Pandeminin tetiklediği dijital patlama, öğrenme ve çalışma şeklimizden alışveriş yapma şeklimize kadar her şeyi kalıcı olarak değiştirdi. Dijitalde gelişen trendler e-ticaret pazarlamasını sadece büyütmekle kalmadı, pazarın önüne yeni fırsatlar da getirdi.
Bu özellikle de Asya Pasifik, Orta Doğu ve Afrika (AMEA) bölgesi için geçerli. Statista‘ya göre, yalnızca Asya Pasifik şu anda küresel e-ticaret harcamalarının yaklaşık üçte ikisini (yüzde 64) oluşturuyor. Alışveriş yapanlar hızla çevrimiçi satın almaya geçiyor ve birçok işletme bu geçişi sağlamak için e-ticaret pazarlamasına ayak uyduruyor.
Dalgalar Yaratan Mega Trendler
Yeni dijital mega trendler –uzun vadeli davranış değişiklikleri– dijital bir dünya içerisinde gerçekleştiği için küresel bir etkiye sahip. Bu dijital dönüşümün etkisini, çok sayıda insanın ve kuruluşun interneti kucakladığı; hayatı ve iş yapma şeklini yeniden icat ettiği dünyanın en büyük pazarı olan Çin’den daha iyi hisseden bir yer olamazdı.
Yakın tarihli bir FedEx raporunda, İzlenecek E-Ticaret Megatrendleri başlıklı makalede, e-ticaretin en önemli itici güçlerinden bazıları paylaşılmıştı ve e-ticaret işletmeleri üzerindeki etkileri analiz edildi. Örneğin, bağlantılı tüketicilerin yükselişini ele alalım.
Bireysel müşterilerin sanal ilişkiler oluşturması ve sürdürmesi yeni bir kavram değil. Bununla birlikte, bu bağlantılı müşteri olarak adlandırdığımız grup hızla gelişiyor ve süreçte bir dizi alt trendi döndürerek alışverişi platformlar arasında daha “bağlantılı” bir deneyim haline getiriyor. Bunlara, bir telefonun veya tabletin günlük ihtiyaçlarının tümünü karşıladığı mobil müşteri grubu da dahil. Bir diğeri ise, grupların veya toplulukların satın almalarını sosyal ağlar üzerinden yaptığı “sosyal ticaret”. Bazılarının “dijital kabileler” olarak adlandırabileceği yeni sanal topluluklar, belirli konularda ortak ilgi alanları etrafında ortaya çıkıyor.
Mobil ticaret ve sosyal ticaret, e-perakendecilerin tüketicilerle daha kişiselleştirilmiş ve ilgi çekici bir şekilde bağlantı kurmaları için büyük büyüme fırsatları barındırıyor. Ancak başarı, uçtan uca sorunsuz alışveriş deneyimleri sağlayabilen yenilikçi lojistik modellere bağlı. Bu sebeple e-ticarette yaşanan büyük büyüme, lojistik alanını geliştirmek için bir fırsat olabilir. Firmaların üreticiden tüketiciye doğru çeşitli online uygulamalar üzerinden sağlayacağı bilgi akışı tedarik zincirinin gelişmesini sağlayabilir. E-ticaret kavramının gelişimine katkı sağlayan her marka, satış ve tedarik zinciri stratejilerini yeniden icat etmek için benzer taktikleri kullanabilir.
Lojistik ve Paylaşım Ekonomisi E-ticaret İçin Çok Önemli
Paylaşım ekonomisi başka bir mega trend. Neredeyse her yerde bulunan mobil bağlantıyla desteklenen günlük yaşamda daha fazla erişim ve rahatlık arayışı, taksiler, ofisler ve konaklama yerleri gibi tipik alanların ötesine geçti. Bu, isteğe bağlı tamircilerden terapistler ve hatta avukatlar gibi profesyonellere kadar çok daha fazla hizmete kapı açıyor.
Şehirler daha sıkışık hale geldikçe, kaynakları paylaşma süreci karmaşık ve pahalı hale geliyor. Lojistik endüstrisinin devreye girdiği yer ise burası. Lojistik firmaları, paylaşılan bisikletler gibi paylaşılan ürünleri bir kasaba veya il genelinde dağıtmak için zaten uzmanlığa ve altyapıya sahipler. Aynı senaryonun e-ticaret alanında da gerçekleşmesini beklemek için her türlü neden var.

Akıllı telefon sahibi nüfusun yüzdesine göre, Çin’in liderliğindeki Asya Pasifik bölgesi zaten bu eğilimin zirvesine yakın bir yerde bulunuyor.
Veriler bu hipotezi yansıtıyor. Bu, McKinsey’in Asya’nın e-ticaret lojistik pazarının 2020’den 2025’e kadar toplam pazar büyümesinin yüzde 57’sini oluşturacağı yönündeki öngörüsü ile uyumludur.
Uluslararası Bir Ticaret Ağı Oluşturma Çabası
Shopify araştırmasına göre, özellikle denizaşırı ülkelere açılmak isteyen küçük ve orta ölçekli işletmeler için lojistik unsurunun üstesinden gelmek e-ticaret oyuncuları için zorlayıcı bir seçenek. Uluslararası bir ticaret ağı oluşturma çabası, mesafeler ve potansiyel müşteri sayıları arttıkça çarpıcı biçimde artıyor.
Ebay ve Shopify gibi pazar yerlerinin yükselişi dünyayı keşfetmek isteyen markalar için kısmi bir çözüm sağlamıştı. Artık e-perakendeciler çoğunlukla kendi çevrimiçi “tıkla ve satın al” mağazalarını oluşturabilir, dünyanın dört bir yanındaki müşterilere tek bir platformdan ulaşabilir veya geçerli demografik veya coğrafi trendlere uyum sağlamak için birden fazla platform kullanabilir hale geldiler.
Bununla birlikte, siparişin yerine getirilmesi ve teslimatı –malların müşterilerin eline geçmesi– söz konusu olduğunda, tüm bu saydıklarımızın altından kalkmak halen zor görünüyor. Teslimat performansı, platformdan platforma değişen her zaman tutarlı olmayan bir durum olarak algılanıyor. Bu durum, mükemmellik yoluyla farklılaşmakla ilgilenen e-ticaret girişimcileri için müşteri beklentilerini karşılamayı ve sürdürmeyi daha zor bir teklif haline getiriyor.
Lojistik sektörü, bu sıkıntılı noktayı iş başarısı için bir fırsata dönüştürme zorluğuyla karşı karşıya. FedEx kısa süre önce, e-perakendecilerin e-ticaret platformlarında zahmetsizce satış yapmasına, güvenilir ve uygun fiyatlı gönderi çözümlerine anında erişmesine yardımcı olmak için tasarlanmış iki yeni programı duyurdu.
Seçimi, esnekliği ve maliyet etkinliğini en üst düzeye çıkarmak için tasarlanan uyumlu programlar, esasen 20’den fazla önde gelen e-ticaret pazar yerini ve platformunu entegre eden yeni bir e-ticaret ekosistemi oluşturuyor.
Bunun gibi gelişmeler sadece çevrimiçi girişimciler için değil herkes için oyunun kurallarını değiştirebilir. En büyük kazananlar, mümkün olan en iyi müşteri deneyimini yaratarak dijital dünyada marka güçlerinden yararlanmaya her zamankinden daha kararlı olan çevrimdışı tüccarlar ordusu olabilir.
Müşteri Deneyimi, E-ticaret Başarısının Anahtarı

Müşterilerin yüzde 73’ü daha önce yaşadıkları alışveriş deneyimlerini satın alma kararlarını yönlendirmeye yardımcı olan bir faktör olarak değerlendiriyor.
Forbes, şirketlerin üçte ikisinin hâli hazırda müşteri deneyimine dayalı olarak rekabet ettiğini ve bunu geliştirmeye odaklanan işletmelerin gelirlerinde yüzde 80’lik bir artıştan yararlanabileceğini belirtiyor.
Sonuç olarak, her işletmenin bütünsel olarak düşünmesi ve müşterilerine değer, kolaylık ve hız katmanın yollarını araması gerekmekte. Çünkü giderek artan dijital trend, pandemi sonrası dünyada, insanları nasıl hissettirdiğiniz, bir şeyin maliyetinden daha fazla olmasa da önemli olacaktır.
