Ana Sayfa Blog Sayfa 444

Markalar Covid-19 Sırasında E-Postaları Nasıl Kullanıyor?

Covid-19 süreci, markaların pandemi sürecinde e-posta kanallarının kullanımı ve verimliliğinde bir artışla sonuçlandı.

Peki sizce markalar bu süreci nasıl kullandı, ilerleyen dönemde daha etkili dönüşler alabilmesi için örnekler neler? Bu yazımızda e-postalar üzerine değinelim istedik.

Pandemiden önceki sürece göre daha fazla eposta gönderiliyor

HubSpot’tan gelen son verilere göre, pandemi başlamadan önceye göre %44 daha fazla e-posta gönderiliyor.

Tabii bu durum işlevsel ve ilgili e-postaları da zorunlu kıldı bu süreçte. Özellikle normalleşme sürecine girmemiz ile birlikte, markaların bültenleri de evde kaldığımız sürecin aksine değişmeye başladı.

Örneğin Zara gibi markalar pandemi normalleşme sürecine girdikçe eski bülten gönderimlerine tamamen geri dönmeye başladı.

zara

Fakat öte yandan, markalar pandemiyi hala göz ardı etmeyerek koronavirüs sürecinde atıfta bulunarak ilerlemeyi tercih ediyor. Doğrudan koronavirüs sürecini -hala- e-postalarda anlatma doğru olmasa da iklime, doğal hayata ve hijyen gibi konulara atıfta bulunarak ilerlemek bu süreçte daha doğru olarak değerlendiriliyor.

Çünkü bu, aynı zamanda tüketicilerin markalardan duymak istedikleri ile uyumlu bir durum.

Eskisine göre e-postaları çok daha fazla açıyoruz

BounceX’e göre, artan e-posta gönderimlerinin yanında gelen e-postaları eskiye göre haftalık %25 arttı. 14 Nisan tarihinde sonra da bu artış %40’lara ulaştı.

Fakat moda gibi sektörlerde ivme tersine %30 oranında düşüş olarak gerçekleşti.

Rapora göre e-posta dönüşümünde %1,5; gelirde ise %0,4’lük bir artış yaşandı.

Aynı şekilde Pazartesi günleri e-posta etkileşim oranlarının pandemi döneminde de en yüksek olduğu dönem olarak kaydedildi.

Pandemi yayılmaya başladığında, markaların çoğu konu satırını doğrudan veya dolaylı olarak okuyucuya hitap etmek için kullandı. Bununla birlikte, zaman geçtikçe, daha fazla perakende markasının, konu satırında indirimleri teşvik etmeye yöneldiği gözlemleniyor. İnsanların şuanda kaygı seviyelerinin normalden daha yüksek olması sebebi ile, özellikle aciliyet kullanımı gibi dillerden olabildiğince uzak durulması gerekiyor.

Kredi kartları ve sosyal ağ platformları e-posta hacmini artırdı, ancak mail açma oranlarda bir artış görülemedi.

Pandeminin içerisinde bulunduğumuz ikinci sürecinde, e-postalara gösterilen önem markalar için bir hayli fazla olacak gibi görünüyor. Özellikle mail açılış oranlarımızda bir süre daha benzer yüksek verileri göreceğiz.

2020’de En Hızlı Büyüyen Perakende Markaları

COVID-19 salgını, tüm dünyada perakendenin vahşice bozulmasına yol açtı.

Neredeyse bir gecede, fiziksel mağazalardaki yaya trafiği tamamen kayboldu ve tedarik zincirleri birbirine girdi. Şimdi yoldaki büyük ayrımda, birçok perakendeci tamamen öngörülemeyen zor kararlar almak zorunda kalıyor.

Bazı küresel perakende şirketleri -özellikle küçük işletmeler- silahlarını bırakıp iflas için başvururken, diğerleri kendilerini kurtarmak için yeni ve beklenmedik yollarla müşterilerine hizmet ediyor.

Zirveye yükselen perakendeciler

Marka değeri, bir markanın şirketin genel iş değerine bulunduğu katkının toplam miktarını ifade eder.

Kantar’ın oluşturduğu detaylı BrandZ raporuna göre küresel çapta 2020’de en fazla yükselişe geçen perakende mağazaları aşağıdaki gibi.

markalar
2020'de en hızlı büyüyen perakende markaları 4

Her perakendecinin kendine özgü bir büyüme stratejisi olsa da, raporun yazarlarına göre, başarı için inkar edilemeyecek kadar önemli olan üç faktör var.

  • Değer: Tüm ürün veya hizmetler için adil fiyatlandırma yoluyla paranızın karşılığını vermek.
  • Benzersizlik: Açık bir amaca sahip olmak ve tüketicilerin anlamlı bulduğu bir şeye sahip olmak.
  • Özel hissettirmek: Tüketicilerin ödediği fiyattan daha değerli olarak algılanmak.

Ayrıca, araştırmalar , marka bilinirliği söz konusu olduğunda başarılı markaların kendi kategorilerine hakim olduğunu ve sürekli olarak müşterilerinin hayatlarını zenginleştiren deneyimler sunduğunu göstermektedir.

Perakendeciler dijital dönüşüme odaklanmaya devam ettikçe, e-ticaret ile fizikseli birleştirmek söz konusu olduğunda tüketiciler hala her iki dünyanın da en iyisine sahip olmak istiyor.

En hızlı düşüş yaşayanlar

Bu süreçte küresel çapta ciddi düşüş yaşayan perakende markaları da mevcut.

İşte 2020’nin en hızlı düşüş yaşayan 10 perakende markası:

düşüş yaşayanlar
2020'de en hızlı büyüyen perakende markaları 5

Düşüşlerde yaşanan en büyük etkiler üçüncü parti perakendecilere ve tedarik zinciri konusunda bağımlı olan perakendecilerde görülüyor.

Yükselen gelgit etkileri henüz bitmedi

2020 yılı, hızlandırılmış sayısallaştırma ve değişen tüketici değerleriyle perakendede destansı bir rönesans başlattı. Sonuçta, bazı markalar bu değişikliklerden faydalanmak için diğerlerinden daha iyi konumlanacaklardı.

Perakendeciler yeniden açılmaya başladıkça, endüstri için yeni standartlar belirleyerek mevcut perakende ortamını yeniden kalibre etme fırsatı bulacaklardır.

Programatik Reklam Harcamaları 2020’nin Başlangıcından Bu Yana %9 Düştü

Seyahat ve otomotiv sektörlerindeki büyük gerilemelerin bir sonucu olarak koronavirüsün ekonomik etkisi nedeniyle programatik reklam harcamaları günden güne zayıflıyor.

Küresel çapta, Nisan ayında programatik harcamalar yılın başlangıcına göre% 9 azaldı. MediaRadar’ın verilerine göre, seyahat markaları Nisan ayında Mart ayına göre %79 daha az harcama yaptı ve otomobil markaları aynı süre zarfında yaklaşık %40 düşük harcama yaptı.

Nisan ayında programatik harcamadaki en büyük üçüncü düşüş, etkinlik pazarlamacılarından kaynaklandı. Reklam satın alan şirketlerin toplam sayısı programatik olarak %8 azaldı.

Peki Nedir Programarik Reklam?

Programatik Reklam modeli en basit tanımıyla veriyi analiz edip, teknolojiyi kullanarak medya satın alımını daha hızlı ve akıllı hale getiren yöntemdir. Bu teknoloji markaların mesajlarını platform ve kanallar arasındaki çapraz karşılaştırmalarla, gerçek zamanlı sinyaller doğrultusunda, etkin bir şekilde yayınlamalarına yardımcı olur. Böylece reklamverenler doğru içeriği, doğru zamanda, doğru kişilere ulaştırma imkanı elde eder.

Evde kaldığımız dönem ve sporun iptali,  reklam verenlerin harcamalarındaki düşüşün iki temel nedeni olarak görülüyor. Bununla birlikte, MediaRadar otomobil markalarının reklam harcamalarını artıran büyük bir dikey olacağını tahmin ediyor. Normalleşme süreci ile birlikte otomobil reklamlarının yine ön plana çıkacağı ön görülüyor.

Nisan ayında küresel bazda reklam oranlarında artışlar da gözlemlendi elbette. Online Eğitim sektörü %70 arttı; teknoloji %63; ve güzellik, çoğunlukla cilt bakımı reklamları % 35 artış gösterdi.

Televizyon karşısında geçen zaman pandemi öncesine göre iki katına çıktı. Doğal olarak televizyon reklam maliyetlerinde bu bir fırsat olarak değerlendirildi.

Önümüzdeki günlerde reklam kullanımlarının yavaş yavaş normalleşmeye başlaması ön görülüyor. Dijital reklam harcamalarına olan talep, bu yıl biraz daha yüksek gerçekleşecek gibi görünüyor. Reklam maliyetleri üzerindeki etkisini de zaman içerisinde göreceğiz.

Joker Türkiye’deki Bazı Mağazalarını E-Ticaret Depolarına Çeviriyor

Covid-19 sürecini, lojistik gücü ile fırsata çevirdiğini belirten Joker ekibi HUB Depo lojistik modelini hayata geçirdiklerini açıkladı.

Bu sayede sipariş yönlendirme ve takip sistemi sayesinde Türkiye’deki 5 mağazaları küçük eticaret depoları haline dönüştürüldü.

Hatırlarsanız daha önceki birçok perakende değerlendirmemizde, bu süreçte perakendeden çok tedarik zinciri yönetimlerinin kazanacağı bir sürece gireceğimizi tartışmıştık.

Bu süreçte online ve fiziksel perakendeyi birleştirecek kanallardan biri olarak görülen Hub depo lojistik sistemi, belki de 2020 yılının perakende trendlerinden biri olabilir ne dersiniz?

Peki ne gibi paydalar sağlayacak?

– Mağazalardan müşteriye daha hızlı ulaşım ve teslimat.

– Sipariş alma ve kargo teslim gibi süreçlerin kolaylığı.

– Çift kanallı satış operasyonu.

– Hızlı stok sağlayabilirlik.

– Mağaza personellerinin aynı zamanda eticaret operasyonlarına katkısı.

Çok kanallı perakendecilik anlamında atılan önemli adımlardan biri olan proje için Joker ekibine gönülden tebrikler.

Apple Perakende Mağazalarını Yeniden Açıyor. Alacakları Önlemlerle İlgili Şirket Açıklamada Bulundu

Apple, şirketin web sitesinde yayınlanan açıklamasında, dünyadaki 510 perakende mağazasının neredeyse 100 kadarını yeniden açacaklarını açıkladı. 

Bununla birlikte, Apple’ın perakende ve insan kaynakları müdürü Deirdre O’Brien, şirketin hem çalışanların hem de müşterilerin, COVID-19’un bulaşma şansını en aza indiren güvenli bir ortamda çalışabilmelerini sağlamak için büyük adımlar attığını açıkladı.

Açıklamada belirtilen adımlar aşağıdaki gibi :

apple2

Tüm müşterilerin maske takması gerekecektir: Hem çalışanlar hem de ziyaretçiler için Apple mağazalarında bulunmak için maske takılması zorunlu. Maske takmayan müşterinin dışarı çıkışı sağlanacak olup, maskesiz gelen müşterilere maske dağıtımı mağaza içerisinde gerçekleştirilecektir.

Zorunlu ateş ölçümü: Aynı şekilde tüm müşterilerin mağazaya girmeden önce ateş ölçümlerinin yapılması zorunludur.

Sınırlı doluluk: Apple mağazalarına göre aynı anda içeride olabilecek müşteri sayısını belirleyeceğini ve uygulayacağını belirttii.

Geliştirilmiş derin temizlik: Son olarak Apple, perakende mağazalarının tüm teşhir ürünlerini ve yüzeyleri ve mağazadaki diğer yüksek trafik alan alanları sürekli olarak dezenfekte edecek bir ekip görevlendireceğini ve gelişmiş derin temizlik adı altında sürekli dezenfektasyon uygulanacağını beliriyor.

İlk açılan mağazaların 25 tanesi ABD’de olacak. Açıklamanın sonunda yerel olarak mağaza kapanışlarını tekrar gerçekleştirebileceklerinin altını ise özellikle çiziyorlar.

Bu Dev Drone’lar Ayda 40.000 Ağaç Dikecek

Bu dev dronelar toprağa tohum püskürterek, kuşlar için habitatın yenilenmesine yardımcı oluyor ve aynı zamanda yerli çam ve ladin ağaçları dikiyorlar. Projenin arkasındaki Kanada girişimi olan Flash Forest , teknolojisini bu ay bölgede 40.000 ağaç dikmek için kullanmayı planlıyor. 

Yıl sonunda, diğer bölgelere doğru genişledikçe, yüz binlerce ağaç dikilmesi planlanıyor. 2028 yılına kadar, başlangıçta 1 milyar ağaç dikmeyi hedefliyor.

Şirket aynı zamanda teknolojinin dünyanın biyolojik çeşitlilik kaybını önlemek ve iklim değişikliği ile mücadele etmek için ormanları restore etmekte iddialı hedeflere ulaşmasına yardımcı olabileceğine inanıyor.

drone2

Daha önce kaybolmuş ormanları restore etmek için, dronlar kürekle dikilen insanlardan daha hızlı ve ucuz bir şekilde çalışabilir. 

Özel bir karışımla paketlenmiş tohumlarını dronelar hızlı bir şekilde araziye dağıtabilir. Tohum kabukları nemi depolayacak şekilde tasarlanmış bir yapıya sahip, böylece fideler aylarca kuraklıkla bile hayatta kalabiliyor.

drone3

Dağlık veya engebeli araziler gibi bazı bölgelerde, dronlar tohum podlarını toprağın daha derinlerine çeken pnömatik bir ateşleme cihazı kullanır. 

Drone potansiyeline baktığınızda, insanlardan 10 kat daha hızlı ağaç ekilebileceği şirketçe kanıtlanmış.

Ne dersiniz, harika değil mi?

Dışarıda Yemek Yemek, Spor Salonuna Gitmek ve Saç Kesimi Gibi Günlük Aktivitelerin Risk Seviyeleri

Koronavirüs sürecinde normalleşmeye başladığımızdan beri herkesin aklında aynı sorular var. Dışarıda yemeğe gitsem risk altında olur muyum, kuaföre gitsem sorun yaşar mıyım, spora geri dönebilecek miyim… gibi uzayıp giden sorular.

Ülkeler, ekonomilerinin bir kısmını yeniden normalleştirmeye başladıkça ve insanlar uzun bir süre karantinaya maruz kaldıklarından, neyin güvenli ve neyin kaçınılması gerektiğine karar vermek için çeşitli faaliyetlerin risk seviyesi göz önünde bulundurmak zorunda kalıyor.

Kısıtlamalar yavaş yavaş azalmaya başladıkça sektörlere göre risk grupları ve alınması gereken önlemler de netleşmeye başlıyor.

sinema

Yüksek Risk: Sinema Salonları ve Spor Etkinlikleri

Sinema salonları veya spor oyunları gibi büyük etkinlikler, özellikle giriş ve çıkıştaki yoğunluk noktaları nedeniyle yüksek risk altındadır. 

Katılımcılar, muhtemelen karmaşık ve daha uzun sürecek olan sosyal uzaklaşma sırası ile içeri girip çıkabilseler bile, kapalı bir alanda bir arada otururken enfekte olmak hala bir risktir. 

spor salonu

Orta ile Yüksek Risk: Spor Salonları

Burada risk grubunu tartışmanın yanında uygulanabilirliği de tartışmamız gerekiyor. Nitekim ekipmanların her bir kullanımdan önce ve sonra sterilize edilmesi ve sosyal mesafenin sıkı bir şekilde uygulanması en önemli esas iken, spor salonlarında sağlanması çok güç bir esas bu.

Öte yandan maske ile spor da yine uygulaması zor esaslardan biri. Bu sebeple spor salonları uygulansa orta uygulanamadığı için yüksek risk grubu içerisinde görünen sektörlerden birini oluşturuyor.

restoranlar

Orta Risk: Restoranlar (iç mekan)

Restoranlar kapalı mekanda yemek yemek, hava akışı ve insanların aynı kapalı alanda saatlerce aynı saatte olmaları nedeniyle risklidir. 

Restoranlarda yemek yeme risklerini azaltmaya yardımcı olmak için, insanlara yiyecekleri teslim edilene kadar maske takmalıdır. Yine tek kullanımlık malzemelerin kullanılması olmazsa olmaz bir olgu haline gelecektir.

kuaför

Orta Risk: Kuaförler

Her ne kadar ekranlarda öyle görmesek de, özellikle müşteriler kanadında kuaförlerde çok fazla maske takmama durumu ile karşılaşıyoruz. Özellikle kullanılan malzemelerin sterilizasyonu ve uygulamayı yapan çalışanın sık el yıkaması gibi kurallar çiğnenmemelidir.

plaj
dışarıda yemek yemek, spor salonuna gitmek ve saç kesimi gibi günlük aktivitelerin risk seviyeleri 15

Düşük ile Orta Risk: Plajlar

Turizm’in en çok tartışılan konularından biri plajlar. Fakat plajlar yarım kapasite ile sınırlandırıldığında ve sosyal mesafe kurallarına göre yeniden dizayn edildiğinde risk seviyeleri pek çok alana göre düşük olarak değerlendiriliyor.

mağaza 1

Düşük Risk: Perakende Alışveriş Mağazaları

Giyim veya market alışverişlerinizde, gerekli kişisel önlemlerinizi alarak alışveriş yapmak daha az riskli olarak değerlendiriliyor.

Bu noktada perakende mağazalarında alınan önlemleri pek çok kez konuşmuştuk. Bu önlemlerin esnetilmeden uygulanması risk öngörüsünü de azaltıyor.

Kasa noktalarında alınan temas azaltıcı önlemler, denenen kıyafetlerin dezenfekte işleminden geçirilmesi, maskesiz girişin yasan olması ve sosyal mesafe hassasiyeti gibi konular bu noktada hayat kurtarıcı önlemler olabiliyor.

Siz ne dersiniz bu sektörlerde risk grupları ne derece normalleşmeye uygun ülkemizde?

Oteller ‘Online’ Covid-19 eğitimiyle Turizm Sezonuna Hazırlanıyor

Oteller, Kültür ve Turizm Bakanlığının Sağlıklı Turizm Sertifikasyonu ile 81 İl Kültür Turizm Müdürlüklerine gönderdiği konaklama tesislerinin uymak zorunda oldukları hijyen genelgesinin kriterlerini yerine getirmek için çalışmalarını sürdürüyor. 

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un sertifikasyon ve genelgenin en önemli sac ayağını oluşturduğunu söylediği “personel eğitimi” için oteller yarış halinde.

İnternet ortamında online olarak sürdürülen eğitimler, Kovid-19 tedbirleri kapsamında izlenmesi gereken politikalar ve önlemleri içeriyor.

“Sosyal mesafeye uyduğumuz sürece sıkıntı olmayacak”

Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği Başkanı Ülkay Atmaca, yaptığı açıklamada, zorunlu tutulmayan sertifikasyonun şartlarını yerine getirmek için çalıştıklarını, genelge yükümlülüklerine de tam anlamıyla uyacakları bir sistem oluşturduklarını söyledi.

Dernek çatısı altındaki otellerin hepsinin ve yöneticilerinin her sezon hijyen kurallarını yerine getirdiğini söyleyen Atmaca, tesislerde bu sezon ekstra olarak ziyaretçi ve personelin sık sık ateşini ölçeceklerini, maske kullanacaklarını ve sosyal mesafe kuralını uygulayacaklarını anlattı.

Atmaca, “Sosyal mesafeye otellerde uyduğumuz sürece sıkıntı olmayacak. Temizlik ve hijyen kuralları zaten uyduğumuz yükümlülüklerdi. Sadece daha fazla kayıt altına alacağız.” dedi.

Uluslararası denetleme kuruluşlarından otelcilere eğitim

Konaklama sektörü personelinin Kovid-19 ile mücadele konusunda online eğitime başladığını belirten Atmaca, şöyle devam etti:

“Uluslararası denetleme kuruluşları, gıda ve hijyen konusunda uzman olan şirketler, online olarak 2 aydır otelcilere eğitim veriyor. Uluslararası alanda başarılı şirketlerimizden Eczacıbaşı, yaklaşık 120 profesyonel otel yöneticisine koronavirüs için eğitim verdi. Asla yüz yüze eğitimler almıyoruz. Online olarak aldığımız eğitimler oldukça yoğun ve detaylı bir şekilde yapılıyor.”

Atmaca, sezon başladığında otel yöneticilerinin tesislerinde olası bir sıkıntı halinde ne yapacaklarına, aldıkları önlemlerin kayıtlarına yönelik analizleri nasıl değerlendireceklerine yönelik eğitim almaya devam edeceklerini belirterek, gelecek haftadan itibaren otellerin bütün personeline eğitim vermeye yoğun bir şekilde devam edileceğini ve 10 gün sonra bu eğitimlerin tamamlanmış olacağını kaydetti.

“Önce Alman turistlerin geleceğini umuyoruz”

Otelleri etkileyen en önemli konunun sosyal mesafe ve tesislerin kapasitesini azaltmak olduğuna dikkati çeken Atmaca, “Personel eğitimi de ilk defa bu kadar yoğun bir şekilde yapılıyor. Çünkü ilk defa personelimiz eldiven ve maskeyle çalışacak. Otellerin mutfak bölümlerinde eldiven ve maske hep kullanılıyordu ama ilk defa bütün bölümlerde kullanılmış olacak. Bunlar kolay adapte olunabilecek konular. Biz hazırız.” diye konuştu.

Atmaca, otellerin kısa zaman içinde hijyenden gıda teminine, sosyal mesafe kurallarından mutfaklarda uyulması gereken kurallara kadar pek çok alanda hazırlıklarını tamamlayacağını, tek eksiklerinin ise misafirleri olduğunu söyledi.

Haziran ayı itibarıyla yurt içi ve yurt dışından misafir beklediklerini dile getiren Atmaca, “Haziran ayının ortasından itibaren önce Alman turistlerin geleceğini, yerli turistlerin de bayram sonrasında geleceğini umut ediyoruz. Haziran ayına odaklandık. Oteller olarak hazırız. En geç 10 gün içerisinde sektörün tamamı açılır duruma gelecek.” ifadelerini kullandı.

Fiziksel Perakende ve Mağaza İçi Deneyime Genel Bakış

Her ne kadar online satışların artan etkisini konuşuyor olsak da, kabul etmemiz gereken en önemli konulardan biri mağaza içi deneyim yolculuğu.

Ve yine her ne kadar mağaza satışları koronavirüs sürecinde düşecek mi diye tartışsak da unutmamamız gereken oranlardan biri, küresel olarak online satış hacminin mağaza içi satış hacmini %20’nin üzerinde geçememesidir.

image
fiziksel perakende ve mağaza i̇çi deneyime genel bakış 20

Fakat bu oranlar, elbette fiziksel perakende de işlerin sorunsuz ilerlediği anlamına hiçbir zaman gelmiyor.Fiziksel perakende son 10 yıl içerisinde kürsel çapta sürekli bir dalgalanma hali içerisinde ivmesini izledi. Evet online satışlarla oranlanamayacak farklar her zaman yaşandı fakat yıldan yıla ekonomik ve politik olaylar doğrudan etkilenen fiziksel perakende için hiçbir zaman artarak ivmelenen bir tablo yaşanmadı.

image 1
fiziksel perakende ve mağaza i̇çi deneyime genel bakış 21

Öte yandan fiziksel perakendeciler bu dönemde ekstra teknoloji yatırımları ile müşterilerinin yeni beklenti ve tanımlarını öğrenmeye odaklanmış durumda.

Mağaza içi deneyim neden önemli?

Mağaza içi deneyim serüveni aslına bakarsanız müşterinizin evinde oturduğu koltukta başlıyor sizin için. O koltuktan kalkarak aşağıdaki döngü içerisinde mağazanıza gelmesi ilk aşamanız. İkinci aşamada kişinin mağaza içerisinde yaşadığı deneyim ve kişiselleştirilmiş olarak ‘kendinde hissettiği’ konusu geliyor. İşte bu noktadan başlamak üzere satın alma davranışına kadar olan sürede markanın müşteri hakkında toplayabildiği her veri veya detay bugün geldiğimiz noktada altın değerinde.

Özellikle de koronavirüs sürecinden sonra, CRM teknolojilerine yatırım yapmayan markalar için zorlu süreçler başlıyor olacak. Çünkü artık gerek yok değil, çünkü artık müşteriniz tanıdığınız müşteriniz olmayabilir.

image 2
fiziksel perakende ve mağaza i̇çi deneyime genel bakış 22

Peki nedir yatırımların arttırıldığı bu teknolojiler?

Aslında ikiye ayrılıyor. Mağaza içi izleme ve mağaza içi tanıma. Biz özellikle birinci kanadında oldukça güçlüyüz perakendede bugün. Daha çok güvenlik sebebi ile yaşanan problemlerden dolayı gelişmiş olsa da, ilk aşamada birçok ülke ve sektöre göre güçlü olduğumuz söylenebilir.

Fakat ikinci aşamada henüz yolun başındayız. Yüz tanıma ve kodlama, personel giriş çıkışlarını tanımlama, wifi bilgi eşleme, CRM veya uygulamalar yoluyla müşteriyi tanıyacak kanalımız bir hayli zayıf.

2020 ve takip eden yıl aslında online ticaret ile baş etmeye çalışan fiziksel perakendecinin müşteriyi dinleme yolları arayacağı bir yıl olacak. Çünkü müşteriyi ne kadar dinleyebilirsek o kadar yakalayabileceğiz.

image 3
fiziksel perakende ve mağaza i̇çi deneyime genel bakış 23

Her alışveriş döngüsü artık bir sonraki alışveriş için bize yol gösterici kapılar açmak zorunda. Burada çok ütopik konulardan birinden bahsediyor gibi örneklemeye gerek yok. Ülkemizde bu teknolojilere pilot mağazalarında geçen fiziksel büyük perakende zincirlerimiz var. Özellikle tekrarlı giriş, satın alan ve almayan tekrarlı giriş, ürün çeşitliliğine göre kişi kodlama gibi veriler yavaş yavaş kullanılmaya başlıyor ülkemizde de. KVKK gibi çözülmesi gereken veri toplama problemlerine şirketler gerekli önlemleri bularak ilerliyor.

Ne dersiniz önümüzdeki iki yıl ülkemizde de perakende de teknoloji arttırımı konusunda koronavirüs bir itici güç daha yaratır mı?

ABD’de Açılan Restoranlar İç Alanlar Yerine Sokakları Kullanmaya Başladı

Restoranların yavaş yavaş açılmaya başlaması ile birlikte %50 hatta %25 kapasitelerle çalışan restoranlar kar edemedikleri için kapatmak yerine yeni yollar aramaya başladı.

Çin’de bir restoranda koronavirüs yayılma riskini araştıran bir araştırma şirketi, aynı restoranda bulunan 9 kişiye her ne kadar azaltılmış ve sosyal mesafeli alanlarda otursa bile klimalardan kaynaklandığı düşünülen şekilde koronavirüs bulaştığını öne sürüyor.

Hal böyle olunda Amerika’da yeniden açılan restoranlar için çareler aranmaya başladı. Tampa adlı restoran zinciri açık havada yemek alanlarını genişletmesine izin vermek için geçici olarak birkaç caddeyi kapattı. Restoranların oturma yerlerinin sokaklara ve kaldırımlara genişletilmesi gibi konular konuşuluyor.

Şimdi bu noktada bizde zaten böyle diyebilirsiniz fakat, elbette dış alanda da sosyal mesafeli masa düzeni almak şartı geçerli uygulanıyor bu yöntem. Dip dibe masalar değil 🙂

Restoranlar, pandeminin normalleşme sürecinde finansal sıkıntılar nedeniyle kalıcı olarak kapanma riski en yüksek olan işletmelerden birini oluşturuyor. Sektörün 2020 yılı sonunca küresel olarak 240 milyor dolar zarar edeceği öngörülüyor.

Bu sebeple restoran sahipleri dış alanlara taşma konusunda ABD’de örgütlenmeye başladı. fakat şuana kadar alınmış resmi bir karar yok.

Bu doğrultuda Tampa’nın geçici sokak kapanışları toplam on dört gün sürecek ve 18 Mayıs’ta sona erecek. Açık hava hizmeti denemesi başarılı olursa, daha uzun vadeli bir önlem olarak düşünüldüğü belirtiliyor. Ayrıca, benzer seçenekleri araştıran diğer şehirler için de örnek teşkil ettiği konuşuluyor.

Ne dersiniz yeni dönemde cafe ve restoranların iç alanlarından çok açık hava alanlarının sosyal mesafeli kullanımına mı odaklanırız?