Perakende sektörü tüm dünyada genellikle “fast pace” yani hızlı, tempolu sektör olarak tanımlanır. Sürekli değişen sezonlar (aynı anda eski sezon, güncel sezon ve gelecekteki sezonun yönetimi ve planlaması), özel dönemler (bayram, etkinlik, yeni mağaza açılışı) ve dış faktörler (ekonomik, siyası, iklimsel) bizi bazen oyuncu değil seyirci olduğumuz hızlı bir aksiyon filminde gibi hissettirir.
Özetle bu sektörde değişikliklere karşı çok hızlı adapte olmanız ve özel dönemler öncesi çok çabalamanız gerekir ve bence bunu da ancak harika ekiplerle yapabilirsiniz (bu ekip konusu başka bir yazı konusu olacak kadar derin.)
Mağaza açılışları, yeni sezona mağazaların hazırlanması, mağaza konsept değişimleri ve günlük rutin işlemler için baş döndürücü bir hızda aksiyon almak bizi rakiplerimiz karşısında güçlü ve rekabetçi kılar ve bizleri yarışın önünde tutar.
“Bir ördek gibi olun; su üstünde sakin ancak suyun altında deliler gibi ayak çırpan bir ördek!…”

Bu benim de çok sevdiğim aktörlerden Michael Caine’in bir sözü.
Kendisi aynı zamanda bir İngiliz.
İngilizce de bir deyim vardır; “swim like a duck” veya “swim like a swan” yani ördek gibi / kuğu gibi yüzmek diye.
Suda süzülür gibi ilerleyen bir ördeği hayal edin; aslında suyun altında çok yoğun ve hummalı bir çalışma var ancak herkes ördeğin gülümseyen yüzünü, sakinliğini ve su üzerindeki o narin yüzüşünü görüyor! İşte perakende sektörünü çok iyi tanımlayan bir söz.
Çalıştığım firmada son 10 ay içinde 4 yeni mağaza ve pandemi nedeniyle kapalı olan bir mağazanın tekrar açılışını gerçekleştiren VM ekibimizin mağaza açılışları öncesindeki çalışma fotoğraflarını görünce aklıma ilk gelen bu söz oldu.
Günlerce, haftalarca süren hummalı çalışmalar, gece mesaileri, son dakika sorunları, eksikler, kan, ter, gözyaşı…
Mağazaların açılışında ise müşterilerin gördüğü pırıl pırıl, harika düzenlenmiş bir mağaza ve güler yüzlü hizmete hazır harika satış ekipleri.
Alın size harika bir ördek yüzüşü hikâyesi daha, görsel düzenleme!

Visual Merchandising yani Görsel Düzenleme hikaye anlatımıdır, ilham vermektir, yaratıcılığın dışa vurumudur. Görsel düzenleme ekipleri ise (VM ekipleri) mağazanın bir anlamda görsel yüzü gibidir. Nasıl ki satış temsilcileri markanızın/firmanızın en ön cephede mücadele eden bireyleri ve markanızı çoklukla sözle temsil eden üyeleri ise, görsel düzenleme ekipleri de yaptıkları işle markanızı/mağazanızı sözsüz ama görsel temsil ederler. İş çıktıları çok visual yani gözle görünürdür ve hemen anlaşılır.
Unutmayalım biz insanlar yapımız gereği görsel öğelere kelimelerden ve seslerden daha çok yatkınızdır. Bir görsel öğe bin kelime ile anlatılabilecek bir hikâyeden daha büyük bir etki bırakabilir.
Özetle mağaza görünüşünüz ne kadar başarılı ise müşterilerinize vermek istediğiniz mesajı daha iyi verebilirsiniz; onlara daha iyi sunum yapabilirsiniz ve onların alışverişini bir anlamda daha da kolaylaştırabilirsiniz. Zaten boşuna mağazacılıkta ‘Visual Merchandising’ önemi bu kadar çok arttı denmiyor.
Günümüzde görsel düzenlemeler artık mağazaların içinden dışarıya; caddelere, sokaklara taşmış durumda. Rekabetin bu denli yoğun olduğu bir dönemde bu gayret çok normal diye düşünebiliriz ancak asıl amaç sadece müşteriyi içeri çekmek değil. Mevcut müşterilere veya potansiyel müşterilere o meşhur vaow hissini verebilmek. Nasıl ki insanoğlu geçmişte din veya inanışları için müthiş eserler verdi ise kapitalizmin sanat eserleri olarak da artık görsel mağaza düzenlemeleri kendini göstermekte. Hatta bazı uygulamalarda bu işin artık sanat boyutuna göz kırptığını bile söyleyebiliriz.
Görsel bir dünyada yaşadığımızı ve her şeyin bu amaca hizmet ettiğini düşünürsek bütün bu gelişmeler de içinde bulunduğumuz dünya ile uyumlu. Özetle görsel düzenleme giderek önemini artırmakta ve bu oyunda yerini her geçen gün daha da sağlamlaştırmakta. Bize de arkamıza yaslanıp gelişmeleri takip etmek düşüyor.




