Ana Sayfa Blog Sayfa 95

Topshop, Perakendeye Geri Dönüyor

Topshop, geleneksel perakendecilerle yapacağı yeni toptan ortaklıklar aracılığıyla ana caddelere geri dönmeye hazırlanıyor.

Sahibi Asos, markayı fiziksel perakendeye geri getirmek için seçili toptan satış ortaklarıyla anlaşmalar imzaladığını, ancak ilk etapta Topshop için bağımsız bir web sitesini yeniden başlatmaya odaklandıklarını söyledi.

Çevrimiçi moda devinin CEO’su José Antonio Ramos Calamonte, perakendecinin yeniden lansman planlarını ilerletmeden önce “Topshop’un ürün yelpazesini yeniden inşa etmek için iki yıl harcadığını” söyledi.

Topshop’ta geri dönüşün ilk adımı topshop.com olacak

topshop, perakendeye geri dönüyor
Topshop, Toptan Perakende Ortakları Aracılığıyla Ana Caddeye Geri Dönecek

Bu geri dönüşün ilk adımı topshop.com olacak” diyen şirket, bağımsız sitenin bu mali yılın ikinci yarısında faaliyete geçeceğini doğruladı.

Calamonte, Topshop’un fiziksel perakendeye dönüşünün markanın belirli perakende satış noktalarında mağaza içi mağazalar açacağını söyledi ve ekledi: “Bağımsız bir mağazadan bahsetmiyorum. Hiçbir şeyi dışlamadık. Elbette hayır.”

Ancak daha sonra bir sözcü, Topshop’un fiziksel perakendeye dönüşünün markalı mağaza içi imtiyazlar yerine geleneksel toptan satış anlaşmaları yoluyla gerçekleşeceğini açıkladı.

Bu adım, son haftalarda Topshop’un Instagram hesabından paylaşılan ve yaz aylarında mağazalara geri dönülebileceğine dair ipuçları veren bir dizi gizemli paylaşımın ardından geldi.

Asos, 2021 yılında Topshop’u, Topman, Miss Selfridge ve HIIT’i 295 milyon sterline satın aldı.

Geçtiğimiz yıl ise Topshop ve Topman markalarındaki %75 hissesini Bestseller’a satarak yeni büyüme fırsatları yaratmayı hedefleyen bir ortak girişim oluşturdu.

Calamonte, “Tüketicilerimizi dinliyoruz,” diye ekledi. “Topshop’un kendine özgü bir seviyeye sahip olmasını istediklerini anlıyoruz.”

Fiziksel lansmana ilişkin daha fazla ayrıntının önümüzdeki aylarda açıklanması bekleniyor.

Bi’Sektör Dergi, İlkbahar 2025 Sayısı ile Yayında!

Nisan ayı, Bi’Sektör için hem yeni bir zirvenin hem de yeni bir yayın döneminin habercisiydi. Perakende Medya Zirvesi 2025, sektör profesyonellerini bir araya getirerek hem dijital dönüşümü, hem medya yatırımlarındaki yeni yaklaşımları hem de mağaza içi iletişimin geleceğini detaylı şekilde ele aldı. Aynı zamanda Bi’Sektör’ün ilk basılı yayını olan Bi’Sektör Dergi’nin sektörle buluştuğu bir organizasyon oldu.

bi'sektör dergi, i̇lkbahar 2025 sayısı ile yayında!

“Perakendeciye ilham, sektöre Bi’Mola” mottosuyla çıktığımız bu yolda, dijitalde olduğu gibi basılı yayıncılıkta da perakende sektörünün nabzı olmaya devam edeceğiz.

Peki Mart ayında yayın hayatına kazandırdığımız, fakat malum ülke gündemlerimiz ile duyurularına henüz başladığımız Bi’Sektör Dergi’nin ilk sayısında neler var? Gelin yakından bakalım…

2025’e Sektör Liderlerinin Gözünden Bakış

16

Yılın ilk çeyreğini geride bırakırken; perakende sektörünün liderleri, hedeflerini sadece sayılarla değil, yeni tüketici beklentileri, teknolojik yatırımlar ve çevik ekip yapıları üzerinden tanımlıyor. Artık tek kanalın değil, entegre deneyimin öne çıktığı bir dönemdeyiz. Skechers Türkiye Perakende Satış Direktörü Ali Karakuş, Beymen E-Ticaret Genel Müdür Yardımcısı Ümit Arsoy ve Boyner Pazarlama ve Marka Yönetimi GMY’si Nurçin Koçoğlu ile yaptığımız söyleşide, liderliğin yeni tanımı, ekip dinamikleri ve omni-kanal stratejilerinin 2025’e etkisi detaylandırıldı.

” 2025, sadeleşme ve odaklanma yılı olacak. Hedef, büyümekten önce anlamlı, sürdürülebilir ve deneyim odaklı bir düzlemde yol almak. Tüm bu görüşler, yeni dönemde şirketlerin salt kampanya odaklı değil, sistem odaklı bir yapıya geçiş yapacağına işaret ediyor.”

Uluslararası Markalar Türkiye Pazarına Nasıl Bakıyor?

24

Gündemler, ekonomi, siyaset bitmeyen pek çok zorluk… Türkiye, zorluklarla yoğunlaşan ekonomik ortamına rağmen, global markalar için potansiyelini koruyor.

Genç tüketici yapısı, bölgesel yayılma potansiyeli ve türbülansı geçmişleri aşma becerisiyle öne çıkan Türkiye pazarı, doğru yaklaşımla halen çok sayıda marka için cazip.

Bu sayıda, MR. DIY Türkiye Genel Müdürü Dilara Neyişçi Çağlı, Avon Türkiye Genel Müdürü Hasan Ulutürk ve Flying Tiger Copenhagen Türkiye Genel Müdürü Sami Hotak ile yaptığımız görüşmelerde; yatırım kararlarının arka planını, Türkiye’de tüketiciyle kurdukları bağı ve gelecek stratejilerini konuştuk.

Türkiye’de büyümek, sadece yayılmakla değil, lokal dokuya uyum sağlamakla mümkün.

Perakende Medya: Yeni Nesil Reklam Alanları Göz Önünde

46

Perakende medya artık sadece dikkat çekmek için değil, markanın tüketiciyle anlık bağ kurabildiği stratejik bir temas noktası. Mağaza rafları, alışveriş yolları, kasa arkaları ve hatta dijital ekranlar birer medya envanterine dönüşmüş durumda. Bu yeni iletişim biçimi, tüketicinin karar anına en yakın noktada devreye girerek markalara daha yerinde, daha etkili çözümler sunuyor. Üstelik sadece ürün tanıtımıyla sınırlı kalmayan bu yapı; marka imajı, mesaj sürekliliği ve çapraz satış gibi birçok faydayı da beraberinde getiriyor.

Bu sayımızda, Türkiye’nin ilk perakende medya şirketi Mimeda’nın Genel Müdürü Kına Demirel ile kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik. Türkiye’de perakende medya kavramının evrimini, markaların bu alana yatırım yapma motivasyonlarını ve Mimeda’nın sektöre kazandırdığı uygulamaları konuştuk. . Röportaj, bu yeni nesil reklam alanlarının marka stratejilerindeki yerini anlamak açısından önemli bir perspektif sunuyor.

İlham Ol: Başarıya Giden Yol – Ömer Barbaros Yiş

66

Perakende sektöründe başarı sadece rakamlarla değil, vizyonla, insan ilişkileriyle ve kriz anlarındaki doğru reflekslerle tanımlanıyor. “İlham Ol” başlığı altında sektöre yön veren isimlerin hikâyelerini sayfalarımıza taşıyor, genç profesyonellere yol gösteren deneyimleri kayıt altına alıyoruz.

Bu sayımızda Türk perakendesinin deneyimli liderlerinden biri olan Ömer Barbaros Yiş’i konuk ediyoruz. Kariyeri boyunca yönettiği ekipler, yön verdiği markalar ve inşa ettiği stratejilerle fark yaratan Yiş, liderliğin sadece bir unvan değil, sorumluluk olduğunu vurguluyor. Röportajda; karar alma süreçlerinden iletişim tarzına, ilham aldığı kişilerden kırılma anlarına kadar pek çok kişisel deneyimini tüm samimiyetiyle paylaştı.

Sadece geçmişe değil, geleceğe dair de önemli mesajlar veren bu bölüm, genç profesyoneller için bir referans noktası niteliğinde.

Bi’Mola: Mikrofondan Liderlik Sahnesine – Cihat Özbekli ile İlham Veren Bir Yolculuk

40

Perakende sektörünün yoğun temposu arasında verilen her ‘mola’, bir yenilenme fırsatı. “Bi’Mola” bölümünde, sektör profesyonellerinin iş dışında nelerle ilgilendiklerini, bu uğraşların onlara ne kattığını ve kişisel yolculuklarını nasıl şekillendirdiğini keşfe çıkıyoruz.

Bu sayımızda, Çift Geyik Karaca Genel Müdürü Cihat Özbekli’yle sahne ışıkları altında buluşuyoruz. Özbekli, iş dünyasında yöneticilik görevlerinin yanı sıra mikrofon başında geçirdiği zamanlarla da tanınıyor. Müziğe, topluluk karşısında konuşmaya ve sahne performansına olan tutkusu, onun liderlik stiline bambaşka bir boyut kazandırıyor. Sadece strateji kuran bir yönetici değil; duyguya, empatiye ve ifadenin gücüne inanan bir lider profili çiziyor.

Bu bölümde Özbekli, sahnede geçirdiği anların kendisine kattığı cesaret, özgüven ve duyusal derinlikleri samimi bir dille aktarıyor. Profesyonel hayatın dışında, insanın kendiyle olan bağına da ışık tutan bu sohbet, ilham verici bir “mola”ya dönüşüyor.

Perakende Medya: Uzman Görüşleri ve Trendler

54

Perakende medya, yalnızca yeni bir reklam kanalı değil; aynı zamanda markaların tüketiciyle kurduğu ilişkinin en yakın ve en doğrudan temas noktası. Bu dönüşümün ne ifade ettiğini anlamak için sadece teknolojiye değil, deneyime ve stratejiye de kulak vermek gerekiyor.

Bu sayımızda GoWit iş birliğiyle hem Türkiye’den hem de dünyadan önemli perakende temsilcilerinin perakende medya konusundaki görüşlerini bir araya getirdik. Global zincirlerin pazarlama direktörlerinden yerel markaların saha yöneticilerine kadar birçok ismin katkısıyla hazırlanan bu özel derleme; medya yatırımlarının mağaza içi stratejilere nasıl entegre edildiğini, veriye dayalı kampanya modellerinin nasıl kurgulandığını ve geleceğin mağazacılığında medyanın konumunu ortaya koyuyor.

Uzman yorumlarıyla zenginleşen bu bölüm, sektörde “medya 3.0” dönemine dair kapsamlı bir perspektif sunuyor.

Global Kahve Kültürünün Yeniden Tanımlandığı Bir Deneyim Noktası: Mikel Coffee

35

Kahve artık yalnızca bir içecek değil; sosyal bir ritüel, günlük rutinin ayrılmaz parçası ve markalar için duygusal bağ kurma alanı. Tüketicinin kahveyle olan ilişkisi değiştikçe, markalar da bu deneyimi yeniden tanımlıyor. Mikel Coffee ise bu değişimi merkezine alan markalardan biri olarak dikkat çekiyor.

Bu sayımızda Mikel Coffee CEO’su Kadir Ergün ile kahve pazarının güncel dinamiklerini, Türkiye’deki büyüme stratejilerini ve markanın farklılaşma yaklaşımını konuştuk. Ergün, sadece kaliteli ürün sunmanın yeterli olmadığını; mağaza atmosferinden baristaların iletişimine kadar her temas noktasının marka kimliğinin bir parçası olarak tasarlandığını vurguluyor. Mikel’in “geleneksel kahve kültürü ile modern deneyimi harmanlayan” yapısı, onu global kahve zincirleri arasında farklı bir yere taşıyor. Bu röportaj, kahve zincirlerinin rekabetinden öte, deneyim odaklı markalaşmanın inceliklerine dair önemli ipuçları sunuyor.

Taraftar Mağazacılığı ve Perakende Ekosistemi Üzerindeki Etkileri

69

Taraftar mağazacılığı, duygularla yönetilen ama operasyonel olarak büyük bir hassasiyet gerektiren özel bir perakende alanı. Alışverişin merkezinde yalnızca ürün değil, aidiyet duygusu ve heyecan var. Bu nedenle taraftar mağazacılığı, geleneksel perakendeden birçok açıdan ayrışıyor. Özellikle derbi gibi yoğun talep dönemlerinde, stok yönetimi, ürün çeşitliliği ve kampanya zamanlamaları büyük önem taşıyor. Müşteriyle sadece alışveriş değil, aynı zamanda bağlılık temelli bir ilişki kuruluyor.

Bu bağlamda Getron’un sunduğu çözümler, taraftar perakendeciliğinin operasyonel yükünü azaltmakla kalmıyor, veri odaklı yönetim modeliyle satış performansını da optimize ediyor. Fenerium ile yürütülen örnek uygulamada; maç takvimine bağlı talep projeksiyonları, bölgesel envanter dağılımları ve mağaza içi dinamik fiyatlama gibi süreçler Getron’un teknolojik altyapısıyla destekleniyor. Böylece hem taraftar deneyimi güçleniyor hem de markalar için sürdürülebilir bir verimlilik modeli oluşturuluyor.

Perakende Panorama: Reklamda Yeni Çağ – Lokasyon Analitiği ile Doğru Hedef, Maksimum Etki

map

Perakende sektöründe reklam yatırımlarının geri dönüşünü maksimize etmek artık sadece doğru mesajla değil, doğru yerde ve doğru anda görünür olmakla mümkün. Lokasyon analitiği, markaların hedef kitlelerini fiziksel hareketlilik ve alışveriş alışkanlıkları üzerinden daha hassas biçimde tanımlamalarını sağlıyor. Maptriks katkılarıyla hazırlanan “Perakende Panorama” sayfalarında, bu güçlü veri setinin nasıl stratejik kararlarla birleştiğine odaklanıyoruz.

Bu sayımızda, özellikle mağaza açılışları, saha içi kampanyalar ve yerel reklam yatırımları özelinde lokasyon bazlı hedeflemenin sunduğu avantajları analiz ettik. Hangi bölgedeki müşteri hangi saat diliminde mağazaya giriyor, alışverişi nerede tamamlıyor, dijital reklama nerede maruz kalıyor? Tüm bu sorular, artık yanıtını sadece tahminlerle değil, veriyle veriyor. Maptriks’in sunduğu bu içgörüler sayesinde perakende reklamcılığı daha ölçülebilir, daha etkili ve daha yerinde hale geliyor.

Bi’Sektör Dergi, sektöre sadece bilgi sunmak için değil; ilham vermek, yeni fikirlerin önünü açmak ve perakendenin dönüşüm yolculuğuna eşlik etmek için yola çıktı. İlk sayımızda yer verdiğimiz içerikler, perakendenin farklı katmanlarını bir araya getirerek hem stratejik bakış açıları hem de insana dokunan hikâyeler sunuyor. Her sayfada, sektöre değer katan seslere ve sahada karşılık bulan içgörülere yer veriyoruz.

Bi’Sektör Dergi, sadece bir yayın değil; perakendeyi anlamanın, konuşmanın ve birlikte büyütmenin yeni yolu. Abonelik ve satınalma süreçlerini buradan inceleyebilirsiniz.

Value Solution Partners’ta Üst Düzey Atama

Value Solution Partners, üst düzey yönetim kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Finansal yönetim, kurumsal finans ve stratejik planlama alanlarında uzun yıllara dayanan deneyimiyle tanınan Aytuğ Gençoruç, şirketin yeni CFO’su (Chief Financial Officer) olarak atandı.

Kariyerine Adalı Holding’te Mali İşler Uzmanı olarak başlayan Gençoruç, yüksek lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Sermaye Piyasaları ve Yatırım Yönetimi programında tamamladı. Ardından, maden ve yenilenebilir enerji sektörlerinde global ölçekte faaliyet gösteren CIPF (Capital Investment Fund) ve RES (Renewable Energy Systems) gibi öncü kuruluşlarda Mali İşler Kontrolörü olarak görev aldı. 2016 yılında ticari gayrimenkul sektörüne adım atan Gençoruç, Jones Lang Lasalle’da Bütçe Raporlama Müdürü, Mali ve İdari İşler Direktörü gibi kritik görevlerde bulundu. EMEA bölgesinde (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) farklı birimlerde Finans Yöneticiliği yaparak bölgesel düzeyde önemli sorumluluklar üstlendi.

Aytuğ Gençoruç, yeni görevinde Value Solution Partners’ın finansal stratejilerinin oluşturulması ve uygulanmasında etkin rol oynayacak. Şirketin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmasında kilit bir görev üstlenecek olan Gençoruç’un liderliği, finansal yapıların güçlendirilmesinde önemli katkılar sunacak.

Maptriks Katkılarıyla Haftanın Mağaza Açılışları [14 – 25 Nisan]

maptriks magaza acilislari banner2
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 25 nisan] 23

Deprem gündemi malumumuz, hepimiz birden bire maalesef ülkemizin asıl gerçeğini tekrar hatırladık. Bununla geçmiş olsun diyelim. Geçtiğimiz hafta, Perakende Medya Zirvesi organizasyonumuzun yoğunlukları ile mağaza açılışları serimizi sizlerle buluşturamamıştık. Bu hafta kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Her hafta olduğu gibi, haftanın gerçekleşen mağaza açılışlarını sizler için derledik.

İşte bu haftanın gerçekleşen mağaza açılışları

Sephora – City’s İstanbul AVM

maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 25 nisan]
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 25 nisan] 24

Sephora, Kozyatağı City’s İstanbul AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın Türkiye’deki 42. mağazasını oluşturuyor.

Avon – Tepe Nautilus AVM

avon magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 25 nisan] 25

Avon, Tepe Nautilus AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın Türkiye’deki 88. mağazasını oluşturuyor.

Kip – Afium AVM

kip magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 25 nisan] 26

Kip, Afyon Afium AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Madame Coco – Manisa

madamecoco1
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 25 nisan] 27

Madame Coco, Manisa Turgutlu’daki Alphard Çarşı’da pop-up mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Allday – Hatay

allday magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 25 nisan] 28

Allday, Hatay Dörtyol Cadde mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Perotti – MaviBahçe AVM

perotti magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 25 nisan] 29

Perotti, İzmir MaviBahçe AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Love my body – Marmara Forum AVM

lovemybody magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 25 nisan] 30

Lovemybody, Marmara Forum AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Pandora – Adana M1 AVM

pandora magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 25 nisan] 31

Pandora, Adana M1 AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Magnolia Bakery – Nişantaşı

magnoliz magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 25 nisan] 32

Magnolia Bakery, Nişantaşı mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Dürümle – İva Park AVM

durumle magaza y
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [14 – 25 nisan] 33

Dürümle, Sivas İva Park AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Trump Etkisi: Perakendede Tedarik Zinciri Dengesi Bozuluyor

ABD merkezli gelişmelerin küresel etkisi bir kez daha perakende sektörünü sınarken, özellikle Türkiye gibi ithalata bağımlı pazarlarda bu dalgalanmanın etkisi daha da hissedilir hale geliyor. Ulusal Perakende Federasyonu’nun (NRF) açıklamalarına göre, perakendeciler ABD’de artan vergiler nedeniyle aylardır ithalatlarını öne çekmiş durumda. Ancak bu ön alımların ardından, Mayıs ayı itibarıyla ve takip eden dönemlerde kargo seviyelerinde ciddi düşüşler yaşanması bekleniyor. Yılın ikinci yarısında ithalat hacimlerinin dramatik biçimde azalacağı ve toplamda %15’ten fazla bir gerileme olacağı öngörülüyor.

Envanter Bolluğu Fayda mı, Yük mü?

perakende tedarik zinciri yonetimi

Pandemi sonrası dönemde tedarik zincirlerinde yaşanan sarsıntılar, perakendecileri stok fazlası oluşturmaya yöneltti. Ancak bu strateji, şimdilerde ters tepiyor. Doğru ürün yerine yanlış ürünlerin stoklanması, mağaza raflarında gerçek talebi karşılamayan envanter birikimine neden oluyor. BDO tarafından yapılan ve büyük ölçekli 100 perakende CFO’sunu kapsayan bir ankette, yalnızca %22’si envanter pozisyonlarının sağlıklı olduğunu belirtti. Geri kalanlar ya yüksek talep gören ürünlerde stok yetersizliği yaşıyor ya da düşük talep gören ürünlerde aşırı stokla karşı karşıya.

NRF Başkan Yardımcısı Jonathan Gold’un açıklamasına göre, perakendeciler bir süredir vergilerden etkilenmemek için ürün alımlarını öne çekti. Ancak artık bu stoklara bir süre güvenmek ve sonraki adımlarını dikkatle planlamak zorundalar.

Tedarik Zincirinde Yeni Dönüşüm: Kaynak Ülkeler Değişiyor

Tedarik zinciri stratejilerinde bir diğer dikkat çeken gelişme ise, perakendecilerin yüksek vergili ülkelerden daha düşük vergili üretim merkezlerine yönelmeye başlaması. Çin bu konuda hâlâ önemli bir kaynak olsa da, birçok firma üretim hatlarını Vietnam, Hindistan ve Tayland gibi ülkelere kaydırıyor. Ancak bu dönüşüm kısa vadede tamamlanabilecek bir süreç değil. Büyük perakende devleri bu geçişte daha fazla esnekliğe sahipken, küçük ve orta ölçekli işletmeler daha kırılgan bir yapıya sahip.

Örneğin Amazon’un yaz sezonu için Çin’den sipariş ettiği plaj ürünlerini iptal ettiği ve Walmart’ın tedarikçilere uygulanan vergilerin etkisini dengelemeye çalışmasının ardından Çinli yetkililerden tepki aldığı bildiriliyor. Bu örnekler, sadece global firmalar için değil, Türkiye gibi pazarlarda faaliyet gösteren yerli zincirler için de uyarı niteliğinde.

KOBİ’lerde Baskı Daha Yüksek

100 milyon ila 1 milyar dolar arasında yıllık gelir elde eden firmaları kapsayan bir Pymnts Intelligence araştırmasına göre, bu segmentteki firmaların %80’i belirli ürünlerde tedarik sıkıntısı ve gecikme bekliyor. Ayrıca %65’i, tedarik zinciri yeniden yapılanması nedeniyle maliyetlerin arttığını bildiriyor. Hammaddelerde artan maliyetlerle birlikte bu şirketler, ürün fiyatlarını doğrudan artırmak yerine öncelikle mevcut tedarikçilerle daha iyi fiyatlar için pazarlık yapmayı tercih ediyor. Ancak %45’i bu artışların sonunda tüketiciye yansıyacağının farkında.

Bu şirketlerin %35’i tedarikçi ağlarını çeşitlendirmeyi, aynı oranda firma ise alternatif malzeme ve üretim kaynaklarına yönelmeyi planlıyor. %30’u ise daha yüksek kâr marjı sunan ürün kategorilerine geçiş yapmayı değerlendiriyor.

“Hemen Harekete Geçin” Uyarısı

Boston Consulting Group’un küresel perakende sektörü lideri Nate Shenck, bu sürecin sadece geçici bir dalgalanma olmadığını, kalıcı yapısal değişiklikleri de beraberinde getireceğini belirtiyor. Shenck’e göre, perakendecilerin zaman kaybetmeden harekete geçmesi gerekiyor. Şirketlere, finans, pazarlama, tedarik zinciri ve satış ekiplerinden oluşan çapraz fonksiyonlu bir kriz masası kurmaları ve olası senaryolara göre hazırlıklı olmaları tavsiye ediliyor.

Envanter kırılganlığını ürün bazında analiz etmek, belirsizlik karşısında senaryolar oluşturmak ve bu planlara göre hızlı tepki verebilmek yeni dönemin olmazsa olmazları arasında.

Veriye Yatırımın Zamanı

Shenck’in en çok vurguladığı nokta ise, talep tahminiyle arz planlamasını birleştirecek veri altyapılarına yatırım yapılması gerektiği. Bu sayede hem kısa vadede belirsizliklere yanıt verebilecek hem de uzun vadede operasyonel verimliliği artıracak sistemler kurulabilecek.

Bu dönüşümün etkileri birkaç ayda hissedilmeyecek. Shenck, pandemi dönemindekinden daha uzun bir geçiş süreci bekliyor ve özellikle tüketiciye en yakın noktadaki perakendecilerin bu sürece hızlı adapte olması gerektiğini söylüyor.

Türkiye’deki Perakendeciler Ne Öğrenebilir?

Her ne kadar bu gelişmeler ABD merkezli olsa da, küresel tedarik zincirleri iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle Türkiye’deki perakendeciler için de bazı önemli çıkarımlar söz konusu. Özellikle ithalata dayalı ürün kategorilerinde faaliyet gösteren markalar, bu gelişmeleri yakından takip etmeli.

Doğru ürün planlaması, alternatif tedarik ağı arayışları ve fiyatlandırma stratejilerinde daha esnek bir yapıya geçmek, benzer bir belirsizlik dönemine karşı hazırlıklı olmak adına önemli hale geliyor.

Shenck’in şu sözleri, coğrafyadan bağımsız şekilde tüm perakendeciler için geçerli bir uyarı niteliğinde:

“Perakendeciler iki temel şey yaparak başarılı olurlar: Tüketici talebini anlamak ve bunu maliyet etkin bir şekilde karşılamak.”

Sephora’dan Şirketlere Perakende Teknolojisi Dersleri

Rekabetçi güzellik perakende dünyasında Sephora, kişiselleştirilmiş müşteri deneyimleri yaratmak için teknolojinin yenilikçi kullanımıyla öne çıkıyor. Sadece makyaj ve cilt bakımı ürünleri satmıyor; ilişkiler kurmak ve müşterilerin kendilerini özel hissetmelerini sağlamak için pazarlama teknolojisini kullanıyor.

Müşteri etkileşimini ve satışları artırmak isteyen Avustralyalı perakendeciler için Sephora’nın yaklaşımı bazı değerli dersler sunuyor. Peki Sephora’nın temel teknoloji stratejileri nelerdir ve bunları kendi işinize nasıl uygulayabilirsiniz?

Sephora: Müşterilerin alışveriş yapma biçimini dönüştürüyoruz

sephora
Sephora’dan Şirketlere Perakende Teknolojisi Dersleri

Sephora, müşterilerin alışveriş yapma biçimini dönüştürmek için artırılmış gerçekliği (AR) benimsemesiyle bilinir. Sanal deneme araçları, farklı makyaj tonlarını ve cilt bakım ürünlerini fiziksel olarak uygulamadan denemenize olanak tanır. Bu, güzellik ürünlerini görmeden satın almanın belirsizliğini azalttığı için çevrimiçi alışveriş için bir oyun değiştiricidir. Ayrıca, eğlenceli ve etkileşimli hale getirerek müşteri deneyimini de geliştirir.

Ayrıca kişiselleştirilmiş ürün önerilerinde de mükemmeldir. Sephora, müşteri tercihleri, satın alma geçmişi ve tarama davranışları hakkında veri toplayarak iyi bir uyum sağlama olasılığı yüksek ürünleri önerir. Bu kişiselleştirilmiş yaklaşım, müşterilerin anlaşıldığını ve değerli olduğunu hissetmesini sağlayarak satın alma olasılığını artırır.

Güçlü bir çevrimiçi topluluk ve etkileşim oluşturmak bir diğer önemli stratejidir. Sephora, sosyal medya, çevrimiçi forumlar ve sadakat programları aracılığıyla aidiyet duygusunu teşvik eder. Bu, müşterilerin markayla ve birbirleriyle bağlantı kurabilecekleri, ipuçları ve incelemeler paylaşabilecekleri ve bir topluluğun parçası gibi hissedebilecekleri bir alan yaratır.

Son olarak, Sephora büyük ölçüde veri odaklı içgörülere güvenir. Marka, müşteri davranışlarını anlamak, eğilimleri belirlemek ve pazarlama çabalarını optimize etmek için veri analitiğini kullanır. Bu veriler, ürün seçiminden ve web sitesi tasarımından hedefli reklamcılığa ve kişiselleştirilmiş tekliflere kadar her şeyi bilgilendirir.

Teknoloji eylemde

Sephora’nın bu öne çıkan deneyimleri yaratmak için teknolojiyi nasıl kullandığına daha yakından bakalım:

Artırılmış gerçeklik (AR)

Sephora’nın sanal deneme araçları, AR’nin perakendeyi nasıl devrimleştirebileceğinin başlıca bir örneğidir. Bu araçlar, cihazınızın kamerasını kullanarak gerçek zamanlı olarak yüzünüze makyaj uygular ve yüzlerce ruj, göz farı ve fondöteni denemenize olanak tanır. Bu, AR filtrelerinin yalnızca sizi Instagram’da bir kediye dönüştürmek için olmadığının kanıtıdır; aslında bilinçli satın alma kararları vermek için değerli bir araç olabilirler. Ayrıca cildinizi analiz eden ve uygun ürünleri öneren AR destekli cilt bakımı teşhisleri de sunarlar. Bu teknoloji yalnızca çevrimiçi alışveriş deneyimini geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda mağazada etkileşimli ve kişiselleştirilmiş danışmanlık sağlamak için de kullanılabilir.

Kişiselleştirilmiş öneriler

Sephora’nın öneri motoru, müşteri etkileşimlerinden öğrenen karmaşık bir sistemdir. Geçmiş satın alımlar, ürün incelemeleri, tarama geçmişi ve hatta sınavlara ve anketlere verilen yanıtlar gibi faktörleri dikkate alır. Bu, Sephora’nın son derece alakalı ürün önerileri sunmasını sağlayarak müşterilerin aradıklarını bulma ve yeni favoriler keşfetme şansını artırır. Sephora ayrıca pazarlama e-postalarında ve web sitesinin ana sayfasında kişiselleştirilmiş öneriler kullanarak kişiye özel bir alışveriş deneyimi yaratır.

Çevrimiçi topluluk ve katılım

Sephora’nın çevrimiçi topluluğu, güzellik tutkunları için canlı bir merkezdir. Marka, müşterilerle bağlantı kurmak, içerik paylaşmak ve etkileşimli kampanyalar yürütmek için sosyal medya platformlarını kullanır. Sadakat programı Beauty Pass, müşterileri satın alımları ve etkileşimleri için ödüllendirir, özel avantajlar ve kişiselleştirilmiş teklifler sunar. Ayrıca müşterilerin ipuçlarını paylaşabileceği, soru sorabileceği ve güzellik uzmanlarıyla bağlantı kurabileceği çevrimiçi forumlar ve etkinlikler düzenler. Bu topluluk duygusu, marka sadakatini besler ve tekrar satın alımları teşvik eder.

Veri odaklı kararlar

Sephora, iş kararlarını bilgilendirmek için çok miktarda müşteri verisi toplar ve analiz eder. Verileri satış eğilimlerini izlemek, popüler ürünleri belirlemek ve müşteri tercihlerini anlamak için kullanır. Bu bilgiler, ürün yelpazesini, fiyatlandırma stratejilerini ve pazarlama kampanyalarını optimize etmek için kullanılır. Ayrıca, müşterilerle iletişimini kişiselleştirmek, hedefli teklifler ve ilgili içerikler sunmak için verileri kullanır.

Benzer stratejileri nasıl uygulayabilirsiniz?

Sephora büyük bir küresel marka olsa da, her ölçekteki perakendeci onun teknoloji meraklısı yaklaşımından ders çıkarabilir. Peki nasıl?

AR teknolojisini keşfedin

AR’nin müşteri deneyiminizi nasıl geliştirebileceğini düşünün. Müşteriler sanal denemelerden, ürün görselleştirmelerinden veya etkileşimli gösterilerden faydalanabilir mi? Bir veya iki AR uygulamasıyla deneyerek küçük bir başlangıç yapın ve sonuçları ölçün.

Veri analitiğine yatırım yapın

Müşteri verilerini toplamaya başlayın ve içgörüler elde etmek için analiz araçlarını kullanın. Müşteri davranışlarını, tercihlerini ve sorunlu noktaları anlamaya odaklanın. Bu verileri pazarlamanızı kişiselleştirmek ve tekliflerinizi iyileştirmek için kullanın.

Çevrimiçi bir topluluk oluşturun

Müşterilerin markanızla ve birbirleriyle çevrimiçi olarak bağlantı kurmaları için fırsatlar yaratın. Bu, sosyal medyayı kullanmayı, çevrimiçi forumlar oluşturmayı veya sanal etkinlikler düzenlemeyi içerebilir. Müşteri etkileşimini ve katılımını teşvik edin.

Kişiselleştirmeye odaklanın

Pazarlama mesajlarınızı, ürün önerilerinizi ve müşteri hizmetleri etkileşimlerinizi kişiselleştirin. Yaklaşımınızı kişiselleştirmek ve müşterilerin değerli hissetmelerini sağlamak için müşteri verilerini kullanın.

Mobil deneyimi önceliklendirin

Web sitenizin ve çevrimiçi mağazanızın mobil cihazlar için optimize edildiğinden emin olun. Birçok müşteri telefonlarında gezinir ve alışveriş yapar, bu nedenle sorunsuz bir mobil deneyim çok önemlidir.

Sephora’nın güzellik perakende sektöründeki başarısı büyük ölçüde kişiselleştirilmiş ve ilgi çekici müşteri deneyimleri yaratmak için teknolojiyi yenilikçi bir şekilde kullanmasından kaynaklanmaktadır. AR’yi benimseyerek, verileri değerlendirerek ve güçlü bir çevrimiçi topluluk kurarak diğer perakendeciler için yüksek bir çıta belirlemiştir. Her perakendecinin Sephora ile aynı kaynaklara sahip olmamasına rağmen yaklaşımının temel ilkeleri – müşteriye odaklanma, etkileşimleri kişiselleştirmek için verileri kullanma ve deneyimi geliştirmek için teknolojiden yararlanma – her ölçekteki işletme için geçerlidir. Avustralyalı perakendeciler bu stratejileri benimseyerek müşterileri için daha ilgi çekici ve ödüllendirici deneyimler yaratabilir ve sonuç olarak büyümeyi ve sadakati artırabilir.

Nike Gücünü Koruyor, Ugg Zirveye Tırmanıyor: Gençler Hangi Markaları Seçiyor?

Piper Sandler’ın 49. yarı yıllık “Teens ile Hisse Senedi Alışverişi” anketine göre, atletizm markası Ugg, üst gelir grubundaki genç kadınlar arasında Lululemon’u geçerek en popüler moda markası haline geldi. Bu anket, ülke genelinde 6,455 gençle gerçekleştirildi. Lululemon, 2018 baharından bu yana bu alanda zirvede yer alıyordu.

Güzellik harcamaları da önemli bir artış gösterdi ve gençlerin güzellik harcamaları, 2025 bahar anketinde 374 dolara çıkarak en yüksek seviyesine ulaştı. E.l.f. Cosmetics, gençler arasında en çok tercih edilen güzellik markası olmaya devam ederken, Rare Beauty ve Maybelline onu izliyor. Sephora, Ulta ve Bath & Body Works’ü geride bırakarak en popüler güzellik destinasyonu olarak öne çıkıyor. Bath & Body Works, 2018’den bu yana ilk kez ilk 10’a girmeyi başardı.

nike gücünü koruyor, ugg zirveye tırmanıyor: gençler hangi markaları seçiyor?

Nike, giyim ve ayakkabıda üst gelir grubundaki gençler arasında hala en çok tercih edilen marka konumunda. Amazon ise en popüler alışveriş sitesi olarak kaydedildi. Ugg’ın yeniden yükselişi öncesinde, Lululemon altı yıl boyunca gençlerin moda markaları arasında en üst sırada yer alıyordu. Athleisure markası, büyüme hedefleri doğrultusunda fiziksel mağazalar açmaya devam ediyor.

Gençlerin harcamaları da artış göstermeye devam ediyor. Anket, gençlerin yıllık harcamalarının %6 artarak 2,388 dolara çıktığını gösterdi. Araştırmalar, daha genç nesillerin güzellik ürünlerini yüz yüze satın almayı tercih ettiğini ve mağaza alışverişinin daha fazla harcamaya yol açtığını ortaya koyuyor.

Nike’tan sonra, gençler arasında en popüler giyim markaları arasında Hollister ve American Eagle yer alıyor. Ayakkabı tercihleri arasında ise neredeyse tüm gençlerin yarısı Nike’ı favori marka olarak seçerken, onu Adidas ve Ugg takip ediyor. Nike, ayakkabı satışları düşüş göstermesine rağmen en üst sırada kalmaya devam ediyor.

Sosyal medya platformları arasında ise gençlerin yarısı TikTok’u en çok tercih ettikleri platform olarak gösteriyor. Son Fiver raporu, ABD’deki Gen Z müşterilerin yarısının son tatil sezonunda TikTok’un e-ticaret segmentinden alışveriş yaptığını ortaya çıkardı. Piper Sandler’a göre, Instagram ve Snapchat, gençlerin en sevdiği uygulamalar arasında üçüncü sırayı paylaşıyor.

Market Raflarında Yeni Dönem: Perakende Medyada Gıda Perakendecilerinin Yükselişi

Perakende medyanın global ölçekte yükselişe geçtiği bu dönemde, gıda perakendecileri reklamverenlerin ve teknoloji şirketlerinin odak noktası haline geldi. Tüketiciyle çok sayıda temasta bulunma avantajına sahip olan market zincirleri, artık sadece ürün değil, reklam alanı da satıyor. Bu değişim, market raflarının medya ekranlarına dönüşmeye başladığı yeni bir dönemi işaret ediyor. Hem fiziki mağaza trafiği hem de dijital erişim gücüyle öne çıkan bu kategori, medya yatırımları açısından perakendenin en verimli alanlarından biri olma yolunda ilerliyor.

Çok Kanallı Alışverişçilerin Artan Önemi

ABD merkezli FMI ve NielsenIQ’nun ortak araştırmasına göre, market alışverişi yapanların %90’ından fazlası hem çevrimiçi hem de fiziksel mağaza kanallarını bir arada kullanıyor. Türkiye’de de benzer bir eğilim gözlemleniyor. Özellikle büyükşehirlerde yaşayan tüketiciler, ihtiyaçlarını hem mobil uygulamalardan sipariş vererek hem de mağazaya giderek karşılıyor. Grocery Doppio verilerine göre bu tüketiciler, tek kanallı alışveriş yapanlara göre %50 daha fazla harcama yapıyor ve perakendecilere %25’in üzerinde brüt kârlılık sağlıyor. Bu veriler, çok kanallı müşterilere yönelik medya planlamasının neden kritik hale geldiğini gösteriyor. Artık sadece mağazaya gelen değil, mobilde gezinip raflardan geçen tüketiciye ulaşabilen markalar fark yaratıyor.

ABD Marketlerinde Medya Geliri 8,5 Milyar Doları Aştı

market raflarında yeni dönem: perakende medyada gıda perakendecilerinin yükselişi

Grocery Doppio’nun “Dijital Gıda: Fiziksel Medya Monetizasyonu” raporuna göre, ABD’deki market zincirlerinin perakende medya ağları toplamda 8,5 milyar dolarlık bir değere ulaştı. Ve bu rakamın 18 ay içerisinde ikiye katlanması bekleniyor. Market yöneticilerinin %88’i, medya gelirlerini büyüme önceliği olarak görüyor. Bu durum, perakende medyanın sadece bir pazarlama aracı değil, şirket gelir tablolarında yer alan kalıcı bir iş kolu haline geldiğini gösteriyor. Türkiye’de de benzer bir yapı kurulması artık uzak bir ihtimal değil; hem reklamverenin talebi hem marketlerin dijitalleşme çabası bu alanı hızla olgunlaştırıyor.

Mağaza İçi Medyada Deneyim Tasarımı

Fiziksel mağazalarda medya deneyimini yeniden tanımlayan örnekler globalde hızla çoğalıyor. Örneğin ABD’deki Stop & Shop zinciri, mobil uygulama veya internet erişimi olmayan müşteriler için “Tasarruf İstasyonları” adını verdiği kiosk alanlarıyla kişiselleştirilmiş kampanya ve kuponlara erişim imkânı sunuyor. Bu örnek, medyayı sadece dijitale sıkıştırmadan, fiziksel temas noktalarını da dijital gibi kurgulamanın önemini gösteriyor.

Aldi’nin Instacart ile yürüttüğü “Bağlantılı Mağazalar” teknolojisi ise alışveriş sırasında raflarda daha kolay gezinme, stok takibi yapabilme ve çalışanların siparişleri hızla hazırlayabilmesi gibi birçok konuda destek sunuyor. Hatta Avusturya’da test edilen Caper Carts isimli yapay zeka destekli alışveriş arabaları, alışverişçilerin ürün taraması yaparak ödeme işlemini tamamlamasına olanak tanıyor. Bu deneyimler, fiziksel mağazaların dijitalle birleşerek nasıl medya alanına dönüştüğünün en somut örnekleri.

Yapay Zeka ile Kişiselleştirilmiş Medya Stratejileri

2024’te perakende medya gösterimlerinin %28 artması ve tıklama oranlarının %20 yükselmesi, medya yatırımlarının yalnızca hacimle değil, verimlilikle de büyüdüğünü gösteriyor. Bu verimliliğin ardında ise yapay zekâ destekli sistemler yer alıyor. Özellikle reklam tekliflerini cihaz türüne, saat dilimine veya lokasyona göre anlık olarak optimize eden AI tabanlı platformlar, reklam performansında ciddi artış sağlıyor.

Türkiye’de de büyük zincir marketlerin, AI tabanlı envanter yönetimi, müşteri segmentasyonu ve dinamik fiyatlama gibi alanlara yatırım yapması, perakende medya stratejilerini çok daha etkili hale getirebilir. Aynı zamanda bu sistemler sayesinde, mağaza içi ekranlarda gösterilecek kampanyalar anlık olarak kişiye özel hale getirilebilir. Yani medya sadece hedef kitleye değil, hedef kişiye ulaşır hale geliyor.

Türkiye’deki Marketler İçin Ne Anlama Geliyor?

Türkiye’de organize gıda perakendesi son 10 yılda ciddi bir dijitalleşme sürecinden geçti. Online sipariş uygulamaları, mobil kampanya sistemleri ve dijital sadakat programları marketlerin iletişim gücünü artırdı. Ancak bu gücü reklam modeline dönüştürme noktasında hâlâ yolun başındayız.

Market zincirlerinin mağaza içi alanlarını sadece raf değil, reklam mecrası olarak da konumlandırması önümüzdeki dönemin en önemli fırsat alanlarından biri olabilir. Dijital ekranlar, kiosklar, kasa arkası çözümleri ve online sipariş ekranları, markalar için yeni nesil medya alanları sunuyor. Türkiye’de bu alanlara yatırım yapan öncü marketlerin, hem marka iş birliklerini hem de müşteri deneyimini farklılaştırarak sektörde öne çıkması bekleniyor.

Küresel Güç, Yerel Vizyon: Spectrum Brands ve GUP Generation, Türkiye Pazarında Yeni Bir Dönem Başlatıyor

GUP Generation CEO’su Özge Kılıç Güler ile, Spectrum Brands ile gerçekleştirdikleri stratejik iş birliğini konuştuk. Bu yeni ortaklığın Türkiye pazarındaki yansımalarını, operasyonel hedeflerini ve perakendecilere sunduğu somut avantajları detaylıca ele aldık. Ayrıca 2025 yılı için belirlenen öncelikleri ve pazara özel stratejileri de değerlendirdik.

Spectrum Brands & Gup Generation arasında bir iş birliği gerçekleştirildi bu stratejik iş birliğinin temel amacı nedir? Bu ortaklık hangi ana başlıklar altında şekilleniyor?

Spectrum Brands ile yaptığımız stratejik iş birliği, Türkiye pazarını yeniden şekillendirmeyi hedefleyen dinamik bir ortaklık. Yeni nesil dağıtım firması GUP Generation olarak, Remington, Russell Hobbs ve George Foreman markalarının tüm operasyonel sorumluluğunu 1 Mart 2025 tarihinden itibaren devralacağız.

Bu iş birliğinin temel amacı, küresel bir markanın yerel pazardaki potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarmak ve tüketicilere özel, hızlı, esnek çözümler sunmak. Spectrum Brands’in uluslararası bilgi birikimi ile GUP Generation’ın Türkiye pazarı uzmanlığı bir araya gelerek, müşterilere benzersiz bir değer önerisi sunacak. Ortaklık, sadece ürün dağıtımının ötesine geçerek, Türk tüketicilerin ihtiyaçlarına ve beklentilerine odaklanan, pazara özel pazarlama stratejileri, kesintisiz ürün erişimi ve hızlı satış sonrası hizmetler gibi somut avantajlar sağlamayı hedefliyor. Bu stratejik yaklaşımın geleneksel dağıtım modellerinin ötesinde, tüketici odaklı bir anlayışla Türkiye pazarında gerçek anlamda bir dönüşüm yaratacağına inanıyoruz.

Bu iş birliği kapsamında hangi somut projeler hayata geçirilecektir? Taraflar arasında nasıl bir görev ve sorumluluk dağılımı yapıldı? Uzun vadede bu iş birliği hangi büyüme hedeflerine evrilecek?

Spectrum Brands ile iş birliğimizin ilk somut hedefi, kısa vadede ilgili markaların Türkiye pazarındaki cirosunu %50 oranında artırmak. Bu hedefe ulaşmak için Türkiye pazarındaki tüm operasyonel görev ve sorumlulukları %100 GUP Generation olarak üstleniyoruz.

Spectrum Brands ise bu süreçte bizlere tam destek sağlayacak. Global bilgi birikimi ve deneyimlerini paylaşarak, Türkiye pazarına özel çözümlerimizi güçlendirecek. Uzun vadeli stratejimiz ise Russell Hobbs markasıyla birlikte Spectrum Brands’in henüz Türkiye pazarına sunulmamış marka ve ürün gruplarını pazara entegre etmek ve başarıyla konumlandırmak.

Bu iş birliği, sadece ticari bir anlaşma değil, aynı zamanda iki şirketin vizyoner bakış açısının somut bir yansıması. Amacımız, global bir markanın yerel pazardaki potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarmak.

Bu iş birliği perakende sektörü açısından nasıl bir dönüşüm yaratıyor? Perakendecilere sunduğu avantajlar neler olacak?

Türkiye perakende pazarı, Avrupa ülkelerinden oldukça farklı dinamiklere sahip. Regülasyonlar, operasyonel süreçler ve finansal yapılanmalar açısından kendine özgü zorlukları barındırıyor. İşte tam bu noktada, GUP Generation olarak fark yaratacağız.

Perakende müşterilerimize sunduğumuz en büyük avantaj, pazarın dilini ve dinamiklerini çok iyi anlayan, esnek çözümler üretebilen bir yapı olmamız. Geleneksel dağıtım modellerinin ötesine geçerek, müşterilerimizle aynı frekans ve iletişim dilini kullanıyoruz.

Sonuç olarak, perakende ortaklarımız bu iş birliği sayesinde daha hızlı ve esnek operasyonel çözümler, yerel pazara özel pazarlama stratejileri, daha yüksek ciroya ulaşma potansiyeli ve uluslararası bir markanın yerel uzmanlığı gibi somut kazanımlar elde edecekler.

Bizim için bu, sadece bir dağıtım anlaşması değil; Türkiye pazarına değer katacak, sürdürülebilir bir büyüme hikayesidir.

Spectrum Brands markalarının 2025 yılı için belirlediğiniz ana stratejik öncelikler nelerdir?

2024 yılı markalarımız için son derece başarılı bir dönem oldu. Özellikle Remington’ın teknolojik yenilikçiliğin simgesi haline gelen ONE serisi, sosyal medyada milyonlarca etkileşim alarak güzellik dünyasında adeta bir devrim yarattı. Russell Hobbs ise kahve makineleri ve su ısıtıcıları kategorisinde ikinci en hızlı büyüyen ülke konumunu elde etti. 2025 yılında bu yeni yapılanmamız ve iş birliğimiz ile teknolojik inovasyonu sürdürmek ve tüketici odaklı ürün geliştirme stratejilerimizi daha da güçlendirmek temel önceliklerimiz olacak.

Valentino’nun 2024 Karnesi: Gelirler Geriledi, Perakende Ağı Güçlendi

İtalyan moda evi Valentino’nun gelirleri bir önceki yıla göre büyük ölçüde sabit kaldı ve 2024’te sabit döviz kurlarında %2, cari döviz kurlarında ise %3 düşüşle 1,31 milyar Euro’ya ulaştı. Şirket 2023’te 1,34 milyar Euro ile kapandı.

img 2857
Valentino’da 2024 Mali Yılında Gelirler yüzde 2 Düşüşle 1,31 Milyar Avroya Geriledi

Perakende kanalı 2023’e kıyasla %5 büyüdü ve gelirlerin %70’ine ulaştı

E-ticaret de dahil olmak üzere perakende kanalı, şirketin perakende odaklı vizyonu ve pazardaki doğrudan varlığını güçlendirme hedefi doğrultusunda 2023’e kıyasla %5 büyüyerek toplam gelirlerin %70’ine ulaştı. Yönetim bir açıklamada, “Bu strateji, toptan satış kanalının (2024’te yaklaşık %20 düşüş yaşadı) ağırlığını, stratejik ortaklarla daha seçilmiş dağıtım lehine yeniden dengeleme arzusuna da yansıyor” açıklamasını yaptı.

Japonya ve Ortadoğu’nun yanı sıra Amerika kıtası da iyi performans gösterirken, Avrupa ve Asya’da özellikle 2024’ün ikinci yarısında zorlu durumlar yaşandı.

Valentino spa yönetim kurulu tarafından onaylanan taslak konsolide mali tabloya göre, faiz, vergi, amortisman ve itfa öncesi kâr (FAVÖK), aynı zamanda tek seferlik giderlerin de etkisiyle 2023’e göre %22 azalarak 246 milyon Euro olarak gerçekleşti.

Valentino, doğrudan işletilen mağaza ağına yatırım yapmaya devam ederek, müşterileriyle olan ilişkilerinde “benzersizlik, beceri ve müşteri odaklılık değerleri tarafından yönlendirilen” önemini teyit etti. E-ticaret, 2023’teki %11’e kıyasla (sabit döviz kurlarında artı %37) doğrudan satışların %15’ine ulaştı. L’Oréal’e lisanslı güzellik ve parfüm işinin katkısı olumluydu ve 2023’e kıyasla %51’lik bir artışla 2024’te büyümeyi teyit etti.

2024’te Valentino, Cinsiyet Eşitliği sertifikasını üst üste ikinci yıl korudu. Moda evi ayrıca perakende (butikler ve satış noktaları) için yeni bir şirket sözleşmesi ve İtalya’daki tüm çalışanlar için üretkenlik bonusları konusunda yeni bir anlaşma sunarak iş-yaşam dengesi ve refahta iyileştirmeler getirdi.

Sürdürülebilirliğe olan bağlılığıyla ilgili olarak, 2023’te tanımlanan strateji doğrultusunda, moda evi kendini özel eğitim programları, uzmanlaşmış komiteler ve işlevler arası çalışma grupları aracılığıyla özel yönetimi güçlendirmeye adadı. Mayıs 2025’te, grubun karbon ayak izini ve üç sütuna uygun olarak ana temel performans göstergelerine (KPI’ler) doğru ilerlemeyi gösteren 2024 Sürdürülebilirlik Raporu yayınlanacak: insanlar, gezegen, ürün.