Ana Sayfa Blog Sayfa 18

LC Waikiki, Geleceğin Perakende ve Moda Profesyonellerine Yatırım Yapıyor

Perakende sektöründe yetenek yönetimi, şirketlerin uzun vadeli büyüme stratejilerinin önemli parçalarından biri haline geliyor. LC Waikiki’nin üniversite öğrencilerine yönelik hayata geçirdiği Waikiki Challengers programı da bu yaklaşımın dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Bu yıl yaklaşık 1.600 öğrencinin başvurduğu program, gençleri moda ve perakendenin geleceğine yönelik fikirler geliştirmeye teşvik ederken aynı zamanda iş dünyasını yakından deneyimleme fırsatı sunuyor. Şirket, yarışma formatının ötesine geçen bu yapı ile geleceğin çalışanlarını daha öğrencilik döneminde keşfetmeyi hedefliyor.

İşveren Marka Müdürlüğü liderliğinde ve Kurumsal Akademi iş birliğiyle yürütülen program kapsamında katılımcılar, gerçek iş problemleri üzerinde çalışarak profesyonel deneyim kazanma imkânı elde etti.

Genç Tüketiciyi Anlamak Yeni Nesil Yetkinlik Haline Geliyor

lc waikiki 1

Bu yılın vaka çalışması, LC Waikiki’nin genç moda markası XSIDE odağında kurgulandı. Öğrencilerden markanın genç tüketiciler arasındaki bilinirliğini artıracak, tercih edilme oranını yükseltecek ve hedef kitlesiyle daha güçlü bağ kurmasını sağlayacak projeler geliştirmeleri istendi.

Tekstil mühendisliği, moda tasarımı, endüstri mühendisliği, işletme ve pazarlama gibi farklı disiplinlerden gelen öğrencilerin aynı problem üzerinde çalışması, perakendenin artık çok disiplinli bir bakış açısı gerektirdiğini de ortaya koyuyor.

Başvuru sürecinin ardından 365 öğrenci vaka çalışmasını tamamlarken, değerlendirmeler sonucunda 85 öğrenci finale kaldı. Final gününde ise 11 takım projelerini şirket yöneticileri ve jüri üyelerine sundu.

Program boyunca öğrenciler yalnızca marka stratejisi geliştirmedi; ekip çalışması, veri analizi, problem çözme ve sunum becerileri gibi iş hayatında kritik öneme sahip alanlarda da deneyim kazandı.

Yetenek Yarışları İnsan Kaynağı Stratejisinin Parçasına Dönüşüyor

Perakende ve moda sektöründe genç yeteneklere ulaşmak giderek daha rekabetçi hale gelirken, şirketler klasik işe alım süreçlerinin ötesine geçen modeller geliştirmeye başlıyor.

Waikiki Challengers da bu dönüşümün bir parçası olarak değerlendirilebilir. Program sonunda başarılı bulunan öğrenciler için staj süreçleri başlatılırken, katılımcılar şirketin gelecekteki yetenek havuzunun bir parçası olarak görülüyor.

Perakende açısından bakıldığında bu tür projeler yalnızca bir öğrenci yarışması değil; şirketlerin gelecekte ihtiyaç duyacağı yetkinlikleri erkenden keşfetmesini sağlayan stratejik platformlara dönüşüyor. Özellikle moda ve perakende sektöründe değişen tüketici beklentileri düşünüldüğünde, genç kuşakların bakış açısını iş süreçlerine dahil etmek şirketler için giderek daha önemli hale geliyor.

Nespresso Türkiye’nin Yeni Genel Müdürü Emre Tezel Oldu

Premium kahve deneyiminin referans noktası Nespresso Türkiye’de üst düzey bir atama gerçekleşti. Ağustos 2025’ten bu yana Nespresso Türkiye’de Pazarlama Direktörü olarak görevini sürdüren Emre Tezel, Nespresso Türkiye Genel Müdürü olarak atandı.

Hızlı tüketim sektöründe pazarlama ve satış alanlarında 16 yılı aşkın deneyimi bulunan Emre Tezel, Nespresso Türkiye Genel Müdürü olarak 1 Haziran 2026 tarihi itibarıyla yeni görevine başladı.

Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği’nde tamamlayan ve kariyerinin ilk yıllarında global şirketlerde farklı görevler alan Emre Tezel, 2017 yılında Nestlé Türkiye’ye katıldı. Nestlé Türkiye bünyesindeki 9 yıllık kariyerinde; satış ve pazarlama fonksiyonlarında farklı yöneticilik rolleri üstlendi. Ağustos 2025’ten beri Nespresso Türkiye Pazarlama Direktörü olarak görev alan Tezel, 1 Haziran 2026 tarihinden itibaren Nespresso Türkiye’nin büyüme yolculuğuna liderlik edecek.

Borusan Grubu’nda Üst Yönetimde Yeni İsim

Türkiye’nin köklü sanayi gruplarından Borusan Grubu’nda, 1 Temmuz 2026 itibarıyla geçerli olacak bir üst düzey atama gerçekleşti. Borusan Grubu’nda Grup CFO, Finansman, Mali İşler ve Ortak Hizmetler Başkanı ile Borusan Yatırım ve Pazarlama A.Ş. Genel Müdürü olarak görev yapan Barış Kökoğlu, 23 yıllık görev süresinin ardından 30 Haziran 2026 tarihinde emekli olacak. Barış Kökoğlu’nun uzun yıllar başarıyla yürüttüğü bu göreve Mehmet Çayırezmez, Grup CFO olarak atandı. Çayırezmez, görevine 1 Temmuz 2026 itibarıyla başlayacak.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan ve Bilkent Üniversitesi’nde MBA eğitimini tamamlayan Çayırezmez, kariyerine Anadolu Efes’te başladı. Ardından PepsiCo, Evyap Holding, Getir ve Huhtamaki Elif Global Esnek Ambalaj gibi farklı ölçek ve sektörlerde CFO, Grup CFO ve ülke genel müdürlüğü gibi üst düzey görevlerde sorumluluk üstlendi.

2022 yılından bu yana Beymen Grup’ta Grup CFO olarak görev yapan Çayırezmez, kariyeri boyunca farklı ülkelerde faaliyet gösteren büyük ölçekli organizasyonlarda üst düzey finans ve yönetim fonksiyonlarına liderlik etti. Birleşme ve satın almalar (M&A), finansal portföy yönetimi ve kurumsal dönüşüm alanlarında önemli deneyimler edinen Çayırezmez, çok uluslu ve çok paydaşlı yapılardaki tecrübesiyle dikkat çekiyor.

Barış Kökoğlu, Borusan Grubu’na yönetim kurulu üyelikleri ve danışman olarak destek vermeyi sürdürecek.

The New Society, Çok Markalı Perakendeden Kendi Mağaza Modeline Hazırlanıyor

İspanyol moda markası The New Society, çocuk giyimde fark ettiği bir pazar boşluğundan doğan iş modelini bugün küresel bir moda operasyonuna dönüştürmüş durumda. Kadın giyim ve genç koleksiyonlarını da portföyüne ekleyen marka, bugün 600’den fazla satış noktasında faaliyet gösterirken ilk fiziksel perakende yatırımına hazırlanıyor.

images 2

Markanın kurucusu Estefanía Grandío, The New Society’yi 2018 yılında Almanya’da Hugo Boss’ta görev yaptığı dönemde kurdu. Başlangıçta yalnızca çocuk giyime odaklanan marka, zamanla müşteri taleplerinin etkisiyle kadın giyim ve genç kategorilerine de genişledi. Şirket bugün Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’da faaliyet gösteren geniş bir toptan satış ağına sahip.

Eylül ayında El Corte Inglés bünyesinde ilk kendi concession alanını açacak olan marka, 2027 yılında ise ilk bağımsız mağazasını hayata geçirmeyi planlıyor.

Büyümenin Temelinde Çok Markalı Perakende Yer Alıyor

The New Society’nin büyüme hikâyesinin dikkat çekici taraflarından biri, markanın bugüne kadar kendi mağaza ağından çok toptan satış modeliyle büyümüş olması.

Şirket bugün yaklaşık 24 farklı satış temsilcisi ve distribütör ağıyla çalışıyor. Bu yapı sayesinde marka; Le Bon Marché, Galeries Lafayette, Smallable, MyTheresa, Luisa Via Roma ve John Lewis gibi önemli perakende oyuncularının bulunduğu 600’den fazla satış noktasına ulaşmış durumda.

Grandío’ya göre her pazarın dinamikleri farklı çalışıyor ve yerel uzmanlık bu nedenle kritik önem taşıyor. Hangi ürünün hangi pazarda başarılı olacağını, hangi mağazaların markaya uygun olduğunu ve müşteri sadakatinin nasıl oluşturulacağını yerel iş ortakları belirliyor.

Bu yaklaşım, bağımsız moda markalarının uluslararası büyümede doğrudan mağaza yatırımı yerine kontrollü toptan satış ağlarını neden tercih ettiğini de gösteriyor.

Çocuk Giyimden Yaşam Tarzı Markasına

The New Society’nin kuruluş hikâyesi de dikkat çekici bir tüketici içgörüsüne dayanıyor. Grandío, çocuk giyim mağazalarında farklı markalardan ürünler bir araya getirerek istediği görünümü oluşturmak zorunda kaldığını fark ettiğinde pazardaki boşluğu görmüş.

the new society

Marka bu nedenle yalnızca belirli ürün kategorilerine odaklanmak yerine denimden trikoya, dış giyimden mayo koleksiyonlarına kadar geniş bir ürün ekosistemi oluşturdu. Zaman içerisinde müşteriler çocuk koleksiyonlarının yetişkin versiyonlarını talep etmeye başlayınca kadın koleksiyonları ortaya çıktı.

Bugün ise markanın en hızlı büyüyen kategorilerinden biri genç tüketicilere yönelik geliştirilen “teen” koleksiyonu olarak öne çıkıyor. Bu kategori, çocuk giyim ile yetişkin koleksiyonları arasında doğal bir geçiş noktası oluşturuyor ve müşterilerin marka içinde daha uzun süre kalmasına yardımcı oluyor.

The New Society’nin büyüme modeli, moda sektöründe bağımsız markaların uluslararası ölçekte nasıl ölçeklenebileceğine dair önemli bir örnek sunuyor. Şirketin bugüne kadar mağaza yatırımlarından çok güçlü bir toptan satış ağı üzerinden büyümesi, çok markalı perakendenin özellikle gelişmekte olan moda markaları için hâlâ kritik bir kanal olduğunu gösteriyor. İlk mağaza yatırımıyla birlikte marka yeni bir döneme hazırlanırken, büyümenin merkezinde yine ürün, dağıtım ve müşteri deneyimi arasındaki denge yer alıyor.

Mavi, 35’inci Yılında Müşteri Tabanını 6,2 Milyona Taşıdı

35’inci yılını kutlayan Mavi, 2026’nın ilk çeyreğinde 344 bin yeni üye kazanarak aktif müşteri tabanını 6,2 milyona ulaştırdı. Makroekonomik belirsizliklere rağmen sağlam bilanço yapısını koruyan dev marka, ilk 3 ayı 12 milyar 701 milyon TL konsolide gelir ve 7 milyar 37 milyon TL net nakit pozisyonuyla tamamladı.

Enflasyon muhasebesine göre düzenlenmiş 1 Şubat- 30 Nisan 2026 tarihlerini kapsayan ilk çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Jeopolitik ve makroekonomik belirsizlikler etkisinde geçen raporlama döneminde, Mavi’nin konsolide gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2 düşüşle 12 milyar 701 milyon TL, net kârı ise 543 milyon TL olarak gerçekleşti. Başarılı marka yönetimi, müşteri odaklı iletişimi, dinamik ürün planlama ve fiyatlama stratejisi ve disiplinli faaliyet giderleri yönetimi sayesinde Şirket ilk çeyreği, 2 milyar 500 milyon TL FAVÖK ve yüzde 19,7 FAVÖK marjı ile tamamladı. Faaliyetlerinden nakit yaratmayı sürdürerek sağlam bilanço yapısını koruyan Mavi, 7 milyar 37 milyon TL net nakit pozisyonuna ulaştı.

Şirketin pay geri alım programı, azami süre olan bir yılın tamamlanmasıyla sona erdi. Program kapsamında geri alınan B grubu payların toplam adedi 14.512.000’e ulaşırken, bu tutar şirket sermayesinin yaklaşık yüzde 1,83’üne karşılık geldi. Şirket, hissedarlarına değer yaratmak maksadıyla geri aldığı payların tamamını sermaye azaltımı yoluyla iptal edecek.

3 ayda 344 bin yeni müşteri kazanarak aktif müşteri sayısını 6,2 milyona taşıdı.

Mavi bugün, dünyada 32 ülkede 496 mağaza ve yaklaşık 4.000 satış noktasında müşterileriyle buluşuyor. Perakende, dijital ve omnichannel yatırımlarına devam eden şirket, ilk çeyrekte ABD’de 2 mağaza açılışı, Türkiye’de ise 3 mağaza genişlemesi ve 7 mağaza yenilemesi gerçekleştirdi.

Her yıl 1 milyonun üzerinde yeni müşteri kazanan Mavi, yılın ilk çeyreğinde 344 bin yeni müşteriye ulaşarak aktif müşteri sayısını 6,2 milyona taşıdı. Mavi App kullanıcısı ise 5,5 milyon kişiye, 24 yaş altı gençlere yönelik hayata geçirdiği Kartuş Genç programının üye sayısı ise 436 bine yükseldi.

“35’inci yılımız olan 2026’ya büyük bir motivasyonla başladık”

mavi magaza

Mavi CEO’su Cüneyt Yavuz, Mavi’nin 2026 yılı ilk çeyrekteki performansıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:

“Mavi olarak 35’inci yılımızı kutladığımız 2026 yılına büyük bir motivasyonla başladık. Tüketici talebinin zayıf seyrettiği, enflasyonla mücadele adımları ve makroekonomik belirsizliklerin sürdüğü ilk çeyrekte, kendi kontrolümüzde olan her bir noktayı, derin sektörel birikimimizden güç alarak, büyük bir disiplinle en verimli şekilde yönettik. Bu sayede sağlam bilanço yapımızı korumayı, operasyonel kârlılığımızı güçlü ve istikrarlı seviyelerde tutmayı başardık. Yeni yıla Türkiye’de hiç borcumuz olmadan, güvenle başlamıştık. İlk çeyrekte de faaliyetlerimizden yüksek nakit ve kâr yaratmaya devam ederek, 7 milyar 37 milyon TL net nakit pozisyonuna ulaştık.

Uzun vadeli sürdürülebilir büyüme hedeflerine odaklanarak perakende yatırımlarına devam ediyoruz ve 2026 yılını, Türkiye’de 15 net yeni mağaza açılışı, 15 mağazada metrekare genişlemesi, 30 mağazada yenileme ve ABD’de 6 yeni mağaza açılışı ile tamamlamayı planlıyoruz.

Etkili, verimli ve dinamik stok yönetimi, kontrollü işletme giderleri ve titiz gider yönetimimizi, “doğru ürün, doğru fiyat, premium kalite” stratejimizle destekleyerek, müşterilerimizde güven oluşturmayı ve gardıroplarındaki yerimizi güçlendirmeyi sürdürdük. Türkiye jean pazarındaki uzun soluklu liderliğimizin yanı sıra toplam hazır giyimde ilk 3’teki yerimizi koruyarak, casual giyimin ilk adresi olmaya devam ettik.

“Hepimizin Mavi’si” yaklaşımımızla, her yaşa, her bedene, her yaşam ve giyim tarzına hitap eden çeşitli ve çok boyutlu ürün portföyümüz ve omnichannel satış stratejimizle hem yeni müşteri kitlelerine ulaşmayı hem de mevcut müşterilerimizle daha yakın bir ilişki kurmayı sürdürdük. Gençliğin dinamizmiyle yol alan bir marka olarak, Nisan 2025’te hayata geçirdiğimiz ve 24 yaş altındaki gençlerin beklenti ve ihtiyaçlarına özel tasarlanmış Kartuş Genç programımızın üye sayısını yarım milyona yaklaşan bir seviyeye taşıdık. Alanının en iyisi CRM programımız sayesinde, veriye dayalı yöntemlerle kişiye özel aksiyonlar alarak fark yarattık.

“Pazarlama yatırımlarımıza ve kesintisiz iletişime devam ediyoruz”

Sürdürülebilir büyümeyi odağımıza alarak, pazarlama faaliyetlerimize hız kesmeden yatırım yapmaya devam ediyoruz. Yılın başından bu yana, uzun soluklu marka yüzlerimiz Kıvanç Tatlıtuğ ve Serenay Sarıkaya ile birlikte Mavi’nin premium marka algısını güçlendirmeye, ikonik jean’lerini ve marka duruşunu yeni hikayelerle anlatmaya devam ettik.

Gençlikle temasımızı, marka değerlerimizle örtüşen, gençliğe ilham ve motivasyon veren yıldız sporculara verdiğimiz destekle daha da pekiştirdik. Azmi, kararlılığı ve duruşuyla Türk tenisinde yeni bir dönemi temsil eden Zeynep Sönmez’in ardından, futbolun yeniden dünyanın ortak diline dönüştüğü bir dönemde Kenan Yıldız’ı, “Çok Mu Çok Yıldız” isimli güçlü bir kampanya ile marka elçilerimiz arasına kattık. Kenan sahada gösterdiği başarılı performansın yanı sıra, doğal karizması ve özgüveniyle, karakteri, çalışma disiplini ve stiliyle yeni nesil için yepyeni bir referans halini almış durumda. Marka hikayemize çok yakışan bu işbirliğiyle daha geniş kitlelere ulaşacağımıza ve birlikte büyümeye devam edeceğimize inancımız tam.

“Sektörümüzde sürdürülebilirlik lideri olmayı sürdürüyoruz”

Yolculuğumuzun en başından beri, dünyanın öncü jean ve lifestyle markalarından biri olmanın verdiği sorumlulukla, uzun vadeli değer yaratma hedefiyle hareket ediyoruz. TIME Dergisi ve Statista tarafından hazırlanan “World’s Best Companies – Sustainable Growth” isimli araştırmada, sürdürülebilir büyümede dünyanın en iyi 2’nci şirketi seçildik ve global hazır giyim sektöründeki liderliğimizi sürdürdük. Dünyanın en büyük çevre raporlama platformu CDP’nin (Carbon Disclosure Project) İklim Değişikliği ve Su Güvenliği programlarının her birinden A notu alarak, üçüncü kez üst üste çift A notuyla CDP’nin global iklim liderleri arasına girdik. S&P Global tarafından 9.200 şirketin değerlendirildiği Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi kapsamında “The Sustainability Yearbook 2026”ya girmeye hak kazandık ve Türkiye’yi temsil eden ilk ve tek hazır giyim markası olduk. Sürdürülebilirlik çalışmalarımızın uluslararası arenada bu şekilde takdir görmesinden dolayı çok mutlu ve gururluyuz.”

Amazon Alışverişte Görsel Aramayı Yeniden Tanımlıyor

Amazon, yapay zekâ destekli alışveriş deneyimini geliştirmeye yönelik yatırımlarına bir yenisini ekledi. Şirket, Amazon Shopping uygulamasına entegre ettiği yeni yapay zekâ görüntü oluşturma aracıyla tüketicilerin aradıkları ürünü tarif ederek görselleştirmesine olanak tanıyor.

Yeni sistem, kullanıcıların renk, desen, doku veya stil gibi özellikleri yazarak tarif ettiği ürünlerin görsellerini oluşturuyor. Oluşturulan görseller arasından tercih yapan kullanıcılar, benzer ürünlere doğrudan ulaşabiliyor. İlk aşamada moda ve ev yaşam kategorilerinde kullanıma sunulan çözümün ilerleyen dönemde daha fazla ürün kategorisine yayılması planlanıyor.

Amazon’un amacı, tüketicilerin tam olarak ne aradığını ifade etmekte zorlandığı durumlarda alışveriş sürecini daha sezgisel hale getirmek ve ürün keşfini hızlandırmak.

Arama Çubuğundan Görsel Keşfe Geçiş

Perakendede ürün arama deneyimi son yıllarda önemli bir dönüşüm geçiriyor. Geleneksel anahtar kelime bazlı aramalar yerini giderek daha görsel ve sohbet tabanlı deneyimlere bırakıyor.

Amazon’un yeni aracı da bu dönüşümün bir parçası olarak görülüyor. Kullanıcılar artık yalnızca ürün adı yazmak yerine, akıllarındaki ürünü tarif ederek yapay zekânın oluşturduğu alternatifler arasından seçim yapabiliyor. Böylece özellikle moda, dekorasyon ve yaşam tarzı kategorilerinde daha kişisel bir alışveriş deneyimi sunulması hedefleniyor.

Şirket son yıllarda Amazon Lens, Lens Live ve görsel öneri sistemleri gibi birçok çözümü devreye alarak görsel arama yeteneklerini geliştirmeye odaklanmıştı. Yeni yapay zekâ destekli görsel oluşturma sistemi ise bu stratejinin en güncel adımı olarak öne çıkıyor.

Yapay Zekâ Alışveriş Yolculuğunun Merkezine Yerleşiyor

Amazon yalnızca ürün arama tarafında değil, alışveriş yolculuğunun tamamında yapay zekâyı daha görünür hale getiriyor. Şirket son dönemde Alexa for Shopping gibi sohbet tabanlı alışveriş asistanlarını devreye alırken, ürün önerileri ve kişiselleştirme alanlarında da yapay zekâ kullanımını artırıyor.

Yeni duyurulan “Shop by Style” özelliği de bu yaklaşımın bir parçası olarak dikkat çekiyor. Yapay zekâ tarafından oluşturulan stil kolajları sayesinde kullanıcılar belirli ürünleri değil, belirli yaşam tarzlarını veya moda anlayışlarını keşfedebiliyor. Bu da alışveriş deneyiminin ürün odaklı yapıdan ilham odaklı yapıya doğru evrildiğini gösteriyor.

Amazon’un son hamlesi, perakendede rekabetin artık yalnızca ürün çeşitliliği veya fiyat üzerinden şekillenmediğini ortaya koyuyor. Tüketicilerin ürünü nasıl keşfettiği, nasıl ilham aldığı ve satın alma kararına nasıl ulaştığı giderek daha kritik hale gelirken, yapay zekâ da bu sürecin merkezindeki teknolojilerden biri haline geliyor.

Türkiye Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörünün Büyüklüğü 2,1 Trilyona Ulaştı

TÜBİSAD, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörü 2025 Yılı Pazar Verileri’ni açıkladı. Rapora göre sektör, TL bazında bir önceki yıla kıyasla yüzde 77 oranında büyüyerek 2 trilyon 100 milyar TL’lik hacme ulaştı.
 
Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), 2025 yılı “Bilgi ve İletişim Teknoloji Sektörü Pazar Verileri”ni açıkladı. Açılış konuşmalarını TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak’ın yaptığı toplantıda, Deloitte Teknoloji ve Dönüşüm Hizmetleri Lideri Hakan Göl, 2025 raporunun sonuçlarını paylaştı. 
 
2025 yılında raporda 13 bin 186 şirketin verisi yer aldı. Rapora göre Türkiye Bilgi ve İletişim pazarı büyüklüğü 2025 yılında TL bazında bir önceki yıla kıyasla yüzde 77 oranında büyüyerek 2 trilyon 129,3 milyar TL’ye ulaştı. Sektörün dolar bazındaki büyüklüğü ise yüzde 47’lik artışla 53,8 milyar dolara çıktı. Enflasyondan arındırılmış (reel) büyüme incelendiğinde, TL bazında yüzde 42,6, dolar bazında yüzde 35 büyüme gözlemlendi. 2021-2025 yılları arasında sektörün TL bazındaki yıllık ortalama büyümesi yüzde 68 civarında seyretti.

Alt kategoriler 

Toplam sektör büyüklüğünü oluşturan iki ana unsura bakıldığında; Bilgi Teknolojileri, 2021–2025 döneminde sürdürülebilir bir büyüme ivmesi göstererek sektör büyümesinin temel itici gücü haline geldi.
 
Bir önceki yıla göre yüzde 85 büyüyen bilgi teknolojileri, 2025 yılında 1.261,5 milyar TL’ye ulaşırken; iletişim teknolojileri ise yüzde 67 büyüyerek 867,6 milyar TL’ye çıktı. Dolar bazında ise Bilgi teknolojileri yüzde 53 büyüyerek 31,9 milyar dolara yükselirken, iletişim teknolojileri ise yüzde 38 büyüyerek 21,9 milyar dolara ulaştı.
 
Bilgi Teknolojileri Donanım kategorisi yüzde 27 büyüyerek 293 milyar TL seviyesine çıkarken, Yazılım yüzde 124 büyüyerek 760,9 milyar TL oldu. Bilgi Teknolojileri Hizmet ise yüzde 83 büyüyerek 207,6 milyar TL’ye ulaştı. İletişim Teknolojileri Elektronik Haberleşme kategorisi yüzde 112 büyüyerek 620,2 milyar TL’ye, Donanım kategorisi ise yüzde 9 büyüyerek 247,4 milyar TL’ye çıktı.

Teknoloji Geliştirme Bölgeleri

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanan istatistikler baz alındığında 2024-2025 yılları arasında teknokent sayısının yüzde 8,6 artarak 114’e çıktığı ve şirket sayısının yüzde 12,5 oranında artarak 12 bin 996’ya geldiği görüldü. Teknoloji geliştirme bölgelerinde çalışan kişi sayısı yüzde 10,1 artışla 130 bin 490 kişiye ulaştı. Teknokentlerin toplam cirosu yüzde 98,6 büyüme ile 371,5 milyar TL’den 738 milyar TL’ye çıktı. Cirodaki artışla birlikte yüzde 74,4’lük artış oranıyla toplam ihracat 98,6 milyar TL’den 172 milyar TL’ye yükseldi.


İhracat 

2025 yılında toplam ihracatta yüzde 76’lık büyüme gözlendi ve 195,8 milyar TL’ye ulaştı. Toplam ihracat içerisindeki en büyük payı Bilgi Teknolojileri Yazılım kategorisi aldı. BT Yazılım ihracatı yüzde 72 oranında büyüyerek 177,9 milyar TL tutara ulaştı. Sektörün toplam ihracatı 2021-2025 yılları arasında dolar bazında yıllık ortalama yüzde 26 büyüyerek, 4,95 milyar dolar seviyesine çıktı.

İstihdam

Sektörün toplam istihdamı yüzde 17’lik büyümeyle 2025 yılında 289 bin kişiye ulaştı. Kadın çalışan sayısı 2024 yılına göre 7 puan artışla yüzde 33’e ulaştı. Bu veri, BİT sektöründe çalışan her üç kişiden birisinin kadın olduğunu ortaya koyuyor.
 
TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak, “2025 yılı verileri, Türkiye teknoloji sektörünün ölçek, yetkinlik ve küresel rekabet gücü açısından önemli bir eşiği geride bıraktığını gösteriyor. Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektörümüz 2,1 trilyon TL büyüklüğe ulaşırken, ekonomimiz içindeki payını yüzde 3,38 seviyesine yükseltti. Son beş yılda yaklaşık 2,5 kat artan ihracatımız 5 milyar dolar seviyesine yaklaşırken, teknokent şirketlerimizin dolar bazında yüzde 65 büyümesi ve yazılımın sektör içindeki payının yüzde 60’a ulaşması, Türkiye’nin yüksek katma değerli teknoloji üretiminde yeni bir döneme girdiğini ortaya koyuyor. Bugün artık yalnızca teknolojiyi kullanan değil; geliştiren, ihraç eden ve küresel ölçekte rekabet eden bir Türkiye’den söz ediyoruz. Türkiye’nin küresel BİT pazarından aldığı payın yüzde 0,97 seviyesine yükselmesi ve 53,8 milyar dolarlık pazar büyüklüğünün bölgesel ekonomik ağırlığımızla uyumlu bir görünüm sergilemesi, ülkemizin teknoloji ekosisteminin ulaştığı ölçeği ve olgunluğu ortaya koymaktadır. Türkiye’nin geleceği için teknoloji, teknolojinin geleceği için ise güçlü bir ekosistem gereklidir. Güçlü insan kaynağımız, girişimcilik kapasitemiz ve gelişen teknoloji ekosistemimizle Türkiye’nin bölgesinin en güvenli, en yetkin ve en ölçekli teknoloji merkezi olduğuna inanıyoruz. Kamu, özel sektör, girişimler ve akademinin birlikte değer ürettiği ekosistem ekonomisi, Teknolojiyle Güçlenen Türkiye vizyonunun temelini oluşturmaktadır. Odaklandığımız, birleştiğimiz ve birlikte etki yarattığımız ölçüde ülkemizin teknoloji alanındaki küresel konumunu daha da güçlendireceğimize inanıyoruz” dedi.
Raporda öne çıkanlar

  • Türkiye BİT sektörü 2 trilyon TL eşiğini aşarak ekonomideki stratejik konumunu güçlendirdi: Türkiye BİT sektörü, 2025 yılında TL bazında %77 büyüyerek 2,1 trilyon TL büyüklüğe ulaşırken, sektörün GSYİH (Gayrisafi Yurtiçi Hasıla) içerisindeki payı %2,77‘den %3,38‘e yükselmiştir. Bu görünüm, dijital ekonominin Türkiye ekonomisindeki ağırlığının arttığına işaret etmektedir.
  • Reel büyüme verileri sektörün sürdürülebilir büyüme eğilimini doğruluyor: Enflasyondan arındırılmış veriler incelendiğinde, sektörün son beş yılda TL bazında yıllık ortalama %12, dolar bazında ise %11 reel büyüme kaydettiği görülmektedir. Bu durum büyümenin yalnızca fiyat etkisinden değil, gerçek hacim artışından kaynaklandığını göstermektedir.
  • Sektör büyümesinin ana taşıyıcısı yazılım segmenti oldu: 2025 yılında BT-Yazılım segmenti geçen yıla kıyasla TL bazında %124, dolar bazında ise %86 büyüme kaydetmiştir. Yazılımın toplam BT pazarı içindeki payının 2024 yılına kıyasla %50‘den %60‘a yükselmesi sektör kompozisyonundaki dönüşüm olasılığına işaret etmektedir.
  • Teknokent ekosistemi sektörel büyümenin itici gücü konumunda: Teknokent şirketlerinin toplam cirolarılarının 2025 yılında dolar bazında yaklaşık %65, ihracatlarının ise %45 arttığı tespit edilmiştir. Bu durum, teknokent ekosisteminin yüksek katma değerli teknoloji üretiminin ve ihracatının itici güçlerinden birisi olduğunu göstermektedir.
  • BİT ihracatı son beş yılda yaklaşık 2,5 kat büyüdü: 2021 yılında yaklaşık 2 milyar dolar seviyesinde olan sektör ihracatı, 2025 yılında yaklaşık 5 milyar dolara ulaşmıştır. Bu performans, sektörün büyümesinin yalnızca iç talep kaynaklı olmadığını, aynı zamanda ülkemizdeki BİT sektörü oyuncularının küresel pazarlarda da ölçeklenebildiğini göstermektedir.
  • Türkiye’nin teknoloji ihracatı yazılım ağırlıklı bir yapıya evriliyor: 2025 yılında gerçekleştirilen yaklaşık 196 milyar TL‘lik (4,95 milyar USD) BİT ihracatının %90‘ından fazlası BT-Yazılım segmentinden gelmiştir. Bu görünüm, Türkiye’nin uluslararası pazarlarda bilgi yoğun ve yüksek katma değerli alanlarda rekabet gücü oluşturduğunu göstermektedir.
  • Türkiye’nin küresel BİT pazarından aldığı pay geçen yıla kıyasla artış gösterdi: Türkiye’nin küresel BİT pazarından aldığı pay %0,72‘den %0,97‘ye yükselmiştir. Bu artış, Türkiye’nin yalnızca iç pazarda değil, küresel teknoloji ekosistemi içerisinde de daha görünür ve rekabetçi bir konuma geldiğini göstermektedir.
  • Türkiye’nin teknoloji büyümesi istihdam yaratmaya devam ediyor: Sektörde çalışan sayısı 289 bine ulaşırken, çalışanların yaklaşık %80‘i bilgi teknolojileri alanında görev yapmaktadır. Kadın çalışan sayısındaki 7 puanlık artışla birlikte, toplam istihdam içindeki kadın oranı %33 olarak gerçekleşmiştir. Bir başka ifadeyle, BİT sektöründe çalışan her 3 kişiden birisi kadındır.
  • Şirketler yapay zekayı stratejik bir dönüşüm aracı olarak konumlandırıyor: Şirketlerin %90’ının yapay zekayı iş süreçlerinde aktif olarak kullanması veya değerlendirme sürecinde olması, sektörün yapay zeka benimsenme seviyesinin kritik bir olgunluk eşiğini aşmış olduğunu göstermektedir.
  • Yapay zeka yatırımlarında ilk kazanımlar verimlilik odaklı şekilleniyor: Katılımcılar, yapay zeka uygulamalarının ve bu alanda yaptıkları harcamaların en güçlü etkisini operasyonel süreçler ve çalışan üretkenliği üzerinde gözlemlerken, gelecek beklentileri de aynı değer alanlarına odaklanmaktadır.
  • “Türkiye’nin BİT pazar büyüklüğü, bölgesel ekonomik ağırlığı ile uyumlu bir görünüm sergilemektedir: Türkiye’nin MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) bölgesi GSYİH’si içerisindeki %33,8‘lik payı esas alındığında, bölgenin 154 milyar dolarlık 2025 BİT pazarından alması beklenen pay yaklaşık 52 milyar dolar seviyesindedir. Çalışmamız kapsamında hesaplanan 53,8 milyar dolarlık Türkiye BİT pazar büyüklüğü bu referans değere yakın olup, tahminlenen sektör büyüklüğünün uluslararası çalışmalarla uyumlu olduğuna işaret etmektedir.”  – Kaynak: IMF, Gartner

Moda Perakendesinde Mystery Shopper Dönüşümü: Denetimden Koçluğa

Uzun yıllardır moda perakendesinde mağaza deneyimini ölçmek için kullanılan mystery shopper – gizli müşteri uygulamaları, yeni dönemde farklı bir role evriliyor. Geçmişte daha çok hizmet standartlarını denetlemek amacıyla kullanılan bu yöntem, artık çalışan gelişimini destekleyen ve mağaza performansını iyileştiren bir araç olarak değerlendiriliyor.

Moda perakendecileri, mağaza ziyaretlerinden elde edilen verileri yalnızca performans ölçümü için değil; eğitim, koçluk ve ekip gelişimi süreçlerinin bir parçası olarak kullanmaya başlıyor. Bu yaklaşım, müşteri deneyiminin giderek daha stratejik hale geldiği bir dönemde dikkat çekiyor.

Mağaza Deneyimi Artık Daha Yakından Ölçülüyor

Araştırmaya göre birçok moda perakendecisi mystery shopper uygulamalarını; müşteri karşılama süreçleri, satış danışmanlığı, ürün bilgisi ve mağaza deneyimi gibi alanlarda performansı ölçmek için kullanıyor. Ancak elde edilen sonuçlar artık yalnızca bir kontrol mekanizması olarak görülmüyor.

Örneğin moda markaları, mağaza ziyaretlerinden elde edilen verileri ekiplerle birlikte değerlendirerek güçlü yönleri ve gelişim alanlarını belirliyor. Sonuçlar bölge, ülke ve mağaza bazında analiz edilerek daha geniş ölçekli içgörüler elde edilebiliyor.

Bu yaklaşım, mağaza performansını yalnızca satış rakamları üzerinden değil; müşteri deneyimi kalitesi üzerinden de değerlendirme eğiliminin güçlendiğini gösteriyor.

Veri ve Eğitim Birlikte Kullanılıyor

Moda perakendesinde hizmet kalitesi, markalar arasındaki en önemli farklılaşma alanlarından biri haline geliyor. Bu nedenle mystery shopper sonuçları giderek daha fazla eğitim programlarının ve mağaza içi gelişim süreçlerinin temel girdilerinden biri olarak kullanılıyor.

Perakendeciler özellikle müşteri yaklaşımı, ürün bilgisi, görsel düzenleme ve satış teknikleri gibi alanlarda elde edilen verileri çalışan gelişimini desteklemek için değerlendiriyor. Sektördeki uygulamalar, sonuçların cezalandırıcı bir araç olarak değil, gelişimi destekleyen bir mekanizma olarak konumlandırıldığında çalışanlar tarafından daha olumlu karşılandığını ortaya koyuyor.

Aynı zamanda raporlama süreçlerinin hızlanması da dikkat çekiyor. Geçmişte haftalar sürebilen değerlendirmeler, bugün dijital paneller sayesinde birkaç gün içerisinde mağaza yöneticilerinin kullanımına sunulabiliyor.

Perakendede müşteri deneyiminin rekabet avantajı yaratmadaki önemi arttıkça, mağaza performansını ölçen araçların da dönüşmeye başladığı görülüyor. Mystery shopper uygulamalarının denetim odaklı bir yapıdan gelişim ve koçluk odaklı bir modele evrilmesi, mağaza ekiplerinin yalnızca satış performansıyla değil, müşteri deneyimine katkılarıyla da değerlendirildiği yeni bir dönemin işareti olarak okunabilir.

Guess, Zanzibar’daki Özel Ada Projesiyle Moda ve Turizmi Birleştiriyor

Moda markalarının mağaza sınırlarının dışına taşan deneyim yatırımları hız kesmeden devam ediyor. Guess, bu yaklaşımın en dikkat çekici örneklerinden birine imza atarak Zanzibar açıklarında bulunan Bawe Island’da “Guess Island” adını verdiği özel bir ada deneyimi başlattı.

Mayıs ve Ağustos 2026 tarihleri arasında devam edecek proje kapsamında marka, adanın belirli bölümlerini kendi kimliğine uygun şekilde yeniden tasarladı. Yaklaşık 30 hektarlık alana yayılan ve 70 özel villaya ev sahipliği yapan Bawe Island, böylece moda, seyahat ve yaşam tarzını bir araya getiren yeni bir deneyim alanına dönüştü.

Şirket, bunun bir moda markasının özel bir adada gerçekleştirdiği en kapsamlı aktivasyonlardan biri olduğunu belirtiyor.

Moda Markaları Deneyim Ekonomisine Yatırım Yapıyor

Son yıllarda lüks ve premium moda markalarının yalnızca ürün satışıyla değil, yaşam tarzı deneyimleriyle de tüketicilere ulaşmaya çalıştığı görülüyor. Oteller, beach club iş birlikleri, restoranlar ve özel etkinlikler bu stratejinin önemli parçaları haline gelmiş durumda.

Guess’in Zanzibar hamlesi de bu dönüşümün bir parçası olarak değerlendiriliyor. Marka, projede geleneksel reklam görünürlüğünden çok deneyim tasarımına odaklanıyor. Ada genelinde kullanılan renk paletleri, tasarım detayları ve sosyal alanlar, markanın yaşam tarzı yaklaşımını yansıtacak şekilde kurgulandı.

Guess Kurucu Ortağı ve Kreatif Direktörü Paul Marciano, projenin yalnızca bir marka görünürlüğü çalışması olmadığını, Guess yaşam tarzını farklı bir platformda deneyimletmeyi amaçladığını ifade ediyor.

Perakendede Rekabet Artık Deneyim Üzerinden Şekilleniyor

Guess’in son yatırımı, moda sektöründe yaşanan daha büyük bir dönüşümün işareti olarak okunabilir. Tüketiciler artık yalnızca ürün satın almak istemiyor; markaların temsil ettiği yaşam tarzının da bir parçası olmayı bekliyor.

dsc08645 683x1024 3 edited 1

Bu nedenle moda markaları mağaza tasarımlarından otellere, beach club iş birliklerinden seyahat deneyimlerine kadar daha geniş bir ekosistem oluşturmaya çalışıyor. Amaç, müşteriyle kurulan ilişkiyi yalnızca alışveriş anıyla sınırlı bırakmamak.

Guess daha önce Ibiza, Mykonos, Dubai ve Türkiye gibi destinasyonlarda gerçekleştirdiği beach club iş birlikleriyle bu alanda deneyim kazanmıştı. Zanzibar’daki özel ada projesi ise markanın bu stratejiyi daha ileri taşıdığını gösteriyor.

Perakende açısından bakıldığında bu tür yatırımlar, moda markalarının giderek daha fazla deneyim ekonomisinin oyuncuları haline geldiğini ortaya koyuyor. Özellikle premium segmentte rekabet artık yalnızca ürün tasarımı veya fiyat üzerinden değil, markaların tüketicilere nasıl bir yaşam tarzı sunduğu üzerinden şekilleniyor.

Kivo, Yeme-İçme Sektörünü Gerçek Zamanlı Takip Edilebilir Hale Getiriyor

Kivo, geliştirdiği mobil deneyim ve “Sektör Radarı” altyapısıyla yeme-içme sektöründeki değişimi güncel ve düzenli olarak güncellenen verilerle takip edilebilir hale getiriyor. Kullanıcılar artık sektördeki hareketleri masa başında rapor beklemeden ya da yüksek maliyetli araştırmalara ihtiyaç duymadan mobil üzerinden izleyebiliyor.

Platform üzerinden hangi kategorilerin büyüdüğü, hangi markaların yeni şubeler açtığı ve hangi bölgelerde kapanışların arttığı tek ekran üzerinden takip edilebiliyor. Böylece yatırımcılar, franchise adayları ve marka yöneticileri sektörü yalnızca gözlemlemekle kalmıyor; veriye dayalı karar süreçlerini daha hızlı yönetebiliyor. Son yıllarda özellikle yeme-içme sektöründe değişimin çok daha hızlı yaşanması, veri erişiminin önemini artırmış durumda. Lokasyon seçimleri, büyüme stratejileri ve yatırım kararları artık yalnızca sezgilerle değil; sürekli güncellenen sektör verileriyle şekilleniyor

Yeme-İçme Sektöründe Veri Odaklı Karar Dönemi Güçleniyor

kivo, yeme-i̇çme sektörünü gerçek zamanlı takip edilebilir hale getiriyor

Kivo’nun dikkat çeken taraflarından biri ise sektörü yalnızca geçmiş raporlarla analiz etmek yerine, düzenli olarak güncellenen verilerle izlenebilir hale getirmesi.

Özellikle franchise yatırımları ve yeni mağaza açılışlarında; hangi bölgelerin büyüdüğü, hangi kategorilerin ivme kazandığı, hangi markaların agresif genişleme stratejisi izlediği gibi veriler kritik önem taşıyor.

Kivo Sektör Radarı sayesinde kullanıcılar sektördeki değişimleri güncel veriler üzerinden düzenli olarak takip edebiliyor. Platform aynı zamanda sektöre özel geliştirilen “Yatırımcı Güven Endeksi” ile yalnızca büyüme verilerini değil; yatırım eğilimlerini ve sektördeki genel güven seviyesini de analiz etmeyi hedefliyor.

Bu yapı, yeme-içme sektöründe karar alma süreçlerinin daha veri merkezli hale geldiğini gösteriyor. Özellikle rekabetin yoğunlaştığı pazarlarda, güncel ve sürekli takip edilen verilere erişim yatırımcılar ve markalar açısından daha stratejik hale geliyor.

Perakende ve yeme-içme sektöründe rekabet artık yalnızca operasyon yönetimi değil, veriye daha hızlı erişip daha doğru karar alabilme kapasitesi üzerinden şekilleniyor.

Mobil Veri Platformları Yeni Nesil Perakende Araçlarına Dönüşüyor

Son yıllarda perakende ve F&B sektöründe veri platformlarının rolü hızla büyüyor. Çünkü tüketici davranışları, bölgesel hareketlilik ve marka yayılımı artık çok daha dinamik ilerliyor.

Bu nedenle sektör oyuncuları yalnızca geçmiş performansı ölçmek değil; pazardaki değişimi güncel veriler üzerinden takip edebilmek istiyor. Kivo’nun geliştirdiği mobil odaklı yapı da bu ihtiyaca cevap vermeyi hedefliyor.

Özellikle yatırımcıların ve franchise adaylarının artık yalnızca marka gücüne değil; bölgesel yoğunluk, büyüme potansiyeli ve kategori hareketlerine de odaklanması, sektörün daha analitik yönetilmeye başladığını gösteriyor.

Kivo’nun geliştirdiği sistem, yeme-içme sektöründe veri erişimini daha erişilebilir ve sürekli güncellenen hale getirmeyi hedefleyen yeni nesil perakende teknolojileri arasında konumlanıyor.