Ana Sayfa Blog Sayfa 34

MR.DIY, İstanbul Orienteering Spor Kulübü’ne Sponsor Oldu

MR.DIY, Türkiye’de oryantiring sporunun gelişimine katkı sağlamak amacıyla İstanbul Orienteering Spor Kulübü (İOG) ile sponsorluk anlaşması yaptı. İş birliği kapsamında hem kulübün faaliyetleri hem de organizasyonların desteklenmesi hedefleniyor.

Sporun Yaygınlaşmasına Destek

Şirket, daha önce de oryantiring etkinliklerine verdiği destekleri bu sponsorlukla daha ileri bir seviyeye taşıyor. Yapılan anlaşma ile birlikte oryantiring sporunun daha geniş kitlelere ulaşması ve bilinirliğinin artırılması amaçlanıyor.

Türkiye’nin en köklü oryantiring kulüplerinden biri olan İstanbul Orienteering Spor Kulübü, farklı yaş gruplarını bir araya getirerek hem sportif hem de organizasyonel anlamda sektörde aktif rol oynuyor. Kulüp, düzenlediği etkinliklerle sporun gelişimine katkı sunuyor.

ist5Days Etkinliğine MR.DIY Desteği

maraton antrenmaninin temel taslari 1024x683 1

Sponsorluk kapsamında MR.DIY, kulübün düzenlediği organizasyonlara da destek veriyor. Bu çerçevede ist5Days etkinliği de MR.DIY sponsorluğunda gerçekleştiriliyor.

İstanbul’un farklı noktalarında düzenlenen ve yerli-yabancı birçok sporcunun katılım gösterdiği etkinlik, oryantiring tutkunlarını bir araya getiriyor. ist5Days’in Adalar etabı ise 18 Nisan’da Büyükada, 19 Nisan’da Burgazada’da gerçekleştirilecek.

MR.DIY, hem kulüp hem de organizasyon desteğiyle oryantiring sporunun gelişimine katkı sunmayı ve bu alandaki deneyimi daha geniş kitlelere taşımayı hedefliyor.

PANTO, Pantone® Porselen ve Dekorasyon Ürünlerinin Türkiye ve Orta Doğu’daki İlk ve Tek Distribütörü Oldu

Renk dünyasının global referans markası olan Pantone, tasarım ve yaşam ürünleri alanındaki lisanslı üretimlerini Copenhagen Design iş birliğiyle gerçekleştiriyor. Bu kapsamda hazırlanan Pantone® porselen ve dekorasyon koleksiyonunun Türkiye ve Orta Doğu’daki ilk ve tek distribütörlüğünü ise PANTO üstlendi.

Pop-up store konseptiyle tasarlanan PANTO mağazası, Pantone’un renk kültürünü günlük yaşam ürünleriyle buluşturarak ziyaretçilere renklerin ilham veren dünyasını deneyimleme fırsatı sunuyor.

Tasarımdan dekorasyona uzanan geniş ürün yelpazesi, Pantone renk kartelasından ilham alan özgün tasarımlarla yaşam alanlarına estetik ve modern bir dokunuş katmayı hedefliyor. Copenhagen Design tarafından Pantone lisansı ile üretilen koleksiyon; fonksiyonel kullanımı tasarım anlayışıyla bir araya getiriyor.

Pantone renkleri günlük yaşam ürünlerine taşınıyor

15 1
panto, pantone® porselen ve dekorasyon ürünlerinin türkiye ve orta doğu’daki i̇lk ve tek distribütörü oldu 3

Pantone renklerinden oluşan koleksiyonda öne çıkan ürün grupları arasında renk kodu baskılı porselen kahve bardakları, fincanlar, mug ve termos grubu yer alıyor. Koleksiyonda ayrıca ikili mumluklar, şemsiyeler ve planlayıcı defterler gibi farklı tasarım ürünleri de bulunuyor.

PANTO’nun Antalya’da yer alan konsept mağazası; tekstilden dekorasyona, tasarım objelerinden yaşam ürünlerine kadar farklı kategorilerde dünya markalarını bir araya getiriyor. Bu mağaza, ziyaretçilere yalnızca alışveriş değil, aynı zamanda renk ve tasarım odaklı bir deneyim alanı sunmayı amaçlıyor.

Pantone kültürünü merkeze alan bu özel koleksiyon, tasarım meraklıları ve renk tutkunları için hem fonksiyonel hem de koleksiyon değeri taşıyan ürünleri bir araya getiriyor. Pantone ürünleri Türkiye’de İstanbul Modern Store, Fifty Five Co., Mutlu Mikrop, Hipicon, Now Shop Fun ve Peppyspace gibi konsept ve e-ticaret mağazalarında satışa sunuluyor.

Mısırlı, Perakende Yolculuğuna Kıbrıs’tan Başladı

Türkiye’nin köklü iç giyim markası Mısırlı Underwear and Socks, perakende dönüşümünü yurt dışına taşıyarak ilk uluslararası mağazasını Lefkoşa’da açtı. Dereboyu Caddesi’ndeki mağaza, markanın 2027’ye kadar ulaşmayı hedeflediği 111 mağazalık ağın ilk global adımı oldu.

Kıbrıs İle Başlayan Global Büyüme

b373eb 7b03f489c11b46059cc240bf842088d0 mv2 1 1

2025 sonunda Nişantaşı’nda başlayan perakende hamlesini yurt dışına taşıyan marka, Lefkoşa açılışıyla birlikte uluslararası büyüme sürecini resmen başlattı. Şirket, toplam hedefin 41 mağazasını yurt dışında konumlandırmayı planlıyor.

MISIRLI Underwear and Socks Yönetim Kurulu Üyesi Murat Eren Taşçı, Lefkoşa mağazasının markanın perakende vizyonunda önemli bir eşik olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
Nişantaşı mağazamızla birlikte asırlık üretim gücümüzü doğrudan tüketici deneyimiyle buluşturan yeni bir döneme adım atmıştık. Lefkoşa mağazamız ise bu yolculuğun yurt dışındaki ilk adımı oldu.

Taşçı ayrıca, bu açılışı markanın uluslararası görünürlüğünü artıracak stratejik bir adım olarak değerlendirdiklerini ifade ederek, 2027’ye kadar geniş bir mağaza ağı kurmayı ve “sessiz lüks” yaklaşımını daha fazla pazara taşımayı hedeflediklerini vurguladı.

Yurt içi ve yurt dışı genişleme planlarında Ankara, Adana, Mersin ile birlikte Londra, Berlin, Dubai, Kahire ve New York gibi şehirler öncelikli pazarlar arasında yer alıyor. Marka, 2026 sonunda 45-50 mağazaya ulaşmayı hedefliyor.

Kriz Döneminde Yatırım Ve Sürdürülebilir Maliyet Avantajı

Mısırlı, büyüme stratejisinde kriz dönemlerini fırsat olarak konumlandırıyor. Yönetim, kriz dönemlerinde yapılan yatırımların daha verimli ve erişilebilir olduğunu vurgularken, özellikle AVM ve lokasyon erişiminde avantaj sağlandığını belirtiyor.

Öte yandan marka, maliyet tarafında da farklılaşıyor. Enerji ihtiyacının %95’ini güneş enerjisinden karşılayan yapı, operasyonel maliyetleri önemli ölçüde düşürüyor. Bu sayede şirket, küresel ölçekte rekabetçi bir maliyet yapısı oluşturuyor.

Franchise Yok, Kontrollü Büyüme Var

İstanbul, Yozgat, Kütahya ve Mısır’daki üretim gücüyle faaliyet gösteren marka, üretiminin %80’ini ihraç ediyor. Perakende tarafında ise farklı bir strateji izleniyor.

Mısırlı, 111 mağaza hedefine ulaşana kadar franchise modeline geçmeme kararı aldı. Tüm mağazaların öz sermaye ile açılması, markanın büyüme sürecinde kontrolü elinde tutma hedefini ortaya koyuyor.

Bu stratejiyle marka, perakendeyi sadece bir satış kanalı değil, aynı zamanda global marka konumlandırmasının temel yapı taşı olarak kurguluyor.

AVM’lere Giriş Ücretli Olur mu? Sektör Gerçekleri Ne Diyor

Son günlerde gündeme gelen “AVM’lere giriş ücretli olacak” iddiası, tüketicilerde ciddi bir soru işareti yarattı. Ancak mevcut perakende dinamikleri ve alışveriş merkezi iş modeli dikkate alındığında, bu uygulamanın hayata geçirilmesi oldukça düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.

Alışveriş merkezlerinin temel işleyişi, ziyaretçi trafiği üzerine kurulu. AVM’ler gelirlerini doğrudan girişten değil; mağazalardan alınan kira, ciro payı ve reklam gelirlerinden elde ediyor. Bu nedenle ziyaretçi sayısını azaltabilecek herhangi bir bariyer, modelin kendisiyle çelişiyor. Giriş ücreti uygulaması, kısa vadede ek gelir yaratabilir gibi görünse de uzun vadede mağaza cirolarını düşürerek daha büyük bir kayba yol açabilir.

Tüketici Davranışı Bu Modeli Desteklemiyor

1904273

Türkiye’de AVM’ler yalnızca alışveriş yapılan yerler değil; aynı zamanda sosyal yaşam alanları. Sinema, yeme-içme ve sosyalleşme gibi deneyimlerin merkezi olan bu yapılar, “erişilebilirlik” üzerine konumlanıyor. Girişte ücret talep edilmesi, özellikle fiyat hassasiyeti yüksek tüketiciler için ciddi bir caydırıcı unsur olabilir. Bu da ziyaret sıklığını ve harcama potansiyelini doğrudan etkiler.

Perakende artık çok kanallı bir yapıya sahip. E-ticaretin yükselişi, cadde mağazacılığı ve açık hava perakende alanları, AVM’ler için zaten güçlü bir rekabet oluşturuyor. Bu ortamda AVM’lerin ekstra bir giriş bariyeri koyması, tüketiciyi alternatif kanallara yönlendirme riskini artırır.

Giriş ücreti uygulaması yalnızca stratejik değil, operasyonel olarak da karmaşık bir süreç. Her ziyaretçiden ücret alınması, giriş-çıkış sistemlerinin yeniden kurgulanması, yoğun saatlerde kuyruk ve deneyim sorunları gibi birçok yeni problemi beraberinde getirebilir. Ayrıca AVM’lerin “kamusal alan” benzeri kullanım yapısı, hukuki tartışmaları da gündeme getirebilir.

Gerçek Gündem: Artan Maliyetler

Bu tartışmanın arka planında ise farklı bir gerçek yatıyor: artan işletme maliyetleri. Enerji, güvenlik, personel ve bakım giderlerindeki yükseliş, AVM yönetimlerini yeni gelir modelleri aramaya itiyor. Ancak bu arayışın çözümü doğrudan ziyaretçiden ücret almak değil; daha çok deneyim odaklı alanlar yaratmak, marka karmasını güçlendirmek ve yeni gelir kalemleri geliştirmek olarak öne çıkıyor.

Bugün için AVM’lere girişin ücretli hale gelmesi, sektörün temel dinamikleriyle örtüşmüyor. Bu tür bir adım, hem tüketici davranışı hem de perakende ekonomisi açısından sürdürülebilir görünmüyor. Tartışma, bir uygulama planından çok sektörün karşı karşıya olduğu mali baskıların bir yansıması olarak değerlendirilmeli.

İade Ekonomisi Büyüyor: Perakendeciler Çözümü Nerede Arıyor?

Moda perakendesi son yıllarda büyüyen ancak kârlılığı tehdit eden önemli bir sorunla mücadele ediyor: ürün iadeleri. Sektörde birçok kişi tarafından “perakendenin sessiz katili” olarak adlandırılan bu problem, özellikle e-ticaretin hızla büyümesiyle daha da görünür hale geldi.

Bu soruna çözüm arayan perakendeciler ise giderek daha fazla yapay zeka destekli teknolojilere yöneliyor. Yeni nesil sanal deneme uygulamaları, tüketicilerin bir ürünü satın almadan önce kendi üzerlerinde nasıl görüneceğini görselleştirmelerine yardımcı olarak yanlış beden seçimi veya stil uyumsuzluğu nedeniyle yapılan iadeleri azaltmayı hedefliyor.

online iadeler

Bu teknolojiler, potansiyel müşterilere satın alma öncesinde detaylı geri bildirimler de sunabiliyor. Yapay zeka, bir kıyafetin vücut üzerinde nasıl duracağını analiz ederek omuz, kesim veya kumaş düşüşü gibi detaylara dair yorumlar yapabiliyor. Böylece tüketiciler satın alma kararını daha bilinçli şekilde verebiliyor.

Son yıllarda üretken yapay zekâ alanındaki hızlı ilerleme, bu tür uygulamaların daha gerçekçi ve kullanışlı hale gelmesini sağladı. Aslında teknoloji şirketleri uzun süredir çevrimiçi alışverişte beden uyumu sorununu çözmeye çalışıyordu. Ancak gelişmiş görselleştirme ve yapay zeka modelleri sayesinde bu çözümler artık perakendecilerin kârlılığını etkileyecek seviyeye ulaşmış durumda.

ABD Ulusal Perakende Federasyonu’nun tahminlerine göre 2025 yılında perakende satışlarının %15,8’i iade edilecek ve bu iadelerin toplam değeri yaklaşık 849,9 milyar dolara ulaşacak. Çevrimiçi alışverişte ise iade oranı daha da yüksek; oran %19,3 seviyesine çıkıyor.

Araştırmalar, özellikle Z kuşağının bu trendde önemli rol oynadığını gösteriyor. Genç tüketicilerin çevrimiçi alışverişlerde daha sık iade yaptığı belirtiliyor.

Sorunun bir diğer boyutu ise maliyet. İade edilen ürünlerin önemli bir kısmı yeniden satışa sunulamıyor ve bu durum perakendeciler için yalnızca satış kaybı değil, aynı zamanda ek operasyon maliyetleri anlamına geliyor. Bu nedenle iade oranlarını düşürmek, şirketlerin kârlılığı açısından kritik bir konu haline gelmiş durumda.

Yapay zekâ ile sanal deneme dönemi

img 2296

Yapay zeka girişimleri, tüketicilerin satın almadan önce ürünün üzerlerinde nasıl görüneceğini anlamasını kolaylaştıracak teknolojiler geliştiriyor.

Bu alanda geliştirilen sanal deneme platformları, kullanıcıların kıyafetleri dijital olarak deneyebilmelerini sağlıyor. Bazı sistemler yalnızca görsel modelleme sunmakla kalmıyor; kumaş dokusu, ağırlık ve hareket eden vücutla etkileşim gibi fiziksel özellikleri de simüle edebiliyor.

Örneğin bazı lüks moda markaları, müşterilerin koleksiyonlarını çevrimiçi ortamda daha gerçekçi şekilde deneyimleyebilmesi için bu tür teknolojileri web sitelerine entegre etmeye başladı.

Geliştiricilere göre bu teknolojilerin bugün mümkün hale gelmesinin en önemli nedeni, gelişmiş görsellerin bulut altyapısında daha düşük maliyetlerle üretilebilmesi. Bu da markalar için yatırım getirisi sağlayabilecek ölçekli çözümlerin önünü açıyor.

Perakendeciler kâr marjını korumaya çalışıyor

Sanal deneme teknolojileri yalnızca iade oranlarını azaltmak için değil, aynı zamanda satın alma deneyimini geliştirmek için de kullanılıyor.

E-ticaretin büyümesi perakende satışlarını artırsa da sektör artan maliyetler, enflasyonist baskılar ve tüketicilerin fiyat hassasiyeti nedeniyle kâr marjlarını korumakta zorlanıyor.

İade süreçleri tüketiciler için önemli bir alışveriş kriteri olmaya devam ediyor. Araştırmalar, tüketicilerin büyük bölümünün ücretsiz iade seçeneğini önemli bir faktör olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Ancak bu hizmetin maliyeti birçok marka için giderek daha zor sürdürülebilir hale geliyor.

Bu nedenle perakendeciler teknoloji ve yeni politikaları birlikte kullanarak çözüm arıyor.

İade oranlarını düşürmeye yönelik stratejiler arasında iade kargo ücreti almak, daha detaylı beden bilgisi sunmak ve para iadesi yerine değişimi teşvik etmek yer alıyor.

Örneğin Zara, çevrimiçi siparişlerde iade ücreti uygulayan ilk büyük markalardan biri oldu. Bu adım, markanın brüt kâr marjını korumasına yardımcı olurken aynı zamanda müşterilerin evde denemek için birden fazla beden satın alma alışkanlığını azaltmayı hedefliyor.

zara try on yapay zeka
i̇ade ekonomisi büyüyor: perakendeciler çözümü nerede arıyor? 9

Benzer şekilde ASOS da sanal deneme teknolojileri üzerinde çalışmalar yürütüyor. Bu tür uygulamalar, müşterilerin bir giysiyi farklı vücut tipleri ve ten renkleri üzerinde görmesine olanak tanıyor.

E-ticaret altyapı sağlayıcısı Shopify ise yapay zeka destekli sanal deneme uygulamalarını platformuna entegre ederek markaların bu teknolojilere daha kolay erişmesini sağlıyor.

Öte yandan Amazon, Adobe ve Google gibi teknoloji devleri de benzer sanal deneme çözümleri geliştirerek markalarla iş birlikleri kuruyor.

Yapay zekâ tek başına çözüm değil

Uzmanlara göre sanal deneme teknolojileri önemli bir potansiyel taşısa da yapay zekâ tek başına mucizevi bir çözüm değil.

Perakendeciler aynı zamanda yapay zekayı envanter yönetimi, müşteri hedefleme ve dolandırıcılık önleme gibi farklı alanlarda da kullanmaya çalışıyor.

Ancak sektör uzmanlarına göre perakendede temel gerçek değişmiyor: Bir markanın başarısını belirleyen en önemli unsur hâlâ sattığı ürünün kendisi. Yapay zeka ise doğru stratejiyle kullanıldığında bu süreci destekleyen güçlü bir araç haline gelebilir.

Calvin Klein ve Tommy Hilfiger Büyütüyor, PVH’nin Kârı Düşüyor

ABD merkezli PVH, sahibi olduğu Calvin Klein ve Tommy Hilfiger markalarının 1 Şubat 2026 itibarıyla finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, Orta Doğu’daki çatışmalar ve ABD’ye giren mallara uygulanan gümrük vergilerinin potansiyel etkilerine dair uyarıda bulundu. PVH, yılın tamamında “ılımlı” bir gelir artışı kaydederken, faaliyet karında önemli bir düşüş yaşandığını bildirdi.

Yıllık ve Çeyreklik Performans

PVH, yılın tamamında faaliyet karının yıllık bazda yüzde 70,1 düşüşle 231 milyon dolara gerilediğini açıkladı. Bu rakam, 2025 yılında 560 milyon dolar olan net maliyetleri de içeriyor. Buna karşılık şirketin yıllık geliri yüzde 3 artarak 8,95 milyar sterline ulaştı. Calvin Klein’ın geliri yüzde 3, Tommy Hilfiger’ın geliri ise yüzde 4 arttı.

Dördüncü çeyrekte şirketin performansı beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Faaliyet karı yıllık bazda yüzde 18,6 artarak 249 milyon dolara ulaştı ve gelir, faaliyet kar marjı ile hisse başına kazanç beklentilerini aştı. Dördüncü çeyrekte gelirler yıllık bazda yüzde 6 artarak 2,51 milyar dolara çıktı. Bu dönemde Calvin Klein’ın geliri yüzde 3, Tommy Hilfiger’ın geliri ise yüzde 7 arttı.

Bölgesel Satışlar ve 2026 Beklentileri

Bölgesel bazda dördüncü çeyrek satışları EMEA bölgesinde yüzde 8 artarken, Amerika kıtasında yüzde 4 yükseldi. Amerika’daki artışın temel nedeni toptan satışlardaki büyüme olurken, doğrudan tüketiciye yapılan satışlardaki düşüş bu artışı kısmen dengeledi.

pvh, calvin klein ve tommy hilfiger 2026 finansal sonuçlarını açıkladı

Asya Pasifik bölgesinde ise satışlar geçen yılın aynı dönemine göre sabit kaldı; bunun nedeni, 2024 yılının dördüncü çeyreğinde gerçekleşen Ay Yeni Yılı’nın 2025’te aynı dönemde olmaması olarak açıklandı. Yılın tamamı için EMEA satışları yüzde 5, Amerika satışları yüzde 6 artarken, APAC satışlarında yüzde 4 düşüş yaşandı.

Şirket, Orta Doğu’daki çatışmaların bazı mağazaların kapanmasına, yakıt ve petrol maliyetlerinin artmasına ve stok bulunabilirliğinin etkilenmesine yol açtığını belirtti.

ABD’ye giren mallara uygulanan gümrük vergilerinin olası negatif etkileri dikkate alındığında, PVH 2026 yılında gelirlerin bir önceki yıla kıyasla hafif artmasını bekliyor. Yönetim, Calvin Klein ve Tommy Hilfiger markalarının gücü sayesinde yıl boyunca Avrupa, Amerika ve Asya pazarlarında doğrudan tüketiciye satışlarda büyüme hedefliyor.

Inditex’ten Üst Yönetime 14,8 Milyon Euroluk Hisse Teşviki

Inditex, 2023–2027 Uzun Vadeli Teşvik Planı kapsamında üst düzey yöneticilerine toplam 14,8 milyon euro değerinde hisse dağıttı. Şirket, teşvik programının ilk fazı doğrultusunda 301.220 hisseyi hisse başına 49,24 euro fiyatla yönetime tahsis etti.

Program kapsamında toplam 14 üst düzey yönetici ödüllendirilirken, en yüksek payı şirketin CEO’su Óscar García Maceiras aldı. Maceiras’a yaklaşık 1,96 milyon euro değerinde 39.908 hisse verilerek, ilk döngünün en yüksek teşvik alan yöneticisi oldu. Diğer üst düzey yöneticilere ise farklı seviyelerde hisse dağıtımı yapılarak çok katmanlı bir ödüllendirme yapısı oluşturuldu.

inditex jga 2025 mlu2uprh 2025 12 03

Teşvik planı, 2023–2027 dönemini kapsayan iki ayrı döngüden oluşuyor ve hem nakit hem de hisse bazlı ödüllendirme modeli içeriyor. Bu yapı, şirketin üst yönetimini uzun vadeli performans hedeflerine bağlamayı ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemeyi amaçlıyor. İlk faza ilişkin ödemeler, 2025 finansallarının açıklanmasının ardından devreye alınırken, ikinci fazın 2026 sonuçlarını takiben uygulanması planlanıyor.

Öte yandan dağıtım listesinde, şirket yönetiminde resmi bir görevi bulunmayan ancak yönetim kurulu başkanıyla ilişkili kişiler arasında yer alan isimlerin de bulunması dikkat çekti. Bu durum, teşvik planının kapsamı ve sınırları konusunda tartışmaları beraberinde getirdi.

Inditex’in bu hamlesi, küresel moda perakendeciliğinde üst yönetimi elde tutma ve performansı ödüllendirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilirken, şirketin uzun vadeli büyüme hedeflerine bağlılık mesajı verdiği görülüyor.

Coffy’den Food-Tech Hamlesi: 2028’de 500 Mağaza Hedefi

Türkiye’de kahve pazarının yükselen dinamikleri, markaları yalnızca ürün odaklı değil, teknoloji ve operasyon entegrasyonu üzerinden rekabet etmeye zorluyor. Coffy, bu dönüşümü “Food-Tech” modeliyle ele alarak 2028 yılına kadar 500 mağazaya ulaşmayı hedefliyor. Marka, DP Eurasia Group bünyesindeki global deneyimini yerel operasyon gücüyle birleştirerek ölçeklenebilir bir büyüme stratejisi izliyor.

Teknoloji Odaklı Kahve Zinciri Modeli

Coffy’nin büyüme planının merkezinde, kahve perakendesini teknolojiyle yeniden tanımlayan bir iş modeli yer alıyor. Marka, Türkiye kahve pazarının 2030’da 155 milyar TL büyüklüğe ulaşmasının beklendiği bir ortamda, erişilebilir fiyat ve kalite odağını öne çıkarıyor. 2025 yılında elde edilen %86,7 ciro artışı ve 2026 için öngörülen %70 büyüme hedefi, modelin ölçeklenebilirliğini destekleyen göstergeler arasında yer alıyor.

Dijitalleşme ve Operasyonel Güç Öne Çıkıyor

Coffy’nin “Food-Tech” yaklaşımı, yalnızca mağaza büyümesi değil, aynı zamanda güçlü bir dijital altyapı ile destekleniyor. Marka, 200-250 kişilik teknoloji ekibiyle kendi sistemlerini yönetirken, satışlarının %30’dan fazlasını dijital kanallar üzerinden gerçekleştiriyor. 1,14 milyon kayıtlı kullanıcıya sahip Coffy App, sadakat programları ve “Beklemeden Gel Al” gibi özelliklerle müşteri deneyimini dijitalleştiriyor.

Operasyon tarafında ise Gebze, İzmir, Ankara ve Gaziantep’te bulunan üretim tesisleri sayesinde Türkiye genelinde hızlı tedarik sağlanıyor. Bu yapı, hem kalite standardizasyonu hem de maliyet avantajı yaratırken, çekirdekten fincana uzanan tüm zincirin kontrol altında tutulmasını sağlıyor.

Franchise Modeli ile Ölçeklenebilir Büyüme

Bugün Türkiye’nin 44 ilinde ve KKTC’de yaklaşık 200 mağazaya ulaşan Coffy, mağazalarının %74’ünü franchise ortaklarıyla işletiyor. Bu yapı, markanın hızlı ölçeklenmesini desteklerken yatırımcılar için de cazip bir model sunuyor. Ortalama 36 ay geri dönüş süresi ve esnek mağaza formatları, franchise sisteminin öne çıkan unsurları arasında yer alıyor.

Coffy, mevcut büyüme stratejisiyle yalnızca Türkiye’de değil, Doğu Avrupa, Balkanlar, Orta Doğu ve Asya pazarlarında da genişlemeyi hedefliyor. Marka, yerel operasyon gücünü global standartlarla birleştirerek kahve sektöründe “erişilebilir kalite + teknoloji” ekseninde yeni bir rekabet alanı oluşturuyor.

Sonuç olarak Coffy örneği, kahve perakendesinde mağaza sayısından ziyade veri, teknoloji ve tedarik zinciri entegrasyonunun belirleyici olduğu yeni nesil “Food-Tech” modelinin güçlü bir temsilcisi olarak öne çıkıyor.

ING Türkiye’de üst düzey atama

ING Türkiye’de üst düzey bir atama gerçekleşti. Marka yönetimi ve müşteri deneyimi alanlarında uzun yıllara dayanan deneyime sahip olan Sinem Serdar, 6 Nisan 2026 itibarıyla ING Türkiye İletişim ve Marka Deneyimi Direktörü olarak göreve başladı.

Sinem Serdar, yeni görevinde ING’nin Türkiye’de “en sevilen dijital banka” olma hedefi doğrultusunda marka yönetimi, iletişim stratejileri ve müşteri deneyimi çalışmalarına liderlik edecek.

Marka yönetimi, pazarlama iletişimi, müşteri deneyimi, veri analitiği ve CRM alanlarında 18 yılı aşkın ulusal ve uluslararası deneyime sahip olan Serdar, eğitim hayatına Koç Özel Lisesi’nde başladı. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi ve Middlesex University’de tamamlayan Serdar, yüksek lisansını ise Galatasaray Üniversitesi’nde yaptı.

Kariyeri boyunca teknoloji, otomotiv, enerji ve perakende gibi farklı sektörlerde görev alan Serdar, Royal Dutch Shell’de Global Marka ve Pazarlama İletişim Lideri olarak çalıştı. Daha sonra Migros’ta Müşteri Deneyim Stratejileri ve Pazarlama İletişimi Direktörü olarak görev alan Serdar, veri odaklı yaklaşımıyla marka gücünü artırmaya ve müşteri bağlılığını geliştirmeye yönelik projelere liderlik etti.

Rossmann Türkiye’den Yangın Bölgesine 135 Bin Fidanlık Destek

Kişisel bakım ve perakende sektöründen Rossmann Türkiye, sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda odağındaki çalışmalarını “Yemyeşil Bir Türkiye İçin Bugün İyilik Zamanı (B.İ.Z.)” projesi kapsamında genişletmeye devam ediyor. Projenin ikinci etabında, yangınlardan zarar görmüş orman alanlarının yeniden yeşertilmesi amacıyla 135 bin fidan toprakla buluşturuldu.

2 Nisan 2026 tarihinde Taşucu’nda gerçekleştirilen fidan dikim etkinliği, yangınlardan zarar gören orman alanlarının yeniden canlandırılmasına katkı sağladı. Rossmann Türkiye’nin iş ortakları ve OGEM-VAK iş birliğiyle hayata geçirilen etkinliğe Rossmann Türkiye Genel Müdürü Hakan Ejder ve şirketin üst düzey yöneticileri de katıldı.

Manisa’da Başladı, Silifke’de Büyüdü

B.İ.Z. projesinin ilk etabı 2025 yılında Saruhanlı’ya bağlı Seyitoba Köyü’nde gerçekleştirilmiş ve Rossmann çalışanları ile iş ortaklarının katılımıyla 15 bin fidan dikilmişti. Projenin ikinci etabında ise 135 bin yeni fidan toprakla buluşturularak, 2022 yılında Silifke çevresinde meydana gelen orman yangınlarında zarar gören alanların yeniden yeşertilmesine katkı sağlandı.

Projenin tamamlanmasıyla birlikte toplam 150 bin fidan dikilerek yaklaşık 336 futbol sahası büyüklüğünde yeni bir orman alanının Türkiye’ye kazandırılması hedefleniyor.

“Her Fidan Geleceğe Verilmiş Bir Söz”

rossmann turkiye fidan projesi gorseli
rossmann türkiye’den yangın bölgesine 135 bin fidanlık destek 13

Etkinlikte konuşan Rossmann Türkiye Genel Müdürü Hakan Ejder, projeye ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

Bugün burada toprakla buluşturduğumuz her bir fidan, yalnızca doğaya değil, geleceğe bırakılan güçlü bir taahhüdün simgesidir. Rossmann Türkiye olarak ‘iyi hissettiren’ yaklaşımımızı yalnızca müşterilerimize sunduğumuz deneyimlerle sınırlı görmüyor; topluma, çevreye ve gelecek nesillere değer yaratmayı işimizin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyoruz. Bu projeyi sadece bir ağaçlandırma çalışması değil, iş ortaklarımızla birlikte büyüttüğümüz uzun vadeli bir sosyal yatırım olarak görüyoruz.”

Rossmann Türkiye, “iyi hissettiren alışveriş” anlayışını çevresel sürdürülebilirlik hedefleriyle genişleterek; doğal kaynakların korunması, karbon ayak izinin azaltılması ve toplumsal farkındalığın artırılması yönünde çalışmalarını sürdürüyor.

Projeye Güçlü Marka Desteği

Rossmann Türkiye’nin sürdürülebilirlik odaklı bu girişimine çok sayıda global ve yerel marka da destek veriyor. Projede yer alan iş ortakları arasında Colgate, Henkel, L’Oréal, Nivea, Procter & Gamble, Reckitt, Unilever, Urban Care ve Beyaz Kâğıt bulunuyor.

Rossmann Türkiye, B.İ.Z. projesi kapsamında önümüzdeki dönemde de farklı bölgelerde ağaçlandırma çalışmalarını sürdürerek Türkiye’nin orman varlığını güçlendirmeyi hedefliyor.