Ana Sayfa Blog Sayfa 94

Koton 464 Mağazaya Ulaştı, Yurt Dışı Büyümesini Hızlandırıyor

Perakende sektöründe talebin zayıfladığı bir dönemde Koton, 2025 yılını güçlü operasyonel performans ve artan kârlılıkla tamamladı. Etkin stok yönetimi, disiplinli gider kontrolü ve güçlü marka konumlanması sayesinde şirket, hem kârlılığını hem de nakit üretim kapasitesini artırdı. Yıl sonunda toplam mağaza sayısı 464’e ulaşırken, yurt dışı operasyonlarında büyüme ivme kazandı.

2025 yılında satın alma maliyetlerini enflasyonun altında tutmayı başaran marka, etkin stok yönetimi sayesinde brüt kâr marjını yüzde 54,1 seviyesine taşıdı. Artan maliyetlere rağmen disiplinli gider yönetimi ile 1,7 milyar TL esas faaliyet kârı elde eden Koton, yılı 7,8 milyar TL FAVÖK ile tamamladı. FAVÖK marjı yıllık bazda 4,3 puan artarak yüzde 23,7’ye yükseldi. Şirket aynı zamanda operasyonlarını bir önceki yıla kıyasla yüzde 11 daha düşük stok seviyesiyle yöneterek 3,5 milyar TL serbest nakit akışı sağladı.

Yurt İçi Mağazacılıkta Reel Büyüme

Tüketici talebinin zayıf seyrettiği 2025 yılında Koton, trend ve kaliteli ürünleri rekabetçi fiyatlarla sunma stratejisi sayesinde talebi canlı tutmayı başardı. Şirketin yurt içi mağazacılık satışları bir önceki yıla göre yüzde 5,7 oranında reel büyüme kaydetti.

Yurt Dışı E-Ticarette Güçlü İvme

Koton’un yurt dışı e-ticaret kanalı özellikle CIS Bölgesi ve Avrupa’da yakalanan büyüme sayesinde önemli bir ivme yakaladı. 2025’in son çeyreğinde yurt dışı e-ticaret satışları yıllık bazda yüzde 136 artarken, toplam yurt dışı satışları aynı dönemde yüzde 53 reel büyüme gösterdi. Şirket, yılı genel olarak yurt dışı operasyonlarında reel büyüme ile tamamladı.

Körfez Bölgesi’nde Yeni Pazarlar

Koton, 2025 yılında Körfez Bölgesi’nde 13 mağaza açılışı gerçekleştirirken 5 mağazasını kapattı. Apparel Group ortaklığıyla yürütülen operasyonlarda bölgenin satışları ABD doları bazında yüzde 28 büyüdü. Aynı dönemde Umman ve Katar pazarlarına giriş yapılırken, 2026’nın ikinci yarısında Kuveyt pazarına giriş için hazırlıkların sürdüğü belirtildi.

Mağaza Sayısı 464’e Ulaştı

2025 yılı boyunca ağırlıklı olarak yurt dışı yatırımlarla net 13 mağaza artışı gerçekleştiren Koton’un toplam mağaza sayısı 464’e yükseldi. Şirket, 2026 yılında ağırlıklı olarak yurt dışında olmak üzere en az 10 yeni mağaza açmayı planlıyor.

Sadakat Programı 9,2 Milyon Üyeyi Aştı

Koton’un omnichannel stratejisinin önemli bir parçası olan müşteri sadakat programı Koton Club, 2026 Şubat itibarıyla 9,2 milyon üyeye ulaştı. Program, Rusya ve Kazakistan’ın ardından Sırbistan’da da devreye alınırken, yurt dışında yaklaşık 300 bin üyeye ulaştı. Körfez Bölgesi’nde ise marka, yaklaşık 13 milyon üyeye sahip Apparel Club sadakat programı üzerinden müşterilerine avantajlar sunuyor.

“Finansal Performansımızı Güçlendirdik”

Koton CEO’su Dr. A. Bülent Sabuncu, şirketin 2025 yılı performansını şu sözlerle değerlendirdi:

koton yeni ceosu bulent sabuncu

“2025 yılı tüketimdeki yavaşlamanın etkisiyle sektörde daralmanın yaşandığı, yüksek enflasyonist ortamda artan maliyet baskılarının devam ettiği ve yüksek seyreden faiz oranları nedeniyle finansman giderlerinin kârlılıkları olumsuz etkilediği bir yıl oldu. Özellikle 2024’ün son çeyreğinden devralınan olumsuz koşulları 2025’in ilk çeyreğinde de yoğun bir şekilde hissederken, tüm zorluklara rağmen Koton olarak 2025 yılında finansal performansımızı güçlendirdik.”

Sabuncu, şirketin güçlü marka konumlanması ve dinamik fiyatlama yaklaşımı sayesinde mağazacılık kanalında pazarın üzerinde büyüme yakaladığını belirterek, yurt dışı yatırımların da finansal sonuçlara olumlu katkı sağlamaya başladığını ifade etti.

Şirket, 2026 yılında sürdürülebilir ve kârlı büyüme odağını koruyarak konsolide gelirlerde yüzde 5–7 aralığında reel büyüme, yaklaşık yüzde 54 brüt kâr marjı ve yüzde 24 seviyesinde FAVÖK marjı hedefliyor. Ayrıca ağırlıklı olarak yurt dışında olmak üzere en az 10 yeni mağaza açılması planlanıyor.

Marks & Spencer’dan Kadınlar Günü’ne Özel “İlhamımız Kadınlar” Projesi

Marks & Spencer, “İlhamımız Kadınlar” projesinin üçüncü yılında, geleceğin kadınlarına cesaret vermek amacıyla kendi yolunu çizen güçlü isimleri bir araya getirmeye devam ediyor. Her yıl farklı bir perspektifle kadın emeğine ışık tutan projenin bu yılki ana teması ise “Kendi Hikayesini Yazanlar” oldu…

Projenin bu yılki ilham kaynakları arasında; sanatın gücünü yansıtan oyuncu Merve Dizdar, toplumsal meselelere ışık tutan gazeteci Özlem Gürses, kuşaklar arası köprü kuran araştırmacı yazar Evrim Kuran ve azmiyle sınırları aşan dünya şampiyonu jimnastikçi Ayşe Begüm Onbaşı yer alıyor. Farklı disiplinlerde fark yaratan bu dört isim, başarının ardındaki emeği, disiplini ve “kendi hikayesini yazmanın” dönüştürücü gücünü paylaşıyor.

150 yıldır kadınların yaşamına ve stiline eşlik eden Marks & Spencer, bu sene hayata geçirdiği projeyle başarının sadece bir sonuçtan ibaret olmadığını vurguluyor; aksine bu sürecin her bir basamağındaki kararlılığı, emeği ve duygusal dayanıklılığı onurlandırıyor. Kendi yolunu çizerken çevresindeki kadınlara da ışık tutan bu güçlü figürler, projenin “Kendi Hikayesini Yazanlar” vizyonunu bizzat temsil ediyor.

Marks & Spencer, bu anlamlı yolculukta kadınların güçlenmesi için köprü görevini üstlenen AÇEV (Anne Çocuk Eğitim Vakfı) ile sosyal sorumluluk odağında iş birliğini sürdürüyor. Çocukların ve kadınların daha güvenli, sağlıklı ve mutlu bir geleceğe ulaşmaları için AÇEV’in faaliyetlerine her daim destek olan marka; Kadınlar Günü’nde de kadınların gücünü AÇEV aracılığıyla öne çıkarmayı ve daha fazla kadının kendi hikayesini yazmasına katkı sağlamayı hedefliyor.

Kadınların içindeki gücü ve yaratıcılığı kutlayan Marks & Spencer, “İlhamımız Kadınlar” platformu aracılığıyla tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor!

Ekrandan Sepete: Dizi ve Film İş Birlikleri Perakendede Yeni Büyüme Modeli mi?

Popüler diziler ve filmler artık yalnızca izlenme rakamı üretmiyor; aynı zamanda stil, estetik ve tüketim eğilimi üretiyor. Moda, kozmetik, oyuncak ve ev dekorasyonu kategorilerinde görülen ani talep artışları, markaların neden dizi ve film iş birliklerine yöneldiğini net biçimde ortaya koyuyor. Perakendede lisanslı koleksiyonlar, yalnızca görünürlüğü artırmak için değil; satış performansını hızlandırmak için de stratejik bir araç haline gelmiş durumda.

Dizi ve Film İş Birlikleri Perakendede Neden Güç Kazanıyor?

stranger

Özellikle son yıllarda bu modelin somut sonuçlar ürettiği örnekler dikkat çekiyor.

2023’te vizyona giren Barbie, yalnızca bir sinema başarısı olmadı; küresel perakendede “pembe dalga” yarattı. Moda ve aksesuar markaları sınırlı koleksiyonlarla bu estetiğe dahil oldu, vitrin tasarımlarından ürün gamına kadar birçok alanda film atmosferi yeniden üretildi. Bazı markalarda lansman haftasında dikkat çekici satış artışları ve hızlı tükenme oranları görüldü.

Benzer bir etki Stranger Things iş birliklerinde de yaşandı. 80’ler estetiğini merkeze alan koleksiyonlar özellikle genç tüketici segmentinde güçlü karşılık buldu. Retro sneaker’lardan lisanslı tekstil ürünlerine kadar birçok kategoride satış ivmesi gözlemlendi.

Wednesday ise gotik ve karanlık stilin moda kategorisinde yeniden yükselmesine zemin hazırladı. Siyah tonlar, keskin siluetler ve dramatik aksesuarlar kısa sürede trend listelerine girdi. Perakendeciler bu estetiği yalnızca lisanslı ürünlerle değil, koleksiyon kurgularında da referans aldı.

Moda tarafında bir diğer dikkat çeken örnek de Emily in Paris oldu. Renkli, iddialı ve maksimalist kombinler; özellikle hazır giyim ve aksesuar kategorilerinde koleksiyon tasarımlarını etkiledi. Sosyal medyada oluşan görünürlük, ürünlerin organik biçimde yayılmasına katkı sağladı.

Hazır Hikâye, Hazır Topluluk

wednesday

Bu iş birliklerinin temel gücü, markalara hazır bir hikâye sunmaları. Yeni bir koleksiyon çıkarmak her zaman risklidir. Talep tahmini, pazarlama bütçesi ve lansman maliyetleri ciddi yatırım gerektirir. Oysa popüler bir yapımla yapılan iş birliği, markayı zaten konuşulan bir kültürel moment’in içine yerleştirir.

Tüketici burada yalnızca ürünü değil, o dünyanın parçası olma hissini satın alır. Karakterle özdeşleşmek, estetiği gündelik hayata taşımak ya da sınırlı üretim bir koleksiyona sahip olmak, fiyat hassasiyetini ikinci plana itebiliyor. Bu da özellikle lansman dönemlerinde ortalama sepet tutarında artış ve daha hızlı stok devir hızı anlamına gelebiliyor.

Görünürlükten Fazlası: Stratejik Uyum

Ancak her dizi ve film iş birliği başarı getirmiyor. Estetik uyum, hedef kitle örtüşmesi ve kategori seçimi belirleyici rol oynuyor. Yüzeysel bir lisans kullanımı kısa vadeli bir “hype” yaratabilir; fakat marka kimliğiyle bütünleşmeyen projeler sürdürülebilir satış performansı üretmeyebiliyor.

Bugün perakendede rekabet yalnızca fiyat ve kalite üzerinden ilerlemiyor. Pop kültürle temas kurabilen, kültürel bağ yaratabilen markalar daha hızlı görünürlük ve daha güçlü etkileşim elde ediyor. Dizi ve film iş birlikleri de bu nedenle tercih ediliyor: hazır bir duygu, hazır bir estetik ve hazır bir topluluk üzerinden talep yaratma modeli sunuyor.

Asıl soru artık şu:
Bu iş birliği sadece gündeme dahil olmak için mi yapılıyor, yoksa markanın uzun vadeli konumlanmasına hizmet eden bilinçli bir strateji mi?

Orta Doğu’daki Gerilim Küresel Perakendeyi Nasıl Etkiliyor?

Orta Doğu’da artan gerilim ve İran merkezli çatışmalar, küresel perakende ve lüks tüketim markalarının bölgedeki faaliyetlerini doğrudan etkiledi. Hava sahalarının kapanması, uçuş iptalleri, seyahat kısıtlamaları ve güvenlik endişeleri nedeniyle birçok uluslararası marka mağazalarını geçici olarak kapatma ya da operasyonlarını minimum seviyeye indirme kararı aldı.

Dubai başta olmak üzere Körfez’in önemli alışveriş merkezlerinde bazı mağazalar tamamen kapanırken, bazıları sınırlı personelle hizmet vermeye başladı. Füze saldırıları ve artan güvenlik riski hem çalışanlar hem de tüketiciler açısından belirsizliği artırdı.

Chalhoub Group Bahreyn’de Tüm Mağazalarını Kapattı

orta doğu’daki gerilim küresel perakendeyi etkiliyor

Yaklaşık 900 mağazayla Versace, Jimmy Choo ve Sephora gibi markaları işleten Chalhoub Group, Bahreyn’deki tüm mağazalarını kapattığını açıkladı.

Şirket, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Ürdün’deki mağazalarını açık tutarken çalışanların işe katılımını gönüllülük esasına bağladı. Chalhoub Group İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Lynn al Khatib, Reuters’a yaptığı açıklamada operasyonların mağazaya gelmeyi gönüllü olarak tercih eden ekip üyeleriyle sürdürüldüğünü belirtti. Şirket yönetiminin hafta başında Dubai Mall ve Mall of the Emirates’i ziyaret ederek çalışanlarla görüştüğü bildirildi.

Amazon, Kering ve Diğer Global Markalar da Etkilendi

Amazon’un Abu Dabi’deki dağıtım merkezini kapattığı, bölge genelinde teslimatları askıya aldığı ve Suudi Arabistan ile Ürdün’deki çalışanlarına evde kalmaları talimatı verdiği aktarıldı.

Kering, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn ve Katar’daki mağazalarını geçici olarak kapattığını ve Orta Doğu’ya yönelik iş seyahatlerini askıya aldığını duyurdu. Grup bünyesinde Gucci yer alıyor.

Apple’ın Dubai’deki mağazalarının geçici olarak kapalı olduğu belirtilirken, H&M Bahreyn ve İsrail’deki mağazalarını kapattığını doğruladı.

Kitle pazarına yönelik yatırımlar da belirsizlikten etkilenmiş durumda. Primark, Dubai’de üç mağaza açma planını daha önce duyurmuştu; şirket gelişmeleri yakından izlediğini açıkladı.

Lüks Hisselerinde Gerileme

Bölgedeki gelişmeler finansal piyasalara da yansıdı. LVMH, Hermes ve Cartier’nin sahibi Richemont hisseleri haftanın ilk işlem gününde yüzde 4 ile yüzde 5,7 arasında değer kaybetti.

Orta Doğu, küresel lüks harcamalarının yaklaşık yüzde 5 ila 10’unu oluşturuyor. Ancak danışmanlık şirketi Bain & Company, 2023 yılında bölgeyi lüks sektörünün en hızlı büyüyen pazarı olarak tanımlamıştı. Özellikle Dubai, hem yerel talep hem de turizm kaynaklı harcamalarla sektör için önemli bir merkez haline gelmişti.

Uçuşların askıya alınması ve havaalanlarının kapanması, bölgedeki lüks satışların temel itici gücü olan turizmi ani şekilde durdurdu. Kearney’nin kıdemli ortağı Victor Dijon, seyahat perakendesinin bir ay süreyle tamamen durması halinde yüz milyonlarca dolarlık satışın riske girebileceğini belirtti. Ayrıca Orta Doğulu tüketicilerin Paris ve Milano gibi Avrupa’nın lüks merkezlerinde en yüksek harcama yapan gruplar arasında yer aldığına dikkat çekerek, uzun süreli bir seyahat kısıtlamasının Avrupa pazarlarını da etkileyebileceğini ifade etti.

Çatışmaların ne kadar süreceğine ilişkin net bir takvim bulunmazken, küresel markalar Orta Doğu’daki operasyonlarını güvenlik koşullarına göre günlük olarak yeniden değerlendiriyor. Bölge, son dönemde küresel büyümenin önemli ayaklarından biri haline gelmişken, mevcut gelişmeler perakende ve lüks sektörü açısından ciddi bir belirsizlik ortamı yaratmış durumda.

Burger King’de Yeni Sistem: Yapay Zekâ Çalışanların Ne Kadar Nazik Olduğunu Ölçüyor

Burger King, çalışanların müşteriyle kurduğu iletişimi analiz eden yapay zekâ destekli kulaklıkları ABD’de pilot olarak devreye aldı. BBC ile paylaşılan tanıtım videosuna göre “BK Assistant” adlı sistem, restoran çalışanlarının konuşmalarına dayanarak “dostluk puanları” oluşturuyor.

Şirket sözcüsü, uygulamanın şu anda ABD’de 500 restoranda test edildiğini ve 2026 yılının sonuna kadar ülkedeki tüm Burger King şubelerinin BK Assistant platformuna erişim sağlayacağını açıkladı.

Yapay Zekâlı Kulaklık Sistemi Nasıl Çalışıyor?

Kulaklıklara entegre edilen “Patty” adlı yapay zekâ destekli sohbet robotu; çalışanların menü ürünleriyle ilgili sorularını yanıtlıyor, bir ürünün stoğu azaldığında uyarı veriyor ve operasyonel süreçleri destekliyor. Sistem ayrıca araçtan sipariş (drive-thru) etkileşimlerinden gelen sesleri analiz ediyor.

Burger King’in dijital işlerden sorumlu başkanı, The Verge’e verdiği demeçte, OpenAI destekli sistemin personelin ne kadar cana yakın olduğunu değerlendirmek amacıyla “lütfen” ve “teşekkür ederim” gibi ifadeleri tanıyacak şekilde eğitildiğini belirtti.

Şirket, teknolojinin konuşmaları kaydetmek ya da bireysel çalışanları değerlendirmek için tasarlanmadığını vurguluyor. Amaçlarının restoran operasyonlarını kolaylaştırmak ve yöneticilerin müşteri hizmetine daha fazla odaklanmasını sağlamak olduğu ifade ediliyor. Burger King, genel hizmet seviyesini anlamak ve “mükemmel misafirperverlik sunan ekipleri takdir etmek” için bir araya getirilmiş anahtar kelimelerin kullanıldığını belirtiyor.

Gözetim Tartışması ve Sektördeki Yapay Zekâ Yarışı

Tanıtım videosunda sohbet robotunun bir çalışana “Ekibin bu sabahki dostluk puanları bu haftanın en yüksek seviyesiydi” dediği görülüyor. Ancak çalışan davranışlarını analiz eden bu özellik, sosyal medyada bazı kullanıcılar tarafından “distopik” olarak nitelendirildi. Bazı yorumlar ise yapay zekâ araçlarının hata payına dikkat çekerek sistemin doğruluğunu sorguladı.

Burger King, “Konukseverliğin özünde insani olduğuna inanıyoruz. Bu teknolojinin rolü, ekiplerimizin konuklarla sürekli iletişim halinde kalabilmeleri için onlara destek olmaktır” açıklamasını yaptı.

Fast-food sektöründe yapay zekâ kullanımı ise hız kazanıyor. Yum Brands çatısı altındaki Taco Bell ve Pizza Hut da restoran operasyonlarında yapay zekâ çözümlerini genişletiyor. Şirket, geçen yıl bu alanda Nvidia ile iş birliği yaptığını duyurmuştu.

Yapay zekâ, hızlı servis restoranlarında yalnızca sipariş süreçlerini değil; çalışan deneyimini, operasyonel verimliliği ve müşteri memnuniyetini de yeniden şekillendiriyor. Ancak bu dönüşüm, verimlilik ile çalışan gözetimi arasındaki dengeyi de tartışmaya açıyor.

TAB Gıda’da Çifte Büyüme: Ciro 62,5 Milyar TL’ye Ulaştı, Restoran Sayısı 2.000’i Aştı

Türkiye’nin lider hızlı servis restoran zinciri işletmecisi TAB Gıda, 2025 yılını hem finansal hem de operasyonel açıdan güçlü sonuçlarla tamamladı. Şirket, sistem genelinde satışlarını yüzde 52 artırarak 62,5 milyar TL’ye çıkarırken, 226 yeni restoran açarak toplam restoran sayısını 2.030’a yükseltti.

TAB Gıda; Burger King, Sbarro, Popeyes, Arby’s, Usta Dönerci, Usta Pideci ve Subway markalarıyla faaliyet gösteriyor. Hem kendi işlettiği hem de franchise restoranları kapsayan sistem genelinde büyüme, şirketin pazar liderliğini pekiştirdi.

Kârlı Büyüme ve Güçlü Marj

Şirket, 2025’te reel bazda hasılatını yüzde 14 artırırken, FAVÖK’ünü reel olarak yüzde 7 büyüterek 9,7 milyar TL’ye ulaştırdı. Yüzde 20,4 FAVÖK marjı, operasyonel verimlilik ve mali disiplinin güçlü bir göstergesi oldu.

Finans, Mali İşler, Franchise ve Yatırımcı İlişkilerinden Sorumlu Genel Müdür Özgür Çetinkaya, 2025’in hedeflerin ötesine geçilen bir yıl olduğunu vurgulayarak; güçlü franchise yapısı, etkin maliyet yönetimi ve yatırım disiplininin kârlılığı desteklediğini belirtti. Franchise restoranların toplam portföy içindeki payı yüzde 44’e ulaşırken, 893 franchise ve 1.137 şirket işletmesiyle dengeli bir büyüme modeli sürdürüldü.

Dijital Satışlar Yüzde 50’yi Aştı

Operasyon, İnsan Kaynakları ve Bilgi Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Gökhan Asok ise büyümede dijital dönüşümün belirleyici rol oynadığını ifade etti. 2025 yılı sonu itibarıyla restoranlarda 2.600’ün üzerinde self-servis sipariş ekranı kuruldu. Dijital satışların toplam satışlar içindeki payı yüzde 50’nin üzerine çıkarken, paket servis siparişleri yüzde 22 artışla 57 milyon fişe ulaştı.

Şirket; otomasyon destekli mutfak uygulamaları, veri tabanlı talep planlama sistemleri ve online sipariş kanallarıyla hem misafir deneyimini güçlendirdi hem de operasyonel yükünü azalttı.

2026’da Odak: Dijitalleşme ve Verimlilik

Pazarlama ve Strateji’den Sorumlu Genel Müdür Sinan Ünal ise geniş marka portföyünün rekabet avantajı sağladığını belirterek, 2026 yılında dijitalleşme, otomasyon, sürdürülebilirlik ve deneyim odaklı büyümenin stratejik öncelikler olmaya devam edeceğini vurguladı.

TAB Gıda, 2025’i güçlü bir büyüme grafiğiyle kapatırken; 2026’da dijital dönüşümü derinleştirmeyi ve operasyonel verimliliği artırmayı hedefliyor.

TikTok Shop: 2030’da Dünyanın En Büyük Üçüncü Perakendecisi Olma Yolunda

Sosyal ticaretin yükselen yıldızı TikTok Shop, 2030 yılı itibarıyla dünyanın en büyük üçüncü perakendecisi olma yolunda ilerliyor. Flywheel’ın araştırmasına göre platform, küresel perakende pazarında %14,6 paya ulaşarak yaklaşık 1 trilyon dolarlık satış hacmi yakalayabilir. Listeye göre Amazon 1,1 trilyon dolar ile zirvede yer alırken, ikinci sırada Çin merkezli Pinduoduo bulunuyor. Walmart ise beşinci sıraya gerileyerek, ilk beşte satışlarının büyük çoğunluğunu fiziksel mağazalardan yapan tek şirket olarak öne çıkıyor.

Sosyal Ticaret Hızla Büyüyor

2023 Eylül’ünde faaliyete geçen TikTok Shop, kısa sürede geleneksel perakendecileri yakalayacak bir ölçeğe ulaştı. Platform, ABD, Birleşik Krallık, Almanya, İspanya ve Güneydoğu Asya’nın büyük bölümünü kapsayan 17 ülkede faaliyet gösteriyor. TikTok’un Çin versiyonu Douyin’in e-ticaret operasyonu ise 2024’te 500 milyar doları aşan brüt ticaret hacmiyle dikkat çekiyor.

ABD pazarında TikTok Shop’un etkisi giderek artıyor. 2025’te 15 milyar doları aşan satışla ülkenin en büyük sosyal ticaret platformu konumuna yükselen TikTok Shop’ta, güzellik kategorisi liderliğini koruyor. Bunun yanında sağlık ve wellness, ev ürünleri ve kadın giyim gibi segmentler de hızla büyüyor.

Fiziksel Mağazalar Dijital Rekabette Zorlanıyor

tiktok shop nedir nasil calisir ahmet ekinci akademi

Walmart gibi fiziksel mağazalara dayanan geleneksel perakendeciler, TikTok Shop’un yükselişiyle küresel pazarda daha zor bir rekabet ortamıyla karşı karşıya kalıyor. Dijital platformların hızla yükseldiği bu dönemde, sosyal ticaret, perakendeciliğin yeni dinamiğini belirliyor.

TikTok Shop’un yükselişi, yalnızca satış rakamlarıyla değil, iş modelinin çevikliği ve tüketici etkileşimini hızla büyütmesiyle de sektörde dikkat çekiyor. 2030 hedefleri, geleneksel perakendecilerin dijital dönüşümü ne kadar hızlı benimseyebileceği sorusunu gündeme taşıyor.

Suwen 2025 Yılını Büyüme ve Sürdürülebilir Kârlılıkla Tamamladı

Kadın iç giyim, ev giyim, plaj giyim ve çorap (KİEP) sektöründe ölçeğini istikrarlı biçimde büyüten SUWEN, 2025 yılı finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) açıkladı. Perakende sektöründe talep dinamiklerinin normalleştiği, fiyat rekabetinin ve promosyon baskısının arttığı bir dönemde, SUWEN operasyonel disiplini, fiyatlama dengesi ve çok kanallı satış stratejisi sayesinde sürdürülebilir kârlılık yapısını korumayı başardı. Enflasyon muhasebesi (TMS 29) sonrası verilere göre şirket, 2025’i bir önceki yıla göre %4,4 hasılat artışı ile 5,9 milyar TL seviyesinde tamamladı.

Satış Hacmini E-Ticaret ve Verimlilik Destekledi

e ticaret 31610

Tüketici talebinin görece zayıf seyrettiği bir ortamda SUWEN, toplam satış adetlerini %5,9 artışla 10,9 milyon adede çıkardı. Yurt içi mağazacılık kanalı %5,0 büyüme kaydederken, e-ticaret kanalı %11,7’lik adet artışıyla büyümeye en güçlü katkıyı sağladı. Dijital kanallarda yakalanan %11,9’luk hasılat büyümesi, şirketin veri odaklı pazarlama stratejilerinin ve dijital yatırımlarının etkinliğini bir kez daha gösterdi. Satın alma gücündeki zayıflama ve artan indirim baskısına rağmen brüt kâr marjını %50’nin üzerinde tutan SUWEN, kârlılık yapısının zorlu koşullara karşı dayanıklılığını ortaya koydu.

2025: Yatırım ve Dönüşüm Yılı

Yıl boyunca 16 yeni mağaza açılışı gerçekleştiren SUWEN, 16 mağazada ise konsept yenilemesi yaptı. Böylece şirketin 2025 sonu itibarıyla Türkiye’deki toplam mağaza ve bayi sayısı 193’e ulaştı. Mağaza portföyünün tamamının EBITDA seviyesinde kârlı olması, iş modelinin dayanıklılığını ortaya koyuyor ve müşteri deneyimini güçlendirmeye yönelik yatırımların önemini vurguluyor.

2026 Hedefleri: Verimlilik ve Kârlılık

2025 yılı sonuçlarını değerlendiren Ali Bolluk, şunları söyledi:

98a30eef d155 4599 9b76 c55053acc6ce c8148d6c 5a5b 45d3 8ef9 3c40d423d183

“Perakende sektöründe piyasa dinamiklerinin yeniden şekillendiği ve satın alma gücündeki zayıflamanın hissedildiği zorlu bir yılı geride bıraktık. Bu dönemde sergilediğimiz operasyonel disiplinle, hem hasılatımızı 5,9 milyar TL seviyesine çıkardık hem de brüt kâr marjımızı %50’nin üzerinde koruyarak sürdürülebilir bir kârlılık yapısı sergiledik. 2025 yılını bir yatırım ve dönüşüm dönemi olarak kaydediyoruz.

2026 yılında odak noktamız, ulaştığımız bu ölçeği daha verimli ve kârlı bir yapıya dönüştürmek olacak. Mağaza portföyümüzün tamamının EBITDA seviyesinde kâr üretmesi, iş modelimizin sağlam temellere oturduğunun en net kanıtı. Önümüzdeki dönemde; veri analitiği, müşteri segmentasyonu ve mobil uygulama odaklı çalışmalarla metrekare verimliliği ve stok devir hızı gibi kritik performans göstergelerinde artış sağlarken, çoklu kanal yapımızın sinerjisini daha da derinleştireceğiz.

Kârlılık tarafında ise ürün karması optimizasyonu, indirim yönetimi disiplini ve tedarik zinciri verimliliği önceliklerimiz arasında yer alıyor. İşletme sermayesi yönetimi ve finansman maliyetlerinin daha etkin kontrolü ile operasyonel kârlılığımızı net kârlılığa daha güçlü yansıtarak küresel marka olma yolundaki kararlı yürüyüşümüzü sürdürmeyi hedefliyoruz.”

Own Brands Pazarlama ve Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nurçin Koçoğlu Oldu

Beymen Group, yeni organizasyonel yapılanması kapsamında üst düzey bir atamaya imza attı. Strateji, pazarlama, marka yönetimi ve dijital dönüşüm alanlarında 25 yılı aşkın deneyime sahip Nurçin Koçoğlu, 16 Şubat 2026 itibarıyla Own Brands Pazarlama ve Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak göreve başladı.

Own Brands Tek Çatı Altında

Şirket, yeni organizasyon yapısıyla Beymen Club, Divarese, George Hogg ve Network markalarını “Own Brands” adı altında tek bir stratejik çatı altında konumlandırdı.

Bu yapılanma ile ürün ve tasarım gücünün, operasyonel disiplinin ve müşteri odaklı yaklaşımın ortak bir stratejik çerçevede buluşturulması hedefleniyor.

Büyüme, Pazarlama ve Veri Entegrasyonu

Nurçin Koçoğlu, yeni görevinde Own Brands portföyünün büyüme stratejileri, pazarlama ve kampanya yönetimi, iş birlikleri, CRM ve veri analitiği fonksiyonlarının entegre şekilde yönetiminden sorumlu olacak.

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu olan Koçoğlu, yüksek lisans eğitimini Fransa’daki Grenoble École de Management’ta Digital Business Strategy alanında tamamladı.

Kariyerine Mercedes-Benz Türk’te başlayan Koçoğlu; Turkcell, Hepsiburada, MediaMarkt ve Türk Telekom gibi şirketlerde üst düzey sorumluluklar üstlendi. Son olarak Boyner Büyük Mağazacılık’ta Pazarlama ve Marka Yönetiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı.

Bu atama, Beymen Group’un Own Brands yapılanmasında daha entegre, veri odaklı ve büyüme merkezli bir döneme geçtiğinin güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Ortadoğu’daki Karışıklıklar, Hürmüz Krizi ve Perakendenin Kırılgan Dengesi

Ortadoğu’daki tırmanan çatışma, petrol piyasalarını altüst etti; stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanabileceği endişeleriyle Brent petrol fiyatları erken işlemlerde yüzde 13’e varan oranda yükseldi.

Dünya petrol ve deniz yoluyla taşınan doğalgaz arzının yaklaşık yüzde 20’si İran ve Umman arasındaki dar su yolundan geçtiğinden, herhangi bir uzun süreli aksama, perakende sektörünün maliyet baskılarının hafiflemeye başladığı bir dönemde yeni bir enflasyon dalgasını tetikleme riski taşıyor.

Boğazın önemi

Hürmüz Boğazı, küresel ticaretin en önemli arterlerinden biridir. En dar noktasında sadece 34 kilometre genişliğinde olup, her iki yönde de gemi geçiş yolları yalnızca 3,2 kilometre genişliğindedir.

Bu boğaz, petrol üreten Körfez ülkelerini küresel pazarlara bağlıyor. Ortalama olarak, günde 20 milyon varilden fazla petrol ve Avrupa’ya giden kargolar da dahil olmak üzere büyük miktarlarda sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) boğazdan geçiyor.

Hafta sonu elde edilen deniz takip verileri, bölgedeki gemilere yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarının ardından tankerlerin boğazın her iki tarafında demirlediğini gösterdi. Nakliye devi Maersk, güvenlik gerekçeleriyle hem Hürmüz Boğazı hem de Süveyş Kanalı’ndan geçişlerini durdurduğunu doğruladı.

İran henüz resmi olarak bir kapatma ilan etmemiş olsa da, analistler boğazın tamamen kapatılması veya risk ve sigorta kısıtlamaları nedeniyle erişilemez hale getirilmesinin küresel akışlar üzerindeki etkisinin büyük ölçüde aynı olacağı konusunda uyarıyor.

En kötü senaryoda, günde 15 milyon varile kadar ham petrol sevkiyatında gecikmeler veya aksamalar yaşanabilir.

Petrol fiyatları 14 ayın en yüksek seviyesine çıktı

Brent petrolü, Asya piyasalarının açılışında varil başına 61,29 sterline (14 ayın en yüksek seviyesi) yükseldikten sonra 57,55 sterline doğru geriledi. Bu seviyelerde bile petrol, geçen haftaya göre varil başına yaklaşık 4 sterlin daha yüksek.

Enerji danışmanlık şirketleri, uzun süreli bir aksaklığın fiyatları varil başına 74 sterlinin üzerine çıkarabileceği konusunda uyardı; özellikle de OPEC+ yedek kapasitesinin kapalı bir boğazın ardında atıl kalması durumunda bu durum daha da geçerli olabilir.

İran, yaklaşık 170 milyar varil ile dünyanın dördüncü büyük kanıtlanmış petrol rezervine sahip ve küresel üretimin yaklaşık %4 ila %5’ini karşılıyor. Doğrudan ihracatı küresel arzın nispeten küçük bir bölümünü temsil etse de, coğrafi konumu ona enerji piyasası üzerinde büyük bir etki gücü sağlıyor.

Bu durum İngiltere perakende sektörü için ne anlama geliyor?

Birleşik Krallık perakendecileri için zamanlama bundan daha kötü olamazdı. Sektör, bahar aylarına girerken, enerji maliyetlerindeki düşüşün enflasyonu kontrol altına alacağı beklentisiyle temkinli bir iyimserlik içindeydi. Bunun yerine, petrol fiyatlarındaki sürekli artış, birçok cephede maliyet baskılarını yeniden alevlendirme riski taşıyor:

  1. Daha yüksek ulaşım ve lojistik maliyetleri

Yakıt, konteyner taşımacılığından son kilometre teslimatına kadar perakende tedarik zincirlerinin temel girdilerinden biridir. Kısa vadeli dalgalanmalar bile navlun oranlarını ve sigorta primlerini artırır.

Gemilerin Süveyş Kanalı yerine Afrika’yı dolaşarak rota değiştirmek zorunda kalmaları durumunda, transit süreleri iki haftaya kadar uzayabilir, bu da işletme sermayesini bağlayabilir ve stok bulunabilirliğini aksatabilir.

Tam zamanında stok yönetimi modelini kullanan perakendeciler, pandemi sonrası yakın zamanda istikrara kavuşmuş olan tedarik zincirlerinde yeniden dalgalanmalarla karşı karşıya kalabilirler.

  1. Pompadaki basınç

Toptan satış fiyatları yüksek kalmaya devam ederse, İngiltere’deki sürücüler birkaç hafta içinde benzin istasyonlarında daha yüksek fiyatlarla karşılaşabilirler.

Daha önceki IMF araştırmaları, küresel petrol fiyatlarındaki %10’luk bir artışın yerel enflasyona yaklaşık %0,4 oranında katkıda bulunabileceğini gösteriyor. Hane halkı bütçeleri hâlâ kırılgan olduğundan, harcanabilir gelire yönelik herhangi bir yeni daralma, isteğe bağlı harcamaları azaltma riski taşıyor.

Moda, ev eşyaları ve pahalı elektronik ürünler gibi tüketici güvenindeki değişimlere en çok maruz kalan perakende kategorileri, bu durumun etkisini ilk hissedenler olabilir.

  1. Enerji faturaları ve işletme maliyetleri

Doğal gaz fiyatlandırma dinamikleri farklılık gösterse de, Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan LNG sevkiyatları da önemli bir yere sahip. Gaz akışında daralma olursa, İngiltere’deki toptan enerji fiyatları tekrar yükselebilir.

Özellikle süpermarketler, bakkallar ve enerji yoğun tesislere sahip büyük ölçekli işletmeler gibi geleneksel perakendeciler için bu durum, kâr marjlarının toparlanmaya başladığı bir dönemde daha yüksek işletme maliyetleri anlamına gelecektir.

  1. Finansal piyasa oynaklığı

Borsalar erken işlemlerde sert düşüş yaşadı; havayolu şirketleri, seyahat grupları ve otelcilik işletmeleri en çok etkilenenler arasında yer aldı. Enerji üreticileri ve değerli metal madencileri ise petrol ve altın fiyatlarındaki artıştan faydalandı.

Süregelen jeopolitik bir şok, faiz oranı beklentilerini karmaşıklaştırabilir. Piyasalar, önümüzdeki haftalarda İngiltere Merkez Bankası’ndan olası faiz indirimlerini fiyatlandırıyordu. Yeniden yükselen bir enflasyonist ivme, bu gidişatı değiştirebilir ve tüketici kredisi ve ipotek maliyetleri üzerinde zincirleme etkiler yaratabilir.

Bu, İngiltere perakende sektörü için sadece bir petrol hikayesi değil

Bu aksaklık aynı zamanda bir denizcilik hikayesi de. Denizcilik sektörü kaynaklarına göre, bölgedeki yaklaşık 170 konteyner gemisi gecikme bildirdi. Savaş zamanı sigorta primlerinin keskin bir şekilde artması ve bunun da küresel navlun oranlarına yansıması bekleniyor.

Kısmi müdahale bile, aşırı büyük ekonomik etkilere yol açabilir. İngiltere perakende sektörü için bu, jeopolitik riskin faaliyet ortamının yapısal bir özelliği olmaya devam ettiğinin bir hatırlatıcısıdır.

Liderler için öncelikli konular arasında yakıt ve navlun fiyatlarındaki dalgalanmalara yönelik senaryo planlaması, fiyatlandırma stratejilerinin stres testinden geçirilmesi ve tüketici duyarlılığının yakından izlenmesi yer alıyor.

Hürmüz Boğazı, İngiliz ana caddelerinden binlerce kilometre uzakta olabilir, ancak istikrarı, İngiltere perakende sektörünün maliyet tabanı, kâr marjları ve güveniyle sıkı bir şekilde iç içe geçmiş durumdadır.