Ana Sayfa Blog Sayfa 96

Kivo Katkılarıyla Haftanın Mağaza Açılışları [23 – 27 Şubat]

kivo banner
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [23 - 27 şubat] 10

Şubat ayının son açılışları da gerçekleşti. Mart ayı ile birlikte 2026’nın ilk çeyreğinin sonlandırmış olacağız. Perakende yılın ilk iki ayına oldukça zorlayıcı başladı. Özellikle nakit akışlarında yaşanan problemler sektörü bir hayli zorluyor. Mağaza açılışları ivmesinde de benzer bir tablo var.

Her hafta sektörden gelen bildirimlerle derlediğimiz Haftanın Mağaza Açılışları serimizin yeni sayısı ile sizlerleyiz.

İşte bu hafta gerçekleşen mağaza açılışları

Ted Baker – Cepa AVM

tedbaker magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [23 - 27 şubat] 11

Ted Baker, Cepa AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın Türkiye genelinde 7., Ankara’da 2. mağazasını oluşturuyor.

Skechers – Edirne Erasta AVM

skechers magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [23 - 27 şubat] 12

Skechers, Edirne Erasta AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın 86. mağazasını oluşturuyor.

Süvari – Kayseri Meysu AVM

suvari magaza12
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [23 - 27 şubat] 13

Süvari, Kayseri Meysu AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Dispatch – Axis İstanbul AVM

dispa magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [23 - 27 şubat] 14

Dispatch, Axis İstanbul AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Konyalı Saat – Mall of İstanbul

konyali magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [23 - 27 şubat] 15

Konyalı Saat, Mall of İstanbul mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Yataş – İzmir Agora AVM

yatas magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [23 - 27 şubat] 16

Yataş, İzmir Agora AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Paulmark – Ankara

paulmark magaza12
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [23 - 27 şubat] 17

Paulmark Ankara Hüseyingazi cadde mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Suwen – Gürcistan

suwen magaza12
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [23 - 27 şubat] 18

Suwen, Gürcistan mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın Gürcistan pazarındaki ilk mağazası oldu.

Büyüme Planlarında Lokasyon Verisi Ne Zaman Devreye Girmeli?

Birçok iş fikri doğru başlıyor ama çoğu zaman aynı sırayla ilerlemiyor.

Önce ne açılacağına karar veriliyor. Ardından bütçe konuşuluyor, hedef şehir belirleniyor. Lokasyon ise genellikle sürecin sonuna bırakılıyor. Bu planın içine uygun bir yer bulunmaya çalışılıyor.

Dışarıdan bakıldığında bu akış oldukça doğal görünür. Ancak sahada bakıldığında, bu sıralamanın her zaman en sağlıklı sonucu vermediği de sıkça görülüyor.

Çünkü lokasyon, çoğu zaman sürecin sonunda ele alınsa da, aslında en başta şekillendirilmesi gereken konuların başında geliyor.

Sorun Yalnızca “Ne Açılacağı?” Değil, “Nerede Açılacağı?” 

Yer seçimi genellikle sürecin sonunda verilen bir karar gibi ele alınıyor. Oysa birçok durumda, sürecin yönünü belirleyen temel adımlardan biri oluyor.

Sahada sıkça karşılaşılan senaryo şu şekilde ilerliyor: Önce iş modeli netleşiyor, ardından bu modele uygun bir yer aranmaya başlanıyor. Bu noktada lokasyonun sunduğu potansiyelden çok, mevcut fikre ne kadar uyduğu değerlendiriliyor.

Bu yaklaşım, bazı fırsatların daha baştan gözden kaçmasına neden olabiliyor. Çünkü lokasyon verisi sürece erken dahil edildiğinde, yalnızca yer seçimi değil, iş fikrinin nasıl şekilleneceği de daha net görülebiliyor.

Bazı bölgelerin belirli iş modelleri için daha güçlü sinyaller verdiği, bazı fikirlerin ise düşünülen lokasyonda karşılık bulmakta zorlandığı görülüyor. Bu da kararların yalnızca fikir üzerinden değil, veriler üzerinden de değerlendirilmesini gerektiriyor.

Kivo ile Karar Sırasının Değişmesi

kivo 2 kapak
büyüme planlarında lokasyon verisi ne zaman devreye girmeli? 20

Son dönemde yer seçimi süreçlerinde dikkat çeken değişimlerden biri, lokasyon verilerinin daha erken ve daha kolay erişilebilir hâle gelmesi.

Kivo, bu değişimi karar sürecine doğrudan taşıyan bir lokasyon analitiği platformu olarak öne çıkıyor. Lokasyon bilgisini sürecin sonunda yapılan bir kontrol adımı olmaktan çıkarıp, planlamanın başlangıcında kullanılan stratejik bir girdiye dönüştürüyor. Kullanıcılar bir adres yazdığında ya da Kivo’da harita üzerinden bir konum seçtiğinde, o bölgeye dair temel verileri tek ekranda, hızlı ve anlaşılır bir biçimde görüntüleyebiliyor.

Kivo’nun sunduğu yapı yalnızca veri göstermeye değil, veriyi yorumlamayı da kolaylaştırmaya odaklanıyor. Böylece kullanıcılar, farklı lokasyonları yalnızca sezgiyle değil; karşılaştırılabilir, somut göstergeler üzerinden değerlendirebiliyor. Bu da yer seçimi sürecini daha sistematik, daha şeffaf ve daha güvenli hale getiriyor.

Bu sayede yalnızca “burada açılır mı?” sorusu değil,
“hangi lokasyon bu iş modeli için daha doğru?” sorusu da daha net yanıtlanabiliyor.

Kivo’nun veri yapısı ve yapay zekâ destekli yorumları, yer seçimini yalnızca uzmanların yönetebildiği teknik bir alan olmaktan çıkararak daha geniş bir kullanıcı kitlesi için erişilebilir kılıyor. Özellikle yeni girişimciler ve farklı bölgelerde büyümek isteyen markalar için bu yaklaşım, karar sürecini hızlandırırken belirsizliği de azaltıyor.

Doğru Karar, Doğru Sırayla Şekilleniyor

Perakendede ya da fiziksel bir iş modelinde başarı, çoğu zaman yalnızca doğru kararları almaktan değil, bu kararların nasıl ve hangi sırayla alındığından etkilenir.

Lokasyonun sürecin sonuna bırakıldığı planlarda seçeneklerin daraldığı, kararların mevcut koşullara göre şekillendiği görülüyor. Buna karşılık lokasyon verisinin daha erken aşamada devreye girdiği senaryolarda, seçeneklerin genişlediği ve daha dengeli bir yapı oluştuğu dikkat çekiyor.

Bugün yer seçimi artık yalnızca deneyime dayalı bir alan olarak ilerlemiyor. Verinin daha görünür hale gelmesiyle birlikte, bu süreç daha anlaşılır ve daha öngörülebilir bir yapıya doğru evriliyor.
Bu da büyüme planlarında asıl sorunun yalnızca “ne açılacağı” değil,
“nerede açılacağı” olduğunu daha net ortaya koyuyor.

COS Stratejisi: 2026’da Hiper Lüks ve Uygun Fiyatlı Mağazalar Arasındaki İdeal Denge Noktası

Moda dünyasında uzun süredir “fısıltıyla yayılan” bir marka olarak konumlanan COS, son yıllarda elde ettiği büyüme performansıyla artık açık şekilde küresel rekabetin merkezine yerleşmiş durumda. H&M Group bünyesinde konumlanan marka, beş yıl üst üste büyüyerek 2025’in en çok talep gören markaları arasında üst sıralara yükseldi.

Lyst Index verilerinde kısa sürede üst sıralara tırmanması, COS’un yalnızca ticari performansıyla değil, algısal olarak da farklı bir noktaya taşındığını gösteriyor. Ne tamamen hızlı moda ne de erişilmesi zor lüks segmentte yer alan marka, iki dünya arasında yeni bir denge kuruyor.

cos stratejisi: 2026'da hiper lüks ve uygun fiyatlı mağazalar arasındaki i̇deal denge noktası

“Elevated High Street” Modeli: Yeni Orta Alanın İnşası

COS’un başarısının merkezinde, moda perakendesinde giderek daha görünür hale gelen bir konumlanma yer alıyor: “elevated high street”. Marka, hızlı modanın tüketim odaklı yapısından uzaklaşırken, lüks segmentin yüksek fiyat bariyerini de kırarak daha geniş bir kitleye hitap ediyor.

Bu model, özellikle son dönemde güçlenen “quiet luxury” estetiğiyle örtüşüyor. Minimal, zamansız ve kalite odaklı ürünler, tüketicinin gardırobunda uzun süre yer bulabilecek bir yapı sunuyor. COS, bu estetiği lüks markalara kıyasla çok daha erişilebilir fiyat seviyelerinde sunarak önemli bir boşluğu dolduruyor.

Bu yaklaşım, markanın yalnızca ürün değil, aynı zamanda bir “gardırop altyapısı” sunduğunu ortaya koyuyor. Trend odaklı kısa vadeli koleksiyonlar yerine, tekrar tekrar tercih edilen temel parçalara odaklanılması, markayı daha sürdürülebilir bir büyüme modeline taşıyor.

Algı Yönetimi ve Kültürel Konumlanma: Lüks ile Aynı Masaya Oturmak

cos3

COS’un büyümesi yalnızca ürün stratejisiyle sınırlı değil; marka, algı yönetimini de stratejik bir araç olarak kullanıyor. 2025 yılında antik bir mermer ocağında düzenlenen defile ve New York Fashion Week’teki varlığı, markanın kendini konumlandırdığı alanı net şekilde ortaya koyuyor.

Bu adımlar, COS’un Zara gibi hızla rekabet etmek yerine, kültürel değer ve algı üzerinden lüks markalarla aynı ligde yer alma hedefini gösteriyor. Ünlü isimlerin yer aldığı defileler ve seçilmiş mekanlar, markanın “erişilebilir ama sıradan olmayan” kimliğini güçlendiriyor.

Atelier koleksiyonu ise bu stratejinin en somut yansıması olarak öne çıkıyor. Daha yüksek fiyatlı ve sınırlı üretim parçalar, markanın tasarım ve üretim kapasitesini yukarı taşıyarak tüketiciye farklı bir mesaj veriyor: Bu marka yalnızca uygun fiyatlı değil, aynı zamanda yüksek standartlara sahip.

Viral Ürünlerden Sadık Müşteriye: Giriş Noktası Olarak Trendler

COS’un büyümesinde dikkat çeken unsurlardan biri de viral ürünlerin stratejik kullanımı. Özellikle daha erişilebilir fiyatlı çanta ve triko ürünleri, markaya yeni müşteri girişini hızlandıran önemli bir rol üstleniyor.

Ancak bu büyüme yalnızca viral etkiyle sınırlı kalmıyor. Bu ürünler, markayla ilk teması sağlarken; müşteri içeride daha zamansız ve kaliteli ürünlerle karşılaşıyor. Bu da kısa vadeli trend tüketimini uzun vadeli marka bağlılığına dönüştüren bir yapı oluşturuyor.

Bu modelde viral ürünler hacmi sağlarken, markanın ana koleksiyonu müşteri tutundurma rolünü üstleniyor. Böylece COS, hem hızlı büyümeyi hem de sürdürülebilir müşteri ilişkisini aynı anda yönetebiliyor.

“Düşük Pişmanlık Ekonomisi”: Tüketici Davranışındaki Kırılma

COS’un yükselişi, yalnızca marka stratejisiyle değil, değişen tüketici davranışlarıyla da doğrudan ilişkili. Özellikle son dönemde artan fiyat hassasiyeti, tüketiciyi lüksten uzaklaştırırken kalite algısından vazgeçmeyen bir kitle oluşturuyor.

Bu yeni dönemde tüketiciler, satın aldıkları ürünlerde “pişmanlık riskini” minimize etmeye odaklanıyor. COS’un sunduğu model, tam olarak bu noktaya karşılık veriyor: yüksek kalite hissi, zamansız tasarım ve erişilebilir fiyat dengesi.

Aynı zamanda sürdürülebilirlik konusundaki artan hassasiyet de bu yaklaşımı destekliyor. Daha az ama daha iyi ürün satın alma eğilimi, markanın sunduğu uzun ömürlü koleksiyonlarla örtüşüyor ve tüketici tarafında daha bilinçli bir tercih alanı yaratıyor.

COS Modeli Ne Söylüyor? Ölçeklenebilir Lüks Dönemi

COS’un son yıllardaki performansı, moda perakendesinde yeni bir dönemin işaretlerini veriyor. Artık yalnızca lüks ya da yalnızca hızlı moda arasında bir seçim yapmak gerekmiyor; bu iki alan arasında ölçeklenebilir bir model inşa etmek mümkün hale geliyor.

Marka, global tedarik zinciri gücünü korurken tasarım ve algı tarafında lüks markalara yaklaşarak hibrit bir yapı oluşturuyor. Bu da “erişilebilir lüks” kavramını daha somut ve sürdürülebilir bir modele dönüştürüyor.

Önümüzdeki dönemde benzer stratejilerin farklı markalar tarafından da benimsenmesi beklenirken, COS’un ortaya koyduğu yapı, perakendede büyümenin yalnızca fiyat ya da hız üzerinden değil, doğru konumlanma ve algı yönetimi üzerinden şekillendiğini gösteriyor.

Coca-Cola Lisansı ile Tekstilde Yeni Dönem: Dutexdor’un Hamlesi Ne Anlama Geliyor?

Küresel markaların lisans anlaşmaları üzerinden farklı kategorilere açılması, perakende ve moda dünyasında giderek daha belirgin bir strateji haline geliyor. Bu yaklaşımın son örneklerinden biri, Dutexdor ile yapılan iş birliği kapsamında Coca-Cola markasının tekstil ve aksesuar kategorisine yeniden ve daha güçlü bir şekilde giriş yapması oldu.

Yapılan anlaşma doğrultusunda, Coca-Cola markalı ürünlerin tasarım, üretim ve dağıtım süreçleri Dutexdor tarafından yürütülecek. Ürün gamının; giyimden çorap ve iç giyime, aksesuar kategorisine kadar geniş bir yapıda konumlanması planlanıyor. Bu adım, markanın yalnızca bir içecek markası olmanın ötesinde, lifestyle alanındaki varlığını güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor.

Lisans anlaşmaları, markalar için yeni büyüme alanı yaratıyor

coca-cola lisansı ile tekstilde yeni dönem: dutexdor’un hamlesi ne anlama geliyor?

Perakende tarafında lisans modelleri artık yalnızca marka görünürlüğü sağlamak için değil; yeni pazarlara giriş, kategori genişletme ve tüketiciyle farklı temas noktaları kurma amacıyla kullanılıyor. Coca-Cola gibi yüksek bilinirliğe sahip markalar için bu model, mevcut marka değerini farklı ürün gruplarına taşımayı mümkün kılıyor.

Dutexdor’un bu süreçte üstlendiği rol ise yalnızca üretimle sınırlı değil. Şirket, ürün geliştirme ve dağıtım süreçlerini de yöneterek markanın yeni kategorideki konumlanmasını destekliyor. Bu da lisans anlaşmalarının artık daha operasyonel ve stratejik bir yapıya evrildiğini gösteriyor.

Son dönemde farklı sektörlerde benzer iş birliklerinin artması, markaların büyüme stratejilerinde daha esnek ve ölçeklenebilir modellere yöneldiğini ortaya koyuyor. Coca-Cola’nın bu hamlesi de, güçlü marka algısının farklı kategorilerde nasıl yeniden değerlendirildiğinin güncel örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.

IKEA’nın Decathlon ile Başlattığı Shop-in-Shop Konsepti ve Perakendede Yükselen İş Birliği Dönemi

IKEA, mağaza deneyimini yeniden kurguladığı yeni bir modelle farklı perakendecilere alan açmaya başladı. İngiltere’de Croydon mağazasında hayata geçirilen pilot uygulamada, spor perakendecisi Decathlon mağaza içinde kendi alanıyla yer alıyor.

Bu “shop-in-shop” modeliyle IKEA, mağazalarını yalnızca kendi ürünlerini sergilediği alanlar olmaktan çıkararak, farklı kategorileri bir araya getiren daha geniş bir deneyim alanına dönüştürmeyi hedefliyor.

Decathlon’un sunduğu spor ve outdoor ürünleri, IKEA’nın ev yaşamı odaklı dünyasına yeni bir kategori eklerken; geri alım (buyback) ve click & collect gibi hizmetler de bu alanın parçası oluyor.

Bu adım, perakendede giderek hızlanan daha büyük bir dönüşümün parçası.

Perakendede yeni denklem: mağazalar artık çok markalı deneyim alanı

ikea’nın decathlon ile başlattığı shop-in-shop konsepti ve perakendede yükselen i̇ş birliği dönemi

IKEA’nın attığı bu adım aslında tekil bir örnek değil. Farklı pazarlarda birçok marka benzer şekilde mağazalarını iş birlikleriyle yeniden tanımlıyor.

Örneğin Selfridges, mağaza içinde farklı markalara ve konsept alanlara yer vererek alışverişi bir deneyim alanına dönüştüren en güçlü örneklerden biri. Güzellik, moda ve yaşam kategorilerinde sürekli değişen markalarla mağaza dinamik tutuluyor.

Spor tarafında Nike, farklı şehirlerde açtığı “Nike Live” mağazalarında yerel topluluklara özel ürün seçkileri ve iş birlikleriyle hiper-lokal deneyimler yaratıyor.

Alışveriş merkezlerinde ise dönüşüm daha da belirgin. Westfield projelerinde mağazalar; yeme-içme, etkinlik ve pop-up konseptlerle birlikte kurgulanarak tek başına mağaza yerine “yaşam alanı”na dönüşüyor.

Moda perakendesinde Zara, canlı yayın (live shopping) ve dijital entegrasyonlarla fiziksel mağazayı dijital deneyimle birleştirirken; mağaza artık sadece satış noktası değil, içerik ve etkileşim alanı haline geliyor.

Dijital doğan markalar da fiziksele tek başına girmek yerine iş birliklerini tercih ediyor. Amazon ve farklı marketplace oyuncuları, fiziksel alanlarda partner markalarla birlikte var olarak çok markalı deneyimi güçlendiriyor.

Tüm bu örnekler, perakendenin yeni yönünü net şekilde ortaya koyuyor:

Mağazalar artık tek bir markanın vitrini değil, birden fazla markanın, deneyimin ve temas noktasının bir araya geldiği platformlara dönüşüyor.

IKEA’nın Decathlon ile başlattığı model de bu dönüşümün önemli bir parçası olarak, fiziksel perakendenin geleceğinde iş birliklerinin belirleyici olacağını gösteriyor.

E-Ticaret Altyapı Platformu Ideasoft, 2026 Yılına İlişkin Gıda E-Ticareti Verilerini Açıkladı.

E-ticaret altyapı platformu Ideasoft, 2026 yılına ilişkin gıda e-ticareti verilerini açıkladı. Ocak 2026’da gıda kategorisinde ciro, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık %70 artış gösterirken, ortalama sepet tutarındaki yükseliş %100’ün üzerine çıktı. Bu tablo, tüketici davranışında kalıcı bir dönüşüme işaret ediyor.

Ideasoft, 2026’nın ilk ayına ilişkin gıda e-ticareti verilerini açıkladı. Ocak ayında kategori cirosu geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık %70 artış gösterirken, ortalama sepet tutarındaki yükseliş %100’ü aştı. Veriler, tüketicinin online gıda alışverişini artık geçici bir tercih değil, kalıcı bir alışkanlık olarak benimsediğini ortaya koyuyor.

Sepetler Büyüyor, Alışveriş Stratejik Hale Geliyor

Ocak ayında kaydedilen veriler, tüketicinin artık daha planlı ve daha yüksek hacimli alışveriş yaptığını ortaya koyuyor. Sepet ortalamasındaki yüzde 100’ü aşan artış; tekil ürün alımlarından ziyade toplu ve stoklu alışveriş modeline geçildiğini gösteriyor. Bu değişim, gıda e-ticaretinin yalnızca pratik bir çözüm değil, bütçe yönetimi açısından da stratejik bir tercih haline geldiğini kanıtlıyor.

Ramazan Etkisi Güçlenerek Devam Ediyor

2025 verileri de Ramazan döneminde gıdanın e-ticaret içindeki ağırlığının belirgin şekilde arttığını göstermişti. Ocaktan şubata geçişte yaklaşık %7 büyüyen gıda cirosu, Ramazan’ın etkili olduğu mart ayında e-ticaret kategorileri arasında üst sıralara yerleşmişti. Bu eğilim, gıdanın Ramazan döneminde adet bazlı değil; hacim ve değer bazlı büyüyen stratejik bir kategoriye dönüştüğünü ortaya koyuyor.

ideasoft logosu

2026 Şubat ayında ise Ramazan hazırlıklarının hız kazanmasıyla birlikte hem ciro hem de sipariş adetlerinde çift haneli büyüme bekleniyor. Tüketici alışverişini son haftaya bırakmak yerine, fiyat avantajını yakalamak ve bütçesini korumak adına alımlarını erkene çekiyor. Şubat ayı bu nedenle Ramazan öncesi kritik bir eşik olarak öne çıkıyor.

Online Gıdanın Yükselişini Destekleyen Dinamikler

Gıda kategorisinin Ramazan döneminde liderliğe yükselmesi tesadüf değil. Bu büyümeyi destekleyen dinamikler net biçimde ayrışıyor. Artan fiyat hassasiyeti tüketiciyi dijital kanalda hızlı fiyat karşılaştırmasına yönlendirirken, Ramazan’a özel kampanya ve avantajlı paketlerin online ortamda daha görünür olması satışları yukarı taşıyor.

Yoğun iş temposu içinde zaman tasarrufu sağlanması ve özellikle ağır ya da hacimli ürünlerde kapıya teslimat konforu da online gıda alışverişini daha cazip hale getiriyor.

“Online Gıda Artık Dönemsel Değil, Kalıcı”

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ideasoft CEO’su Sinan Akdal, gıda e-ticaretindeki dönüşümün yapısal bir değişime işaret ettiğini belirterek şunları söyledi:

“Ocak 2026’da gördüğümüz yaklaşık %70’lik ciro artışı ve sepet ortalamasındaki 2 kattan fazla artış, online gıda alışverişinin artık dönemsel bir refleks olmadığını net biçimde gösteriyor. Tüketici hem bütçesini daha kontrollü yönetmek hem de zaman kazanmak için dijital kanalı ana alışveriş merkezi haline getiriyor. Ramazan döneminin gıda e-ticaretinde hem toplam hacim hem de kategori payı açısından 2026’de zirve olmasını bekliyoruz.”

Dijital Kanal Ana Merkeze Yerleşti

Ocak verilerindeki güçlü performans ve şubat ayına yönelik beklentiler, gıda e-ticaretinin artık alternatif bir kanal olmaktan çıktığını ortaya koyuyor. Dijital platformlar, temel ihtiyaç alışverişinde ana merkez konumuna yükselirken, Ramazan 2026’nın sektör için yeni bir rekor dönemine işaret ettiği görülüyor. Gıda e-ticareti, 2026’ya yalnızca hızlı değil; yapısal olarak güçlenmiş bir büyüme modeliyle girmiş durumda.

Amazon Fresh’ten Whole Foods’a: Stratejik Geri Adımın Nedenleri

Fiziksel market stratejisi tamamen Whole Foods Market’e kaydırılıyor

Amazon, tüm Amazon Fresh ve Amazon Go mağazalarını kapatma kararı aldığını açıkladı. Şirket, fiziksel perakendedeki odağını Whole Foods Market markası altında büyütmeyi planlıyor.

Amazon’un önümüzdeki birkaç yıl içinde 100’den fazla yeni Whole Foods mağazası açma hedefi doğrultusunda, mevcut Fresh ve Go mağazalarının bir kısmı da Whole Foods şubelerine dönüştürülecek.

Amazon Fresh Neden Beklenen Başarıyı Yakalayamadı?

amazon fresh’ten whole foods’a: stratejik geri adımın nedenleri

Amazon’un fiziksel marketlerden geri adım atma kararı, şirketin yaklaşık beş yıl önce Amazon Fresh ile geleneksel süpermarket pazarına giriş yapmasının ardından geldi. İlk Amazon Fresh mağazası 2020 yılında Kaliforniya’daki Woodland Hills’te açılmıştı.

Bu süreçte düzinelerce yeni mağaza açılmasına rağmen Amazon Fresh, müşteri çekmekte ve köklü market zincirleriyle rekabet etmekte zorlandı. Şirket, 2023 yılının başlarında mağazaları daha iyi farklılaştırmak ve finansal performansı iyileştirmek amacıyla zincirin büyümesini geçici olarak durdurmuştu.

Amazon, ürün çeşitliliğini artırma, mağaza tasarımlarını yenileme, düşük fiyatlara odaklanma ve Dash Cart gibi yüksek teknoloji çözümler sunma adımları attı. Ancak şirket, Amazon Fresh’i büyük ölçekli ve sürdürülebilir bir süpermarket zincirine dönüştürme hedefinin tutturulamadığını kabul etti.

Odak Aynı Gün Teslimat ve Whole Foods Büyümesi

Amazon, mağaza kapatma kararını duyururken çevrimiçi market operasyonlarının gücüne dikkat çekti. Şirketin market ürünleri teslimat hizmeti şu anda 5.000’den fazla yerleşim yerinde sunuluyor ve toplam brüt market satışları 150 milyar doların üzerinde.

Amazon, aynı gün market alışverişi teslimat hizmetinin kapsamını 2026 itibarıyla daha fazla bölgeye genişletmeyi planlıyor. Amazon Fresh ürünlerinin ise çevrimiçi sipariş ve teslimat yoluyla sunulmaya devam edeceği belirtiliyor.

Öte yandan Whole Foods’un küçük formatlı Daily Shop konseptiyle yapılan denemelerin olumlu sonuçlar verdiği ifade ediliyor. Şirket, 2026 sonuna kadar bu formatta beş yeni mağaza daha açmayı hedefliyor. Bu adım, Amazon’un market sektöründen tamamen çıkmak yerine, fiziksel perakende stratejisini daha güçlü bir marka etrafında yeniden şekillendirdiğini gösteriyor.

Hopi’de Reklam Teknolojileri Direktörlüğü Görevine Murat Altuntaş Atandı

Hopi, organizasyon yapısını güçlendirme çalışmalarını sürdürüyor. Reklam teknolojileri alanındaki yetkinliğini bir üst seviyeye taşımayı hedefleyen şirket, Reklam Teknolojileri Direktörlüğü görevine Murat Altuntaş’ı atadı. Altuntaş, yeni rolünde Satış ve Ticari İş Ortaklıkları organizasyonu bünyesindeki Reklam Teknolojileri ekiplerinin liderliğini üstlenecek.

Bilgisayar bilimleri eğitimini Frankfurt Üniversitesi’nde tamamlayan Murat Altuntaş, kariyerine entegrasyon mimarı olarak başladı. Daha sonra iBillboard’ta Operasyon Direktörü olarak görev alan Altuntaş; Digital Partners’ta Kampanya Yöneticisi, Ströer Digital’de Operasyon Direktörü ve Doğuş Digital’de Programmatic Satış Direktörü pozisyonlarında önemli sorumluluklar üstlendi.

Hopi’ye katılmadan önce Amazon’da Programmatic Solutions Consultant olarak görev yapan Altuntaş, bu süreçte satış ve veri yönetimi alanlarında stratejik çalışmalara liderlik etti. Aynı zamanda yeni reklam teknolojilerinin entegrasyonu ve adaptasyon süreçlerinin yönetiminde aktif rol aldı.

Param’da Üst Düzey Atama

Param’da üst düzey bir atama gerçekleşti. Şirketin yeni Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı sektörün deneyimli ismi Elif Bilge Ceylan oldu.

Pazarlama, marka deneyimi ve kurumsal iletişim alanlarında uzun yıllara dayanan köklü bir tecrübeye sahip Elif Bilge Ceylan, 19 Şubat 2026 tarihi itibarıyla Param Merkezi Yönetim Destek Hizmetleri A.Ş. bünyesinde Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı olarak yeni görevine başladı.

Akademik eğitimini 2006 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde tamamlayan Elif Bilge Ceylan, ardından 2010 yılında Bahçeşehir Üniversitesi’nde Stratejik Pazarlama ve Marka Yönetimi üzerine yüksek lisans eğitimini bitirdi. Profesyonel iş hayatına 2006 yılında METRO Group bünyesinde pazarlama ve kurumsal iletişim alanlarında adım atan Ceylan, kariyeri boyunca önemli stratejik görevler üstlendi.

METRO Group ve Metro Türkiye’de Marka ve Kurumsal İletişim Müdürü olarak başarılı çalışmalara imza atan Ceylan, finans sektörüne geçiş yaparak Türkiye Finans Katılım Bankası’nda Pazarlama İletişimi ve Marka Deneyimi Başkan Yardımcısı olarak görev aldı. Son olarak CCN Holding’de Pazarlama ve Marka Deneyimi Grup Başkanı olarak stratejik bir rol üstlenen Elif Bilge Ceylan, kariyeri boyunca edindiği vizyonu ve 20 yıllık bilgi birikimini artık Param ailesi için kullanacak.

Yeni dönemde Param Grup şirketlerinin hedefleri doğrultusunda pazarlama stratejilerinin oluşturulmasına liderlik edecek olan Ceylan, aynı zamanda iletişim faaliyetlerinin yönetiminden ve marka deneyiminin zenginleştirilmesinden de sorumlu olacak.

A101, Trendyol Go by Uber Eats İş Birliğiyle Online Teslimatta Yeni Bir Dönem Başlatıyor

A101 Kapıda, Trendyol Go by Uber Eats ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında A101 fiyatlarını hızlı teslimat modeliyle birleştirerek daha geniş bir tüketici kitlesine ulaşmayı hedefliyor. İş birliğiyle birlikte A101 Kapıda’nın hizmet ağı, daha fazla il ve mağazayı kapsayacak şekilde genişleyecek.

13.500’ü aşkın mağazasıyla Türkiye’nin en yaygın perakende zincirlerinden biri olan A101’de, dijitalleşme ve operasyonel dönüşüm süreci ivme kazanarak devam ediyor.

Halihazırda Türkiye’nin birçok noktasında online hizmet veren A101 Kapıda, Trendyol Go by Uber Eats platformunda daha hızlı teslimat süreleriyle market fiyatlı ürünleri tüketicilerle buluşturacak. A101’in çok kanallı perakende yaklaşımının önemli bir adımı olarak konumlanan iş birliği çerçevesinde A101 Kapıda, Trendyol Go by Uber Eats platformunda 600’ü aşkın mağaza ile hizmet verecek.

Hızlı teslimat modeli kapsamında kurgulanan yeni yapıyla operasyonel verimliliğin artırılması ve kullanıcı deneyiminin güçlendirilmesi hedefleniyor. Platform üzerinden yürütülen sipariş ve teslimat süreçleri sayesinde akışın daha dengeli ilerlemesi ve teslimat sürelerinin kısalmasıyla birlikte müşterilere daha kesintisiz ve öngörülebilir bir alışveriş deneyimi sunulacak.

Online gıda pazarının 100 milyar TL’yi aşmasının öngörüldüğü bir dönemde hayata geçirilen bu iş birliğiyle, Trendyol Go by Uber Eats’in yaygın ve hızlı teslimat platformu sayesinde A101 Kapıda’nın online gıda perakendesindeki pazar konumunun daha da büyütülmesi amaçlanıyor.

cagdas durmus 1

A101 Kapıda Genel Müdürü Çağdaş Durmuş, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde; “Dünyada online gıda perakendesinin rekabeti; erişim ağı, teslimat hızı ve operasyonel verimlilik etrafında yeniden şekilleniyor. Türkiye ise genç nüfusu ve dijital adaptasyon hızıyla bu dönüşümün en hızlı yaşandığı pazarlardan biri. Online alışverişte tüketicilerin en temel problemi, fiyatların mağazaya kıyasla çoğunlukla daha yüksek olması ve kampanyaların sürdürülebilir olmaması. A101 olarak ‘Hep Ucuz’ yaklaşımımızı online kanalda da tavizsiz şekilde sürdürmeyi temel öncelik olarak görüyoruz. Trendyol Go by Uber Eats üzerinde benimsediğimiz iş modeli, online fiyat algısındaki bu durumu ortadan kaldıran stratejik bir adım niteliği taşıyor. Market fiyatlarımızı koruyarak, kampanya bağımlılığı yaratmadan; şeffaf, erişilebilir ve güvenilir bir alışveriş deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Trendyol Go by Uber Eats’in gelişmiş dağıtım gücü sayesinde, online kanaldan uzaklaşmış tüketiciler dahil olmak üzere çok daha geniş bir coğrafyada, tüketicinin yanında duran, onu koruyan ve güven veren bir online market deneyimini herkes için erişilebilir hale getiriyoruz.” ifadelerini kullandı.

tgo tanju yasar

Trendyol Go by Uber Eats Perakende Genel Müdürü Tanju Yaşar, iş birliğine ilişkin “Trendyol Go by Uber Eats olarak amacımız, güçlü markaları yaygın ve hızlı teslimat altyapımızla buluşturarak tüketicilere her zaman erişilebilir bir alışveriş deneyimi sunmak. A101 gibi Türkiye’nin en yaygın perakende zincirlerinden biriyle hayata geçirdiğimiz bu iş birliği, market alışverişinde fiyat, erişim ve kolaylık dengesini aynı anda mümkün kılan önemli bir adım. Gelişmiş lojistik kabiliyetimiz ve operasyonel tecrübemiz sayesinde A101 Kapıda’nın sunduğu ürünleri daha fazla şehirde, daha verimli şekilde tüketicilerle buluşturacağız.” ifadelerini kullandı.