Ana Sayfa Blog Sayfa 84

Calvin Klein ve Tommy Hilfiger Büyütüyor, PVH’nin Kârı Düşüyor

ABD merkezli PVH, sahibi olduğu Calvin Klein ve Tommy Hilfiger markalarının 1 Şubat 2026 itibarıyla finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, Orta Doğu’daki çatışmalar ve ABD’ye giren mallara uygulanan gümrük vergilerinin potansiyel etkilerine dair uyarıda bulundu. PVH, yılın tamamında “ılımlı” bir gelir artışı kaydederken, faaliyet karında önemli bir düşüş yaşandığını bildirdi.

Yıllık ve Çeyreklik Performans

PVH, yılın tamamında faaliyet karının yıllık bazda yüzde 70,1 düşüşle 231 milyon dolara gerilediğini açıkladı. Bu rakam, 2025 yılında 560 milyon dolar olan net maliyetleri de içeriyor. Buna karşılık şirketin yıllık geliri yüzde 3 artarak 8,95 milyar sterline ulaştı. Calvin Klein’ın geliri yüzde 3, Tommy Hilfiger’ın geliri ise yüzde 4 arttı.

Dördüncü çeyrekte şirketin performansı beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Faaliyet karı yıllık bazda yüzde 18,6 artarak 249 milyon dolara ulaştı ve gelir, faaliyet kar marjı ile hisse başına kazanç beklentilerini aştı. Dördüncü çeyrekte gelirler yıllık bazda yüzde 6 artarak 2,51 milyar dolara çıktı. Bu dönemde Calvin Klein’ın geliri yüzde 3, Tommy Hilfiger’ın geliri ise yüzde 7 arttı.

Bölgesel Satışlar ve 2026 Beklentileri

Bölgesel bazda dördüncü çeyrek satışları EMEA bölgesinde yüzde 8 artarken, Amerika kıtasında yüzde 4 yükseldi. Amerika’daki artışın temel nedeni toptan satışlardaki büyüme olurken, doğrudan tüketiciye yapılan satışlardaki düşüş bu artışı kısmen dengeledi.

pvh, calvin klein ve tommy hilfiger 2026 finansal sonuçlarını açıkladı

Asya Pasifik bölgesinde ise satışlar geçen yılın aynı dönemine göre sabit kaldı; bunun nedeni, 2024 yılının dördüncü çeyreğinde gerçekleşen Ay Yeni Yılı’nın 2025’te aynı dönemde olmaması olarak açıklandı. Yılın tamamı için EMEA satışları yüzde 5, Amerika satışları yüzde 6 artarken, APAC satışlarında yüzde 4 düşüş yaşandı.

Şirket, Orta Doğu’daki çatışmaların bazı mağazaların kapanmasına, yakıt ve petrol maliyetlerinin artmasına ve stok bulunabilirliğinin etkilenmesine yol açtığını belirtti.

ABD’ye giren mallara uygulanan gümrük vergilerinin olası negatif etkileri dikkate alındığında, PVH 2026 yılında gelirlerin bir önceki yıla kıyasla hafif artmasını bekliyor. Yönetim, Calvin Klein ve Tommy Hilfiger markalarının gücü sayesinde yıl boyunca Avrupa, Amerika ve Asya pazarlarında doğrudan tüketiciye satışlarda büyüme hedefliyor.

Inditex’ten Üst Yönetime 14,8 Milyon Euroluk Hisse Teşviki

Inditex, 2023–2027 Uzun Vadeli Teşvik Planı kapsamında üst düzey yöneticilerine toplam 14,8 milyon euro değerinde hisse dağıttı. Şirket, teşvik programının ilk fazı doğrultusunda 301.220 hisseyi hisse başına 49,24 euro fiyatla yönetime tahsis etti.

Program kapsamında toplam 14 üst düzey yönetici ödüllendirilirken, en yüksek payı şirketin CEO’su Óscar García Maceiras aldı. Maceiras’a yaklaşık 1,96 milyon euro değerinde 39.908 hisse verilerek, ilk döngünün en yüksek teşvik alan yöneticisi oldu. Diğer üst düzey yöneticilere ise farklı seviyelerde hisse dağıtımı yapılarak çok katmanlı bir ödüllendirme yapısı oluşturuldu.

inditex jga 2025 mlu2uprh 2025 12 03

Teşvik planı, 2023–2027 dönemini kapsayan iki ayrı döngüden oluşuyor ve hem nakit hem de hisse bazlı ödüllendirme modeli içeriyor. Bu yapı, şirketin üst yönetimini uzun vadeli performans hedeflerine bağlamayı ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemeyi amaçlıyor. İlk faza ilişkin ödemeler, 2025 finansallarının açıklanmasının ardından devreye alınırken, ikinci fazın 2026 sonuçlarını takiben uygulanması planlanıyor.

Öte yandan dağıtım listesinde, şirket yönetiminde resmi bir görevi bulunmayan ancak yönetim kurulu başkanıyla ilişkili kişiler arasında yer alan isimlerin de bulunması dikkat çekti. Bu durum, teşvik planının kapsamı ve sınırları konusunda tartışmaları beraberinde getirdi.

Inditex’in bu hamlesi, küresel moda perakendeciliğinde üst yönetimi elde tutma ve performansı ödüllendirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilirken, şirketin uzun vadeli büyüme hedeflerine bağlılık mesajı verdiği görülüyor.

Coffy’den Food-Tech Hamlesi: 2028’de 500 Mağaza Hedefi

Türkiye’de kahve pazarının yükselen dinamikleri, markaları yalnızca ürün odaklı değil, teknoloji ve operasyon entegrasyonu üzerinden rekabet etmeye zorluyor. Coffy, bu dönüşümü “Food-Tech” modeliyle ele alarak 2028 yılına kadar 500 mağazaya ulaşmayı hedefliyor. Marka, DP Eurasia Group bünyesindeki global deneyimini yerel operasyon gücüyle birleştirerek ölçeklenebilir bir büyüme stratejisi izliyor.

Teknoloji Odaklı Kahve Zinciri Modeli

Coffy’nin büyüme planının merkezinde, kahve perakendesini teknolojiyle yeniden tanımlayan bir iş modeli yer alıyor. Marka, Türkiye kahve pazarının 2030’da 155 milyar TL büyüklüğe ulaşmasının beklendiği bir ortamda, erişilebilir fiyat ve kalite odağını öne çıkarıyor. 2025 yılında elde edilen %86,7 ciro artışı ve 2026 için öngörülen %70 büyüme hedefi, modelin ölçeklenebilirliğini destekleyen göstergeler arasında yer alıyor.

Dijitalleşme ve Operasyonel Güç Öne Çıkıyor

Coffy’nin “Food-Tech” yaklaşımı, yalnızca mağaza büyümesi değil, aynı zamanda güçlü bir dijital altyapı ile destekleniyor. Marka, 200-250 kişilik teknoloji ekibiyle kendi sistemlerini yönetirken, satışlarının %30’dan fazlasını dijital kanallar üzerinden gerçekleştiriyor. 1,14 milyon kayıtlı kullanıcıya sahip Coffy App, sadakat programları ve “Beklemeden Gel Al” gibi özelliklerle müşteri deneyimini dijitalleştiriyor.

Operasyon tarafında ise Gebze, İzmir, Ankara ve Gaziantep’te bulunan üretim tesisleri sayesinde Türkiye genelinde hızlı tedarik sağlanıyor. Bu yapı, hem kalite standardizasyonu hem de maliyet avantajı yaratırken, çekirdekten fincana uzanan tüm zincirin kontrol altında tutulmasını sağlıyor.

Franchise Modeli ile Ölçeklenebilir Büyüme

Bugün Türkiye’nin 44 ilinde ve KKTC’de yaklaşık 200 mağazaya ulaşan Coffy, mağazalarının %74’ünü franchise ortaklarıyla işletiyor. Bu yapı, markanın hızlı ölçeklenmesini desteklerken yatırımcılar için de cazip bir model sunuyor. Ortalama 36 ay geri dönüş süresi ve esnek mağaza formatları, franchise sisteminin öne çıkan unsurları arasında yer alıyor.

Coffy, mevcut büyüme stratejisiyle yalnızca Türkiye’de değil, Doğu Avrupa, Balkanlar, Orta Doğu ve Asya pazarlarında da genişlemeyi hedefliyor. Marka, yerel operasyon gücünü global standartlarla birleştirerek kahve sektöründe “erişilebilir kalite + teknoloji” ekseninde yeni bir rekabet alanı oluşturuyor.

Sonuç olarak Coffy örneği, kahve perakendesinde mağaza sayısından ziyade veri, teknoloji ve tedarik zinciri entegrasyonunun belirleyici olduğu yeni nesil “Food-Tech” modelinin güçlü bir temsilcisi olarak öne çıkıyor.

ING Türkiye’de üst düzey atama

ING Türkiye’de üst düzey bir atama gerçekleşti. Marka yönetimi ve müşteri deneyimi alanlarında uzun yıllara dayanan deneyime sahip olan Sinem Serdar, 6 Nisan 2026 itibarıyla ING Türkiye İletişim ve Marka Deneyimi Direktörü olarak göreve başladı.

Sinem Serdar, yeni görevinde ING’nin Türkiye’de “en sevilen dijital banka” olma hedefi doğrultusunda marka yönetimi, iletişim stratejileri ve müşteri deneyimi çalışmalarına liderlik edecek.

Marka yönetimi, pazarlama iletişimi, müşteri deneyimi, veri analitiği ve CRM alanlarında 18 yılı aşkın ulusal ve uluslararası deneyime sahip olan Serdar, eğitim hayatına Koç Özel Lisesi’nde başladı. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi ve Middlesex University’de tamamlayan Serdar, yüksek lisansını ise Galatasaray Üniversitesi’nde yaptı.

Kariyeri boyunca teknoloji, otomotiv, enerji ve perakende gibi farklı sektörlerde görev alan Serdar, Royal Dutch Shell’de Global Marka ve Pazarlama İletişim Lideri olarak çalıştı. Daha sonra Migros’ta Müşteri Deneyim Stratejileri ve Pazarlama İletişimi Direktörü olarak görev alan Serdar, veri odaklı yaklaşımıyla marka gücünü artırmaya ve müşteri bağlılığını geliştirmeye yönelik projelere liderlik etti.

Rossmann Türkiye’den Yangın Bölgesine 135 Bin Fidanlık Destek

Kişisel bakım ve perakende sektöründen Rossmann Türkiye, sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda odağındaki çalışmalarını “Yemyeşil Bir Türkiye İçin Bugün İyilik Zamanı (B.İ.Z.)” projesi kapsamında genişletmeye devam ediyor. Projenin ikinci etabında, yangınlardan zarar görmüş orman alanlarının yeniden yeşertilmesi amacıyla 135 bin fidan toprakla buluşturuldu.

2 Nisan 2026 tarihinde Taşucu’nda gerçekleştirilen fidan dikim etkinliği, yangınlardan zarar gören orman alanlarının yeniden canlandırılmasına katkı sağladı. Rossmann Türkiye’nin iş ortakları ve OGEM-VAK iş birliğiyle hayata geçirilen etkinliğe Rossmann Türkiye Genel Müdürü Hakan Ejder ve şirketin üst düzey yöneticileri de katıldı.

Manisa’da Başladı, Silifke’de Büyüdü

B.İ.Z. projesinin ilk etabı 2025 yılında Saruhanlı’ya bağlı Seyitoba Köyü’nde gerçekleştirilmiş ve Rossmann çalışanları ile iş ortaklarının katılımıyla 15 bin fidan dikilmişti. Projenin ikinci etabında ise 135 bin yeni fidan toprakla buluşturularak, 2022 yılında Silifke çevresinde meydana gelen orman yangınlarında zarar gören alanların yeniden yeşertilmesine katkı sağlandı.

Projenin tamamlanmasıyla birlikte toplam 150 bin fidan dikilerek yaklaşık 336 futbol sahası büyüklüğünde yeni bir orman alanının Türkiye’ye kazandırılması hedefleniyor.

“Her Fidan Geleceğe Verilmiş Bir Söz”

rossmann turkiye fidan projesi gorseli
rossmann türkiye’den yangın bölgesine 135 bin fidanlık destek 4

Etkinlikte konuşan Rossmann Türkiye Genel Müdürü Hakan Ejder, projeye ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bugün burada toprakla buluşturduğumuz her bir fidan, yalnızca doğaya değil, geleceğe bırakılan güçlü bir taahhüdün simgesidir. Rossmann Türkiye olarak ‘iyi hissettiren’ yaklaşımımızı yalnızca müşterilerimize sunduğumuz deneyimlerle sınırlı görmüyor; topluma, çevreye ve gelecek nesillere değer yaratmayı işimizin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyoruz. Bu projeyi sadece bir ağaçlandırma çalışması değil, iş ortaklarımızla birlikte büyüttüğümüz uzun vadeli bir sosyal yatırım olarak görüyoruz.”

Rossmann Türkiye, “iyi hissettiren alışveriş” anlayışını çevresel sürdürülebilirlik hedefleriyle genişleterek; doğal kaynakların korunması, karbon ayak izinin azaltılması ve toplumsal farkındalığın artırılması yönünde çalışmalarını sürdürüyor.

Projeye Güçlü Marka Desteği

Rossmann Türkiye’nin sürdürülebilirlik odaklı bu girişimine çok sayıda global ve yerel marka da destek veriyor. Projede yer alan iş ortakları arasında Colgate, Henkel, L’Oréal, Nivea, Procter & Gamble, Reckitt, Unilever, Urban Care ve Beyaz Kâğıt bulunuyor.

Rossmann Türkiye, B.İ.Z. projesi kapsamında önümüzdeki dönemde de farklı bölgelerde ağaçlandırma çalışmalarını sürdürerek Türkiye’nin orman varlığını güçlendirmeyi hedefliyor.

Hermès’ten Stratejik Hamle: Pekin’de Bağımsız “Maison” Dönemi Başlıyor

Fransız lüks devi Hermès, Çin’deki büyümesini simgeleyecek önemli bir adım atarak Pekin’de ilk bağımsız (stand-alone) mağazasını açtı. Markanın bu yeni yatırımı, yalnızca ticari bir genişleme olarak değil, aynı zamanda uzun yıllar markayı yöneten Jean-Louis Dumas’nın yıllar önce ortaya koyduğu vizyonun hayata geçirilmesi olarak değerlendiriliyor.

Pekin’in öne çıkan yaşam ve alışveriş merkezlerinden Sanlitun’da konumlanan mağaza, Hermès’in şehirdeki varlığını daha görünür ve güçlü bir noktaya taşıyor. Daha önce alışveriş merkezleri içinde faaliyet gösteren butiklerin aksine tamamen bağımsız bir yapı olarak tasarlanan bu yeni “Maison”, markanın mimari dilini, zanaatkârlık mirasını ve yaşam tarzı yaklaşımını tek çatı altında buluşturuyor. Bu yönüyle mağaza, yalnızca bir satış noktası değil; müşterilerin Hermès evrenini deneyimleyebileceği, marka ile daha derin bir bağ kurabileceği bir alan olarak öne çıkıyor.

Küresel stratejinin bir parçası

Bu adım aynı zamanda Hermès’in uzun süredir benimsediği perakende stratejisinin de bir devamı niteliğinde. Marka, geçmiş yıllarda franchise modelinden kademeli olarak uzaklaşarak mağazalarını doğrudan kendi kontrolünde işletmeye yönelmişti. Pekin’de açılan bu bağımsız mağaza da marka deneyimini uçtan uca yönetme, müşteriyle kurulan ilişkiyi güçlendirme ve lüks algısını daha tutarlı biçimde sunma hedefinin bir parçası olarak görülüyor.

hermes mağaza

Çin pazarı ise Hermès için her geçen yıl daha kritik bir konuma yerleşiyor. Marka, ana karadaki ilk mağazasını 1997 yılında yine Pekin’de açmıştı ve o günden bu yana ülkedeki varlığını istikrarlı biçimde genişletti. Bugün Çin, küresel lüks tüketimin en dinamik merkezlerinden biri olarak öne çıkarken, yerel tüketicilerin yüksek kaliteli işçilik, miras ve marka hikâyesine olan ilgisi de artıyor. Yeni mağaza, bu talebe yanıt vermenin ötesinde, Hermès’in Çinli müşterilerle kurduğu uzun vadeli ilişkinin ve kültürel bağ kurma stratejisinin de güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Dumas’nın mirası yeniden gündemde

Tüm bu gelişmeler, 1978–2006 yılları arasında markayı yöneten Jean-Louis Dumas’nın mirasını yeniden gündeme getiriyor. Dumas, Hermès’i küresel bir lüks gücüne dönüştürürken, özellikle Asya pazarlarının gelecekteki önemine dikkat çeken isimlerden biri olmuştu. Pekin’de açılan bu bağımsız mağaza, onun yıllar önce çizdiği yol haritasının somut bir yansıması olarak görülürken, markanın hem geçmişine bağlılığını hem de geleceğe dönük büyüme stratejisini aynı anda ortaya koyuyor.

New Balance, Hands-Free Ayakkabı Teknolojisine Adım Atıyor

New Balance, hands-free (eller serbest) ayakkabı teknolojisini ürünlerine entegre etmek için HandsFree Labs ile lisans anlaşması imzaladı. Bu iş birliği kapsamında, slip-in (bağcıksız giyilebilen) sneaker modellerinin önümüzdeki yıl tüketicilerle buluşması planlanıyor.

Anlaşma, New Balance’ın güçlü büyüme performansının hemen ardından geldi. Marka, yıllık satışlarını %20’ye yakın artırarak 9,2 milyar dolara çıkarırken, üst üste beşinci yıl çift haneli büyüme kaydetti.

Kizik Ekosistemi ve Teknoloji Gücü

nbmr530sg 15

HandsFree Labs’in ana markası Kizik, son yıllarda hem fiziksel mağazalar hem de toptan satış ortaklıklarıyla hızlı bir genişleme sürecine girdi. Marka, ABD’de birçok lokasyonda mağaza açarken, Japonya ve Kanada gibi pazarlarda da distribütörlük anlaşmalarıyla varlığını güçlendirdi.

Kizik’in en önemli avantajlarından biri ise teknoloji tarafındaki güçlü altyapısı. Şirket, hands-free ayakkabı sistemlerine yönelik 200’den fazla patent portföyüne sahip bulunuyor.

Öte yandan marka, sektörde deneyimli isimleri kadrosuna katarak büyümesini destekliyor. Eski Jordan Brand kreatif direktörü Andreas Harlow tasarım liderliğini üstlenirken, eski Nike ve Converse yöneticisi Gareth Hosford CEO olarak göreve getirildi.

Bu iş birliği, New Balance’ın ürün inovasyonunu hızlandırırken, tüketici deneyimini kolaylaştıran teknolojilerin spor giyim segmentinde daha yaygın hale geleceğine işaret ediyor.

Sosyal Ticarette Yeni Rekabet Alanı: TikTok Shop Güveni Ürün Sayfasına Taşıyor

TikTok Shop, platformda satış yapan markaların en kritik sorunlarından biri olan güven oluşturma sürecini hızlandırmak için önemli bir entegrasyonu devreye aldı. Bazaarvoice ile yapılan iş birliği kapsamında, markalar artık kullanıcı yorumlarını, puanlamaları ve görsel içerikleri doğrudan ürün detay sayfalarına taşıyabilecek.

TikTok Shop’un keşif odaklı yapısı, markalara hızlı görünürlük sağlasa da satın alma kararının en kritik aşamasında “güven” bariyeri yaratıyor. Özellikle yeni açılan mağazalar için bu durum, sektörde “cold start problemi” olarak tanımlanıyor. Yeterli yorum, puanlama ve sosyal kanıt bulunmadığında tüketiciler, markayı yeni değil riskli olarak algılayabiliyor.

Sosyal Kanıt, Keşif Tabanlı Ticareti Güçlendiriyor

Yeni entegrasyon, bu sorunu doğrudan hedef alıyor. Bazaarvoice ağına dahil markalar, sahip oldukları kullanıcı içeriklerini TikTok Shop ürün sayfalarına entegre ederek daha ilk andan itibaren güvenilir bir marka algısı oluşturabiliyor. Ürün sayfalarında yer alan gerçek kullanıcı deneyimleri, fotoğraflar ve videolar sayesinde tüketiciler yalnızca ürünü görmekle kalmıyor, aynı zamanda ürünün gerçek hayattaki kullanımını da deneyimleyebiliyor.

Bu yaklaşım, özellikle TikTok’un doğasına uygun bir dönüşüm stratejisi sunuyor. Platformda alışveriş, çoğu zaman planlı bir ihtiyaçtan değil; ilham, keşif ve topluluk etkisinden doğuyor. Bu nedenle satın alma kararının tamamlanmasında sosyal kanıt, klasik e-ticarete kıyasla çok daha belirleyici bir rol oynuyor.

product reviews viacheslav

2025 verileri de bu dönüşümü destekliyor. TikTok üzerinde yalnızca ABD’de 103 milyardan fazla e-ticaret odaklı arama gerçekleştirilirken, toplam işlem hacmi yıllık bazda %80’e yakın büyüme gösterdi. Platform, artık sadece bir içerik mecrası değil; aynı zamanda markaların doğrudan satış yaptığı güçlü bir discovery commerce kanalı haline gelmiş durumda.

Büyük markaların yanı sıra içerik üreticilerinin de aktif rol aldığı ekosistemde, 16 binden fazla creator’ın yıllık altı haneli gelir seviyesine ulaşması, TikTok’un ticari potansiyelini net şekilde ortaya koyuyor. Bu yapı içinde güven inşa edebilen markalar, yalnızca görünürlük değil doğrudan satış avantajı da elde ediyor.

Yeni entegrasyonla birlikte TikTok Shop, ilham veren içerik ile güven yaratan kullanıcı deneyimini birleştirerek, keşiften satın almaya uzanan yolculuğu kısaltmayı hedefliyor. Bu adım, aynı zamanda sosyal ticarette rekabetin artık yalnızca görünürlük değil, güven ve doğrulanmış deneyim üzerinden şekillendiğini de ortaya koyuyor.

Decathlon’dan Lojistikte Radikal Model: Depo Değil, Ürün

Decathlon, Avrupa genelinde yürüttüğü lojistik dönüşüm kapsamında depo operasyonlarını standartlaştırarak ölçeklenebilir bir modele geçti. Exotec ile hayata geçirilen yedi lokasyonlu robotik program, UK, Fransa, Portekiz, İtalya ve Almanya’daki dağıtım merkezlerini kapsıyor.

Exotec CEO’su Romain Moulin, bu yaklaşımı “depo modelini ürünleştirdik” ifadesiyle tanımlıyor. Geleneksel projelerde her depo ayrı tasarlanırken, bu modelde tüm depolar aynı yazılım, aynı operasyon mantığı ve benzer altyapı ile çalışacak şekilde standardize ediliyor. Böylece her yeni depo, sıfırdan tasarlanmak yerine ölçeklenebilir bir şablon üzerinden hayata geçiriliyor.

Standartlaşma ile hız, verimlilik ve esneklik artıyor

Bu yaklaşımın en kritik çıktılarından biri hız. Geleneksel projelerde yıllar sürebilecek depo kurulumları, bu modelde çok daha kısa sürede devreye alınabiliyor. Şirket, yedi farklı lokasyonu kısa zaman aralıklarıyla devreye alarak operasyonlarını hızla yaygınlaştırdı.

Operasyonel tarafta ise dikkat çekici kazanımlar öne çıkıyor. Depo alanları 17.000 metrekareden 5.000 metrekareye kadar düşerken, sipariş işleme kapasitesi iki katına çıktı. Ürün toplama (picking) hızında %60 artış, mağaza replenishment süreçlerinde ise iki kat verimlilik elde edildi.

Robotik sistemler sayesinde her tesiste 150–200 robot çalışıyor, 125.000’e kadar depolama noktası yönetilebiliyor ve günlük 200.000 ürün işlenebiliyor. Saatlik sipariş hattı kapasitesi ise 4.000’e kadar çıkabiliyor.

İş gücü deneyimi ve network bazlı lojistik yaklaşımı

Dönüşüm yalnızca verimlilikle sınırlı değil. İş gücü tarafında da önemli değişimler söz konusu. Örneğin bir depo çalışanının günlük yürüyüş mesafesi 10 kilometreden 1 kilometreye kadar düşerken, fiziksel yük azalıyor ve çalışanlar daha katma değerli görevlere yönlendiriliyor. İş kazalarında da azalma gözlemleniyor.

Modelin en stratejik boyutu ise depo bazlı değil, ağ (network) bazlı lojistik yaklaşımı. Standartlaşma sayesinde çalışanlar, robotlar ve süreçler farklı lokasyonlar arasında daha kolay paylaşılabiliyor. Bu da şirketlere talep dalgalanmalarına karşı daha esnek bir yapı sağlıyor.

Bu dönüşüm, perakende lojistiğinde klasik “her depo ayrı bir proje” anlayışından, merkezi yönetilen, standardize edilmiş bir operasyon ağına geçişi temsil ediyor. Decathlon örneği, otomasyonun artık sadece bir verimlilik aracı değil, aynı zamanda stratejik bir ölçekleme modeli haline geldiğini ortaya koyuyor.

TikTok’ta Üst Düzey Atama


TikTok 
bünyesinde beş yılı aşkın süredir stratejik sorumluluklar üstlenen ve son dönemde Türkiye, Orta ve Güney Asya pazarlarından sorumlu Genel Müdürlük görevini yürüten Barış Aldanmaz, markanın global büyüme vizyonu doğrultusunda Latin Amerika operasyonunun başına geçti.

Aldanmaz’ın kariyer yolculuğu, stratejik danışmanlık ve yatırım disiplini ile şekillenen güçlü bir operasyonel geçmişe dayanıyor. Kariyerine McKinsey & Company’de danışman olarak başlayan, ardından Domino’s Pizza, FLO ve MNG Kargo gibi dev markaların büyüme süreçlerinde kritik roller üstlenen Aldanmaz, performansını şimdi Latin Amerika ekosistemine taşıyor.