

Fatih Özçanak’ın liderliğinde büyüyen bu marka, hızlı servis ile kaliteyi buluştururken, menüsünden mimarisine kadar her noktada tanıdık olanı yeniden yorumluyor.

Röportajda, AVM gibi hızlı kararların verildiği yerlerde müşteri tercihini etkileyen unsurları, franchising yapısında kalite standardını nasıl koruduklarını ve dijitalleşmeyle fiziksel deneyimi nasıl entegre ettiklerini konuştuk.

Dürümle’nin “gelenekten beslenen ama geleceğe oynayan” duruşu, Türk fast casual sektörünün küresel iddiasına da göz kırpıyor.

Sinoz Kozmetik ile Yazın Değişen Cilt Algısı

sinoz d

2025 yazında tüketici, artık sade ama çok yönlü ürünler arıyor.

Sinoz CEO’su Yasin Çörekci ile yaptığımız röportajda; sosyal medyada yükselen no-makeup ve glow trendlerinin sektöre etkisini, tüketici beklentilerindeki çoklu fayda arayışını ve markanın bu beklentilere nasıl hızlı yanıt verdiğini konuştuk.

Sinoz, yalnızca ürün çıkarmakla kalmıyor; aynı ürünün hikâyesini mevsime, ruh haline ve platforma göre yeniden yazıyor.

Bu yaklaşım, yaz döneminde cilt bakımının yalnızca koruma değil, bir kimlik ifadesine dönüştüğünü de gösteriyor.

Perakende Medya Araştırması: Stratejik Dönüşümde Verinin Rolü

arastirma dergi

Perakende Medya Zirvesi’nde XSIGHTS iş birliğiyle paylaşılan araştırma, yalnızca markaların değil, tüketicilerin de medya stratejilerine nasıl tepki verdiğini gözler önüne seriyor. Hangi mecralar daha fazla dönüşüm sağlıyor? Tüketici ne zaman rahatsız oluyor, ne zaman ilgileniyor? KOBİ’ler bu stratejilere nasıl adapte olmalı?

Bu araştırma, markaların yalnızca görünür olmakla değil, değer yaratmakla yükümlü hale geldiği yeni perakende çağını tanımlıyor. Kişiselleştirmenin artık bir ayrıcalık değil, güven inşası için zorunluluk olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Bu sayımızda, çözüm odaklı düşünmenin, yerli teknolojilerle dönüşümün, sadeleşen tüketici beklentilerinin ve sahadan gelen gerçek içgörülerin izini sürdük. Krizlere karşı değil, yapının tamamen sarsılmasına karşı refleks geliştirme çağrısı yaptık.

Ayrıca bu sayımızda; perakende suçlarındaki artış ve mağaza güvenliği stratejilerini, tüketicinin alışveriş yolculuğunun nerede koptuğunu, sadakat programlarının deneyimle nasıl güçlendiğini, Alkaş’ın sektöre sunduğu dijital ve global köprüleri ve perakendeciler için yalnızlık hissinin yeni bir tüketici içgörüsüne nasıl dönüştüğünüde ele aldık.

Abonelik ve satınalma süreçlerini buradan inceleyebilirsiniz.

Lüks Alışveriş Tutkunları Ürün Keşfi İçin TikTok’a Yöneliyor

  • AYTM tarafından TikTok için yaptırılan bir rapora göre, TikTok’ta lüks alışveriş yapan her 10 kişiden 7’si, genellikle akranlarının yönlendirdiği içerikleri izledikten sonra tek bir moda ürününe harcama yapıyor.
  • TikTok kullanıcılarının üçte birinden fazlası (%38), sosyal medya kullanıcıları tarafından oluşturulan içerikler aracılığıyla lüks markaları bulma olasılığı daha yüksekken, neredeyse üçte biri (%32) bunları içerik oluşturucu videoları aracılığıyla keşfediyor. İngiltere, ABD, İtalya ve Fransa genelinde ankete katılan 3.000’den fazla lüks alışverişçinin yaklaşık dörtte biri (%26), TikTok lüks alışverişçilerinin satın almadan önce içerik oluşturucuların ürünleri incelemesini bekliyor. 
  • Raporda, lüks alışveriş yapanların dörtte birinin TikTok trendlerinden ilham alan kullanılmış ürünler satın aldığı, üçte birinin ise içerik oluşturucu içerikler aracılığıyla tanıtılan önerilen ürünleri satın aldığı belirtildi. 2023 BCG raporuna atıfta bulunan TikTok, ilk kez lüks alışveriş yapanların yaklaşık üçte ikisinin sosyal medyanın bu alana olan ilgilerini artırdığını söyledi.

TikTok, lüks moda ürünlerini bulmak için popüler bir platform haline gelse de, daha az kişi anında satın alıyor. TikTok’a göre, ankete katılanların yaklaşık %15’i lüks bir ürünü platformda gördükten hemen sonra satın aldı. Raporda, alışveriş yapanların içerikleri kaydedip satın almaya hazır olduklarında tekrar ziyaret ettikleri belirtildi. 

Bu araştırma, günümüzde lüks alışverişleri yönlendiren şeyin kanıt olduğunu gösteriyor. İnsanlar sadece markalardan değil, akranlarından da duymak istiyor. TikTok, güvenilirliğin yorumlar bölümünde inşa edildiği ve satın alma yolculuğunun artık içerik üreticilerden, sohbetlerden ve topluluk içgörülerinden geçtiği bir yer haline geldi. Lüks markaların görmezden gelemeyeceği bir kıvılcım bu.”

img 2820
Lüks Alışveriş Tutkunları Ürün Keşfi İçin TikTok’a Yöneliyor

TikTok alışverişçilerinin çoğu platformda lüks ürünlere daha az harcama yapıyor

Bazı TikTok kullanıcıları lüks ürünlere para harcarken, TikTok alışverişçilerinin çoğu platformda çok daha az harcama yapıyor. PartnerCentric tarafından yapılan bir anket, 60 yaş ve altı TikTok alışverişçilerinin platformda alışveriş başına ortalama 59 dolar, yıllık ise 708 dolar harcadığını ortaya koydu.

Piyasalardaki dalgalanmalar nedeniyle, lüks alışveriş yapanlar bile genel olarak ekonomiye daha az olumlu yaklaşıyor. Geçtiğimiz ay yayınlanan bir Saks Global Luxury Pulse anketi, katılımcıların %28’inin ekonomiye olumlu baktığını, bu oranın önceki ankete göre %13 oranında azaldığını ortaya koydu. 

Lüks alışveriş yapanlar ekonomiden uzaklaştıkça, yüksek fiyatlı ürünlere yaptıkları harcamaların daralması bekleniyor. Bain & Company’nin bir raporuna göre, kişisel lüks ürün alımları bu yıl %2 ila %5 arasında düşebilir. Ancak rapora göre, ultra lüks ürünler, mücevher, giyim ve gözlüklerin güçlü kalması bekleniyor.

Z Kuşağı’nın Özel Markalı Ürünlerin En Sadık Alıcıları Olacağı Tahmin Ediliyor

  • Numerator’ın yeni raporuna göre, 2026 ortasına kadar Z Kuşağı’nın özel markalı ürünlere diğer nesillerden daha fazla harcama yapması bekleniyor. Bu tarihe kadar Z Kuşağı‘nın, ambalajlı tüketim ürünleri ve genel ürün bütçesinin %18,4’ünü özel markalı ürünlere harcaması bekleniyor. Bu rakam, Baby Boomers kuşağını (%18,3), Y kuşağını (%17,5) ve X kuşağını (%17,2) geride bırakacak. 
  • Rapora göre Ulta Beauty, Wild Fable, Trader Joe’s ve Costco’nun Kirkland Signature gibi marka ve perakendecilerin özel markalı ürünleri, Z kuşağı alışverişçileri arasında popüler
  • Raporda, Z kuşağı tüketicilerinin özel markalı ürünlere daha fazla harcama yapması beklenirken, bu kuşağın bu tür markaların kalitesi, perakendeci güveni, ambalajı ve tasarımı konusunda endişeleri olduğu belirtiliyor.

Z kuşağı daha önce özel markalı ürünler satın alma konusunda tereddütlü olsa da, bütçeleri ve mağaza markalarına yönelik değişen algıları, bu kategorideki ürünlerin tüketimini artırıyor. Rapora göre, bu kategori, genç tüketicilerin uygun fiyatlı lüks ürünlere ulaşmasını sağlıyor. 

Numerator’a göre, özel markalı ürünlerin sunduğu düşük fiyatların ötesinde, Z kuşağı bu markaları “yenilikçilik, trend olma ve premiumluk” ile ilişkilendiriyor.  

img 2129
Z Kuşağının Özel Markalı Ürünlerin En Sadık Alıcıları Olacağı Tahmin Ediliyor

Z Kuşağı, özel markaları bütçe dostu ve tüketici değerlerinin yansıması olarak görüyor

Numerator raporunda, “Ekonomik zorluklar, nesiller arası değişim ve değişen değer tanımlarının şekillendirdiği bir perakende ortamında, özel markalar yalnızca bütçe dostu alternatifler olarak değil, aynı zamanda tüketici değerlerinin bir yansıması olarak da ortaya çıkıyor,” dedi. “Ve bu değişimin ön saflarında Z Kuşağı yer alıyor.”

Diğer araştırmalar, tüketicilerin genel olarak mağaza markalarını giderek daha fazla aradığını gösteriyor. Private Label Üreticileri Derneği’nin Circana verilerine göre, geçen yıl özel marka satışları 271 milyar dolarlık rekor seviyeye ulaştı. Ulusal marka satışları geçen yıl 2023’e kıyasla %1 artarken, özel marka satışları bu dönemde  %3,9 arttı.

Circana’nın bir başka araştırmasına göre, enflasyon, fiyat bilincine sahip tüketicileri özel markalı ürünler satın almaya iten faktörlerden biri. Z kuşağı ve daha genç milenyum kuşağı, ilk kez kendi markalarını deneyenlerin başında geliyor. 

Alışveriş yapanlar markalı ürünlere yöneldikçe, büyük perakendeciler çeşitli ürünler için kendi özel markalarını piyasaya sürdü. Kohl’s ve Macy’s bu yıl kendi ev eşyası markalarını piyasaya sürdü. Lowe’s ise yakın zamanda 10 doların altında satılan ürünler içeren Lowe’s Essentials markasını tanıttı. Bu arada Dollar General, özellikle Clover Valley markasına odaklanarak ürün yelpazesine yaklaşık 100 yeni özel markalı ürün eklemeyi planladığını duyurdu.

Walmart bu hafta, çoğu ürünün fiyatının 15 doların altında olduğu Weekend Academy adlı, gençlere yönelik özel markalı bir giyim markasının lansmanını duyurdu.

Toys “R” Us, Agnaris Mağazacılık ile Türkiye’ye Geri Dönüyor

2008 yılından bu yana Türkiye’de faaliyet göstermeyen oyuncak perakendesi markası Toys “R” Us, Türkiye pazarına yeniden giriş yapmaya hazırlanıyor. Markanın Türkiye operasyonlarını yürütecek olan Agnaris Mağazacılık A.Ş., gelişmeyi LinkedIn hesapları üzerinden duyurdu.

Şirket açıklamasına göre, Toys “R” Us mağazaları çok yakında Türkiye’de yeniden açılacak. Aynı zamanda markanın e-ticaret sitesi olan toysrus.com.tr üzerinden online satış da başlayacak.

Küresel Marka, Geri Dönüş Sürecinde

toys “r” us, agnaris mağazacılık ile türkiye’ye geri dönüyor

Toys “R” Us, 2017 yılında iflas koruması başvurusu yapmış, 2018’de ABD’deki tüm mağazalarını kapatmıştı. Marka hakları 2019 yılında Tru Kids, Inc. isimli şirkete geçti. 2021’den itibaren Macy’s mağazaları içinde yeniden faaliyete başlayan marka, bazı bölgelerde bağımsız flagship mağazalar da açtı.

İngiltere’de WHSmith mağazaları içinde reyon olarak yer almaya başlayan Toys “R” Us, Latin Amerika ve Karayipler’de genişleme planlarını sürdürürken, Avustralya operasyonları 2025 yılı itibarıyla yeniden iflas sürecine girdi.

Agnaris Mağazacılık ile Türkiye’deki Açılım

Agnaris Mağazacılık tarafından yürütülecek Türkiye operasyonu kapsamında ilk mağazaların nerede açılacağına dair henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak fiziksel mağazaların yanı sıra dijital kanal da aktif olarak devreye alınacak.

Burberry, 2025 İlk Çeyrekte Satış Kaybı Yaşadı Ama Marka Değeri Yükselişte

2025 yılına zor bir başlangıç yapan Burberry, ilk çeyrek sonuçlarında %21 oranında karşılaştırılabilir satış düşüşü açıkladı. Ancak bu finansal gerilemenin arkasında yalnızca ekonomik zorluklar değil, aynı zamanda şirketin “marka arzu edilirliğini artırma” hedefiyle izlediği stratejik dönüşüm süreci de yer alıyor.

Lüks moda dünyasında geçici düşüşler olağan kabul edilirken, Burberry yönetimi bu çeyreği bir “temizlenme” ve yeniden konumlanma dönemi olarak görüyor. Şirket, kısa vadeli satış performansından çok uzun vadeli marka algısına odaklanmayı sürdürüyor.

Satışlar Geriledi, Ancak Strateji Değişmedi

burberry, 2025 i̇lk çeyrekte satış kaybı yaşadı ama marka değeri yükselişte

Burberry’nin 2025 Q1 raporuna göre, perakende satışlar %21 düşerken en sert kayıplar Çin, Hong Kong ve Güney Kore gibi Asya pazarlarında yaşandı. Markanın geleneksel olarak güçlü olduğu bu bölgelerdeki zayıflama, küresel turizmdeki değişim ve yerel ekonomik belirsizliklerle ilişkilendiriliyor.

Avrupa ve Amerika pazarlarındaki satışlar da gerileme gösterdi. Özellikle klasik Burberry müşterisinin lüks tüketimden geçici olarak uzaklaşması, rakamsal düşüşlerin temel nedenleri arasında gösteriliyor. Ancak şirket, bu düşüşe rağmen fiyat indirimlerine yönelmedi ve premium marka duruşunu korumayı tercih etti.

“Marka Arzusu” Yaratma Stratejisi Sürüyor

Burberry’nin yeni CEO’su Jonathan Akeroyd’un liderliğinde şekillenen strateji, kısa vadeli hacim artışı yerine marka algısını yeniden inşa etmeye odaklanıyor. Akeroyd, geçtiğimiz yıl devraldığı görevde Burberry’yi “global kültürel etki alanı olan bir lüks marka” haline getirme hedefini vurgulamıştı.

Bu doğrultuda, markanın kreatif yönünü güçlendiren kampanyalara, koleksiyonların rafine edilmesine ve fiziksel mağaza deneyimlerinin yeniden tasarlanmasına odaklanıldı. Örneğin Burberry’nin yeni vitrin düzenlemeleri, mimari yenilemeleri ve özel iş birlikleri, alışveriş deneyimini sıradanlıktan çıkarıp markaya özgü bir lüks algısı yaratmayı amaçlıyor.

Yeni Koleksiyonlar ve Sezon Etkisi

2025 yaz sezonunun ilk koleksiyonları, bu stratejik dönüşümün bir yansıması olarak hazırlandı. Daha zamansız parçalar, İngiliz kimliğini vurgulayan klasik öğeler ve görsel sadelik ön plana çıkarıldı. Markanın koleksiyonlarında yüksek moda çizgisinden uzaklaşmadan erişilebilir lüks yaratma arayışı dikkat çekiyor.

Bu yeni çizginin, eski sadık müşteriler ile genç ve kültürel olarak duyarlı yeni müşteri kitlelerini bir araya getirmesi hedefleniyor. Özellikle dijital kampanyalarda kullanılan görseller, influencer iş birlikleri ve sosyal medya stratejisi, bu geçişi hızlandırma amacı taşıyor.

Uzun Vadeli Bakış Açısı

Burberry, 2025 yılına dair beklentilerini aşağı yönlü revize etmedi. Tam aksine, markanın orta vadeli hedeflerine bağlı kalınacağı net şekilde vurgulandı. Yönetim, “az ama öz” bir büyüme anlayışıyla, marka prestijini koruyarak yeniden hacim kazanmayı planlıyor.

Yani Burberry için bu çeyrek, bir kayıp değil; stratejik bir yeniden hizalanma süreci. Marka, perakende dünyasındaki hızlı tüketim döngüsüne direnerek daha rafine ve seçici bir büyüme modelini benimsiyor.

Mango’dan 2025 İlk Yarı Raporu: Hedef 2026’ya Kadar ABD’de Zirveye Oynamak

Pandemi sonrası yeniden şekillenen küresel moda sektöründe birçok marka temkinli adımlar atarken, Mango dikkat çekici bir hızla büyümeye devam ediyor. İspanyol giyim markası, 2025’in ilk yarısında güçlü bir performans sergilediğini duyurdu ve bu başarının ardından gözünü stratejik olarak ABD pazarına çevirdi. Hedef açık: 2026 yılına kadar ABD’yi markanın en büyük üç pazarı arasına sokmak.

Yılın İlk Yarısında Güçlü Finansal Performans

mango’dan 2025 i̇lk yarı raporu: hedef 2026’ya kadar abd’de zirveye oynamak

Mango’nun 2025 ilk yarı sonuçları şirketin küresel stratejisini destekleyen türden. Net gelir, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %11,4 artarak 1,48 milyar Euro’ya ulaştı. En hızlı büyüme ise Avrupa dışı pazarlarda kaydedildi. Bu, markanın uluslararası genişleme planlarının finansal olarak da karşılık bulduğunu gösteriyor.

Şirketin CEO’su Toni Ruiz, bu başarıyı “Mango’nun dijitalleşmeye, sürdürülebilirliğe ve müşteri deneyimine yaptığı yatırımların sonucu” olarak değerlendiriyor. Ruiz’e göre bu yükselişin devamı, doğru pazarlara yapılan doğru yatırımlarla mümkün olacak.

ABD’ye Stratejik Yaklaşım: Bayrak Gemisi Mağazalarla Büyüme

Mango, ABD pazarına 2022 yılında geri döndü ve o tarihten bu yana kademeli bir şekilde büyümeye devam ediyor. Bugüne kadar 10 eyalette toplam 18 mağaza açan marka, 2025 sonunda bu sayıyı 40’a çıkarmayı hedefliyor.

Bu mağazalar arasında öne çıkanlar, Los Angeles’taki Glendale Galleria ve Miami’deki Aventura Mall gibi prestijli alışveriş merkezlerinde konumlanıyor. Mango, ABD’deki bu yeni nesil mağazalarını genellikle geniş metrekareli, kadın giyime odaklı ve deneyim merkezli kurguluyor. Markanın bu tercihi, hem ABD’li tüketicinin alışveriş beklentilerine hitap ediyor hem de premium bir imaj yaratma stratejisini destekliyor.

2026 Vizyonu: ABD İlk Üç Pazardan Biri Olacak mı?

Mango’nun 2026 hedefi oldukça iddialı: ABD’yi İspanya ve Fransa gibi geleneksel güçlü pazarlarının yanına eklemek. Bu vizyon, yalnızca mağaza sayısını artırmakla değil; aynı zamanda e-ticaret, lojistik, lokal koleksiyonlar ve marka algısı gibi çok boyutlu bir büyüme stratejisiyle mümkün olacak.

Şirket, özellikle dijital kanallar üzerinden ABD’li tüketiciyle daha sıkı bir bağ kurmayı hedefliyor.

Mango’nun ABD’de Ne Şansı Var?

ABD pazarı her ne kadar doymuş ve rekabetin yoğun olduğu bir pazar olsa da, Avrupa merkezli markalar için hâlâ büyük fırsatlar barındırıyor. Zara, H&M ve Uniqlo gibi rakiplerle kıyaslandığında Mango’nun daha feminen, daha Akdenizli ve daha rafine bir stil çizgisi sunduğu görülüyor. Bu da onu farklılaştıran en güçlü unsurlardan biri.

Ayrıca Mango’nun hızlı karar alma kabiliyeti, bölgesel kampanyalara olan açıklığı ve omni-channel yetkinliği, ABD’deki büyümesini hızlandırabilecek etkenler arasında yer alıyor.

Maptriks Katkılarıyla Haftanın Mağaza Açılışları [14 – 18 Temmuz]

maptriks magaza acilislari banner2
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 18 temmuz] 25

Bir haftayı daha geride bırakıyoruz. Perakende sektörünün mağazacılık yatırımlarını takip ettiğiniz, Haftanın Mağaza Açılışları serimizin de yepyeni derlemesi ile sizlerleyiz.

Sektörün yatırımlar tarafında epey zorlandığı bu dönemde, her açılış çok değerli. Her birine bol cirolar diliyoruz.

İşte bu hafta gerçekleşen mağaza açılışları

Evidea – Vialand AVM

maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 18 temmuz]
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 18 temmuz] 26

Evidea, Vialand AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Toyzz Shop – Yasa Akçay AVM

toyzzshop magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 18 temmuz] 27

Toyzz Shop, Yasa Akçay AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

MR. DIY – Avenue AVM

mrdiy magaza12
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 18 temmuz] 28

MR. DIY, Avenue AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın 167. mağazasını oluşturuyor.

Adidas – Florya

adidas magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 18 temmuz] 29

Adidas, Florya’daki outlet mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Converse – Vialand AVM

converse magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 18 temmuz] 30

Converse, Vialand AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın 28. mağazasını oluşturuyor.

Barine – Bodrum Ortakent

barine magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 18 temmuz] 31

Barine, Bodrum Ortakent mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

SuperStep – İzmir Karşıyaka Cadde

superstep magaza12
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 18 temmuz] 32

SuperStep, İzmir Karşıyaka Cadde mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

The Coffee Factory – İstanbul Beylikdüzü Cadde

thecoffeefactory magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 18 temmuz] 33

Coffee Factory, İstanbul Beylikdüzü Cadde mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Arçelik – Yenikent Lefkoşa

arcelik magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 18 temmuz] 34

Arçelik, Kuzey Kıbrıs Lefkoşa Yenikent mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Pro Plan, ATP Turu’nun Resmi Evcil Hayvan Beslenme Ortağı

Nestlé Purina PetCare Avrupa çatısı altındaki PRO PLAN® ve profesyonel tenisin dünya çapındaki en prestijli organizasyonlardan biri olan ATP, yaptığı açıklamada uzun dönemli bir iş birliğine imza attıklarını duyurdu. Bu iş birliği kapsamında Purina PRO PLAN, üst düzey turnuva serisi ATP Tur’un Resmi Evcil Hayvan Beslenme Ortağı olacak.

Dünya genelinde evcil hayvan beslenmesindeki liderliğiyle tanınan Purina PRO PLAN, veteriner hekimler ve beslenme uzmanları tarafından geliştirilen yüksek kaliteli ürünleriyle, kedi ve köpeklerin aktif, sağlıklı ve uzun yaşamlarında onlara destek oluyor. Purina PRO PLAN, ATP ile gerçekleştirdiği bu iş birliği ile kedi ve köpek sahiplerine evcil hayvanlarına profesyonel bir şekilde bakım yapmaya teşvik etmeyi amaçlıyor; tıpkı sporcuların spora olan tutkusu ve bağlılıkları gibi.

Bu iş birliği, ATP’nin sosyal, editoryal ve dijital kanallarında yıl boyunca marka görünürlüğü sağlayarak PRO PLAN®’a hem tenis hayranları hem de evcil hayvan sahipleriyle etkileşim kurmak için küresel bir platform sağlıyor.

PRO PLAN®, aynı zamanda Avrupa’daki ATP Tur etkinliklerinin resmî sponsoru olacak. Bu etkinlikler arasında Barcelona Open Banc Sabadell, Swiss Indoors Basel ve Nitto ATP Finalleri (Torino) yer alıyor.

Sezon boyunca PRO PLAN®, sporcularla, taraftarlarla ve evcil hayvan sahipleriyle bir araya gelerek kaliteli beslenme ve bakımın evcil hayvanların sağlığını ve refahını nasıl en üst düzeyde tuttuğunu gösterecek. Bu sayede heyecan verici aktiviteler ve etkileşimli deneyimlerin yanında turnuvanın taraftar bölgelerinde görünürlük elde edilecek.

Bu iş birliği, ATP Tur oyuncularına da evcil hayvanlarının bakımında yol arkadaşı olmayı amaçlıyor. PRO PLAN®, onlara beslenme alanında uzman tavsiyeleri sunarak evcil dostlarına profesyonel düzeyde bakım yapmalarına destek olacak.

ATP Genel Müdürü Daniele Sanò, “Kendi alanında lider bir markayı ATP Tur ailesine katmaktan gurur duyuyoruz. Evcil hayvanlar, hem taraftarlarımız hem de oyuncularımız için ailenin bir parçası. Purina PRO PLAN® ile kurduğumuz bu iş birliği, hem hayranlarımızla yeni bir bağ kurmamıza hem de oyuncularımızın evcil hayvanlarının beslenmesine en iyi şekilde destek olmamıza olanak sağlayacak,” dedi.

Purina Avrupa Pazarlama Direktörü Fabio Degli Esposti ise, “Tenis, dünyanın en sağlıklı spor dallarından biri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle ATP ile iş birliğimiz, evcil hayvanlar için sağlıklı bir yaşamı destekleyen yüksek kaliteli beslenmeye adanmış PRO PLAN® markamızlamükemmel bir uyum sağlıyor. Oyunculara ve patili dostlarına destek sunmayı, aynı zamanda dünya genelindeki tenis severlerle bağ kurarak onları evcil hayvanlarına profesyonelce bakmaları için ilham vermeyi sabırsızlıkla bekliyoruz,” dedi.

Barcelona Open Banc Sabadell – Trofeo Conde de Godó Turnuva Direktörü David Ferrer ise, “Purina PRO PLAN®’ı Barcelona Open Banc Sabadell sponsor ailesine katmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Birçok tenisçi için evcil hayvanları ailelerinin bir parçası. Patili dostlarının sağlığı ve beslenmesine özen gösteren bir markayı yanımızda görmek, oyuncularımıza sunduğumuz hizmetleri daha da güçlendiriyor,” diye konuştu.