Ana Sayfa Blog Sayfa 423

Çin Kovid-19 Nedeniyle 2020 için Büyüme Hedefi Belirlemedi

Şinhua ajansının haberine göre, Çin Başbakanı Li Kıçiang, Çin Ulusal Halk Kongresi (ÇUHK) 13’üncü dönem 3’üncü yıllık genel kurulu toplantısında konuştu. 

Li, Kovid-19 salgını ve ekonomi ve ticaretteki küresel belirsizlik sebebiyle kalkınmada tahmini güç bazı zorluklarla karşılaşabileceği için belirli bir büyüme hedefinin konulmadığını söyledi.

Başbakan Li, ülkesinin finans sektörü, dış ticaret, yurt dışı ve yurt içi yatırımlarda güvenliğin muhafaza edilmesine odaklanacağını kaydetti.

Dün, Çin’de Kovid-19 salgını nedeniyle 2 ay gecikmeyle düzenlenen yıllık meclis toplantıları, üst düzey istişare organı Çin Halk Siyasi Danışma Konferansının (ÇHSDK) açılış oturumuyla başlamıştı.

ÇKP’nin çatısı altında çok taraflı iş birliği ve siyasi danışma mekanizması oluşturmak için 1949’da kurulan ÇHSDK’nin 2 bin 158 delegesi bulunuyor. Delegelerinin 859’u ÇKP üyelerinden, geri kalanlar ise Çin toplumundaki her kesimden temsilciler ve ülkedeki ünlü simalardan oluşuyor.

Çin’de Kovid-19 vaka sayısı 82 bin 971’e yükselmiş, salgın dolayısıyla 4 bin 634 kişi yaşamını yitirmişti.

Perakende Sektöründe Çanlar Kimin için Çalıyor?

Evet maalesef ki tüm sektörlerde çanlar birileri için çalmaya devam ediyor. AVM Sektörü için, müşteri için, çalışan için değişiklik göstermekle birlikte tüm sektörlerde çanların birileri için çaldığı ve daha da çok çalacağı dönemlerdeyiz. Bu yazımızda da perakende sektörünün üzerine odaklanalım istedik.

Fakat şüphesiz perakende sektörü bu sürecin en sancılı kulvarlarından biri olacak. Hem markalar ve perakende mağazacılık hem de alışveriş merkezlerinin ciddi anlamda etkileneceği ve başkalaşacağı dönemlerden geçiyoruz.

Sadece Sat !

Türkiye’de geldiğimiz noktada perakende sektörünün en önemli dez avantajlarından biri şüphesiz odak noktası oldu. Perakende’nin odak noktası yakın geçmişte hep sadece sat kavramı üzerine yoğunlaştı. Tedarik zinciri dediğimiz taşı ve depola kısmına gereken önem maalesef verilmedi. Şimdi geldiğimiz süreçte bu taşıma ve depolama kısmında perakende sektörü ciddi sıkıntılar yaşayacak.

Yaşanan sıkıntılar perakende sektöründe kazanç kaybına yol açarken, perakendeye hizmet eden, yani taşıyan ve depolayan tedarik zinciri sürecinde yeni bir dönem başlayacağı ön görülüyor. Depolama ve lojistik konusunda yeni yeni yatırımlar yapılmak zorunda kalınacağı bir dönemden geçeceğiz gibi görünüyor.

Luxury Segment Gerileceyecek

Son dönemin en fazla talep gören segmentlerinden biri olan luxury segmentin gerileyerek önem sıralamalarının değişeceği ön görülüyor. İnsanlar doğala, sağlığa daha önem vererek tüketici davranışlarının bir kısmında değişikliğe gidebilir. Yine pratik çözümler karantina döneminde tüketici davranışına yerleşeceğinden ön plana çıkacak kategoriler arasında olabilecek gibi görünüyor.

Prestij Lokasyonculuğu Sona Eriyor

Perakendede prestij mağazacılığı diye bir algı var artık. Prestijli noktalarda karlı olmamasına rağmen pek çok perakendeci mağazasını açık tutardı şuana kadar. Fakat şuandan sonra bu durum tarih olacak gibi görünüyor. Perakendeci prestije değil, son tüketicinin ürüne ulaşıp ulaşamamasına önem verecek. Çünkü kira bedelleri maalesef artık herşey.

retail2

Mağazalar Açmaya Başladı Durumlar Nasıl?

Cadde mağazalarında işler beklenen üzerinde gerçekleşti bu da perakendecinin yüzünü güldürdü. AVM’lerde yoğunluk açık alanlara göre nispeten daha az. Klima, havalandırma konuları müşterinin aklını karıştırıyor. Alışveriş oranlarında beklentinin üzerinde bir tablo var. Çocuk giyim kategorisinde bayram öncesi alışverişte rakamlar tahminlere göre yüz güldürdü. Müşteri gezmeye gelmese de gelip ihtiyacınız karşılayıp gitmeyi tercih ediyor. Giriş oranlarında yaşanan %70 düşüşler, satış oranlarında %30 – 40 gibi düşüşlere tekabül etti.

Peki Çalışanlar?

Sektör bu denli etkilenirken çalışanların etkilenmemesi elbette beklenemezdi ve beklenecek. Kapanan mağazalarla birlikte sektörde %30’lara yakın personel azaltımı beklenecek. Bu da daha fazla iş, daha az personel anlamına gelecek. Ülkemize turist girişinde de yaşanacak ciddi sorunlar özellikle yaz aylarında perakende sektörünü çok fazla etkileyecek. Özellikle moda kategorisinde var olan yüksek turist talebi, 1-2 yıl gibi süre ile %40 gibi oranlarında düşüşle gerçekleşecek.

Sezon Ürünleri Ne Durumda?

Sezonunu neredeyse geride bıraktık fakat ürün stokları henüz eritilemedi. Yeni sezon için tedarikçilere ödeme yapılamadığından sorunlar orada da devam ediyor. Markalar bu iki ay içerisinde elinde kalan ürünleri indirimli fiyattan satıp, yeni sezona kaynak ayırmaya çalışacaktır. Süreç uzar ve sezon geçişleri daha da atlar, mevcut ürünler elden çıkarılamazsa durum daha da kötü bir hal alabilir.

Oldukça karamsar bir tablo çizdiğimin farkındayım. Fakat bu süreçte karamsarlık yanında proaktiflik can kurtarıcı olabilir. Perakende, sektörde online satış ve mağazacılık dışında kendine yeni kaynaklar bulmak zorunda. Aksi halde maalesef eski köyde eski adetlerle durum bu.

Daha güzel günlerde görüşmek üzere diyelim.

FMCG Markaları için Doğrudan Tüketiciye Ulaşmada 4 Zorluk

Coronavirus, alışveriş davranışında bir değişiklikle sonuçlandı. Birçok tüketici artık market alışverişlerinde çevrimiçi kanala yönelirken, yiyecek ve ev eşyalarını toplu olarak satın alım gerçekleştiriyor.

Bunun sonucu olarak, Covid-19’un sonlanmasından sonra bile e-ticaretin bu sektör için büyümeye devam edeceği tahmin ediliyor ve bu da FMCG markaları için yeni dijital fırsatlar anlamına gelebilir.

Peki böyle bir fırsat doğrudan tüketiciye yönelik olabilir mi? En büyük FMCG şirketlerinden bazıları, zaten yurt dışında doğrudan tüketiciye faaliyet göstermekteydi. Sadece bir örnek vermek gerekirse Nestle Kitkat için kendi sitesi üzerinden doğrudan tüketici siparişlerine açılmıştı. Yine Nestle Nespresso adı altında, büyük bir başarı elde eden kahve kapsüllerini doğrudan tüketiciye ulaştırıyor.

Peki FMCG markaları için bu doğru bir hamle mi? Veya tüketicilerin belirli ürünleri doğrudan satın almaya ilgisi işler normale döndüğünde yok olur mu? İşte FMCG markalarının doğrudan tüketiciye yöneldiği dört mevcut zorluğa bir göz atalım.

Dağıtım yönetimi

Doğrudan tüketiciye yönelik kanal, tüketicilerin alışveriş yaparken kolayca bulamayabilecekleri benzersiz bir ürün teklifi sundukları veya tüketicilerin doğrudan ürüne sürekli ulaşmak istediği yerlerde FMCG markaları için çalışabilir elbette.

Örneğin Heinz bu süreçte müşterilerine kendi web sitesi üzerinden, Heinz to Home adı altında doğrudan ürün sunmaya başladı. Sağlık çalışanları, polisler, silahlı kuvvetler gibi kitlelere de ücretsiz teslimatlar gerçekleştireceğini duyurdu.

Uzun zaman geçmeden toptancı ve perakendeciler tarafından olumsuz yorumlara da maruz kaldılar evet, fakat Heinz sürdürme konusunda ısrarcı olduğunu bildirerek durumu durdurmayacağını açıkladı.

Heinz başarılı olsun ya da olmasın, tedarik zincirinin tüm yönlerini yönetmek büyük üreticiler için bile zor olabilir. Bunun ana nedeni, mevcut depoların tipik olarak süpermarketlere ve diğer üçüncü taraf perakendecilere yüksek hacimli ürünler sağlamak için kurulmuş olmasıdır.

Alternatiflerden biri, nakliyeyi gerçekleştirebilmek için Amazon Lojistik gibi üçüncü taraf bir lojistik sağlayıcı kullanmaktır. Başka bir seçenek, siparişlerin yerine getirilmesini, üçüncü bir depodan dışarıya aktarmaktır. Fakat her iki seçenek de büyük markalar için bile büyük zorlukları beraberinde getirir.

Koronavirüs sonrası müşteri talebinin sürdürülmesi

Heinz to Home’un müşteriler için kısa vadeli bir teklif mi yoksa doğrudan ilişkiler kurmak için uzun vadeli bir stratejinin parçası mı olacağı henüz belli değil.

Elbette, başarı, fiyat noktası, teslimat ve UX gibi etkileri içeren müşteri deneyimi gibi diğer faktörlere de bağlı olacaktır. Fakat Heinz’in perakende satışlarından daha düşük fiyat ile hizmet sunması burada müşteriler için ciddi bir avantaj sunuyor.

Perakende iş ortaklarından rekabet ve çatışma

Talebin yanı sıra, doğrudan satış yapan FMCG markaları için bir başka büyük zorluk, genellikle marketlerden ve süpermarketlerden (hem çevrimiçi hem de mağazadan) alışveriş yapan müşteri davranışıyla mücadele etmektir.

Koronavirüs marketlerde fiziksel satışlar için gerilemeye sebep olurken, bu davranışın süreklilik sağlayıp sağlamayacağını yüksek oranda deneyimleyerek gözlemleyeceğiz.

Hatırlarsanız geçtiğimiz gülerde Frito-Lay’de snacks.com üzerinden tüketicilerine doğrudan ürünleri ulaştıracağını duyurmuştu. Bu durum, PepsiCo’nun koronavirüsün bir sonucu olarak ortaya çıkan çevrimiçi market alışverişlerindeki artıştan yararlanmaya çalıştığını gösteriyor.

PepsiCo, koronavirüsün ardından ilerlettiği stratejisini açıkça hızlandırırken, pandemi sona erdikten sonra da e-ticarete geçişin devam edeceği tahmin ediliyor. 

Öte yandan PepsiCo, potansiyel olarak Heinz’den daha fazla başarı üretebilir, çünkü ürün teklifi, müşterilerin haftalık mağazalarından ayrı sipariş vermek için daha eğilimli hissedebilecekleri öğeler

Uzun vadeli değer de önemlidir. Sonuçta, birçok müşteri, özellikle pandemi sırasında – bir kereye mahsus olarak doğrudan markalardan yiyecek satın almaya istekli olabilir, ancak tekrarlanan müşterileri kazanımı ileride asıl zorluk olacaktır.

Kişiselleştirme ve müşteri hizmetleri ile katma değer

Son olarak, sadakati etkileyebilecek diğer bir faktör de elbette FMCG markaları için yeni ve farklı bir dizi zorluk sunan müşteri hizmetidir.  Bunun nedeni, bu çalışma şeklinin, marka ve müşterileri arasında doğrudan iletişim hatları açmasıdır 

Doğrudan satış yaparken, müşteri yolculuğunun tüm yönleri FMCG’nin elindedir. Yani hayati markalar, müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak için uygun müşteri hizmeti operasyonlarını hayata geçirmek zorundadır.

Bunun yanı sıra, FMCG markalarının genel müşteri deneyimi için sorumluluk alması ve perakende iş ortaklarından daha değerli bir şey sunması gerekmektedir. Örneğin müşterilerin kendi atıştırmalık kutularını çeşitli farklı markalı ürünlerden özelleştirmelerini sağlayan PepsiCo’nun Snacks.com’u burada güzel bir case’dir.

Çevrimiçi deneyimin kendisi olumlu olsa da, özellikle müşteriyi yeniden siparişe sürükleyebilecek herhangi bir şeyi belirlemek zor. Çevrimiçi süpermarketlerden giderek artan bir rekabetle karşılaşan FMCG markaları için bu unutulmaması gereken etmenlerin en önemlisidir.

Bill Gates’in Pandemi Özelinde Önerdiği 5 Kitap

Bildiğiniz üzere Bill Gates, yıllarca dünyayı pandemi konusunda uyarmış ve vakfı şu anda sıtma ve tüberküloz gibi zorluklarla dünya üzerinde savaşıyor.

Bu doğrultuda Bill Gates, vakıf sürecinden edindiği bilgilerle pandemi özelinde fikir verebilecek ve bu süreçte faydalı olabileceğini belirttiği 5 kitaplık bir öneri açıkladı.

Seçim, Dr. Edith Eva Eger

1

Gates, kitabı kısmen bir anı, kısmen de travma ile ilgili bir rehber olarak tanımlar. 

Eger’in “benzersiz arka planı ona inanılmaz bir içgörü kazandırıyor” diye yazıyor, “ve bence şu anda pek çok insana zor durumların nasıl ele alınacağına dair önerilerinde bulunuyor.”

Bulut Atlası, David Mitchell

2

Gates, altı yüzyıl boyunca altı parsel arasında hareket eden bu 2004 romanına “zihin bükme” diyor. “ Kitap bitirdikten sonra uzun süre düşüneceğiniz ve konuşacağınız bir roman… Eğer insanlığın en iyisi ve en kötüsü hakkında gerçekten zorlayıcı bir hikaye havasındaysanız, sanırım bu kitapta kendinizi bulacaksınız  .

Ömür Boyu Sürüş, Bob Iger

3

Gates, iş kitaplarını sık sık okumadığını söylüyor. “Deneyimlerime göre, bir kuruluş kurmanın ve işletmenin nasıl bir şey olduğunu gerçekten yakalayan ya da gerçekten uygulamaya koyabileceğiniz ipuçları olan birini bulmak nadirdir.” isney’in tarihinde – Pixar’ın satın alınmasından bir akış hizmeti oluşturmaya kadar – kritik bir dönemden bahseden Iger’in kitabı, Gates’i Microsoft CEO’su Satya Nadella da dahil olmak üzere birçok kişiye tavsiye ettiği  biliniyor.

Büyük Grip, John M. Barry

4

1918 İspanyol Grip salgını hakkındaki bu kitap “dünyanın yeni patojenlere hazırlanmak için daha iyi bir iş yapması gerektiğini açıkça ortaya koyan birkaç kitaptan biri” diyor Gates. Kitabın birçok dersinden biri: liderlik açıkça önemlidir. St. Louis salgına hızlı bir şekilde cevap verildiğinde pek çok hayat kurtarıldı.

Zor Zamanlar İçin İyi Ekonomi, Abhijit V. Banerjee ve Esther Duflo

5

Nobel ödüllü ekonomistler Abhijit Banerjee ve Esther Duflo taradından yazılan kitap için Gates; Zor Zamanlar İçin İyi Ekonomi bana, Eğitimli ve taşralı tamamı dahil olmak üzere Amerika’da fakirleşmenin nasıl bir süreç olduğunu gözler önüne seriyor diye belirtti.

Markalar Covid-19 Sırasında E-Postaları Nasıl Kullanıyor?

Covid-19 süreci, markaların pandemi sürecinde e-posta kanallarının kullanımı ve verimliliğinde bir artışla sonuçlandı.

Peki sizce markalar bu süreci nasıl kullandı, ilerleyen dönemde daha etkili dönüşler alabilmesi için örnekler neler? Bu yazımızda e-postalar üzerine değinelim istedik.

Pandemiden önceki sürece göre daha fazla eposta gönderiliyor

HubSpot’tan gelen son verilere göre, pandemi başlamadan önceye göre %44 daha fazla e-posta gönderiliyor.

Tabii bu durum işlevsel ve ilgili e-postaları da zorunlu kıldı bu süreçte. Özellikle normalleşme sürecine girmemiz ile birlikte, markaların bültenleri de evde kaldığımız sürecin aksine değişmeye başladı.

Örneğin Zara gibi markalar pandemi normalleşme sürecine girdikçe eski bülten gönderimlerine tamamen geri dönmeye başladı.

zara

Fakat öte yandan, markalar pandemiyi hala göz ardı etmeyerek koronavirüs sürecinde atıfta bulunarak ilerlemeyi tercih ediyor. Doğrudan koronavirüs sürecini -hala- e-postalarda anlatma doğru olmasa da iklime, doğal hayata ve hijyen gibi konulara atıfta bulunarak ilerlemek bu süreçte daha doğru olarak değerlendiriliyor.

Çünkü bu, aynı zamanda tüketicilerin markalardan duymak istedikleri ile uyumlu bir durum.

Eskisine göre e-postaları çok daha fazla açıyoruz

BounceX’e göre, artan e-posta gönderimlerinin yanında gelen e-postaları eskiye göre haftalık %25 arttı. 14 Nisan tarihinde sonra da bu artış %40’lara ulaştı.

Fakat moda gibi sektörlerde ivme tersine %30 oranında düşüş olarak gerçekleşti.

Rapora göre e-posta dönüşümünde %1,5; gelirde ise %0,4’lük bir artış yaşandı.

Aynı şekilde Pazartesi günleri e-posta etkileşim oranlarının pandemi döneminde de en yüksek olduğu dönem olarak kaydedildi.

Pandemi yayılmaya başladığında, markaların çoğu konu satırını doğrudan veya dolaylı olarak okuyucuya hitap etmek için kullandı. Bununla birlikte, zaman geçtikçe, daha fazla perakende markasının, konu satırında indirimleri teşvik etmeye yöneldiği gözlemleniyor. İnsanların şuanda kaygı seviyelerinin normalden daha yüksek olması sebebi ile, özellikle aciliyet kullanımı gibi dillerden olabildiğince uzak durulması gerekiyor.

Kredi kartları ve sosyal ağ platformları e-posta hacmini artırdı, ancak mail açma oranlarda bir artış görülemedi.

Pandeminin içerisinde bulunduğumuz ikinci sürecinde, e-postalara gösterilen önem markalar için bir hayli fazla olacak gibi görünüyor. Özellikle mail açılış oranlarımızda bir süre daha benzer yüksek verileri göreceğiz.

2020’de En Hızlı Büyüyen Perakende Markaları

COVID-19 salgını, tüm dünyada perakendenin vahşice bozulmasına yol açtı.

Neredeyse bir gecede, fiziksel mağazalardaki yaya trafiği tamamen kayboldu ve tedarik zincirleri birbirine girdi. Şimdi yoldaki büyük ayrımda, birçok perakendeci tamamen öngörülemeyen zor kararlar almak zorunda kalıyor.

Bazı küresel perakende şirketleri -özellikle küçük işletmeler- silahlarını bırakıp iflas için başvururken, diğerleri kendilerini kurtarmak için yeni ve beklenmedik yollarla müşterilerine hizmet ediyor.

Zirveye yükselen perakendeciler

Marka değeri, bir markanın şirketin genel iş değerine bulunduğu katkının toplam miktarını ifade eder.

Kantar’ın oluşturduğu detaylı BrandZ raporuna göre küresel çapta 2020’de en fazla yükselişe geçen perakende mağazaları aşağıdaki gibi.

markalar
2020'de en hızlı büyüyen perakende markaları 10

Her perakendecinin kendine özgü bir büyüme stratejisi olsa da, raporun yazarlarına göre, başarı için inkar edilemeyecek kadar önemli olan üç faktör var.

  • Değer: Tüm ürün veya hizmetler için adil fiyatlandırma yoluyla paranızın karşılığını vermek.
  • Benzersizlik: Açık bir amaca sahip olmak ve tüketicilerin anlamlı bulduğu bir şeye sahip olmak.
  • Özel hissettirmek: Tüketicilerin ödediği fiyattan daha değerli olarak algılanmak.

Ayrıca, araştırmalar , marka bilinirliği söz konusu olduğunda başarılı markaların kendi kategorilerine hakim olduğunu ve sürekli olarak müşterilerinin hayatlarını zenginleştiren deneyimler sunduğunu göstermektedir.

Perakendeciler dijital dönüşüme odaklanmaya devam ettikçe, e-ticaret ile fizikseli birleştirmek söz konusu olduğunda tüketiciler hala her iki dünyanın da en iyisine sahip olmak istiyor.

En hızlı düşüş yaşayanlar

Bu süreçte küresel çapta ciddi düşüş yaşayan perakende markaları da mevcut.

İşte 2020’nin en hızlı düşüş yaşayan 10 perakende markası:

düşüş yaşayanlar
2020'de en hızlı büyüyen perakende markaları 11

Düşüşlerde yaşanan en büyük etkiler üçüncü parti perakendecilere ve tedarik zinciri konusunda bağımlı olan perakendecilerde görülüyor.

Yükselen gelgit etkileri henüz bitmedi

2020 yılı, hızlandırılmış sayısallaştırma ve değişen tüketici değerleriyle perakendede destansı bir rönesans başlattı. Sonuçta, bazı markalar bu değişikliklerden faydalanmak için diğerlerinden daha iyi konumlanacaklardı.

Perakendeciler yeniden açılmaya başladıkça, endüstri için yeni standartlar belirleyerek mevcut perakende ortamını yeniden kalibre etme fırsatı bulacaklardır.

Programatik Reklam Harcamaları 2020’nin Başlangıcından Bu Yana %9 Düştü

Seyahat ve otomotiv sektörlerindeki büyük gerilemelerin bir sonucu olarak koronavirüsün ekonomik etkisi nedeniyle programatik reklam harcamaları günden güne zayıflıyor.

Küresel çapta, Nisan ayında programatik harcamalar yılın başlangıcına göre% 9 azaldı. MediaRadar’ın verilerine göre, seyahat markaları Nisan ayında Mart ayına göre %79 daha az harcama yaptı ve otomobil markaları aynı süre zarfında yaklaşık %40 düşük harcama yaptı.

Nisan ayında programatik harcamadaki en büyük üçüncü düşüş, etkinlik pazarlamacılarından kaynaklandı. Reklam satın alan şirketlerin toplam sayısı programatik olarak %8 azaldı.

Peki Nedir Programarik Reklam?

Programatik Reklam modeli en basit tanımıyla veriyi analiz edip, teknolojiyi kullanarak medya satın alımını daha hızlı ve akıllı hale getiren yöntemdir. Bu teknoloji markaların mesajlarını platform ve kanallar arasındaki çapraz karşılaştırmalarla, gerçek zamanlı sinyaller doğrultusunda, etkin bir şekilde yayınlamalarına yardımcı olur. Böylece reklamverenler doğru içeriği, doğru zamanda, doğru kişilere ulaştırma imkanı elde eder.

Evde kaldığımız dönem ve sporun iptali,  reklam verenlerin harcamalarındaki düşüşün iki temel nedeni olarak görülüyor. Bununla birlikte, MediaRadar otomobil markalarının reklam harcamalarını artıran büyük bir dikey olacağını tahmin ediyor. Normalleşme süreci ile birlikte otomobil reklamlarının yine ön plana çıkacağı ön görülüyor.

Nisan ayında küresel bazda reklam oranlarında artışlar da gözlemlendi elbette. Online Eğitim sektörü %70 arttı; teknoloji %63; ve güzellik, çoğunlukla cilt bakımı reklamları % 35 artış gösterdi.

Televizyon karşısında geçen zaman pandemi öncesine göre iki katına çıktı. Doğal olarak televizyon reklam maliyetlerinde bu bir fırsat olarak değerlendirildi.

Önümüzdeki günlerde reklam kullanımlarının yavaş yavaş normalleşmeye başlaması ön görülüyor. Dijital reklam harcamalarına olan talep, bu yıl biraz daha yüksek gerçekleşecek gibi görünüyor. Reklam maliyetleri üzerindeki etkisini de zaman içerisinde göreceğiz.

Joker Türkiye’deki Bazı Mağazalarını E-Ticaret Depolarına Çeviriyor

Covid-19 sürecini, lojistik gücü ile fırsata çevirdiğini belirten Joker ekibi HUB Depo lojistik modelini hayata geçirdiklerini açıkladı.

Bu sayede sipariş yönlendirme ve takip sistemi sayesinde Türkiye’deki 5 mağazaları küçük eticaret depoları haline dönüştürüldü.

Hatırlarsanız daha önceki birçok perakende değerlendirmemizde, bu süreçte perakendeden çok tedarik zinciri yönetimlerinin kazanacağı bir sürece gireceğimizi tartışmıştık.

Bu süreçte online ve fiziksel perakendeyi birleştirecek kanallardan biri olarak görülen Hub depo lojistik sistemi, belki de 2020 yılının perakende trendlerinden biri olabilir ne dersiniz?

Peki ne gibi paydalar sağlayacak?

– Mağazalardan müşteriye daha hızlı ulaşım ve teslimat.

– Sipariş alma ve kargo teslim gibi süreçlerin kolaylığı.

– Çift kanallı satış operasyonu.

– Hızlı stok sağlayabilirlik.

– Mağaza personellerinin aynı zamanda eticaret operasyonlarına katkısı.

Çok kanallı perakendecilik anlamında atılan önemli adımlardan biri olan proje için Joker ekibine gönülden tebrikler.

Apple Perakende Mağazalarını Yeniden Açıyor. Alacakları Önlemlerle İlgili Şirket Açıklamada Bulundu

Apple, şirketin web sitesinde yayınlanan açıklamasında, dünyadaki 510 perakende mağazasının neredeyse 100 kadarını yeniden açacaklarını açıkladı. 

Bununla birlikte, Apple’ın perakende ve insan kaynakları müdürü Deirdre O’Brien, şirketin hem çalışanların hem de müşterilerin, COVID-19’un bulaşma şansını en aza indiren güvenli bir ortamda çalışabilmelerini sağlamak için büyük adımlar attığını açıkladı.

Açıklamada belirtilen adımlar aşağıdaki gibi :

apple2

Tüm müşterilerin maske takması gerekecektir: Hem çalışanlar hem de ziyaretçiler için Apple mağazalarında bulunmak için maske takılması zorunlu. Maske takmayan müşterinin dışarı çıkışı sağlanacak olup, maskesiz gelen müşterilere maske dağıtımı mağaza içerisinde gerçekleştirilecektir.

Zorunlu ateş ölçümü: Aynı şekilde tüm müşterilerin mağazaya girmeden önce ateş ölçümlerinin yapılması zorunludur.

Sınırlı doluluk: Apple mağazalarına göre aynı anda içeride olabilecek müşteri sayısını belirleyeceğini ve uygulayacağını belirttii.

Geliştirilmiş derin temizlik: Son olarak Apple, perakende mağazalarının tüm teşhir ürünlerini ve yüzeyleri ve mağazadaki diğer yüksek trafik alan alanları sürekli olarak dezenfekte edecek bir ekip görevlendireceğini ve gelişmiş derin temizlik adı altında sürekli dezenfektasyon uygulanacağını beliriyor.

İlk açılan mağazaların 25 tanesi ABD’de olacak. Açıklamanın sonunda yerel olarak mağaza kapanışlarını tekrar gerçekleştirebileceklerinin altını ise özellikle çiziyorlar.

Bu Dev Drone’lar Ayda 40.000 Ağaç Dikecek

Bu dev dronelar toprağa tohum püskürterek, kuşlar için habitatın yenilenmesine yardımcı oluyor ve aynı zamanda yerli çam ve ladin ağaçları dikiyorlar. Projenin arkasındaki Kanada girişimi olan Flash Forest , teknolojisini bu ay bölgede 40.000 ağaç dikmek için kullanmayı planlıyor. 

Yıl sonunda, diğer bölgelere doğru genişledikçe, yüz binlerce ağaç dikilmesi planlanıyor. 2028 yılına kadar, başlangıçta 1 milyar ağaç dikmeyi hedefliyor.

Şirket aynı zamanda teknolojinin dünyanın biyolojik çeşitlilik kaybını önlemek ve iklim değişikliği ile mücadele etmek için ormanları restore etmekte iddialı hedeflere ulaşmasına yardımcı olabileceğine inanıyor.

drone2

Daha önce kaybolmuş ormanları restore etmek için, dronlar kürekle dikilen insanlardan daha hızlı ve ucuz bir şekilde çalışabilir. 

Özel bir karışımla paketlenmiş tohumlarını dronelar hızlı bir şekilde araziye dağıtabilir. Tohum kabukları nemi depolayacak şekilde tasarlanmış bir yapıya sahip, böylece fideler aylarca kuraklıkla bile hayatta kalabiliyor.

drone3

Dağlık veya engebeli araziler gibi bazı bölgelerde, dronlar tohum podlarını toprağın daha derinlerine çeken pnömatik bir ateşleme cihazı kullanır. 

Drone potansiyeline baktığınızda, insanlardan 10 kat daha hızlı ağaç ekilebileceği şirketçe kanıtlanmış.

Ne dersiniz, harika değil mi?