Ana Sayfa Blog Sayfa 46

Hermès’e Asya Gücü: Japonya Lüks Perakendenin Yeni Büyüme Motoru Oldu

Hermès, 2026’nın ilk yarısında 8,2 milyar euro ciroya ulaşarak güçlü büyümesini sürdürdü. Şirketin satışları sabit kur bazında %6 artarken, en dikkat çekici performans Asya’dan geldi. Özellikle Japonya’da satışlar %11 yükselirken, Greater China ve Güney Kore’nin de katkısıyla bölge büyümesini korudu.

Sonuçlar, küresel belirsizliklere rağmen lüks tüketimde Asya’nın önemini koruduğunu ortaya koyuyor.

Mağaza Yatırımları Büyümeyi Destekledi

Hermès, büyümesini yalnızca mevcut müşteri talebiyle değil, mağaza yatırımlarıyla da destekledi. Şirket, yılın ilk yarısında Hanoi’de yeni mağaza açarken; Pekin Sanlitun mağazasını hizmete aldı, Hong Kong ve Taipei’deki mağazalarını ise yenileyerek yeniden açtı. Japonya’da ise Osaka mağazasını genişletip Nagoya’da yeni bir mağaza açtı.

Hermès’e göre özellikle Japonya’daki güçlü performans, yerel müşterilerin marka sadakati ve yüksek mağaza trafiği sayesinde gerçekleşti.

Lüks Perakendede Büyümenin Anahtarı Hâlâ Fiziksel Mağaza

hermes calisan

Son dönemde birçok lüks marka Çin pazarındaki yavaşlama nedeniyle temkinli hareket ederken, Hermès’in sonuçları doğru lokasyon yatırımları ve güçlü mağaza deneyiminin hâlâ önemli bir büyüme avantajı sunduğunu gösteriyor.

Ürün kategorilerinde ise deri ürünleri ve tekstil segmentleri çift haneli büyüme kaydederken, hazır giyim daha sınırlı büyüdü. Parfüm ve güzellik kategorisinde düşüş görülürken saat satışları ise yatay seyretti.

Hermès’in ilk yarı performansı, lüks perakendede büyümenin yalnızca yeni müşteriler kazanmakla değil; doğru pazarlara yatırım yapmak ve mağaza deneyimini güçlendirmekle sürdürülebileceğini gösteriyor. Özellikle Japonya’nın yeniden öne çıkması, Asya’daki büyüme dengelerinin değişmeye başladığına işaret ediyor.

Apple’dan Sahiplik Modelini Değiştiren Hamle: iPhone Kiralama Dönemi Başladı

Apple, tüketici elektroniğinde önemli bir strateji değişikliğine giderek ABD’de iPhone, Mac, iPad ve Apple Watch modellerini kapsayan yeni kiralama programını hayata geçirdi. Klarna iş birliğiyle sunulan sistem sayesinde kullanıcılar cihazları satın almak yerine belirli sürelerle kiralayabilecek; sözleşme sonunda ise cihazı iade edebilecek, yeni modelle değiştirebilecek veya satın alabilecek.

Bu adım, teknoloji perakendesinde ürün satışından erişim ve abonelik odaklı iş modellerine geçişin hızlandığını gösteriyor.

Apple Artık Cihaz Değil, Sürekli Kullanım Deneyimi Satıyor

apple magaza

Yeni model, Apple’ın klasik satış anlayışının ötesine geçerek müşteriyi uzun yıllar boyunca kendi ekosisteminde tutmayı hedefliyor. Kullanıcıların her yeni ürün çıktığında yüksek tutarlı bir satın alma kararı vermesi yerine, belirli dönemlerde cihazlarını kolayca yenileyebilecekleri bir sistem oluşturuluyor.

Bu yaklaşım, Apple’ın gelirlerini daha öngörülebilir hale getirirken, müşterilerin de en güncel cihazlara daha kolay erişmesini sağlayacak.

Perakendede Yeni Rekabet: Sahiplik Yerine Erişim Sunabilmek

apple9

Otomotivden yazılıma kadar birçok sektörde hızla büyüyen abonelik ekonomisi, artık tüketici elektroniğinde de yeni standart haline geliyor. Artan cihaz fiyatları ve uzayan yenileme döngüleri, markaları alternatif iş modelleri geliştirmeye zorluyor.

Apple’ın kiralama sistemi de bu dönüşümün önemli bir parçası. Bu model sayesinde şirket yalnızca cihaz satışı yapmayacak; cihaz yenileme döngüsünü yönetecek, ikinci el ekosistemini güçlendirecek ve müşteri sadakatini artıracak.

Apple’ın kiralama hamlesi, teknoloji perakendesinde yeni dönemin sinyalini veriyor. Gelecekte başarı, yalnızca daha fazla cihaz satmakla değil; tüketiciyi markanın ekosisteminde tutan hizmet modelleri geliştirmekle ölçülecek.

MR.DIY, Yeni Flagship 3.0 Konseptiyle Mağazacılığı Bir Üst Seviyeye Taşıdı

MR.DIY, İstanbul Emaar Square Mall’daki mağazasını markanın dünya genelinde uyguladığı yeni nesil Flagship 3.0 konseptiyle yenileyerek Türkiye’deki mağazacılık vizyonunu bir adım ileri taşıdı. Modern tasarım anlayışını, fonksiyonel mağaza planlamasını ve müşteri odaklı yaklaşımı bir araya getiren yeni konsept, ziyaretçilerine daha ferah, konforlu ve ilham veren bir alışveriş deneyimi sunuyor.

Türkiye’deki büyümesini mağaza yatırımlarıyla desteklemeye devam eden MR.DIY, İstanbul Emaar Square Mall mağazasını Flagship 3.0 konsepti doğrultusunda yeniledi. Alışveriş deneyimini geleceğin perakende anlayışına uygun şekilde yeniden kurgulayan konsept; çağdaş tasarım yaklaşımı, kolay dolaşım sağlayan mağaza planlaması ve kullanıcı odaklı detaylarıyla özellikle çocuklar ve gençlerin beklentilerine hitap eden dinamik bir alışveriş deneyimi sunuyor.

Modern tasarım, daha kolay alışveriş deneyimi

Yenileme kapsamında mağazanın cephe tasarımı, giriş alanı, raf sistemleri, kasa bölümü ve aydınlatma sistemi yeniden tasarlanarak estetik ve işlevselliği bir araya getiren modern bir mağaza atmosferi oluşturuldu. Doğal malzemelerin ön planda olduğu sade tasarım anlayışıyla mağaza daha sıcak, davetkâr ve kullanıcı dostu bir görünüme kavuştu.

Mağaza planlamasında yapılan düzenlemelerle alışveriş deneyimi daha akıcı hale getirildi. Daha kısa koridor düzeni ve giriş bölümünde kullanılan alçak raflar mağazaya daha ferah bir görünüm kazandırırken, yeniden planlanan kategori yerleşimi ve departman yönlendirmeleri müşterilerin aradıkları ürünlere daha kolay ulaşmalarını destekliyor.

Yeni nesil mağazacılık anlayışı

Flagship 3.0 konsepti; dünya genelinde 800–1000 metrekare ölçeğinde planlanan mağazaları, modern tasarım anlayışı, geniş ürün sergileme alanları ve kullanıcı odaklı planlamasıyla değişen tüketici beklentilerine yanıt vermeyi hedefliyor. Emaar Square Mall mağazası da bu konseptin Türkiye’deki öncü uygulamalarından biri olarak öne çıkıyor.

MR.DIY, bu yatırımla müşterilerine yalnızca geniş ürün yelpazesi sunmayı değil; modern tasarım anlayışıyla desteklenen, kolay, keyifli ve ilham veren bir alışveriş deneyimi yaşatmayı amaçlıyor.

Edenred Türkiye’de Üst Düzey Atama

Edenred Türkiye Pazarlama ve Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığına Beste Kaya Çilingir getirildi.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, pazarlama, büyüme ve ticari strateji alanlarında 13 yılı aşkın deneyimi bulunan Çilingir, Edenred Türkiye’de Pazarlama ve Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapacak.

Yeni görevinde Edenred Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme hedeflerine yön verecek Çilingir’in öncelikleri arasında, müşteri odaklı dönüşümün hızlandırılması, marka değerinin güçlendirilmesi ve yeni gelir alanlarının hayata geçirilmesi yer alacak.

Kariyerine 2013’te Türk Telekom’da başlayan Çilingir, 2015’te Vodafone Türkiye’ye katıldı. Çilingir, segment pazarlaması, mobil teknolojiler, müşteri etkileşimi ve büyüme pazarlaması alanlarında farklı sorumluluklar üstlendi, sadakat programlarından yeni nesil mobil teknolojilerin pazara sunulmasına kadar çok sayıda projeye liderlik etti.

Çilingir, 2020’de Getir bünyesine katılarak, GetirYemek’in Türkiye lansmanını ve 81 ile yayılma sürecini yönetti.

Daha sonra şirketin Dönüşüm ve Strateji Direktörlüğü ile Ticari Strateji ve Büyüme Direktörlüğü görevlerini üstlenen Çilingir, şirketin ticari yapılanması, büyüme modelleri, iş ortaklıkları ve gelir stratejilerinin geliştirilmesinde rol aldı.

Son olarak Getir’de Pazarlama Başkan Yardımcısı olarak görev alan Çilingir, şirketin pazarlama stratejisinin şekillendirilmesi ve geliştirilmesine liderlik etti.

İTÜ İşletme Mühendisliği Bölümünden mezun olan, “stratejik büyüme planlaması”, “marka yönetimi”, “dijital pazarlama”, “müşteri kazanımı ve bağlılığı”, “iş ortaklıkları”, “ürün lansmanları” ve “çok kanallı pazarlama stratejileri” alanlarında uzmanlığı bulunan Çilingir, Fortune Türkiye tarafından hazırlanan “En Etkin 50 CMO” listesinde de yer aldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Beste Kaya Çilingir, şunları kaydetti:

“Çalışanların, şirketlerin ve iş ortaklarının gündelik hayatına doğrudan değer katan Edenred Türkiye’nin Rüya Takımı’na katılmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Büyüme odaklı pazarlamayı, müşteri deneyimini geliştiren, ticari hedefleri destekleyen ve sürdürülebilir gelişimin önünü açan stratejik bir güç olarak görüyorum. Edenred’in yenilikçi yaklaşımını, güçlü marka mirasını ve dijital yetkinliklerini daha da ileriye taşıyacak çalışmalara liderlik etmek için sabırsızlanıyorum.”

DeFacto, BM Sürdürülebilir Tedarik Koalisyonu’na Türkiye’den Katılan İlk Şirket Oldu

DeFacto, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi bünyesinde faaliyet gösteren “Sürdürülebilir Tedarik Koalisyonu”na Türkiye’den katılan ilk şirket oldu. DeFacto’yu koalisyon komitesinde Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam temsil edecek. Şirket, koalisyon kapsamında tekstil tedarik zincirlerinde izlenebilirlik, tedarikçi gelişimi, sorumlu ham madde kullanımı, kaynak verimliliği, karbon emisyonlarının azaltılması, insan hakları ve çalışma koşulları gibi alanlardaki deneyimini paylaşacak.

Global moda markası DeFacto, sürdürülebilir ve sorumlu tedarik zinciri yaklaşımını uluslararası iş birlikleriyle güçlendirmeye devam ediyor. DeFacto, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) tarafından yürütülen Sürdürülebilir Tedarik Koalisyonu’nun (Coalition for Sustainable Procurement) resmî üyesi oldu. Türkiye’den koalisyona katılan tek üye olan DeFacto’yu komitede, Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam temsil edecek. DeFacto bu üyelikle, sorumlu tedarik alanındaki deneyimini küresel bilgi paylaşımına taşıyacak ve yeni uygulama çerçevelerinin geliştirilmesine katkı sunacak.

BM Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin Sürdürülebilir Tedarik Koalisyonu; sürdürülebilir satın alma uygulamalarının yaygınlaştırılmasını, sorumlu ve dirençli tedarik zincirlerinin geliştirilmesini ve özel sektörün bu alandaki dönüşümünün hızlandırılmasını amaçlıyor. Koalisyon çatısı altında farklı sektör ve ülkelerden üyeler; ortak bilgi üretimi, iyi uygulama paylaşımı ve uluslararası uygulama araçlarının geliştirilmesi için birlikte çalışıyor. Koalisyonun çalışmaları; tedarikçi seçimi ve değerlendirmesinden karbon emisyonlarının azaltılmasına, insan haklarından çalışma koşullarına, döngüsel ekonomiden tedarikçi gelişimine kadar geniş bir alanı kapsıyor.

DeFacto’nun Tedarik Deneyimi Küresel Çalışmalara Taşınacak

elif cam 1 698x375 1

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan DeFacto Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam, şunları söyledi: “Hazır giyim sektöründe sürdürülebilir dönüşümün kalıcı bir etki yaratması, değer zincirinin bütününde ortak bir anlayışla hareket edilmesini gerektiriyor. Satın alma kararları; ham madde seçiminden üretim süreçlerine, kaynak kullanımından çalışma koşullarına ve karbon emisyonlarına kadar birçok alanda dönüşümü hızlandırabilecek güçlü bir etkiye sahip. DeFacto olarak sorumlu tedarik yaklaşımımızı tedarikçilerimizle birlikte gelişen, ölçülebilir ve uzun vadeli bir yapı üzerine kuruyoruz. DeFacto’nun koalisyona resmî üye olarak kabul edilmesi ve Türkiye’den bu platformda yer alan tek üye olması bizim için büyük bir gurur. Tekstil ve moda sektöründeki deneyimimizi küresel bilgi paylaşımına taşırken farklı sektörlerin iyi uygulamalarından yararlanmayı, ortak çözüm ve araçların geliştirilmesine katkı sunmayı hedefliyoruz. Bu iş birliğinin sürdürülebilir satın alma uygulamalarının yaygınlaşmasına ve daha sorumlu, izlenebilir ve dirençli tedarik zincirlerinin oluşturulmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.”

DeFacto, İklim Hedeflerini Değer Zincirinin Tamamına Taşıyor

defacto magaza

Koalisyon üyeliği, DeFacto’nun iklim ve tedarik zinciri yönetiminde sürdürdüğü dönüşümün yeni adımını oluşturuyor. Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından onaylanan emisyon azaltım ve net sıfır hedefleri doğrultusunda ilerleyen DeFacto, 2025 yılında CDP İklim Değişikliği skorunu A- seviyesine yükseltti; CDP Supplier Engagement Assessment’ta ise A Liderlik Skoru elde etti. Şirket, koalisyon aracılığıyla edineceği küresel bilgi ve uygulama deneyimini tedarikçi etkileşimini güçlendirmek, sorumlu tedariki yaygınlaştırmak ve daha dayanıklı bir değer zinciri oluşturmak için kullanmayı hedefliyor.

HOKA’nın Büyüme Hızı Yavaşlıyor mu? Deckers Yeni Dönem İçin Rotasını Değiştiriyor

Son yılların en hızlı büyüyen spor ayakkabı markalarından HOKA, büyümesini sürdürüyor ancak artık daha temkinli bir döneme giriyor. HOKA‘nın sahibi Deckers Brands, tarihinde ilk kez bir çeyrekte 1 milyar dolar satış barajını aşarak 1,02 milyar dolar ciroya ulaştı. Şirketin lokomotif markası HOKA ise satışlarını yaklaşık %8 artırarak 703 milyon doların üzerine taşıdı.

Ancak yatırımcıların gündemindeki asıl soru farklı: HOKA’nın yıllardır süren hızlı yükselişi ivme kaybetmeye mi başladı?

HOKA Büyüyor Ama Artık Farklı Bir Stratejiyle

HOKA’nın doğrudan tüketiciye (DTC) satışları ilk çeyrekte %17 artarken, toptan satış kanalı yalnızca %3 büyüdü. Bu tablo, markanın büyümesini artık daha çok kendi mağazaları ve dijital kanalları üzerinden sürdürdüğünü gösteriyor.

Deckers yönetimi ise ikinci yarıda HOKA’nın premium perakende iş birliklerini artıracağını, uluslararası pazarlarda büyümeyi hızlandıracağını ve yeni ürünlerle farklı tüketici gruplarına ulaşmayı hedeflediğini açıkladı. Özellikle yeni Clifton 11 ve Clifton Pro modellerinin daha genç ve erkek tüketicilerden güçlü ilgi gördüğü belirtiliyor.

Spor Giyimde Asıl Sınav Hızlı Büyümek Değil, Büyümeyi Korumak

deckers brands

Son yıllarda koşu kategorisinin yıldızı haline gelen HOKA, artık çok daha farklı bir rekabet ortamında faaliyet gösteriyor. Nike yeniden ivme kazanmak için yatırımlarını artırırken, Adidas, New Balance, On ve ASICS de performans koşu segmentindeki rekabeti kızıştırıyor.

Bu nedenle yatırımcılar yalnızca satış artışına değil, büyümenin sürdürülebilirliğine odaklanıyor. Analistler, HOKA’nın güçlü marka konumunu koruduğunu ancak geçmiş yıllardaki çift haneli büyüme temposunun daha dengeli bir seviyeye inebileceğini değerlendiriyor.

HOKA’nın hikâyesi artık “en hızlı büyüyen marka” olmaktan çıkıp, büyümesini sürdürülebilir hale getirme sürecine dönüşüyor. Spor perakendesinde yeni başarı ölçütü yalnızca yüksek büyüme oranları değil; doğru ürün inovasyonu, güçlü DTC stratejisi ve farklı tüketici segmentlerine ulaşabilme yeteneği olacak.

Nike’tan Akıllı Terlik Hamlesi: Toparlanma Deneyimi Artık Giyilebilir Hale Geliyor

Nike, performans teknolojileri şirketi Hyperice ile geliştirdiği Air Zoom Hyperslide modelini tanıttı. Isı ve titreşim teknolojisini bir araya getiren akıllı terlik, spor sonrası kasların toparlanmasını desteklemek amacıyla geliştirildi. Bluetooth bağlantısıyla mobil uygulama üzerinden kontrol edilebilen ürün, 29 Eylül’de 249 dolar fiyat etiketiyle satışa sunulacak.

Bu lansman, spor giyim markalarının artık yalnızca performans sırasında değil, performans sonrasında da tüketicinin yanında olmak istediğini gösteriyor.

Spor Giyim Markaları Yeni Büyüme Alanını “Recovery” Kategorisinde Buluyor

nike

Air Zoom Hyperslide’ın en dikkat çeken özelliği, manyetik olarak çıkarılıp takılabilen modülleri sayesinde ayağa ısı ve titreşim terapisi uygulaması. Kullanıcılar üç farklı ısı ve üç farklı titreşim seviyesi arasında seçim yapabiliyor. Ürün, Hyperice uygulaması üzerinden kişiselleştirilebilirken, fiziksel düğmelerle de kontrol edilebiliyor.

Son yıllarda sporcular kadar günlük kullanıcıların da toparlanma, uyku kalitesi ve kas sağlığına daha fazla önem vermesi, “recovery” ürünlerini hızla büyüyen bir kategori haline getirdi. Masaj tabancaları, kompresyon botları ve akıllı toparlanma cihazlarının ardından şimdi bu teknoloji doğrudan ayakkabı kategorisine taşınıyor.

Perakendede Yeni Değer Ürün Değil, Deneyim Sunmak

nike air zoom hyperslide in black 1024x614 1

Nike’ın Hyperice ile yaptığı iş birliği, spor perakendesinde ürün inovasyonunun yön değiştirdiğini ortaya koyuyor. Artık rekabet yalnızca daha hafif koşu ayakkabıları veya daha dayanıklı spor ekipmanları geliştirmekten ibaret değil. Markalar, antrenmanın öncesini, sırasını ve sonrasını kapsayan bütünsel bir deneyim ekosistemi oluşturmayı hedefliyor.

Bu strateji aynı zamanda spor giyim markalarının teknoloji şirketleriyle iş birliklerini artırdığını da gösteriyor. Giyilebilir teknoloji, yapay zekâ ve mobil uygulamalar sayesinde fiziksel ürünler, kişiselleştirilmiş dijital hizmetlerle desteklenen yeni bir değer önerisine dönüşüyor.

Nike’ın akıllı terliği, spor perakendesinin geleceğine dair önemli bir mesaj veriyor. Önümüzdeki dönemde tüketiciler yalnızca performansı artıran ürünler değil; sağlık, iyileşme ve günlük yaşam kalitesini destekleyen akıllı çözümler de satın alacak. Spor markaları için yeni rekabet alanı artık yalnızca sahada değil, antrenman sonrasındaki deneyimde de şekilleniyor.

Sephora Geleceğin Güzellik Markalarına Yatırım Yapıyor

Sephora, güzellik sektörünün geleceğini şekillendirecek markaları bugünden keşfetmeye devam ediyor. Şirket, girişimcilik programı Sephora Accelerate kapsamında bu yıl kozmetik, cilt bakımı, saç bakımı ve parfüm kategorilerinden 12 yeni markayı destekleyeceğini açıkladı.

  1. yılına giren program, erken aşamadaki markalara yalnızca finansal destek değil; Sephora yöneticileriyle birebir mentorluk, sektör uzmanlarına erişim ve küresel perakende ağına açılma fırsatı sunuyor.

Perakendeciler Artık Raf Vermiyor, Marka İnşa Ediyor

Bu yıl programa seçilen markalar; ürün inovasyonu, gelişim potansiyeli ve marka vizyonu kriterlerine göre belirlendi. Katılımcılar, Sephora Impact Summit’e katılma hakkı kazanırken, 100 bin dolarlık Sephora Beauty Grant fonuna da başvurabilecek.

En dikkat çekici nokta ise programdan mezun olan birçok markanın ilerleyen yıllarda Sephora mağazalarında satışa sunulması. Bu da Accelerate’i klasik bir girişim programından çıkarıp, geleceğin marka portföyünü oluşturan stratejik bir yatırım platformuna dönüştürüyor.

Güzellik Perakendesinde Rekabet Ürün Değil, Ekosistem Üzerinden Kuruluyor

sephora magaza

Sephora son yıllarda yalnızca yeni markalara yatırım yapmakla kalmıyor; güzellik deneyimini de teknolojiyle yeniden şekillendiriyor. ChatGPT entegrasyonuyla kişiselleştirilmiş ürün önerileri sunması ve mağazalarda “Sessiz Saatler” uygulamasını başlatması, şirketin müşteri deneyimine yaptığı yatırımın son örnekleri arasında yer alıyor.

Accelerate programı ise bu stratejinin diğer ayağını oluşturuyor. Sephora, yalnızca bugünün en çok satan markalarını raflarına taşımayı değil; yarının güzellik markalarını kendi ekosistemi içinde büyütmeyi hedefliyor.

Güzellik perakendesinde rekabet artık yalnızca en güçlü markaları satmakla kazanılmıyor. Geleceğin kazananları, henüz yolun başındaki girişimleri keşfedebilen, onları geliştirebilen ve tüketiciyle buluşturabilen perakendeciler olacak. Sephora’nın Accelerate programı da bu dönüşümün en güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Benetton Türkiye CEO’su İdris Onay’a Orta Doğu ve Afrika Bölgesinin Ardından Yunanistan da Bağlandı

United Colors of Benetton Türkiye & MEA Genel Müdürü ve Başkan Yardımcısı (VP) İdris Onay’ın görev alanına Yunanistan da eklendi. Onay, Benetton Hellas Yönetim Kurulu Üyeliği’ne atanarak yeni dönemde Türkiye ve MEA bölgesine ek olarak Yunanistan’ın da yer aldığı genişleyen ticari bölgenin liderliğini üstlenecek.

Türkiye’de 1985 yılından bu yana faaliyet gösteren United Colors of Benetton’ın Türkiye operasyonlarına 2015’ten bu yana liderlik eden İdris Onay’ın sorumluluk alanı genişledi. MEA (Orta Doğu ve Afrika) bölgesini kapsayan görevini sürdüren Onay, yeni görevlendirmeyle birlikte Benetton’ın Yunanistan’daki ticari faaliyetlerinin yönetimini de üstlendi. İdris Onay, yeni dönemde markanın bölgesel büyüme hedeflerine yön verirken pazarlar arasındaki koordinasyonu güçlendirmeye ve ticari sinerjiyi artırmaya odaklanacak.

Perakende, tüketici ürünleri ve moda sektörlerinde 20 yılı aşkın tecrübesi bulunan İdris Onay, profesyonel kariyerine Nestlé Türkiye’de adım attı; ardından Wella Kozmetik, Procter & Gamble, Polisan ve Puma gibi ulusal ve uluslararası lider markalarda stratejik planlama süreçlerine ve üst düzey yönetim rollerine liderlik etti. 2015 yılından bu yana Benetton Group Türkiye bünyesinde tepe yönetici olarak görev yapan Onay; Uludağ Üniversitesi Matematik Bölümü’ndeki lisans eğitiminin ardından Londra’da sistem analizi ve tasarımı üzerine öğrenim gördü. Boğaziçi Üniversitesi’nde işletme (MBA) yüksek lisansını tamamlayan Onay, doktora derecesini ise İstanbul Ticaret Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü’nde “Moda Sektöründe Sürdürülebilirlik Arayışları” başlıklı teziyle elde etti.

Meditopia, “Wellness for Every You” Mottosuyla Kurumsal Kimliğini Yeniledi

Mental sağlığın ötesine geçerek fiziksel sağlığı ve sporu da bünyesine katan global wellness Platformu Meditopia, “Wellness for Every You” (Her Halin için Wellness) mottosuyla kurumsal kimliğini yeniledi.

Zihin ve beden sağlığını bölünmez bir bütün olarak ele alan global wellness platformu Meditopia, kurumsal kimliğini yeniledi. İnsanın esenlik yolculuğunu sadece zihinsel bir pratikle sınırlamayıp, sporu ve fiziksel hareketi de kucaklayan bu dönüşüm, geleceğin bütünsel sağlık dinamiklerini merkezine alıyor. Modern dünyanın hızla değişen wellness ihtiyaçlarına daha kapsayıcı bir yapıyla yanıt vermek üzere evrilen yeni kurumsal kimlik; zihinsel dinginliğin ötesine geçerek aktif bir yaşam akışını, sürekliliği ve topluluk bilinciyle gelen kolektif büyümeyi tek bir potada bir araya getiriyor. Markanın bu vizyoner yolculuğunun ve insanı her anında destekleme sözünün temel taşını ise yeni dönem felsefesini kusursuz bir şekilde özetleyen “Wellness for Every You” (Her Halin için Wellness) mottosu oluşturuyor.

Markanın Yıllar İçerisinde Geçirdiği Evrimin Yansıması

2017 yılında bir meditasyon uygulaması olarak yolculuğuna başlayıp tüm dünyada 40 milyon kullanıcı kazanan Meditopia, 2022 yılında kurumsal wellbeing çözümleri de sunmaya başladı. 2024 yılında klinik psikolog, diyetisyen, fizyoterapist, kişisel antrenör, veteriner ve mevzuat danışmanı gibi pek çok alanda uzmanı ekosistemine dahil ederek bütüncül bir çalışan destek programına dönüştü. 

Geçtiğimiz yıldan itibaren ise, Türkiye’nin 50’den fazla şehrinde 3000’den fazla anlaşmalı spor tesisi ve ayda 165’den fazla online canlı spor dersiyle çalışanlara dilediği yerde spor yapma imkanı sunan Meditopia WellnessPass ile hizmet kapsamını genişletti. Yeni kurumsal kimlik, markanın kurulduğu günden bu yana geçirdiği dönüşümü ve fiziksel sağlığı da barındıran kapsamlı wellbeing hizmetlerini vurguluyor.

Dinginlik ve Hareketin Kusursuz Dengesi

1784644063 meditopia logo post

İstanbul ve New York merkezli multidisipliner tasarım stüdyosu Artı Stüdyo iş birliği ile oluşturulan Meditopia’nın yeni kurumsal kimlik tasarımı, dinginlik ile hareket arasındaki kusursuz denge üzerine inşa edildi. Markanın yeni amblemi; eski logoda da yer alan ve kadim dönüşümün sembolü olan lotus çiçeği ile hareketin estetiğini yakalayan kronofotografi sanatı referanslarını bir araya getiriyor. Bu dinamik birleşim, kullanıcının hem fiziksel hem mental yolculuğundaki ilerlemeyi, sürekliliği ve içsel akışı simgeliyor.

Kronofotografik yapı, aynı zamanda zarif bir dokunuşla Meditopia’nın baş harfi olan “M”yi şekillendirerek amblemi doğrudan marka ismiyle bütünleştiriyor. Amblemin tam kalbinde yer alan kalp formu ise markanın toplumsal ve kolektif wellbeing odağını sembolize ediyor. Logo ile kusursuz bir uyum yakalaması için özel olarak tasarlanan eliptik harf formlarına sahip yeni yazı karakteri ise marka kimliğindeki geometrik ve organik bütünlüğü tamamlıyor.

“Zihin ve Beden Sağlığını Bir Bütün Olarak Ele Alıyoruz”

meditopiaa

Yenilenen kurumsal kimliğin markanın büyüme hedefleriyle olan güçlü bağını değerlendiren Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi, “Büyüme stratejimiz çerçevesinde, kullanıcılarımızın tüm wellness ihtiyaçlarına uçtan uca yanıt veren global bir ekosistem inşa ediyoruz. Tasarımımızda bir araya getirdiğimiz dinginlik, hareket ve topluluk sembolleri, bu dinamik ekosistemin felsefi birer yansıması. Logomuzun kalbinde yer alan formlar küresel topluluğumuzun paylaştığı içsel büyümeyi özetlerken, yeni kurumsal kimliğimizle Meditopia’yı zihin ve beden sağlığını bir bütün olarak ele alan daha kapsayıcı bir çatıya dönüştürüyoruz. Amacımız, ‘Wellness for Every You’ felsefemiz doğrultusunda insanın her anında ve her duygu durumunda onun en doğal, en güvenilir partneri olabilmek.” açıklamasında bulundu.