Value Solution Partners, üst düzey yönetim kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Finansal yönetim, kurumsal finans ve stratejik planlama alanlarında uzun yıllara dayanan deneyimiyle tanınan Aytuğ Gençoruç, şirketin yeni CFO’su (Chief Financial Officer) olarak atandı.
Kariyerine Adalı Holding’te Mali İşler Uzmanı olarak başlayan Gençoruç, yüksek lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Sermaye Piyasaları ve Yatırım Yönetimi programında tamamladı. Ardından, maden ve yenilenebilir enerji sektörlerinde global ölçekte faaliyet gösteren CIPF (Capital Investment Fund) ve RES (Renewable Energy Systems) gibi öncü kuruluşlarda Mali İşler Kontrolörü olarak görev aldı. 2016 yılında ticari gayrimenkul sektörüne adım atan Gençoruç, Jones Lang Lasalle’da Bütçe Raporlama Müdürü, Mali ve İdari İşler Direktörü gibi kritik görevlerde bulundu. EMEA bölgesinde (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) farklı birimlerde Finans Yöneticiliği yaparak bölgesel düzeyde önemli sorumluluklar üstlendi.
Aytuğ Gençoruç, yeni görevinde Value Solution Partners’ın finansal stratejilerinin oluşturulması ve uygulanmasında etkin rol oynayacak. Şirketin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmasında kilit bir görev üstlenecek olan Gençoruç’un liderliği, finansal yapıların güçlendirilmesinde önemli katkılar sunacak.
Deprem gündemi malumumuz, hepimiz birden bire maalesef ülkemizin asıl gerçeğini tekrar hatırladık. Bununla geçmiş olsun diyelim. Geçtiğimiz hafta, Perakende Medya Zirvesi organizasyonumuzun yoğunlukları ile mağaza açılışları serimizi sizlerle buluşturamamıştık. Bu hafta kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Her hafta olduğu gibi, haftanın gerçekleşen mağaza açılışlarını sizler için derledik.
ABD merkezli gelişmelerin küresel etkisi bir kez daha perakende sektörünü sınarken, özellikle Türkiye gibi ithalata bağımlı pazarlarda bu dalgalanmanın etkisi daha da hissedilir hale geliyor. Ulusal Perakende Federasyonu’nun (NRF) açıklamalarına göre, perakendeciler ABD’de artan vergiler nedeniyle aylardır ithalatlarını öne çekmiş durumda. Ancak bu ön alımların ardından, Mayıs ayı itibarıyla ve takip eden dönemlerde kargo seviyelerinde ciddi düşüşler yaşanması bekleniyor. Yılın ikinci yarısında ithalat hacimlerinin dramatik biçimde azalacağı ve toplamda %15’ten fazla bir gerileme olacağı öngörülüyor.
Envanter Bolluğu Fayda mı, Yük mü?
Pandemi sonrası dönemde tedarik zincirlerinde yaşanan sarsıntılar, perakendecileri stok fazlası oluşturmaya yöneltti. Ancak bu strateji, şimdilerde ters tepiyor. Doğru ürün yerine yanlış ürünlerin stoklanması, mağaza raflarında gerçek talebi karşılamayan envanter birikimine neden oluyor. BDO tarafından yapılan ve büyük ölçekli 100 perakende CFO’sunu kapsayan bir ankette, yalnızca %22’si envanter pozisyonlarının sağlıklı olduğunu belirtti. Geri kalanlar ya yüksek talep gören ürünlerde stok yetersizliği yaşıyor ya da düşük talep gören ürünlerde aşırı stokla karşı karşıya.
NRF Başkan Yardımcısı Jonathan Gold’un açıklamasına göre, perakendeciler bir süredir vergilerden etkilenmemek için ürün alımlarını öne çekti. Ancak artık bu stoklara bir süre güvenmek ve sonraki adımlarını dikkatle planlamak zorundalar.
Tedarik Zincirinde Yeni Dönüşüm: Kaynak Ülkeler Değişiyor
Tedarik zinciri stratejilerinde bir diğer dikkat çeken gelişme ise, perakendecilerin yüksek vergili ülkelerden daha düşük vergili üretim merkezlerine yönelmeye başlaması. Çin bu konuda hâlâ önemli bir kaynak olsa da, birçok firma üretim hatlarını Vietnam, Hindistan ve Tayland gibi ülkelere kaydırıyor. Ancak bu dönüşüm kısa vadede tamamlanabilecek bir süreç değil. Büyük perakende devleri bu geçişte daha fazla esnekliğe sahipken, küçük ve orta ölçekli işletmeler daha kırılgan bir yapıya sahip.
Örneğin Amazon’un yaz sezonu için Çin’den sipariş ettiği plaj ürünlerini iptal ettiği ve Walmart’ın tedarikçilere uygulanan vergilerin etkisini dengelemeye çalışmasının ardından Çinli yetkililerden tepki aldığı bildiriliyor. Bu örnekler, sadece global firmalar için değil, Türkiye gibi pazarlarda faaliyet gösteren yerli zincirler için de uyarı niteliğinde.
KOBİ’lerde Baskı Daha Yüksek
100 milyon ila 1 milyar dolar arasında yıllık gelir elde eden firmaları kapsayan bir Pymnts Intelligence araştırmasına göre, bu segmentteki firmaların %80’i belirli ürünlerde tedarik sıkıntısı ve gecikme bekliyor. Ayrıca %65’i, tedarik zinciri yeniden yapılanması nedeniyle maliyetlerin arttığını bildiriyor. Hammaddelerde artan maliyetlerle birlikte bu şirketler, ürün fiyatlarını doğrudan artırmak yerine öncelikle mevcut tedarikçilerle daha iyi fiyatlar için pazarlık yapmayı tercih ediyor. Ancak %45’i bu artışların sonunda tüketiciye yansıyacağının farkında.
Bu şirketlerin %35’i tedarikçi ağlarını çeşitlendirmeyi, aynı oranda firma ise alternatif malzeme ve üretim kaynaklarına yönelmeyi planlıyor. %30’u ise daha yüksek kâr marjı sunan ürün kategorilerine geçiş yapmayı değerlendiriyor.
“Hemen Harekete Geçin” Uyarısı
Boston Consulting Group’un küresel perakende sektörü lideri Nate Shenck, bu sürecin sadece geçici bir dalgalanma olmadığını, kalıcı yapısal değişiklikleri de beraberinde getireceğini belirtiyor. Shenck’e göre, perakendecilerin zaman kaybetmeden harekete geçmesi gerekiyor. Şirketlere, finans, pazarlama, tedarik zinciri ve satış ekiplerinden oluşan çapraz fonksiyonlu bir kriz masası kurmaları ve olası senaryolara göre hazırlıklı olmaları tavsiye ediliyor.
Envanter kırılganlığını ürün bazında analiz etmek, belirsizlik karşısında senaryolar oluşturmak ve bu planlara göre hızlı tepki verebilmek yeni dönemin olmazsa olmazları arasında.
Veriye Yatırımın Zamanı
Shenck’in en çok vurguladığı nokta ise, talep tahminiyle arz planlamasını birleştirecek veri altyapılarına yatırım yapılması gerektiği. Bu sayede hem kısa vadede belirsizliklere yanıt verebilecek hem de uzun vadede operasyonel verimliliği artıracak sistemler kurulabilecek.
Bu dönüşümün etkileri birkaç ayda hissedilmeyecek. Shenck, pandemi dönemindekinden daha uzun bir geçiş süreci bekliyor ve özellikle tüketiciye en yakın noktadaki perakendecilerin bu sürece hızlı adapte olması gerektiğini söylüyor.
Türkiye’deki Perakendeciler Ne Öğrenebilir?
Her ne kadar bu gelişmeler ABD merkezli olsa da, küresel tedarik zincirleri iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle Türkiye’deki perakendeciler için de bazı önemli çıkarımlar söz konusu. Özellikle ithalata dayalı ürün kategorilerinde faaliyet gösteren markalar, bu gelişmeleri yakından takip etmeli.
Doğru ürün planlaması, alternatif tedarik ağı arayışları ve fiyatlandırma stratejilerinde daha esnek bir yapıya geçmek, benzer bir belirsizlik dönemine karşı hazırlıklı olmak adına önemli hale geliyor.
Shenck’in şu sözleri, coğrafyadan bağımsız şekilde tüm perakendeciler için geçerli bir uyarı niteliğinde:
“Perakendeciler iki temel şey yaparak başarılı olurlar: Tüketici talebini anlamak ve bunu maliyet etkin bir şekilde karşılamak.”
Rekabetçi güzellik perakende dünyasında Sephora, kişiselleştirilmiş müşteri deneyimleri yaratmak için teknolojinin yenilikçi kullanımıyla öne çıkıyor. Sadece makyaj ve cilt bakımı ürünleri satmıyor; ilişkiler kurmak ve müşterilerin kendilerini özel hissetmelerini sağlamak için pazarlama teknolojisini kullanıyor.
Müşteri etkileşimini ve satışları artırmak isteyen Avustralyalı perakendeciler için Sephora’nın yaklaşımı bazı değerli dersler sunuyor. Peki Sephora’nın temel teknoloji stratejileri nelerdir ve bunları kendi işinize nasıl uygulayabilirsiniz?
Sephora: Müşterilerin alışveriş yapma biçimini dönüştürüyoruz
Sephora’dan Şirketlere Perakende Teknolojisi Dersleri
Sephora, müşterilerin alışveriş yapma biçimini dönüştürmek için artırılmış gerçekliği (AR) benimsemesiyle bilinir. Sanal deneme araçları, farklı makyaj tonlarını ve cilt bakım ürünlerini fiziksel olarak uygulamadan denemenize olanak tanır. Bu, güzellik ürünlerini görmeden satın almanın belirsizliğini azalttığı için çevrimiçi alışveriş için bir oyun değiştiricidir. Ayrıca, eğlenceli ve etkileşimli hale getirerek müşteri deneyimini de geliştirir.
Ayrıca kişiselleştirilmiş ürün önerilerinde de mükemmeldir. Sephora, müşteri tercihleri, satın alma geçmişi ve tarama davranışları hakkında veri toplayarak iyi bir uyum sağlama olasılığı yüksek ürünleri önerir. Bu kişiselleştirilmiş yaklaşım, müşterilerin anlaşıldığını ve değerli olduğunu hissetmesini sağlayarak satın alma olasılığını artırır.
Güçlü bir çevrimiçi topluluk ve etkileşim oluşturmak bir diğer önemli stratejidir. Sephora, sosyal medya, çevrimiçi forumlar ve sadakat programları aracılığıyla aidiyet duygusunu teşvik eder. Bu, müşterilerin markayla ve birbirleriyle bağlantı kurabilecekleri, ipuçları ve incelemeler paylaşabilecekleri ve bir topluluğun parçası gibi hissedebilecekleri bir alan yaratır.
Son olarak, Sephora büyük ölçüde veri odaklı içgörülere güvenir. Marka, müşteri davranışlarını anlamak, eğilimleri belirlemek ve pazarlama çabalarını optimize etmek için veri analitiğini kullanır. Bu veriler, ürün seçiminden ve web sitesi tasarımından hedefli reklamcılığa ve kişiselleştirilmiş tekliflere kadar her şeyi bilgilendirir.
Teknoloji eylemde
Sephora’nın bu öne çıkan deneyimleri yaratmak için teknolojiyi nasıl kullandığına daha yakından bakalım:
Artırılmış gerçeklik (AR)
Sephora’nın sanal deneme araçları, AR’nin perakendeyi nasıl devrimleştirebileceğinin başlıca bir örneğidir. Bu araçlar, cihazınızın kamerasını kullanarak gerçek zamanlı olarak yüzünüze makyaj uygular ve yüzlerce ruj, göz farı ve fondöteni denemenize olanak tanır. Bu, AR filtrelerinin yalnızca sizi Instagram’da bir kediye dönüştürmek için olmadığının kanıtıdır; aslında bilinçli satın alma kararları vermek için değerli bir araç olabilirler. Ayrıca cildinizi analiz eden ve uygun ürünleri öneren AR destekli cilt bakımı teşhisleri de sunarlar. Bu teknoloji yalnızca çevrimiçi alışveriş deneyimini geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda mağazada etkileşimli ve kişiselleştirilmiş danışmanlık sağlamak için de kullanılabilir.
Kişiselleştirilmiş öneriler
Sephora’nın öneri motoru, müşteri etkileşimlerinden öğrenen karmaşık bir sistemdir. Geçmiş satın alımlar, ürün incelemeleri, tarama geçmişi ve hatta sınavlara ve anketlere verilen yanıtlar gibi faktörleri dikkate alır. Bu, Sephora’nın son derece alakalı ürün önerileri sunmasını sağlayarak müşterilerin aradıklarını bulma ve yeni favoriler keşfetme şansını artırır. Sephora ayrıca pazarlama e-postalarında ve web sitesinin ana sayfasında kişiselleştirilmiş öneriler kullanarak kişiye özel bir alışveriş deneyimi yaratır.
Çevrimiçi topluluk ve katılım
Sephora’nın çevrimiçi topluluğu, güzellik tutkunları için canlı bir merkezdir. Marka, müşterilerle bağlantı kurmak, içerik paylaşmak ve etkileşimli kampanyalar yürütmek için sosyal medya platformlarını kullanır. Sadakat programı Beauty Pass, müşterileri satın alımları ve etkileşimleri için ödüllendirir, özel avantajlar ve kişiselleştirilmiş teklifler sunar. Ayrıca müşterilerin ipuçlarını paylaşabileceği, soru sorabileceği ve güzellik uzmanlarıyla bağlantı kurabileceği çevrimiçi forumlar ve etkinlikler düzenler. Bu topluluk duygusu, marka sadakatini besler ve tekrar satın alımları teşvik eder.
Veri odaklı kararlar
Sephora, iş kararlarını bilgilendirmek için çok miktarda müşteri verisi toplar ve analiz eder. Verileri satış eğilimlerini izlemek, popüler ürünleri belirlemek ve müşteri tercihlerini anlamak için kullanır. Bu bilgiler, ürün yelpazesini, fiyatlandırma stratejilerini ve pazarlama kampanyalarını optimize etmek için kullanılır. Ayrıca, müşterilerle iletişimini kişiselleştirmek, hedefli teklifler ve ilgili içerikler sunmak için verileri kullanır.
Benzer stratejileri nasıl uygulayabilirsiniz?
Sephora büyük bir küresel marka olsa da, her ölçekteki perakendeci onun teknoloji meraklısı yaklaşımından ders çıkarabilir. Peki nasıl?
AR teknolojisini keşfedin
AR’nin müşteri deneyiminizi nasıl geliştirebileceğini düşünün. Müşteriler sanal denemelerden, ürün görselleştirmelerinden veya etkileşimli gösterilerden faydalanabilir mi? Bir veya iki AR uygulamasıyla deneyerek küçük bir başlangıç yapın ve sonuçları ölçün.
Veri analitiğine yatırım yapın
Müşteri verilerini toplamaya başlayın ve içgörüler elde etmek için analiz araçlarını kullanın. Müşteri davranışlarını, tercihlerini ve sorunlu noktaları anlamaya odaklanın. Bu verileri pazarlamanızı kişiselleştirmek ve tekliflerinizi iyileştirmek için kullanın.
Çevrimiçi bir topluluk oluşturun
Müşterilerin markanızla ve birbirleriyle çevrimiçi olarak bağlantı kurmaları için fırsatlar yaratın. Bu, sosyal medyayı kullanmayı, çevrimiçi forumlar oluşturmayı veya sanal etkinlikler düzenlemeyi içerebilir. Müşteri etkileşimini ve katılımını teşvik edin.
Kişiselleştirmeye odaklanın
Pazarlama mesajlarınızı, ürün önerilerinizi ve müşteri hizmetleri etkileşimlerinizi kişiselleştirin. Yaklaşımınızı kişiselleştirmek ve müşterilerin değerli hissetmelerini sağlamak için müşteri verilerini kullanın.
Mobil deneyimi önceliklendirin
Web sitenizin ve çevrimiçi mağazanızın mobil cihazlar için optimize edildiğinden emin olun. Birçok müşteri telefonlarında gezinir ve alışveriş yapar, bu nedenle sorunsuz bir mobildeneyim çok önemlidir.
Sephora’nın güzellik perakende sektöründeki başarısı büyük ölçüde kişiselleştirilmiş ve ilgi çekici müşteri deneyimleri yaratmak için teknolojiyi yenilikçi bir şekilde kullanmasından kaynaklanmaktadır. AR’yi benimseyerek, verileri değerlendirerek ve güçlü bir çevrimiçi topluluk kurarak diğer perakendeciler için yüksek bir çıta belirlemiştir. Her perakendecinin Sephora ile aynı kaynaklara sahip olmamasına rağmen yaklaşımının temel ilkeleri – müşteriye odaklanma, etkileşimleri kişiselleştirmek için verileri kullanma ve deneyimi geliştirmek için teknolojiden yararlanma – her ölçekteki işletme için geçerlidir. Avustralyalı perakendeciler bu stratejileri benimseyerek müşterileri için daha ilgi çekici ve ödüllendirici deneyimler yaratabilir ve sonuç olarak büyümeyi ve sadakati artırabilir.
Piper Sandler’ın 49. yarı yıllık “Teens ile Hisse Senedi Alışverişi” anketine göre, atletizm markası Ugg, üst gelir grubundaki genç kadınlar arasında Lululemon’u geçerek en popüler moda markası haline geldi. Bu anket, ülke genelinde 6,455 gençle gerçekleştirildi. Lululemon, 2018 baharından bu yana bu alanda zirvede yer alıyordu.
Güzellik harcamaları da önemli bir artış gösterdi ve gençlerin güzellik harcamaları, 2025 bahar anketinde 374 dolara çıkarak en yüksek seviyesine ulaştı. E.l.f. Cosmetics, gençler arasında en çok tercih edilen güzellik markası olmaya devam ederken, Rare Beauty ve Maybelline onu izliyor. Sephora, Ulta ve Bath & Body Works’ü geride bırakarak en popüler güzellik destinasyonu olarak öne çıkıyor. Bath & Body Works, 2018’den bu yana ilk kez ilk 10’a girmeyi başardı.
Nike, giyim ve ayakkabıda üst gelir grubundaki gençler arasında hala en çok tercih edilen marka konumunda. Amazon ise en popüler alışveriş sitesi olarak kaydedildi. Ugg’ın yeniden yükselişi öncesinde, Lululemon altı yıl boyunca gençlerin moda markaları arasında en üst sırada yer alıyordu. Athleisure markası, büyüme hedefleri doğrultusunda fiziksel mağazalar açmaya devam ediyor.
Gençlerin harcamaları da artış göstermeye devam ediyor. Anket, gençlerin yıllık harcamalarının %6 artarak 2,388 dolara çıktığını gösterdi. Araştırmalar, daha genç nesillerin güzellik ürünlerini yüz yüze satın almayı tercih ettiğini ve mağaza alışverişinin daha fazla harcamaya yol açtığını ortaya koyuyor.
Nike’tan sonra, gençler arasında en popüler giyim markaları arasında Hollister ve American Eagle yer alıyor. Ayakkabı tercihleri arasında ise neredeyse tüm gençlerin yarısı Nike’ı favori marka olarak seçerken, onu Adidas ve Ugg takip ediyor. Nike, ayakkabı satışları düşüş göstermesine rağmen en üst sırada kalmaya devam ediyor.
Sosyal medya platformları arasında ise gençlerin yarısı TikTok’u en çok tercih ettikleri platform olarak gösteriyor. Son Fiver raporu, ABD’deki Gen Z müşterilerin yarısının son tatil sezonunda TikTok’un e-ticaret segmentinden alışveriş yaptığını ortaya çıkardı. Piper Sandler’a göre, Instagram ve Snapchat, gençlerin en sevdiği uygulamalar arasında üçüncü sırayı paylaşıyor.
Perakende medyanın global ölçekte yükselişe geçtiği bu dönemde, gıda perakendecileri reklamverenlerin ve teknoloji şirketlerinin odak noktası haline geldi. Tüketiciyle çok sayıda temasta bulunma avantajına sahip olan market zincirleri, artık sadece ürün değil, reklam alanı da satıyor. Bu değişim, market raflarının medya ekranlarına dönüşmeye başladığı yeni bir dönemi işaret ediyor. Hem fiziki mağaza trafiği hem de dijital erişim gücüyle öne çıkan bu kategori, medya yatırımları açısından perakendenin en verimli alanlarından biri olma yolunda ilerliyor.
Çok Kanallı Alışverişçilerin Artan Önemi
ABD merkezli FMI ve NielsenIQ’nun ortak araştırmasına göre, market alışverişi yapanların %90’ından fazlası hem çevrimiçi hem de fiziksel mağaza kanallarını bir arada kullanıyor. Türkiye’de de benzer bir eğilim gözlemleniyor. Özellikle büyükşehirlerde yaşayan tüketiciler, ihtiyaçlarını hem mobil uygulamalardan sipariş vererek hem de mağazaya giderek karşılıyor. Grocery Doppio verilerine göre bu tüketiciler, tek kanallı alışveriş yapanlara göre %50 daha fazla harcama yapıyor ve perakendecilere %25’in üzerinde brüt kârlılık sağlıyor. Bu veriler, çok kanallı müşterilere yönelik medya planlamasının neden kritik hale geldiğini gösteriyor. Artık sadece mağazaya gelen değil, mobilde gezinip raflardan geçen tüketiciye ulaşabilen markalar fark yaratıyor.
ABD Marketlerinde Medya Geliri 8,5 Milyar Doları Aştı
Grocery Doppio’nun “Dijital Gıda: Fiziksel Medya Monetizasyonu” raporuna göre, ABD’deki market zincirlerinin perakende medya ağları toplamda 8,5 milyar dolarlık bir değere ulaştı. Ve bu rakamın 18 ay içerisinde ikiye katlanması bekleniyor. Market yöneticilerinin %88’i, medya gelirlerini büyüme önceliği olarak görüyor. Bu durum, perakende medyanın sadece bir pazarlama aracı değil, şirket gelir tablolarında yer alan kalıcı bir iş kolu haline geldiğini gösteriyor. Türkiye’de de benzer bir yapı kurulması artık uzak bir ihtimal değil; hem reklamverenin talebi hem marketlerin dijitalleşme çabası bu alanı hızla olgunlaştırıyor.
Mağaza İçi Medyada Deneyim Tasarımı
Fiziksel mağazalarda medya deneyimini yeniden tanımlayan örnekler globalde hızla çoğalıyor. Örneğin ABD’deki Stop & Shop zinciri, mobil uygulama veya internet erişimi olmayan müşteriler için “Tasarruf İstasyonları” adını verdiği kiosk alanlarıyla kişiselleştirilmiş kampanya ve kuponlara erişim imkânı sunuyor. Bu örnek, medyayı sadece dijitale sıkıştırmadan, fiziksel temas noktalarını da dijital gibi kurgulamanın önemini gösteriyor.
Aldi’nin Instacart ile yürüttüğü “Bağlantılı Mağazalar” teknolojisi ise alışveriş sırasında raflarda daha kolay gezinme, stok takibi yapabilme ve çalışanların siparişleri hızla hazırlayabilmesi gibi birçok konuda destek sunuyor. Hatta Avusturya’da test edilen Caper Carts isimli yapay zeka destekli alışveriş arabaları, alışverişçilerin ürün taraması yaparak ödeme işlemini tamamlamasına olanak tanıyor. Bu deneyimler, fiziksel mağazaların dijitalle birleşerek nasıl medya alanına dönüştüğünün en somut örnekleri.
Yapay Zeka ile Kişiselleştirilmiş Medya Stratejileri
2024’te perakende medya gösterimlerinin %28 artması ve tıklama oranlarının %20 yükselmesi, medya yatırımlarının yalnızca hacimle değil, verimlilikle de büyüdüğünü gösteriyor. Bu verimliliğin ardında ise yapay zekâ destekli sistemler yer alıyor. Özellikle reklam tekliflerini cihaz türüne, saat dilimine veya lokasyona göre anlık olarak optimize eden AI tabanlı platformlar, reklam performansında ciddi artış sağlıyor.
Türkiye’de de büyük zincir marketlerin, AI tabanlı envanter yönetimi, müşteri segmentasyonu ve dinamik fiyatlama gibi alanlara yatırım yapması, perakende medya stratejilerini çok daha etkili hale getirebilir. Aynı zamanda bu sistemler sayesinde, mağaza içi ekranlarda gösterilecek kampanyalar anlık olarak kişiye özel hale getirilebilir. Yani medya sadece hedef kitleye değil, hedef kişiye ulaşır hale geliyor.
Türkiye’deki Marketler İçin Ne Anlama Geliyor?
Türkiye’de organize gıda perakendesi son 10 yılda ciddi bir dijitalleşme sürecinden geçti. Online sipariş uygulamaları, mobil kampanya sistemleri ve dijital sadakat programları marketlerin iletişim gücünü artırdı. Ancak bu gücü reklam modeline dönüştürme noktasında hâlâ yolun başındayız.
Market zincirlerinin mağaza içi alanlarını sadece raf değil, reklam mecrası olarak da konumlandırması önümüzdeki dönemin en önemli fırsat alanlarından biri olabilir. Dijital ekranlar, kiosklar, kasa arkası çözümleri ve online sipariş ekranları, markalar için yeni nesil medya alanları sunuyor. Türkiye’de bu alanlara yatırım yapan öncü marketlerin, hem marka iş birliklerini hem de müşteri deneyimini farklılaştırarak sektörde öne çıkması bekleniyor.
GUP Generation CEO’su Özge Kılıç Güler ile, Spectrum Brands ile gerçekleştirdikleri stratejik iş birliğini konuştuk. Bu yeni ortaklığın Türkiye pazarındaki yansımalarını, operasyonel hedeflerini ve perakendecilere sunduğu somut avantajları detaylıca ele aldık. Ayrıca 2025 yılı için belirlenen öncelikleri ve pazara özel stratejileri de değerlendirdik.
Spectrum Brands & Gup Generation arasında bir iş birliği gerçekleştirildi bu stratejik iş birliğinin temel amacı nedir? Bu ortaklık hangi ana başlıklar altında şekilleniyor?
Spectrum Brands ile yaptığımız stratejik iş birliği, Türkiye pazarını yeniden şekillendirmeyi hedefleyen dinamik bir ortaklık. Yeni nesil dağıtım firması GUP Generation olarak, Remington, Russell Hobbs ve George Foreman markalarının tüm operasyonel sorumluluğunu 1 Mart 2025 tarihinden itibaren devralacağız.
Bu iş birliğinin temel amacı, küresel bir markanın yerel pazardaki potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarmak ve tüketicilere özel, hızlı, esnek çözümler sunmak. Spectrum Brands’in uluslararası bilgi birikimi ile GUP Generation’ın Türkiye pazarı uzmanlığı bir araya gelerek, müşterilere benzersiz bir değer önerisi sunacak. Ortaklık, sadece ürün dağıtımının ötesine geçerek, Türk tüketicilerin ihtiyaçlarına ve beklentilerine odaklanan, pazara özel pazarlama stratejileri, kesintisiz ürün erişimi ve hızlı satış sonrası hizmetler gibi somut avantajlar sağlamayı hedefliyor. Bu stratejik yaklaşımın geleneksel dağıtım modellerinin ötesinde, tüketici odaklı bir anlayışla Türkiye pazarında gerçek anlamda bir dönüşüm yaratacağına inanıyoruz.
Bu iş birliği kapsamında hangi somut projeler hayata geçirilecektir? Taraflar arasında nasıl bir görev ve sorumluluk dağılımı yapıldı? Uzun vadede bu iş birliği hangi büyüme hedeflerine evrilecek?
küresel güç, yerel vizyon: spectrum brands ve gup generation, türkiye pazarında yeni bir dönem başlatıyor 28
Spectrum Brands ile iş birliğimizin ilk somut hedefi, kısa vadede ilgili markaların Türkiye pazarındaki cirosunu %50 oranında artırmak. Bu hedefe ulaşmak için Türkiye pazarındaki tüm operasyonel görev ve sorumlulukları %100 GUP Generation olarak üstleniyoruz.
Spectrum Brands ise bu süreçte bizlere tam destek sağlayacak. Global bilgi birikimi ve deneyimlerini paylaşarak, Türkiye pazarına özel çözümlerimizi güçlendirecek. Uzun vadeli stratejimiz ise Russell Hobbs markasıyla birlikte Spectrum Brands’in henüz Türkiye pazarına sunulmamış marka ve ürün gruplarını pazara entegre etmek ve başarıyla konumlandırmak.
Bu iş birliği, sadece ticari bir anlaşma değil, aynı zamanda iki şirketin vizyoner bakış açısının somut bir yansıması. Amacımız, global bir markanın yerel pazardaki potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarmak.
Bu iş birliği perakende sektörü açısından nasıl bir dönüşüm yaratıyor? Perakendecilere sunduğu avantajlar neler olacak?
Türkiye perakende pazarı, Avrupa ülkelerinden oldukça farklı dinamiklere sahip. Regülasyonlar, operasyonel süreçler ve finansal yapılanmalar açısından kendine özgü zorlukları barındırıyor. İşte tam bu noktada, GUP Generation olarak fark yaratacağız.
Perakende müşterilerimize sunduğumuz en büyük avantaj, pazarın dilini ve dinamiklerini çok iyi anlayan, esnek çözümler üretebilen bir yapı olmamız. Geleneksel dağıtım modellerinin ötesine geçerek, müşterilerimizle aynı frekans ve iletişim dilini kullanıyoruz.
Sonuç olarak, perakende ortaklarımız bu iş birliği sayesinde daha hızlı ve esnek operasyonel çözümler, yerel pazara özel pazarlama stratejileri, daha yüksek ciroya ulaşma potansiyeli ve uluslararası bir markanın yerel uzmanlığı gibi somut kazanımlar elde edecekler.
Bizim için bu, sadece bir dağıtım anlaşması değil; Türkiye pazarına değer katacak, sürdürülebilir bir büyüme hikayesidir.
Spectrum Brands markalarının 2025 yılı için belirlediğiniz ana stratejik öncelikler nelerdir?
2024 yılı markalarımız için son derece başarılı bir dönem oldu. Özellikle Remington’ın teknolojik yenilikçiliğin simgesi haline gelen ONE serisi, sosyal medyada milyonlarca etkileşim alarak güzellik dünyasında adeta bir devrim yarattı. Russell Hobbs ise kahve makineleri ve su ısıtıcıları kategorisinde ikinci en hızlı büyüyen ülke konumunu elde etti. 2025 yılında bu yeni yapılanmamız ve iş birliğimiz ile teknolojik inovasyonu sürdürmek ve tüketici odaklı ürün geliştirme stratejilerimizi daha da güçlendirmek temel önceliklerimiz olacak.
İtalyan moda evi Valentino’nun gelirleri bir önceki yıla göre büyük ölçüde sabit kaldı ve 2024’te sabit döviz kurlarında %2, cari döviz kurlarında ise %3 düşüşle 1,31 milyar Euro’ya ulaştı. Şirket 2023’te 1,34 milyar Euro ile kapandı.
Valentino’da 2024 Mali Yılında Gelirler yüzde 2 Düşüşle 1,31 Milyar Avroya Geriledi
Perakende kanalı 2023’e kıyasla %5 büyüdü ve gelirlerin %70’ine ulaştı
E-ticaret de dahil olmak üzere perakende kanalı, şirketin perakende odaklı vizyonu ve pazardaki doğrudan varlığını güçlendirme hedefi doğrultusunda 2023’e kıyasla %5 büyüyerek toplam gelirlerin %70’ine ulaştı. Yönetim bir açıklamada, “Bu strateji, toptan satış kanalının (2024’te yaklaşık %20 düşüş yaşadı) ağırlığını, stratejik ortaklarla daha seçilmiş dağıtım lehine yeniden dengeleme arzusuna da yansıyor” açıklamasını yaptı.
Japonya ve Ortadoğu’nun yanı sıra Amerika kıtası da iyi performans gösterirken, Avrupa ve Asya’da özellikle 2024’ün ikinci yarısında zorlu durumlar yaşandı.
Valentino spa yönetim kurulu tarafından onaylanan taslak konsolide mali tabloya göre, faiz, vergi, amortisman ve itfa öncesi kâr (FAVÖK), aynı zamanda tek seferlik giderlerin de etkisiyle 2023’e göre %22 azalarak 246 milyon Euro olarak gerçekleşti.
Valentino, doğrudan işletilen mağaza ağına yatırım yapmaya devam ederek, müşterileriyle olan ilişkilerinde “benzersizlik, beceri ve müşteri odaklılık değerleri tarafından yönlendirilen” önemini teyit etti. E-ticaret, 2023’teki %11’e kıyasla (sabit döviz kurlarında artı %37) doğrudan satışların %15’ine ulaştı. L’Oréal’e lisanslı güzellik ve parfüm işinin katkısı olumluydu ve 2023’e kıyasla %51’lik bir artışla 2024’te büyümeyi teyit etti.
2024’te Valentino, Cinsiyet Eşitliği sertifikasını üst üste ikinci yıl korudu. Moda evi ayrıca perakende (butikler ve satış noktaları) için yeni bir şirket sözleşmesi ve İtalya’daki tüm çalışanlar için üretkenlik bonusları konusunda yeni bir anlaşma sunarak iş-yaşam dengesi ve refahta iyileştirmeler getirdi.
Sürdürülebilirliğe olan bağlılığıyla ilgili olarak, 2023’te tanımlanan strateji doğrultusunda, moda evi kendini özel eğitim programları, uzmanlaşmış komiteler ve işlevler arası çalışma grupları aracılığıyla özel yönetimi güçlendirmeye adadı. Mayıs 2025’te, grubun karbon ayak izini ve üç sütuna uygun olarak ana temel performans göstergelerine (KPI’ler) doğru ilerlemeyi gösteren 2024 Sürdürülebilirlik Raporu yayınlanacak: insanlar, gezegen, ürün.
Retail Talks’un bu bölümünde, Plus Scope Genel Müdürü Egemen Öztop ile mağaza içi robotları ve Tokinomo robotlarının sektöre katkılarını, sunduğu çözümleri konuştuk.
Sektörde pek görülmeyen uygulamaların nasıl fark yarattığı ve fiziksel mağazalarda eğlenceli deneyimlerin nasıl satışa dönüştüğü üzerine güzel bir sohbet gerçekleştirdik.
İyi seyirler…
“Mağaza içi robotlar ve alışverişte yeni dönem” Plus Scope, Egemen Öztop I Retail Talks
Bu yıl 17 Nisan’da Grand Pera Emek Sahnesi’nde gerçekleştirilen Perakende Medya Zirvesi 2025 sona erdi. Bi’Sektör tarafından ikinci kez düzenlenen zirve, Türkiye’de yalnızca perakende medyaya adanmış en kapsamlı içerik programıyla bu alandaki gelişmeleri çok boyutlu biçimde masaya yatırdı.
Buble Works kurucusu ve Master of Ceremony Atakan Babacan’ın sunuculuğunu üstlendiği etkinlik, Bi’Sektör Genel Yayın Yönetmeni Selda Ünal’ın açılış konuşmasıyla başladı. Tüm gün süren programda perakende medya ekosistemine yön veren markalar, teknoloji şirketleri, ajanslar ve araştırma kurumları sahnedeydi.
Zirvede gündeme gelen oturum başlıkları ve konuşulanlar ise şöyleydi…
Türkiye’nin Perakende Medya Araştırması oturumu ile programın açılışını XSIGHTS Pazarlama, Satış ve İş Geliştirme Direktörü Gökçe Özer ve Pazar Araştırmaları Lideri Ezgi Sönmez Özcan gerçekleştirdi. XSIGHTS tarafından Bi’Sektör için özel olarak hazırlanan araştırma, perakende medya mecrasına yönelik markaların ve tüketicilerin yaklaşımını sayılarla ortaya koydu. Katılımcıların %82’sinin perakende medyada görünür olmanın satın alma kararlarını etkilediğini düşündüğünü paylaşan ekip, medya yatırımlarının marka algısı üzerindeki etkisini de karşılaştırmalı grafiklerle aktardı.
Media Efficiency Through Full Funnel and Automation on TikTok
“Media Efficiency Through Full Funnel and Automation on TikTok” başlıklı oturumda, TikTok Head of Client Solutions Türkiye, Central & South Asia görevini yürüten Cihan Öztürk sahnedeydi. TikTok’un tam dönüşüm odaklı reklam modelleri, otomasyon çözümleri ve içerikle performans arasındaki yeni denge üzerine konuşan Öztürk, global örneklerle Türkiye’deki markalara da rehber olacak önerilerde bulundu. TikTok kullanıcılarının %91’inin izlediği içerikten sonra harekete geçtiğini belirten Öztürk, bu dönüşüm gücünü nasıl etkin kullanabileceklerini anlattı.
“Perakende Medyada Ses Reklamcılığı Çözümleri” oturumu, Karnaval Medya Grubu Genel Müdürü Burak Can’ın anlatımıyla gerçekleşti. Podcast’lerin, dijital radyoların ve müzik platformlarının reklam dünyasındaki yükselişine dikkat çeken Can, sesin marka hafızası oluşturmadaki etkisine vurgu yaptı. Karnaval’ın içerik üretimi, mecra çeşitliliği ve sesli reklam teknolojileri alanındaki yatırımları da örnek kampanyalar üzerinden aktarıldı.
“Smart Media, Smarter Brands” başlıklı panelde, perakende medya alanında dünya çapında danışmanlıklar yapan Retail Media Works’ten Colin Lewis ile Mimeda Genel Müdürü Kına Demirel sahnedeydi. Pasaportunda yaşanan teknik bir sorun nedeniyle Colin Lewis etkinliğe online bağlandı.
Oturumda, hem globalde hem de Türkiye’de perakende medyanın evrimi konuşulurken, teknolojik altyapılar, satın alma modelleri ve içerik stratejileri detaylı olarak ele alındı. Kına Demirel, Türkiye’de markaların perakende medya yol haritalarını ve Mimeda’nın bu süreçlerde nasıl konumlandığını örneklerle paylaştı.
Çok Kanallı Perakende Medya Stratejileri ve Başarı Hikayeleri
“Çok Kanallı Perakende Medya Stratejileri ve Başarı Hikayeleri” paneli GoWit CEO’su Emrah Adsan moderasyonundaydı. CarrefourSA CRM & Customer Experience Director Nur Sibel Öztürk, Teknosa Dijital Ticaret Kanalları Direktörü Tahir Yıldız, Koçtaş Digital Channels Manager Yasemin Gülle ve Beymen Business Development Manager Ceren Anlatıcı’nın katılımıyla gerçekleşen panelde, her markanın çok kanallı medya stratejisi masaya yatırıldı. Özellikle mağaza içi uygulamaların dijital verilerle eşleştirilmesi ve kampanya ölçümlemeleri üzerine yapılan paylaşımlar dikkat çekti.
Ardından Amazon Ads Strategic Account Manager Nesil Taştan Hoşafçı moderatörlüğünde, NIVEA Beiersdorf Performans Pazarlama Müdürü Gizem Ayyıldız Birlik ve Optdcom Performans Pazarlama Supervisor’ı Gamze Özçelik katılımı ile case’ler üzerinden bir anlatım yapıldı. Panelde, Amazon’un reklam çözümleri ve bu çözümlerin marka başarısına nasıl dönüştüğü Nivea örneği üzerinden anlatıldı. ROI ve ROAS hedefli kampanyaların veriye dayalı optimizasyonları aktarıldı.
Program öğle arasının ardından tüm hızıyla devam etti
“E-ticarette Başarıya Giden Yol” başlıklı sunumda IdeaSoft Kanal Satış Müdürü İbrahim Vıcıl sahnedeydi. Binlerce KOBİ’nin dijitalleşme sürecine eşlik eden IdeaSoft’un deneyimlerinden yola çıkarak, küçük ve orta ölçekli işletmelerin perakende medya ve e-ticaret yatırımlarına nasıl entegre olabileceği anlatıldı. Özellikle self-servis kampanya yönetimi gibi düşük maliyetli çözümler dikkat çekti.
The Next Frontier: The Future of Finance in Retail Media
“The Next Frontier: The Future of Finance in Retail Media” paneli Tooplay Chief Revenue Officer ve Goodroll Partner Emir Sanlı’nın moderasyonuyla gerçekleşti. Panelin ilk kısmında, Baysal Sezgin Law Founder ve MMA Türkiye Secratary General Av. Özlem Sezgin regülasyon tarafındaki riskleri ve dikkat edilmesi gereken hukuki başlıkları ele aldı. İkinci bölümde ise Akbank Akbank Vice President Media Planning Mustafa Ersoy ve Odeabank Dijital Marketing CoE Lead Seyfullah Şölen, bankacılık sektörünün medya yatırımlarına bakışını ve markaların kredi/değer ilişkilerinde reklam harcamalarının etkisini paylaştı.
“Geleceği Şekillendiren Stratejiler” panelinde Mimeda İş Geliştirme ve Satış Direktörü Hamitcan Balcı yer aldı. Panelde, markalarla kurulan iş birliklerinin ölçümleme, optimizasyon ve teknoloji altyapıları çerçevesinde nasıl sürdürülebilir hale getirildiği örneklerle anlatıldı. Özellikle M-Link teknolojisinin sağladığı self-servis reklam olanakları gibi öne çıkan konular ilgi çekti.
Rafların Ötesinde: Marka, Teknoloji ve Tüketici Arasındaki Yeni Düzen
“Rafların Ötesinde: Marka, Teknoloji ve Tüketici Arasındaki Yeni Düzen” oturumunda Omnicom Media Group Chief Digital Officer Atakan Demirci moderasyonundaydı. Unilever Head of Media Arda Kılıç, Eti Sr. Media & E-commerce Unit Manager Hilal Yılmaz ve Mathrics Customer Success Director Emre Öztürk’ün katıldığı oturumda ajans–marka–teknoloji üçgeninde yaşanan dönüşüm konuşuldu. Panelde veri odaklı medya planlamaları, içerik üretim stratejileri ve çok kanallı kampanya yönetimi öne çıkan konular oldu.
Omnichannel Medya Aktivasyonları ile Zenginleştirilmiş Perakende Medya Çözümleri
“Omnichannel Medya Aktivasyonları ile Zenginleştirilmiş Perakende Medya Çözümleri” başlıklı sunumda Adform Commercial Director Ekrem Ekicigil sahnedeydi. Connected TV (CTV) ve dijitali aynı potada birleştiren Füzyon Planlama yaklaşımıyla perakende medya yatırımlarının nasıl entegre hale geldiği aktarıldı. Görünürlük, dönüşüm ve hedefleme gibi alanlarda sağlanan verimlilik verilerle desteklendi.
Kapanış Konuşması Bi’Sektör Genel Yayın Yönetmeni Selda Ünal ve Master of Ceremony Atakan Babacan tarafından yapıldı. Zirvede anlatılan tüm hikâyelerin perakende medyanın yalnızca bir reklam alanı değil, aynı zamanda deneyim ve etki yaratma sahası olduğunu gösterdiği vurgulandı. Birlikte öğrenilenlerin, gelecekteki yatırımların da yönünü şekillendireceği dile getirildi.