Ana Sayfa Blog Sayfa 28

Karaca, “For All” Serisi ile Sofra Deneyimini “Eşit”liyor

Karaca, farklı fiziksel ihtiyaçlara sahip bireylerin günlük yaşamını kolaylaştırmayı hedefleyen yeni ürün serisi “For All”ı duyurdu. Marka, özellikle sofra deneyiminde karşılaşılan zorluklara odaklanan bu seriyle, aynı masada herkes için daha eşit ve erişilebilir bir deneyim sunmayı amaçlıyor.

Geniş ürün portföyüyle kullanıcı deneyimini odağına alan Karaca, “For All” serisiyle titreme, kavrama güçlüğü veya uzuv eksikliği gibi durumlarda yemek yeme sürecini daha konforlu ve güvenli hale getirmeyi hedefliyor. Seri, kapsayıcı tasarım yaklaşımıyla geliştirilmiş ürünleri bir araya getirerek, farklı ihtiyaçlara pratik çözümler sunuyor.

karaca 2 jpg
karaca, “for all” serisi ile sofra deneyimini “eşit”liyor 4

Kapsayıcı tasarım odakta

“For All” serisi; dökülme önleyici tabak ve kase, yemek yemeye yardımcı çatal, kaşık ve bıçak ile içecek kabından oluşuyor. Her bir ürün, kullanıcıların bağımsız hareket edebilmesini destekleyecek şekilde tasarlandı. Vantuzlu tabanıyla yüzeye sabitlenebilen dökülme önleyici tabak, yemek sırasında kayma ve dökülme riskini azaltarak özellikle tek elle kullanımda güvenli bir deneyim sağlıyor. Benzer şekilde güçlü taban yapısına sahip kase de yemeğin kontrolünü artırarak daha rahat bir kullanım sunuyor.

Seride yer alan yardımcı çatal, ayarlanabilir kayışı ve bükülebilir yapısıyla kullanıcının eline uyum sağlayarak kavrama güçlüğü yaşayan bireyler için kontrolü artırıyor. Elin doğal hareketini destekleyen yardımcı kaşık, sınırlı el ve bilek hareketine sahip kullanıcılar için konforu yükseltirken; bükülebilir saplı yardımcı bıçak, kesme işlemini minimum eforla mümkün kılıyor. Çift kulplu ve sızdırmaz silikon kapaklı içecek kabı ise özellikle el kontrolünde zorluk yaşayan ya da yutma güçlüğü bulunan bireyler için daha güvenli bir içim deneyimi sunuyor.

Sofrada bağımsızlık ve güven

karaca jpg 2

Karaca’nın geliştirdiği bu seri, yalnızca fiziksel kolaylık sağlamayı değil; kullanıcıların sofrada bağımsız ve özgüvenli bir şekilde yer almasını da desteklemeyi hedefliyor. Ürünlerin tasarımında güvenlik, ergonomi ve kullanım kolaylığı temel kriterler olarak öne çıkıyor.

Sosyal fayda odağında bir yaklaşım

“For All” serisi, markanın sosyal sorumluluk vizyonunun da bir yansıması olarak konumlanıyor. Karaca, kapsayıcı tasarımı yalnızca ürün geliştirme sürecinin bir parçası değil, toplumsal eşitliğe katkı sağlayan bir yaklaşım olarak ele alıyor.

Günlük yaşamın en temel ritüellerinden biri olan sofrada herkesin eşit koşullarda yer alabilmesi gerektiği fikrinden hareketle geliştirilen seri, sosyal hayata katılımı desteklemeyi ve bireylerin yaşam kalitesini artırmayı amaçlıyor. Karaca, “For All” ile yalnızca yeni bir ürün grubu sunmakla kalmıyor; aynı zamanda sofrada eşitlik fikrini güçlendiren kapsayıcı bir tasarım anlayışını da gündeme taşıyor.

“Amacımız, sofrada mutluluğu artırmak”

karaca23343

Etkinlik öncesi Marketing Türkiye’ye değerlendirmelerde bulunan Karaca Uluslararası Genel Müdürü Ömer Barbaros Yiş, şu ifadeleri kaydetti: “İş hayatında çoğunlukla hedefler ve performans göstergeleri üzerinden ilerliyoruz. Ancak bunun yanında “gönül performansı”nın da en az bu başlıklar kadar önemli olduğuna inanıyorum. Zamanımızın büyük bölümünü geçirdiğimiz iş hayatında, topluma ne kadar fayda sağlayabildiğimiz de yaptığımız işin değerini belirliyor. Bu açıdan bakıldığında “For All” serisi, bizim için özel bir yerde duruyor; gerçekten gönül verdiğimiz ve hayata geçmesinden büyük mutluluk duyduğumuz bir proje. Projenin başlangıcında bu ürünlere erişimin daha kolay olacağını düşünmüştük. Ancak süreç içinde bunun pek de öyle olmadığını gördük. Özellikle üretim tarafında seçeneklerin oldukça sınırlı olduğunu fark ettik; Çin’de yalnızca iki üreticiye ulaşabildik. Ayrıca bu tür ürünlerin genellikle medikal mağazalarda satıldığını, estetik açıdan ise oldukça sınırlı bir tasarım diline sahip olduğunu gözlemledik. Çoğunlukla hastane ekipmanlarını çağrıştıran, standart ve soğuk renklerle üretilmiş ürünlerdi.

Bu noktada ekip arkadaşlarımız önemli bir rol üstlendi. Mevcut ihtiyaçları, Karaca’nın tasarım yaklaşımıyla birleştirerek daha estetik ve kullanıcı dostu bir seri ortaya çıkardılar. Markanın sevilen tasarım çizgisini koruyan, aynı zamanda işlevselliği ön planda tutan bir yaklaşım benimsendi. Bizim temel amacımız, sofrada mutluluğu artırmak. Çünkü mutluluk, insanların kalabalık sofralarda bir araya gelip rahatça vakit geçirebildiği anlarda çoğalıyor. “For All” serisinin de bu deneyimi daha erişilebilir ve konforlu hale getirmesini hedefliyoruz. Böylece kullanıcıların bu tür ürünlere ulaşmak için yurt dışına yönelmek zorunda kalmadan, ihtiyaç duydukları çözümleri kendi ülkelerinde bulabilmelerini umuyoruz.”

Mudo’dan Tasarım ve Yerli Üretim İçin Güçlü İş Birliği: “Mudo Home BİRLİKTE”

Mudo, Mudo Home markasıyla gerçekleştirdiği yapılanmasının ardından, yerli tasarımı ve tasarımcıyı destekleyen “Mudo Home BİRLİKTE” projesini İDEALİST Tasarım Derneği iş birliğiyle hayata geçirdi. Proje kapsamında, 7 tasarımcının 38 parçadan oluşan koleksiyonu küratoryel bir yaklaşımla müşterilerin beğenisine sunuluyor.

Kurulduğundan bu yana pek çok yeniliğe öncülük eden Mudo, tasarım dünyasında önemli bir iş birliğine imza attı. Mutfak, ev tekstili, dekorasyon ve hediyelik ürünlerini Mudo Home çatısı altında toplayan marka, bu değişimin ilk çalışmalarından birini tasarımcıları sürecin merkezine alan ve yerli üretimi desteklemeyi amaçlayan “Mudo Home BİRLİKTE” projesi ile yaptı. Ülkemizde tasarımın uluslararası standartlara ulaşması ve yenilikçi bir anlayışla gelişmesinde önemli rol üstlenen İDEALİST Tasarım Derneği kreatif danışmanlığı ile gerçekleştirilen proje ile çağdaş tasarımcıların özgün eserleri, küratoryel bir yaklaşımla seçili Mudo Home mağazalarında, Mudo mobil uygulama ve mudo.com.tr üzerinden satışa sunuluyor.

Tasarımın Geleceği İçin Nitelikli İş Birliği

mudo’dan tasarım ve yerli üretim i̇çin güçlü i̇ş birliği: “mudo home bi̇rli̇kte”
mudo’dan tasarım ve yerli üretim i̇çin güçlü i̇ş birliği: “mudo home bi̇rli̇kte” 6

“Mudo Home BİRLİKTE” projesi, genç tasarımcıları üretimden satışa uzanan sürecin merkezine alarak, özgün tasarımların üretilmesini, kreatif endüstrideki nitelikli iş birliklerinin desteklenmesini ve tasarım odaklı ürünlerin perakende dünyasındaki görünürlüğünün artırılmasını amaçlıyor. Proje, İDEALİST Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Toner, Başkan Yardımcısı Hakan Helvacıoğlu, Dernek Direktörü Aynur Yılmaz ve Mudo yöneticileri ile birlikte tasarlandı. Bu doğrultuda farklı bölgelerdeki genç tasarımcılara gönderilen proje davet mektubunun ardından, İDEALİST Kurucu Divan Kurulu Üyeleri Arif Özden, Atilla Kuzu, Tanju Özelgin ile Mudo Concept Genel Müdürü Serhat Ünverdi ile Kategori ve Satış Direktörü Duygu Özgündüz’den oluşan seçici kurul tarafından değerlendirilen 7 tasarımcının 38 özgün eseri belirlendi. Koleksiyon, bardaklardan şamdanlara, dekoratif objelerden mumlara uzanan özel bir seçki sunuyor.

Mudo Concept Genel Müdürü Serhat Ünverdi, tüketicilerin artık fiyatın ötesine geçerek; ürünün arkasındaki hikâyeye, tasarıma ve değere odaklandığını belirterek, estetik, kalite, işçilik ve uzun ömürlülüğün talep edildiğini belirtti. Mağazaların artık deneyim ve keşif alanı olduğunu söyleyen Ünverdi, “BİRLİKTE” projesinin tasarımcıların daha görünür olduğu, üretimde aktif rol aldığı ve maddi ve manevi olarak değer bulduğu bir ekosistemin başlangıcı olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti: ““BİRLİKTE”projesinde amacımız, tasarımın değerini daha görünür kılmak ve bu ekosistemi büyütmek. Bugün; tasarımcı, tasarım dünyasını yönlendiren yapılar, perakende ve müşteri arasında sürdürülebilir bir yapı kurduğumuza inanıyoruz. İDEALİST Tasarım Derneği’nin bu kapsamdaki ilk projesi olması da bizim için ayrıca büyük bir mutluluk. Bu iş birliği sayesinde, tasarımcı ile son kullanıcı arasında güçlü bir köprü kurmaya devam edeceğiz. Tasarım odaklı yaklaşımımızla; ürünlerin görünürlüğünü artıran, kreatif endüstride karşılıklı diyalogla gelişen ve etkileşime açık, nitelikli iş birlikleri yaratmayı sürdüreceğiz. “BİRLİKTE” projemiz de tam olarak bu yaklaşımın bir sonucu olarak hayata geçti.”

İDEALİST Tasarım Derneği Direktörü Aynur Yılmaz, BİRLİKTE projesinin genç Türk tasarımcılarını desteklemek ve özgün üretimleri daha geniş kitlelerle buluşturmak amacıyla hayata geçirildiğini ifade etti. İDEALİST Tasarım Derneği’nin 2019 yılında tasarım, mimarlık ve iç mimarlık alanında üretim yapan profesyonelleri bir araya getiren bağımsız bir kuruluş olduğunu belirten Yılmaz, derneğin kurulduğu günden bu yana Türkiye’de tasarım kültürünü daha güçlü bir zemine taşımayı hedeflediğini söyledi. İDEALİST’in sektörel bilgi birikimi ile Mudo’nun köklü perakende deneyimi ve ülke geneline yayılan mağaza ağı bir araya gelerek tasarım odaklı yeni bir iş modeli oluşturulduğunu belirten Yılmaz, Mudo’nun bu süreçte tasarımın erişilebilirliğini artıran ve ölçeklenebilir hale getiren kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. Bu yapının tasarımcı, üretici ve kullanıcı arasında doğrudan ve sürdürülebilir bir bağ kurmayı hedeflediğini ifade etti. 

Mudo Home ve Mudo Concept: Stratejik Dönüşüm

Mudo, müşterilerine sunduğu yüksek kalitedeki alışveriş deneyimini daha konforlu hale getirmek amacıyla 2024 yılında aldığı stratejik kararla Mudo Concept çatısı altında yer alan Mudo Home mağazalarını ayrı bir konseptle yeniden konumlandırdı. Home markası, kendi tabelaları altında, ağırlıklı olarak yüksek ziyaretçi ve alışveriş frekansına sahip AVM’lerde konumlanan, 150–200 m² büyüklüğünde, mutfak, banyo, ev tekstili ve dekoratif eşya, hediye kategorilerinde 1.500’ün üzerinde ürün çeşidini barındıran bir yapıya ulaştı. Caddelere ve mobilya çarşılarına taşınan mobilya işini ise Mudo Concept ismiyle sürdürüyor. Ayrıca Mudo Concept Business adı altında, oteller, restoranlar gibi kurumsal satış hizmeti vererek, müşterilere ve projelere odağını genişletiyor.

Migros 2026 İlk Çeyrek Oranlarını Açıkladı

Migros Ticaret A.Ş., 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Şirket, ilgili çeyrekte 109,2 milyar TL hasılat elde ederken, analistler perakendecinin 109 milyar TL düzeyinde hasılat açıklamasını bekliyordu. Mağazalarda kaydedilen satış artışının yanı sıra yeni mağaza açılışlarındaki ivmenin sürmesi, rekabetçi fiyatlama stratejisi ve etkin biçimde kullanılan indirim kampanyaları hasılat büyümesini destekledi.

Geçtiğimiz yılın ilk çeyreğinde yüzde 21,1 olan online satışların toplam satışlar içindeki payı, dağıtım kanallarındaki genişlemenin etkisiyle cari çeyrekte yüzde 23,55’e yükseldi. Migros’un fiziksel mağaza ağındaki büyüme de sürdü; şirket, yılın ilk çeyreğinde 51 yeni mağaza açarak toplam mağaza sayısını 3 bin 812’ye ulaştırdı.

Operasyonel kârlılık tarafında Migros, ilgili çeyrekte 5,3 milyar TL FAVÖK açıklayarak 4,8 milyar TL düzeyindeki piyasa konsensüsünün üzerine çıktı. Zorlu talep koşullarının hâkim olduğu çeyrekte FAVÖK, yıllık bazda yüzde 10 oranında artış kaydetti. Marjlar tarafında ise FAVÖK marjı, yıllık bazda 10 baz puanlık iyileşmeyle yüzde 4,8 seviyesinde gerçekleşti.

Net kâr cephesinde Şirket, yılın ilk üç ayı itibarıyla 650 milyon TL düzeyindeki analist beklentilerinin üzerinde 1,6 milyar TL net kâr açıkladı. Migros’un net kârı yıllık bazda yüzde 24 oranında genişlerken, net parasal pozisyon kazanç kaleminde kaydedilen 9 milyar TL tutarındaki pozitif katkı net kârı destekledi.

Şirketin net borç pozisyonu, geçtiğimiz çeyrekteki 4,3 milyar TL seviyesinden yüzde 78 artışla 7,6 milyar TL’ye yükseldi. Borçluluğun sağlığına işaret eden net borç/FAVÖK rasyosu ise 0,25x ile oldukça düşük seviyelerde kalmaya devam etti.

Migros için 2026 yıl beklentileri 

Şirket, geçtiğimiz çeyrekte açıkladığı 2026 yılı beklentilerini korurken, satış büyümesini yıllık bazda yüzde 5–7 aralığında artırmayı hedefliyor. Yıl içerisinde 180–200 mağaza açmayı planlayan Şirketin FAVÖK marjının yüzde 6–7 bandında, yatırım harcamalarının satışlara oranının ise yüzde 2,5–3 aralığında gerçekleşmesi öngörülüyor.

“2026 En İyi Mağazalar” Listesi Perakendenin Yeni Oyun Alanını Gösteriyor

World Retail Congress 2026 kapsamında açıklanan “Coolest Stores – En İyi Mağazalar” listesi, fiziksel perakendenin nasıl yeniden tanımlandığını ortaya koyuyor. Yapay zekânın yoğun şekilde tartışıldığı bir dönemde açıklanan bu liste, mağazanın hâlâ en güçlü marka temas noktası olduğunu ancak rolünün köklü biçimde değiştiğini gösteriyor.

Avustralya merkezli perakende inovasyon ajansı The General Store tarafından hazırlanan raporda, dünya genelinde 50 mağaza konsepti öne çıkarılırken; listeye giren örneklerin ortak noktası “sıradan olmayı reddeden” deneyim, kürasyon ve kültürel bağ kurma yaklaşımı oldu.

Mağaza Artık Satış Alanı Değil, Marka Sahnesi

Listenin zirvesinde yer alan Louis Vuitton’un Şanghay’daki “The Louis” mağazası, bu dönüşümün en net örneklerinden biri. Gemi formundaki yapı; perakende, gastronomi ve marka tarihini bir araya getirerek mağazayı fiziksel bir deneyim alanına dönüştürüyor.

retail 1 2

Benzer şekilde Gentle Monster’ın Seul’deki “Haus Nowhere” konsepti, 14 katlı yapısı ve her katta değişen enstalasyonlarıyla mağazayı bir sanat galerisi ve kültürel mekân haline getiriyor. Mağazanın artık yalnızca ürün sergileyen bir alan değil, markanın dünyasını fiziksel olarak inşa ettiği bir platform olduğunu gösteriyor.

Deneyim, Kürasyon ve Hikâye Kurgusu Öne Çıkıyor

Listede öne çıkan Printemps New York mağazası, alışveriş ile hospitality’yi birleştiren çok katmanlı bir yapı sunuyor. Farklı tematik alanlar, restoranlar ve sanat enstalasyonlarıyla mağaza, lineer bir alışveriş deneyimi yerine keşif odaklı bir kurgu yaratıyor.

Casetify’nin Seul mağazası ise fonksiyonel bir ürün kategorisini kültürel bir kimliğe dönüştürme üzerine kurulu. Kişiselleştirme alanları, deneyimsel kurgu ve mağaza içi etkileşimler sayesinde ürün, bir ifade aracına dönüşüyor.

Perakendede değer yaratımının artık ürün çeşitliliğinden değil, deneyim tasarımı ve hikâye anlatımından geçtiğini gösteriyor.

Topluluk, Katılım ve Kültürel Bağ Yeni Rekabet Alanı

en iyi magaza 2

Pop Mart’ın Londra’daki konsepti ve Vans’in Oxford Street mağazası, mağazayı topluluk ve kültür etrafında yeniden kurgulayan örnekler arasında yer alıyor. Pop Mart, koleksiyon kültürü üzerinden fiziksel heyecan yaratırken; Vans mağazayı etkinlik, müzik ve skate kültürüyle yaşayan bir alana dönüştürüyor. Benzer şekilde Olive Young’ın Seul’deki amiral mağazası, satıştan önce deneyimi konumlandırarak ziyaretçiyi mağaza içinde daha uzun süre tutmayı hedefliyor. Açıldığı ilk yıl 2,5 milyon ziyaretçi çekmesi, bu yaklaşımın somut karşılığını ortaya koyuyor.

Perakendede rekabetin artık yalnızca ürün veya fiyat üzerinden değil; topluluk oluşturma ve kültürel bağ kurma üzerinden şekillendiğini gösteriyor.

Fiziksel Alan, Dijital Çağda Daha Stratejik Hale Geliyor

Listede yer alan markaların önemli bir kısmı, fiziksel mağazayı dijitalin alternatifi olarak değil, tamamlayıcısı olarak konumlandırıyor. Nothing’in Hindistan’daki mağazası, üretim süreçlerini görünür kılarak şeffaflık ve keşif deneyimi sunarken; Anta’nın “Sneakerverse” konsepti fiziksel alanı dijital etkileşimle birleştiriyor.

Mağazanın yalnızca satış yapılan bir nokta değil; marka deneyiminin derinleştiği, tüketicinin aktif katılım sağladığı bir platform haline geldiğini gösteriyor.

Sıradan Olmayan Kazanıyor

WRC 2026’da öne çıkan mağaza konseptleri, perakendede yeni bir eşik noktasına işaret ediyor. Artık standart mağaza formatlarıyla farklılaşmak mümkün değil. Deneyim, kürasyon, topluluk ve kültürel bağ kurma, fiziksel perakendenin temel rekabet alanları haline geliyor. Perakende alanı, ürünlerin sergilendiği bir yer olmaktan çıkıyor; markaların anlam ürettiği ve tüketiciyle ilişki kurduğu bir sahneye dönüşüyor.

Migros Yemek’ten Mahalle Bazlı Büyüme Hamlesi: Mystro ile Her Sokak Bir Fırsat

Yeni nesil akıllı büyüme asistanı Mystro, veriyi mahalle ölçeğine indirgeyerek restoranlar için her sokağı bir büyüme fırsatına dönüştürüyor. Migros’un online yemek platformu Migros Yemek, restoran ekosisteminde yeni bir dönem başlatıyor. Kuruluşundan bu yana hızla büyüyerek 80 bine yakın restoranlık dev bir ağa ulaşan platform, “akıllı veri” odaklı büyüme asistanı Mystro ile sektördeki konumunu teknolojik bir vizyoner olarak perçinliyor.

Mahalle Seviyesinde Veri Rehberliği

Mystro, çok temel bir gerçeklikten yola çıkıyor: “Restoran pazarı büyük, ancak her restoran için asıl hikaye kendi mahallesinde küçük bir alanda dönüyor.” Restoranlar temelde birkaç kilometrelik bir yarıçap içindeki müşteri alışkanlıklarıyla yaşıyorlar.

Mystro, Migros One ekosisteminin veri gücünü bu “mikro” ölçeğe indiriyor. Restoranlara sadece genel raporlar sunmak yerine; mahallesindeki boşlukları, komşu sokaktaki talep değişimlerini ve sokağın nabzını analiz ederek şu aksiyonları öneriyor:

  • Hiper-Lokal Menü Mühendisliği: Her bölgenin talep dinamiği farklıdır. Mystro, mahalle bazlı talep boşluklarını analiz ederek menünde eksik olan ürünleri tespit eder ve bu ürünleri müşterilere sunman için nokta atışı ürün önerileri geliştirir. Ayrıca, menünün genelindeki optimizasyon alanlarını belirler ve restoranları daha kolay satış yapabilmelerini sağlar.
  • Sokak Sokak Büyüme Stratejisi: Restoranın çevresindeki potansiyel poligonları tarayarak, en yüksek sipariş potansiyeline sahip, henüz keşfedilmemiş yeni teslimat alanlarını harita üzerinde gösteriyor.
  • Operasyonel Radar: Hazırlık sürelerinden iptal oranlarına kadar tüm metrikleri takip ederek; mahalledeki müşteri memnuniyetini en üstte tutacak kritik uyarıları restorana ulaştırıyor.

“Restoranlarımızın Mikro-Strateji Ortağıyız”

Migros Yemek, Mystro ile bir yemek platformu olmanın ötesine geçerek; her bir restoranın kendi lokasyonundaki “görünmez” veriyi kazanca dönüştüren bir teknoloji partnerine dönüşüyor.

migros yemek yonetici direktoru gulfem karci 267

Migros Yemek Yönetici Direktörü Gülfem Karcı, Mystro’nun temelindeki içgörüyü şu sözlerle vurguluyor:

“Restoran pazarı devasa bir ekosistem, ancak her restoranın dünyası aslında kendi mahallesi kadar küçük ve özel. Mystro ile biz bu küçük dünyadaki büyük veriyi restoranlarımızın hizmetine sunuyoruz. 80 bine yakın iş ortağımıza sunduğumuz bu teknolojiyle amacımız; veriyi mahalle seviyesine indirerek, her restoranın kendi sokağındaki tercihlere göre en doğru ve en karlı adımları atmasını sağlamak. Migros ekosisteminin teknolojik gücünü esnafımızın yerel tecrübesiyle birleştiriyor, büyümeyi mahalle mahalle başlatıyoruz.”

Geleceği Veriyle Kurgulayan Ekosistem

Mystro’nun devreye alınmasıyla birlikte Migros Yemek, sektördeki takip eden değil, standartları belirleyen vizyonunu bir kez daha kanıtlıyor. Restoranlar artık sadece sezgileriyle değil; sokağını, mahallesini ve müşterisini tanıyan akıllı bir asistanla fark yaratıyor.

IKEA, Kompakt Mağaza Modelini Yaygınlaştırıyor

Ikea, Çin’deki büyüme stratejisini hızlandırarak doğu Pekin’de yeni bir küçük formatlı mağaza açtı. Ingka Group tarafından işletilen mağaza, markanın geleneksel büyük metrekareli mağaza modelinden uzaklaşma sürecinde önemli bir adımı temsil ediyor. Yaklaşık 1500 metrekarelik alanıyla bu format, standart Ikea mağazalarının yaklaşık 30.000 metrekarelik yapısına kıyasla oldukça kompakt bir ölçek sunuyor.

ikea 1

Mağaza, yaklaşık 3000 ürünlük bir seçki sunarken, büyük stok alanları yerine ev planlama ve danışmanlık gibi hizmet odaklı bir yapı üzerine kurgulanıyor. Bu yaklaşım, Ikea’nın mağazayı yalnızca bir satış noktası değil, aynı zamanda bir hizmet ve planlama merkezi olarak yeniden tanımladığını gösteriyor.

Büyük Kutudan Dağıtılmış Perakende Ağına Geçiş

Ikea’nın doğu Pekin’de açtığı bu mağaza, markanın Çin’deki beşinci noktası olsa da şehir içinde doğuya açılan ilk lokasyon olma özelliği taşıyor. Bu detay, büyümenin artık sadece yeni şehirler eklemekle değil, şehir içi erişilebilirliği artırmakla şekillendiğini gösteriyor.

Şirketin geleneksel “destination store” yani tek büyük çekim merkezi modelinden uzaklaşarak, müşteriye daha yakın, daha küçük ve daha yaygın bir ağ kurma stratejisine yöneldiği görülüyor. Bu değişim, özellikle Çin gibi büyük metropollerde tüketici davranışlarının hız ve erişim üzerinden şekillenmesiyle doğrudan ilişkili.

Mağaza Değil, Yerel Erişim Noktası Modeli

Ikea’nın yeni formatında en dikkat çekici kırılma, fiziksel mağazanın rolünün yeniden tanımlanması. Büyük stok alanları yerine, daha az ürünle ama daha yüksek hizmet yoğunluğuyla çalışan bir yapı öne çıkıyor.

Perakendede klasik “ürün sergileme alanı” yaklaşımından uzaklaşarak, mağazayı bir karar destek ve yaşam planlama alanına dönüştürüyor. Özellikle ev planlama hizmetlerinin öne çıkması, satın alma karar sürecinin mağaza içinde daha uzun ve danışmanlık odaklı bir yapıya evrildiğini gösteriyor.

Küresel Yayılım: Standart Değil, Adaptif Büyüme

Ikea’nın bu yıl küresel ölçekte 21 yeni lokasyon açması, markanın büyümeyi tek tip bir format üzerinden değil, ölçek ve şehir dinamiklerine göre değişen modeller üzerinden kurguladığını ortaya koyuyor. Açılan mağazalar birkaç yüz metrekarelik küçük formatlardan 4000 metrekareyi aşan yapılara kadar geniş bir yelpazeye yayılıyor. Bu çeşitlilik, perakendede “tek mağaza modeli” döneminin geride kaldığını ve artık her pazarın kendi tüketici davranışına göre şekillenen esnek formatların öne çıktığını gösteriyor.

Büyüme Değil, Yakınlık Stratejisi

Ikea’nın Çin’de hızlandırdığı küçük format stratejisi, yalnızca fiziksel genişleme değil, aynı zamanda perakende erişim modelinin yeniden tanımlanması anlamına geliyor. Marka artık daha büyük mağazalarla değil, daha yakın temas noktalarıyla büyümeyi hedefliyor. Bu değişim, perakendede rekabetin ölçekten ziyade erişim yoğunluğu ve müşteriyle kurulan temas frekansı üzerinden şekillendiği yeni bir döneme işaret ediyor.

Arzum’da Üst Düzey Atama

Türkiye’nin köklü elektrikli ev aletleri markası Arzum, ürün ve pazarlama organizasyonunda önemli bir atamaya imza attı. Uzun yıllara dayanan Ar-Ge, satın alma, ürün yönetimi ve global iş geliştirme deneyimiyle öne çıkan Canyiğit Atay, Ürün ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak yeni görevine atandı.

20 yıllık kariyeri boyunca küçük ev aletleri ve beyaz eşya sektöründe çok uluslu yapılarda ürün yönetimi, Ar-Ge, satın alma ve pazarlama alanlarında kritik sorumluluklar üstlenen Canyiğit Atay; Çin, Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Türkiye dahil olmak üzere 13 ülkede faaliyet gösteren global ekipleri yönetti. Bugüne kadar yürüttüğü çalışmalarda, uçtan uca ürün stratejileri geliştirerek sürdürülebilir büyüme, yenilikçi ürün portföyleri ve güçlü marka konumlandırmalarıyla dikkat çekti.

Atay, teknik bilgi birikimini ticari bakış açısıyla birleştiren yaklaşımı, yenilikçi vizyonu ve insanı odağa alan liderlik anlayışıyla Arzum’un ürün ve pazarlama yolculuğunda yeni bir dönem başlatmayı hedefliyor.

Atamaya ilişkin değerlendirmede bulunan Arzum Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı:

“Canyiğit Atay’ın bugüne kadar ürün ve yönetim alanında ortaya koyduğu başarılar, bu görevi kendisine emanet etmemizdeki en önemli etken oldu. Atay’ın stratejik vizyonu, çok kültürlü yönetim deneyimi ve ekipleri geliştiren yaklaşımıyla Arzum’un ürün ve pazarlama alanında önümüzdeki dönemde önemli başarılara imza atacağına inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

World Retail Congress 2026: Perakendede Kurallar Yeniden Yazılıyor

World Retail Congress (WRC) Berlin 2026, moda perakendesinin aynı anda üç farklı eksende yeniden şekillendiğini ortaya koydu: yapay zekâ ile hızlanan operasyonlar, giderek güçlenen tüketici baskısı ve markalar ile tüketici arasında yeniden tanımlanan “bağ kurma” ihtiyacı. Konuşmaların büyük bölümü AI etrafında şekillense de, ortak vurgu teknolojinin tek başına geleceği açıklamak için yeterli olmadığı yönündeydi.

Etkinlik öncesinde Adidas, Hoka ve Mango mağazalarına yapılan ziyaretler ise tartışmanın çerçevesini daha başlamadan belirledi. Adidas yerelleştirilmiş hikâye anlatımıyla global kampanyaları birleştirirken, Hoka mağazayı bir topluluk ve aktivasyon alanına dönüştürdü. Mango ise mağaza deneyimini küratörlü bir yaşam alanı gibi kurguladı. Bu örnekler, perakendede fiziksel alanın artık yalnızca satış değil, marka anlatısı üretme alanına dönüştüğünü gösterdi.

Mağaza, Deneyim ve Topluluk Üzerinden Yeniden Tanımlanan Perakende

Berlin’deki gözlemler, markaların fiziksel perakendeyi farklı stratejik roller için yeniden kurguladığını net şekilde ortaya koydu. Adidas mağazasında küresel ölçek ile yerel bağ kurulurken, Hoka’nın koşu kulüpleri ve etkinlik alanları mağazayı bir topluluk merkezine dönüştürdü. Mango ise mağaza içi yolculuğu ev hissi veren bölümlerle deneyimsel bir akışa çevirdi.

Bu yaklaşım, mağazanın artık “ürün sergilenen yer” olmaktan çıkıp, markanın kültürel bağ kurduğu bir temas noktasına evrildiğini gösteriyor. Özellikle deneyim ve topluluk kurgusu, satıştan önce ilişki kurmayı öncelik haline getiriyor.

Berlin Etkisi: Parçalı Pazar, Subkültürler ve Relevans Sorunu

Zalando kurucu ortağı David Schneider’in Berlin vurgusu, perakendede yeni gerçekliği özetleyen bir çerçeve sundu. Şehir, yüksek moda harcamasıyla değil; parçalı yapısı ve güçlü alt kültürleriyle öne çıkıyor. Bu durum, markalar için tek tip stratejilerin geçerliliğini kaybettiği bir pazarı temsil ediyor.

Almanya Dijitalleşme Bakanı Karsten Wildberger ise perakendeyi yalnızca ekonomik bir sektör değil, günlük yaşamın altyapısı olarak tanımladı. Tüketicinin kanal bağımsız hale gelmesi ve daha dijital ama aynı zamanda daha “insani” davranması, sektörün yeni normalini oluşturuyor.

berlin retail

Yapay Zekâ: Verimlilikten Kontrol ve Güç Dengelerine

WRC’nin en baskın başlığı yapay zekâ olsa da tartışma tek boyutlu değildi. EY, 2030’a kadar perakendenin farklı senaryolar arasında şekilleneceğini belirtirken, AI’nin hem yeni iş modelleri yaratabileceği hem de güç yoğunlaşması nedeniyle değer kaybı yaratabileceği vurgulandı.

John Lewis Partnership CEO’su Peter Ruis, perakende oyuncularının karar masasında yer almaması halinde rekabet dışı kalma riskine dikkat çekerken; DFI Retail Group CEO’su Scott Price, Agentic AI’nin önümüzdeki dönemde şirketleri doğrudan iş modelinden çıkarabilecek bir tehdit haline gelebileceğini söyledi. Bu perspektif, AI’nin artık sadece bir verimlilik aracı değil, stratejik güç unsuru haline geldiğini gösterdi.

Zalando Örneği: AI ile Hızlanan İçerik, Kişiselleşen Deneyim

Zalando’nun paylaştığı veriler, dönüşümün ölçeğini somutlaştırdı. Şirkette pazarlama içeriklerinin %90’ı yapay zekâ ile üretiliyor ve üretim hacmi %70 artmış durumda. Daha önce haftalar süren süreçler artık günler içinde tamamlanıyor.

Aynı zamanda kullanıcı deneyimi de tamamen kişiselleştirilmiş bir akışa evrilmiş durumda. Platformda her kullanıcıya farklı bir ana sayfa sunuluyor ve AI asistanı milyonlarca kullanıcı tarafından aktif şekilde kullanılıyor. Ancak Zalando’nun yaklaşımında AI, yaratıcılığın yerine geçen bir araç değil; onu ölçeklendiren bir yapı olarak konumlanıyor.

“Daha Az Moda, Daha Fazla Strateji” Dönemi

Tendam CEO’su Jaume Miquel Naudi’nin ifadesiyle sektör artık “daha fazla ürün üretme” döneminde değil, “daha iyi anlama” döneminde. Bu dönüşüm, hız yerine stratejiyi merkeze alan bir yaklaşımı zorunlu kılıyor.

Estée Lauder yöneticisi Nadine Graf ise gücün tamamen tüketiciye geçtiğini vurguluyor. Tüketici artık kanal değil deneyim odaklı düşünüyor ve hız, markalar için temel bir rekabet değişkenine dönüşmüş durumda.

Perakende = Dağıtım Değil, Anlam Üretim Alanı

Lookiero Outfittery Group kurucusu Julia Bösch, perakendenin ürün merkezli değil, müşteri merkezli yeniden tasarlandığını ifade ediyor. Asos tarafında ise büyümenin artık hacimden değil, doğru ürünü doğru zamanda sunabilmekten geçtiği görülüyor.

retail1

Bu yaklaşım, perakendede klasik “stok ve satış” modelinin yerini “ihtiyaç ve keşif” modeline bıraktığını gösteriyor. Özellikle moda gibi belirsiz talep yapısına sahip kategorilerde bu değişim daha belirgin hale geliyor.

AI Sadece Üretmiyor, Markaları da Tanımlıyor

WPP’den David Roth’un vurguladığı en kritik nokta ise markaların yalnızca tüketici algısı üzerinden değil, yapay zekâ sistemleri üzerinden de değerlendirilmeye başlanması. LLM’lerin marka algısını oluştururken büyük ölçüde üçüncü taraf içeriklere dayanması, kontrol alanını önemli ölçüde değiştiriyor.

Bu durum, markalar için yeni bir gerçeklik yaratıyor: görünürlük artık sadece tüketiciye değil, algoritmalara da yazılıyor.

Fiziksel Mağaza: Kaybolmuyor, Rol Değiştiriyor

Dijitalleşme ve AI tartışmalarına rağmen fiziksel mağaza önemini kaybetmiyor; aksine rol değiştiriyor. KaDeWe CEO’su Timo Weber’e göre mağaza, satıştan önce deneyim tasarımıyla anlam kazanıyor. Selfridges tarafında ise mağaza artık bir “platform ve medya alanı” olarak yeniden tanımlanıyor.

Orta Doğu’daki perakende yatırımları ise fiziksel alanın hâlâ sosyal bir buluşma noktası olduğunu gösteriyor. Alışveriş merkezleri yalnızca ticaret değil, sosyal yaşam alanı olarak konumlanıyor.

Teknoloji ve İnsan Arasında Kurulan Yeni Denge

WRC Berlin 2026’nın ortaya koyduğu temel tablo, perakendenin tek bir eksende ilerlemediği. Yapay zekâ operasyonları dönüştürürken, tüketici davranışı daha parçalı ve öngörülmez hale geliyor. Buna karşılık markalar yeniden bağ kurma, topluluk oluşturma ve deneyim tasarlama üzerine odaklanıyor.

Perakendenin yönü net bir ikiliğe sıkışmış değil; aksine aynı anda iki ihtiyacı birlikte yönetmek zorunda: hız ve bağlantı, otomasyon ve insanlık, veri ve anlam. Bu da 2030’a yaklaşırken asıl rekabetin teknoloji sahipliğinden çok, bu iki dünyanın nasıl dengelendiği üzerinden şekilleneceğini gösteriyor.

TOGO’dan Sürdürülebilir ve Yaratıcı Yenilik: “Kutudan Oyuncağa”

TOGO, ayakkabı kutularını çocuklar ve aileler için yaratıcı bir oyun alanına dönüştürerek sürdürülebilirlik anlayışını günlük yaşamın bir parçası haline getiriyor. “Kutudan Oyuncağa” projesiyle marka, alışveriş sonrası çoğu zaman atılan kutulara ikinci bir yaşam kazandırıyor.

mavikutudanoyuncaga

Şehrin ritmini konfor ve tasarımla buluşturan TOGO, şimdi de sürdürülebilirlik yaklaşımını yenilikçi bir projeyle geleceğe taşıyor. Marka, hayata geçirdiği “Kutudan Oyuncağa” projesi kapsamında ayakkabı kutularını yeniden tasarlayarak, kullanım sonrası değerlendirilebilen yaratıcı bir deneyim alanına dönüştürüyor.

TOGO’nun özel olarak tasarlanan yeni kutularının iç yüzeylerinde boyanabilir oyun alanları, doğa temalı çizimler ve kesilip katlanarak üç boyutlu hale getirilebilen hayvan figürleri bulunuyor.

Aslan, fil, tavşan ve panda gibi figürlerle zenginleşen bu özel tasarım, kutuları yalnızca bir ambalaj olmaktan çıkarıp çocukların hayal gücünü destekleyen eğlenceli bir oyun setine dönüştürüyor.

Alışveriş Sonrası Devam Eden Marka Deneyimi

TOGO’nun “Kutudan Oyuncağa” yaklaşımı, alışveriş deneyimini satın alma anının ötesine taşıyor. Çocuklar kutu içindeki çizimleri renklendirip figürleri kesip katlayarak kendi oyun dünyalarını oluştururken, aileler için de birlikte geçirilen yaratıcı ve keyifli zamanın kapıları aralanıyor. Böylece TOGO, ürünle kurulan bağı kullanım sonrasında da sürdüren yeni nesil bir marka deneyimi sunuyor.

Daha Az Atık, Daha Fazla Hayal Gücü

Tek kullanımlık ambalaj anlayışına alternatif sunan proje, ileri dönüşüm fikrini destekleyerek sürdürülebilirliğe dikkat çekiyor. TOGO, işlevini tamamlamış bir kutunun yeniden değerlendirilebileceğini gösterirken; çevresel farkındalığı günlük yaşamın doğal bir parçası haline getiriyor. “Kutudan Oyuncağa”, daha az atık üretirken daha çok hayal gücü yaratmanın mümkün olduğunu ortaya koyuyor.

Tasarımın Estetikten Öteye Geçen Gücü

TOGO, bu projeyle tasarımın yalnızca estetik bir unsur değil; aynı zamanda fayda, duyarlılık ve etkileşim yaratabilen güçlü bir araç olduğunun altını çiziyor. Marka, ürün dışındaki temas noktalarını da yeniden düşünerek kullanıcı deneyimini zenginleştiren yenilikçi bir yaklaşım sergiliyor. “Kutudan Oyuncağa”, TOGO’nun sürdürülebilirlik vizyonunu yaratıcı tasarım anlayışıyla buluştururken; çocuklara, ailelere ve doğaya aynı anda dokunan anlamlı bir dönüşüm 

Perakende Medyanın Fiziksel Uzantısı: DOOH ve Veri Odaklı Yeni Model

Awarion CEO’su Alp Ayhan Bi’Sektör Dergi İlkbahar 2026 sayısı için yazdı:

Yıllardır perakende sektörü iki paralel evrende yaşıyor. Çevrimiçi ortamda, “Amazon etkisi” var: piksel hassasiyetinde izleme, anlık ilişkilendirme ve son derece kişiselleştirilmiş hedefleme. Çevrimdışı ortamda, ticaretin büyük çoğunluğunun hala gerçekleştiği fiziksel koridorlarda ise çoğu zaman körü körüne ilerliyoruz.

Ancak o dönem sona erdi. “Perakende Medya Ağı”nın (RMN) bir moda sözcüğünden milyarlarca dolarlık bir gerçekliğe dönüşmesini izledim. Bu evrimin bir sonraki mantıklı adımı, bir web sitesinde daha fazla banner reklamı değil; perakende verilerinin fiziksel ortamla tamamen bütünleşmesidir. İşte bu noktada Dijital Açık Hava Reklamcılığı (DOOH), Perakende Medya Ağlarının fiziksel dünyaya doğal bir uzantısı haline geliyor.

“Niyet Motoru”nun Gelir Sağlaması

Bir perakendecinin sahip olduğu en değerli varlık, gayrimenkulü veya envanteri değil, birinci taraf verisidir. Perakendeciler ne aldığımızı, ne zaman aldığımızı ve bir sonraki alışverişimizde ne alabileceğimizi biliyorlar.

Bu verileri DOOH platformlarıyla entegre ederek, perakendeciler ürün satıcılarından yüksek kâr marjlı medya sahiplerine dönüşüyor. Geleneksel olarak mağaza içi reklam alanlarını satan perakendeciler, “geniş çaplı” reklamcılıktan uzaklaşarak programatik DOOH’a yöneliyorlar. Bu, markaların gerçek zamanlı veya farklı tetikleyicilere bağlı olarak belli anlarda ekranlarda yer almak için reklam borsasında faal olmaya olanak tanır: belirli bir ürünün satışlarında ani bir artış, yerel hava koşullarındaki değişiklikler veya perakende sağlayıcısına göre yüksek değerli bir müşteri segmentinin varlığı. Perakendeci için bu, mağaza içindeki ve çevresindeki her ekranı bir kâr merkezine dönüştürür.

Mağaza İçi: Maksimum Etki Anı

Müşteri yolculuğunun “son aşaması” belki de en kritik aşamadır, ancak özellikle hızlı tüketim malları gibi satın alma kararlarının anında verildiği yüksek frekanslı perakende kategorilerinde bu durum genellikle en az optimize edilen aşamadır. Mağaza İçi Dijital Açık Hava Reklamcılığı fiziksel reyonlarda ve mağazaya yakın ekranlarda bu sürecin matematiğini değiştirir.

Eğer belirli bir içeceğin stoğu fazla ise, yakındaki dijital açık hava reklam ekranları anında “Bir Alana İkincisi Yarı Fiyatına” kampanyasına geçebilir. Bu, fiziksel dünyadaki Dinamik Kreatif Optimizasyon (DCO) anlamına gelir. Tüketiciye cüzdanı tam anlamıyla elindeyken ulaşarak, “marka bilinirliği” ile “satın alma niyeti” arasındaki boşluğu bu şekilde kapatıyoruz.

Aynı durum, perakendecilerin şehir genelinde yürüttüğü kendi dijital açık hava reklam kampanyaları için de geçerlidir; bir sonraki bölümde bu konuyu ele alacağız.

Biraz Çevre Yapalım: Mağaza Dışı Çekim Gücü

Perakende deneyimi otomatik kapılardan başlamaz; birkaç blok öteden başlar. Mağaza dışı dijital açık hava reklamcılığı—toplu taşıma merkezleri, şehir mobilyaları ve büyük formatlı reklam panoları aracılığıyla— dijital bir mıknatıs görevi görüyor.

Awarion’un bakış açısıyla bunu yakınlık hedefleme yani proximity targeting olarak görüyoruz. Perakendeciler, anonimleştirilmiş ve gizlilik uyumlu mobil konum verisi trendlerinden, veriye göre belirlenmiş zaman ve günlerde aktivasyon yaparak mağazalarına müşteri çekebilirler. Markalar, perakendecinin kendi uygulama verilerini, üçüncü taraf içgörülerini veya hava koşulları gibi ilgili bağlamsal tetikleyicileri kullanarak, trafiği yalnızca yakınlık yoluyla değil, durumsal farkındalık yoluyla da çekebilirler.

Belki de en önemlisi bu imkanları kreatif alanda kullanmak olacaktır. Perakendecinin gerçek zamanlı trendlerini reklam içeriklerine entegre ederek, perakendeci iş gerçekliğine tamamen bağlı DOOH kampanyaları oluşturabilir. “Stokta sadece 5 adet kaldı!” mesajı, reklamverenin envanter yönetimi veya ERP sistemlerine API çağrısı yoluyla iletilebilir ve her ekranın en yakın mağazası için özelleştirilebilir. Veya bir süpermarket, yanlış reklam durumlarını önlemek için stokta olmayan ürünleri reklam içeriklerinden hariç tutabilir.

Geleneksel Rezervasyonlar Yerine Programatik DOOH Neden Tercih Edilir?

Sabit ekran seçimlerine ve statik programlara dayanan geleneksel toplu alımların aksine, Awarion Junction ve Centrum, çeşitli seçenekler sunar. Dijital dış mekan reklamcılığına daha uyarlanabilir ve veri odaklı bir yaklaşım. Kampanyalar önceden tanımlanmış konumlarla sınırlı değildir, aksine sürekli olarak optimize edilir. En uygun kitlelere ulaşmak için katmanlı hedefleme ile coğrafi, ilgi noktası ve sosyo-demografik verileri birleşir.

Gösterimler dinamik olarak şu faktörlere göre de hedeflendirilebilir: günlük zaman dilimi, konum performansı ve ekran etrafındaki şartlar gibi bağlamsal veriler gibi gerçek zamanlı sinyaller. Bu sayede markalar, medyayı en etkili anlarda harekete geçirebiliyor. Operasyonel olarak bu markaların brief ve veri girdilerini sağladığı, Awarion’un ise hedefleme, optimizasyon ve dinamik yaratıcı uygulamayı baştan sona yönettiği tutarlı bir model oluşturuyor.

Sonuç olarak, markalar toplu alım yoluyla ekranlara yatırım yapmak yerine, kitlelere ve anlara yatırım yaparak daha verimli medya kullanımı, daha yüksek alaka düzeyi ve daha güçlü iş sonuçları elde ediyorlar. Bu durum, dijital açık hava reklamcılığını (DOOH) sabit bir medya alımından performans odaklı, kitle öncelikli bir kanala dönüştürüyor.

Çok Kanallı Sentez: Siloları Kırmak

perakende medyanın fiziksel uzantısı: dooh ve veri odaklı yeni model

Dijital dış mekan reklamcılığının gerçek gücü, tek başına hareket etmeyi bırakıp çok kanallı bir orkestranın parçası olmaya başladığında ortaya çıkar.

Şu anda yükselişini gördüğümüz çapraz kanal yeniden hedefleme sayesinde markalar siloları kırmış oluyor. Bir müşteri metro beklerken yeni bir spor ayakkabı için bir dijital açık hava reklamı görüyor (farkındalık). Mağazanın önünden geçerken perakendecinin uygulamasından veya bir iş ortağından coğrafi konum tabanlı bir anlık bildirim alıyor (etkileşim). Daha sonra aynı akşam, aynı ürün yelpazesini içeren rich media bir banner reklamı görüyor ve bununla etkileşime geçiyor (“lower funnel” etkileşimi ve belki de çevrimiçi mağaza ziyareti).

Bu, dijital açık hava reklamcılığı (DOOH) ve mobil ortamlar arasında ardışık mesajlaşmayı mümkün kılar.

Perakendeciler, fiziksel ekranı dijital cihaza bağlayarak 360 derecelik bir geri bildirim döngüsü oluşturuyorlar. Artık DOOH reklamının işe yarayıp yaramadığını tahmin etmiyoruz; mağaza içi ve çevrimiçi satışlardaki artışı yüksek doğrulukla ölçüyoruz.

Perakende markasıysanız, kendi kampanyalarınızı geliştirmeye nereden başlamalısınız?

Dijital ve dijital dış mekan reklamcılığı varlığınızı nasıl geliştireceğiniz konusunda Awarion gibi programatik DOOH teknoloji sağlayıcılarıyla görüşmeye başlayın. Brief’lerinizi sunun, veri odaklı kampanyalar hakkında fikirler edinin ve uygulayın. Kanallar arası düşünmeyi benimseyin ve dijital medya ajansınızı bütünsel düşünmeye teşvik edin.

İç ekiplerle, kreatiflerinizdeki versiyonlama için hangi verilerin anında kullanıma sunulabileceği konusunda görüşün. Kreatif ve hedefleme kurallarında kullanılabilecek veri noktalarınızın bir listesini oluşturun.

Diğer sektörlerdeki markaların neler yaptığını inceleyin. Diğer kampanyalardan ilham alın ve benzer taktiklerin kendi kampanyalarınızda nasıl kullanılabileceğini düşünün. Ürün ve hizmetlerinizle yankı uyandıracak “anlar” nelerdir düşünün, ve kendi verilerinizin bu anları hedef kitlenize ulaştırıp ulaştıramayacağını veya canlı araç trafiği seviyeleri gibi bağlamsal verilerin, duruma duyarlı, hedefli bir mesajı insanlara iletmek için bir fırsat olup olamayacağını değerlendirin.

Mağazalarımda dijital perakende reklam ağı oluşturmak için neler yapabilirim?

in store

Mağazalarda stratejik olarak yerleştirilmiş, yüksek kaliteli ekranlar, reklamverenler için değerli bir reklam alanı olabilir. Mağaza içi reklam ağınızı nasıl geliştirebileceğiniz konusunda, reklamverenlerin talepleri hakkında bilgi sahibi uzman bir DOOH çözüm sağlayıcısıyla görüşün.

Bu, yeni ekranlara, uygun donanıma, yazılıma ve satış stratejisine yatırım yapılmasını gerektirebilir. Operasyonel olarak, DOOH için merkezi bir içerik yönetim sistemi (CMS) kullanarak iş yükünü olabildiğince azaltmanız gerekir. Reklamcılık için tasarlanmış bir sistem faydalı olacaktır, çünkü muhtemelen yüzlerce ekran ve lokasyon içeren reklam kampanyaları kuracak veya üçüncü taraf platformları entegre edeceksiniz. CMS’nizin, tıpkı medya sahipleri ve reklamverenlerin talepleri için tüm işlevselliği geliştirdiğimiz Awarion Centrum gibi, bir reklam platformu gibi davranması çok önemlidir.

Bu ekranların satış hikayesine dijital bakış açısıyla yaklaşın ve dijital becerilere sahip müşterilere ve ekiplere odaklanın. Birçok kişi tarafından çevrimdışı bir kanal olarak kabul edilse de, DOOH ve dolayısıyla programatik DOOH öyle değildir. Sadece dijital dünyanın fiziksel dünyaya olan penceresidir. Ancak çevrimiçi kanallardan farklı olarak genellikle bire bir, kişisel bir iletişim mecrası değildir. Yine de, planlanması, hedeflenmesi, ölçülmesi ve çok kanallı deneyimin bir parçası olarak değerlendirilmesi gereken bir kanaldır. Dijital medya ekipleri bu zorluğun üstesinden gelmek için en uygun ekiplerdir.