Ana Sayfa Blog Sayfa 34

Alo Çin’e Geç Geldi, Ama Talep Zaten Hazırdı

Alo’nun Çin ana karasına girişi, yeni bir pazara sıfırdan giren bir markanın hikâyesinden çok daha farklı. Los Angeles merkezli athleisure markası, Tmall’daki resmi mağazasının satışa açılmasının ilk dakikasında 10 milyon yuanı (yaklaşık 1,4 milyon dolar) aşan işlem hacmine ulaştı. Üstelik bu talebin önemli bir bölümü marka Çin’e resmi olarak girmeden önce oluşmuştu.

Alo, haziran ayında WeChat, Xiaohongshu ve Douyin üzerinden Çin pazarına resmi girişini duyurdu. Ancak marka yıllardır Çinli tüketicilerin radarındaydı; sosyal medya, sınır ötesi e-ticaret, influencer içerikleri ve daigou kanalları üzerinden ürünlere yönelik ilgi zaten oluşmuştu. Hatta resmi kanallar açılmadan önce Çin’de Alo’ya benzeyen çok sayıda marka ve taklit ürün ortaya çıkmıştı. Yani Alo’nun Çin’deki asıl problemi talep yaratmak değil, mevcut talebin kontrolünü ele geçirmekti.

Alo Mağazadan Önce Dijital Kanalda

alo e ticaret

Alo’nun Çin stratejisindeki en dikkat çekici tercih ise fiziksel mağazayla başlamaması. Marka, önce sosyal medya varlığını oluşturdu, ardından Tmall’da 300’den fazla ürünün yer aldığı resmi mağazasını açtı. Tmall’ın 62 milyondan fazla 88VIP üyesine erişim imkânı da Alo’ya geniş bir yüksek harcama potansiyeline sahip tüketici kitlesine ulaşma fırsatı veriyor.

Bunun yanında marka, mağaza açmadan önce topluluk oluşturmayı da başlattı. Şanghay’da koşu kulüpleri, yoga, pilates, bisiklet ve wellness etkinliklerinden oluşan sekiz haftalık bir program düzenlendi ve birçok etkinlik tamamen doldu. Alo böylece Çin’e önce mağaza açarak değil, topluluk kurarak girmeyi tercih etti.

Bu modelin arkasında yalnızca yatırım maliyetini azaltma fikri yok. Dijital kanal, Alo’ya hangi ürünlerin gerçekten satın alındığını, hangi tüketici segmentinin karşılık verdiğini ve sosyal medyada oluşan ilginin gerçek satışa ne ölçüde dönüştüğünü görme fırsatı veriyor. Aynı zamanda marka fiyatlandırma, müşteri deneyimi ve veri üzerindeki kontrolünü de resmi kanallara taşıyor.

Çin’de Talep Var, Rekabet de Hazır

Alo’nun daha premium bir fiyatlama ile özellikle varlıklı kadın tüketicileri hedeflemesi bu açıdan stratejik bir tercih olarak değerlendirilebilir. Ancak ilk dakikadaki satış performansının uzun vadeli sadakate dönüşüp dönüşmeyeceği henüz bilinmiyor.

alo1

Türkiye’deki perakendeciler açısından Alo’nun Çin hikâyesinin asıl dersi burada: Bir markanın yeni pazara girişi artık mutlaka ilk mağazanın açılışıyla başlamak zorunda değil. Eğer talep zaten oluşmuşsa, doğru dijital kanal ve topluluk stratejisiyle önce tüketiciyi tanımak, ardından fiziksel yatırımı ölçeklemek daha kontrollü bir büyüme modeli sunabilir.

Alo’nun Çin’deki gerçek sınavı ise ilk dakikadaki 10 milyon yuan değil; bu ilgiyi tekrar satın almaya, sadakate ve sonunda fiziksel mağazalara taşıyıp taşıyamayacağı olacak.

Mobildev’den Perakendede Güvenli Müşteri Doğrulama Çözümü: Wentro Verify

Perakende sektörü uzun yıllardır müşteri deneyimini iyileştirmeye, sadakati artırmaya ve alışveriş yolculuğunu daha akıcı hale getirmeye odaklanıyor. Bugün bu başlıklara bir yenisi daha ekleniyor: güvenli müşteri doğrulama.

KVKK’nın 11 Şubat 2026 tarihli ve 2026/266 sayılı İlke Kararı kapsamında veri sorumlularına tanınan uyum süresi, 28 Şubat 2027’ye kadar uzatıldı. Bu ek süre, kurumlara mevcut sadakat ve mağaza süreçlerini değerlendirmek ve gerekli doğrulama altyapılarını planlamak için daha geniş bir hazırlık dönemi sunuyor. Güvenli müşteri doğrulama ise yalnızca hukuki bir gereklilik değil; müşteri güveni, operasyonel verimlilik ve marka itibarı açısından da stratejik önem taşıyor.

kesintisiz magaza operasyon

Bugün birçok kurumda telefon numarası veya sadakat kartı bilgisiyle kasalarda işlem yapılabiliyor. Oysa bu bilgiler, işlemi gerçekleştiren kişinin gerçekten hesap sahibi olduğunu tek başına göstermeye yetmiyor. Yetkisiz puan kullanımı, müşteri itirazları, manuel kontroller ve ispat yükü, sadakat programlarının görünmeyen maliyetleri arasında yer alıyor.

Mobildev tarafından geliştirilen Wentro Verify, tam da bu ihtiyaca yanıt veren bir Güvenli Müşteri Doğrulama Platformu olarak konumlanıyor. Mevcut CRM, sadakat ve POS altyapılarıyla uyumlu çalışan platform; üyelikten puan kullanımına, kampanya katılımından müşteri bilgisi güncellemelerine kadar farklı işlem adımlarında güvenli ve doğrulanabilir bir yapı oluşturuyor. Böylece markalar, mevcut yatırımlarını korurken güvenli işlem katmanını operasyonlarına kolayca ekleyebiliyor.

Güvenlik ile müşteri deneyimini aynı noktada buluşturuyor

merkezi olceklenebilir yontem

Wentro Verify’ın en önemli farklarından biri, güvenlik ile müşteri deneyimini aynı noktada buluşturması. İlk kayıt sonrasında tekrar eden doğrulama ihtiyacının azaltılması, kasadaki işlem sürelerinin kısalmasına ve yüksek hacimli operasyonlarda maliyetlerin kontrol altına alınmasına katkı sağlıyor. POS API entegrasyonu veya Kasiyer Web Paneli seçenekleri ise kurumlara kendi teknik yapılarına uygun esnek bir geçiş modeli sunuyor.

28 Şubat 2027’ye uzatılan uyum süresi, perakende markalarına gerekli dönüşümü daha sağlıklı planlamak için ek zaman kazandırıyor. Bu süreçte güvenli müşteri doğrulamayı yalnızca teknoloji ekiplerinin değil; yönetim, pazarlama ve mağaza operasyonlarının da ortak gündemi olarak ele almak önem taşıyor.

2002 yılından bu yana satış, pazarlama ve iletişim teknolojileri alanında faaliyet gösteren Mobildev, geliştirdiği çözümlerle kurumların müşteri ve çalışan temas noktalarını tek bir ekosistem altında buluşturuyor. Veri yönetiminden izinli iletişime, pazarlama teknolojilerinden çalışan deneyimine kadar uzanan uzmanlığını bugün güvenli müşteri doğrulama alanına taşıyan şirket, Wentro Verify ile perakendenin değişen ihtiyaçlarına yanıt veriyor.

Starbucks, Artan Gelire Rağmen 224 İş Daha Azalttı

Starbucks, gelirlerini artırdığı bir dönemde 224 kurumsal pozisyonu daha ortadan kaldırma kararı aldı. Yeni işten çıkarmalar Seattle’daki genel merkez ve uzaktan çalışan pozisyonlarını kapsarken, mağazalardaki çalışanlar bu turdan etkilenmeyecek. Yaklaşık 120 çalışan Nashville’deki yeni ofise taşınmayı kabul etmediği için ayrılırken, 104 pozisyon da organizasyonel yeniden yapılanma kapsamında kaldırılacak.

Bu karar, CEO Brian Niccol liderliğinde yürütülen daha geniş kapsamlı maliyet ve organizasyonel dönüşümün bir parçası. Starbucks, 2028 mali yılı sonuna kadar yaklaşık 2 milyar dolarlık maliyet azaltımı hedeflerken, tasarruf edilen kaynakları doğrudan mağaza operasyonlarına ve müşteri deneyimine yönlendirmeyi planlıyor.

Büyüme Var, Ama Organizasyon Yeniden Kuruluyor

img 1888

Starbucks açısından dikkat çekici olan nokta, işten çıkarmaların satışların gerilediği bir dönemde değil, şirketin toparlanma sinyalleri verdiği bir süreçte gerçekleşmesi. Sonuçlarda güçlü satış performansı görülürken şirket, buna rağmen merkez organizasyonunu daha yalın hale getirmeye devam ediyor.

Buradaki strateji, “daha fazla çalışan” yerine “daha fazla kaynağı müşteriye yakın noktalara aktarmak” olarak okunabilir. Starbucks’ın mağaza çalışanlarını bu işten çıkarmaların dışında tutması da bu yaklaşımı destekliyor.

Şirket aynı zamanda merkez ofis yapısını Nashville’de yeniden konumlandırıyor. Yeni kampüsün teknoloji ve tedarik zinciri rollerinde yaklaşık 2 bin çalışana ev sahipliği yapması planlanıyor. Dolayısıyla bu süreç yalnızca bir küçülme değil; merkez organizasyonun yeniden tasarlanması ve kaynakların farklı yetkinliklere kaydırılması anlamına geliyor.

Perakendede Yeni Denklem: Merkezden Mağazaya

Starbucks örneği, büyük perakende organizasyonlarında büyümenin artık yalnızca daha fazla mağaza veya daha yüksek satış anlamına gelmediğini gösteriyor. Şirket bir yandan mağaza deneyimini güçlendirmeye çalışırken diğer yandan merkezdeki maliyetleri ve organizasyonel karmaşıklığı azaltıyor.

Perakendede asıl soru artık kaç kişinin çalıştığı değil, hangi kaynağın müşteriye ne kadar yakın konumlandırıldığı.

Starbucks’ın hamlesi bu açıdan Türkiye’deki büyük perakende organizasyonları için de takip edilmeye değer: Merkez yapılanması ne kadar çevik, teknoloji ve operasyon yatırımları nasıl dağılıyor ve tasarruf edilen kaynak gerçekten mağaza deneyimine geri dönüyor mu? Bu sorular, önümüzdeki dönemde verimlilik stratejilerinin başarısını belirleyen temel göstergelerden biri olabilir.

Lidl Self Checkout Uygulamasını Mağaza İçerisinde Telefonla Ödemeye Taşıdı

Lidl, Belçika’da Scan&Go özelliğini Lidl Plus uygulamasına taşıyarak müşterilerin alışveriş sırasında ürünleri kendi akıllı telefonlarıyla taramasına ve ürünleri doğrudan poşetlerine yerleştirmesine olanak tanımaya başladı. Uygulama Almanya, Hollanda ve Lüksemburg’daki uygulamaların ardından Belçika’ya da genişletiliyor. İlk olarak Melle ve Destelbergen mağazalarında başlayan sistemin yıl içinde yaklaşık 30 mağazaya yayılması planlanıyor.

Buradaki fark yalnızca self-checkout kullanılması değil. Lidl, ödeme noktasını alışverişin son adımı olmaktan çıkarıp alışveriş sürecinin içine taşıyor. Müşteri ürününü rafa bakarken tarıyor, toplam sepet tutarını anlık olarak görüyor ve indirimleri de uygulama üzerinden takip edebiliyor. Lidl Plus böylece sadakat kartı, kampanyalar, alışveriş listesi ve ödeme deneyimini tek bir dijital akışta birleştiriyor.

Lidl Self-Checkout’tan Daha Fazlası: Mağazanın Dijitalleşmesi

40888b48 2aa2 43b3 b550 5dc75dba72b0

Sistem yalnızca barkod taramadan da ibaret değil. Lidl’in bazı mağazalarında yapay zekâ destekli akıllı teraziler, meyve ve sebzeleri şekil ve renklerinden tanıyarak ürün girişini kolaylaştırıyor. Kampanyalar da tarama sırasında otomatik olarak uygulanıyor; örneğin “4 al 2 bedava” gibi bir kampanyada müşteri yeterli ürünü almadığında uygulama bunu anında hatırlatıyor.

Bu modelin Türkiye açısından dikkat çekici tarafı ise mağaza operasyonunda teknolojinin rolünün yeniden tanımlanması. Lidl daha önce Lüksemburg’da yaptığı uygulamada bu teknolojinin personel azaltımından ziyade çalışanların müşteriye daha fazla zaman ayırmasını sağlayacağını belirtmişti.

Perakendede self-checkout’un bir sonraki aşaması, yalnızca müşteriye kendi kasasını kullandırmak değil; müşterinin alışveriş yolculuğunu baştan sona mobil cihaz üzerinden yönetmek olabilir.

Lidl’in Belçika hamlesi bu açıdan önemli bir test alanı oluşturuyor. Teknoloji yaygınlaştıkça asıl ölçülecek konu yalnızca kasa önündeki bekleme süresinin azalması değil; sepet büyüklüğü, kampanya kullanımı, mağaza içi operasyon ve müşteri deneyiminin birlikte nasıl değiştiği olacak.

Bursa’da 61 Yıllık Tekstil Firması BBX Baby Kids Tekstil İflas Etti

Bursa’da bebek ve çocuk tekstili sektöründe 1965 yılından bu yana faaliyet gösteren BBX Baby Kids Tekstil, mali sorunlarını aşamayınca iflas etti. İki fabrikasında üretim gerçekleştiren ve 24 ülkeye ihracat yapan şirketin konkordato süreci sonuçsuz kaldı.

Türkiye’nin önemli tekstil üretim merkezlerinden Bursa’da faaliyet gösteren köklü şirketlerden BBX Baby Kids Tekstil için mahkemeden iflas kararı çıktı. 61 yıllık geçmişe sahip şirket, mali yapısındaki bozulmayı gidermek amacıyla başvurduğu konkordato sürecinden çıkamayarak tasfiye sürecine girdi.

3 Aylık Konkordato Süreci Sonuç Vermedi

Şirketin yaşadığı mali sıkıntıların ardından borçlarını yapılandırabilmesi ve finansal durumunu toparlayabilmesi amacıyla mahkeme tarafından 3 aylık geçici konkordato mühleti verilmişti.

Bu süreçte şirketin mali durumu, görevlendirilen konkordato komiserleri ve mahkeme heyeti tarafından incelendi. Yapılan değerlendirmelerde, verilen süre içerisinde firmanın finansal yapısında beklenen iyileşmenin sağlanamadığı ve borca batıklık durumunun devam ettiği tespit edildi.

Konkordato sürecinin şirketin mali sorunlarını çözmek için yeterli olmaması üzerine dosya yeniden mahkemenin gündemine taşındı.

Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi İflas Kararı Verdi

Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 19 Ağustos 2026 tarihinde görülen duruşmada BBX Baby Kids Tekstil’in mali durumunu değerlendirdi.

Mahkeme heyeti, şirketin borca batık durumda olduğuna ve konkordato şartlarını karşılayamadığına karar verdi. Bu kararın ardından BBX Baby Kids Tekstil hakkında iflas kararı verilirken şirketin tasfiye süreci de başlamış oldu.

24 Ülkeye İhracat Gerçekleştiriyordu

1965 yılında kurulan BBX Baby Kids Tekstil, uzun yıllar boyunca bebek ve çocuk tekstili alanında üretim gerçekleştirdi. Bursa’daki iki fabrikasıyla faaliyet gösteren şirket, Türkiye pazarının yanı sıra 24 ülkeye ihracat yaparak uluslararası pazarlarda da yer aldı.

Şirketin iflası, Bursa’nın tekstil sektöründe yaşanan finansal baskıların köklü üreticileri de etkilediğini bir kez daha ortaya koydu. Konkordato sürecinin ardından gelen mahkeme kararıyla birlikte 61 yıllık şirketin faaliyet dönemi sona ererken, bundan sonraki süreçte tasfiye işlemleri yürütülecek.

Türk Henkel’in İz Bırak Projesi İzmir’de 444 Çocuğa Ulaştı

Türk Henkel’in sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda odağıyla hayata geçirdiği İz Bırak Projesi, bu yıl İzmir’de çocuklarla buluştu. İhtiyaç Haritası iş birliğiyle gerçekleştirilen proje kapsamında, orman yangınlarından etkilenen bölgelerde yaşayan çocukların doğayla yeniden bağ kurmalarına ve sürdürülebilirlik konusunda farkındalık kazanmalarına yönelik çalışmalar yapıldı.

İzmir Konak Belediyesi Toros Sosyal Tesisi’nde gerçekleştirilen projeye 8-12 yaş arasındaki çocuklar katıldı. Karabağlar, Seferihisar ve Menderes’te yangından etkilenen bölgelerden çocukların da dahil olduğu etkinliklerde, sürdürülebilirlik ve çevre bilincini merkeze alan çeşitli atölyeler düzenlendi.

Çocuklar doğa ve sürdürülebilirlik temalı atölyelerde buluştu

henkel izbirak gundemperakende 2

Proje kapsamında çocuklara yönelik “Sürdürülebilirlik Kahramanları”, “Doğa Sevgisi Drama”, “Doğa Koruyucuları Tasarım” ve “Tohum Topu Hazırlama” başlıklı atölyeler gerçekleştirildi. Çocuklar bu çalışmalarda geri dönüşüm, yeniden kullanım, doğayla empati ve çevreyi koruma gibi konuları uygulamalı olarak deneyimledi.

Tohum topu atölyesinde yerel bitki tohumları, kil ve toprak kullanarak kendi tohum toplarını hazırlayan çocuklar, proje kapsamında düzenlenen “Benim Fidanım, Benim Geleceğim” saha etkinliğinde ise fidan dikti ve hazırladıkları tohum toplarını doğayla buluşturdu.

Atölyelerin yanı sıra farklı okullara da destek sağlanırken, hazırlanan tohum topları ve çocukların yaratıcı çalışmalarını destekleyen boya kalemi setleri okullara ulaştırıldı. Proje kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda toplam 444 çocuğa ulaşıldı.

Projenin odağında yangın sonrası doğayla yeniden bağ kurmak var

henkel izbirak gundemperakende 1

İzmir’de yaklaşık 30 bin hektarlık alanı etkileyen büyük orman yangınlarının ardından hayata geçirilen proje ile bölgenin yeniden ormanlaştırma çalışmalarına katkı sağlanması ve çocukların doğayla olan bağlarının güçlendirilmesi hedeflendi.

Türk Henkel Kurumsal İletişim Müdürü Öznur Çatı, projenin çocukların gelişimi ve çevre bilincinin güçlendirilmesi açısından önem taşıdığını belirterek, eğitim, çevre ve sürdürülebilirlik alanlarında toplumsal fayda sağlayan çalışmaların devam edeceğini ifade etti.

İz Bırak’ın ilk durağı Hatay olmuştu

Türk Henkel’in İz Bırak Projesi, geçtiğimiz yıl İhtiyaç Haritası iş birliğiyle Hatay’da depremden etkilenen çocuklar için uygulanmıştı. Konteyner yaşam alanlarında gerçekleştirilen ücretsiz atölyelerle yaklaşık 250 çocuğa ulaşan proje; yaratıcı düşünme, çevre bilinci ve toplumsal farkındalık alanlarında çocukların gelişimine katkı sağlamıştı.

İzmir ayağıyla birlikte İz Bırak Projesi, farklı şehirlerde çocukları sürdürülebilirlik ve çevre bilinci ekseninde bir araya getirmeyi sürdürüyor.

AVM’lerde Ortak Alan Krizi Büyüyor: Markaların Yüzde 77’si İhtilaflı

BMD Başkanı Sinan Öncel, “Üç yıl önce yapılan mevzuat değişikliğine rağmen ortak alan giderlerinde bir türlü şeffaflık sağlanamadı. Birçok AVM yönetimi detaylı hesap ve fatura paylaşmadığı için harcamaları net olarak göremiyoruz” dedi.

avm ortak alan

Markalar için yıllardır devam eden ve artık kronik bir sorun haline gelen fahiş kira artış taleplerinin yanı sıra üç yıl önce yapılan mevzuat değişikliğine rağmen, AVM’lerde şeffaf olmayan ortak alan giderleriyle ilgili taraflar arasındaki ihtilaf da devam ediyor. Markaların yüzde 77’sinin ortak alan giderleri konusunda AVM’lerle ihtilaflı olduğu ortaya çıktı.

Çatısı altındaki 516 marka ile gıda dışı perakende sektörünün en önemli temsilcisi olan Birleşmiş Markalar Derneği (BMD), üyeleri arasında gerçekleştirdiği Temmuz ayı anketinin sonuçlarını açıkladı.

Anketi değerlendiren BMD Başkanı Sinan Öncel, mayıs ve haziran aylarında canlı geçen hazır giyim ve ayakkabı satışlarının temmuzda hız kestiğini bildirdi. Öncel, “Temmuzda kozmetik markalarımızın yüzde 86’sının adet satışları artarken, hazır giyim markalarımızın yüzde 54’ünün, ayakkabı markalarımızın ise yüzde 58’inin adet satışları düştü.” diye konuştu.

“Gıda dışı perakendede indirimsiz satış imkanı neredeyse kalmadı”

Sinan Öncel, hazır giyim başta olmak üzere gıda dışı perakendede indirim yapılmadan satış imkânı neredeyse kalmadığının altını çizdi. Özellikle hazır giyim ve ayakkabıda daha yüksek indirim ve daha düşük marj ile ciro artırabildiğini belirten Öncel, şöyle devam etti:

sinan oncel

“Ciro artışı çoğu zaman enflasyonun altında kalıyor. Bugün tüketici uygun fiyatlı ürüne ulaşmakla birlikte, firmalar için orta ve uzun vadede büyük risk var. Çünkü maliyetler artarken kârlılık düşmeye devam ediyor. Uzun süredir yaşadığımız sorunun temelinde yüksek maliyet artışları yatıyor. Kira ve AVM’lerdeki şeffaf olmayan ortak alan giderleri en önemli maliyet kalemlerimizi oluşturuyor. 10 uzama yılını dolduran kontratlarda 2-3 kat kira artışı talebiyle karşılaşılırken üç yıl önce yapılan mevzuat değişikliğine rağmen ortak alan giderlerinde bir türlü şeffaflık sağlanamadı. Birçok AVM yönetimi detaylı hesap ve fatura paylaşmadığı için harcamaları net olarak göremiyoruz. Türkiye’deki AVM’lerde yaklaşık 14 milyon metrekare kiralanabilir alan bulunuyor. Her metrekare için ortalama 50 TL fazla ödeme yapılsa aylık 700 milyon, yıllık 8,4 milyar TL’lik bir maliyet ortaya çıkıyor. Temmuz anketimizde üyelerimize ortak alan giderleri konusunda AVM yönetimiyle ihtilaflarının olup olmadığını sorduk. Yanıt veren üyelerimizin yüzde 77’si, yani her dört markadan en az üçü, AVM yönetimiyle ihtilaflı olduğunu beyan ediyor. Üyelerimizin sadece yüzde 23’ünün AVM’lerle sorunu bulunmuyor. İhtilaf oranının yüksek olmasına rağmen sorunu yargıya taşıyan üyelerimizin oranının ise yüzde 6 düzeyinde kalması dikkat çekiyor.”

Sinan Öncel, ortak alan giderleri ile ilgili ihtilafın yargıya taşınma oranının düşük kalmasında, markaların 10 uzama yılı sonrası AVM yönetimiyle kira artışlarıyla ilgili sorun yaşamak istememesinin etkili olduğunu sözlerine ekledi.

DESA’dan Güçlü Finansal Tablo: 1,86 Milyar TL Net Nakit

Türkiye deri ve deri mamulleri sektörünün lider markası ve tek dikey entegre oyuncusuolan DESA Deri Sanayi ve Ticaret A.Ş. (BIST: DESA), 2026 yılının ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. DESA, 2026 yılının ilk yarısında 205 milyon TL net kâr açıklarken, net nakit pozisyonunu 1,86 milyar TL’ye taşıdı ve güçlü bilanço yapısını korudu.

Küresel ve yerel pazarlardaki makroekonomik belirsizliklere ve süregelen maliyet enflasyonuna rağmen operasyonel disiplininden ve verimlilik odaklı yaklaşımından taviz vermeyen DESA, 2026’nın ilk yarısını 205 milyon TL Net Kâr ile tamamladı. Proaktif nakit yönetimi stratejisini sürdüren şirket, net nakit pozisyonunu 1,86 milyar TL (yaklaşık 40 milyon USD) seviyesinde koruyarak bilançosunun kırılganlıklara karşı dayanıklılığını ve büyüme odaklı finansal esnekliğini bir kez daha tescilledi.

Perakende ve Dijitalleşmede Güçlü İvme: E-Ticarette yüzde 82 Büyüme


Çok kanallı (omnichannel) satış stratejisini başarıyla uygulayan DESA, perakende ve e-ticaret kanallarındaki toplam ciro içindeki payını yüzde 73’e yükseltti. 2025 yılında gerçekleştirilen altyapı ve dijitalleşme yatırımlarının geri dönüşüyle birlikte e-ticaret (online) kanalı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 82 oranında güçlü bir büyüme kaydetti.

İhracatta dolar bazında yüzde 28,3 artış


Küresel lüks tüketim pazarındaki konjonktürel daralmaya rağmen DESA, uluslararası pazarlardaki etkinliğini artırmayı sürdürdü. 2025 yılının ikinci çeyreğinde 2,7 milyon USD seviyesinde gerçekleşen ihracat hacmi, 2026 yılının aynı döneminde dolar bazında yüzde 28,3 artış göstererek 3,47 milyon USD seviyesine ulaştı.

Geleceğin teknolojisine stratejik yatırım: Nuera A.Ş. kuruldu
Sürdürülebilirlik ve biyoteknoloji alanındaki yatırımlarını yeni bir safhaya taşıyan DESA, yeni nesil biyomateryallerin araştırılması, geliştirilmesi, üretimi ve ticarileştirilmesi amacıyla yüzde 100 bağlı ortaklığı olan “Nuera Sürdürülebilir Biyofabrikasyon Teknolojileri Sanayi ve Ticaret A.Ş.” unvanlı şirketinin kuruluş işlemlerini 11 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla tamamladı.

115 milyon TL temettü dağıtım takvimi


DESA Genel Kurulu’nda alınan karar doğrultusunda, 2025 yılı net dağıtılabilir kârından toplam 115 milyon TL nakit temettü dağıtılması kesinleşmiştir. Temettü ödemeleri 3 taksit halinde aşağıdaki takvime göre yatırımcılara aktarılacaktır:
• 30 Eylül 2026: Net 35 milyon TL
• 30 Ekim 2026: Net 40 milyon TL
• 30 Kasım 2026: Net 40 milyon TL

Genel Müdür Burak Çelet: Büyüme stratejimizin merkezine inovasyon ve sürdürülebilirliği koyuyoruz

desa burak celet


Elde edilen sonuçları değerlendiren DESA Genel Müdürü Burak Çelet, şunları söyledi: “Zorlu makroekonomik koşullara ve maliyet enflasyonunun etkilerine rağmen disiplinli finansal yönetimimiz, güçlü nakit pozisyonumuz ve çok kanallı büyüme stratejimiz sayesinde 2026 yılının ilk yarısını sağlam bir performansla tamamladık. Perakende ve e-ticaret kanallarımızdaki güçlü ivmenin yanı sıra İtalya’da kurduğumuz üretim tesisimizin de katkıları ile daralan piyasada müşteri portföyümüzü geliştirmeye devam ediyoruz. ihracat hacmimizde 2.çeyrekte dolar bazında kaydettiğimiz %28,3’lük artış, küresel pazarlardaki rekabet gücümüzün açık bir göstergesidir. Geleceğe yön verme vizyonumuz doğrultusunda kuruluşunu tamamladığımız yüzde 100 bağlı ortaklığımız Nuera A.Ş. ile biyomateryal ve sürdürülebilir biyofabrikasyon alanında sektörümüzde öncü bir adım atıyoruz. Güçlü bilançomuzdan aldığımız cesaretle operasyonel verimliliğimizi korurken, yatırımcılarımız için uzun vadeli ve sürdürülebilir değer yaratmaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.

Yüksek katma değerli ürün grubu ve güçlü fiyatlama kabiliyeti


Şirket’in 2026 yılı ilk yarı finansal özet bilgileri şu şekilde:

• Konsolide satış hasılatı: Güçlü perakende ve e-ticaret performansının katkısıyla 2 milyar 353 milyon TL seviyesinde gerçekleşmiştir.
• Brüt kâr ve marj: Yüksek katma değerli ürün karması, taviz verilmeyen kalite ve güçlü marka algısının sağladığı fiyatlama gücü sayesinde 1 milyar 353 milyon TL brüt kâr elde edilmiş; brüt kâr marjı yüzde 57,5 gibi yüksek bir seviyede gerçekleşmiştir.
• FAVÖK ve marj: Operasyonel giderlerdeki disiplinli yönetim ile 576 milyon TL FAVÖK üretilmiş, FAVÖK marjı yüzde 24,5 olarak kaydedilmiştir.
• Net nakit pozisyonu: Dönem sonu itibarıyla 1,86 milyar TL (40 milyon USD) seviyesindeki net nakit varlığı, Şirket’in bilançosunu güçlendirirken teknoloji, sürdürülebilirlik ve küresel yatırımlar için sağlam bir hareket alanı sunmaktadır.

La Lorraine’in Yeni Orta Doğu Genel Müdürü

La Lorraine Bakery Group, Orta Doğu operasyonlarının yönetimini Hüseyin Ödemiş’e emanet etti. Ödemiş, 3 Ağustos 2026 itibarıyla Orta Doğu Genel Müdürü olarak göreve başladı.

Yaklaşık 20 yıllık FMCG ve tüketim ürünleri deneyimine sahip Ödemiş; P&G, Korozo Group ve Al Safi Danone’da satış, operasyon, kategori yönetimi ve iş geliştirme alanlarında görev aldı.

Bölgesel Büyüme ve Operasyonel Verimlilik

Yeni görevinde Türkiye ve Orta Doğu Bölge Başkan Yardımcısı Neslihan Nigiz Ulak’a bağlı çalışacak olan Ödemiş; bölgenin büyüme stratejileri, organizasyonel gelişim ve sürdürülebilir iş sonuçlarına liderlik edecek.

Özellikle farklı pazar dinamiklerini yönetme deneyimi, La Lorraine’in Orta Doğu’daki büyüme hedefleri açısından dikkat çekiyor. Yeni dönemde odağın yalnızca büyüme değil, pazar erişimi ve operasyonel verimlilikle desteklenen sürdürülebilir bir yapı olması bekleniyor.

MediaMarkt Hamlesi Ticaret Gerilimine Takıldı: Çin’den AB Soruşturmasına Karşı Hamle

Çin ile Avrupa Birliği arasındaki ticaret ve rekabet gerilimi, bu kez MediaMarkt ve Saturn’ün sahibi Ceconomy üzerinden perakende sektörüne yansıyor. Çinli e-ticaret devi JD.com’un yaklaşık 2,2 milyar euroluk Ceconomy satın alımı için Avrupa Komisyonu tarafından yürütülen soruşturmaya Pekin’den sert tepki geldi. Çin, şirketlerine ve kurumlarına soruşturmayla iş birliği yapmama çağrısında bulunurken, Avrupa’nın sürecini “yetkisiz” ve aşırı dış yargı uygulaması olarak değerlendiriyor.

Avrupa Komisyonu soruşturmayı Mayıs ayında, JD.com’un yabancı sübvansiyonlardan yararlanmış olabileceği ve bunun AB pazarındaki rekabeti bozabileceği endişesiyle başlattı. Komisyonun incelemesinde özellikle tercihli finansman, vergi teşvikleri ve sübvansiyon niteliğindeki destekler mercek altına alınıyor. Sürecin nihai karar tarihi olarak 2 Ekim 2026 belirlenmiş durumda.

Buradaki kritik nokta yalnızca bir satın alma işleminin gecikip gecikmeyeceği değil. JD.com’un Ceconomy üzerinden MediaMarkt ve Saturn gibi Avrupa’nın önemli elektronik perakende markalarından birinin kontrolünü ele geçirme planı, Çinli teknoloji ve perakende şirketlerinin Avrupa’daki büyüme stratejileri açısından da önemli bir test niteliğinde.

MediaMarkt Satın Alımı Neden Stratejik?

mediamarkt magaza

JD.com’un Ceconomy hamlesi, Çinli bir e-ticaret şirketinin Avrupa’da yalnızca dijital kanallarla büyümek yerine güçlü bir fiziksel perakende ağına erişme girişimi olarak okunabilir. Ceconomy; MediaMarkt, MediaWorld ve Saturn markaları üzerinden Avrupa’nın farklı pazarlarında hem fiziksel mağazalar hem de online kanallar işletiyor.

Bu yapı JD.com açısından yalnızca mağaza satın almak anlamına gelmiyor. E-ticaret, lojistik, teknoloji ve fiziksel mağazacılığı aynı yapı altında birleştirme fırsatı yaratıyor. JD.com’un zaten Çin’de güçlü bir lojistik ve teknoloji altyapısına sahip olması, Ceconomy’nin Avrupa’daki mağaza ağıyla birleştiğinde daha entegre bir perakende modeli oluşturma potansiyeli taşıyor.

Ancak satın alma sürecinin önündeki engel artık yalnızca ticari değil, jeopolitik de görünüyor. Avrupa tarafı yabancı sübvansiyonların rekabet üzerindeki etkisini incelerken Çin, soruşturmanın kendi şirketlerine yönelik yetki sınırlarını aştığını savunuyor ve devam edilmesi halinde karşılık verme tehdidinde bulunuyor.

Üstelik JD.com, Avrupa soruşturmasının yarattığı endişeleri gidermek amacıyla 20 Ağustos’ta AB’ye çözüm/taahhüt önerileri de sundu. Bu da şirketin satın alımı tamamlamak için düzenleyici taleplere uyum sağlamaya çalıştığını gösteriyor.

Perakendede Yeni Rekabet: Çinli Oyuncular Avrupa’ya Nasıl Girecek?

Bu gelişme Türkiye’deki perakende profesyonelleri açısından da takip edilmeye değer. Çünkü küresel perakendede rekabet artık yalnızca markaların ürün veya fiyat performansı üzerinden şekillenmiyor; sermaye gücü, teknoloji, lojistik altyapı ve fiziksel mağaza ağı aynı stratejinin parçaları haline geliyor.

JD.com’un Ceconomy hamlesi tamamlanırsa, Çinli bir teknoloji ve e-ticaret oyuncusunun Avrupa’daki büyük bir fiziksel perakende ağıyla birleşmesine yönelik önemli bir örnek ortaya çıkabilir. Ancak soruşturma, küresel perakendede sınır ötesi satın almaların artık yalnızca finansal ve ticari kriterlerle değerlendirilemeyeceğini de gösteriyor.

MediaMarkt satın alımının asıl önemi, bir elektronik perakendecisinin el değiştirmesinden çok, Çinli dijital oyuncuların Avrupa’daki fiziksel perakendeye ne ölçüde girebileceğini göstermesinde yatıyor.

Önümüzdeki dönemde karar yalnızca JD.com ve Ceconomy için değil, Avrupa pazarında büyümek isteyen diğer Çinli teknoloji ve perakende şirketleri için de önemli bir referans oluşturabilir. Perakendede küreselleşme devam ederken, rekabetin sınırlarını artık yalnızca tüketici değil, regülasyon ve jeopolitik dengeler de belirliyor.